menu
MemurOl
← Türkçe Konuları

Sözcükte Anlam

1 soruluk gerçek sınav dağılımı

Sözcükte Anlam konusu, Türkçe testleri içerisinde KPSS sınavlarında en çok belirleyici olan alanlardan biridir. Bu sayfada yer alan güncel sorular, çıkmış soru formatına uygun olarak uzman eğitmen kadromuz tarafından titizlikle hazırlanmıştır. Aşağıdaki konu anlatımlarını ve hap bilgileri okuduktan sonra sayfa altındaki konu testleriyle pratik yapabilir, KPSS sınav sayacı üzerinden hedefinize ne kadar kaldığını takip edebilir ve puan hesaplama motorumuz ile güncel performansınızı anında ölçebilirsiniz.

  • Gerçek, Mecaz, Terim Anlam
  • Eş, Zıt, Sesteş Anlam
  • Nitel ve Nicel Anlam
  • Somut ve Soyut Anlam
  • Deyimler ve Atasözleri
  • İkilemeler
  • Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

Sözcükte Anlam

KPSS Türkçe sözcükte anlam konusunda bilinmesi gereken temel hap bilgiler.

1. Çok Anlamlılık

  • Bir sözcüğün birden fazla anlamda kullanılmasına çok anlamlılık denir.
  • Türkçede çoğu sözcük çok anlamlıdır; bağlama göre farklı anlamlar kazanır.
  • Örnek 1: 'Gözüm ağrıyor' (organ), 'İğnenin gözü' (delik), 'Gözü açık' (dikkatli).
  • Örnek 2: 'Başım ağrıyor' (organ), 'Dağın başı' (yer), 'İşin başı' (önemli nokta).
  • Örnek 3: 'Yol kalabalıktı' (cadde), 'Hayat yolu' (mecaz), 'Bilgisayar yolu' (teknik).
  • İpucu: Çok anlamlılıkta sözcük tek kökten gelir ve yeni anlamlar arasında mantıksal bağ vardır.

2. Gerçek (Temel) Anlam

  • Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına gerçek anlam denir.
  • Sözcüğün sözlükteki temel karşılığıdır.
  • Örnek 1: 'Ocaktaki ateş sönmüş.' → 'Ateş' = yanıcı madde alevi (gerçek anlam).
  • Örnek 2: 'Bahçedeki elmayı yedim.' → 'Elma' = meyve (gerçek anlam).
  • Örnek 3: 'Kedi süt içiyor.' → 'Kedi' = hayvan (gerçek anlam).
  • İpucu: Gerçek anlamda sözcük, somut ve herkes tarafından aynı şekilde anlaşılır.

3. Mecaz Anlam

  • Mecaz anlam, sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır.
  • Sözcük, benzerlik, yakınlık veya başka bir ilişki kurularak farklı anlamda kullanılır.
  • Örnek 1: 'Bu sözler onu ateşlendirdi.' → 'Ateş' = öfke, kızgınlık (mecaz anlam).
  • Örnek 2: 'Çocuk çok tatlı.' → 'Tatlı' = sevimli, hoş (mecaz anlam).
  • Örnek 3: 'Bu iş çok ağır.' → 'Ağır' = zor, güç (mecaz anlam).
  • İpucu: Mecaz anlamda sözcük, gerçek anlamından farklı bir kavramı karşılar.

4. Terim Anlam

  • Terim anlam, belirli bir bilim, sanat, meslek dalında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir.
  • Terimler, genellikle tek anlamlıdır ve o alanın uzmanları tarafından kullanılır.
  • Örnek 1: 'Bu cümlede fiil eksik.' → 'Fiil' = dil bilgisi terimi (terim anlam).
  • Örnek 2: 'Hastanın tansiyonu yüksek.' → 'Tansiyon' = tıp terimi (terim anlam).
  • Örnek 3: 'Matematikte denklem çözdük.' → 'Denklem' = matematik terimi (terim anlam).
  • İpucu: Terim anlamda sözcük, belirli bir alanda özel anlam taşır.

