menu
MemurOl
← Hap Bilgiler

Türkçe Hap Bilgiler - Hızlı Tekrar

28 konu, hızlı tekrar için özet bilgiler.

Sözcükte Anlam

Sözcükte Anlam

KPSS Türkçe sözcükte anlam konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Çok Anlamlılık

  • Bir sözcüğün birden fazla anlamda kullanılmasına çok anlamlılık denir.
  • Türkçede çoğu sözcük çok anlamlıdır; bağlama göre farklı anlamlar kazanır.
  • Örnek 1: 'Gözüm ağrıyor' (organ), 'İğnenin gözü' (delik), 'Gözü açık' (dikkatli).
  • Örnek 2: 'Başım ağrıyor' (organ), 'Dağın başı' (yer), 'İşin başı' (önemli nokta).
  • Örnek 3: 'Yol kalabalıktı' (cadde), 'Hayat yolu' (mecaz), 'Bilgisayar yolu' (teknik).
  • İpucu: Çok anlamlılıkta sözcük tek kökten gelir ve yeni anlamlar arasında mantıksal bağ vardır.

2. Gerçek (Temel) Anlam

  • Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına gerçek anlam denir.
  • Sözcüğün sözlükteki temel karşılığıdır.
  • Örnek 1: 'Ocaktaki ateş sönmüş.' → 'Ateş' = yanıcı madde alevi (gerçek anlam).
  • Örnek 2: 'Bahçedeki elmayı yedim.' → 'Elma' = meyve (gerçek anlam).
  • Örnek 3: 'Kedi süt içiyor.' → 'Kedi' = hayvan (gerçek anlam).
  • İpucu: Gerçek anlamda sözcük, somut ve herkes tarafından aynı şekilde anlaşılır.

3. Mecaz Anlam

  • Mecaz anlam, sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır.
  • Sözcük, benzerlik, yakınlık veya başka bir ilişki kurularak farklı anlamda kullanılır.
  • Örnek 1: 'Bu sözler onu ateşlendirdi.' → 'Ateş' = öfke, kızgınlık (mecaz anlam).
  • Örnek 2: 'Çocuk çok tatlı.' → 'Tatlı' = sevimli, hoş (mecaz anlam).
  • Örnek 3: 'Bu iş çok ağır.' → 'Ağır' = zor, güç (mecaz anlam).
  • İpucu: Mecaz anlamda sözcük, gerçek anlamından farklı bir kavramı karşılar.

4. Terim Anlam

  • Terim anlam, belirli bir bilim, sanat, meslek dalında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir.
  • Terimler, genellikle tek anlamlıdır ve o alanın uzmanları tarafından kullanılır.
  • Örnek 1: 'Bu cümlede fiil eksik.' → 'Fiil' = dil bilgisi terimi (terim anlam).
  • Örnek 2: 'Hastanın tansiyonu yüksek.' → 'Tansiyon' = tıp terimi (terim anlam).
  • Örnek 3: 'Matematikte denklem çözdük.' → 'Denklem' = matematik terimi (terim anlam).
  • İpucu: Terim anlamda sözcük, belirli bir alanda özel anlam taşır.

5. Söz Sanatları (Anlam Olayları)

  • Söz sanatları, dilin daha etkili ve güzel kullanılması için başvurulan anlam olaylarıdır.
  • Bu sanatlar, sözcüklerin gerçek anlamlarından uzaklaştırılarak yeni anlamlar kazanmasını sağlar.
  • Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzetme sanatı (güçlü insan = aslan).
  • Örnek 2: 'Güneş gülüyor' → kişileştirme sanatı (güneş = insan gibi).
  • Örnek 3: 'Beyaz ölüm' → eğretileme sanatı (kar = ölüm gibi).
  • İpucu: Söz sanatlarında sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaşır.

6. Benzetme (Teşbih)

  • Benzetme, aralarında benzerlik bulunan iki varlık arasında karşılaştırma yapmaktır.
  • Benzetmenin dört unsuru vardır: benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı.
  • Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzeyen: güçlü, benzetilen: aslan, yön: güç, edat: gibi.
  • Örnek 2: 'Buz gibi soğuk' → benzeyen: soğuk, benzetilen: buz, yön: soğukluk, edat: gibi.
  • Örnek 3: 'Altın gibi sarı' → benzeyen: sarı, benzetilen: altın, yön: renk, edat: gibi.
  • İpucu: Benzetmede 'gibi, kadar, sanki' gibi edatlar kullanılır.

7. Eğretileme (İstiare)

  • Eğretileme, benzetmenin kısaltılmış halidir ve benzetme edatı kullanılmaz.
  • Açık eğretileme ve kapalı eğretileme olmak üzere iki türü vardır.
  • Örnek 1: 'Aslan geldi.' → 'Aslan' = güçlü kişi (eğretileme).
  • Örnek 2: 'Beyaz ölüm geldi.' → 'Beyaz ölüm' = kar (eğretileme).
  • Örnek 3: 'Altın saçlı kız.' → 'Altın' = sarı renk (eğretileme).
  • İpucu: Eğretilemede benzetme edatı (gibi, kadar) kullanılmaz.

8. Kişileştirme (Teşhis)

  • Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara insan özellikleri vermektir.
  • Bu sanat, genellikle doğa, hayvan ve cansız varlıklar için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ağaçlar ağlıyor.' → ağaçlar = insan gibi ağlama (kişileştirme).
  • Örnek 2: 'Güneş gülüyor.' → güneş = insan gibi gülme (kişileştirme).
  • Örnek 3: 'Rüzgar şarkı söylüyor.' → rüzgar = insan gibi şarkı söyleme (kişileştirme).
  • İpucu: Kişileştirmede varlıklar insan eylemleri yapar.

9. Kinaye (Değinmece)

  • Kinaye, sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanılmasıdır.
  • Bu sanatta söylenen sözün gerçek anlamı da kabul edilebilir durumdadır.
  • Örnek 1: 'Eli açık.' → hem cömert (mecaz) hem eli gerçekten açık (gerçek).
  • Örnek 2: 'Gözü tok.' → hem açgözlü değil (mecaz) hem gözü doymuş (gerçek).
  • Örnek 3: 'Ağzı sıkı.' → hem sır tutar (mecaz) hem ağzı kapalı (gerçek).
  • İpucu: Kinayede sözcük hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılabilir.

10. Mecazımürsel (Ad Aktarması)

  • Mecazımürsel, bir sözcüğün benzerlik olmadan başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.
  • Parça-bütün, iç-dış, sanatçı-eser, yer-insan gibi ilişkiler kurulur.
  • Örnek 1: 'Ankara karar verdi.' → Ankara = hükümet (yer-insan ilişkisi).
  • Örnek 2: 'Soba yandı.' → soba = sobanın içindeki ateş (iç-dış ilişkisi).
  • Örnek 3: 'Yaşar Kemal okudum.' → Yaşar Kemal = onun eseri (sanatçı-eser ilişkisi).
  • İpucu: Mecazımürselde benzerlik değil, ilişki vardır.

11. Dokundurma (Tariz)

  • Dokundurma, söylenen sözün tersini kastetmektir.
  • Bu sanatta alaycı bir ton kullanılır ve sözün gerçek anlamı kastedilmez.
  • Örnek 1: 'Ne kadar da çalışkan!' → çalışkan = tembel (dokundurma).
  • Örnek 2: 'Çok akıllısın!' → akıllı = aptal (dokundurma).
  • Örnek 3: 'Harika bir iş yaptın!' → harika = kötü (dokundurma).
  • İpucu: Dokundurmada sözün tersi kastedilir.

12. Mübalağa (Abartma)

  • Mübalağa, bir durumu olduğundan fazla göstermektir.
  • Bu sanat, etkiyi artırmak ve dikkat çekmek için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Dünyalar kadar seviyorum.' → sevgi abartılmış (mübalağa).
  • Örnek 2: 'Bin yıl bekledim.' → bekleme süresi abartılmış (mübalağa).
  • Örnek 3: 'Gökyüzüne kadar yükseldi.' → yükseklik abartılmış (mübalağa).
  • İpucu: Mübalağada gerçek olmayan büyük sayılar veya ifadeler kullanılır.

13. Dolaylama

  • Dolaylama, bir sözcüğü doğrudan söylemek yerine dolaylı yoldan anlatmaktır.
  • Bu sanat, daha etkili ve güzel anlatım sağlar.
  • Örnek 1: 'Beyaz perde' → sinema (dolaylama).
  • Örnek 2: 'Kara elmas' → kömür (dolaylama).
  • Örnek 3: 'Beyaz altın' → pamuk (dolaylama).
  • İpucu: Dolaylamada sözcük doğrudan söylenmez, özellikleriyle anlatılır.

14. Güzel Adlandırma

  • Güzel adlandırma, hoş olmayan sözcüklerin yerine güzel sözcükler kullanmaktır.
  • Bu sanat, kaba ve çirkin sözcüklerden kaçınmak için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Vefat etti.' → öldü (güzel adlandırma).
  • Örnek 2: 'Görme engelli.' → kör (güzel adlandırma).
  • Örnek 3: 'İşitme engelli.' → sağır (güzel adlandırma).
  • İpucu: Güzel adlandırmada kaba sözcükler yerine nazik ifadeler kullanılır.

15. Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

  • Sözcükler arasında çeşitli anlam ilişkileri bulunur.
  • Bu ilişkiler: eş anlamlılık, yakın anlamlılık, karşıt anlamlılık, eş seslilik'tir.
  • Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler.
  • Örnek 2: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler.
  • Örnek 3: 'yaz-yaz' → eş sesli sözcükler (farklı anlamlar).
  • İpucu: Sözcükler arasındaki anlam ilişkisini tespit etmek önemlidir.

16. Eş - Yakın Anlamlı Sözcükler

  • Eş anlamlı sözcükler, aynı anlamı taşıyan farklı sözcüklerdir.
  • Yakın anlamlı sözcükler, anlamları birbirine çok yakın olan sözcüklerdir.
  • Örnek 1: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler (tamamen aynı anlam).
  • Örnek 2: 'güzel-hoş' → yakın anlamlı sözcükler (çok benzer anlam).
  • Örnek 3: 'büyük-iri' → yakın anlamlı sözcükler (benzer anlam).
  • İpucu: Eş anlamlılar tamamen aynı, yakın anlamlılar benzer anlam taşır.

17. Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler

  • Karşıt anlamlı sözcükler, birbirinin tersi anlamları taşıyan sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler genellikle aynı türden varlıkları karşılaştırır.
  • Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler (boyut).
  • Örnek 2: 'sıcak-soğuk' → karşıt anlamlı sözcükler (sıcaklık).
  • Örnek 3: 'iyi-kötü' → karşıt anlamlı sözcükler (nitelik).
  • İpucu: Karşıt anlamlılar birbirinin tam tersi anlam taşır.

18. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler

  • Eş sesli sözcükler, yazılışları aynı ama anlamları farklı olan sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler telaffuz edilirken aynı sesi çıkarır.
  • Örnek 1: 'yüz' (sayı) → 100 sayısı, 'yüz' (organ) → yüz organı.
  • Örnek 2: 'yaz' (mevsim) → yaz mevsimi, 'yaz' (fiil) → yazma eylemi.
  • Örnek 3: 'dal' (ağaç dalı) → ağaç parçası, 'dal' (fiil) → dalma eylemi.
  • İpucu: Eş sesli sözcükler aynı yazılır ama farklı anlamlar taşır.

19. Somut - Soyut Anlamlı Sözcükler

  • Somut sözcükler, beş duyu organıyla algılanabilen varlıkları karşılar.
  • Soyut sözcükler, beş duyu organıyla algılanamayan kavramları karşılar.
  • Örnek 1: 'masa' → somut sözcük (görülebilir, dokunulabilir).
  • Örnek 2: 'sevgi' → soyut sözcük (hissedilir ama görülemez).
  • Örnek 3: 'ses' → somut sözcük (işitilebilir), 'mutluluk' → soyut sözcük (hissedilir).
  • İpucu: Somut sözcükler duyularla algılanır, soyut sözcükler sadece hissedilir.

20. Nitel - Nicel Anlamlı Sözcükler

  • Nitel anlamlı sözcükler, varlığın özelliğini, kalitesini belirten sözcüklerdir.
  • Nicel anlamlı sözcükler, varlığın miktarını, sayısını belirten sözcüklerdir.
  • Örnek 1: 'güzel' → nitel anlamlı (özellik belirten).
  • Örnek 2: 'beş' → nicel anlamlı (sayı belirten).
  • Örnek 3: 'büyük' → nitel anlamlı (özellik), 'çok' → nicel anlamlı (miktar).
  • İpucu: Nitel sözcükler özellik, nicel sözcükler miktar belirtir.

21. Genel - Özel Anlamlı Sözcükler

  • Genel anlamlı sözcükler, daha geniş kapsamlı varlıkları karşılar.
  • Özel anlamlı sözcükler, daha dar kapsamlı varlıkları karşılar.
  • Örnek 1: 'hayvan' → genel anlamlı (tüm hayvanları kapsar).
  • Örnek 2: 'kedi' → özel anlamlı (sadece kediyi kapsar).
  • Örnek 3: 'ağaç' → genel anlamlı, 'çam' → özel anlamlı.
  • İpucu: Genel sözcükler daha kapsamlı, özel sözcükler daha dar kapsamlıdır.

22. Yansıma Sözcükler

  • Yansıma sözcükler, doğadaki sesleri taklit eden sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler genellikle tekrarlanarak kullanılır.
  • Örnek 1: 'çat çat' → yansıma sözcük (ses taklidi).
  • Örnek 2: 'tık tık' → yansıma sözcük (ses taklidi).
  • Örnek 3: 'miyav' → yansıma sözcük (hayvan sesi taklidi).
  • İpucu: Yansıma sözcükler doğa seslerini taklit eder.

23. Kalıplaşmış Söz Öbekleri

  • Kalıplaşmış söz öbekleri, belirli bir düzen içinde kullanılan sözcük gruplarıdır.
  • Bu öbekler değiştirilemez ve sabit kalıplar halinde kullanılır.
  • Örnek 1: 'göz atmak' → kalıplaşmış söz öbeği (bakmak anlamında).
  • Örnek 2: 'kulak vermek' → kalıplaşmış söz öbeği (dinlemek anlamında).
  • Örnek 3: 'el uzatmak' → kalıplaşmış söz öbeği (yardım etmek anlamında).
  • İpucu: Kalıplaşmış söz öbekleri değiştirilemez ve sabit kalıplardır.

24. İkilemeler

  • İkilemeler, aynı sözcüğün tekrarlanması veya yakın anlamlı sözcüklerin yan yana kullanılmasıdır.
  • Bu sözcükler anlamı güçlendirir ve etkiyi artırır.
  • Örnek 1: 'yavaş yavaş' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • Örnek 2: 'güzel güzel' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • Örnek 3: 'koşa koşa' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • İpucu: İkilemeler aynı sözcüğün tekrarlanmasıyla oluşur.

25. Pekiştirmeler

  • Pekiştirmeler, sözcüğün anlamını güçlendirmek için yapılan eklemelerdir.
  • Bu eklemeler sözcüğün başına veya ortasına eklenir.
  • Örnek 1: 'sapsarı' → pekiştirme (sap + sarı).
  • Örnek 2: 'kapkara' → pekiştirme (kap + kara).
  • Örnek 3: 'bembeyaz' → pekiştirme (bem + beyaz).
  • İpucu: Pekiştirmeler sözcüğün başına eklenen seslerle oluşur.

26. Deyimler

  • Deyimler, kalıplaşmış söz öbekleridir ve gerçek anlamlarından uzaklaşmıştır.
  • Bu söz öbekleri genellikle mecaz anlamda kullanılır.
  • Örnek 1: 'göz atmak' → deyim (bakmak anlamında).
  • Örnek 2: 'kulak vermek' → deyim (dinlemek anlamında).
  • Örnek 3: 'el uzatmak' → deyim (yardım etmek anlamında).
  • İpucu: Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir ve mecaz anlamda kullanılır.

27. Atasözleri

  • Atasözleri, uzun deneyimler sonucu ortaya çıkan öğüt verici sözlerdir.
  • Bu sözler genellikle mecaz anlamda kullanılır ve öğüt verir.
  • Örnek 1: 'Ağaç yaşken eğilir.' → atasözü (eğitim öğütü).
  • Örnek 2: 'Damlaya damlaya göl olur.' → atasözü (birikim öğütü).
  • Örnek 3: 'Sakla samanı, gelir zamanı.' → atasözü (tutumluluk öğütü).
  • İpucu: Atasözleri öğüt verici sözlerdir ve mecaz anlamda kullanılır.

28. Söz Öbekleri (Kalıplaşmamış)

  • Kalıplaşmamış söz öbekleri, sözcüklerin serbestçe bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Bu öbekler değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.
  • Örnek 1: 'güzel bir ev' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • Örnek 2: 'büyük bir şehir' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • Örnek 3: 'hızlı bir araba' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • İpucu: Kalıplaşmamış söz öbekleri değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.

Cümlede Anlam

Cümlede Anlam

KPSS Türkçe cümlede anlam konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Cümlenin Yorumu

  • Cümlenin yorumu, cümlede verilen bilgilerin doğru şekilde anlaşılmasıdır.
  • Cümledeki sözcüklerin anlamları ve cümlenin genel bağlamı dikkate alınır.
  • Örnek 1: 'Bu kitap çok değerli.' → 'değerli' = pahalı veya önemli (bağlama göre).
  • Örnek 2: 'Hava çok sıcak.' → 'sıcak' = yüksek sıcaklık (kesin anlam).
  • Örnek 3: 'Çok güzel bir gün.' → 'güzel' = hoş, iyi (subjektif anlam).
  • İpucu: Sözcüklerin birden fazla anlamı olabilir, cümlenin genel bağlamına bakın.

2. Cümlenin İletisi (Ana Düşünce)

  • Cümlenin iletisi, cümlenin vermek istediği temel mesajdır.
  • Bu mesaj, cümlenin ana fikrini ve amacını ortaya koyar.
  • Örnek 1: 'Okumak insanı geliştirir.' → ana düşünce: okumanın faydaları.
  • Örnek 2: 'Çalışmak başarının anahtarıdır.' → ana düşünce: çalışmanın önemi.
  • Örnek 3: 'Dostluk en değerli hazinedir.' → ana düşünce: dostluğun değeri.
  • İpucu: Ana düşünce genellikle cümlenin sonunda veya en vurgulu kısmında yer alır.

3. Cümleden Çıkarılacak Kesin Yargı

  • Cümleden çıkarılacak kesin yargı, cümlede açıkça belirtilen bilgilerdir.
  • Bu yargılar, cümlede doğrudan ifade edilen gerçeklerdir.
  • Örnek 1: 'Türkiye'nin başkenti Ankara'dır.' → kesin yargı: başkent Ankara.
  • Örnek 2: 'Su 100°C'de kaynar.' → kesin yargı: suyun kaynama noktası.
  • Örnek 3: 'İstanbul Türkiye'nin en büyük şehridir.' → kesin yargı: İstanbul'un büyüklüğü.
  • İpucu: Kesin yargılar 'dır, dir' ekleri veya sayısal verilerle ifade edilir.

4. Cümlede Vurgu

  • Cümlede vurgu, önemli olan sözcük veya sözcük grubunun belirginleştirilmesidir.
  • Vurgu, genellikle cümlenin sonunda yer alır.
  • Örnek 1: 'Ben kitap okudum.' → vurgu: 'okudum' (eylem).
  • Örnek 2: 'Kitabı ben okudum.' → vurgu: 'ben' (özne).
  • Örnek 3: 'Ben kitabı okudum.' → vurgu: 'kitabı' (nesne).
  • İpucu: Vurgu genellikle cümlenin sonunda, özel durumlarda başında veya ortasında olur.

5. Eş - Yakın Anlamlı Cümleler

  • Eş anlamlı cümleler, aynı anlamı taşıyan farklı cümlelerdir.
  • Yakın anlamlı cümleler, anlamları birbirine çok yakın olan cümlelerdir.
  • Örnek 1: 'Hava çok sıcak.' ↔ 'Hava fazlasıyla ısınmış.' (yakın anlamlı).
  • Örnek 2: 'Kitap okudum.' ↔ 'Kitabı bitirdim.' (yakın anlamlı).
  • Örnek 3: 'Çok güzel.' ↔ 'Harika.' (eş anlamlı).
  • İpucu: Eş anlamlılar tamamen aynı, yakın anlamlılar benzer ama farklı anlam taşır.

6. Anlamca Çelişen Cümleler

  • Anlamca çelişen cümleler, birbirine ters düşen anlamlar taşıyan cümlelerdir.
  • Bu cümleler birbirini yalanlar veya çelişir.
  • Örnek 1: 'Hava sıcak.' ↔ 'Hava soğuk.' (çelişen cümleler).
  • Örnek 2: 'Kitap güzel.' ↔ 'Kitap çirkin.' (çelişen cümleler).
  • Örnek 3: 'Çalışkan öğrenci.' ↔ 'Tembel öğrenci.' (çelişen cümleler).
  • İpucu: Çelişen cümlelerde zıt sözcükler (sıcak-soğuk, güzel-çirkin) kullanılır.

7. Anlamlarına Göre Cümleler (Genel Başlık)

  • Anlamlarına göre cümleler, cümlenin taşıdığı anlam türüne göre sınıflandırılır.
  • Bu sınıflandırma, cümlenin vermek istediği mesaja göre yapılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum.' → olumlu cümle (onaylayan).
  • Örnek 2: 'Kitap okumadım.' → olumsuz cümle (reddeden).
  • Örnek 3: 'Kitap okudun mu?' → soru cümlesi (bilgi isteyen).
  • İpucu: Cümle türleri yüklemin anlamına ve cümlenin amacına göre belirlenir.

8. Olumlu Cümle

  • Olumlu cümle, bir durumu onaylayan, kabul eden cümledir.
  • Bu cümlelerde olumsuzluk eki bulunmaz.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum.' → olumlu cümle (eylem onaylanıyor).
  • Örnek 2: 'Güzel bir gün.' → olumlu cümle (durum onaylanıyor).
  • Örnek 3: 'Çok mutluyum.' → olumlu cümle (duygu onaylanıyor).
  • İpucu: Olumlu cümlelerde olumsuzluk eki (-me, -ma) bulunmaz.

9. Olumsuz Cümle

  • Olumsuz cümle, bir durumu reddeden, kabul etmeyen cümledir.
  • Bu cümlelerde olumsuzluk eki (-me, -ma) bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okumadım.' → olumsuz cümle (eylem reddediliyor).
  • Örnek 2: 'Güzel değil.' → olumsuz cümle (durum reddediliyor).
  • Örnek 3: 'Hiç mutlu değilim.' → olumsuz cümle (duygu reddediliyor).
  • İpucu: Olumsuz cümlelerde -me, -ma, değil, hiç gibi olumsuzluk ifadeleri bulunur.

10. Soru Cümlesi

  • Soru cümlesi, bir bilgi almak veya onay almak için sorulan cümledir.
  • Bu cümlelerde soru eki (-mi, -mı) veya soru sözcükleri bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okudun mu?' → soru cümlesi (onay soruyor).
  • Örnek 2: 'Nasılsın?' → soru cümlesi (bilgi soruyor).
  • Örnek 3: 'Ne zaman geldin?' → soru cümlesi (zaman soruyor).
  • İpucu: Soru cümlelerinde -mi, -mı ekleri veya ne, nasıl, nerede gibi soru sözcükleri bulunur.

11. Ünlem Cümlesi

  • Ünlem cümlesi, duyguları, heyecanı, şaşkınlığı ifade eden cümledir.
  • Bu cümlelerde ünlem işareti (!) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ne güzel!' → ünlem cümlesi (hayranlık).
  • Örnek 2: 'Vay canına!' → ünlem cümlesi (şaşkınlık).
  • Örnek 3: 'Harika!' → ünlem cümlesi (sevinç).
  • İpucu: Ünlem cümlelerinde (!) işareti ve ne, vay, ah gibi ünlem sözcükleri bulunur.

12. Emir Cümlesi

  • Emir cümlesi, bir işin yapılmasını isteyen, buyuran cümledir.
  • Bu cümlelerde emir kipi kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap oku!' → emir cümlesi (buyruk).
  • Örnek 2: 'Gel!' → emir cümlesi (buyruk).
  • Örnek 3: 'Çalış!' → emir cümlesi (buyruk).
  • İpucu: Emir cümlelerinde yüklem emir kipinde olur ve genellikle ünlem işareti (!) kullanılır.

13. İstek Cümlesi

  • İstek cümlesi, bir şeyin olmasını arzu eden cümledir.
  • Bu cümlelerde istek kipi (-e, -a) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okuyayım.' → istek cümlesi (arzu).
  • Örnek 2: 'Gideyim.' → istek cümlesi (arzu).
  • Örnek 3: 'Çalışayım.' → istek cümlesi (arzu).
  • İpucu: İstek cümlelerinde yüklem istek kipinde (-e, -a) olur ve kişi kendi isteğini belirtir.

14. Gereklilik Cümlesi

  • Gereklilik cümlesi, bir işin yapılması gerektiğini belirten cümledir.
  • Bu cümlelerde gereklilik kipi (-meli, -malı) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumalıyım.' → gereklilik cümlesi (zorunluluk).
  • Örnek 2: 'Gitmelisin.' → gereklilik cümlesi (zorunluluk).
  • Örnek 3: 'Çalışmalısın.' → gereklilik cümlesi (zorunluluk).
  • İpucu: Gereklilik cümlelerinde yüklem gereklilik kipinde (-meli, -malı) olur ve zorunluluk belirtir.

15. Koşul Cümlesi

  • Koşul cümlesi, bir işin gerçekleşmesi için koşul belirten cümledir.
  • Bu cümlelerde koşul eki (-se, -sa) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okursan gelişirsin.' → koşul cümlesi (şart).
  • Örnek 2: 'Gelirse giderim.' → koşul cümlesi (şart).
  • Örnek 3: 'Çalışırsan başarırsın.' → koşul cümlesi (şart).
  • İpucu: Koşul cümlelerinde yüklem koşul kipinde (-se, -sa) olur ve şart belirtir.

16. Neden-Sonuç Cümlesi

  • Neden-sonuç cümlesi, bir olayın nedenini ve sonucunu belirten cümledir.
  • Bu cümlelerde 'çünkü', 'için', 'dolayı' gibi bağlaçlar kullanılır.
  • Örnek 1: 'Yağmur yağdığı için ıslandım.' → neden: yağmur, sonuç: ıslanma.
  • Örnek 2: 'Çalıştığım için başardım.' → neden: çalışma, sonuç: başarı.
  • Örnek 3: 'Hasta olduğu için gelmedi.' → neden: hastalık, sonuç: gelmeme.
  • İpucu: Neden-sonuç cümlelerinde 'çünkü, için, dolayı' gibi bağlaçlar kullanılır.

17. Amaç-Sonuç Cümlesi

  • Amaç-sonuç cümlesi, bir işin amacını ve sonucunu belirten cümledir.
  • Bu cümlelerde 'için', 'amacıyla', 'diye' gibi bağlaçlar kullanılır.
  • Örnek 1: 'Sınavı kazanmak için çalıştım.' → amaç: kazanmak, sonuç: çalışma.
  • Örnek 2: 'Para kazanmak için çalışıyor.' → amaç: para, sonuç: çalışma.
  • Örnek 3: 'Sağlıklı olmak için spor yapıyor.' → amaç: sağlık, sonuç: spor.
  • İpucu: Amaç-sonuç cümlelerinde 'için, amacıyla, diye' gibi bağlaçlar kullanılır.

18. Koşul-Sonuç Cümlesi

  • Koşul-sonuç cümlesi, bir koşulun gerçekleşmesi halinde sonucu belirten cümledir.
  • Bu cümlelerde 'eğer', 'şayet', '-se, -sa' gibi ifadeler kullanılır.
  • Örnek 1: 'Eğer çalışırsan başarırsın.' → koşul: çalışma, sonuç: başarı.
  • Örnek 2: 'Şayet gelirse giderim.' → koşul: gelme, sonuç: gitme.
  • Örnek 3: 'Yağmur yağarsa ıslanırız.' → koşul: yağmur, sonuç: ıslanma.
  • İpucu: Koşul-sonuç cümlelerinde 'eğer, şayet' gibi bağlaçlar veya -se, -sa ekleri kullanılır.

19. Karşılaştırma Cümlesi

  • Karşılaştırma cümlesi, iki veya daha fazla varlığı karşılaştıran cümledir.
  • Bu cümlelerde 'daha', 'en', 'kadar', 'gibi' gibi sözcükler kullanılır.
  • Örnek 1: 'Bu kitap diğerinden daha güzel.' → karşılaştırma (daha).
  • Örnek 2: 'En güzel kitap bu.' → karşılaştırma (en).
  • Örnek 3: 'Bu kadar güzel değil.' → karşılaştırma (kadar).
  • İpucu: Karşılaştırma cümlelerinde 'daha, en, kadar, gibi' gibi karşılaştırma sözcükleri bulunur.

20. Tanım Cümlesi

  • Tanım cümlesi, bir kavramın ne olduğunu açıklayan cümledir.
  • Bu cümlelerde 'nedir', 'kimdir', 'nedir' gibi sorulara cevap verilir.
  • Örnek 1: 'Kitap, yazılı sayfaların bir araya getirilmesiyle oluşan eserdir.' → tanım.
  • Örnek 2: 'Öğretmen, öğrencilere bilgi veren kişidir.' → tanım.
  • Örnek 3: 'Ağaç, kök, gövde ve dalları olan bitkidir.' → tanım.
  • İpucu: Tanım cümlelerinde 'nedir, kimdir' sorularına cevap verilir ve 'dır, dir' ekleri kullanılır.

21. Örnekleme Cümlesi

  • Örnekleme cümlesi, bir konuyu örneklerle açıklayan cümledir.
  • Bu cümlelerde 'örneğin', 'mesela', 'gibi' gibi ifadeler kullanılır.
  • Örnek 1: 'Hayvanlar, örneğin kedi, köpek, kuş gibi canlılardır.' → örnekleme.
  • Örnek 2: 'Meyveler, mesela elma, armut, portakal gibi besinlerdir.' → örnekleme.
  • Örnek 3: 'Renkler, örneğin kırmızı, mavi, yeşil gibi tonlardır.' → örnekleme.
  • İpucu: Örnekleme cümlelerinde 'örneğin, mesela, gibi' gibi örnekleme ifadeleri bulunur.

22. Açıklama Cümlesi

  • Açıklama cümlesi, bir konuyu detaylı şekilde açıklayan cümledir.
  • Bu cümlelerde 'yani', 'demek ki', 'şöyle ki' gibi ifadeler kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak, yani yazılı metinleri incelemek faydalıdır.' → açıklama.
  • Örnek 2: 'Çalışmak, demek ki emek harcamak başarı getirir.' → açıklama.
  • Örnek 3: 'Spor yapmak, şöyle ki vücudu hareket ettirmek sağlıklıdır.' → açıklama.
  • İpucu: Açıklama cümlelerinde 'yani, demek ki, şöyle ki' gibi açıklama bağlaçları kullanılır.

23. Cümle Tamamlama

  • Cümle tamamlama, eksik bırakılan cümlenin uygun sözcüklerle tamamlanmasıdır.
  • Bu işlemde cümlenin anlamı ve yapısı dikkate alınır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak...' → 'faydalıdır' ile tamamlanabilir.
  • Örnek 2: 'Çalışmak...' → 'başarı getirir' ile tamamlanabilir.
  • Örnek 3: 'Spor yapmak...' → 'sağlıklıdır' ile tamamlanabilir.
  • İpucu: Cümle tamamlarken anlam ve yapı uyumuna dikkat edin, en uygun sözcüğü seçin.

24. Cümle Oluşturma

  • Cümle oluşturma, verilen sözcüklerden anlamlı bir cümle kurmaktır.
  • Bu işlemde sözcüklerin doğru sıralanması önemlidir.
  • Örnek 1: 'kitap, okumak, faydalı' → 'Kitap okumak faydalıdır.'
  • Örnek 2: 'çalışmak, başarı, getirir' → 'Çalışmak başarı getirir.'
  • Örnek 3: 'spor, yapmak, sağlıklı' → 'Spor yapmak sağlıklıdır.'
  • İpucu: Cümle oluştururken sözcükleri doğru sıralayın ve anlamlı bir bütün oluşturun.

25. Cümleler Arası İlişkiler

  • Cümleler arası ilişkiler, cümlelerin birbirleriyle olan bağlantılarını gösterir.
  • Bu ilişkiler neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul-sonuç gibi türlerde olabilir.
  • Örnek 1: 'Yağmur yağdı. Bu yüzden ıslandım.' → neden-sonuç ilişkisi.
  • Örnek 2: 'Çalıştım. Amacım başarmaktı.' → amaç-sonuç ilişkisi.
  • Örnek 3: 'Gelirse giderim. Şartı budur.' → koşul-sonuç ilişkisi.
  • İpucu: Cümleler arası ilişkileri bağlaçlara ve anlam bağlantılarına bakarak tespit edin.

26. Uyarı

  • Uyarı, dikkat çekmek veya bilgilendirmek amacıyla yapılan bildirimdir.
  • Bu cümlelerde 'dikkat', 'uyarı', 'dikkat edin' gibi ifadeler kullanılır.
  • Örnek 1: 'Dikkat! Islak zemin.' → uyarı cümlesi (tehlike).
  • Örnek 2: 'Uyarı! Yüksek voltaj.' → uyarı cümlesi (tehlike).
  • Örnek 3: 'Dikkat edin! Kaygan yüzey.' → uyarı cümlesi (tehlike).
  • İpucu: Uyarı cümlelerinde 'dikkat, uyarı, dikkat edin' gibi uyarı sözcükleri ve (!) işareti bulunur.

Paragrafta Anlam

Paragrafta Anlam

KPSS Türkçe paragrafta anlam konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Paragrafın Yapısı

  • Paragraf, bir ana düşünce etrafında toplanan cümlelerden oluşan yazı birimidir.
  • Paragrafın üç temel bölümü vardır: giriş, gelişme ve sonuç.
  • Örnek 1: Giriş cümlesi → konuyu tanıtır ve ana düşünceyi belirtir.
  • Örnek 2: Gelişme cümleleri → ana düşünceyi destekler ve açıklar.
  • Örnek 3: Sonuç cümlesi → paragrafı özetler ve sonuçlandırır.
  • İpucu: Paragraf yapısını anlamak için cümlelerin işlevlerini tespit edin.

2. Paragrafın Bölümleri ve Boşluk Tamamlama

  • Paragrafın bölümleri, cümlelerin işlevlerine göre belirlenir.
  • Boşluk tamamlama, paragrafın anlam bütünlüğünü sağlamak için yapılır.
  • Örnek 1: Giriş bölümünde boşluk → konuyu tanıtan cümle gelir.
  • Örnek 2: Gelişme bölümünde boşluk → ana düşünceyi destekleyen cümle gelir.
  • Örnek 3: Sonuç bölümünde boşluk → paragrafı özetleyen cümle gelir.
  • İpucu: Boşluk tamamlarken önceki ve sonraki cümlelerin anlamına bakın.

3. Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler

  • Düşüncenin akışını bozan cümleler, paragrafın ana konusundan uzaklaşan cümlelerdir.
  • Bu cümleler paragrafın anlam bütünlüğünü bozar ve dikkat dağıtır.
  • Örnek 1: Kitap hakkında yazılan paragrafta spor cümlesi → akışı bozar.
  • Örnek 2: Eğitim konusunda yazılan paragrafta yemek cümlesi → akışı bozar.
  • Örnek 3: Sanat hakkında yazılan paragrafta ekonomi cümlesi → akışı bozar.
  • İpucu: Akışı bozan cümleyi bulmak için paragrafın ana konusunu tespit edin.

4. Paragrafı İkiye Bölme

  • Paragrafı ikiye bölme, uzun paragrafları anlamlı bölümlere ayırma işlemidir.
  • Bu işlemde paragrafın mantıklı bölünme noktaları tespit edilir.
  • Örnek 1: İki farklı konu işlenen paragraf → konu değişiminde bölünür.
  • Örnek 2: Farklı örnekler verilen paragraf → örnek değişiminde bölünür.
  • Örnek 3: Zaman değişimi olan paragraf → zaman değişiminde bölünür.
  • İpucu: Paragrafı bölerken anlam bütünlüğünü koruyan noktaları bulun.

5. Paragraf Oluşturma

  • Paragraf oluşturma, verilen cümlelerden anlamlı bir paragraf kurma işlemidir.
  • Bu işlemde cümlelerin mantıklı sıralanması ve anlam bütünlüğü sağlanır.
  • Örnek 1: Giriş cümlesi → konuyu tanıtır ve ana düşünceyi belirtir.
  • Örnek 2: Gelişme cümleleri → ana düşünceyi destekler ve açıklar.
  • Örnek 3: Sonuç cümlesi → paragrafı özetler ve sonuçlandırır.
  • İpucu: Paragraf oluştururken cümlelerin işlevlerini ve sıralarını doğru belirleyin.

6. Paragrafta Yer Değiştirme

  • Paragrafta yer değiştirme, cümlelerin doğru sıralanması için yapılan düzenlemedir.
  • Bu işlemde cümlelerin mantıklı akışı sağlanır ve anlam bütünlüğü korunur.
  • Örnek 1: Giriş cümlesi yanlış yerde → doğru yere taşınır.
  • Örnek 2: Gelişme cümlesi sonuçta → gelişme bölümüne taşınır.
  • Örnek 3: Sonuç cümlesi başta → sona taşınır.
  • İpucu: Yer değiştirirken cümlelerin işlevlerini ve paragraf yapısını göz önünde bulundurun.

7. Paragrafın İçeriği (Konu)

  • Paragrafın içeriği, paragrafta işlenen ana konudur.
  • Konu, paragrafın tüm cümlelerinde ortak olan temadır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumanın faydaları' → paragrafın konusu.
  • Örnek 2: 'Eğitimin önemi' → paragrafın konusu.
  • Örnek 3: 'Sanatın toplumdaki yeri' → paragrafın konusu.
  • İpucu: Paragrafın konusunu bulmak için tüm cümlelerde ortak olan temayı tespit edin.

8. Ana Düşünce

  • Ana düşünce, paragrafın vermek istediği temel mesajdır.
  • Ana düşünce, paragrafın tüm cümlelerinin desteklediği temel fikirdir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak insanı geliştirir' → ana düşünce.
  • Örnek 2: 'Eğitim toplumun temelidir' → ana düşünce.
  • Örnek 3: 'Sanat insanı zenginleştirir' → ana düşünce.
  • İpucu: Ana düşünce genellikle giriş veya sonuç cümlesinde yer alır.

9. Yardımcı Düşünceler

  • Yardımcı düşünceler, ana düşünceyi destekleyen ve açıklayan fikirlerdir.
  • Bu düşünceler ana düşünceyi güçlendirir ve paragrafı zenginleştirir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak kelime dağarcığını geliştirir' → yardımcı düşünce.
  • Örnek 2: 'Eğitim bireysel gelişimi sağlar' → yardımcı düşünce.
  • Örnek 3: 'Sanat duygusal gelişimi destekler' → yardımcı düşünce.
  • İpucu: Yardımcı düşünceler ana düşünceyi destekleyen örnekler ve açıklamalardır.

10. Paragrafta Anlatım Biçimleri

  • Paragrafta anlatım biçimleri, düşüncenin nasıl ifade edildiğini gösterir.
  • Bu biçimler açıklayıcı, tartışmacı, öyküleyici ve betimleyici olmak üzere dört türdür.
  • Örnek 1: Açıklayıcı anlatım → bilgi verir ve açıklar.
  • Örnek 2: Tartışmacı anlatım → görüş belirtir ve savunur.
  • Örnek 3: Öyküleyici anlatım → olay anlatır ve hikaye eder.
  • İpucu: Anlatım biçimini tespit etmek için paragrafın amacını ve üslubunu inceleyin.

11. Açıklayıcı Anlatım

  • Açıklayıcı anlatım, bir konuyu bilgilendirici şekilde açıklayan anlatım biçimidir.
  • Bu anlatımda nesnel bir üslup kullanılır ve bilgi aktarımı amaçlanır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak zihinsel gelişimi sağlar' → açıklayıcı anlatım.
  • Örnek 2: 'Eğitim sistemi toplumu şekillendirir' → açıklayıcı anlatım.
  • Örnek 3: 'Sanat insan duygularını ifade eder' → açıklayıcı anlatım.
  • İpucu: Açıklayıcı anlatımda nesnel ifadeler ve bilgi aktarımı vardır.

12. Tartışmacı Anlatım

  • Tartışmacı anlatım, bir görüşü savunan ve karşıt görüşleri çürüten anlatım biçimidir.
  • Bu anlatımda öznel bir üslup kullanılır ve ikna etme amaçlanır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak en iyi alışkanlıktır' → tartışmacı anlatım.
  • Örnek 2: 'Eğitim herkesin hakkıdır' → tartışmacı anlatım.
  • Örnek 3: 'Sanat toplum için gereklidir' → tartışmacı anlatım.
  • İpucu: Tartışmacı anlatımda öznel ifadeler ve ikna etme çabası vardır.

13. Öyküleyici Anlatım

  • Öyküleyici anlatım, bir olayı zaman sırasına göre anlatan anlatım biçimidir.
  • Bu anlatımda olaylar kronolojik sırayla verilir ve hikaye edilir.
  • Örnek 1: 'Sabah kalktım, kahvaltı yaptım, işe gittim' → öyküleyici anlatım.
  • Örnek 2: 'Önce okula gitti, sonra eve döndü' → öyküleyici anlatım.
  • Örnek 3: 'İlk önce çalıştı, sonra başardı' → öyküleyici anlatım.
  • İpucu: Öyküleyici anlatımda zaman sırası ve olay akışı vardır.

14. Betimleyici Anlatım

  • Betimleyici anlatım, bir varlığı veya durumu görsel özellikleriyle anlatan anlatım biçimidir.
  • Bu anlatımda duyusal ayrıntılar kullanılır ve görsel tasvir yapılır.
  • Örnek 1: 'Mavi gökyüzü, yeşil ağaçlar, güzel manzara' → betimleyici anlatım.
  • Örnek 2: 'Büyük ev, geniş bahçe, güzel çiçekler' → betimleyici anlatım.
  • Örnek 3: 'Uzun saçlı, mavi gözlü, güzel yüzlü' → betimleyici anlatım.
  • İpucu: Betimleyici anlatımda görsel ayrıntılar ve duyusal tasvirler vardır.

15. Düşünceyi Geliştirme Yolları

  • Düşünceyi geliştirme yolları, ana düşünceyi desteklemek için kullanılan yöntemlerdir.
  • Bu yollar tanımlama, karşılaştırma, örnekleme gibi çeşitli tekniklerdir.
  • Örnek 1: Tanımlama → kavramı açıklar ve tanımlar.
  • Örnek 2: Karşılaştırma → benzerlik ve farklılıkları gösterir.
  • Örnek 3: Örnekleme → somut örneklerle açıklar.
  • İpucu: Düşünceyi geliştirme yollarını tespit etmek için kullanılan teknikleri inceleyin.

16. Tanımlama

  • Tanımlama, bir kavramın ne olduğunu açıklayan düşünce geliştirme yoludur.
  • Bu yöntemde kavramın özellikleri ve nitelikleri belirtilir.
  • Örnek 1: 'Kitap, yazılı sayfaların bir araya getirilmesiyle oluşan eserdir' → tanımlama.
  • Örnek 2: 'Eğitim, bireyin gelişimini sağlayan süreçtir' → tanımlama.
  • Örnek 3: 'Sanat, insan duygularını ifade eden yaratıcılıktır' → tanımlama.
  • İpucu: Tanımlamada 'nedir, kimdir' sorularına cevap verilir ve 'dır, dir' ekleri kullanılır.

17. Karşılaştırma

  • Karşılaştırma, iki veya daha fazla varlığı benzerlik ve farklılıklarıyla ele alan düşünce geliştirme yoludur.
  • Bu yöntemde varlıklar arasındaki ortak ve farklı özellikler belirtilir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak televizyon izlemekten daha faydalıdır' → karşılaştırma.
  • Örnek 2: 'Eğitim geçmişte farklı, şimdi daha gelişmiş' → karşılaştırma.
  • Örnek 3: 'Sanat müzik gibi duyguları ifade eder' → karşılaştırma.
  • İpucu: Karşılaştırmada 'daha, en, kadar, gibi' gibi karşılaştırma sözcükleri kullanılır.

18. Örnekleme

  • Örnekleme, bir düşünceyi somut örneklerle açıklayan düşünce geliştirme yoludur.
  • Bu yöntemde soyut kavramlar somut örneklerle desteklenir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak faydalıdır, örneğin roman, şiir, bilim kitapları' → örnekleme.
  • Örnek 2: 'Eğitim önemlidir, mesela okul, üniversite, kurs' → örnekleme.
  • Örnek 3: 'Sanat çeşitlidir, örneğin resim, müzik, tiyatro' → örnekleme.
  • İpucu: Örneklemede 'örneğin, mesela, gibi' gibi örnekleme ifadeleri kullanılır.

Ses Bilgisi

Ses Bilgisi

KPSS Türkçe ses bilgisi konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Sesler

  • Sesler, konuşma organları tarafından üretilen ve dilin temel birimlerini oluşturan ses öğeleridir.
  • Türkçede sesler ünlü ve ünsüz olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
  • Örnek 1: Ünlü sesler → a, e, ı, i, o, ö, u, ü (8 tane).
  • Örnek 2: Ünsüz sesler → b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z (21 tane).
  • Örnek 3: Toplam ses sayısı → 29 ses (8 ünlü + 21 ünsüz).
  • İpucu: Sesleri ayırt etmek için ünlü ve ünsüz özelliklerini bilin.

2. Ünlü Sesler ve Ünlü Uyumları

  • Ünlü sesler, ses yolunda engel olmadan çıkan seslerdir ve 8 tanedir.
  • Ünlü uyumları, Türkçenin karakteristik özelliği olan ses uyumlarıdır.
  • Örnek 1: Büyük ünlü uyumu → a, ı, o, u / e, i, ö, ü (kalın-ince).
  • Örnek 2: Küçük ünlü uyumu → düz ünlüler (a, ı, e, i) / yuvarlak ünlüler (o, ö, u, ü).
  • Örnek 3: 'ev' → e-i (ince), 'okul' → o-u (kalın) uyumlu.
  • İpucu: Ünlü uyumlarını kontrol etmek için kalın-ince ve düz-yuvarlak ayrımını yapın.

3. Ünsüz Sesler

  • Ünsüz sesler, ses yolunda engel oluşturularak çıkan seslerdir ve 21 tanedir.
  • Ünsüzler sert-yumuşak, sürekli-süreksiz gibi özelliklerine göre sınıflandırılır.
  • Örnek 1: Sert ünsüzler → ç, f, h, k, p, s, ş, t (8 tane).
  • Örnek 2: Yumuşak ünsüzler → b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z (13 tane).
  • Örnek 3: Sürekli ünsüzler → f, ğ, h, j, l, m, n, r, s, ş, v, y, z (13 tane).
  • İpucu: Ünsüzleri ayırt etmek için sert-yumuşak ve sürekli-süreksiz özelliklerini bilin.

4. Ses Olayları

  • Ses olayları, sözcüklerin çekimlenmesi veya türetilmesi sırasında seslerde meydana gelen değişikliklerdir.
  • Bu olaylar ünlü ve ünsüz seslerde farklı şekillerde gerçekleşir.
  • Örnek 1: Ünsüz değişimi → 'kitap' + 'ı' = 'kitabı' (p→b).
  • Örnek 2: Ünlü düşmesi → 'ağız' + 'ı' = 'ağzı' (ı düşer).
  • Örnek 3: Ünsüz benzeşmesi → 'kitap' + 'cı' = 'kitapçı' (c→ç).
  • İpucu: Ses olaylarını tespit etmek için sözcüğün kök halini ve eklenen eki inceleyin.

5. Ünsüz Değişimi - Yumuşama

  • Ünsüz değişimi (yumuşama), sert ünsüzlerin yumuşak ünsüzlere dönüşmesi olayıdır.
  • Bu olay genellikle ünlü ile başlayan ekler geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'kitap' + 'ı' = 'kitabı' → p→b (yumuşama).
  • Örnek 2: 'ağaç' + 'ı' = 'ağacı' → ç→c (yumuşama).
  • Örnek 3: 'renk' + 'i' = 'rengi' → k→g (yumuşama).
  • İpucu: Yumuşamayı tespit etmek için sert ünsüzlerin (ç, f, h, k, p, s, ş, t) yumuşak karşılıklarını bilin.

6. Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşme)

  • Ünsüz benzeşmesi (sertleşme), b, c, d, g ünsüzlerinin sert ünsüzlerden (f, s, t, k, ç, ş, h, p) sonra p, ç, t, k ünsüzlerine dönüşmesi olayıdır.
  • Bu olay yalnızca sert ünsüzle biten sözcüğe, yumuşak ünsüzle başlayan ek geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'kitap' + 'cı' = 'kitapçı' → c→ç (sertleşme).
  • Örnek 2: 'renk' + 'de' = 'renkte' → d→t (sertleşme).
  • Örnek 3: 'ağaç' + 'dan' = 'ağaçtan' → d→t (sertleşme).
  • İpucu: Sertleşmeyi bulmak için sözcüğün son harfi ile ekin ilk harfine bakın. Son harf sert ünsüz, ekin ilk harfi b/c/d/g ise sertleşme olur.

7. Ünlü Düşmesi

  • Ünlü düşmesi, sözcüklerin çekimlenmesi sırasında ünlü seslerin kaybolması olayıdır.
  • Bu olay genellikle iki heceli sözcüklerde ve belirli ekler geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'ağız' + 'ı' = 'ağzı' → ı düşer (ünlü düşmesi).
  • Örnek 2: 'göğüs' + 'ü' = 'göğsü' → ü düşer (ünlü düşmesi).
  • Örnek 3: 'karın' + 'ı' = 'karnı' → ı düşer (ünlü düşmesi).
  • İpucu: Ünlü düşmesini tespit etmek için sözcüğün kök halindeki ünlü sayısını karşılaştırın.

8. Ünlü Türemesi

  • Ünlü türemesi, sözcüklerin çekimlenmesi sırasında ünlü seslerin eklenmesi olayıdır.
  • Bu olay genellikle ünsüz ile biten sözcüklerde ve belirli ekler geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'bir' + 'er' = 'birer' → e türemesi (ünlü türemesi).
  • Örnek 2: 'o' + 'nlar' = 'onlar' → n türemesi (ünsüz türemesi).
  • Örnek 3: 'bu' + 'nlar' = 'bunlar' → n türemesi (ünsüz türemesi).
  • İpucu: Ünlü türemesini tespit etmek için sözcüğün kök halindeki ünlü sayısını karşılaştırın.

9. Ünsüz Düşmesi

  • Ünsüz düşmesi, sözcüklerin çekimlenmesi sırasında ünsüz seslerin kaybolması olayıdır.
  • Bu olay genellikle belirli sözcüklerde ve belirli ekler geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'küçük' + 'cük' = 'küçücük' → k düşer (ünsüz düşmesi).
  • Örnek 2: 'büyük' + 'cük' = 'büyücük' → k düşer (ünsüz düşmesi).
  • Örnek 3: 'ufak' + 'cık' = 'ufacık' → k düşer (ünsüz düşmesi).
  • İpucu: Ünsüz düşmesini tespit etmek için sözcüğün kök halindeki ünsüz sayısını karşılaştırın.

10. Ünsüz Türemesi

  • Ünsüz türemesi, sözcüklerin çekimlenmesi sırasında ünsüz seslerin eklenmesi olayıdır.
  • Bu olay genellikle belirli sözcüklerde ve belirli ekler geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'his' + 'etmek' = 'hissetmek' → s türemesi (ünsüz türemesi).
  • Örnek 2: 'zan' + 'etmek' = 'zannetmek' → n türemesi (ünsüz türemesi).
  • Örnek 3: 'hal' + 'etmek' = 'halletmek' → l türemesi (ünsüz türemesi).
  • İpucu: Ünsüz türemesini tespit etmek için sözcüğün kök halindeki ünsüz sayısını karşılaştırın.

11. Ünlü Daralması

  • Ünlü daralması, geniş ünlülerin (a, e) dar ünlülere (ı, i, u, ü) dönüşmesi olayıdır.
  • Bu olay genellikle -yor eki geldiğinde gerçekleşir.
  • Örnek 1: 'gel' + 'iyor' = 'geliyor' → e→i (ünlü daralması).
  • Örnek 2: 'bak' + 'ıyor' = 'bakıyor' → a→ı (ünlü daralması).
  • Örnek 3: 'git' + 'iyor' = 'gidiyor' → e→i (ünlü daralması).
  • İpucu: Ünlü daralmasını tespit etmek için -yor ekinden önceki ünlüyü inceleyin.

12. Ulama

  • Ulama, ünsüz ile biten sözcükten sonra ünlü ile başlayan sözcük geldiğinde seslerin birleşmesi olayıdır.
  • Bu olay konuşma dilinde doğal olarak gerçekleşir ve akıcılık sağlar.
  • Örnek 1: 'kitap okumak' → 'kitapokumak' (ulama).
  • Örnek 2: 'ev aramak' → 'evaramak' (ulama).
  • Örnek 3: 'göz açmak' → 'gözaçmak' (ulama).
  • İpucu: Ulamayı tespit etmek için ünsüz ile biten sözcükten sonra ünlü ile başlayan sözcük arayın.

13. Yardımcı Sesler (Kaynaştırma Harfleri)

  • Yardımcı sesler (kaynaştırma harfleri), ünlü ile biten sözcüklere ünlü ile başlayan ekler geldiğinde araya giren seslerdir.
  • Bu sesler y, ş, s, n olmak üzere dört tanedir ve belirli kurallara göre kullanılır.
  • Örnek 1: 'ev' + 'i' = 'evi' → y kaynaştırma harfi (yardımcı ses).
  • Örnek 2: 'göz' + 'ü' = 'gözü' → y kaynaştırma harfi (yardımcı ses).
  • Örnek 3: 'el' + 'i' = 'eli' → y kaynaştırma harfi (yardımcı ses).
  • İpucu: Kaynaştırma harflerini tespit etmek için ünlü ile biten sözcüklere ünlü ile başlayan eklerin gelmesini inceleyin.

Yapı Bilgisi

Yapı Bilgisi

KPSS Türkçe yapı bilgisi konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Kök ve Gövde

  • Kök, sözcüğün anlam taşıyan en küçük parçasıdır ve daha fazla bölünemez.
  • Gövde, köke yapım eki eklenerek oluşan ve yeni anlam kazanan sözcük parçasıdır.
  • Örnek 1: 'ev' → kök, 'evli' → gövde (ev + -li yapım eki).
  • Örnek 2: 'kitap' → kök, 'kitapçı' → gövde (kitap + -çı yapım eki).
  • Örnek 3: 'göz' → kök, 'gözlük' → gövde (göz + -lük yapım eki).
  • İpucu: Kökü bulmak için sözcüğü en küçük anlamlı parçaya kadar bölün.

2. Ekler

  • Ekler, sözcüklerin sonuna veya başına eklenen anlam değiştiren veya çekimleyen parçalardır.
  • Ekler yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
  • Örnek 1: Yapım eki → 'ev' + '-li' = 'evli' (yeni anlam).
  • Örnek 2: Çekim eki → 'ev' + '-de' = 'evde' (çekim).
  • Örnek 3: Hem yapım hem çekim → 'evli' + '-ler' = 'evliler' (çekim).
  • İpucu: Yapım ekleri anlam değiştirir, çekim ekleri sadece çekimler.

3. Yapım Ekleri

  • Yapım ekleri, sözcüğe eklenerek yeni anlamlı sözcükler türeten eklerdir.
  • Bu ekler sözcüğün anlamını değiştirir ve yeni sözcükler oluşturur.
  • Örnek 1: '-li' eki → 'ev' + '-li' = 'evli' (yeni anlam).
  • Örnek 2: '-siz' eki → 'ev' + '-siz' = 'evsiz' (yeni anlam).
  • Örnek 3: '-lik' eki → 'göz' + '-lük' = 'gözlük' (yeni anlam).
  • İpucu: Yapım eklerini çıkardığınızda anlamlı bir sözcük kalır.

4. Çekim Ekleri

  • Çekim ekleri, sözcüğün anlamını değiştirmeden sadece çekimleyen eklerdir.
  • Bu ekler sözcüğün durumunu, sayısını, kişisini belirtir.
  • Örnek 1: Hal eki → 'ev' + '-de' = 'evde' (bulunma hali).
  • Örnek 2: Çoğul eki → 'ev' + '-ler' = 'evler' (çoğul).
  • Örnek 3: İyelik eki → 'ev' + '-im' = 'evim' (benim evim).
  • İpucu: Çekim eklerini çıkardığınızda sözcüğün temel anlamı değişmez.

5. Yapılarına Göre Sözcükler

  • Sözcükler yapılarına göre basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üç gruba ayrılır.
  • Basit sözcükler kök halinde, türemiş sözcükler yapım eki almış, birleşik sözcükler iki sözcüğün birleşmesiyle oluşur.
  • Örnek 1: 'ev' → basit sözcük (kök halinde).
  • Örnek 2: 'evli' → türemiş sözcük (ev + -li yapım eki).
  • Örnek 3: 'evrak' → birleşik sözcük (ev + rak birleşmesi).
  • İpucu: Sözcük türünü belirlemek için kök, yapım eki ve birleşme durumunu inceleyin.

Sözcük Türleri

Sözcük Türleri

KPSS Türkçe sözcük türleri konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. İsim (Ad)

  • İsim, varlıkları, kavramları, duyguları adlandıran sözcük türüdür.
  • İsimler, canlı ve cansız varlıkları, soyut ve somut kavramları karşılar.
  • Örnek 1: 'kitap' → isim (cansız varlık).
  • Örnek 2: 'ağaç' → isim (canlı varlık).
  • Örnek 3: 'sevgi' → isim (soyut kavram).
  • İsimler, cümlede özne, nesne, tümleç görevinde kullanılabilir.

2. Varlıkların Türüne Göre İsimler

  • Somut isimler, beş duyu organımızla algılayabildiğimiz varlıkları karşılar.
  • Soyut isimler, beş duyu organımızla algılayamadığımız kavramları karşılar.
  • Örnek: 'masa, kalem' (somut), 'sevgi, akıl' (soyut) isimlerdir.
  • Somut ve soyut isimleri ayırt etmek önemlidir.

3. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler

  • Tekil isimler, tek bir varlığı karşılayan isimlerdir.
  • Çoğul isimler, birden fazla varlığı karşılayan isimlerdir.
  • Örnek: 'kitap' (tekil), 'kitaplar' (çoğul) isimlerdir.
  • İsimlerin tekil ve çoğul hallerini bilmek önemlidir.

4. İsmin Hâlleri

  • İsmin hâlleri, ismin cümledeki görevini belirleyen eklerdir.
  • Türkçede 5 hâl vardır: yalın, belirtme, yönelme, bulunma, ayrılma.
  • Örnek: 'ev' (yalın), 'evi' (belirtme), 'eve' (yönelme), 'evde' (bulunma), 'evden' (ayrılma).
  • İsmin hâllerini bilmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

5. İsim Tamlamaları

  • İsim tamlaması, iki ismin bir araya gelerek oluşturduğu söz grubudur.
  • İsim tamlaması türleri: belirtili, belirtisiz, takısız, zincirleme.
  • Örnek: 'evin kapısı' (belirtili), 'kitap rafı' (belirtisiz) tamlamalarıdır.
  • İsim tamlamalarını tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

6. Zamir (Adıl)

  • Zamir, ismin yerine kullanılan sözcük türüdür.
  • Zamirler, isimlerin yerini tutarak tekrardan kaçınmayı sağlar.
  • Örnek: 'O kitabı okudum' cümlesinde 'o' zamiri 'kitap' isminin yerine kullanılmıştır.
  • Zamirleri tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

7. Kişi Zamirleri

  • Kişi zamirleri, kişileri karşılayan zamirlerdir.
  • Kişi zamirleri: ben, sen, o, biz, siz, onlar.
  • Örnek: 'Ben kitap okudum' cümlesinde 'ben' kişi zamiridir.
  • Kişi zamirlerini bilmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

8. İşaret Zamirleri

  • İşaret zamirleri, varlıkları işaret ederek karşılayan zamirlerdir.
  • İşaret zamirleri: bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar.
  • Örnek: 'Bu güzel' cümlesinde 'bu' işaret zamiridir.
  • İşaret zamirlerini tespit etmek önemlidir.

9. Belgisiz Zamirler

  • Belgisiz zamirler, belirsiz varlıkları karşılayan zamirlerdir.
  • Belgisiz zamirler: bazı, birkaç, herkes, kimse, hiçbiri.
  • Örnek: 'Bazıları geldi' cümlesinde 'bazıları' belgisiz zamirdir.
  • Belgisiz zamirleri tespit etmek önemlidir.

10. Soru Zamirleri

  • Soru zamirleri, soru sorarak varlıkları karşılayan zamirlerdir.
  • Soru zamirleri: kim, ne, hangi, kaç, nerede.
  • Örnek: 'Kim geldi?' cümlesinde 'kim' soru zamiridir.
  • Soru zamirlerini tespit etmek önemlidir.

11. İlgi Zamiri

  • İlgi zamiri, isim tamlamalarında tamlananın yerine kullanılan zamirdir.
  • İlgi zamiri: -ki eki ile yapılır.
  • Örnek: 'Benim kitabım' yerine 'benimki' ifadesi kullanılabilir.
  • İlgi zamirini tespit etmek önemlidir.

12. Sıfat (Ön Ad)

  • Sıfat, isimleri niteleyen veya belirten sözcük türüdür.
  • Sıfatlar, isimlerden önce gelir ve onları niteler veya belirtir.
  • Örnek: 'güzel kitap' ifadesinde 'güzel' sıfat, 'kitap' isimdir.
  • Sıfatları tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

13. Niteleme Sıfatları

  • Niteleme sıfatları, isimlerin özelliklerini belirten sıfatlardır.
  • Niteleme sıfatları, isimlerin nasıl olduğunu gösterir.
  • Örnek: 'büyük ev, kırmızı elma, güzel çiçek' ifadelerinde niteleme sıfatları vardır.
  • Niteleme sıfatlarını tespit etmek önemlidir.

14. Belgisiz Sıfatlar

  • Belgisiz sıfatlar, isimleri belirsiz şekilde belirten sıfatlardır.
  • Belgisiz sıfatlar: bazı, birkaç, her, hiçbir, bütün.
  • Örnek: 'bazı kitaplar, birkaç öğrenci' ifadelerinde belgisiz sıfatlar vardır.
  • Belgisiz sıfatları tespit etmek önemlidir.

15. Sayı Sıfatları

  • Sayı sıfatları, isimlerin sayısını belirten sıfatlardır.
  • Sayı sıfatları: bir, iki, üç, ilk, son, kaçıncı.
  • Örnek: 'üç kitap, ilk gün, son sınav' ifadelerinde sayı sıfatları vardır.
  • Sayı sıfatlarını tespit etmek önemlidir.

16. Soru Sıfatları

  • Soru sıfatları, soru sorarak isimleri belirten sıfatlardır.
  • Soru sıfatları: hangi, kaç, nasıl, ne kadar.
  • Örnek: 'hangi kitap, kaç öğrenci' ifadelerinde soru sıfatları vardır.
  • Soru sıfatlarını tespit etmek önemlidir.

17. İşaret Sıfatları

  • İşaret sıfatları, isimleri işaret ederek belirten sıfatlardır.
  • İşaret sıfatları: bu, şu, o, böyle, şöyle, öyle.
  • Örnek: 'bu kitap, şu ev' ifadelerinde işaret sıfatları vardır.
  • İşaret sıfatlarını tespit etmek önemlidir.

18. Sıfat Tamlamaları

  • Sıfat tamlaması, sıfat ile ismin bir araya gelerek oluşturduğu söz grubudur.
  • Sıfat tamlamasında sıfat, ismi niteler veya belirtir.
  • Örnek: 'güzel kitap, büyük ev' sıfat tamlamalarıdır.
  • Sıfat tamlamalarını tespit etmek önemlidir.

19. Zarf (Belirteç)

  • Zarf, fiilleri, sıfatları veya başka zarfları niteleyen sözcük türüdür.
  • Zarflar, eylemlerin nasıl, ne zaman, nerede yapıldığını belirtir.
  • Örnek: 'hızlı koştu' ifadesinde 'hızlı' zarftır.
  • Zarfları tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

20. Durum Zarfları

  • Durum zarfları, eylemlerin nasıl yapıldığını belirten zarflardır.
  • Durum zarfları, eylemlerin durumunu gösterir.
  • Örnek: 'güzel yazdı, hızlı koştu' ifadelerinde durum zarfları vardır.
  • Durum zarflarını tespit etmek önemlidir.

21. Zaman Zarfları

  • Zaman zarfları, eylemlerin ne zaman yapıldığını belirten zarflardır.
  • Zaman zarfları: dün, bugün, yarın, şimdi, hemen.
  • Örnek: 'dün geldi, şimdi gidiyor' ifadelerinde zaman zarfları vardır.
  • Zaman zarflarını tespit etmek önemlidir.

22. Yer-Yön Zarfları

  • Yer-yön zarfları, eylemlerin nerede yapıldığını belirten zarflardır.
  • Yer-yön zarfları: yukarı, aşağı, içeri, dışarı, ileri, geri.
  • Örnek: 'yukarı çıktı, içeri girdi' ifadelerinde yer-yön zarfları vardır.
  • Yer-yön zarflarını tespit etmek önemlidir.