5. Söz Sanatları (Anlam Olayları)

  • Söz sanatları, dilin daha etkili ve güzel kullanılması için başvurulan anlam olaylarıdır.
  • Bu sanatlar, sözcüklerin gerçek anlamlarından uzaklaştırılarak yeni anlamlar kazanmasını sağlar.
  • Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzetme sanatı (güçlü insan = aslan).
  • Örnek 2: 'Güneş gülüyor' → kişileştirme sanatı (güneş = insan gibi).
  • Örnek 3: 'Beyaz ölüm' → eğretileme sanatı (kar = ölüm gibi).
  • İpucu: Söz sanatlarında sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaşır.

6. Benzetme (Teşbih)

  • Benzetme, aralarında benzerlik bulunan iki varlık arasında karşılaştırma yapmaktır.
  • Benzetmenin dört unsuru vardır: benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı.
  • Örnek 1: 'Aslan gibi güçlü' → benzeyen: güçlü, benzetilen: aslan, yön: güç, edat: gibi.
  • Örnek 2: 'Buz gibi soğuk' → benzeyen: soğuk, benzetilen: buz, yön: soğukluk, edat: gibi.
  • Örnek 3: 'Altın gibi sarı' → benzeyen: sarı, benzetilen: altın, yön: renk, edat: gibi.
  • İpucu: Benzetmede 'gibi, kadar, sanki' gibi edatlar kullanılır.

7. Eğretileme (İstiare)

  • Eğretileme, benzetmenin kısaltılmış halidir ve benzetme edatı kullanılmaz.
  • Açık eğretileme ve kapalı eğretileme olmak üzere iki türü vardır.
  • Örnek 1: 'Aslan geldi.' → 'Aslan' = güçlü kişi (eğretileme).
  • Örnek 2: 'Beyaz ölüm geldi.' → 'Beyaz ölüm' = kar (eğretileme).
  • Örnek 3: 'Altın saçlı kız.' → 'Altın' = sarı renk (eğretileme).
  • İpucu: Eğretilemede benzetme edatı (gibi, kadar) kullanılmaz.

8. Kişileştirme (Teşhis)

  • Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara insan özellikleri vermektir.
  • Bu sanat, genellikle doğa, hayvan ve cansız varlıklar için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Ağaçlar ağlıyor.' → ağaçlar = insan gibi ağlama (kişileştirme).
  • Örnek 2: 'Güneş gülüyor.' → güneş = insan gibi gülme (kişileştirme).
  • Örnek 3: 'Rüzgar şarkı söylüyor.' → rüzgar = insan gibi şarkı söyleme (kişileştirme).
  • İpucu: Kişileştirmede varlıklar insan eylemleri yapar.

9. Kinaye (Değinmece)

  • Kinaye, sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamını düşündürecek şekilde kullanılmasıdır.
  • Bu sanatta söylenen sözün gerçek anlamı da kabul edilebilir durumdadır.
  • Örnek 1: 'Eli açık.' → hem cömert (mecaz) hem eli gerçekten açık (gerçek).
  • Örnek 2: 'Gözü tok.' → hem açgözlü değil (mecaz) hem gözü doymuş (gerçek).
  • Örnek 3: 'Ağzı sıkı.' → hem sır tutar (mecaz) hem ağzı kapalı (gerçek).
  • İpucu: Kinayede sözcük hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılabilir.

10. Mecazımürsel (Ad Aktarması)

  • Mecazımürsel, bir sözcüğün benzerlik olmadan başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.
  • Parça-bütün, iç-dış, sanatçı-eser, yer-insan gibi ilişkiler kurulur.
  • Örnek 1: 'Ankara karar verdi.' → Ankara = hükümet (yer-insan ilişkisi).
  • Örnek 2: 'Soba yandı.' → soba = sobanın içindeki ateş (iç-dış ilişkisi).
  • Örnek 3: 'Yaşar Kemal okudum.' → Yaşar Kemal = onun eseri (sanatçı-eser ilişkisi).
  • İpucu: Mecazımürselde benzerlik değil, ilişki vardır.

11. Dokundurma (Tariz)

  • Dokundurma, söylenen sözün tersini kastetmektir.
  • Bu sanatta alaycı bir ton kullanılır ve sözün gerçek anlamı kastedilmez.
  • Örnek 1: 'Ne kadar da çalışkan!' → çalışkan = tembel (dokundurma).
  • Örnek 2: 'Çok akıllısın!' → akıllı = aptal (dokundurma).
  • Örnek 3: 'Harika bir iş yaptın!' → harika = kötü (dokundurma).
  • İpucu: Dokundurmada sözün tersi kastedilir.

12. Mübalağa (Abartma)

  • Mübalağa, bir durumu olduğundan fazla göstermektir.
  • Bu sanat, etkiyi artırmak ve dikkat çekmek için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Dünyalar kadar seviyorum.' → sevgi abartılmış (mübalağa).
  • Örnek 2: 'Bin yıl bekledim.' → bekleme süresi abartılmış (mübalağa).
  • Örnek 3: 'Gökyüzüne kadar yükseldi.' → yükseklik abartılmış (mübalağa).
  • İpucu: Mübalağada gerçek olmayan büyük sayılar veya ifadeler kullanılır.

13. Dolaylama

  • Dolaylama, bir sözcüğü doğrudan söylemek yerine dolaylı yoldan anlatmaktır.
  • Bu sanat, daha etkili ve güzel anlatım sağlar.
  • Örnek 1: 'Beyaz perde' → sinema (dolaylama).
  • Örnek 2: 'Kara elmas' → kömür (dolaylama).
  • Örnek 3: 'Beyaz altın' → pamuk (dolaylama).
  • İpucu: Dolaylamada sözcük doğrudan söylenmez, özellikleriyle anlatılır.

14. Güzel Adlandırma

  • Güzel adlandırma, hoş olmayan sözcüklerin yerine güzel sözcükler kullanmaktır.
  • Bu sanat, kaba ve çirkin sözcüklerden kaçınmak için kullanılır.
  • Örnek 1: 'Vefat etti.' → öldü (güzel adlandırma).
  • Örnek 2: 'Görme engelli.' → kör (güzel adlandırma).
  • Örnek 3: 'İşitme engelli.' → sağır (güzel adlandırma).
  • İpucu: Güzel adlandırmada kaba sözcükler yerine nazik ifadeler kullanılır.

15. Sözcükler Arası Anlam İlişkileri

  • Sözcükler arasında çeşitli anlam ilişkileri bulunur.
  • Bu ilişkiler: eş anlamlılık, yakın anlamlılık, karşıt anlamlılık, eş seslilik'tir.
  • Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler.
  • Örnek 2: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler.
  • Örnek 3: 'yaz-yaz' → eş sesli sözcükler (farklı anlamlar).
  • İpucu: Sözcükler arasındaki anlam ilişkisini tespit etmek önemlidir.

16. Eş - Yakın Anlamlı Sözcükler

  • Eş anlamlı sözcükler, aynı anlamı taşıyan farklı sözcüklerdir.
  • Yakın anlamlı sözcükler, anlamları birbirine çok yakın olan sözcüklerdir.
  • Örnek 1: 'ev-konut' → eş anlamlı sözcükler (tamamen aynı anlam).
  • Örnek 2: 'güzel-hoş' → yakın anlamlı sözcükler (çok benzer anlam).
  • Örnek 3: 'büyük-iri' → yakın anlamlı sözcükler (benzer anlam).
  • İpucu: Eş anlamlılar tamamen aynı, yakın anlamlılar benzer anlam taşır.

17. Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler

  • Karşıt anlamlı sözcükler, birbirinin tersi anlamları taşıyan sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler genellikle aynı türden varlıkları karşılaştırır.
  • Örnek 1: 'büyük-küçük' → karşıt anlamlı sözcükler (boyut).
  • Örnek 2: 'sıcak-soğuk' → karşıt anlamlı sözcükler (sıcaklık).
  • Örnek 3: 'iyi-kötü' → karşıt anlamlı sözcükler (nitelik).
  • İpucu: Karşıt anlamlılar birbirinin tam tersi anlam taşır.

18. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler

  • Eş sesli sözcükler, yazılışları aynı ama anlamları farklı olan sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler telaffuz edilirken aynı sesi çıkarır.
  • Örnek 1: 'yüz' (sayı) → 100 sayısı, 'yüz' (organ) → yüz organı.
  • Örnek 2: 'yaz' (mevsim) → yaz mevsimi, 'yaz' (fiil) → yazma eylemi.
  • Örnek 3: 'dal' (ağaç dalı) → ağaç parçası, 'dal' (fiil) → dalma eylemi.
  • İpucu: Eş sesli sözcükler aynı yazılır ama farklı anlamlar taşır.