23. Miktar Zarfları

  • Miktar zarfları, eylemlerin ne kadar yapıldığını belirten zarflardır.
  • Miktar zarfları: çok, az, biraz, fazla, yeterince.
  • Örnek: 'çok çalıştı, az uyudu' ifadelerinde miktar zarfları vardır.
  • Miktar zarflarını tespit etmek önemlidir.

24. Soru Zarfları

  • Soru zarfları, soru sorarak eylemlerin özelliklerini belirten zarflardır.
  • Soru zarfları: nasıl, ne zaman, nerede, niçin, neden.
  • Örnek: 'nasıl gitti, ne zaman geldi' ifadelerinde soru zarfları vardır.
  • Soru zarflarını tespit etmek önemlidir.

25. Fiil (Eylem)

  • Fiil, varlıkların yaptığı işi, oluşu, durumu karşılayan sözcük türüdür.
  • Fiiller, cümlede yüklem görevinde kullanılır.
  • Örnek: 'okudum, geldi, güzel' sözcüklerinden 'okudum' ve 'geldi' fiildir.
  • Fiilleri tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

26. Fiil Çatıları

  • Fiil çatıları, fiillerin özne ve nesne ile olan ilişkisini gösterir.
  • Fiil çatıları: etken, edilgen, dönüşlü, işteş.
  • Örnek: 'okudum' (etken), 'okundu' (edilgen) fiil çatılarıdır.
  • Fiil çatılarını bilmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

27. Edat (İlgeç)

  • Edat, sözcükler arasında anlam ilişkisi kuran sözcük türüdür.
  • Edatlar, tek başına anlam taşımaz, başka sözcüklerle birlikte anlam kazanır.
  • Örnek: 'için, gibi, kadar, ile' sözcükleri edattır.
  • Edatları tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

28. Bağlaç

  • Bağlaç, sözcükleri, söz gruplarını veya cümleleri bağlayan sözcük türüdür.
  • Bağlaçlar, eş görevli öğeleri veya cümleleri birbirine bağlar.
  • Örnek: 've, ama, fakat, çünkü' sözcükleri bağlaçtır.
  • Bağlaçları tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

29. Ünlem

  • Ünlem, duyguları, heyecanı, şaşkınlığı ifade eden sözcük türüdür.
  • Ünlemler, genellikle cümle başında veya sonunda kullanılır.
  • Örnek: 'ah, vay, ey, haydi' sözcükleri ünlemdir.
  • Ünlemleri tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

30. Fiilimsiler (Eylemsiler)

  • Fiilimsi, fiilden türeyen ancak fiil olmayan sözcük türüdür.
  • Fiilimsiler, fiil gibi çekimlenmez, isim, sıfat veya zarf görevinde kullanılır.
  • Örnek: 'okumak, okuyan, okuyarak' sözcükleri fiilimsidir.
  • Fiilimsileri tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

31. İsim-Fiil

  • İsim-fiil, fiilden türeyen ve isim görevinde kullanılan fiilimsidir.
  • İsim-fiil ekleri: -mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş, -uş, -üş.
  • Örnek: 'okumak, yazma, geliş' sözcükleri isim-fiildir.
  • İsim-fiilleri tespit etmek önemlidir.

32. Sıfat-Fiil

  • Sıfat-fiil, fiilden türeyen ve sıfat görevinde kullanılan fiilimsidir.
  • Sıfat-fiil ekleri: -an, -en, -ası, -esi, -maz, -mez, -dık, -dik, -acak, -ecek.
  • Örnek: 'okuyan, gelecek, gülen' sözcükleri sıfat-fiildir.
  • Sıfat-fiilleri tespit etmek önemlidir.

33. Zarf-Fiil

  • Zarf-fiil, fiilden türeyen ve zarf görevinde kullanılan fiilimsidir.
  • Zarf-fiil ekleri: -arak, -erek, -madan, -meden, -ken, -ince, -eli, -alı.
  • Örnek: 'okuyarak, gelmeden, giderken' sözcükleri zarf-fiildir.
  • Zarf-fiilleri tespit etmek önemlidir.

34. Fiilimsi Türleri

  • Fiilimsi türleri: isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil olmak üzere üçe ayrılır.
  • Her fiilimsi türü farklı eklerle yapılır ve farklı görevlerde kullanılır.
  • Örnek: 'okumak' (isim-fiil), 'okuyan' (sıfat-fiil), 'okuyarak' (zarf-fiil).
  • Fiilimsi türlerini ayırt etmek önemlidir.

35. Fiilimsi Grupları

  • Fiilimsi grubu, fiilimsi ile onun tamamlayıcı öğelerinden oluşan söz grubudur.
  • Fiilimsi grubu, cümlede tek öğe gibi işlev görür.
  • Örnek: 'kitap okumak, eve gelmek' fiilimsi gruplarıdır.
  • Fiilimsi gruplarını tespit etmek önemlidir.

36. Yardımcı Fiiller

  • Yardımcı fiil, asıl fiille birlikte kullanılan ve anlamı güçlendiren fiillerdir.
  • Yardımcı fiiller: etmek, olmak, eylemek, kılmak.
  • Örnek: 'teşekkür etmek, mutlu olmak' ifadelerinde yardımcı fiiller vardır.
  • Yardımcı fiilleri tespit etmek önemlidir.

37. Ek Fiil (Ek-Eylem)

  • Ek fiil, isimleri yüklem yapan veya fiillere zaman kazandıran ektir.
  • Ek fiil ekleri: -idi, -imiş, -ise, -dir.
  • Örnek: 'öğrenciydim, güzelmiş, evdir' ifadelerinde ek fiil vardır.
  • Ek fiili tespit etmek, cümle çözümlemesinde önemlidir.

Cümle Bilgisi

Cümle Bilgisi

KPSS Türkçe cümle bilgisi konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Cümle Türleri

  • Cümle türleri, cümlenin yapısına, yüklemin türüne ve öge dizilişine göre sınıflandırılır.
  • Cümle türleri: yüklemlerine göre, öge dizilişine göre, yapılarına göre olmak üzere üçe ayrılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' (fiil cümlesi), 'Güzel bir gün' (isim cümlesi), 'Hava sıcak' (isim cümlesi).
  • Örnek 2: 'Geldi' (kurallı cümle), 'Geldi mi?' (devrik cümle), 'Ne güzel!' (eksiltili cümle).
  • Örnek 3: 'Okudum' (basit cümle), 'Kitap okudum ve yazdım' (birleşik cümle), 'Geldi, gördü, gitti' (sıralı cümle).

2. Yüklemlerine Göre Cümleler

  • Yüklemlerine göre cümleler, yüklemin türüne göre sınıflandırılır.
  • Fiil cümlesi: yüklemi fiil olan cümlelerdir.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' (fiil cümlesi), 'Evden geldi' (fiil cümlesi), 'Yazı yazdı' (fiil cümlesi).
  • İsim cümlesi: yüklemi isim olan cümlelerdir.
  • Örnek 2: 'Hava güzel' (isim cümlesi), 'Öğrenci çalışkan' (isim cümlesi), 'Kitap değerli' (isim cümlesi).

3. Öge Dizilişine Göre Cümleler

  • Öge dizilişine göre cümleler, cümlenin ögelerinin sıralanışına göre sınıflandırılır.
  • Kurallı cümle: yüklemi sonda olan cümlelerdir.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' (kurallı), 'Evden geldi' (kurallı), 'Güzel yazdı' (kurallı).
  • Devrik cümle: yüklemi sonda olmayan cümlelerdir.
  • Örnek 2: 'Okudum kitabı' (devrik), 'Geldi evden' (devrik), 'Yazdı güzel' (devrik).
  • Eksiltili cümle: yüklemi olmayan cümlelerdir.
  • Örnek 3: 'Ne güzel!' (eksiltili), 'Vay canına!' (eksiltili), 'Haydi gidelim!' (eksiltili).

4. Yapılarına Göre Cümleler

  • Yapılarına göre cümleler, cümlenin içerdiği yüklem sayısına göre sınıflandırılır.
  • Basit cümle: tek yüklemi olan cümlelerdir.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' (basit), 'Evden geldi' (basit), 'Güzel yazdı' (basit).
  • Birleşik cümle: birden fazla yüklemi olan cümlelerdir.
  • Örnek 2: 'Kitap okudum ve yazdım' (birleşik), 'Geldi, gördü, gitti' (birleşik), 'Çalıştı, başardı' (birleşik).
  • Sıralı cümle: virgülle ayrılan cümlelerdir.
  • Örnek 3: 'Geldi, gördü, gitti' (sıralı), 'Okudu, yazdı, sildi' (sıralı), 'Koştu, yoruldu, durdu' (sıralı).

5. Cümlenin Ögeleri

  • Cümlenin ögeleri, cümleyi oluşturan temel parçalardır.
  • Cümlenin ögeleri: yüklem, özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci, edat tümleci.
  • Örnek 1: 'Öğrenci kitabı okudu' cümlesinde 'öğrenci' (özne), 'kitabı' (nesne), 'okudu' (yüklem).
  • Örnek 2: 'Evden hızlıca geldi' cümlesinde 'evden' (dolaylı tümleç), 'hızlıca' (zarf tümleci), 'geldi' (yüklem).
  • Örnek 3: 'Senin için çalıştım' cümlesinde 'senin için' (edat tümleci), 'çalıştım' (yüklem).

6. Yüklem

  • Yüklem, cümlenin temel ögesidir ve cümlede yapılan işi, oluşu, durumu belirtir.
  • Yüklem, cümlede mutlaka bulunur ve cümlenin anlamını tamamlar.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' cümlesinde 'okudum' yüklemdir.
  • Örnek 2: 'Hava güzel' cümlesinde 'güzel' yüklemdir.
  • Örnek 3: 'Evden geldi' cümlesinde 'geldi' yüklemdir.

7. Özne

  • Özne, yüklemin bildirdiği işi yapan, oluşu yaşayan varlıktır.
  • Özne, yükleme 'kim?' veya 'ne?' soruları sorularak bulunur.
  • Örnek 1: 'Öğrenci kitap okudu' cümlesinde 'öğrenci' öznedir (kim okudu?).
  • Örnek 2: 'Yağmur yağıyor' cümlesinde 'yağmur' öznedir (ne yağıyor?).
  • Örnek 3: 'Çocuklar oynuyor' cümlesinde 'çocuklar' öznedir (kim oynuyor?).

8. Nesne

  • Nesne, yüklemin bildirdiği işten etkilenen varlıktır.
  • Nesne, yükleme 'kimi?' veya 'neyi?' soruları sorularak bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitabı okudum' cümlesinde 'kitabı' nesnedir (neyi okudum?).
  • Örnek 2: 'Çocuğu gördüm' cümlesinde 'çocuğu' nesnedir (kimi gördüm?).
  • Örnek 3: 'Mektubu yazdı' cümlesinde 'mektubu' nesnedir (neyi yazdı?).

9. Dolaylı Tümleç

  • Dolaylı tümleç, yüklemin bildirdiği işin yönünü, yerini, zamanını belirten ögedir.
  • Dolaylı tümleç, '-e, -a, -de, -da, -den, -dan' eklerini alır.
  • Örnek 1: 'Eve gitti' cümlesinde 'eve' dolaylı tümleçtir (nereye gitti?).
  • Örnek 2: 'Evde kaldı' cümlesinde 'evde' dolaylı tümleçtir (nerede kaldı?).
  • Örnek 3: 'Evden geldi' cümlesinde 'evden' dolaylı tümleçtir (nereden geldi?).

10. Zarf Tümleci

  • Zarf tümleci, yüklemin bildirdiği işin nasıl, ne zaman, ne kadar yapıldığını belirten ögedir.
  • Zarf tümleci, yükleme 'nasıl?', 'ne zaman?', 'ne kadar?' soruları sorularak bulunur.
  • Örnek 1: 'Hızlı koştu' cümlesinde 'hızlı' zarf tümlecidir (nasıl koştu?).
  • Örnek 2: 'Dün geldi' cümlesinde 'dün' zarf tümlecidir (ne zaman geldi?).
  • Örnek 3: 'Çok çalıştı' cümlesinde 'çok' zarf tümlecidir (ne kadar çalıştı?).

11. Edat Tümleci

  • Edat tümleci, edatla kurulan ve yüklemin anlamını tamamlayan ögedir.
  • Edat tümleci, 'için, gibi, kadar, ile' gibi edatlarla kurulur.
  • Örnek 1: 'Senin için çalıştım' cümlesinde 'senin için' edat tümlecidir.
  • Örnek 2: 'Gibi güzel' cümlesinde 'gibi' edat tümlecidir.
  • Örnek 3: 'Kadar büyük' cümlesinde 'kadar' edat tümlecidir.

12. Cümle Analizi

  • Cümle analizi, cümlenin ögelerini tespit etme işlemidir.
  • Cümle analizi yaparken önce yüklem, sonra diğer ögeler bulunur.
  • Örnek 1: 'Öğrenci kitabı okudu' → Özne: öğrenci, Nesne: kitabı, Yüklem: okudu.
  • Örnek 2: 'Evden hızlıca geldi' → Dolaylı Tümleç: evden, Zarf Tümleci: hızlıca, Yüklem: geldi.
  • Örnek 3: 'Senin için çalıştım' → Edat Tümleci: senin için, Yüklem: çalıştım.

13. Cümle Türlerini Belirleme

  • Cümle türlerini belirlerken yüklemin türü, öge dizilişi ve yapı dikkate alınır.
  • Önce yüklem türü, sonra öge dizilişi, en son yapı belirlenir.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → Fiil cümlesi, Kurallı cümle, Basit cümle.
  • Örnek 2: 'Hava güzel' → İsim cümlesi, Kurallı cümle, Basit cümle.
  • Örnek 3: 'Geldi, gördü, gitti' → Fiil cümlesi, Kurallı cümle, Sıralı cümle.

14. KPSS'de Sık Çıkan Sorular

  • KPSS'de cümle bilgisi konusunda öge tespiti, cümle türü belirleme soruları çıkar.
  • Cümle analizi, yüklem türü, öge dizilişi konularında sorular gelir.
  • Örnek 1: 'Hangi cümlede özne gizli öznedir?' türü sorular.
  • Örnek 2: 'Aşağıdaki cümlelerden hangisi devrik cümledir?' türü sorular.
  • Örnek 3: 'Cümlenin ögelerini bulunuz' türü sorular.

Cümle Türleri

Cümle Türleri

KPSS Türkçe cümle türleri konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Yüklemlerine Göre Cümleler

  • Yüklemlerine göre cümleler, yüklemin türüne göre sınıflandırılır.
  • Bu sınıflandırmada yüklem fiil mi isim mi olduğuna bakılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → fiil cümlesi (yüklem: okudum).
  • Örnek 2: 'Hava güzel' → isim cümlesi (yüklem: güzel).
  • Örnek 3: 'Öğrenciyim' → isim cümlesi (yüklem: öğrenciyim).
  • İpucu: Yüklem fiil ise fiil cümlesi, isim ise isim cümlesi olur.

2. Fiil Cümlesi

  • Fiil cümlesi, yüklemi fiil olan cümledir.
  • Fiil cümlelerinde yüklem eylem bildirir ve çekimli fiil olur.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → fiil cümlesi (yüklem: okudum).
  • Örnek 2: 'Eve gitti' → fiil cümlesi (yüklem: gitti).
  • Örnek 3: 'Çalışıyor' → fiil cümlesi (yüklem: çalışıyor).
  • İpucu: Fiil cümlesinde yüklem mutlaka çekimli fiil olmalıdır.

3. Öge Dizilişine Göre Cümleler

  • Öge dizilişine göre cümleler, yüklemin cümledeki yerine göre sınıflandırılır.
  • Kurallı cümlelerde yüklem sonda, devrik cümlelerde yüklem başta veya ortada bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → kurallı cümle (yüklem sonda).
  • Örnek 2: 'Okudum kitabı' → devrik cümle (yüklem başta).
  • Örnek 3: 'Kitabı okudum dün' → devrik cümle (yüklem ortada).
  • İpucu: Yüklem sonda ise kurallı, başta veya ortada ise devrik cümle olur.

4. Devrik Cümle

  • Devrik cümle, yüklemi sonda olmayan cümledir.
  • Devrik cümlelerde yüklem başta, ortada veya herhangi bir yerde bulunabilir.
  • Örnek 1: 'Geldi eve' → devrik cümle (yüklem başta).
  • Örnek 2: 'Eve geldi dün' → devrik cümle (yüklem ortada).
  • Örnek 3: 'Dün eve geldi' → kurallı cümle (yüklem sonda).
  • İpucu: Devrik cümlelerde yüklem sonda değil, başka bir yerde bulunur.

5. Yapılarına Göre Cümleler

  • Yapılarına göre cümleler, cümledeki yüklem sayısına göre sınıflandırılır.
  • Basit cümlelerde tek yüklem, birleşik cümlelerde birden fazla yüklem bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → basit cümle (tek yüklem).
  • Örnek 2: 'Kitap okudum ve yazdım' → birleşik cümle (iki yüklem).
  • Örnek 3: 'Geldi, gördü, gitti' → sıralı cümle (üç yüklem).
  • İpucu: Yüklem sayısını sayarak cümle türünü belirleyin.

6. Birleşik Cümle

  • Birleşik cümle, birden fazla yüklemi olan cümledir.
  • Birleşik cümlelerde yüklemler bağlaçlarla veya virgülle bağlanır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum ve yazdım' → birleşik cümle (ve bağlacı).
  • Örnek 2: 'Geldi, gördü, gitti' → sıralı cümle (virgülle bağlı).
  • Örnek 3: 'Çalıştı ama başaramadı' → birleşik cümle (ama bağlacı).
  • İpucu: Birden fazla yüklem varsa birleşik cümle olur.

7. Girişik Cümle

  • Girişik cümle, içinde yan cümle bulunan birleşik cümledir.
  • Girişik cümlelerde ana cümle ve yan cümle bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okuduğum zaman mutlu olurum' → girişik cümle (yan cümle: okuduğum).
  • Örnek 2: 'Geldiğini duydum' → girişik cümle (yan cümle: geldiğini).
  • Örnek 3: 'Çalıştığı için başardı' → girişik cümle (yan cümle: çalıştığı).
  • İpucu: Fiilimsi bulunan cümleler genellikle girişik cümle olur.

8. Anlamlarına Göre Cümleler

  • Anlamlarına göre cümleler, cümlenin vermek istediği mesaja göre sınıflandırılır.
  • Bu sınıflandırmada cümlenin amacı ve tonu dikkate alınır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → olumlu cümle (onaylayan).
  • Örnek 2: 'Kitap okumadım' → olumsuz cümle (reddeden).
  • Örnek 3: 'Kitap okudun mu?' → soru cümlesi (bilgi isteyen).
  • İpucu: Cümlenin amacını ve tonunu inceleyerek anlam türünü belirleyin.

9. Soru Cümlesi

  • Soru cümlesi, bir bilgi almak veya onay almak için sorulan cümledir.
  • Soru cümlelerinde soru eki (-mi, -mı) veya soru sözcükleri bulunur.
  • Örnek 1: 'Kitap okudun mu?' → soru cümlesi (onay soruyor).
  • Örnek 2: 'Nasılsın?' → soru cümlesi (bilgi soruyor).
  • Örnek 3: 'Ne zaman geldin?' → soru cümlesi (zaman soruyor).
  • İpucu: Soru cümlelerinde -mi, -mı ekleri veya ne, nasıl, nerede gibi soru sözcükleri bulunur.

10. Ünlem Cümlesi

  • Ünlem cümlesi, duyguları, heyecanı, şaşkınlığı ifade eden cümledir.
  • Ünlem cümlelerinde ünlem işareti (!) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ne güzel!' → ünlem cümlesi (hayranlık).
  • Örnek 2: 'Vay canına!' → ünlem cümlesi (şaşkınlık).
  • Örnek 3: 'Harika!' → ünlem cümlesi (sevinç).
  • İpucu: Ünlem cümlelerinde (!) işareti ve ne, vay, ah gibi ünlem sözcükleri bulunur.

11. Emir Cümlesi

  • Emir cümlesi, bir işin yapılmasını isteyen, buyuran cümledir.
  • Emir cümlelerinde emir kipi kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap oku!' → emir cümlesi (buyruk).
  • Örnek 2: 'Gel!' → emir cümlesi (buyruk).
  • Örnek 3: 'Çalış!' → emir cümlesi (buyruk).
  • İpucu: Emir cümlelerinde yüklem emir kipinde olur ve genellikle ünlem işareti (!) kullanılır.

12. Şart Cümlesi

  • Şart cümlesi, bir işin gerçekleşmesi için koşul belirten cümledir.
  • Şart cümlelerinde koşul eki (-se, -sa) kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okursan gelişirsin' → şart cümlesi (koşul).
  • Örnek 2: 'Gelirse giderim' → şart cümlesi (koşul).
  • Örnek 3: 'Çalışırsan başarırsın' → şart cümlesi (koşul).
  • İpucu: Şart cümlelerinde yüklem koşul kipinde (-se, -sa) olur ve koşul belirtir.

13. Cümle Türlerini Belirleme

  • Cümle türlerini belirlemek için yüklemin türü, yeri ve sayısı incelenir.
  • Önce yüklem bulunur, sonra türü, yeri ve sayısı belirlenir.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum' → fiil cümlesi, kurallı, basit.
  • Örnek 2: 'Hava güzel' → isim cümlesi, kurallı, basit.
  • Örnek 3: 'Geldi eve' → fiil cümlesi, devrik, basit.
  • İpucu: Cümle türünü belirlerken yüklemi önce bulun, sonra özelliklerini inceleyin.

14. KPSS'de Sık Çıkan Sorular

  • KPSS'de cümle türleri konusunda sık sorulan sorular yüklem türü ve cümle yapısı ile ilgilidir.
  • Fiil-isim cümlesi ayrımı, kurallı-devrik cümle ayrımı önemli konulardır.
  • Örnek 1: 'Hangi cümle fiil cümlesidir?' → yüklem türü sorusu.
  • Örnek 2: 'Hangi cümle devrik cümledir?' → öge dizilişi sorusu.
  • Örnek 3: 'Hangi cümle birleşik cümledir?' → cümle yapısı sorusu.
  • İpucu: KPSS'de cümle türü sorularında yüklemi bulup özelliklerini inceleyin.

Yazım Kuralları

Yazım Kuralları

KPSS Türkçe yazım kuralları konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler

  • Büyük harfler, cümle başında, özel isimlerde, unvanlarda ve kısaltmalarda kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum.' (cümle başı), 'Ahmet geldi.' (özel isim), 'Doktor Mehmet' (unvan).
  • Örnek 2: 'Türkiye güzel bir ülkedir.' (özel isim), 'Profesör Ali Bey' (unvan), 'Ankara başkenttir.' (özel isim).
  • Örnek 3: 'İstanbul büyük bir şehirdir.' (özel isim), 'Müdür Ayşe Hanım' (unvan), 'Öğretmen Hasan Efendi' (unvan).
  • Örnek 4: 'Dr. Mehmet Bey' (kısaltma), 'Prof. Ali Hoca' (kısaltma), 'Müd. Ayşe Hanım' (kısaltma).
  • Örnek 5: 'Av. Hasan Bey' (kısaltma), 'Hak. Mehmet Bey' (kısaltma), 'Müh. Ali Bey' (kısaltma).
  • İpucu: Cümle başında, özel isimlerde, unvanlarda ve kısaltmalarda büyük harf kullanın.

2. Kısaltmaların Yazımı

  • Kısaltmalar, sözcüklerin kısaltılmış halleridir ve nokta ile yazılır.
  • Kısaltmalar nokta ile yazılır ve büyük harfle başlar.
  • Örnek 1: 'Dr.' (doktor), 'Prof.' (profesör), 'Müd.' (müdür).
  • Örnek 2: 'Öğr.' (öğretmen), 'Av.' (avukat), 'Hak.' (hakim).
  • Örnek 3: 'Müh.' (mühendis), 'Arş.' (araştırmacı), 'Yrd.' (yardımcı).
  • Örnek 4: 'Doç.' (doçent), 'Ord.' (ordinaryüs), 'As.' (asistan).
  • Örnek 5: 'Uzm.' (uzman), 'Baş.' (başkan), 'Gen.' (genel).
  • İpucu: Kısaltmalar nokta ile yazılır ve büyük harfle başlar.

3. Sayıların Yazımı

  • Sayılar, genellikle rakamla yazılır, ancak cümle başında yazıyla yazılır.
  • Sayılar genellikle rakamla yazılır, ancak cümle başında yazıyla yazılır.
  • Örnek 1: '5 kitap' (rakamla), 'Beş kitap okudum.' (cümle başı yazıyla), '10 öğrenci' (rakamla).
  • Örnek 2: 'On öğrenci geldi.' (cümle başı yazıyla), '3 gün' (rakamla), 'Üç gün bekledim.' (cümle başı yazıyla).
  • Örnek 3: '7 saat' (rakamla), 'Yedi saat çalıştım.' (cümle başı yazıyla), '12 ay' (rakamla).
  • Örnek 4: 'On iki ay geçti.' (cümle başı yazıyla), '20 sayfa' (rakamla), 'Yirmi sayfa yazdım.' (cümle başı yazıyla).
  • Örnek 5: '100 lira' (rakamla), 'Yüz lira harcadım.' (cümle başı yazıyla), '50 kişi' (rakamla).
  • İpucu: Cümle başında sayılar yazıyla, diğer durumlarda rakamla yazılır.

4. Deyimlerin ve İkilemelerin Yazımı

  • Deyimler ve ikilemeler ayrı yazılır, ancak bazı durumlarda bitişik yazılabilir.
  • Deyimler ve ikilemeler genellikle ayrı yazılır.
  • Örnek 1: 'göz atmak' (deyim), 'ağır ağır' (ikileme), 'güzel güzel' (ikileme).
  • Örnek 2: 'kulak kabartmak' (deyim), 'er geç' (ikileme), 'az çok' (ikileme).
  • Örnek 3: 'el atmak' (deyim), 'hızlı hızlı' (ikileme), 'yavaş yavaş' (ikileme).
  • Örnek 4: 'baş vurmak' (deyim), 'ileri geri' (ikileme), 'sağa sola' (ikileme).
  • Örnek 5: 'göz kulak olmak' (deyim), 'aşağı yukarı' (ikileme), 'içeri dışarı' (ikileme).
  • İpucu: Deyimler ve ikilemeler genellikle ayrı yazılır.

5. Birleşik Kelimelerin Yazımı

  • Birleşik kelimeler, iki veya daha fazla kelimenin birleşmesiyle oluşur.
  • Birleşik kelimeler bitişik veya ayrı yazılabilir.
  • Örnek 1: 'evli' (bitişik), 'kitap okumak' (ayrı), 'su içmek' (ayrı).
  • Örnek 2: 'çalışkan' (bitişik), 'yemek yemek' (ayrı), 'ev temizlemek' (ayrı).
  • Örnek 3: 'güzel' (bitişik), 'kitap okumak' (ayrı), 'ev temizlemek' (ayrı).
  • Örnek 4: 'akıllı' (bitişik), 'ders çalışmak' (ayrı), 'spor yapmak' (ayrı).
  • Örnek 5: 'başarılı' (bitişik), 'müzik dinlemek' (ayrı), 'film izlemek' (ayrı).
  • İpucu: Birleşik kelimeler ses olaylarına göre bitişik veya ayrı yazılır.

6. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler

  • Bitişik yazılan birleşik kelimeler, ses olayları nedeniyle bitişik yazılır.
  • Bitişik yazılan birleşik kelimeler ses olayları nedeniyle bitişik yazılır.
  • Örnek 1: 'evli' (bitişik), 'çalışkan' (bitişik), 'güzel' (bitişik).
  • Örnek 2: 'akıllı' (bitişik), 'başarılı' (bitişik), 'mutlu' (bitişik).
  • Örnek 3: 'üzgün' (bitişik), 'sevinçli' (bitişik), 'kızgın' (bitişik).
  • Örnek 4: 'heyecanlı' (bitişik), 'meraklı' (bitişik), 'ilgili' (bitişik).
  • Örnek 5: 'sorumlu' (bitişik), 'yetkili' (bitişik), 'görevli' (bitişik).
  • İpucu: Ses olayları nedeniyle bitişik yazılan kelimeleri ayırt edin.

7. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler

  • Ayrı yazılan birleşik kelimeler, ses olayları olmadığında ayrı yazılır.
  • Ayrı yazılan birleşik kelimeler ses olayları olmadığında ayrı yazılır.
  • Örnek 1: 'kitap okumak' (ayrı), 'yemek yemek' (ayrı), 'su içmek' (ayrı).
  • Örnek 2: 'ev temizlemek' (ayrı), 'ders çalışmak' (ayrı), 'spor yapmak' (ayrı).
  • Örnek 3: 'müzik dinlemek' (ayrı), 'film izlemek' (ayrı), 'kitap okumak' (ayrı).
  • Örnek 4: 'yemek yemek' (ayrı), 'su içmek' (ayrı), 'ev temizlemek' (ayrı).
  • Örnek 5: 'ders çalışmak' (ayrı), 'spor yapmak' (ayrı), 'müzik dinlemek' (ayrı).
  • İpucu: Ses olayları olmayan birleşik kelimeler ayrı yazılır.

8. Yabancı Özel Adların Yazımı

  • Yabancı özel adlar, Türkçe yazım kurallarına göre yazılır.
  • Yabancı özel adlar Türkçe yazım kurallarına göre yazılır.
  • Örnek 1: 'Paris' (yabancı özel ad), 'Londra' (yabancı özel ad), 'Roma' (yabancı özel ad).
  • Örnek 2: 'New York' (yabancı özel ad), 'Tokyo' (yabancı özel ad), 'Moskova' (yabancı özel ad).
  • Örnek 3: 'Berlin' (yabancı özel ad), 'Madrid' (yabancı özel ad), 'Atina' (yabancı özel ad).
  • Örnek 4: 'Viyana' (yabancı özel ad), 'Prag' (yabancı özel ad), 'Varşova' (yabancı özel ad).
  • Örnek 5: 'Amsterdam' (yabancı özel ad), 'Kopenhag' (yabancı özel ad), 'Stockholm' (yabancı özel ad).
  • İpucu: Yabancı özel adlar Türkçe yazım kurallarına göre yazılır.

9. Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları

  • Ses olayları, yazım kurallarını etkiler ve kelimelerin yazımını değiştirir.
  • Ses olayları yazım kurallarını etkiler ve kelimelerin yazımını değiştirir.
  • Örnek 1: 'kitap' + 'ı' = 'kitabı' (ünsüz yumuşaması), 'ev' + 'den' = 'evden' (ses olayı).
  • Örnek 2: 'kitap' + 'dan' = 'kitaptan' (ünsüz sertleşmesi), 'ev' + 'de' = 'evde' (ses olayı).
  • Örnek 3: 'kitap' + 'ı' = 'kitabı' (ünsüz yumuşaması), 'ev' + 'den' = 'evden' (ses olayı).
  • Örnek 4: 'renk' + 'i' = 'rengi' (ünsüz yumuşaması), 'ağaç' + 'dan' = 'ağaçtan' (ünsüz sertleşmesi).
  • Örnek 5: 'renk' + 'de' = 'renkte' (ünsüz sertleşmesi), 'ağaç' + 'ı' = 'ağacı' (ünsüz yumuşaması).
  • İpucu: Ses olayları yazım kurallarını etkiler ve kelimelerin yazımını değiştirir.

10. Kesme İşaretinin Kullanımı

  • Kesme işareti, özel isimlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
  • Kesme işareti özel isimlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ahmet'in kitabı' (kesme işareti), 'Ayşe'nin evi' (kesme işareti), 'Mehmet'in arabası' (kesme işareti).
  • Örnek 2: 'Türkiye'nin başkenti' (kesme işareti), 'İstanbul'un nüfusu' (kesme işareti), 'Ankara'nın havası' (kesme işareti).
  • Örnek 3: 'Ahmet'in kitabı' (kesme işareti), 'Ayşe'nin evi' (kesme işareti), 'Mehmet'in arabası' (kesme işareti).
  • Örnek 4: 'Türkiye'nin başkenti' (kesme işareti), 'İstanbul'un nüfusu' (kesme işareti), 'Ankara'nın havası' (kesme işareti).
  • Örnek 5: 'Ahmet'in kitabı' (kesme işareti), 'Ayşe'nin evi' (kesme işareti), 'Mehmet'in arabası' (kesme işareti).
  • İpucu: Özel isimlerden sonra gelen ekleri kesme işareti ile ayırın.