19. Somut - Soyut Anlamlı Sözcükler

  • Somut sözcükler, beş duyu organıyla algılanabilen varlıkları karşılar.
  • Soyut sözcükler, beş duyu organıyla algılanamayan kavramları karşılar.
  • Örnek 1: 'masa' → somut sözcük (görülebilir, dokunulabilir).
  • Örnek 2: 'sevgi' → soyut sözcük (hissedilir ama görülemez).
  • Örnek 3: 'ses' → somut sözcük (işitilebilir), 'mutluluk' → soyut sözcük (hissedilir).
  • İpucu: Somut sözcükler duyularla algılanır, soyut sözcükler sadece hissedilir.

20. Nitel - Nicel Anlamlı Sözcükler

  • Nitel anlamlı sözcükler, varlığın özelliğini, kalitesini belirten sözcüklerdir.
  • Nicel anlamlı sözcükler, varlığın miktarını, sayısını belirten sözcüklerdir.
  • Örnek 1: 'güzel' → nitel anlamlı (özellik belirten).
  • Örnek 2: 'beş' → nicel anlamlı (sayı belirten).
  • Örnek 3: 'büyük' → nitel anlamlı (özellik), 'çok' → nicel anlamlı (miktar).
  • İpucu: Nitel sözcükler özellik, nicel sözcükler miktar belirtir.

21. Genel - Özel Anlamlı Sözcükler

  • Genel anlamlı sözcükler, daha geniş kapsamlı varlıkları karşılar.
  • Özel anlamlı sözcükler, daha dar kapsamlı varlıkları karşılar.
  • Örnek 1: 'hayvan' → genel anlamlı (tüm hayvanları kapsar).
  • Örnek 2: 'kedi' → özel anlamlı (sadece kediyi kapsar).
  • Örnek 3: 'ağaç' → genel anlamlı, 'çam' → özel anlamlı.
  • İpucu: Genel sözcükler daha kapsamlı, özel sözcükler daha dar kapsamlıdır.

22. Yansıma Sözcükler

  • Yansıma sözcükler, doğadaki sesleri taklit eden sözcüklerdir.
  • Bu sözcükler genellikle tekrarlanarak kullanılır.
  • Örnek 1: 'çat çat' → yansıma sözcük (ses taklidi).
  • Örnek 2: 'tık tık' → yansıma sözcük (ses taklidi).
  • Örnek 3: 'miyav' → yansıma sözcük (hayvan sesi taklidi).
  • İpucu: Yansıma sözcükler doğa seslerini taklit eder.

23. Kalıplaşmış Söz Öbekleri

  • Kalıplaşmış söz öbekleri, belirli bir düzen içinde kullanılan sözcük gruplarıdır.
  • Bu öbekler değiştirilemez ve sabit kalıplar halinde kullanılır.
  • Örnek 1: 'göz atmak' → kalıplaşmış söz öbeği (bakmak anlamında).
  • Örnek 2: 'kulak vermek' → kalıplaşmış söz öbeği (dinlemek anlamında).
  • Örnek 3: 'el uzatmak' → kalıplaşmış söz öbeği (yardım etmek anlamında).
  • İpucu: Kalıplaşmış söz öbekleri değiştirilemez ve sabit kalıplardır.

24. İkilemeler

  • İkilemeler, aynı sözcüğün tekrarlanması veya yakın anlamlı sözcüklerin yan yana kullanılmasıdır.
  • Bu sözcükler anlamı güçlendirir ve etkiyi artırır.
  • Örnek 1: 'yavaş yavaş' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • Örnek 2: 'güzel güzel' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • Örnek 3: 'koşa koşa' → ikileme (aynı sözcüğün tekrarı).
  • İpucu: İkilemeler aynı sözcüğün tekrarlanmasıyla oluşur.

25. Pekiştirmeler

  • Pekiştirmeler, sözcüğün anlamını güçlendirmek için yapılan eklemelerdir.
  • Bu eklemeler sözcüğün başına veya ortasına eklenir.
  • Örnek 1: 'sapsarı' → pekiştirme (sap + sarı).
  • Örnek 2: 'kapkara' → pekiştirme (kap + kara).
  • Örnek 3: 'bembeyaz' → pekiştirme (bem + beyaz).
  • İpucu: Pekiştirmeler sözcüğün başına eklenen seslerle oluşur.

26. Deyimler

  • Deyimler, kalıplaşmış söz öbekleridir ve gerçek anlamlarından uzaklaşmıştır.
  • Bu söz öbekleri genellikle mecaz anlamda kullanılır.
  • Örnek 1: 'göz atmak' → deyim (bakmak anlamında).
  • Örnek 2: 'kulak vermek' → deyim (dinlemek anlamında).
  • Örnek 3: 'el uzatmak' → deyim (yardım etmek anlamında).
  • İpucu: Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir ve mecaz anlamda kullanılır.

27. Atasözleri

  • Atasözleri, uzun deneyimler sonucu ortaya çıkan öğüt verici sözlerdir.
  • Bu sözler genellikle mecaz anlamda kullanılır ve öğüt verir.
  • Örnek 1: 'Ağaç yaşken eğilir.' → atasözü (eğitim öğütü).
  • Örnek 2: 'Damlaya damlaya göl olur.' → atasözü (birikim öğütü).
  • Örnek 3: 'Sakla samanı, gelir zamanı.' → atasözü (tutumluluk öğütü).
  • İpucu: Atasözleri öğüt verici sözlerdir ve mecaz anlamda kullanılır.

28. Söz Öbekleri (Kalıplaşmamış)

  • Kalıplaşmamış söz öbekleri, sözcüklerin serbestçe bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Bu öbekler değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.
  • Örnek 1: 'güzel bir ev' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • Örnek 2: 'büyük bir şehir' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • Örnek 3: 'hızlı bir araba' → kalıplaşmamış söz öbeği (değiştirilebilir).
  • İpucu: Kalıplaşmamış söz öbekleri değiştirilebilir ve esnek yapıdadır.

Sözcükte Anlam

Sözcükte anlam konusu, kelimelerin gerçek, mecaz ve yan anlamlarını; eş, zıt ve sesteş kelimeleri; deyim ve atasözlerinin anlam özelliklerini inceler.

Konu Özeti

  • Bir kelimenin ilk akla gelen, sözlükteki temel anlamına gerçek (temel) anlam denir. Örneğin 'taş' kelimesinin gerçek anlamı yerden çıkan sert, katı maddedir. Bir kelime, gerçek anlamından hareketle ona benzetme yoluyla kazandığı yeni anlamda kullanılırsa buna mecaz anlam denir: 'Onun yüreği taş kesildi' cümlesinde 'taş' kelimesi sertlik, duygusuzluk anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Yan anlam ise kelimenin temel anlamıyla ilişkili olan ama ondan farklılaşmış, kelimenin zaman içinde kazandığı ek anlamlardır: 'masanın ayağı', 'dağın eteği' gibi kullanımlarda 'ayak' ve 'etek' kelimeleri insan organlarından benzetme yoluyla yan anlam kazanmıştır (mecazdan farkı, bu kullanımların artık günlük dilde yerleşmiş, kalıcı yan anlamlar olmasıdır).
  • Deyimler, en az iki kelimeden oluşan, kalıplaşmış, çoğunlukla gerçek anlamlarından uzak mecazi bir anlam taşıyan söz gruplarıdır: 'kafayı yemek', 'içi içine sığmamak' gibi. Atasözleri ise uzun deneyimler sonucu oluşmuş, genel kural niteliğinde, öğüt veren ve kalıplaşmış sözlerdir: 'Damlaya damlaya göl olur', 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır' gibi. Atasözleri genellikle değiştirilemez (sözcükleri yer değiştiremez), deyimler ise cümle içinde çekimlenebilir (kafayı yedi, kafayı yiyor gibi).
  • Eş anlamlı (anlamdaş) kelimeler, yazılışları farklı ama anlamca aynı olan kelimelerdir: 'kara-siyah', 'okul-mektep'. Zıt anlamlı (karşıt anlamlı) kelimeler, anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir: 'güzel-çirkin', 'sıcak-soğuk'. Sesteş (eş sesli) kelimeler ise yazılışları ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamca birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan kelimelerdir: 'yüz' (sayı, organ, yüzmek eylemi) gibi. Sesteşlik genellikle cümle bağlamından anlaşılır.
  • Genel anlamlı kelimeler bir kavram alanını bütünüyle kapsar (örneğin 'çiçek'), özel anlamlı kelimeler ise o alanın belirli bir öğesini ifade eder (örneğin 'gül', 'lale'). Soyut kelimeler beş duyu organıyla algılanamayan kavramları (sevgi, umut, korku), somut kelimeler ise beş duyuyla algılanabilen varlıkları ifade eder (masa, çiçek, ses).
  • Terim anlam, bir kelimenin belirli bir bilim, sanat veya meslek dalında kazandığı özel ve dar anlamdır: 'kök' kelimesi günlük dilde bitkinin toprak altındaki kısmını ifade ederken dil bilgisinde 'bir kelimenin en küçük anlamlı parçası', matematikte ise 'bir sayının belirli bir kuvvetten geriye dönüşü' anlamında kullanılır. Ad aktarması (mecaz-ı mürsel/düz değişmece), bir kelimenin benzetme amacı olmaksızın, parça-bütün, iç-dış, sanatçı-eser gibi gerçek bir ilişkiye dayanarak başka bir kavram yerine kullanılmasıdır: 'Bütün okul bayramı kutladı' (okul yerine okuldaki insanlar), 'Yunus Emre'yi çok okurum' (şair yerine eserleri), 'Bütün sınıf ona güldü' (sınıf yerine öğrenciler) örneklerinde olduğu gibi. Ad aktarması benzetme içermediği için mecazdan (istiareden) ayrılır; bu ikisinin karıştırılması sınavda sık karşılaşılan bir tuzaktır.
  • Dolaylama, bir kavramı doğrudan adıyla değil, o kavramı çağrıştıran birden çok kelimeyle dolaylı biçimde anlatma sanatıdır: 'gözlerimin nuru' (çok sevilen kişi), 'demir yumruk' (sert/güçlü otorite), 'ak sakallı' (yaşlı ve bilge kişi) örneklerinde olduğu gibi. Somutlaştırma ise soyut bir kavramı sanki elle tutulur, gözle görülür bir nesneymiş gibi anlatma sanatıdır: 'Aşkı cebime koydum' cümlesinde soyut bir kavram olan 'aşk' somut bir nesne gibi ele alınmıştır. Bu sanatlar genellikle şiir çözümleme ve edebi metin sorularında sözcükte anlam bilgisiyle iç içe karşımıza çıkar.