11. Tırnak İşaretinin Kullanımı

  • Tırnak işareti, alıntıları, özel anlamlı kelimeleri belirtmek için kullanılır.
  • Tırnak işareti alıntıları ve özel anlamlı kelimeleri belirtmek için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak' (tırnak işareti), 'Güzel bir gün' (tırnak işareti), 'Çalışkan öğrenci' (tırnak işareti).
  • Örnek 2: 'Evden geldi' (tırnak işareti), 'Kitap okudum' (tırnak işareti), 'Güzel yazdı' (tırnak işareti).
  • Örnek 3: 'Çalışkan öğrenci' (tırnak işareti), 'Evden geldi' (tırnak işareti), 'Kitap okudum' (tırnak işareti).
  • Örnek 4: 'Güzel bir gün' (tırnak işareti), 'Çalışkan öğrenci' (tırnak işareti), 'Evden geldi' (tırnak işareti).
  • Örnek 5: 'Kitap okumak' (tırnak işareti), 'Güzel yazdı' (tırnak işareti), 'Çalışkan öğrenci' (tırnak işareti).
  • İpucu: Alıntıları ve özel anlamlı kelimeleri tırnak işareti ile belirtin.

12. Parantez İşaretinin Kullanımı

  • Parantez işareti, açıklamaları, ek bilgileri belirtmek için kullanılır.
  • Parantez işareti açıklamaları ve ek bilgileri belirtmek için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap (değerli)' (parantez), 'Ev (büyük)' (parantez), 'Öğrenci (çalışkan)' (parantez).
  • Örnek 2: 'Güzel (çok)' (parantez), 'Büyük (çok)' (parantez), 'Küçük (az)' (parantez).
  • Örnek 3: 'Değerli (pahalı)' (parantez), 'Çalışkan (başarılı)' (parantez), 'Güzel (hoş)' (parantez).
  • Örnek 4: 'Büyük (geniş)' (parantez), 'Küçük (dar)' (parantez), 'Değerli (önemli)' (parantez).
  • Örnek 5: 'Çalışkan (başarılı)' (parantez), 'Güzel (hoş)' (parantez), 'Büyük (geniş)' (parantez).
  • İpucu: Açıklamaları ve ek bilgileri parantez işareti ile belirtin.

13. KPSS'de Sık Çıkan Yazım Kuralları

  • KPSS'de yazım kuralları konusunda büyük harf, kısaltma, sayı yazımı soruları çıkar.
  • KPSS'de yazım kuralları konusunda büyük harf, kısaltma, sayı yazımı soruları çıkar.
  • Örnek 1: 'Hangi cümlede yazım hatası vardır?' türü sorular.
  • Örnek 2: 'Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yazım hatası yoktur?' türü sorular.
  • Örnek 3: 'Yazım kurallarına uygun olan cümle hangisidir?' türü sorular.
  • Örnek 4: 'Hangi cümlede büyük harf kullanımı yanlıştır?' türü sorular.
  • Örnek 5: 'Hangi cümlede kısaltma yazımı yanlıştır?' türü sorular.
  • İpucu: KPSS'de yazım kuralları sorularında büyük harf, kısaltma ve sayı yazımına dikkat edin.

Noktalama İşaretleri

Noktalama İşaretleri

KPSS Türkçe noktalama işaretleri konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Nokta ( . )

  • Nokta, cümle sonunda, kısaltmalarda ve sayılarda kullanılır.
  • Cümle sonunda, kısaltmalarda, sayılarda nokta kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum.' (cümle sonu), 'Dr.' (kısaltma), '5.' (sayı).
  • Örnek 2: 'Evden geldi.' (cümle sonu), 'Prof.' (kısaltma), '10.' (sayı).
  • Örnek 3: 'Güzel yazdı.' (cümle sonu), 'Müd.' (kısaltma), '15.' (sayı).
  • Örnek 4: 'Çalıştım.' (cümle sonu), 'Av.' (kısaltma), '20.' (sayı).
  • Örnek 5: 'Başardım.' (cümle sonu), 'Hak.' (kısaltma), '25.' (sayı).

2. Virgül ( , )

  • Virgül, sıralı öğeleri, bağlaçları, ara sözleri ayırmak için kullanılır.
  • Sıralı öğeleri, bağlaçları, ara sözleri ayırmak için virgül kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap, defter, kalem aldım.' (sıralı öğeler), 'Geldi, gördü, gitti.' (sıralı eylemler).
  • Örnek 2: 'Ahmet, çalışkan öğrenci, başardı.' (ara söz), 'Ev, büyük ev, güzeldi.' (ara söz).
  • Örnek 3: 'Kitap okudum, yazdım, sildim.' (sıralı eylemler), 'Güzel, büyük, temiz ev.' (sıralı sıfatlar).
  • Örnek 4: 'Çalıştı, başardı, sevindi.' (sıralı eylemler), 'Kırmızı, mavi, yeşil renkler.' (sıralı sıfatlar).
  • Örnek 5: 'Okudu, anladı, uyguladı.' (sıralı eylemler), 'Hızlı, dikkatli, başarılı.' (sıralı sıfatlar).

3. Noktalı Virgül ( ; )

  • Noktalı virgül, cümleleri, sıralı öğeleri ayırmak için kullanılır.
  • Cümleleri, sıralı öğeleri ayırmak için noktalı virgül kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum; yazdım.' (cümle ayırma), 'Geldi; gördü; gitti.' (eylem ayırma).
  • Örnek 2: 'Çalıştı; başardı.' (cümle ayırma), 'Okudu; anladı; uyguladı.' (eylem ayırma).
  • Örnek 3: 'Evden geldi; eve gitti.' (cümle ayırma), 'Yazdı; sildi; tekrar yazdı.' (eylem ayırma).
  • Örnek 4: 'Hızlı koştu; yoruldu.' (cümle ayırma), 'Güzel yazdı; beğenildi.' (cümle ayırma).
  • Örnek 5: 'Dikkatli okudu; anladı.' (cümle ayırma), 'Çalıştı; başardı; sevindi.' (eylem ayırma).

4. İki Nokta ( : )

  • İki nokta, açıklama, örnek, konuşma başında kullanılır.
  • Açıklama, örnek, konuşma başında iki nokta kullanılır.
  • Örnek 1: 'Şunları aldım: kitap, defter, kalem.' (açıklama), 'Örnek: güzel kitap.' (örnek).
  • Örnek 2: 'Dedi ki: "Geldim."' (konuşma), 'Şunları yaptım: okudum, yazdım.' (açıklama).
  • Örnek 3: 'Örnekler: güzel, büyük, temiz.' (örnek), 'Söyledi: "Başardım."' (konuşma).
  • Örnek 4: 'Şunları gördüm: ev, araba, ağaç.' (açıklama), 'Dedi: "Güzel."' (konuşma).
  • Örnek 5: 'Örnek: çalışkan öğrenci.' (örnek), 'Şunları aldı: kitap, kalem.' (açıklama).

5. Üç Nokta ( ... )

  • Üç nokta, eksik bırakılan, devam eden, duraksayan ifadelerde kullanılır.
  • Eksik bırakılan, devam eden, duraksayan ifadelerde üç nokta kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap, defter, kalem...' (devam eden liste), 'Geldi, gördü, gitti...' (devam eden eylemler).
  • Örnek 2: 'Güzel, büyük, temiz...' (devam eden sıfatlar), 'Okudu, yazdı, sildi...' (devam eden eylemler).
  • Örnek 3: 'Hızlı, dikkatli, başarılı...' (devam eden sıfatlar), 'Çalıştı, başardı, sevindi...' (devam eden eylemler).
  • Örnek 4: 'Kırmızı, mavi, yeşil...' (devam eden renkler), 'Ev, araba, ağaç...' (devam eden varlıklar).
  • Örnek 5: 'Öğrendi, uyguladı, başardı...' (devam eden eylemler), 'Güzel, hoş, sevimli...' (devam eden sıfatlar).

6. Soru İşareti ( ? )

  • Soru işareti, soru cümlelerinin sonunda kullanılır.
  • Soru cümlelerinin sonunda soru işareti kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudun mu?' (soru), 'Hava güzel mi?' (soru), 'Evden geldi mi?' (soru).
  • Örnek 2: 'Nasılsın?' (soru), 'Neredesin?' (soru), 'Ne yapıyorsun?' (soru).
  • Örnek 3: 'Kaç yaşındasın?' (soru), 'Hangi kitabı okudun?' (soru), 'Ne zaman geldin?' (soru).
  • Örnek 4: 'Kim geldi?' (soru), 'Nereye gittin?' (soru), 'Ne kadar çalıştın?' (soru).
  • Örnek 5: 'Hangi okula gidiyorsun?' (soru), 'Ne zaman başladın?' (soru), 'Nasıl başardın?' (soru).

7. Ünlem İşareti ( ! )

  • Ünlem işareti, duyguları, heyecanı, şaşkınlığı ifade eden cümlelerde kullanılır.
  • Duyguları, heyecanı, şaşkınlığı ifade eden cümlelerde ünlem işareti kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ne güzel!' (ünlem), 'Vay canına!' (ünlem), 'Haydi gidelim!' (ünlem).
  • Örnek 2: 'Ah ne güzel!' (ünlem), 'Eyvah!' (ünlem), 'Bravo!' (ünlem).
  • Örnek 3: 'Harika!' (ünlem), 'Mükemmel!' (ünlem), 'Süper!' (ünlem).
  • Örnek 4: 'İnanılmaz!' (ünlem), 'Muhteşem!' (ünlem), 'Harika!' (ünlem).
  • Örnek 5: 'Ne kadar güzel!' (ünlem), 'Çok hoş!' (ünlem), 'Harika bir gün!' (ünlem).

8. Kısa Çizgi ( - )

  • Kısa çizgi, kelimeleri birleştirmek, satır sonunda bölmek için kullanılır.
  • Kelimeleri birleştirmek, satır sonunda bölmek için kısa çizgi kullanılır.
  • Örnek 1: 'Türk-İngiliz' (kelime birleştirme), 'kitap-lık' (satır sonu bölme).
  • Örnek 2: 'Ankara-İstanbul' (yer birleştirme), 'öğren-ci' (satır sonu bölme).
  • Örnek 3: 'Türk-Amerikan' (kelime birleştirme), 'çalış-kan' (satır sonu bölme).
  • Örnek 4: 'İstanbul-Ankara' (yer birleştirme), 'güzel-lik' (satır sonu bölme).
  • Örnek 5: 'Türk-Alman' (kelime birleştirme), 'başarı-lı' (satır sonu bölme).

9. Uzun Çizgi ( — )

  • Uzun çizgi, konuşmaları, ara sözleri belirtmek için kullanılır.
  • Konuşmaları, ara sözleri belirtmek için uzun çizgi kullanılır.
  • Örnek 1: '— Geldim, dedi.' (konuşma), '— Ne güzel!' (konuşma).
  • Örnek 2: '— Nasılsın?' (konuşma), '— İyiyim.' (konuşma).
  • Örnek 3: '— Ne yapıyorsun?' (konuşma), '— Kitap okuyorum.' (konuşma).
  • Örnek 4: '— Hangi kitabı?' (konuşma), '— Roman okuyorum.' (konuşma).
  • Örnek 5: '— Güzel mi?' (konuşma), '— Çok güzel.' (konuşma).

10. Tırnak İşareti ( " " )

  • Tırnak işareti, alıntıları, özel anlamlı kelimeleri belirtmek için kullanılır.
  • Alıntıları, özel anlamlı kelimeleri belirtmek için tırnak işareti kullanılır.
  • Örnek 1: '"Kitap okumak güzeldir."' (alıntı), '"Güzel" kelimesi sıfattır.' (özel anlam).
  • Örnek 2: '"Çalışmak başarının anahtarıdır."' (alıntı), '"Başarı" hedefimizdir.' (özel anlam).
  • Örnek 3: '"Eğitim önemlidir."' (alıntı), '"Eğitim" kelimesi önemlidir.' (özel anlam).
  • Örnek 4: '"Okumak geliştirir."' (alıntı), '"Okumak" fiilidir.' (özel anlam).
  • Örnek 5: '"Yazmak öğretir."' (alıntı), '"Yazmak" eylemidir.' (özel anlam).

11. Parantez ( )

  • Parantez, açıklamaları, ek bilgileri belirtmek için kullanılır.
  • Açıklamaları, ek bilgileri belirtmek için parantez kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap (değerli) güzeldi.' (açıklama), 'Ev (büyük) güzeldi.' (açıklama).
  • Örnek 2: 'Öğrenci (çalışkan) başardı.' (açıklama), 'Araba (hızlı) güzel.' (açıklama).
  • Örnek 3: 'Güzel (çok) bir gün.' (açıklama), 'Büyük (çok) ev.' (açıklama).
  • Örnek 4: 'Küçük (az) kitap.' (açıklama), 'Değerli (pahalı) eşya.' (açıklama).
  • Örnek 5: 'Çalışkan (başarılı) öğrenci.' (açıklama), 'Güzel (hoş) manzara.' (açıklama).

12. Kesme İşareti ( ' )

  • Kesme işareti, özel isimlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kullanılır.
  • Özel isimlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kesme işareti kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ahmet'in kitabı' (kesme), 'Ayşe'nin evi' (kesme), 'Mehmet'in arabası' (kesme).
  • Örnek 2: 'Türkiye'nin başkenti' (kesme), 'İstanbul'un nüfusu' (kesme), 'Ankara'nın havası' (kesme).
  • Örnek 3: 'Ali'nin kitabı' (kesme), 'Fatma'nın evi' (kesme), 'Hasan'ın arabası' (kesme).
  • Örnek 4: 'Türkiye'nin güzelliği' (kesme), 'İstanbul'un tarihi' (kesme), 'Ankara'nın soğuğu' (kesme).
  • Örnek 5: 'Öğrenci'nin başarısı' (kesme), 'Öğretmen'in kitabı' (kesme), 'Doktor'un muayenesi' (kesme).

13. Noktalama İşaretlerinin Kullanım Kuralları

  • Noktalama işaretleri, cümlenin anlamını netleştirmek için kullanılır.
  • Cümlenin anlamını netleştirmek için noktalama işaretleri kullanılır.
  • Örnek 1: 'Kitap okudum.' (nokta ile cümle biter), 'Kitap okudum!' (ünlem ile duygu belirtilir).
  • Örnek 2: 'Kitap okudum?' (soru işareti ile soru belirtilir), 'Kitap, defter, kalem.' (virgül ile sıralama).
  • Örnek 3: 'Kitap okudum; yazdım.' (noktalı virgül ile cümle ayrılır), 'Şunları aldım: kitap, defter.' (iki nokta ile açıklama).
  • Örnek 4: 'Kitap, defter, kalem...' (üç nokta ile devam belirtilir), '— Geldim, dedi.' (uzun çizgi ile konuşma).
  • Örnek 5: '"Kitap okumak güzeldir."' (tırnak ile alıntı), 'Kitap (değerli) güzeldi.' (parantez ile açıklama).

14. KPSS'de Sık Çıkan Noktalama Soruları

  • KPSS'de noktalama işaretleri konusunda virgül, nokta, soru işareti soruları çıkar.
  • Virgül, nokta, soru işareti kullanımı konusunda sorular gelir.
  • Örnek 1: 'Hangi cümlede noktalama hatası vardır?' türü sorular.
  • Örnek 2: 'Aşağıdaki cümlelerden hangisinde virgül doğru kullanılmıştır?' türü sorular.
  • Örnek 3: 'Noktalama işaretlerine uygun olan cümle hangisidir?' türü sorular.
  • Örnek 4: 'Hangi cümlede soru işareti doğru kullanılmıştır?' türü sorular.
  • Örnek 5: 'Aşağıdaki cümlelerden hangisinde noktalama hatası yoktur?' türü sorular.

Anlatım Bozuklukları

Anlatım Bozuklukları

KPSS Türkçe anlatım bozuklukları konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları

  • Anlama dayalı anlatım bozuklukları, cümlenin anlamında belirsizlik yaratan hatalardır.
  • Bu tür bozukluklar, cümlede kim, ne, nerede, ne zaman gibi sorulara net cevap verilememesinden kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı okudum.' (Hangi kitabı? Kim okudu? Ne zaman okudu? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Ahmet, dün akşam bu kitabı okudu.'
  • Yanlış Örnek: 'Evden geldi.' (Kim geldi? Hangi evden? Ne zaman geldi? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Ayşe, okuldan eve geldi.'
  • İpucu: Cümlede belirsizlik varsa, eksik bilgileri tamamlayarak net bir anlam oluşturun.

2. Gereksiz Ek ve Sözcük Kullanımı

  • Gereksiz ek ve sözcük kullanımı, cümlede aynı anlamı veren sözcüklerin tekrar edilmesidir.
  • Bu tür bozukluklar, cümlenin gereksiz yere uzamasına ve anlam karmaşasına neden olur.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı okudum ve bitirdim.' (okudum = bitirdim, gereksiz tekrar)
  • Doğru Örnek: 'Kitabı okudum.' veya 'Kitabı bitirdim.'
  • Yanlış Örnek: 'Evden çıktım ve ayrıldım.' (çıktım = ayrıldım, gereksiz tekrar)
  • Doğru Örnek: 'Evden çıktım.' veya 'Evden ayrıldım.'
  • İpucu: Aynı anlama gelen sözcükleri tespit edin ve gereksiz olanları çıkarın.

3. Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanımı

  • Çelişen sözcüklerin bir arada kullanımı, cümlede anlam çelişkisi yaratan hatalardır.
  • Bu tür bozukluklar, birbirine zıt anlamlı sözcüklerin aynı cümlede kullanılmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kesinlikle belki gelecek.' (kesinlikle ≠ belki, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Kesinlikle gelecek.' veya 'Belki gelecek.'
  • Yanlış Örnek: 'Mutlaka şüpheli bir durum.' (mutlaka ≠ şüpheli, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Mutlaka doğru bir durum.' veya 'Şüpheli bir durum.'
  • İpucu: Zıt anlamlı sözcükleri tespit edin ve çelişki yaratmayacak şekilde düzenleyin.

4. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

  • Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması, sözcüğün doğru anlamı dışında kullanılmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, sözcüğün sözlük anlamı ile cümledeki kullanımı arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı yaktım.' (yakmak = ateşe vermek, yanlış anlam)
  • Doğru Örnek: 'Kitabı okudum.' veya 'Kitabı bitirdim.'
  • Yanlış Örnek: 'Evi yıktım.' (yıkmak = yok etmek, yanlış anlam)
  • Doğru Örnek: 'Evi temizledim.' veya 'Evi düzenledim.'
  • İpucu: Sözcüğün gerçek anlamını düşünün ve cümledeki kullanımının doğru olup olmadığını kontrol edin.

5. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

  • Sözcüğün yanlış yerde kullanılması, sözcüğün cümlede yanlış konumda bulunmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, sözcüğün hangi öğeyi nitelediğinin belirsiz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Sadece kitap okudum.' (sadece neyi niteliyor? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Sadece kitap okudum.' (sadece kitap) veya 'Kitap sadece okudum.' (sadece okudum)
  • Yanlış Örnek: 'Çok güzel yazdı.' (çok neyi niteliyor? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Çok güzel yazdı.' (çok güzel) veya 'Güzel çok yazdı.' (çok yazdı)
  • İpucu: Sözcüğün hangi öğeyi nitelediğini belirleyin ve doğru konuma yerleştirin.

6. Mantık Hataları

  • Mantık hataları, cümlede mantıksal tutarsızlık yaratan hatalardır.
  • Bu tür bozukluklar, genellemelerin aşırı kullanılması veya imkansız durumların ifade edilmesinden kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Tüm öğrenciler çalışkandır.' (imkansız - tümü çalışkan olamaz)
  • Doğru Örnek: 'Çoğu öğrenci çalışkandır.' veya 'Bazı öğrenciler çalışkandır.'
  • Yanlış Örnek: 'Hiç kimse gelmedi.' (çelişki - kimse = hiç kimse, aynı anlam)
  • Doğru Örnek: 'Kimse gelmedi.' veya 'Hiç kimse gelmedi.' (birini kullanın)
  • İpucu: Aşırı genellemelerden kaçının ve mantıklı olmayan ifadeleri tespit edin.

7. Özne-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Özne-yüklem uyuşmazlığı, özne ile yüklem arasında sayı, kişi uyumsuzluğudur.
  • Bu tür bozukluklar, özne çoğulken yüklemin tekil olması veya tersi durumlardan kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Öğrenciler geldi.' (özne çoğul, yüklem tekil → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Öğrenciler geldiler.' (özne çoğul, yüklem çoğul)
  • Yanlış Örnek: 'Kitaplar güzel.' (özne çoğul, yüklem tekil → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Kitaplar güzeller.' (özne çoğul, yüklem çoğul)
  • İpucu: Özne ile yüklemin sayı ve kişi bakımından uyumlu olmasına dikkat edin.

8. Nesne-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Nesne-yüklem uyuşmazlığı, nesne ile yüklem arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, nesnenin yüklemin gerektirdiği durumla uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı yazdım.' (kitap yazılmaz, okunur → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Kitabı okudum.' veya 'Mektup yazdım.'
  • Yanlış Örnek: 'Evi yedim.' (ev yenmez, temizlenir → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Evi temizledim.' veya 'Yemek yedim.'
  • İpucu: Nesne ile yüklemin anlamca uyumlu olmasına dikkat edin.

9. Dolaylı Tümleç-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Dolaylı tümleç-yüklem uyuşmazlığı, dolaylı tümleç ile yüklem arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, dolaylı tümlecin yüklemin gerektirdiği yönle uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Eve geldi.' (eve = yönelme, geldi = gelme → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Eve gitti.' (eve = yönelme, gitti = gitme) veya 'Evden geldi.' (evden = ayrılma, geldi = gelme)
  • Yanlış Örnek: 'Okuldan gitti.' (okuldan = ayrılma, gitti = gitme → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Okula gitti.' (okula = yönelme, gitti = gitme) veya 'Okuldan geldi.' (okuldan = ayrılma, geldi = gelme)
  • İpucu: Dolaylı tümlecin yönü (-e, -den) ile yüklemin anlamının uyumlu olmasına dikkat edin.

10. Zarf Tümleci-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Zarf tümleci-yüklem uyuşmazlığı, zarf tümleci ile yüklem arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, zarfın yüklemin anlamıyla çelişmesinden kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Sessiz konuştu.' (sessiz ≠ konuştu, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Sessiz durdu.' veya 'Yüksek sesle konuştu.'
  • Yanlış Örnek: 'Yavaş koştu.' (yavaş ≠ koştu, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Yavaş yürüdü.' veya 'Hızlı koştu.'
  • İpucu: Zarfın yüklemin anlamıyla uyumlu olmasına dikkat edin.

11. Edat Tümleci-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Edat tümleci-yüklem uyuşmazlığı, edat tümleci ile yüklem arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, edatın yüklemin anlamıyla uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Senin için geldi.' (için = amaç, geldi = gelme → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Senin için çalıştı.' (için = amaç, çalıştı = çalışma) veya 'Seninle geldi.' (ile = birlikte, geldi = gelme)
  • Yanlış Örnek: 'Senin gibi yazdı.' (gibi = benzerlik, yazdı = yazma → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Senin gibi güzel yazdı.' (gibi = benzerlik, güzel yazdı = güzel yazma)
  • İpucu: Edatın anlamı ile yüklemin anlamının uyumlu olmasına dikkat edin.

12. Sıfat-İsim Uyuşmazlığı

  • Sıfat-isim uyuşmazlığı, sıfat ile isim arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, sıfatın ismin özelliğiyle uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Sıcak buz.' (sıcak ≠ buz, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Sıcak çay.' veya 'Soğuk buz.'
  • Yanlış Örnek: 'Küçük dağ.' (küçük ≠ dağ, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Küçük tepe.' veya 'Büyük dağ.'
  • İpucu: Sıfatın ismin özelliğiyle uyumlu olmasına dikkat edin.

13. Zamir-İsim Uyuşmazlığı

  • Zamir-isim uyuşmazlığı, zamir ile isim arasında uyumsuzluk olmasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, zamirin ismin özelliğiyle uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Bu kitap' (bu = yakın, kitap = uzak → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Bu kitap' (bu = yakın, kitap = yakın) veya 'Şu kitap' (şu = uzak, kitap = uzak)
  • Yanlış Örnek: 'O ev' (o = uzak, ev = yakın → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Bu ev' (bu = yakın, ev = yakın) veya 'O ev' (o = uzak, ev = uzak)
  • İpucu: Zamirin işaret ettiği mesafe ile ismin konumu uyumlu olmalıdır.

14. Fiilimsi-Yüklem Uyuşmazlığı

  • Fiilimsi cümlede özne görevi üstlendiğinde yüklemle uyumlu olmalıdır.
  • Fiilimsiden sonra gelen yüklemle kişi, kip veya anlam bakımından uyuşmazlık varsa fiilimsi-yüklem uyuşmazlığı oluşur.
  • Yanlış Örnek: 'Koşmak insanı yorar, dikkat etmek gerekir.' (Özne 'koşmak', yüklem 'gerekir' → özne-yüklem uyumsuz).
  • Doğru Örnek: 'Koşmak insanı yorar, dikkat etmek önemlidir.'
  • Yanlış Örnek: 'Çalışmak çok önemlidir, herkes çalışmalıdır.' (İlk kısımda fiilimsi özne, ikinci kısımda farklı bir özne kullanılmış).
  • Doğru Örnek: 'Çalışmak çok önemlidir, çalışmak başarı getirir.'
  • İpucu: Fiilimsi cümlenin öznesiyse, yüklemin fiilimsiyi niteleyen/ona uygun bir isim yüklem olması gerekir.

15. Tümleç Eksikliği

  • Tümleç eksikliği, cümlede gerekli tümlecin bulunmamasıdır.
  • Bu tür bozukluklar, yüklemin gerektirdiği tümleçlerin eksik olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitap okudum.' (neyi okudum? belirsiz - nesne eksik)
  • Doğru Örnek: 'Bu kitabı okudum.' veya 'Kitabı okudum.'
  • Yanlış Örnek: 'Evden geldi.' (kim geldi? belirsiz - özne eksik)
  • Doğru Örnek: 'Ahmet evden geldi.' veya 'O evden geldi.'
  • İpucu: Yüklemin gerektirdiği tümleçleri (özne, nesne, dolaylı tümleç) kontrol edin.

16. Tamlama Yanlışları

  • Tamlama yanlışları, tamlamalarda yapılan hatalardır.
  • Bu tür bozukluklar, tamlamanın yapısında veya anlamında hata olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitap rafı' (belirsiz tamlama - hangi kitabın rafı?)
  • Doğru Örnek: 'Kitabın rafı' (belirtili isim tamlaması) veya 'Bu kitabın rafı'
  • Yanlış Örnek: 'Ev kapısı' (belirsiz tamlama - hangi evin kapısı?)
  • Doğru Örnek: 'Evin kapısı' (belirtili isim tamlaması) veya 'Bu evin kapısı'
  • İpucu: Tamlamanın belirli olması için gerekli ekleri kullanın.

17. Çatı Uyuşmazlığı

  • Çatı uyuşmazlığı, fiil çatılarında yapılan hatalardır.
  • Bu tür bozukluklar, fiilin etken/edilgen çatısı ile cümlenin yapısının uyumsuz olmasından kaynaklanır.
  • Yanlış Örnek: 'Kitap okundu.' (edilgen çatı, ama özne var → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Kitap okundu.' (edilgen çatı, özne yok) veya 'Ahmet kitabı okudu.' (etken çatı, özne var)
  • Yanlış Örnek: 'Ev temizlendi.' (edilgen çatı, ama özne var → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Ev temizlendi.' (edilgen çatı, özne yok) veya 'Ayşe evi temizledi.' (etken çatı, özne var)
  • İpucu: Etken çatıda özne, edilgen çatıda özne olmamalıdır.

18. Anlatım Bozukluklarını Tespit Etme

  • Anlatım bozukluklarını tespit etmek için cümleyi dikkatli okumak gerekir.
  • Bu tür bozuklukları tespit etmek için cümlenin anlamını, yapısını ve öğelerini kontrol etmek gerekir.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı okudum.' (dikkatli oku - neyi okudum? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Bu kitabı okudum.' (belirli nesne ile net anlam)
  • Yanlış Örnek: 'Evden geldi.' (dikkatli oku - kim geldi? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Ahmet evden geldi.' (belirli özne ile net anlam)
  • İpucu: Cümlede kim, ne, nerede, ne zaman sorularına net cevap verip veremediğini kontrol edin.

19. Anlatım Bozukluklarını Düzeltme

  • Anlatım bozukluklarını düzeltmek için cümleyi yeniden yazmak gerekir.
  • Bu tür bozuklukları düzeltmek için eksik öğeleri tamamlamak, gereksiz sözcükleri çıkarmak ve anlamı netleştirmek gerekir.
  • Yanlış Örnek: 'Kitabı okudum.' (düzelt - neyi okudum? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Bu kitabı okudum.' (belirli nesne ile net anlam)
  • Yanlış Örnek: 'Evden geldi.' (düzelt - kim geldi? belirsiz)
  • Doğru Örnek: 'Ahmet evden geldi.' (belirli özne ile net anlam)
  • İpucu: Eksik öğeleri tamamlayın, gereksiz sözcükleri çıkarın ve anlamı netleştirin.

20. KPSS'de Sık Çıkan Anlatım Bozuklukları

  • KPSS'de anlatım bozuklukları konusunda özne-yüklem uyuşmazlığı, gereksiz sözcük kullanımı soruları çıkar.
  • Bu tür sorularda özne-yüklem uyuşmazlığı, gereksiz sözcük kullanımı, çelişen sözcüklerin bir arada kullanımı sık görülür.
  • Yanlış Örnek: 'Öğrenciler geldi.' (özne çoğul, yüklem tekil → uyuşmazlık)
  • Doğru Örnek: 'Öğrenciler geldiler.' (özne çoğul, yüklem çoğul)
  • Yanlış Örnek: 'Kesinlikle belki gelecek.' (kesinlikle ≠ belki, çelişki)
  • Doğru Örnek: 'Kesinlikle gelecek.' veya 'Belki gelecek.'
  • İpucu: Özne-yüklem uyumunu, gereksiz sözcükleri ve çelişkili ifadeleri kontrol edin.

Paragrafta Anlatım Yolları ve Biçimleri

Paragrafta Anlatım Yolları ve Biçimleri

KPSS Türkçe paragrafta anlatım yolları ve biçimleri konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Açıklayıcı Anlatım

  • Açıklayıcı anlatım, bir konuyu açıklamak, bilgi vermek amacıyla kullanılan anlatım biçimidir.
  • Konuyu açıklamak, bilgi vermek amacıyla kullanılan anlatım biçimi açıklayıcı anlatımdır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak, yazılı metinleri incelemek ve anlamak eylemidir.' (açıklayıcı anlatım).
  • Örnek 2: 'Eğitim, bireyin gelişimini sağlayan sistematik öğrenme sürecidir.' (açıklayıcı anlatım).
  • Örnek 3: 'Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi sistemidir.' (açıklayıcı anlatım).
  • Örnek 4: 'Sanat, insanın yaratıcılığını ifade etme biçimidir.' (açıklayıcı anlatım).
  • Örnek 5: 'Bilim, doğayı anlama ve açıklama çabasıdır.' (açıklayıcı anlatım).

2. Tartışmacı Anlatım

  • Tartışmacı anlatım, bir konuda farklı görüşleri ortaya koyarak tartışma yapılan anlatım biçimidir.
  • Farklı görüşleri ortaya koyarak tartışma yapılan anlatım biçimi tartışmacı anlatımdır.
  • Örnek 1: 'Bazıları kitap okumanın faydalı olduğunu savunurken, bazıları da zararlı olduğunu iddia eder.' (tartışmacı anlatım).
  • Örnek 2: 'Eğitimde teknoloji kullanımı konusunda iki farklı görüş vardır.' (tartışmacı anlatım).
  • Örnek 3: 'Demokrasinin en iyi yönetim biçimi olup olmadığı tartışılmaktadır.' (tartışmacı anlatım).
  • Örnek 4: 'Sanatın toplumsal işlevi konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.' (tartışmacı anlatım).
  • Örnek 5: 'Bilimin sınırları ve etiği konusunda çeşitli görüşler mevcuttur.' (tartışmacı anlatım).

3. Öyküleyici Anlatım

  • Öyküleyici anlatım, olayları zaman sırasına göre anlatan anlatım biçimidir.
  • Olayları zaman sırasına göre anlatan anlatım biçimi öyküleyici anlatımdır.
  • Örnek 1: 'Sabah kalktım, kahvaltı yaptım, okula gittim.' (öyküleyici anlatım).
  • Örnek 2: 'Eve geldi, kapıyı açtı, içeri girdi.' (öyküleyici anlatım).
  • Örnek 3: 'Kitabı aldı, okumaya başladı, bitirdi.' (öyküleyici anlatım).
  • Örnek 4: 'Yazı yazdı, kontrol etti, gönderdi.' (öyküleyici anlatım).
  • Örnek 5: 'Çalıştı, sınava girdi, başardı.' (öyküleyici anlatım).

4. Betimleyici Anlatım

  • Betimleyici anlatım, varlıkları, olayları, durumları görsel öğelerle anlatan anlatım biçimidir.
  • Varlıkları, olayları, durumları görsel öğelerle anlatan anlatım biçimi betimleyici anlatımdır.
  • Örnek 1: 'Büyük, beyaz, iki katlı bir ev vardı.' (betimleyici anlatım).
  • Örnek 2: 'Yeşil yapraklı, gölgeli ağaçlar vardı.' (betimleyici anlatım).
  • Örnek 3: 'Mavi gökyüzü, beyaz bulutlar vardı.' (betimleyici anlatım).
  • Örnek 4: 'Kırmızı çiçekli, güzel bir bahçe vardı.' (betimleyici anlatım).
  • Örnek 5: 'Sarı kumlu, mavi denizli bir plaj vardı.' (betimleyici anlatım).

5. Düşünceyi Geliştirme Yolları

  • Düşünceyi geliştirme yolları, ana düşünceyi desteklemek için kullanılan yöntemlerdir.
  • Ana düşünceyi desteklemek için kullanılan yöntemler düşünceyi geliştirme yollarıdır.
  • Örnek 1: 'Tanımlama, karşılaştırma, örnekleme düşünceyi geliştirme yollarıdır.' (düşünceyi geliştirme).
  • Örnek 2: 'Tanık gösterme, sayısal veriler, benzetme düşünceyi geliştirme yollarıdır.' (düşünceyi geliştirme).
  • Örnek 3: 'Açıklama, örnekleme, karşılaştırma düşünceyi geliştirme yollarıdır.' (düşünceyi geliştirme).
  • Örnek 4: 'Tanımlama, örnekleme, tanık gösterme düşünceyi geliştirme yollarıdır.' (düşünceyi geliştirme).
  • Örnek 5: 'Karşılaştırma, sayısal veriler, benzetme düşünceyi geliştirme yollarıdır.' (düşünceyi geliştirme).

6. Tanımlama

  • Tanımlama, bir kavramın ne olduğunu açıklayan düşünceyi geliştirme yoludur.
  • Bir kavramın ne olduğunu açıklayan düşünceyi geliştirme yolu tanımlamadır.
  • Örnek 1: 'Kitap, yazılı sayfaların bir araya getirilmesiyle oluşan eserdir.' (tanımlama).
  • Örnek 2: 'Eğitim, bireyin gelişimini sağlayan sistematik süreçtir.' (tanımlama).
  • Örnek 3: 'Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi sistemidir.' (tanımlama).
  • Örnek 4: 'Sanat, insanın yaratıcılığını ifade etme biçimidir.' (tanımlama).
  • Örnek 5: 'Bilim, doğayı anlama ve açıklama çabasıdır.' (tanımlama).

7. Karşılaştırma

  • Karşılaştırma, iki veya daha fazla varlığı, kavramı karşılaştıran düşünceyi geliştirme yoludur.
  • İki veya daha fazla varlığı, kavramı karşılaştıran düşünceyi geliştirme yolu karşılaştırmadır.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak, televizyon izlemekten daha faydalıdır.' (karşılaştırma).
  • Örnek 2: 'Eğitim, eğlence kadar önemlidir.' (karşılaştırma).
  • Örnek 3: 'Demokrasi, diktatörlükten daha iyidir.' (karşılaştırma).
  • Örnek 4: 'Sanat, spor kadar değerlidir.' (karşılaştırma).
  • Örnek 5: 'Bilim, sanattan daha objektiftir.' (karşılaştırma).

8. Örnekleme

  • Örnekleme, ana düşünceyi desteklemek için örnekler veren düşünceyi geliştirme yoludur.
  • Ana düşünceyi desteklemek için örnekler veren düşünceyi geliştirme yolu örneklemedir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak faydalıdır. Örneğin, roman okumak hayal gücünü geliştirir.' (örnekleme).
  • Örnek 2: 'Eğitim önemlidir. Örneğin, okuma yazma öğrenmek temel eğitimdir.' (örnekleme).
  • Örnek 3: 'Demokrasi değerlidir. Örneğin, seçim yapmak demokratik haktır.' (örnekleme).
  • Örnek 4: 'Sanat güzeldir. Örneğin, resim yapmak sanatsal etkinliktir.' (örnekleme).
  • Örnek 5: 'Bilim faydalıdır. Örneğin, tıp bilimi insanlığa hizmet eder.' (örnekleme).

9. Tanık Gösterme

  • Tanık gösterme, ana düşünceyi desteklemek için uzman görüşlerine başvuran düşünceyi geliştirme yoludur.
  • Ana düşünceyi desteklemek için uzman görüşlerine başvuran düşünceyi geliştirme yolu tanık göstermedir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak faydalıdır. Uzmanlar da bunu söylüyor.' (tanık gösterme).
  • Örnek 2: 'Eğitim önemlidir. Eğitimciler bunu vurguluyor.' (tanık gösterme).
  • Örnek 3: 'Demokrasi değerlidir. Siyaset bilimciler bunu belirtiyor.' (tanık gösterme).
  • Örnek 4: 'Sanat güzeldir. Sanatçılar bunu ifade ediyor.' (tanık gösterme).
  • Örnek 5: 'Bilim faydalıdır. Bilim insanları bunu kanıtlıyor.' (tanık gösterme).

10. Sayısal Veriler

  • Sayısal veriler, ana düşünceyi desteklemek için istatistiksel bilgiler kullanan düşünceyi geliştirme yoludur.
  • Ana düşünceyi desteklemek için istatistiksel bilgiler kullanan düşünceyi geliştirme yolu sayısal verilerdir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak faydalıdır. Araştırmalara göre %80'i bunu söylüyor.' (sayısal veriler).
  • Örnek 2: 'Eğitim önemlidir. İstatistiklere göre eğitimli insanlar daha başarılı.' (sayısal veriler).
  • Örnek 3: 'Demokrasi değerlidir. Anketlere göre %90'ı demokrasiyi tercih ediyor.' (sayısal veriler).
  • Örnek 4: 'Sanat güzeldir. Araştırmalara göre sanat insanı mutlu ediyor.' (sayısal veriler).
  • Örnek 5: 'Bilim faydalıdır. İstatistiklere göre bilimsel gelişmeler yaşamı kolaylaştırıyor.' (sayısal veriler).

11. Anlatım Biçimlerini Belirleme

  • Anlatım biçimlerini belirlemek için paragrafın amacını ve içeriğini incelemek gerekir.
  • Paragrafın amacını ve içeriğini incelemek anlatım biçimlerini belirlemek için gereklidir.
  • Örnek 1: 'Açıklayıcı anlatım: bilgi verme amacı taşır.' (anlatım biçimi belirleme).
  • Örnek 2: 'Tartışmacı anlatım: farklı görüşleri ortaya koyar.' (anlatım biçimi belirleme).
  • Örnek 3: 'Öyküleyici anlatım: olayları zaman sırasına göre anlatır.' (anlatım biçimi belirleme).
  • Örnek 4: 'Betimleyici anlatım: görsel öğelerle anlatır.' (anlatım biçimi belirleme).
  • Örnek 5: 'Her anlatım biçiminin kendine özgü özellikleri vardır.' (anlatım biçimi belirleme).

12. Düşünceyi Geliştirme Yollarını Tespit Etme

  • Düşünceyi geliştirme yollarını tespit etmek için paragrafta kullanılan yöntemleri incelemek gerekir.
  • Paragrafta kullanılan yöntemleri incelemek düşünceyi geliştirme yollarını tespit etmek için gereklidir.
  • Örnek 1: 'Tanımlama: kavramın ne olduğunu açıklar.' (düşünceyi geliştirme yolu tespit etme).
  • Örnek 2: 'Karşılaştırma: iki varlığı karşılaştırır.' (düşünceyi geliştirme yolu tespit etme).
  • Örnek 3: 'Örnekleme: örnekler verir.' (düşünceyi geliştirme yolu tespit etme).
  • Örnek 4: 'Tanık gösterme: uzman görüşlerine başvurur.' (düşünceyi geliştirme yolu tespit etme).
  • Örnek 5: 'Sayısal veriler: istatistiksel bilgiler kullanır.' (düşünceyi geliştirme yolu tespit etme).

13. Anlatım Biçimlerinin Özellikleri

  • Anlatım biçimlerinin özellikleri, her anlatım biçiminin kendine özgü nitelikleridir.
  • Her anlatım biçiminin kendine özgü nitelikleri anlatım biçimlerinin özellikleridir.
  • Örnek 1: 'Açıklayıcı anlatım: objektif, bilgilendirici, öğretici.' (anlatım biçimi özellikleri).
  • Örnek 2: 'Tartışmacı anlatım: subjektif, eleştirel, ikna edici.' (anlatım biçimi özellikleri).
  • Örnek 3: 'Öyküleyici anlatım: kronolojik, olay odaklı, hareketli.' (anlatım biçimi özellikleri).
  • Örnek 4: 'Betimleyici anlatım: görsel, detaylı, canlı.' (anlatım biçimi özellikleri).
  • Örnek 5: 'Her anlatım biçimi farklı amaçlara hizmet eder.' (anlatım biçimi özellikleri).

14. KPSS'de Sık Çıkan Anlatım Yolları Soruları

  • KPSS'de anlatım yolları konusunda anlatım biçimi belirleme, düşünceyi geliştirme yolu tespit etme soruları çıkar.
  • Anlatım biçimi belirleme, düşünceyi geliştirme yolu tespit etme konusunda sorular gelir.
  • Örnek 1: 'Bu paragrafın anlatım biçimi nedir?' türü sorular.
  • Örnek 2: 'Aşağıdaki paragraflardan hangisi açıklayıcı anlatımdır?' türü sorular.
  • Örnek 3: 'Paragrafta hangi düşünceyi geliştirme yolu kullanılmıştır?' türü sorular.
  • Örnek 4: 'Hangi paragraf tartışmacı anlatım örneğidir?' türü sorular.
  • Örnek 5: 'Aşağıdaki paragraflardan hangisinde örnekleme yapılmıştır?' türü sorular.

Sözel Muhakeme ve Mantık

Sözel Muhakeme ve Mantık

KPSS Türkçe sözel muhakeme ve mantık konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Mantık Soruları

  • Mantık soruları, verilen bilgilerden mantıklı sonuçlar çıkarmayı gerektiren sorulardır.
  • Verilen bilgilerden mantıklı sonuçlar çıkarmayı gerektiren sorular mantık sorularıdır.
  • Örnek 1: 'Tüm öğrenciler çalışkandır. Ahmet öğrencidir. O halde Ahmet çalışkandır.' (mantık sorusu).
  • Örnek 2: 'Hiçbir kedi köpek değildir. Pamuk kedidir. O halde Pamuk köpek değildir.' (mantık sorusu).
  • Örnek 3: 'Bazı kitaplar değerlidir. Bu kitap değerlidir. O halde bu kitap bazı kitaplardandır.' (mantık sorusu).
  • Örnek 4: 'Tüm arabalar ulaşım aracıdır. Bu araba ulaşım aracıdır. O halde bu araba arabadır.' (mantık sorusu).
  • Örnek 5: 'Hiçbir ağaç hayvan değildir. Bu ağaç ağaçtır. O halde bu ağaç hayvan değildir.' (mantık sorusu).

2. Sözel Muhakeme

  • Sözel muhakeme, sözel bilgileri analiz ederek mantıklı sonuçlar çıkarma becerisidir.
  • Sözel bilgileri analiz ederek mantıklı sonuçlar çıkarma becerisi sözel muhakemedir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak faydalıdır. Roman okumak kitap okumaktır. O halde roman okumak faydalıdır.' (sözel muhakeme).
  • Örnek 2: 'Eğitim önemlidir. Okul eğitim yeridir. O halde okul önemlidir.' (sözel muhakeme).
  • Örnek 3: 'Demokrasi değerlidir. Seçim demokratik haktır. O halde seçim değerlidir.' (sözel muhakeme).
  • Örnek 4: 'Sanat güzeldir. Resim sanattır. O halde resim güzeldir.' (sözel muhakeme).
  • Örnek 5: 'Bilim faydalıdır. Tıp bilimdir. O halde tıp faydalıdır.' (sözel muhakeme).

3. Çıkarım Yapma

  • Çıkarım yapma, verilen öncüllerden mantıklı sonuçlar çıkarma işlemidir.
  • Verilen öncüllerden mantıklı sonuçlar çıkarma işlemi çıkarım yapmadır.
  • Örnek 1: 'Tüm kuşlar uçar. Serçe kuştur. O halde serçe uçar.' (çıkarım yapma).
  • Örnek 2: 'Hiçbir balık uçmaz. Kedi balık değildir. O halde kedi uçabilir.' (çıkarım yapma).
  • Örnek 3: 'Bazı çiçekler güzeldir. Gül çiçektir. O halde gül güzel olabilir.' (çıkarım yapma).
  • Örnek 4: 'Tüm meyveler tatlıdır. Elma meyvedir. O halde elma tatlıdır.' (çıkarım yapma).
  • Örnek 5: 'Hiçbir sebze tatlı değildir. Havuç sebzedir. O halde havuç tatlı değildir.' (çıkarım yapma).

4. Analoji

  • Analoji, iki farklı durum arasında benzerlik kurarak sonuç çıkarma yöntemidir.
  • İki farklı durum arasında benzerlik kurarak sonuç çıkarma yöntemi analojidir.
  • Örnek 1: 'Kitap okumak, yemek yemek gibidir. Nasıl yemek bedeni besliyorsa, kitap da zihni besler.' (analoji).
  • Örnek 2: 'Eğitim, ağaç dikmek gibidir. Nasıl ağaç meyve verirse, eğitim de bilgi verir.' (analoji).
  • Örnek 3: 'Demokrasi, orkestra gibidir. Nasıl orkestrada her enstrüman önemliyse, demokraside de her oy önemlidir.' (analoji).
  • Örnek 4: 'Sanat, rüzgar gibidir. Nasıl rüzgar görünmezse, sanat da soyuttur.' (analoji).
  • Örnek 5: 'Bilim, ışık gibidir. Nasıl ışık karanlığı aydınlatırsa, bilim de bilinmeyeni aydınlatır.' (analoji).

5. Mantık Sıralaması

  • Mantık sıralaması, verilen bilgileri mantıklı bir sıraya koyma işlemidir.
  • Verilen bilgileri mantıklı bir sıraya koyma işlemi mantık sıralamasıdır.
  • Örnek 1: 'Tohum ekilir, sulanır, büyür, meyve verir.' (mantık sıralaması).
  • Örnek 2: 'Kitap alınır, okunur, anlaşılır, uygulanır.' (mantık sıralaması).
  • Örnek 3: 'Eğitim alınır, öğrenilir, uygulanır, başarı sağlanır.' (mantık sıralaması).
  • Örnek 4: 'Demokrasi kurulur, seçim yapılır, yönetim oluşur, hizmet verilir.' (mantık sıralaması).
  • Örnek 5: 'Sanat yaratılır, sergilenir, beğenilir, değerlendirilir.' (mantık sıralaması).

6. Çelişki Tespiti

  • Çelişki tespiti, verilen bilgiler arasında mantıksal çelişki bulma işlemidir.
  • Verilen bilgiler arasında mantıksal çelişki bulma işlemi çelişki tespitidir.
  • Örnek 1: 'Tüm öğrenciler çalışkandır' ile 'Bazı öğrenciler tembeldir' çelişir.' (çelişki tespiti).
  • Örnek 2: 'Hiçbir kedi köpek değildir' ile 'Bazı kediler köpektir' çelişir.' (çelişki tespiti).
  • Örnek 3: 'Tüm kitaplar değerlidir' ile 'Bazı kitaplar değersizdir' çelişir.' (çelişki tespiti).
  • Örnek 4: 'Hiçbir araba yavaş değildir' ile 'Bazı arabalar yavaştır' çelişir.' (çelişki tespiti).
  • Örnek 5: 'Tüm ağaçlar büyüktür' ile 'Bazı ağaçlar küçüktür' çelişir.' (çelişki tespiti).

7. Mantık Kuralları

  • Mantık kuralları, doğru çıkarım yapmak için uyulması gereken temel ilkelerdir.
  • Doğru çıkarım yapmak için uyulması gereken temel ilkeler mantık kurallarıdır.
  • Örnek 1: 'Tüm A'lar B'dir. C, A'dır. O halde C, B'dir.' (mantık kuralı).
  • Örnek 2: 'Hiçbir A, B değildir. C, A'dır. O halde C, B değildir.' (mantık kuralı).
  • Örnek 3: 'Bazı A'lar B'dir. C, A'dır. O halde C, B olabilir.' (mantık kuralı).
  • Örnek 4: 'Tüm A'lar B'dir. C, B değildir. O halde C, A değildir.' (mantık kuralı).
  • Örnek 5: 'Hiçbir A, B değildir. C, B'dir. O halde C, A değildir.' (mantık kuralı).

8. Sözel Muhakeme Stratejileri

  • Sözel muhakeme stratejileri, mantık sorularını çözmek için kullanılan yöntemlerdir.
  • Mantık sorularını çözmek için kullanılan yöntemler sözel muhakeme stratejileridir.
  • Örnek 1: 'Önce öncülleri oku, sonra sonuçları çıkar.' (sözel muhakeme stratejisi).
  • Örnek 2: 'Çelişkili bilgileri tespit et, doğru olanı seç.' (sözel muhakeme stratejisi).
  • Örnek 3: 'Analoji kur, benzerlikleri bul.' (sözel muhakeme stratejisi).
  • Örnek 4: 'Mantık sıralaması yap, doğru sırayı bul.' (sözel muhakeme stratejisi).
  • Örnek 5: 'Sistematik yaklaş, adım adım ilerle.' (sözel muhakeme stratejisi).

9. Sistematik Yaklaşım

  • Sistematik yaklaşım, mantık sorularını adım adım çözme yöntemidir.
  • Mantık sorularını adım adım çözme yöntemi sistematik yaklaşımdır.
  • Örnek 1: '1. Adım: Öncülleri oku, 2. Adım: Sonuçları çıkar, 3. Adım: Doğru cevabı bul.' (sistematik yaklaşım).
  • Örnek 2: '1. Adım: Bilgileri analiz et, 2. Adım: Çelişkileri tespit et, 3. Adım: Doğru olanı seç.' (sistematik yaklaşım).
  • Örnek 3: '1. Adım: Benzerlikleri bul, 2. Adım: Analoji kur, 3. Adım: Sonuç çıkar.' (sistematik yaklaşım).
  • Örnek 4: '1. Adım: Sıralama yap, 2. Adım: Mantıklı sırayı bul, 3. Adım: Doğru sıralamayı seç.' (sistematik yaklaşım).
  • Örnek 5: '1. Adım: Mantık kurallarını uygula, 2. Adım: Çıkarım yap, 3. Adım: Sonucu doğrula.' (sistematik yaklaşım).

10. Mantıksal Bağlaçlar

  • Mantıksal bağlaçlar, mantık ifadelerini birbirine bağlayan sözcüklerdir.
  • Mantık ifadelerini birbirine bağlayan sözcükler mantıksal bağlaçlardır.
  • Örnek 1: 've, veya, eğer...ise, ancak ve ancak' mantıksal bağlaçlardır.' (mantıksal bağlaçlar).
  • Örnek 2: 'Tüm, hiçbir, bazı' mantıksal bağlaçlardır.' (mantıksal bağlaçlar).
  • Örnek 3: 'Çünkü, dolayısıyla, o halde' mantıksal bağlaçlardır.' (mantıksal bağlaçlar).
  • Örnek 4: 'Ancak, fakat, ama' mantıksal bağlaçlardır.' (mantıksal bağlaçlar).
  • Örnek 5: 'Bu nedenle, bu yüzden, bu sebeple' mantıksal bağlaçlardır.' (mantıksal bağlaçlar).

11. Sözel Muhakeme Pratik İpuçları

  • Sözel muhakeme pratik ipuçları, mantık sorularını daha kolay çözmek için kullanılan yöntemlerdir.
  • Mantık sorularını daha kolay çözmek için kullanılan yöntemler sözel muhakeme pratik ipuçlarıdır.
  • Örnek 1: 'Öncülleri dikkatli oku, sonuçları mantıklı çıkar.' (sözel muhakeme pratik ipucu).
  • Örnek 2: 'Çelişkili bilgileri tespit et, doğru olanı seç.' (sözel muhakeme pratik ipucu).
  • Örnek 3: 'Analoji kur, benzerlikleri bul.' (sözel muhakeme pratik ipucu).
  • Örnek 4: 'Mantık sıralaması yap, doğru sırayı bul.' (sözel muhakeme pratik ipucu).
  • Örnek 5: 'Sistematik yaklaş, adım adım ilerle.' (sözel muhakeme pratik ipucu).

12. KPSS'de Sık Çıkan Sözel Muhakeme Soruları

  • KPSS'de sözel muhakeme konusunda mantık soruları, çıkarım yapma, analoji soruları çıkar.
  • Mantık soruları, çıkarım yapma, analoji konusunda sorular gelir.
  • Örnek 1: 'Bu öncüllerden hangi sonuç çıkarılabilir?' türü sorular.
  • Örnek 2: 'Aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?' türü sorular.
  • Örnek 3: 'Hangi analoji doğru kurulmuştur?' türü sorular.
  • Örnek 4: 'Bu bilgiler arasında çelişki var mıdır?' türü sorular.
  • Örnek 5: 'Aşağıdaki sıralamalardan hangisi mantıklıdır?' türü sorular.

Anlatım Bozuklukları

Anlatım Bozuklukları

Anlatım bozukluğu, cümlelerde anlam, dil bilgisi veya sözcük seçimi açısından yapılan yanlışlıklardır; KPSS'de bu konuda sıkça soru sorulur.

Konu Özeti

  • Anlatım bozukluğu birçok farklı biçimde ortaya çıkabilir. En yaygın türlerden biri 'anlatım tekrarı' (gereksiz sözcük kullanımı)dır: 'Geri dönüp eski yerine geldi' cümlesinde 'geri' kelimesi gereksizdir çünkü 'dönmek' zaten geri gelme anlamı taşır. 'Toplam 5 kişi' yerine 'toplam' veya '5 kişi' tek başına yeterlidir. 'Öz özeti' ifadesinde de aynı anlam çift söylenmiştir.
  • Özne-yüklem uyumsuzluğu, cümledeki özne ile yüklemin kişi, sayı veya anlam bakımından çelişmesidir. 'Öğrenciler sınava hazırlandı' cümlesinde çoğul özneyle tekil yüklem uyumsuzluğu görülse de Türkçede insan dışı varlıklar için bu kabul edilebilirdir; ancak çift anlama yol açan durumlar bozukluk sayılır. 'Hem Ahmet hem Ayşe geldi/geldiler' her ikisi de doğru kullanımdır.
  • Sözcüklerin yanlış anlamda kullanımı ya da anlam karışıklığı da bozukluk sayılır. 'Bu kitap beni çok etkiledi' yerine 'Bu kitap üzerimde derin bir etki bıraktı' ifadesi daha doğrudur; ancak asıl bozukluk 'nesne özne gibi kullanıldığında' ortaya çıkar. Belirsiz ve iki anlama gelen cümleler (anlam belirsizliği) de anlatım bozukluğu kapsamındadır: 'Ali ve Veli'nin annesi geldi' cümlesinde bir mi yoksa iki kişinin annesi mi geldiği belirsizdir.
  • Deyimlerin yanlış kullanımı, eşgörevli ögelerde uyumsuzluk (bağlaç yanlışı), yüklemi olmayan cümleler, mantık hataları ve sözcük seçimi yanlışlıkları da sıkça görülen bozukluk türleridir. 'Hem çalışkan hem de tembel' gibi çelişkili bir niteleme, mantık hatası içeren anlatım bozukluğuna örnektir.
  • Tamlama yanlışlığı, bir isim tamlamasının veya sıfat tamlamasının eksik ya da yanlış kurulmasından kaynaklanan bir bozukluktur: 'Ali'nin ve Veli'nin evi' yerine 'Ali ile Veli'nin evi' denmesi belirsizliğe yol açar (bir mi iki ev mi olduğu anlaşılmaz); 'Türk edebiyatı ve tarihi' ifadesinde de aynı belirsizlik vardır çünkü 'Türk' sözcüğünün yalnızca 'edebiyatı' mı yoksa hem 'edebiyatı' hem 'tarihi' mi nitelediği net değildir. Ortak kullanılan bir tamlayan ya da tamlanan, bağlı olduğu tamlamaların her biri için anlamca uygun olmalıdır; aksi hâlde eksik ya da hatalı bir tamlama ortaya çıkar.
  • Çatı uyumsuzluğu, bir cümledeki fiillerin etken-edilgen çatı bakımından birbiriyle çelişmesidir: bağlaçla bağlanan iki yüklemden biri etken diğeri edilgense ve bu, özne tekrarını engelleyip anlam karışıklığına yol açıyorsa bozukluk ortaya çıkar ('Bu proje hem kolay yapılır hem de biz kolayca yaparız' cümlesinde çatı ve özne tutarsızlığı vardır). Gereksiz yardımcı fiil kullanımı ise 'etmek, olmak, yapmak' gibi yardımcı fiillerin, zaten tek başına yeterli olan bir ifadeye ek olarak getirilmesidir: 'Bu konuyu izah etmek istiyorum, açıklamak için buradayım' cümlesinde hem 'izah etmek' hem 'açıklamak' aynı anlamı iki kez vermektedir; bunlardan yalnızca biri kullanılmalıdır.

Anahtar Noktalar

  • Anlatım tekrarı: aynı anlam iki kez söylenmiştir (geri dön-, toplam sayı, öz özet...).
  • Anlam belirsizliği: cümle birden fazla biçimde yorumlanabilir.
  • Özne-yüklem uyumsuzluğu: kişi/sayı/anlam çelişkisi.
  • Deyim yanlışlığı: deyim eklenerek ya da sözcükleri değiştirilerek kullanılmıştır.
  • Eşgörevli ögelerde uyumsuzluk: 'hem görsel hem de işitmek' (görsel isim, işitmek fiil — uyumsuz).
  • Mantık hatası: birbiriyle çelişen nitelemeler bir arada ('hem zeki hem de aptal').
  • Gereksiz sözcük: cümlenin anlamını değiştirmeden çıkarılabilen kelimeler.
  • Nesne eksikliği: cümlede anlamı tamamlayan bir öge (özne/nesne/zarf) eksiktir.
  • Tamlama yanlışlığı: ortak kullanılan tamlayan/tamlanan her iki tamlama için de anlamca uygun olmalıdır ('Ali'nin ve Veli'nin evi' belirsizliği).
  • Çatı uyumsuzluğu: aynı cümlede etken ve edilgen yapı çelişecek biçimde bir arada kullanılamaz.
  • Gereksiz yardımcı fiil: aynı anlamı veren iki farklı ifadenin (izah etmek/açıklamak) birlikte kullanılması gereksizdir.
  • Anlatım bozukluğu sorularında en güvenilir yol, cümleyi yalın bir dille yeniden kurup hangi sözcüğün çıkarılabileceğini test etmektir.

Sözcük Türleri

Sözcük Türleri

Türkçede sözcükler; isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem ve fiil (ile fiilimsiler) olmak üzere sekiz temel türe ayrılır ve KPSS'de bir sözcüğün cümledeki göreve göre tür değiştirebilmesi sıkça sınanır.

Konu Özeti

  • İsimler; varlıkları, kavramları ve duyguları karşılayan sözcüklerdir. Özel isim (Ankara, Ahmet) ile cins isim (şehir, kitap), somut isim (masa) ile soyut isim (sevgi), tekil isim ile çoğul isim, basit isim ile topluluk ismi (sürü, ordu, takım) ayrımları KPSS'de sorulur. Topluluk isimleri tekil görünse de birden çok varlığı ifade eder; bu, çoğul eki almadıkları hâlde çoğul anlam taşımalarıyla dikkat çeker.
  • Sıfatlar, isimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir; ismin yerine geçmezler, her zaman bir ismi tamamlarlar. Niteleme sıfatları (güzel, yorgun, akıllı) bir varlığın özelliğini bildirirken belirtme sıfatları; sayı sıfatı (üç kalem, beşinci sıra), işaret sıfatı (bu kitap), soru sıfatı (hangi yol) ve belirsizlik sıfatı (bazı öğrenciler, her insan) olarak alt gruplara ayrılır. Bir sözcüğün sıfat mı zamir mi olduğunu ayırt etmenin en pratik yolu, o sözcükten sonra bir ismin gelip gelmediğine bakmaktır: isim geliyorsa sıfat, gelmiyorsa (isim yerine geçiyorsa) zamirdir.
  • Zamirler, bir ismin ya da isim tamlamasının yerini tutan sözcüklerdir. Kişi zamirleri (ben, sen, o, biz, siz, onlar), işaret zamirleri (bu, şu, o — isimsiz kullanıldığında), belirsizlik zamirleri (biri, kimi, hepsi, bazıları), soru zamirleri (kim, ne, hangisi) ve dönüşlülük zamiri (kendi/kendisi) başlıca çeşitleridir. 'Bu kitabı okudum' cümlesinde 'bu' sıfattır çünkü 'kitap' ismini belirtir; 'Bunu okudum' cümlesinde ise 'bunu' zamirdir çünkü doğrudan ismin yerine geçmiştir.
  • Zarflar; fiilleri, sıfatları ya da başka bir zarfı zaman, durum, yer-yön ve azlık-çokluk bakımından etkileyen sözcüklerdir. 'Dün geldi' (zaman), 'hızlı koştu' (durum/tarz), 'içeri girdi' (yer-yön), 'çok çalıştı' (azlık-çokluk) örneklerinde olduğu gibi zarflar herhangi bir çekim eki almadan kullanılır. Bir sözcüğün sıfat mı zarf mı olduğunu ayırt etmek için, o sözcüğün bir ismi mi yoksa bir fiili mi etkilediğine bakılır: isim etkileniyorsa sıfat ('iyi bir insan'), fiil etkileniyorsa zarftır ('iyi anlattı').
  • Edatlar (ilgeçler) tek başlarına bir anlam taşımaz; kendinden önceki isim ya da isim soylu sözcükle birlikte bir anlam öbeği oluştururlar. 'Gibi, kadar, için, ile, göre, rağmen, üzere, karşı, dolayı' en sık kullanılan edatlardır. 'İle' edatı hem birliktelik ('kardeşiyle gitti') hem vasıta ('kalemle yazdı') hem de bağlaç ('Ali ile Ayşe geldi' → 've' anlamında) göreviyle kullanılabilir; bu, KPSS'de sık sorulan bir ayrımdır.
  • Bağlaçlar; cümleleri, cümle içindeki ögeleri ya da sözcükleri anlamca birbirine bağlayan sözcüklerdir: ve, ama, fakat, çünkü, ya da, ki, üstelik gibi. 'De/da' bağlacı her zaman ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında cümlenin temel anlamı bozulmaz ('Ben de geldim' → 'Ben geldim'); oysa aynı sesteki bulunma hâli eki '-de/-da' bitişik yazılır ve isme eklenir ('okulda'). Ünlemler ise duygu, heyecan, seslenme ya da tepki bildirir; cümledeki diğer ögelerle dilbilgisel bir bağı yoktur (Ah!, Aferin!, Eyvah!, Maşallah!).
  • Fiiller, iş, oluş ya da hareket bildiren ve kip-şahıs eki alarak çekimlenen sözcüklerdir; cümlede yüklem görevindedirler. Fiilimsiler ise fiil kök ya da gövdesine belirli ekler getirilerek türetilir, çekimlenmez ve cümlede isim, sıfat ya da zarf göreviyle kullanılır: isim-fiil (-mA, -mAk, -Iş: okumak, yürüyüş), sıfat-fiil/ortaç (-An, -AsI, -mAz, -Ar, -DIk, -EcEk, -mIş: koşan, okuduğum, gelecek) ve bağ-fiil/ulaç (-Ip, -ArAk, -IncA, -kEn, -ElI, -mEdEn: gülerek, gelince, okuyup). Fiilimsiler çekimli fiil gibi görünse de kip ve kişi eki almadıkları için yüklem olamazlar; bu ayrım KPSS'de sık sorulan bir tuzaktır.
  • Bazı sözcükler Türkçede cümledeki görevine göre tür değiştirebilir; bu, sınavda en çok karıştırılan noktalardan biridir. Örneğin 'bir' sözcüğü sayı sıfatı ('bir kitap'), sayı ismi ('bir geldi'), zarf ('bir baktım') ya da tekrar bağlacı ('bir güldü bir ağladı') olabilir; 'iyi' sözcüğü sıfat ('iyi bir insan'), zarf ('iyi anlattı') ya da isimleşmiş biçimde isim ('iyisi kötüsü') olarak kullanılabilir. Bu tür sözcüklerde tür tayini, sözcüğün tek başına anlamından değil cümle içindeki görevinden yapılmalıdır.
  • Sayı sıfatları ve sayı isimleri arasındaki fark, sözcüğün bir ismi belirtip belirtmediğine bağlıdır: sayı sıfatı bir ismi tamamlar ('beş kitap', 'üçüncü sıra'), sayı ismi ise doğrudan bir varlığın yerini tutar ve isim gibi çekim eki alabilir ('Beşi geldi', 'Üçüncüsü kazandı'). Sayı sıfatları kendi içinde asıl sayı sıfatı (bir, iki, üç), sıra sayı sıfatı (birinci, ikinci), üleştirme sayı sıfatı (birer, ikişer — 'her birine eşit miktarda' anlamı katar) ve kesir sayı sıfatı (üçte bir, yüzde elli) olmak üzere dörde ayrılır. 'Herkes birer kitap aldı' cümlesinde 'birer' üleştirme sayı sıfatıdır ve KPSS'de sık sorulan bir alt türdür.
  • Edatlar işlevlerine göre benzetme edatları ('gibi': 'aslan gibi güçlü'), sınırlama edatları ('yalnız, sadece, ancak, bir tek': 'yalnız sen kaldın'), denklik/birliktelik edatları ('ile, birlikte, beraber': 'kardeşiyle gitti'), karşılaştırma edatı ('göre': 'bana göre') ve amaç/sebep edatları ('için, dolayı, ötürü, yüzünden': 'iş için geldi') olarak sınıflandırılabilir. Bu ayrım cümledeki anlam ilişkisini netleştirse de temel test her zaman aynıdır: edat, tek başına anlam taşıyan bağımsız bir sözcük değildir, yalnızca kendinden önceki isim ya da isim soylu sözcükle birlikte bir öbek oluşturarak anlam kazanır.

Anahtar Noktalar

  • Sıfatlar bir ismi tamamlar, zamirler ise doğrudan ismin yerine geçer; ayırt etmek için sözcükten sonra isim olup olmadığına bakılır.
  • İşaret sözcüğü ('bu, şu, o') ardından isim varsa sıfat, isim yoksa zamirdir.
  • Belirsizlik sıfatı ile belirsizlik zamiri karıştırılmamalı: 'bazı öğrenciler' sıfat, 'bazıları' zamirdir.
  • Zarflar fiili/sıfatı, sıfatlar ismi etkiler; aynı sözcük göreve göre ikisi de olabilir (iyi, hızlı, çok, az gibi).
  • Fiilimsiler (isim-fiil, sıfat-fiil, bağ-fiil) çekimli fiil değildir; kip ve kişi eki almazlar, yüklem olamazlar.
  • 'de/da' bağlacı ayrı yazılır ve cümleden çıkarılabilir; '-de/-da' hâl eki ise bitişik yazılır ve isme bağlıdır.
  • Edatlar tek başına anlam taşımaz; her zaman bir isim ya da isim soylu sözcükle öbek kurar (gibi, kadar, için, ile, göre).
  • 'İle' edatı bağlaç görevinde de kullanılabilir ('Ali ile Ayşe' → 've' anlamında); bu bir tür değişimidir.
  • Ünlemler cümledeki diğer ögelerle dilbilgisel ilişkiye girmez, yalnızca duygu/heyecan bildirir.
  • 'Bir', 'iyi', 'az', 'çok' gibi sözcükler cümledeki göreve göre farklı türlere girebilir; tür tayini bağlamdan yapılmalıdır.
  • Sayı sıfatı bir ismi tamamlar (beş kitap); sayı ismi doğrudan ismin yerine geçer ve çekim eki alabilir (beşi geldi).
  • Sayı sıfatı dört türe ayrılır: asıl (bir, iki), sıra (birinci), üleştirme (birer, ikişer), kesir (üçte bir).
  • Üleştirme sayı sıfatı 'her birine eşit miktarda' anlamı katar: 'ikişer kalem dağıttı'.
  • Edatlar işlevlerine göre benzetme (gibi), sınırlama (yalnız, sadece), birliktelik (ile), karşılaştırma (göre) ve sebep (için, yüzünden) edatları olarak sınıflandırılır.

Cümlenin Ögeleri

Cümlenin Ögeleri

Cümlenin ögeleri; yüklem ile özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci ve edat tümlecinden oluşur; öge bulmanın anahtarı önce yüklemi bulup ona uygun sorular sormaktır.

Konu Özeti

  • Yüklem, cümlede yargıyı bildiren ve genellikle çekimli bir fiil ya da ek fiil almış bir isimden oluşan temel ögedir. Türkçe cümlelerde yüklem çoğunlukla sonda bulunur (kurallı cümle) ama şiirde ya da konuşma dilinde başka bir yerde de bulunabilir (devrik cümle); yüklemin yeri değişse de görevi değişmez. Diğer bütün ögeler yükleme çeşitli sorular sorularak bulunur; bu yüzden bir cümlede ilk yapılması gereken iş yüklemi tespit etmektir.
  • Özne, yükleme 'kim, ne' sorusu sorularak bulunan, işi yapan ya da yargının kendisiyle ilgili olduğu ögedir. Etken cümlelerde özne işi bizzat yapar ('Öğrenci ödevini yaptı'); edilgen çatılı cümlelerde ise gerçek özne bilinmez ya da önemsizdir, cümlede yalnızca işin kime/neye yapıldığını bildiren bir 'sözde özne' bulunur ('Ödev yapıldı' cümlesinde 'ödev' sözde öznedir, işi yapan belli değildir).
  • Nesne, yüklemin bildirdiği işten etkilenen varlığı gösterir ve ikiye ayrılır: belirtili nesne, '-i' belirtme hâli ekini alır ve 'kimi, neyi' sorusuna cevap verir ('Kitabı okudum'); belirtisiz nesne ise hiçbir hâl eki almadan yükleme yakın durur ve 'ne' sorusuna cevap verir ('Kitap okudum'). Belirtisiz nesne, hâl eki almadığı için bazen zarf tümleciyle karıştırılır; ayırt etmek için yükleme 'ne' sorusu sorulup sorulamayacağına bakılır.
  • Dolaylı tümleç (yer tamlayıcısı), yüklemi yönelme (-e), bulunma (-de) ya da ayrılma (-den) hâl eklerinden biriyle tamamlayan ögedir; 'kime, kimde, kimden, nereye, nerede, nereden' sorularına cevap verir. 'Öğretmen öğrencilere anlattı' cümlesinde 'öğrencilere' dolaylı tümleçtir. Bir isim bu hâl eklerinden birini aldığında, başka bir görevi (örneğin zarf tümleci) üstlenip üstlenmediğine dikkat edilmelidir; bulunma/ayrılma/yönelme hâli çoğunlukla dolaylı tümleç kurar.
  • Zarf tümleci, yüklemi zaman, durum (tarz) ya da miktar bakımından tamamlayan, herhangi bir hâl eki almadan (ya da -ca/-ce gibi zarf yapım ekiyle) kullanılan ögedir; 'ne zaman, nasıl, ne kadar' sorularına cevap verir. 'Dün geldi', 'hızlıca yazdı', 'çok çalıştı' örneklerinde altı çizili sözler zarf tümlecidir. '-la/-le' (ile edatının bitişik biçimi) ile kurulan söz öbekleri ise KPSS'de genellikle zarf tümleci değil, edat tümleci (vasıta/birliktelik) kabul edilir; bu ayrım sınavda dikkat gerektirir.
  • Edat tümleci, bir edatla ('gibi, kadar, için, ile, göre, rağmen, üzere, karşı, dolayı') kurulan söz öbeğidir ve yüklemi çeşitli yönlerden tamamlar. 'Kardeşi gibi çalışkandır', 'sınav için çalıştı', 'kredi ile aldı' örneklerindeki altı çizili öbekler edat tümlecidir. Edat tümleci bazı kaynaklarda zarf tümlecinin bir alt türü sayılsa da KPSS'de çoğunlukla ayrı bir öge olarak ele alınır.
  • Öge bulma sırası şu şekilde özetlenebilir: önce yüklem bulunur; sonra yükleme 'kim/ne' sorulup özne bulunur; ardından 'kimi/neyi' sorulup belirtili nesne, 'ne' sorulup belirtisiz nesne aranır; 'kime/nereye/nerede/nereden' sorularıyla dolaylı tümleç, 'ne zaman/nasıl/ne kadar' sorularıyla zarf tümleci, edatlı öbekler aranarak da edat tümleci belirlenir. Bir isim tamlaması ya da sıfat tamlaması cümlede TEK bir öge olarak değerlendirilir, tamlayan ile tamlanan ayrı ögeler sayılmaz.
  • Cümledeki ögelerin sırası (kurallı-devrik cümle farkı) ögenin görevini değiştirmez; Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için öge sırası oldukça esnektir. Ayrıca birden fazla dolaylı tümleç ya da zarf tümleci aynı cümlede bulunabilir; sınav sorularında genellikle bunlardan yalnızca biri sorulur ve diğerleri seçeneklerde çeldirici olarak yer alır.
  • Bir cümlede özne açıkça belirtilmemiş olsa da yüklemin aldığı kişi ekinden anlaşılabilir; buna gizli özne denir: 'Yarın erken kalkacağım' cümlesinde yüklemdeki '-im' kişi ekinden öznenin 'ben' olduğu anlaşılır, ayrıca yazılmasına gerek yoktur. Cümle dışı unsurlar ise cümlenin temel ögelerinden hiçbirinin görevini üstlenmeyen, çıkarıldığında cümlenin dil bilgisi yapısını hiç etkilemeyen sözlerdir: seslenme/hitap sözleri ('Ahmet, buraya gel'), ünlemler ('Eyvah, geç kaldım') ve bazı bağlayıcı/açıklayıcı sözler ('yani, işte, mesela') bu gruba girer. Cümle dışı unsurlar öge sayılmaz; öge sayma sorularında sıkça gözden kaçan bir noktadır.
  • Bir cümlede aynı görevde birden fazla tümleç bulunabilir; bu durumda her biri ayrı bir öge sayılır. 'Öğretmen sınıfta öğrencilere kitaptan bahsetti' cümlesinde hem 'sınıfta' hem 'öğrencilere' hem 'kitaptan' ayrı ayrı dolaylı tümleçtir; bu, tek bir soru tipine (kime/nerede/nereden) birden fazla cevabın karşılık gelmesinden kaynaklanır. Öge bulma sorularında sık yapılan bir diğer hata, isim tamlamasının yalnızca tamlanan kısmını öge olarak almaktır; oysa 'Ali'nin kitabı' gibi bir tamlama bütün olarak tek bir öge oluşturur, tamlayan eki alan kısım (Ali'nin) o ögenin ayrılmaz bir parçasıdır ve ayrı bir öge sayılmaz.

Anahtar Noktalar

  • Ögeleri bulmaya her zaman yüklemden başlanır; diğer ögeler yükleme sorular sorularak bulunur.
  • Etken cümlede özne işi yapan, edilgen cümlede ise 'sözde özne' işin kendisine yapıldığı varlıktır.
  • Belirtili nesne '-i' hâl ekini alır ('kimi/neyi'); belirtisiz nesne ek almaz ve 'ne' sorusuna cevap verir.
  • Dolaylı tümleç '-e, -de, -den' hâl eklerinden biriyle kurulur; 'kime, nerede, nereden' sorularına cevap verir.
  • Zarf tümleci hâl eki almadan zaman, tarz ya da miktar bildirir; 'ne zaman, nasıl, ne kadar' sorularına cevap verir.
  • Edat tümleci bir edatla ('gibi, kadar, için, ile, göre, rağmen, üzere') kurulan söz öbeğidir.
  • 'İle' edatının bitişik biçimi ('-la/-le') genellikle edat tümleci sayılır, zarf tümleci ile karıştırılmamalıdır.
  • İsim ve sıfat tamlamaları cümlede tek bir öge olarak değerlendirilir, parçalara ayrılmaz.
  • Öge sırası (devrik/kurallı cümle) ögenin görevini etkilemez; Türkçede öge dizilişi esnektir.
  • Bir cümlede aynı görevde birden fazla tümleç bulunabilir; sınavda genellikle tek biri sorulur.
  • Gizli özne: yüklemin kişi ekinden anlaşılan, cümlede açıkça yazılmayan öznedir ('Geleceğim' → özne: ben).
  • Cümle dışı unsurlar (seslenme, ünlem, 'yani/işte' gibi bağlayıcı sözler) cümlenin ögesi sayılmaz.
  • İsim/sıfat tamlaması bütün olarak tek bir ögedir; tamlayan eki alan kısım ayrı bir öge sayılmaz.

Sözel Mantık

Sözel Mantık

Sözel mantık; sıralama, eşleştirme (tablo), doğru-yanlış söyleyenler ve kıyas (tasım) gibi problem tiplerinde verilen öncüllerden zorunlu olarak çıkan sonucu bulmayı gerektirir.

Konu Özeti

  • Sıralama problemlerinde bir grup insan ya da nesnenin bir sıra, kat ya da liste üzerindeki konumu, verilen ipuçlarından çıkarılır. Çözümde önce kesin konum bildiren ipuçları ('en baştadır', 'üçüncü sıradadır') bir şema üzerine yerleştirilir; ardından göreli ipuçları ('X, Y'den önce gelir', 'X ile Y arasında iki kişi vardır', 'X, Y'nin hemen arkasındadır') bu şemaya uygulanarak sıralama adım adım daraltılır. 'X ile Y arasında n kişi vardır' ifadesi, X ve Y'nin konumları arasındaki farkın mutlak değerinin bir eksiğinin n'ye eşit olduğu anlamına gelir.
  • Eşleştirme (tablo mantığı) problemlerinde birden fazla kişi, birden fazla özelliğe (meslek, şehir, renk vb.) bire bir karşılık gelecek biçimde eşleştirilir. Bu tür sorularda genellikle bir tablo çizilir; satırlara kişiler, sütunlara özellikler yazılır ve her ipucu tabloya '✔' ya da '✘' olarak işlenir. Olumsuz ipuçları ('X'in mesleği Y değildir') tek başına sonucu vermese de, elenen olasılıklar arttıkça geriye kalan tek seçenek zorunlu olarak doğru eşleşmeyi verir; bu nedenle olumsuz ipuçları asla göz ardı edilmemelidir.
  • Doğru söyleyen-yalan söyleyen problemlerinde birkaç kişinin ifadeleri verilir ve bunlardan kaçının doğru, kaçının yalan söylediği bilgisi eklenir ('sadece biri doğru söylüyor' gibi). Bu tür sorularda en güvenilir yöntem, sırayla her bir kişinin ifadesinin doğru olduğunu varsayıp diğer ifadelerle çelişip çelişmediğini kontrol etmektir (varsayımsal akıl yürütme). Yalnızca bir varsayım tüm ifadelerle tutarlı kalır; doğru cevap odur.
  • Kıyas (tasım) sorularında iki öncülden (yargıdan) yola çıkılarak zorunlu bir sonuç çıkarılır. Türkçede bu öncüller 'bütün, bazı, hiçbir' niceleyicileriyle kurulur. 'Bütün A'lar B'dir' ve 'Bütün B'ler C'dir' öncüllerinden 'Bütün A'lar C'dir' sonucu kesin olarak çıkar (geçişlilik). 'Bütün A'lar B'dir' ve 'Hiçbir B, C değildir' öncüllerinden 'Hiçbir A, C değildir' çıkar. 'Bazı A'lar B'dir' ve 'Bütün B'ler C'dir' öncüllerinden ise yalnızca 'Bazı A'lar C'dir' çıkar; 'Bütün A'lar C'dir' sonucu çıkarılamaz çünkü öncülde sadece BAZI A'ların B olduğu söylenmiştir.
  • Kıyas sorularında sık yapılan hatalardan biri, önermenin tersini otomatik olarak doğru kabul etmektir: 'Bütün A'lar B'dir' önermesinden 'Bütün B'ler A'dır' sonucu çıkmaz (yalnızca 'bazı B'ler A'dır' çıkarılabilir, o da öncülde A kümesinin boş olmadığı varsayımıyla). Benzer şekilde 'Bazı A'lar B'dir' önermesinden 'Bazı A'lar B değildir' sonucu da çıkmaz; ikisi bir arada verilmediği sürece birbirini dışlamaz. 'Hiçbir A, B değildir' önermesi ise simetriktir, yani 'Hiçbir B, A değildir' ile aynı anlama gelir.
  • Sınavda sorular genellikle iki farklı biçimde sorulur: 'kesinlikle doğrudur' ve 'kesinlikle yanlıştır/söylenemez' ya da 'olabilir'. 'Kesinlikle doğrudur' sorularında doğru seçenek, öncüllerle tutarlı OLAN HER durumda geçerli olmalıdır; tek bir istisna bile o seçeneği eler. 'Olabilir' sorularında ise seçeneğin öncüllerle ÇELİŞMEYEN en az bir durumda mümkün olması yeterlidir; kesin olarak doğru olması gerekmez.
  • Karmaşık öncülleri görselleştirmek için Venn şemaları (iç içe, kesişen ya da tamamen ayrık daireler) kullanılabilir. 'Bütün A'lar B'dir' önermesi A dairesinin B dairesinin tamamen içinde olduğu bir şemayla, 'Bazı A'lar B'dir' önermesi iki dairenin kısmen kesiştiği bir şemayla, 'Hiçbir A, B değildir' önermesi ise birbirine hiç değmeyen iki ayrı daire ile gösterilir. Bu şemalar, özellikle üç veya daha fazla öncülün bir arada değerlendirildiği sorularda hata yapma olasılığını azaltır.
  • Sözel mantık sorularını hızlı ve hatasız çözmenin yolu, ipuçlarını okurken kâğıt üzerinde bir şema (sıra çizgisi, tablo ya da Venn şeması) oluşturmak ve her yeni ipucunu bu şemaya işlemektir. Zihinden çözmeye çalışmak, özellikle üç veya daha fazla değişkenli sorularda yanlış sonuca ulaşma riskini artırır.
  • 'En az, en çok' bilgisi içeren problemlerde, verilen kısmi/aralık bilgilerinden kesin bir sonuç çıkarmak için sınır değerler dikkatle işlenmelidir: 'Veli'nin yaşı en fazla Can kadardır' gibi bir ifade eşitlik ihtimalini de içerir (Veli, Can'dan küçük OLABİLİR ya da ona EŞİT olabilir), bu yüzden bu tür ifadelerden tek başına kesin bir sıralama çıkarılamaz, yalnızca olası aralık daraltılır. Akrabalık ilişkisi problemlerinde ise kişiler arasındaki bağlar (baba, anne, kardeş, amca, dayı, hala, teyze, torun) bir soy ağacı çizilerek takip edilmelidir; her yeni ipucu ağaca bir dal olarak eklenmeli, iki kişi arasındaki ilişkinin yönü (kimin kimin çocuğu ya da kardeşi olduğu) karıştırılmamalıdır.
  • Takvim ve zamanlama problemlerinde gün, ay veya saat bilgileri arasındaki farklar döngüsel biçimde ele alınmalıdır: haftanın günleri 7'de bir, ayların sırası 12'de bir kendini tekrarlar; bu nedenle 'bugünden 10 gün sonra hangi gün olur' türü bir soruda toplam gün sayısı 7'ye bölünüp kalan sayı kadar ileri sayılır (10'un 7'ye bölümünden kalan 3'tür, yani bugünden 3 gün ileri sayılır). Saat problemlerinde de benzer biçimde 12 veya 24 saatlik döngü esas alınır; bir olayın belirli bir saatten kaç saat önce ya da sonra gerçekleştiği sorulduğunda toplama/çıkarma işlemi bu döngüsel yapıya göre yapılmalı, gerekirse gün değişimi (saat 24'ü geçince ertesi güne geçilmesi) de hesaba katılmalıdır.

Anahtar Noktalar

  • Sıralama sorularında önce kesin konum bilgisi olan ipuçlarıyla başlanır, sonra göreli ipuçları eklenir.
  • 'X ile Y arasında n kişi vardır' ifadesi |pos(X)-pos(Y)|-1 = n eşitliğine karşılık gelir.
  • 'X, Y'nin hemen önündedir' ifadesinde X'in konumu Y'nin konumundan tam olarak bir eksiktir.
  • Eşleştirme sorularında olumsuz ipuçları eleme yoluyla çözüme katkı sağlar, göz ardı edilmemelidir.
  • Doğru-yanlış söyleyen problemlerinde her ihtimal sırayla varsayılıp diğer ifadelerle tutarlılığı sınanmalıdır.
  • 'Bütün A B'dir' ve 'Bütün B C'dir' → 'Bütün A C'dir' (geçişlilik) kesin bir çıkarımdır.
  • 'Bazı A B'dir' öncülünden 'Bütün A B'dir' sonucu asla çıkarılamaz; bu klasik bir çıkarım hatasıdır.
  • 'Bütün A B'dir' önermesinin tersi ('Bütün B A'dır') otomatik olarak doğru değildir.
  • 'Hiçbir A, B değildir' önermesi simetriktir: 'Hiçbir B, A değildir' ile aynı anlama gelir.
  • 'Kesinlikle doğru' sorularında cevap HER olası durumda geçerli olmalı; 'olabilir' sorularında yalnızca çelişmeyen bir durum yeterlidir.
  • 'En fazla/en az' ifadeleri eşitlik ihtimalini de içerir; bu tür ifadelerden tek başına kesin bir sıralama çıkarılamaz.
  • Akrabalık problemlerinde bir soy ağacı çizmek, ilişkinin yönünü (kimin kimin çocuğu olduğunu) karıştırmayı önler.
  • Takvim problemlerinde günler 7'de, aylar 12'de bir döngüsel olarak tekrarlanır; toplam gün sayısı 7'ye bölünüp kalana göre sayılır.
  • Saat problemlerinde 12 veya 24 saatlik döngü esas alınmalı, gün değişimi ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır.

Paragrafta Anlatım Biçimi ve Düşünceyi Geliştirme Yolları

Paragrafta Anlatım Biçimi ve Düşünceyi Geliştirme Yolları

Bir paragrafın anlatım biçimi (betimleme, öyküleme, açıklama, tartışma) ile düşünceyi geliştirme yolları (tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal veri, benzetme) metnin amacına ve kullanılan dile bakılarak ayırt edilir.

Konu Özeti

  • Betimleme (tasvir), bir varlığın, mekânın ya da durumun beş duyuya hitap eden ayrıntılarla, durağan bir an içinde anlatılmasıdır. Betimleyici parçalarda sıfatlar, benzetmeler ve görsel ayrıntılar yoğun biçimde kullanılır; fiiller çoğunlukla geniş zamanlıdır çünkü anlatılan an akıp gitmez, bir tablo gibi sabitlenir. 'Deniz masmaviydi, martılar başımızın üzerinde daireler çiziyordu' cümlesi buna örnektir.
  • Öyküleme (anlatma), zaman içinde birbirini izleyen olayların, belirli kişiler ve bir olay örgüsü etrafında hareketli bir dille anlatılmasıdır. Öykülemede '-di'li geçmiş zaman ve hareket bildiren fiiller sık kullanılır; olaylar bir sıra (başlangıç-gelişme-sonuç) izler. 'Kapı gıcırdayarak açıldı, adam içeri girdi, şapkasını çıkardı' cümlesi öykülemeye örnektir. Betimleme ile öykülemenin en belirgin farkı, betimlemenin an'ı dondurması, öykülemenin ise olayı zaman içinde ilerletmesidir.
  • Açıklayıcı anlatım, bir konu hakkında nesnel ve öğretici bilgi vermeyi amaçlar; yazarın kişisel görüşünden çok, genel geçer bilgiler aktarılır. Açıklayıcı metinler genellikle tanımlama, örnekleme, karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yollarından yararlanır. 'Su, hidrojen ve oksijen atomlarının birleşmesiyle oluşan bir bileşiktir' cümlesi açıklayıcı anlatıma örnektir.
  • Tartışmacı anlatım, yazarın bir konudaki öznel görüşünü, karşıt bir görüşle yüzleştirerek ikna edici biçimde savunmasıdır. Bu anlatım biçiminde 'kimileri ... oysa/ama bana göre ...' örüntüsü sık görülür; yazar önce karşıt görüşü belirtir, sonra kendi görüşünü savunarak karşıt görüşü çürütmeye çalışır. 'Kimileri bu uygulamanın özgürlükleri kısıtladığını savunur; oysa bana göre güvenliği artırmaktadır' cümlesi tartışmacı anlatıma örnektir.
  • Düşünceyi geliştirme yollarından tanımlama, bir kavramın 'nedir' sorusuna karşılık gelecek biçimde temel/ayırt edici özelliğinin verildiği, genellikle 'X, Y'dir/dır' kalıbındaki cümlelerdir. Örnekleme ise soyut bir düşüncenin somut bir örnekle desteklenmesidir; 'örneğin, mesela, söz gelimi, nitekim' gibi ifadelerle tanınır.
  • Karşılaştırma, iki varlık ya da durum arasındaki benzerlik ya da farkın karşılıklı olarak ortaya konmasıdır; 'iken, oysa, ama, tersine, buna karşın' gibi bağlaçlarla kurulur. Benzetme ise bir varlığın, ortak bir özellik taşıdığı başka bir varlığa 'gibi' sözcüğü ya da benzer bir ifadeyle benzetilmesidir; karşılaştırmadan farkı, iki farklı unsuru karşı karşıya koymak yerine ortak bir noktada birleştirmesidir.
  • Tanık gösterme, bir görüşün güvenilirliğini artırmak amacıyla tanınmış ya da uzman bir kişinin sözünün doğrudan aktarılmasıdır; genellikle '...demiştir, ...belirtmiştir, ...ifadesini kullanmıştır' gibi kalıplarla tanınır. Sayısal verilerden yararlanma ise bir düşüncenin oran, yüzde ya da istatistiklerle somutlaştırılmasıdır; 'yüzde, oran, araştırmaya göre, anketlere göre' gibi ifadeler bu tekniğin işaretidir.
  • Sınavda en sık karıştırılan noktalardan biri tanımlama ile açıklamanın birbirine karıştırılmasıdır: tanımlama tek bir kavramı kısaca tanıtan bir cümledir, açıklama ise bir konuyu daha geniş biçimde, birden fazla cümleyle bilgilendirici bir dille sunar. Bir diğer karışıklık noktası da benzetme ile karşılaştırmadır: benzetmede ortak bir özellik vurgulanırken karşılaştırmada genellikle iki unsur arasındaki fark ya da zıtlık öne çıkar.
  • Betimleme kendi içinde ikiye ayrılır: nesnel (gözlemci/fotoğrafçı) betimlemede yazar, gördüğünü kişisel yorum katmadan, sanki bir fotoğraf makinesiymiş gibi olduğu gibi aktarır ('Oda dört metrekareydi, duvarları beyazdı'); öznel (izlenimci) betimlemede ise yazar kendi duygu, izlenim ve yorumlarını da katarak varlığı kendi bakış açısından anlatır ('Oda öylesine soğuk ve kasvetliydi ki içeri girer girmez ürperdim'). Bu ayrım, bir metnin bilgilendirici mi yoksa edebi/duygusal mı olduğunu belirlemede önemli bir ipucudur.
  • Soru sorma, düşünceyi geliştirme yollarından biri olarak, okuyucunun dikkatini çekmek ya da bir düşünceyi vurgulamak amacıyla cevabı yazarca zaten öngörülen bir sorunun sorulmasıdır (retorik soru): 'Peki bu kadar teknolojik gelişme bizi gerçekten mutlu etti mi?' cümlesi, yazarın kendi görüşünü dolaylı biçimde okuyucuya sormuş gibi görünerek ilettiği bir tekniktir. Bu teknik özellikle tartışmacı ve öznel metinlerde sık görülür; sorunun hemen ardından çoğunlukla yazarın kendi cevabı ya da görüşü gelir, bu da onu gerçek bir bilgi sorusundan ayırır.

Anahtar Noktalar

  • Betimlemede durağan bir an, duyulara hitap eden ayrıntılar ve genellikle geniş zamanlı fiiller bulunur.
  • Öykülemede olaylar zaman içinde ilerler; '-di'li geçmiş zaman ve hareket bildiren fiiller sık kullanılır.
  • Açıklayıcı anlatımda amaç nesnel bilgi vermektir; düşünceyi geliştirme yollarından sıkça yararlanılır.
  • Tartışmacı anlatımda yazar kendi görüşünü karşıt görüşle karşılaştırarak savunur ('kimileri ... oysa ben ...').
  • Tanımlama cümleleri genellikle 'X, Y'dir/dır' kalıbında olup kavramın temel özelliğini verir.
  • Örnekleme 'örneğin, mesela, söz gelimi, nitekim'; tanık gösterme '...demiştir, ...belirtmiştir' ifadeleriyle tanınır.
  • Sayısal verilerden yararlanma; oran, yüzde ve istatistik gibi rakamsal ifadelerle kendini belli eder.
  • Benzetmede ortak özellik, karşılaştırmada ise genellikle fark ya da karşıtlık ön plandadır.
  • Karşılaştırma 'iken, oysa, ama, tersine, buna karşın' gibi bağlaçlarla iki unsuru yan yana koyar.
  • Tanımlama ile açıklama karıştırılmamalıdır: tanımlama tek cümlelik tanıtım, açıklama daha geniş bilgilendirmedir.
  • Nesnel (gözlemci) betimlemede yorum katılmaz, yalnızca gözlemlenen aktarılır; öznel (izlenimci) betimlemede yazarın duygu ve izlenimleri de katılır.
  • Soru sorma (retorik soru) tekniği okuyucunun dikkatini çekmek ya da düşünceyi vurgulamak için kullanılır, genellikle tartışmacı metinlerde görülür.

Paragraf Soruları (Soru Tipleri ve Teknikleri)

Paragraf Soruları (Soru Tipleri ve Teknikleri)

KPSS'de paragraf sorularını hızlı ve doğru çözebilmek için paragrafın yapısını tanımak ve soru tipine göre doğru okuma stratejisini seçmek gerekir.

Konu Özeti

  • Paragraf soruları KPSS Türkçe testinin en büyük bölümünü oluşturur. Bu sorularda amaç, bir metni hızlı ve doğru biçimde analiz ederek soruda istenen bilgiye ulaşmaktır. Sorular genellikle 'ana düşünce', 'yardımcı düşünce', 'başlık', 'giriş-gelişme-sonuç cümlesi', 'anlatım bozukluğu', 'paragrafın bölünmesi' gibi alt başlıklara ayrılır.
  • Ana düşünce soruları, paragrafın tamamını özetleyen tek bir cümleyi bulmayı gerektirir. Ana düşünce genellikle paragrafın ilk ya da son cümlesinde verilir; ancak bazı paragraflarda ana düşünce doğrudan söylenmez, örneklerden çıkarılması gerekir.
  • Başlık soruları, paragrafın tamamını en iyi karşılayan, ne çok dar ne çok geniş olan ifadeyi seçmeyi gerektirir. Başlık, paragrafta geçen sadece bir ayrıntıyı değil, paragrafın geneli kapsayan konusunu yansıtmalıdır.
  • Paragrafı ikiye bölme soruları, paragraf içinde konunun değiştiği ya da yeni bir boyutun eklendiği noktayı bulmayı gerektirir; genellikle 'ancak', 'oysa', 'bununla birlikte' gibi bağlaçlardan hemen önce bir kırılma noktası aranır.
  • Paragrafta yer alan cümlelerin öncesinde/sonrasında gelebilecek cümleyi bulma sorularında, paragrafın anlam ve anlatım akışının bozulmaması, zamir ve bağlaçların tutarlı kullanılması gözetilir.
  • Grafik/tablo yorumlama ve karşılaştırma soruları da paragraf başlığı altında değerlendirilir; bu sorularda metindeki sayısal/karşılaştırmalı ifadelerin dikkatli okunması, 'en az', 'en çok', 'sadece', 'yalnızca' gibi kesinlik bildiren sözcüklere dikkat edilmesi gerekir.
  • Paragraf sorularını hızlı çözmek için önce soru kökü okunmalı, sonra paragraf o sorunun gözüyle taranmalıdır; bu, gereksiz tekrar okumaların önüne geçer.
  • Yazarın amacı/tutumu soruları, bir metnin bilgilendirme, ikna etme, eleştirme ya da duygu paylaşma amaçlarından hangisini taşıdığını bulmayı gerektirir. Bunun için metindeki fiil kipleri (kesinlik mi olasılık mı bildiriyor), sıfatların olumlu/olumsuz yükü ve yazarın 'bence, kanımca, bana göre' gibi öznel ifadeler kullanıp kullanmadığı incelenir. Metnin türünü belirleme soruları ise fıkra (günlük ve sohbet havasında, kişisel görüş ağırlıklı), makale (bilimsel ve nesnel, kanıta dayalı), deneme (serbest, kesin bir yargıya varmayan, öznel düşünce ağırlıklı) ve eleştiri (bir eseri değerlendiren, olumlu-olumsuz yönlerini tartışan) metin türlerinin dil ve anlatım özelliklerinin tanınmasını gerektirir.
  • Bağlamdan anlam çıkarma soruları, bir sözcüğün ya da ifadenin metindeki özel kullanımını bulmayı ister; bu sözcüğün sözlük anlamı ile metindeki anlamı bazen farklılaşabilir, bu yüzden sözcüğün geçtiği cümle ile bir önceki ve bir sonraki cümle arasındaki ilişki dikkatle okunmalıdır. İki parçayı karşılaştırma soruları ise genellikle aynı konuyu farklı açılardan ele alan iki metnin ortak noktasını ya da ayrıldığı noktayı bulmayı gerektirir; bu tür sorularda her iki parçanın da ana düşüncesi ayrı ayrı çıkarılıp sonra karşılaştırılmalıdır, yalnızca bir parçaya odaklanıp diğerini atlamak sık yapılan bir hatadır.

Anahtar Noktalar

  • 🎯 Önce soru kökünü oku, paragrafı ona göre tara.
  • 🔑 Ana düşünce genellikle ilk veya son cümlede saklıdır.
  • 📌 Başlık, konuyu ne dar ne geniş şekilde karşılamalıdır.
  • 🧩 Paragrafı bölme sorularında bağlaçlardaki kırılma noktasını ara.
  • ⚠️ 'Sadece', 'yalnızca', 'en az' gibi kesinlik bildiren ifadelere dikkat et.
  • 🔄 Zamir ve bağlaç tutarlılığı, cümle sıralama sorularının anahtarıdır.
  • 🖋️ Yazarın amacını bulmak için fiil kipine, sıfatların olumlu/olumsuz yüküne ve öznel ifadelere bakılır.
  • 📚 Fıkra kişisel/sohbet havalı, makale nesnel/kanıta dayalı, deneme serbest/kesin yargısız, eleştiri bir eseri değerlendiren metin türüdür.
  • 🔍 Bağlamdan anlam sorularında sözcüğün metindeki özel kullanımı, sözlük anlamından farklı olabilir.
  • ⚖️ İki parça karşılaştırma sorularında her iki metnin ana düşüncesi ayrı ayrı bulunup sonra kıyaslanmalıdır.

Ses Bilgisi

Ses Bilgisi

Ses bilgisi, Türkçedeki ünlü ve ünsüz harflerin uyum kurallarını, kelime türetilirken/çekilirken seslerde meydana gelen değişimleri (yumuşama, sertleşme, düşme, türeme, daralma) ve bu kuralların istisnalarını inceler.

Konu Özeti

  • Türkçede sesler ikiye ayrılır: ünlüler (a, e, ı, i, o, ö, u, ü) ve ünsüzler (geri kalan harfler). Ünlüler tek başına söylenebilen seslerdir; ünsüzler ise bir ünlünün yardımıyla söylenebilir. Türkçe kelimelerde ünlülerin diziliminde belirli kurallar vardır; bunlara 'ünlü uyumu' denir. Büyük ünlü uyumu, bir kelimedeki ünlülerin kalınlık-incelik bakımından uyumudur: kelimenin ilk hecesinde kalın ünlü (a, ı, o, u) varsa sonraki hecelerde de kalın, ince ünlü (e, i, ö, ü) varsa sonraki hecelerde de ince ünlü bulunur. Örneğin 'kalemlik' kelimesinde tüm ünlüler incedir, uyuma uyar.
  • Küçük ünlü uyumu ise düzlük-yuvarlaklık ilişkisidir: düz ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz ünlü; yuvarlak ünlüden (o, ö, u, ü) sonra ya dar-yuvarlak (u, ü) ya da düz-geniş (a, e) ünlü gelir. Yabancı kökenli kelimeler (örneğin 'doktor', 'televizyon') çoğunlukla bu uyumlara aykırıdır; bu da onları tanımanın bir yoludur.
  • Ünsüz yumuşaması (değişimi), sert ünsüzle (p, ç, t, k) biten bir kelime ünlüyle başlayan ek aldığında bu sert ünsüzlerin yumuşak karşılıklarına (b, c, d, ğ/g) dönüşmesidir. Örneğin 'kitap' + 'ı' → 'kitabı', 'ağaç' + 'a' → 'ağaca'. Ünsüz sertleşmesi ise tam tersidir: sert ünsüzle (ç, f, h, k, p, s, ş, t — kısaca 'fıstıkçı şahap' sözcüğündeki harfler) biten kelimeden sonra 'c, d, g' ile başlayan bir ek gelirse bu ekin başındaki ünsüz sertleşir: 'kitap' + 'cı' → 'kitapçı', 'ağaç' + 'da' → 'ağaçta'.
  • Ünlü düşmesi, iki heceli bazı kelimelere ünlüyle başlayan ek geldiğinde ikinci hecedeki dar ünlünün düşmesidir: 'ağız' + 'ı' → 'ağzı', 'burun' + 'u' → 'burnu', 'oğul' + 'u' → 'oğlu'. Ünlü türemesi ise pekiştirme sıfatlarında veya bazı yapım eklerinde araya ünlü girmesidir: 'his' + 'le' → 'hissetmek' (ünsüz türemesi), 'azıcık' gibi örneklerde ünlü türer. Kaynaştırma (yardımcı) sesleri ise ünlüyle biten bir kelime ünlüyle başlayan bir ek aldığında araya giren 'y, ş, s, n' sesleridir: 'araba' + 'ı' → 'arabayı' (y kaynaştırma sesi), 'iki' + 'er' → 'ikişer' (ş), 'kapı' + ın + 'ı' → 'kapısının' (s), 'biz' + 'i' (zamirde) → 'bizi', ama 'okul' + 'a' + 'in' → 'okulunun' (n) gibi.
  • Ünlü daralması, son hecesinde düz-geniş bir ünlü (a, e) bulunan fiil köküne ya da gövdesine şimdiki zaman eki '-yor' getirildiğinde bu ünlünün dar bir ünlüye (ı, i, u, ü) dönüşmesidir: 'başla-' + '-yor' → 'başlıyor', 'bekle-' + '-yor' → 'bekliyor', 'oyna-' + '-yor' → 'oynuyor', 'söyle-' + '-yor' → 'söylüyor'. Tek heceli 'de-' ve 'ye-' fiillerinde bu daralma kalıcı bir yazım biçimine dönüşmüştür: 'diyor, diyerek, diye' ve 'yiyor, yiyerek, yiye' her zaman böyle yazılır; bu iki fiil sınavlarda ünlü daralmasının en sık sorulan örnekleridir. Dikkat: '-yor' dışındaki eklerde (örneğin '-arak/-erek', '-an/-en') böyle bir daralma yazıya yansımaz; 'başlayarak', 'bekleyen' biçimleri değişmeden kalır.
  • Türkçede kimi ekler büyük ünlü uyumuna girmez; bunlara 'uyumsuz (tek biçimli/kalıplaşmış) ekler' denir ve her zaman aynı ünlüyle kullanılırlar: şimdiki zaman eki '-yor' (geliyor, okuyor, görüyor — hepsinde 'yor' değişmez), zarf-fiil eki '-ken' (giderken, okurken), zaman zarfı yapan '-leyin' (sabahleyin, akşamleyin), ortaklık bildiren '-daş' (vatandaş, meslektaş, yurttaş), aile/topluluk anlamı katan '-gil' (teyzemgil, halamgil) ve pekiştirme sıfatlarındaki bazı kalıplaşmış ekler. Bu ekleri, ünlü uyumuna uyan sıradan çekim ve yapım eklerinden ayırt edebilmek ses bilgisi sorularında sık karşılaşılan bir tuzaktır; bir sözcükte uyum bozulmuş görünüyorsa önce bu tek biçimli eklerden biri olup olmadığına bakılmalıdır.
  • Ünsüz yumuşaması kuralının bilinmesi gereken istisnaları da vardır. Tek heceli Türkçe kökenli kelimelerin büyük bölümü ünlüyle başlayan ek aldığında yumuşamaz: 'at' + 'ı' → 'atı' (yumuşasaydı, tamamen başka bir sözcük olan 'adı' ortaya çıkardı), 'süt' + 'ü' → 'sütü', 'üst' + 'ü' → 'üstü'. Buna karşılık yine tek heceli olan 'kap' ve 'uç' gibi bazı kelimeler kurala uyarak yumuşar: 'kap' + 'ı' → 'kabı', 'uç' + 'u' → 'ucu'. Ayrıca bazı çok heceli, özellikle Arapça kökenli kelimeler de beklenen yumuşamaya direnç gösterir: 'millet' + 'i' → 'milleti' (kurala göre 'milledi' beklenirdi), aynı biçimde 'devlet-devleti', 'sanat-sanatı', 'hukuk-hukuku' örneklerinde de yumuşama gerçekleşmez. Bu tür istisnalar kural yürütülerek değil, örnekleriyle ezbere bilinmelidir.

Anahtar Noktalar

  • Büyük ünlü uyumu: kalın-kalın, ince-ince devam eder; 'masa' kalın, 'sevgi' incedir.
  • Küçük ünlü uyumu: düz ünlüden sonra düz, yuvarlaktan sonra düz-geniş ya da dar-yuvarlak gelir.
  • Ünsüz yumuşaması: p,ç,t,k → b,c,d,ğ/g (ünlüyle başlayan ek gelince): kitap-kitabı.
  • Ünsüz sertleşmesi: 'fıstıkçı şahap' (f,s,t,k,ç,ş,h,p) ile biten kelimeden sonra c,d,g sertleşip ç,t,k olur.
  • Ünlü düşmesi: 'ağız', 'burun', 'beniz', 'oğul', 'karın' gibi kelimelerde ek alınca ikinci hecedeki dar ünlü düşer.
  • Kaynaştırma sesleri: y, ş, s, n — iki ünlünün yan yana gelmesini önlemek için araya girer, yazıda gösterilir.
  • Ulama yalnızca söyleyişte olur, yazımı etkilemez; ünsüzle biten kelimeden sonra ünlüyle başlayan kelime geldiğinde aradaki ünsüz bir sonraki kelimenin ünlüsüne bağlanarak okunur.
  • Yabancı kökenli kelimeler genellikle büyük/küçük ünlü uyumuna uymaz; bu, onları Türkçe kökenli kelimelerden ayırt etmede ipucu olur.
  • Ünlü daralması yalnızca '-yor' ekinden önce görülür: 'başlıyor, bekliyor, oynuyor'; 'de-/ye-' fiillerinde 'diyor/yiyor' biçiminde kalıcılaşmıştır.
  • '-yor, -ken, -leyin, -daş, -gil' gibi ekler büyük ünlü uyumuna girmeyen, her zaman aynı biçimde kalan 'tek biçimli' eklerdir.
  • 'Millet, devlet, sanat, hukuk' gibi kimi çok heceli kelimeler ünsüz yumuşaması istisnasıdır: 'milleti, devleti' (milledi/devledi değil).
  • Tek heceli 'at, süt, üst' gibi kelimeler ek alınca genelde yumuşamaz; ama 'kap-kabı, uç-ucu' gibi tek heceli istisnalar da vardır.
  • Ünsüz türemesi Arapça kökenli tek heceli bazı kelimelerde 'etmek/olmak' yardımcı fiiliyle birleşirken görülür: his+etmek→hissetmek, ret+etmek→reddetmek, af+etmek→affetmek.

Yazım (İmla) Kuralları

Yazım (İmla) Kuralları

Yazım kuralları, kelimelerin büyük/küçük harfle, bitişik/ayrı, kısaltma, sayı ve birleşik fiil biçimleriyle nasıl doğru yazılacağını belirleyen kurallardır; sınavda en çok bu kuralların istisnaları sorulur.

Konu Özeti

  • Büyük harflerin kullanımı Türkçede sıkça karıştırılan bir konudur. Cümle başları, özel adlar (kişi, yer, millet, dil, din, kurum adları), unvanlar kişi adından önce veya sonra geldiğinde büyük başlar (Ahmet Bey, Doktor Ayşe, Atatürk gibi). Yer bildiren özel adlar büyük yazılır (Ankara, Türkiye), ancak bir yer adı genel anlamda kullanılıyorsa küçük yazılabilir (ankara keçisi gibi cins isme dönüşmüş kullanımlar). Kitap, dergi, gazete adlarındaki her kelimenin ilk harfi büyük yazılır.
  • Bitişik ve ayrı yazımda en çok karıştırılan noktalardan biri 'de/da' bağlacı ile '-de/-da' hâl ekinin ayrımıdır. Bağlaç olan 'de/da' her zaman ayrı yazılır ve cümleden çıkarıldığında anlam bozulmaz ('Ali de geldi' → 'Ali geldi', anlam bozulmadı, demek ki bağlaçtır ve ayrı yazılır). Hâl eki olan '-de/-da' ise kelimeye bitişik yazılır ve 'bulunma' anlamı katar ('Okulda ders var' → ekini çıkarırsak 'Okul ders var' anlamsız olur, demek ki ektir, bitişik yazılır). Aynı mantık 'ki' bağlacı (ayrı yazılır, örnek: 'Biliyorum ki haklısın') ile sıfat yapan '-ki' eki (bitişik yazılır, örnek: 'masadaki kitap') için de geçerlidir.
  • Sayıların yazımında, metin içinde geçen sayılar genellikle harflerle yazılır (beş kitap, on iki öğrenci), ancak büyük sayılarda rakam kullanılabilir. Saat, tarih, para tutarları gibi durumlarda rakam kullanımı tercih edilir. Sıra sayıları yazıyla da rakamla da yazılabilir, rakamla yazıldığında sayıdan sonra nokta konur (3. sınıf, 1. cadde).
  • Kısaltmalarda nokta kullanımı önemli bir kuraldır. Büyük harflerle yapılan kısaltmalardan sonra (TBMM, TDK) nokta konmaz; ancak küçük harflerle yapılan kısaltmalardan sonra nokta konur (sf., vb., örn.). Kısaltmalara ek getirilirken kısaltmanın okunuşu esas alınır: TBMM'de (te-be-em-me okunduğu için 'de' eki), TDK'nin gibi.
  • Pekiştirme sıfatları oluşturulurken kelimenin ilk hecesi alınır, bu hecenin sonuna 'm, p, r, s' ünsüzlerinden biri eklenir ve elde edilen pekiştirme hecesi asıl kelimenin başına getirilir: 'sap-sarı', 'çep-çevre', 'düp-düz', 'ter-temiz', 'yem-yeşil', 'kap-kara', 'sim-siyah', 'bem-beyaz', 'çır-çıplak', 'güp-gündüz' (güpegündüz, araya kaynaştırma ünlüsü girer). Hangi ünsüzün kullanılacağı kelimenin ilk sesine ve kalıplaşmış geleneksel kullanıma bağlıdır, önceden kestirilebilecek sabit bir kural yoktur; bu yüzden pekiştirmeli sözcükler örnekleriyle ezberlenmelidir. Bütün pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır.
  • Yardımcı fiillerle ('etmek, olmak, eylemek, kılmak') kurulan birleşik fiillerin yazımında temel ölçüt, isim soylu kısımda bir ses olayının yaşanıp yaşanmadığıdır: ses olayı yoksa ayrı yazılır ('kabul etmek', 'yardım etmek', 'söz etmek', 'yok olmak'); isim kısmında ünsüz türemesi ya da ünlü düşmesi gibi bir ses olayı meydana geliyorsa bitişik yazılır ('hissetmek' < his+etmek, 'affetmek' < af+etmek, 'reddetmek' < ret+etmek, 'zannetmek' < zan+etmek, 'emretmek' < emir+etmek). İsim kısmı tek başına anlamını yitirmiş ya da bağımsız kullanılmayan bir sözcükse birleşik fiil de bitişik yazılır: 'varsaymak', 'alıkoymak', 'öngörmek'.
  • Hitap (seslenme) sözlerinden sonra virgül kullanılır ve bu sözler genellikle büyük harfle başlar: 'Sayın Müdürüm,', 'Sevgili Öğrenciler,'. Makam ve unvan bildiren sözcükler, resmî bir unvan olarak kullanıldığında büyük harfle yazılır; bu, sözcüğün özel ada bitişik olup olmamasından bağımsızdır: 'Cumhurbaşkanı açıklama yaptı', 'Vali Bey ziyarette bulundu'. Türkçeye yerleşmiş yabancı yer adları, özgün yazımları yerine Türkçe söylenişleriyle yazılır: 'Londra' (London değil), 'Viyana' (Wien değil), 'Marsilya' (Marseille değil); buna karşılık henüz Türkçeleşmemiş özel adlar (kişi adları, az bilinen yer adları) özgün yazımıyla korunur.

Anahtar Noktalar

  • 'de/da' bağlacı ayrı yazılır, cümleden çıkarılabilir; '-de/-da' hâl eki bitişik yazılır, bulunma anlamı katar.
  • 'ki' bağlacı ayrı yazılır ('bilirim ki'); sıfat yapan '-ki' eki bitişik yazılır ('bahçedeki').
  • Özel adlar (kişi, yer, kurum, millet) büyük harfle başlar.
  • Unvanlar kişi adıyla birlikte büyük yazılır: Mehmet Bey, Vali Ahmet Yılmaz.
  • Büyük harfli kısaltmalardan sonra nokta konmaz: TBMM, TDK, ABD.
  • Pekiştirmeli ve ikileme sözcükler genellikle ayrı yazılır: 'sapsarı' bitişik ama 'akşam sabah' ayrı.
  • Sıra bildiren sayılardan sonra rakamla yazılırsa nokta konur: 5. kat, 2. dünya savaşı.
  • Birleşik kelimelerde anlam kayması varsa bitişik yazılır: 'gözaltı' (anlam kaymış), 'göz altı' (gerçek anlam, ayrı).
  • Pekiştirme sıfatı: ilk hece + m/p/r/s ünsüzlerinden biri + asıl kelime: sap-sarı, çep-çevre, tertemiz, güpegündüz.
  • Yardımcı fiille kurulan birleşik fiillerde ses olayı varsa bitişik yazılır (hissetmek, affetmek, reddetmek); yoksa ayrı yazılır (kabul etmek, yardım etmek).
  • Hitap sözlerinden sonra virgül kullanılır: 'Sevgili öğrenciler,'.
  • Türkçeye yerleşmiş yabancı yer adları Türkçe söylenişiyle yazılır: Londra, Viyana, Marsilya; henüz yerleşmemiş özel adlar özgün yazımıyla kalır.
  • Rakamla yazılan tam tarihlerde gün-ay-yıl arasına nokta konur (29.10.1923); ay adı yazıyla verilince nokta kullanılmaz (29 Ekim 1923).

Noktalama İşaretleri

Noktalama İşaretleri

Noktalama işaretleri, yazılı anlatımda anlam karışıklığını önlemek, vurguyu belirtmek ve cümle yapısını netleştirmek için kullanılan işaretlerdir; parantez, çizgi ve eğik çizgi gibi daha az sorulan işaretlerin işlevlerini bilmek de sınavda fark yaratır.

Konu Özeti

  • Nokta (.), tamamlanmış cümlelerin sonuna, kısaltmalara ve sıra sayılarını gösteren rakamlardan sonra konur. Virgül (,) ise eş görevli kelime veya kelime gruplarını sıralarken, cümle içinde ara sözleri ayırırken, sıralı cümleleri birbirinden ayırırken ve bazı bağlaçlardan önce (örneğin 'ama, fakat, çünkü' gibi bağlaçlardan önce anlamı pekiştirmek için) kullanılır. 'Eve geldim, çantamı bıraktım, biraz dinlendim.' cümlesinde virgüller eş görevli yüklemleri ayırmaktadır.
  • Noktalı virgül (;) birbiriyle anlamca ilgili ancak bağlaçla bağlanmamış cümleleri ayırmak için veya virgülle ayrılmış öğeleri içeren sıralamalarda büyük grupları ayırmak için kullanılır. İki nokta (:) ise kendisinden sonra örnek, açıklama veya alıntı verileceğini belirtmek için, ayrıca bir cümlenin sonunda 'şöyle, şunlar, aşağıdaki' gibi ifadelerden sonra kullanılır: 'Sınıfta üç öğrenci vardı: Ali, Veli ve Ayşe.'
  • Kesme işareti (') özel adlara gelen ekleri ayırmak için kullanılır: 'Ankara'da', 'Atatürk'ün'. Ancak özel ada gelen ek, kelimenin kendisi cins isme dönüşmüşse kesme işareti kullanılmaz (örneğin 'json dosyası' gibi günlük dile geçmiş özel adlardan türeyen kelimelerde). Kısaltmalara gelen ekler de kesme işaretiyle ayrılır: TBMM'de, ABD'nin. Sayılara gelen ekler de kesme işaretiyle ayrılır: 1923'te, 5'inci.
  • Soru işareti (?) gerçek soru cümlelerinin sonuna konur; ancak soru anlamı taşımayan, sadece soru kalıbıyla kurulmuş rica/öneri cümlelerinde kullanılmayabilir. Ünlem işareti (!) sevinç, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları anlatan cümle veya seslenme sözlerinden sonra konur. Üç nokta (...) tamamlanmamış cümlelerde, sözün bilerek yarıda bırakıldığı durumlarda veya alıntılarda bir bölümün atlandığını göstermek için kullanılır.
  • Parantez (yay ayraç), ana cümlenin anlamını bozmayan ama ek bilgi, açıklama, tarih veya örnek niteliği taşıyan sözleri cümleden ayırmak için kullanılır: 'Yunus Emre (1240?-1320?), Anadolu'da yaşamış bir mutasavvıftır.' Tiyatro metinlerinde kişilerin sahne üzerindeki hareketlerini belirtmek için de parantez kullanılır. Köşeli ayraç ise alıntılanan bir metne sonradan eklenen açıklama ya da düzeltmeleri göstermek, veya bir parantez içinde ikinci bir açıklamaya yer vermek için kullanılır.
  • Uzun çizgi (konuşma çizgisi, —), karşılıklı konuşmaların (diyalogların) yazıya geçirildiği metinlerde her konuşmacının sözünün başına konularak kullanılır: '— Ne zaman geleceksin? — Yarın sabah.' Kısa çizgiden (-) farkı, satır başında tek başına bir işlev üstlenmesidir; kısa çizgi ise iki kelime veya sayı grubu arasında boşluksuz kullanılır (İstanbul-Ankara, 1990-2000). Eğik çizgi (/) ise 'veya, ve, ila' anlamlarını kısaca vermek, adres yazarken bölümleri ayırmak ya da art arda yazılan dizelerin sonunu göstermek için kullanılır: 'öğrenci/öğretmen', 'baba adı/anne adı'.
  • Virgülün özne ile yüklem arasında kullanılmaması genel bir kuraldır çünkü bu, cümlenin akışını gereksiz yere böler; ancak özne uzun bir söz öbeğiyse ya da özellikle vurgulanmak isteniyorsa istisnai olarak virgül konabilir ('O, sınıfın en başarılı öğrencisidir' örneğinde olduğu gibi). Virgül ayrıca matematiksel bağlamda ondalık kısmı ayırmak için de kullanılır (3,14); bu kullanım cümle noktalaması değil sayı yazımına özgü bir kuraldır ve KPSS'de zaman zaman karıştırıcı seçenek olarak karşımıza çıkar.

Anahtar Noktalar

  • Virgül: eş görevli ögeleri ayırır, sıralı cümleleri ayırır, hitapları ayırır (Ali, buraya gel.).
  • Noktalı virgül: bağlaçsız bağlanan ilgili cümleleri ayırır veya karmaşık sıralamalarda büyük grupları ayırır.
  • İki nokta: açıklama, örnek veya alıntıdan önce kullanılır.
  • Kesme işareti: özel adlara ve kısaltmalara/sayılara gelen eklerden önce kullanılır (Türkiye'nin, 2026'da).
  • Cins isme dönüşmüş özel adlarda kesme işareti kullanılmaz (örnek: amerikan kahvesi, hollanda peyniri küçük yazılır ve ek alırken kesme yoktur).
  • Ünlem işareti duygu yoğunluğu ve seslenme sözlerinden sonra kullanılır: 'Aman dikkat et!'
  • Üç nokta tamamlanmamış ya da bilerek yarıda bırakılmış sözlerin sonuna konur, üç nokta sonrası yeni cümle büyük harfle başlar.
  • Tırnak işareti başkasından aktarılan sözleri ve özel olarak vurgulanmak istenen kelimeleri gösterir.
  • Parantez, ana cümleyi bozmayan ek açıklama/tarih/örnek bilgiyi ayırmak için kullanılır: 'Atatürk (1881-1938)...'.
  • Uzun çizgi (—) diyaloglarda konuşmacı değişimini gösterir; kısa çizgi (-) sözcük/sayı aralarında boşluksuz kullanılır.
  • Eğik çizgi (/) 'veya/ve/ila' anlamını kısaltır, adreslerde ve dize ayrımında kullanılır.
  • Virgül matematikte ondalık ayıraç olarak da kullanılır: 3,14 (bu, cümle noktalamasından farklı bir kullanımdır).
  • Özne-yüklem arasına genelde virgül konmaz; özne vurgulanmak istendiğinde istisnai olarak konabilir: 'O, en başarılısıydı.'

Sözcükte Anlam

Sözcükte Anlam

Sözcükte anlam konusu, kelimelerin gerçek, mecaz ve yan anlamlarını; eş, zıt ve sesteş kelimeleri; deyim ve atasözlerinin anlam özelliklerini inceler.

Konu Özeti

  • Bir kelimenin ilk akla gelen, sözlükteki temel anlamına gerçek (temel) anlam denir. Örneğin 'taş' kelimesinin gerçek anlamı yerden çıkan sert, katı maddedir. Bir kelime, gerçek anlamından hareketle ona benzetme yoluyla kazandığı yeni anlamda kullanılırsa buna mecaz anlam denir: 'Onun yüreği taş kesildi' cümlesinde 'taş' kelimesi sertlik, duygusuzluk anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Yan anlam ise kelimenin temel anlamıyla ilişkili olan ama ondan farklılaşmış, kelimenin zaman içinde kazandığı ek anlamlardır: 'masanın ayağı', 'dağın eteği' gibi kullanımlarda 'ayak' ve 'etek' kelimeleri insan organlarından benzetme yoluyla yan anlam kazanmıştır (mecazdan farkı, bu kullanımların artık günlük dilde yerleşmiş, kalıcı yan anlamlar olmasıdır).
  • Deyimler, en az iki kelimeden oluşan, kalıplaşmış, çoğunlukla gerçek anlamlarından uzak mecazi bir anlam taşıyan söz gruplarıdır: 'kafayı yemek', 'içi içine sığmamak' gibi. Atasözleri ise uzun deneyimler sonucu oluşmuş, genel kural niteliğinde, öğüt veren ve kalıplaşmış sözlerdir: 'Damlaya damlaya göl olur', 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır' gibi. Atasözleri genellikle değiştirilemez (sözcükleri yer değiştiremez), deyimler ise cümle içinde çekimlenebilir (kafayı yedi, kafayı yiyor gibi).
  • Eş anlamlı (anlamdaş) kelimeler, yazılışları farklı ama anlamca aynı olan kelimelerdir: 'kara-siyah', 'okul-mektep'. Zıt anlamlı (karşıt anlamlı) kelimeler, anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir: 'güzel-çirkin', 'sıcak-soğuk'. Sesteş (eş sesli) kelimeler ise yazılışları ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamca birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan kelimelerdir: 'yüz' (sayı, organ, yüzmek eylemi) gibi. Sesteşlik genellikle cümle bağlamından anlaşılır.
  • Genel anlamlı kelimeler bir kavram alanını bütünüyle kapsar (örneğin 'çiçek'), özel anlamlı kelimeler ise o alanın belirli bir öğesini ifade eder (örneğin 'gül', 'lale'). Soyut kelimeler beş duyu organıyla algılanamayan kavramları (sevgi, umut, korku), somut kelimeler ise beş duyuyla algılanabilen varlıkları ifade eder (masa, çiçek, ses).
  • Terim anlam, bir kelimenin belirli bir bilim, sanat veya meslek dalında kazandığı özel ve dar anlamdır: 'kök' kelimesi günlük dilde bitkinin toprak altındaki kısmını ifade ederken dil bilgisinde 'bir kelimenin en küçük anlamlı parçası', matematikte ise 'bir sayının belirli bir kuvvetten geriye dönüşü' anlamında kullanılır. Ad aktarması (mecaz-ı mürsel/düz değişmece), bir kelimenin benzetme amacı olmaksızın, parça-bütün, iç-dış, sanatçı-eser gibi gerçek bir ilişkiye dayanarak başka bir kavram yerine kullanılmasıdır: 'Bütün okul bayramı kutladı' (okul yerine okuldaki insanlar), 'Yunus Emre'yi çok okurum' (şair yerine eserleri), 'Bütün sınıf ona güldü' (sınıf yerine öğrenciler) örneklerinde olduğu gibi. Ad aktarması benzetme içermediği için mecazdan (istiareden) ayrılır; bu ikisinin karıştırılması sınavda sık karşılaşılan bir tuzaktır.
  • Dolaylama, bir kavramı doğrudan adıyla değil, o kavramı çağrıştıran birden çok kelimeyle dolaylı biçimde anlatma sanatıdır: 'gözlerimin nuru' (çok sevilen kişi), 'demir yumruk' (sert/güçlü otorite), 'ak sakallı' (yaşlı ve bilge kişi) örneklerinde olduğu gibi. Somutlaştırma ise soyut bir kavramı sanki elle tutulur, gözle görülür bir nesneymiş gibi anlatma sanatıdır: 'Aşkı cebime koydum' cümlesinde soyut bir kavram olan 'aşk' somut bir nesne gibi ele alınmıştır. Bu sanatlar genellikle şiir çözümleme ve edebi metin sorularında sözcükte anlam bilgisiyle iç içe karşımıza çıkar.

Anahtar Noktalar

  • Gerçek anlam: kelimenin ilk, temel, sözlük anlamı.
  • Mecaz anlam: benzetme yoluyla kazanılan, gerçek anlamdan tamamen kopan anlam ('kafası basmadı').
  • Yan anlam: temel anlamla bağlantılı, kalıcı, somut benzetme sonucu kelimeye eklenen yeni anlam ('şişenin ağzı').
  • Deyimler çekimlenebilir, atasözleri kalıplaşmıştır ve değiştirilemez.
  • Eş anlamlı: farklı yazılış, aynı anlam (kara-siyah). Zıt anlamlı: karşıt anlam (büyük-küçük).
  • Sesteş kelimeler aynı yazılır, anlamca tamamen ilgisizdir (kır: 'beyazlaşma', 'kırmak eylemi', 'kırsal alan').
  • Soyut kelime beş duyuyla algılanamaz (aşk, korku); somut kelime algılanabilir (taş, ses, koku).
  • Genel anlam bütün kümeyi, özel anlam kümenin bir üyesini ifade eder (meyve → genel, elma → özel).
  • Terim anlam: bir kelimenin belirli bir bilim/meslek/sanat dalındaki özel anlamı ('kök' dil bilgisinde ve matematikte farklı bir terimdir).
  • Ad aktarması (mecaz-ı mürsel): benzetme olmadan parça-bütün, sanatçı-eser gibi gerçek ilişkiyle kurulan aktarımdır: 'Bütün sınıf geldi.'
  • Ad aktarması ile mecaz (istiare) karıştırılmamalıdır: mecazda benzetme vardır, ad aktarmasında yoktur.
  • Dolaylama: bir kavramı birden çok sözcükle dolaylı anlatma sanatıdır ('ak sakallı' = yaşlı kişi).
  • Somutlaştırma: soyut bir kavramı somutmuş gibi anlatma sanatıdır ('aşkı cebime koydum').

Cümlede Anlam

Cümlede Anlam

Cümlede anlam konusu, cümleler arasındaki anlam ilişkilerini (neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul vb.), öznel-nesnel anlatımı ve cümleden çıkarım yapmayı inceler.

Konu Özeti

  • Cümleler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurulabilir. Neden-sonuç ilişkisinde bir cümle diğerinin gerekçesini bildirir; genellikle 'için, çünkü, -dığı için, -den dolayı' gibi ifadelerle kurulur: 'Yağmur yağdığı için yola çıkamadık' cümlesinde 'yağmur yağması' neden, 'yola çıkamamak' sonuçtur. Amaç-sonuç ilişkisinde ise bir eylem belirli bir amaca yönelik yapılır; 'için, -mek için, -sın diye' gibi ifadelerle kurulur: 'Sınavı kazanmak için çok çalıştı' cümlesinde 'sınavı kazanmak' amaç, 'çok çalışmak' bu amaca yönelik eylemdir. Neden-sonuç ile amaç-sonuç sık karıştırılır; ayırt etmek için 'bu eylem zaten gerçekleşmiş bir durumun sonucu mu (neden-sonuç), yoksa henüz gerçekleşmemiş, ulaşılmak istenen bir hedef mi (amaç-sonuç)' sorusu sorulmalıdır.
  • Koşul (şart) ilişkisi, bir durumun gerçekleşmesinin başka bir duruma bağlı olduğunu belirtir; '-se/-sa' eki veya 'eğer' kelimesiyle kurulur: 'Çok çalışırsan başarılı olursun.' Karşılaştırma ilişkisi iki varlık veya durum arasında benzerlik ya da farkı ortaya koyar: 'Bu kitap, diğerinden daha kalın.' Öznel cümle, kişinin kendi duygu, düşünce, yorum ve değerlendirmesini içeren, kanıtlanamayan cümledir: 'Bu film çok sıkıcıydı' öznel bir cümledir çünkü herkes için doğru olmayabilir, kişiden kişiye değişir. Nesnel cümle ise gözlemlenebilir, ispatlanabilir, herkesçe aynı şekilde doğrulanabilir bilgi içeren cümledir: 'Film iki saat sürdü' nesnel bir cümledir çünkü ölçülebilir bir gerçeği bildirir.
  • Bir cümlenin öznel mi nesnel mi olduğunu ayırt etmenin en kolay yolu, cümlede kişisel beğeni, yorum, değer yargısı bildiren kelimelerin olup olmadığına bakmaktır ('güzel, çirkin, başarılı, sıkıcı, en iyi' gibi kelimeler genelde öznelliğin işaretidir). Cümle tamamlama sorularında, cümlenin anlam akışına, bağlaçlara ve cümledeki ipuçlarına dikkat ederek boşluğa en uygun ifadenin bulunması istenir. Anlamca çıkarım sorularında ise verilen cümleden hareketle kesin olarak çıkarılabilecek (verilenin ötesine geçmeyen) bir yargı seçilmesi istenir; aşırı genelleme veya cümlede olmayan bir bilgi içeren seçenekler yanlıştır.
  • Cümlede anlatılmak istenen ana fikri etkilemeyen, sadece açıklayıcı/betimleyici bilgi katan ögelerin çıkarılıp çıkarılamayacağına bakılan 'cümlede anlamca gereksiz öge' soruları da çıkar. Burada, cümlenin temel anlamını bozmayan, sadece tekrar niteliğindeki kelime veya kelime grupları tespit edilir: 'Eve geri döndü' cümlesinde 'geri' kelimesi anlamca gereksizdir çünkü 'dönmek' eylemi zaten geriye gitme anlamı taşır.
  • Kesinlik ve olasılık bildiren cümleler arasındaki fark, kullanılan kip ve belirteçlere bakılarak ayırt edilir. Kesinlik bildiren cümlelerde herhangi bir şüphe ya da ihtimal ifadesi bulunmaz, yargı kesin bir gerçek veya olmuş bitmiş bir olay olarak sunulur: 'Dünya Güneş'in etrafında döner.' Olasılık (ihtimal) bildiren cümlelerde ise 'belki, galiba, sanırım, muhtemelen, herhalde' gibi belirteçler ya da '-abilir/-ebilir' eki kullanılır ve yargının kesin olmadığı anlatılır: 'Yarın yağmur yağabilir.' Bu ayrım, verilen bir bilginin ne ölçüde kesin kabul edilebileceğini belirlemek için önemlidir; 'kesinlikle doğrudur' sorularında olasılık belirteci taşıyan seçenekler çoğunlukla elenir.
  • Tanım cümlesi, bir kavramın ya da varlığın ayırt edici temel özelliğini 'X, Y'dir/dır' kalıbıyla veren cümledir: 'İnsan, düşünen bir varlıktır.' Karşıtlık (zıtlık) ilişkisi ise iki durumun birbirine ters ya da çelişkili olduğunu bildirir ve genellikle 'ama, fakat, oysa, ancak, buna karşın' bağlaçlarıyla kurulur: 'Çok çalıştı ama başarılı olamadı.' Karşıtlık ilişkisi, iki unsuru nötr biçimde kıyaslayan 'karşılaştırma' cümlesinden farklıdır: karşılaştırmada beklenmedik bir durum vurgulanmaz, yalnızca fark ya da benzerlik ortaya konur ('Ali, Veli'den daha uzundur'), karşıtlıkta ise beklenenin tersi bir durum öne çıkarılır.
  • Abartma (mübalağa), bir durumu olduğundan daha büyük, daha yoğun ya da daha aşırı göstererek anlatma biçimidir; genellikle duygusal etkiyi güçlendirmek amacıyla günlük dilde ve edebi metinlerde kullanılır: 'Gözlerinden yaşlar sel gibi aktı', 'Saatlerce bekledim sandım, oysa beş dakika geçmişti' örneklerinde olduğu gibi. Abartılı ifadeler gerçek/nesnel bir bilgi olarak değerlendirilmemeli, yalnızca duygusal etkiyi artırmak amacıyla kullanılan bir anlatım biçimi sayılmalıdır; bu tür cümlelerden kesin bir sayısal ya da olgusal çıkarım yapılamaz.

Anahtar Noktalar

  • Neden-sonuç: zaten gerçekleşmiş bir olayın gerekçesini bildirir ('hastalandığı için okula gelmedi').
  • Amaç-sonuç: henüz gerçekleşmemiş bir hedefe yönelik eylemi bildirir ('başarmak için çalıştı').
  • Koşul (şart): bir durumun başka bir duruma bağlı olduğunu bildirir, genelde '-se/-sa' ekiyle kurulur.
  • Öznel cümle: kişisel yorum/duygu içerir, kanıtlanamaz ('bu yemek çok lezzetliydi').
  • Nesnel cümle: gözlemlenebilir, ölçülebilir, ispatlanabilir bilgi içerir ('yemek 30 dakikada pişti').
  • Anlamca çıkarım sorularında cümlede olmayan bilgi seçeneklerde varsa o seçenek elenir.
  • Gereksiz öge sorularında, cümlenin temel anlamını bozmadan çıkarılabilecek tekrar niteliğindeki sözcükler aranır.
  • Karşılaştırma cümlelerinde 'daha, en, kadar, göre' gibi kelimeler iki unsur arasında kıyas yapıldığını gösterir.
  • 'Belki, galiba, sanırım, muhtemelen' gibi sözcükler ve '-abilir' eki olasılık bildirir; bu cümleler kesinlik olarak değerlendirilemez.
  • Tanım cümlesi 'X, Y'dir' kalıbıyla kavramın ayırt edici özelliğini verir.
  • Karşıtlık ilişkisi 'ama, fakat, oysa, ancak' ile kurulur ve beklenenin tersi bir durumu vurgular; karşılaştırmadan farklıdır.
  • Abartma (mübalağa) cümleleri gerçek bilgi içermez, yalnızca duygusal etkiyi güçlendirir; bu cümlelerden nesnel çıkarım yapılamaz.

Paragrafta Anlam

Paragrafta Anlam

Paragrafta anlam konusu, bir paragrafın ana düşüncesini, yardımcı düşüncelerini, anlatım tekniklerini ve paragrafın giriş-gelişme-sonuç bölümlerini doğru biçimde belirlemeyi amaçlar.

Konu Özeti

  • Bir paragrafın ana düşüncesi, yazarın o paragrafta okuyucuya iletmek istediği temel mesaj, en kapsayıcı yargıdır. Ana düşünce genellikle paragrafın tamamına yayılmış olsa da çoğu zaman paragrafın ilk veya son cümlesinde açıkça ya da örtük biçimde verilir. Yardımcı düşünceler ise ana düşünceyi desteklemek, açıklamak, örneklemek için kullanılan, ana düşünceye hizmet eden ikincil fikirlerdir. Ana düşünceyi bulmak için paragrafta en çok tekrar eden veya bütün cümlelerin ortak noktası olan kavram aranır; örnek cümleler, ayrıntılar genellikle ana düşünce değil yardımcı düşüncedir.
  • Paragraf tamamlama sorularında, paragrafın başına, ortasına veya sonuna gelmesi gereken cümle ya da cümleler istenir. Bu tür sorularda paragrafın anlam akışı, kullanılan bağlaçlar (ama, çünkü, bu nedenle, ancak gibi) ve zamirler (bu, şu, onlar gibi) önemli ipuçları verir; boşluktan önceki ve sonraki cümlelerle anlam ve bağlaç uyumu sağlayan seçenek doğru cevaptır. Paragrafın başına gelecek cümle genellikle konuyu tanıtan, genel bir ifadedir; paragrafın sonuna gelecek cümle ise konuyu özetleyen veya bir sonuç bildiren ifadedir.
  • Anlatım teknikleri, bir paragrafın nasıl bir yöntemle yazıldığını ifade eder. Öyküleme, bir olayı zaman ve mekân içinde, kişiler aracılığıyla anlatır. Betimleme (tasvir), bir varlığı veya durumu beş duyuya hitap eden ayrıntılarla göz önünde canlandıracak şekilde anlatır. Açıklama, bir konuyu bilgi vererek, tanımlayarak, örnekleyerek anlatır; okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçlar. Tartışma, bir görüşü savunurken karşı görüşleri de ele alıp çürütmeye çalışan anlatım biçimidir. Karşılaştırma ise iki veya daha fazla unsuru ortak ve farklı yönleriyle ele alan anlatım tekniğidir.
  • Bir paragrafın giriş bölümü konuyu tanıtır, okuyucunun dikkatini çeker ve genellikle kısa, çarpıcı bir cümleyle başlar. Gelişme bölümü, giriş bölümünde ortaya konan konunun ayrıntılarıyla, örneklerle, kanıtlarla açıldığı, en uzun bölümdür. Sonuç bölümü ise paragrafta anlatılanları özetleyen, bir yargıya bağlayan veya öneri sunan kısa bir bölümdür. Bir paragrafın 'iki paragrafa bölünebilmesi' sorularında, konunun değiştiği veya yeni bir alt başlığın başladığı cümle aranır; bu genellikle 'ancak, oysa, bununla birlikte' gibi bir karşıtlık bağlacıyla başlayan cümledir.
  • 'Parçadan hareketle...' veya 'bu parçadan çıkarılabilecek yargı...' kalıplarıyla sorulan çıkarım sorularında, doğru seçenek parçada doğrudan ya da dolaylı olarak söylenmiş olmalıdır; parçada hiç geçmeyen bir bilgi içeren, aşırı genelleyen ('her zaman', 'hiçbir zaman', 'kesinlikle' gibi mutlak ifadeler taşıyan) ya da parçanın söylediğinin tam tersini ima eden seçenekler her zaman yanlıştır. 'Akışı/anlam bütünlüğünü bozan cümle' sorularında ise birbiriyle ilgili cümleler arasına, konudan sapan ya da parçanın ana çizgisiyle ilgisi olmayan bir cümle yerleştirilir; bu cümle paragraftan çıkarıldığında anlam bütünlüğü bozulmaz, tam tersine güçlenir.
  • Paragraf içindeki cümleler, işaret zamirleri/sıfatları ('bu, şu, bunlar, bu durum'), bağlaçlar ('ama, çünkü, bu yüzden') ve tekrarlanan anahtar kelimelerle birbirine bağlanır; buna 'bağlaşıklık (kohezyon)' denir. Bir cümlede geçen işaret sözü genellikle kendinden önceki cümlede sözü edilen bir bilgiye gönderme yapar; cümle sıralama sorularında hangi cümlenin başta, hangisinin ortada olması gerektiğini bulmanın en güvenilir yolu bu gönderme ilişkilerini takip etmektir. Bir cümle 'bu nedenle, bu yüzden, sonuç olarak, ayrıca' gibi bir ifadeyle başlıyorsa kesinlikle paragrafın ilk cümlesi olamaz; çünkü bu tür ifadeler kendinden önce bir bilgi ya da gerekçe cümlesinin var olduğunu gerektirir.
  • Bazı paragraflarda ana düşünce hiçbir cümlede doğrudan söylenmez; bu durumda okuyucu, paragraftaki tüm cümlelerin ortak paydasını bularak ana düşünceyi kendisi oluşturmalıdır. Böyle sorularda seçenekler arasında paragrafın yalnızca bir bölümünü özetleyen (fazla dar) ya da paragrafta hiç geçmeyen bir bilgi ekleyen (fazla geniş/yanlış) ifadeler çeldirici olarak yer alır; doğru seçenek, paragraftaki bütün cümlelerle tutarlı olan ve hiçbirini dışlamayan ifadedir. Aynı mantık, 'paragrafta kaç yardımcı düşünce vardır' türünden sorularda da geçerlidir: her örnek, her ayrıntı ayrı bir yardımcı düşünce sayılmaz, birbirini tekrarlayan ya da aynı noktayı destekleyen cümleler tek bir yardımcı düşünce altında birleştirilir.

Anahtar Noktalar

  • Ana düşünce: paragrafın bütününü kapsayan, en genel ve en önemli yargı; genelde ilk veya son cümlede gizlidir.
  • Yardımcı düşünce: ana düşünceyi destekleyen örnek, ayrıntı, açıklama niteliğindeki cümleler.
  • Paragraf başı cümlesi konuyu tanıtır; sonuç cümlesi konuyu özetler veya yargıya bağlar.
  • Bağlaçlar (ama, çünkü, bu nedenle, ancak) ve zamirler (bu, şu) paragraf tamamlamada en önemli ipuçlarıdır.
  • Öyküleme: olay anlatımı (zaman, mekân, kişi, olay vardır).
  • Betimleme: beş duyuya hitap eden ayrıntılı tasvir.
  • Açıklama: bilgi verme, tanımlama, örnekleme amaçlı anlatım.
  • Paragraf ikiye bölünecekse, konunun değiştiği cümle genelde bir karşıtlık bağlacıyla (ancak, oysa, fakat) başlar.
  • Çıkarım sorularında parçada hiç geçmeyen ya da aşırı genelleyen ('her zaman', 'kesinlikle') seçenekler yanlıştır.
  • Akışı bozan cümle, çıkarıldığında paragrafın anlam bütünlüğünü bozmaz; parçanın ana çizgisiyle ilgisizdir.
  • Bağlaşıklık (kohezyon): cümleler zamir, bağlaç ve anahtar kelime tekrarlarıyla birbirine bağlanır.
  • 'Bu nedenle, bu yüzden, sonuç olarak, ayrıca' gibi ifadelerle başlayan bir cümle paragrafın ilk cümlesi olamaz.

Sözcük Yapısı

Sözcük Yapısı

Sözcük yapısı; kök, gövde, yapım eki ve çekim eklerinin nasıl işlediğini, sözcüklerin nasıl türediğini ve birleştiğini inceler.

Konu Özeti

  • Sözcüğün temel birimi 'kök'tür. Kök, bir sözcüğün daha küçük anlamlı parçalara ayrılamayan en küçük birimidir. Örneğin 'kitaplık' sözcüğünde kök 'kitap'tır. Kökler ikiye ayrılır: isim kökleri (ev, taş, gözlem) ve fiil kökleri (gel-, git-, yaz-). Gövde ise bir köke yapım eki getirilmesiyle elde edilen, yeni anlam kazanmış birimdir: 'gözlem' sözcüğüne '-ci' eki getirilince 'gözlemci' gövdesi oluşur.
  • Yapım ekleri, bir sözcüğün anlamını ve çoğu kez türünü değiştirerek yeni sözcükler üretir. İsimden isim yapım ekleri (kitap + -lık → kitaplık), isimden fiil yapım ekleri (temiz + -le → temizlemek), fiilden isim yapım ekleri (yaz + -ı → yazı), fiilden fiil yapım ekleri (gel + -iş → geliş veya bak + -ış- → bakış) bunların başlıca örnekleridir.
  • Çekim ekleri ise sözcüğün anlamını ve türünü değiştirmez; yalnızca sözcüğün cümle içindeki görevini ve ilişkisini belirler. İsim çekim ekleri: hal ekleri (-ı, -a, -da, -dan), iyelik ekleri (kalem-im, kalem-in...), çoğul eki (-lar/-ler) ve ek-eylem (-dır) bunlardandır. Fiil çekim ekleri: kip ekleri ve kişi ekleri. 'Ev-ler-de-ki-ler-den' sözcüğünde kök 'ev', çekim ekleri '-ler, -de, -ki, -ler, -den' şeklinde sıralanır.
  • Birleşik sözcükler, iki ya da daha fazla sözcüğün bir araya gelerek yeni ve kalıplaşmış bir anlam kazanmasıyla oluşur; bitişik (hanımeli, gözaltı) ya da ayrı (çekirge yağı, baş ağrısı) yazılabilirler. Dikkat: anlamca birleşmiş kelimelerde sözcüklerden en az biri gerçek anlamından uzaklaşmıştır.
  • Türkçenin en üretken yapım eklerinden bazıları şunlardır: meslek/uğraş bildiren '-cı/-ci' (kapı+cı → kapıcı, göz+cü → gözcü), sahiplik bildiren '-lı/-li' (tuz+lu → tuzlu, akıl+lı → akıllı), yoksunluk bildiren '-sız/-siz' (tuz+suz → tuzsuz, akıl+sız → akılsız), benzerlik/görelik bildiren '-ce/-ca' (Türk+çe → Türkçe, insan+ca → insanca) ve küçültme bildiren '-cık/-cik' (küçük+cük → küçücük, az+ıcık → azıcık) ile '-msı/-msi' (ekşi+msi → ekşimsi). Bu eklerin kattığı anlamı bilmek, bir sözcüğün yapısını çözümlerken hem kökü hem de eklenen anlamı doğru saptamaya yardımcı olur.
  • Birleşik kelimeler kuruluşlarına göre çeşitli alt gruplara ayrılır: isim tamlaması kalıbında kurulanlar (başbakan, gökyüzü, hanımeli), sıfat tamlaması kalıbında kurulanlar (anayasa, akciğer, karayolu), iki fiilin birleşmesiyle kurulan birleşik fiiller (uyuyakalmak, düşünedurmak, gidedurmak) ve ses düşmesi/türemesiyle kaynaşarak tek kelime hâline gelenler (kaynana < kayın+ana, pazartesi < pazar+ertesi, cumartesi < cuma+ertesi). Birleşik kelimenin bitişik mi ayrı mı yazılacağını belirleyen ölçüt, kelimede bir ses olayının ya da anlam kaymasının bulunup bulunmadığıdır, kelimenin birleşik sayılıp sayılmayacağı değildir; nitekim 'çok yönlü', 'iyi niyetli' gibi bazı birleşik sıfatlar da ayrı yazılır.

Anahtar Noktalar

  • Kök: sözcüğün daha küçük anlamlı parçalara bölünemeyen en küçük birimi.
  • Yapım eki: yeni sözcük türetir, anlam ve/veya tür değiştirir (gel- → geliş, ev → evlik).
  • Çekim eki: sözcük türünü değiştirmez, yalnızca cümledeki görevini belirler (ev → evler, evde).
  • Gövde: köke yapım eki eklenmesiyle oluşan birim (kitap → kitaplık gövdesidir).
  • İsim kökleri doğrudan ad olan kökler; fiil kökleri eylemi karşılayan köklerdir.
  • Birleşik sözcüklerde en az bir sözcük mecaz/yan anlamda kullanılmıştır.
  • Türeme sözcükte yapım eki + kök; çekim ekli sözcükte kök/gövde + çekim eki vardır.
  • Ek sırası: yapım eki → çekim eki (çekim ekinin üzerine yapım eki gelemez).
  • '-cı/-ci' meslek, '-lı/-li' sahiplik, '-sız/-siz' yoksunluk, '-ce/-ca' görelik/dil, '-cık/-cik' küçültme bildiren başlıca yapım ekleridir.
  • Birleşik kelimeler isim tamlaması (başbakan), sıfat tamlaması (akciğer) ya da ses kaynaşması (pazartesi, kaynana) yoluyla kurulabilir.
  • Birleşik kelimenin bitişik mi ayrı mı yazılacağını ses olayı veya anlam kayması belirler, kelimenin birleşik sayılıp sayılmayacağını değil.
  • İki fiilin birleşmesiyle kurulan birleşik fiiller de vardır: uyuyakalmak, düşünedurmak, gidedurmak.

Fiil Çekimi (Kip ve Zaman)

Fiil Çekimi (Kip ve Zaman)

Fiiller, haber kipleri ve dilek kipleriyle çekimlenerek eylemin zamanını, gerçekleşme ihtimalini ve kişiyi belirtir.

Konu Özeti

  • Haber kipleri, bir eylemin gerçekleştiğini ya da gerçekleşeceğini bildiren kiplerdir; beş tanedir: Görülen (bilinen) geçmiş zaman (-dı/-di/-du/-dü): 'geldim' — doğrudan gözlemlenen bir geçmiş eylemi anlatır. Duyulan (öğrenilen) geçmiş zaman (-mış/-miş): 'gelmiş' — duyularak ya da sonradan öğrenilen geçmiş eylem. Şimdiki zaman (-ıyor/-iyor/-uyor/-üyor): 'geliyor' — eylem konuşma anında sürüyor. Geniş zaman (-ır/-er/-ar): 'gelir' — her zaman geçerli, alışkanlık bildiren eylem. Gelecek zaman (-acak/-ecek): 'gelecek' — henüz gerçekleşmemiş, ileriye ait eylem.
  • Dilek kipleri, eylemin gerçekleşmesi konusunda istek, şart, zorunluluk veya emir bildiren kiplerdir; dört tanedir: İstek kipi (-a/-e): 'gele, gidelim' — bir istek ya da niyet bildirir. Dilek-şart kipi (-sa/-se): 'gelse, gitsek' — şart ya da dilek bildirir. Gereklilik kipi (-malı/-meli): 'gelmeli, gitmeliyim' — bir zorunluluk veya tavsiye bildirir. Emir kipi (ek yok / çeşitli ekler): 'gel!, gelsin, gelin' — doğrudan bir emir ya da yaptırım bildirir.
  • Kip eklerinden sonra kişi (şahıs) ekleri gelir: 1. tekil (ben): -m; 2. tekil (sen): -n; 3. tekil (o): — (sıfır ek); 1. çoğul (biz): -k; 2. çoğul (siz): -nız/niz; 3. çoğul (onlar): -lar/-ler. Örnek: gel- + -iyor (şimdiki zaman) + -um → geliyor-um; git- + -ti (görülen geçmiş) + -k → gittik.
  • Fiiller birden fazla kip ekini bir arada alabilir; bu durumda birleşik zamanlı fiil oluşur: 'geliyordu' (şimdiki zaman + görülen geçmiş), 'gelirmiş' (geniş zaman + duyulan geçmiş), 'gelseydi' (dilek-şart + görülen geçmiş). Bu yapılar özellikle ek tanıma sorularında dikkat ister.
  • Ek fiil (ek-eylem), isim soylu sözcükleri yükleme dönüştüren ya da fiil çekimine geçmiş zaman/rivayet/şart anlamı katan yardımcı bir unsurdur; dört görünümü vardır: '-dır/-dir' (bildirme: 'öğrencidir'), '-idi' (hikâye: 'öğrenciydi', 'gelmişti'), '-imiş' (rivayet: 'öğrenciymiş', 'gelirmiş') ve '-ise' (şart: 'öğrenciyse', 'gelirse'). Ek fiil hem isim cümlelerinde ('öğrenciydi') hem de fiil çekimlerine eklenerek birleşik zaman oluşturmada ('gelmişti', 'gelirmiş', 'gelecekse') kullanılır; bu çok işlevliliği nedeniyle KPSS'de ek fiilin fark edilmesi ayrı bir dikkat gerektirir.
  • Basit zamanlı bir fiile ek fiilin hikâye ('-idi'), rivayet ('-imiş') ya da şart ('-ise') biçimlerinden biri eklenince birleşik zamanlı çekim oluşur. Örneğin geniş zamana hikâye eklenince 'gelirdi' (geçmişte süregelen bir alışkanlık), rivayet eklenince 'gelirmiş' (başkasından duyulan bir alışkanlık), şart eklenince 'gelirse' (koşula bağlı bir olasılık) elde edilir; şimdiki zamana bu üç ek fiil eklendiğinde ise sırasıyla 'geliyordu', 'geliyormuş', 'geliyorsa' biçimleri oluşur. Bir fiildeki ekleri çözümlerken önce ek fiil (idi/imiş/ise) ayıklanmalı, sonra geriye kalan asıl kip eki tespit edilmelidir.
  • Şimdiki zamanın '-yor' dışında bir de '-makta/-mekte' biçimi vardır; bu ek özellikle resmî yazışmalarda, haber metinlerinde ve bilimsel anlatımda tercih edilir: 'çalışmaktayım', 'yağmaktadır', 'artmaktadır'. İşlev bakımından '-yor' ekiyle aynı anı, yani konuşma anında süregelen eylemi bildirir, ancak üslup bakımından daha resmî ve yazı diline özgüdür; günlük konuşma dilinde '-yor' eki tercih edilir. KPSS'de bu iki ekin aynı zamanı (şimdiki zamanı) karşıladığını bilmek, kip tanıma sorularında karışıklığı önler.

Anahtar Noktalar

  • Haber kipleri: görülen geçmiş (-dı), duyulan geçmiş (-mış), şimdiki (-ıyor), geniş (-ır/-er), gelecek (-acak).
  • Dilek kipleri: istek (-a/-e), dilek-şart (-sa/-se), gereklilik (-malı/-meli), emir (ek yok veya özel ekler).
  • Kişi ekleri kip ekinden sonra gelir; 3. tekil için çoğunlukla sıfır ek kullanılır.
  • -mış eki başkasından öğrenilen ya da gözlemlenemeyen geçmişi bildirir; fıkralarda ve masallarda da kullanılır.
  • Geniş zaman alışkanlık/genel geçer durumlar için; şimdiki zaman anlık eylemler için kullanılır.
  • Birleşik zamanlı fiillerde iki kip eki üst üste gelir: gel-iyor-du (şimdiki+geçmiş hikâye).
  • Emir kipinde 1. tekil (ben) çekimi yoktur; 2. tekil (sen) için kip eki kullanılmaz, yalnızca fiil kökü söylenir.
  • Gereklilik kipi (-malı/-meli) bir tavsiye veya zorunluluk; dilek-şart (-sa/-se) olasılık veya şart bildirir.
  • Ek fiilin dört biçimi: '-dır' (bildirme), '-idi' (hikâye), '-imiş' (rivayet), '-ise' (şart).
  • Ek fiil hem isim cümlesini yükleme çevirir (öğrenciydi) hem de fiile eklenerek birleşik zaman oluşturur (gelmişti, gelirmiş).
  • Birleşik zamanlı çekimde önce ek fiil (idi/imiş/ise) ayıklanır, sonra asıl kip eki bulunur.
  • 'Gelirdi' geçmişteki alışkanlığı, 'gelirmiş' duyulan alışkanlığı, 'gelirse' koşula bağlı olasılığı anlatır.

Cümle Türleri

Cümle Türleri

Cümleler yüklemine, anlamına ve yapısına göre çeşitli türlere ayrılır; bu ayrımları bilmek anlam çözümleme sorularının temelini oluşturur.

Konu Özeti

  • Yüklemine göre cümleler: Yüklemi fiil olan cümlelere fiil cümlesi (eylem cümlesi) denir: 'Çocuk koştu.' Yüklemi isim soylu sözcük olan cümlelere isim cümlesi (ad cümlesi) denir; bu cümlelerde yüklem '-dır/-dir', '-idi/-miş/-sa' ek-eylemleriyle ya da bunlar olmadan da gelebilir: 'Hava güzel.', 'Ali öğrencidir.' İsim cümlesi olan bir cümlenin yüklemi; sıfat, isim, zamir, zarf veya edat da olabilir.
  • Anlamına göre cümleler: Olumlu cümle, yüklemin bildirdiği eylemin veya durumun gerçekleştiğini belirtir: 'Kitabı okudu.' Olumsuz cümle, eylemin ya da durumun gerçekleşmediğini bildirir; '-me/-ma', '-maz/-mez', 'değil', 'yok' gibi olumsuzluk ögeleri içerir: 'Kitabı okumadı.' Soru cümlesi, bilgi almak amacıyla sorulan cümledir; soru eki '-mi/-mı' ya da soru sözcükleri (kim, ne, nerede, nasıl...) içerir ve soru işaretiyle biter. Ünlem cümlesi, coşku, kızgınlık, sevinç, şaşkınlık gibi duyguları dile getirir ve ünlem işaretiyle biter.
  • Yapısına göre cümleler: Basit cümle, tek yargı bildiren, tek yüklemli cümledir: 'Ali geldi.' Bileşik cümle, bir temel cümle ve ona bağlı bir ya da birden fazla yan cümle içerir; yan cümle temel cümlenin bir öğesi görevini üstlenir: 'Kar yağdığında yollar kapanır.' (zarf yan cümlesi). Sıralı cümle, virgülle birbirine bağlanan, yüklemleri ayrı ama konuları ortak birden fazla yargıyı bir arada içerir: 'Sabah kalktı, kahvaltı yaptı, işe gitti.' Bağlı cümle, bağlaçlarla birbirine bağlanmış birden fazla yargıyı içerir: 'Hem çalışıyor hem de dinleniyor.'
  • İçinde koşul, neden, amaç veya karşıtlık bildiren bir yan cümle barındıran bileşik cümle türleri: Girişik bileşik cümle (yan cümle fiilimsiye dayalı), şartlı bileşik cümle ('-sa/-se' bağlı), iç içe bileşik cümle (cümle içinde cümle). Bu türleri ayırt etmek için 'kaç yargı var, yüklemler birbirine nasıl bağlı?' sorusu sorulur.
  • Fiil çatısı, özne ile yüklem arasındaki ilişkiye göre cümleleri sınıflandırır. Etken çatılı cümlede özne işi bizzat yapar ('Öğrenci ödevini yaptı'). Edilgen çatılı cümlede gerçek özne belirtilmez, iş öznenin üzerine yapılmış gibi anlatılır; fiile '-il/-in/-ıl/-in' eki getirilerek kurulur ('Ödev yapıldı'). Dönüşlü çatılı cümlede özne, yaptığı işi kendi üzerinde gerçekleştirir; fiile '-in/-ın/-ün/-un' eki getirilir ('Çocuk yıkandı' = kendini yıkadı). İşteş çatılı cümlede iş, birden fazla özne tarafından karşılıklı ya da birlikte yapılır; fiile '-iş/-ış/-üş/-uş' eki getirilir ('Arkadaşlar mektuplaştı'). Ettirgen çatılı cümlede ise özne işi kendisi yapmaz, başkasına yaptırır; fiile '-dır/-t/-ır/-tır' gibi ekler getirilir ('Öğretmen öğrenciye ödevi yaptırdı'). Çatı ekleri, aynı biçimde göründükleri yapım eklerinden (örneğin isimden fiil yapan '-l-' ekinden) bu yüzden dikkatle ayırt edilmelidir.
  • Anlamına göre cümle türleri arasında sayılan varsayım cümlesi, gerçekte olmayan ama gerçekmiş gibi kabul edilen bir durumu anlatır; 'diyelim ki, farz edelim, tut ki' gibi ifadelerle kurulur: 'Diyelim ki yarın işe gitmedin, ne olur?' Dilek cümlesi ise gerçekleşmesi istenen ama henüz gerçekleşmemiş bir durumu anlatır: 'Keşke biraz daha erken kalksaydım.' Yapısına göre cümle türlerinden girişik bileşik cümlede yan cümle bir fiilimsi (isim-fiil, sıfat-fiil veya bağ-fiil) aracılığıyla temel cümleye bağlanır ve temel cümlenin bir ögesi (özne, nesne, zarf tümleci vb.) görevini üstlenir: 'Yağmurun yağdığını gördüm' cümlesinde 'yağmurun yağdığını' bölümü isim-fiil ile kurulmuş, nesne görevi gören bir yan cümledir.

Anahtar Noktalar

  • Fiil cümlesi: yüklem eylemdir (koştu, yiyor, gidecek...).
  • İsim cümlesi: yüklem isim/sıfat/zamir... (-dır/-di ek-eylemi olsa da olmasa da).
  • Olumlu/olumsuz ayrımında '-me/-ma', 'değil', 'yok' olumsuzluk belirteçleridir.
  • Soru cümlesi her zaman '?' ile bitmeli; soru eki '-mi' her zaman ayrı yazılır.
  • Basit cümle = tek yüklem, tek yargı.
  • Sıralı cümle = virgülle bağlı, birden fazla yüklem.
  • Bağlı cümle = bağlaçla (ve, ama, ya da, hem...hem, ne...ne...) birleştirilmiş yargılar.
  • Bileşik cümle = temel cümle + yan cümle; yan cümle temel cümlenin bir öğesidir.
  • Etken cümlede özne işi yapar; edilgende (-il/-in) iş öznenin üzerine yapılır; dönüşlüde (-in/-ın) özne işi kendine yapar.
  • İşteş çatı (-iş/-ış) işin karşılıklı/birlikte yapıldığını, ettirgen çatı (-dır/-t) ise işin başkasına yaptırıldığını bildirir.
  • Varsayım cümlesi 'diyelim ki, farz edelim' ile; dilek cümlesi 'keşke' ile kurulur.
  • Girişik bileşik cümlede yan cümle bir fiilimsiyle kurulur ve temel cümlenin bir ögesi olur.