Anahtar Noktalar

  • Gerçek anlam: kelimenin ilk, temel, sözlük anlamı.
  • Mecaz anlam: benzetme yoluyla kazanılan, gerçek anlamdan tamamen kopan anlam ('kafası basmadı').
  • Yan anlam: temel anlamla bağlantılı, kalıcı, somut benzetme sonucu kelimeye eklenen yeni anlam ('şişenin ağzı').
  • Deyimler çekimlenebilir, atasözleri kalıplaşmıştır ve değiştirilemez.
  • Eş anlamlı: farklı yazılış, aynı anlam (kara-siyah). Zıt anlamlı: karşıt anlam (büyük-küçük).
  • Sesteş kelimeler aynı yazılır, anlamca tamamen ilgisizdir (kır: 'beyazlaşma', 'kırmak eylemi', 'kırsal alan').
  • Soyut kelime beş duyuyla algılanamaz (aşk, korku); somut kelime algılanabilir (taş, ses, koku).
  • Genel anlam bütün kümeyi, özel anlam kümenin bir üyesini ifade eder (meyve → genel, elma → özel).
  • Terim anlam: bir kelimenin belirli bir bilim/meslek/sanat dalındaki özel anlamı ('kök' dil bilgisinde ve matematikte farklı bir terimdir).
  • Ad aktarması (mecaz-ı mürsel): benzetme olmadan parça-bütün, sanatçı-eser gibi gerçek ilişkiyle kurulan aktarımdır: 'Bütün sınıf geldi.'
  • Ad aktarması ile mecaz (istiare) karıştırılmamalıdır: mecazda benzetme vardır, ad aktarmasında yoktur.
  • Dolaylama: bir kavramı birden çok sözcükle dolaylı anlatma sanatıdır ('ak sakallı' = yaşlı kişi).
  • Somutlaştırma: soyut bir kavramı somutmuş gibi anlatma sanatıdır ('aşkı cebime koydum').

Sınava Hazırlık Araçları

Sınav stratejinizi güçlendirmek için ücretsiz araçlarımızı keşfedin: