menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Altın Test 24

Altın Test 24

Soru 1 / 20

En etkileyici biyografilerin, hakkında yazılan kişiyi yakından tanıyan yazarların elinden çıkan eserler olduğu söylenir. Ne var ki bu durumun göz ardı edilemeyecek sakıncaları da mevcuttur. Anlatılan karakteri yakından tanımak, hele ki onunla akrabalık ya da yakın dostluk bağına sahip olmak, yaşamındaki kritik olayları kaleme alırken tarafsızlığı zedeler. Dahası, yaşam öyküsünü yazacağınız kişinin geçmişteki bazı kararlarına öfke duymuş, bazı başarılarını içten içe kıskanmış olabilirsiniz ya da aranızda yıllar geçse de unutulmayan gizli bir kırgınlık bulunabilir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisi hedeflenmiştir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. En etkileyici biyografilerin, hakkında yazılan kişiyi yakından tanıyan yazarların elinden çıkan eserler olduğu söylenir. Ne var ki bu durumun göz ardı edilemeyecek sakıncaları da mevcuttur. Anlatılan karakteri yakından tanımak, hele ki onunla akrabalık ya da yakın dostluk bağına sahip olmak, yaşamındaki kritik olayları kaleme alırken tarafsızlığı zedeler. Dahası, yaşam öyküsünü yazacağınız kişinin geçmişteki bazı kararlarına öfke duymuş, bazı başarılarını içten içe kıskanmış olabilirsiniz ya da aranızda yıllar geçse de unutulmayan gizli bir kırgınlık bulunabilir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisi hedeflenmiştir?

    • A) Yaşamöyküsü yazmanın güç bir iş olduğu
    • B) Yaşamöyküsü yazarken objektif olmak gerektiği
    • C) Tanıdıkların yaşamöyküsünü yansız bir tutumla anlatmanın zor olduğu
    • D) Her yaşamöyküsünün, gerçekleri yansıtmadığı
    • E) Başarılı bir yaşamöyküsü yazmanın zaman aldığı

    Parçada, biyografi yazarlarının çok yakın oldukları veya yakından tanıdıkları kişilerin hayat hikayelerini yazarken duygusal etkenler (taraf tutma, öfke, kıskançlık, kırgınlık) nedeniyle tarafsızlıklarını korumakta zorlanacakları vurgulanmaktadır. Bu ana fikir C seçeneğinde verilmiştir. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  2. 2. Onun telefonu ve gönlü daima açıktı, ama işte ben çok meşguldüm. Yukarıdaki cümlede kaç zamir vardır?

    • A) 2
    • B) 4
    • C) 1
    • D) 5
    • E) 3

    Verilen cümlede 'Onun' (kişi zamiri) ve 'ben' (kişi zamiri) olmak üzere toplam iki adet zamir bulunmaktadır.

  3. 3. Sıcak yaz günlerinde serin esintisiyle bilinen o yayla; yemyeşil çayırları, ahşap kulübelerle süslü yamaçları, birdenbire önümüze çıkan berrak pınarları ve misafirperver insanlarıyla, doğallığını koruyan huzurlu bir Karadeniz cenneti. Bu cümlenin özellikleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

    • A) Olumlu - kurallı - isim - sıralı
    • B) Olumsuz - kurallı - fiil - bağlı
    • C) Olumlu - kurallı - isim - birleşik
    • D) Olumlu - devrik - fiil - birleşik
    • E) Olumsuz - devrik - isim - basit

    Cümlenin yüklemi 'huzurlu bir Karadeniz cennetidir' söz öbeğidir (isim cümlesidir). Yüklem sonda olduğu için kurallıdır. Anlamca eylemin/durumun gerçekleştiğini bildirdiği için olumludur. Cümle içinde 'bilinen', 'süslü', 'çıkan', 'koruyan' gibi fiilimsiler yer aldığı için yapıca girişik birleşik bir cümledir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, aralarında herhangi bir öge ortaklığı bulunmayan bağımsız sıralı bir cümledir?

    • A) Usta sanatçılar eserlerinde halkın sorunlarını yansıtır, okurlar da bu eserlerde kendilerini bulurdu.
    • B) Genç adam kütüphaneye erkenden girdi, yeni kitabını aramaya başladı.
    • C) Zor durumlarda sakin kalmalı, sorunlara akılcı çözümler üretmelisin.
    • D) Fıntına ağaçların dallarını kırıyor, bahçedeki çiçekleri savuruyordu.
    • E) Öğretmen konuyu uzun uzun anlattı, öğrenciler de dikkatle dinledi.

    A seçeneğindeki sıralı cümlede birinci cümlenin ögeleri ('Usta sanatçılar' [özne], 'eserlerinde' [dolaylı tümleç], 'halkın sorunlarını' [nesne], 'yansıtır' [yüklem]) ile ikinci cümlenin ögeleri ('okurlar' [özne], 'bu eserlerde' [dolaylı tümleç], 'kendilerini' [nesne], 'bulurdu' [yüklem]) arasında hiçbir öge ortaklığı bulunmamaktadır. Bu nedenle bağımsız sıralı cümledir. Diğer seçeneklerde ise özne veya nesne ortaklığı mevcuttur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  5. 5. Öğrenciler yazım kurallarını eğitim hayatlarında bir kez tam öğrenmeli ve yazılarında bu kuralları uygulayarak başarıyla yollarına devam etmeli. Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) Zarf-fiil
    • B) Çekimli fiil
    • C) Ek fiil
    • D) Birleşik fiil
    • E) Geçişli fiil

    Cümlede ek fiil (ek eylem) kullanılmamıştır. 'uygulayarak' zarf-fiildir. 'öğrenmeli' ve 'devam etmeli' çekimli fiillerdir. 'devam etmek' yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiildir. 'öğrenmeli' eylemi nesne alabildiği için ('kuralları öğrenmeli') geçişli bir fiildir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  6. 6. Gazeteci: (I) ---- Yazar: — Çocukluğumda edebiyatın esamesi okunmazdı hayatımda. Red Kit maceraları dışında hiçbir şey okumazdım. Gerçek anlamda edebi eserlerle tanışıp bilinçli bir okur olmam otuzlu yaşlarımı buldu. Üniversitede iktisat ve finans alanında eğitim aldım ve ne yazık ki modern iş dünyasında yönetici olmak için Kafka veya Proust okumanıza gerek yoktur. Hiç edebiyat okumadan da büyük bütçeleri yönetebilir, ciddi paralar kazanabilirsiniz. Bu bir dramdır lakin gençlik yıllarım maalesef böyle geçti. Gazeteci: (II) ---- Yazar: — Ben felsefeyle lise yıllarımda tanıştım ve müfredat hala benzer düzeyde. Bana kalırsa felsefe eğitimi çok daha erken yaşlarda başlamalıdır. Örneğin, çocuğunuz 5-6 yaşlarına geldiğinde karşınıza öyle sorularla çıkacaktır ki bunların tamamı aslında saf felsefi sorulardır. 'Biz doğmadan evvel neredeydik?', 'Ölen insanlar nereye gidiyor?', 'Sokaktaki evsizler neden orada yaşıyor?' ya da 'Sizin güzel dediğiniz bu şeye ben neden çirkin diyorum?' gibi sorular felsefenin ta kendisidir. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

    • A) (I) Çocuklar, hangi edebiyat yapıtlarını okumalıdır? / (II) Felsefi sorular çocuğun dünyasına ne katar?
    • B) (I) Yazmaya başlamadan önce hayatınızda edebiyatın yeri var mıydı? / (II) Felsefe eğitimine ne zaman başladınız ve çocuklar için felsefe eğitimi ne zaman başlar?
    • C) (I) Felsefe ile edebiyatın ilişkisi nedir? / (II) Çocuklara felsefe öğretmenin yararları nelerdir?
    • D) (I) İş yaşamınızdaki başarınıza çocukluğunuzda okuduğunuz çizgi romanların yararı oldu mu? / (II) Çocukların hangi davranışları felsefenin alanına girer?
    • E) (I) Edebiyat okumanın felsefe yapmaya katkısı var mı? / (II) Çocukların dünyayı sorularla tanıması konusunda ne düşünüyorsunuz?

    Yazarın I. cevabında 'Çocukluğumda edebiyat yoktu, ciddi okumaya 30 yaşımda başladım' diyerek geçmişteki edebiyat ilgisizliğini ve iş yaşamındaki yerini anlatması doğrudan 'Yazmaya başlamadan önce edebiyatın yeri var mıydı?' sorusuna yanıttır. II. cevabında ise 'Ben lisede başladım ama çok daha erken başlamalı, zira 5-6 yaşındaki çocukların soruları felsefidir' diyerek felsefe eğitiminin başlama zamanını tartışması 'Felsefe eğitimine ne zaman başladınız ve çocuklar için ne zaman başlar?' sorusunu tam olarak karşılar. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünsüz yumuşamasına örnek olabilecek bir kelime vardır?

    • A) Sabaha kadar endişe içinde bekledik.
    • B) Konuklar parkta uzun bir süre eğlendiler.
    • C) Talebe, yazılı kağıdını teslim edip çıktı.
    • D) Bu yeni kitapta güzel şiirler vardı.
    • E) Bu ekmek sana da yeter bana da.

    C seçeneğinde yer alan 'kağıdını' kelimesinin kökü 'kağıt'tır. Kelimeye ünlü ile başlayan bir ek geldiğinde sondaki sert ünsüz 't', yumuşayarak 'd' sesine dönüşmüştür (kağıt -> kağıdı). Bu duruma ünsüz yumuşaması (ünsüz değişimi) denir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  8. 8. – Çocuklar, okula uyum sürecini kolay atlattılar. – Öğretmeni sınıfta can kulağıyla dinleyenlerden biri de benim. – Benim okul buraya çok yakın. – Sorunları çözmek için çalışanlarla her seferinde tek tek görüşürüm. – Annem pazara beni götürmek istiyor. Yukarıdaki cümlelerde “-m / -ım / -im / -um / -üm” eki kaç farklı işlevde kullanılmıştır?

    • A) 3
    • B) 5
    • C) 2
    • D) 4
    • E) 1

    Örneklerde “-m/-ım” eki iyelik, kişi eki, ad tamlamasında tamlanan eki, fiilden ad yapma ve hâl ekiyle kaynaşmış farklı işlevlerde kullanılmıştır. Beş farklı görev vardır. Yeni sıralamada doğru cevap B seçeneğidir.

  9. 9. İnsanın iç huzuruna ve esenliğine engel olan asıl şey, sürekli bir mutluluk arayışı içinde olmasıdır. Bunu ne kadar büyük bir gaye haline getirirsek, o hedeften de o derece uzaklaşırız. Durmaksızın neşeli ve mutlu olmaya çalışmak, bireyde bir süre sonra ruhsal yıpranmalara zemin hazırlar. Bunun yerine kişinin kendi yaşamı için değerli, gerçekçi ve koşullarına uygun bir anlama odaklanması çok daha yapıcı olacaktır. Bu anlamlar, bireyin öznel tecrübeleriyle keşfedeceği ve dolaylı yoldan huzur bulacağı unsurlardır. Mutluluk, doğrudan kovalanan bir amaç değil, anlamlı bir yaşamın doğal bir yan ürünü olarak kendiliğinden beliren bir his olmalıdır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

    • A) Kişi, mutluluğun büyük hedeflere ulaşmakla değil küçük isteklerin elde edilmesiyle gerçekleşeceğini bilmelidir.
    • B) Birey, huzura ulaşmak için tek bir yönteme takılı kalmamalı, sürekli farklı yollar aramalıdır.
    • C) Toplumun ortak bir mutluluk ideali olmalı ve bireyler bu ideale göre yaşamlarını planlamalıdır.
    • D) Mutluluğu hayatın merkezine koymak, her olumsuz tecrübede bile olumlu bir yön bulmayı kolaylaştırır.
    • E) Doğrudan doğruya mutluluğun peşinden koşmak yerine, hayatı anlamlı kılan değerlere ve yaşantılara odaklanmak gerekir.

    Parçanın ana fikri, mutluluğu doğrudan bir hedef haline getirmenin ona ulaşmayı engellediğidir. Yazar bunun yerine hayatı anlamlı kılan, değerlere uygun hedeflere yönelmenin mutluluğu kendiliğinden (dolaylı olarak) getireceğini savunmaktadır. Bu durum E seçeneğinde tam olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edat, ek fiil alarak yüklem görevinde kullanılmıştır?

    • A) Değişimin kendisi dünyada değişmeyen tek şeydir.
    • B) Bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak içindir.
    • C) Yapabileceğinizin en iyisini yapmak, hiç yapmamaktan iyidir.
    • D) Alışkanlık ya en iyi hizmetçidir ya da en kötü efendi.
    • E) Değişmezsek gelişemeyiz, gelişemiyorsak aslında yaşamıyoruz demektir.

    B seçeneğinde “içindir” sözcüğü “için” edatının ek fiil almış biçimidir ve cümlenin yüklemidir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  11. 11. Klasik Türk edebiyatı ---- Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa yapısına göre diğerlerinden farklı (basit yapılı) bir cümle oluşturur?

    • A) eserlerinde aşk ve tasavvuf konularını yoğun biçimde işlemiştir.
    • B) sahasında yazılan eserler divan adı verilen kitaplarda toplanır.
    • C) yüzyıllar boyunca belirli kurallara bağlı kalarak gelişmiştir.
    • D) şairleri, kendilerine özgü mazmunlar kullanarak şiirler yazmışlardır.
    • E) alanında araştırma yapan uzmanlar oldukça kapsamlı çalışmalar sunmaktadır.

    A seçeneğindeki 'işlemiştir' yüklemi dışında cümlede herhangi bir fiilimsi veya yan cümlecik bulunmadığı için cümle yapısı bakımından basittir. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla 'yazılan/verilen', 'kalarak', 'kullanarak' ve 'yapan' fiilimsileri bulunduğu için bu cümleler girişik birleşik yapılıdir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  12. 12. Aşağıdaki parçalardan hangisi 'Beşeri faaliyetlerin doğal çevreye verdiği zararları en aza indirmek mümkün müdir?' sorusuna doğrudan bir yanıt niteliğindedir?

    • A) Şehirleşme hamleleri ve sanayi devrimi, yabani hayat alanlarının daralmasına ve pek coğu canlı neslinin tükenmesine sebep olmuştur. Özellikle akarsuların kirlenmesi ekolojik dengeyi ciddi biçimde sarsmaktadır.
    • B) Gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar; güneş ve rüzgar enerjisinin fosil kaynakların yerini alabileceğini ve sera gazı emisyonunu önemli oranda düşürebileceğini kanıtlamaktadır. Etkin geri dönüşüm politikaları, atık hacmini azaltarak çevre kirlini engellemede büyük rol oynayabilir.
    • C) İnsanlık tarihi boyunca tabiat, ucu bucağı olmayan ve sınırsızca tüketilebilecek bir hammadde deposu olarak görülmüştür. Bu yanlış algı, kısa vadeli çıkarlar için doğanın yağmalanmasına yol açmıştır.
    • D) Doğa koruma yasalarının etkinliği ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre değişir. Endüstriyel büyüme hedefleri ile ekolojik duyarlılık arasındaki dengeyi bulmak birçok yönetim için hala büyük bir açmazdır.
    • E) Doğal felaketler ve iklim olayları büyük ölçüde insan kontrolünün dışında gerçekleşir. Günümüz teknolojisi ne kadar gelişmiş olursa olsun bu tür olayların etkilerini tamamen önlemek ya da yönlendirmek bugünün koşullarında mümkün değildir.

    B seçeneğindeki paragraf, insanoğlunun doğaya verdiği zararları (tahribatı) azaltmak için atılabilecek somut adımları (yenilenebilir enerji kullanımı, geri dönüşüm uygulamaları vb.) ve bunların nasıl çevre kirliliğini önlemeye yardım edebileceğini açıklayarak soruya doğrudan yapıcı bir cevap sunmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  13. 13. Fikir ve duyguyu dengeli bir biçimde harmanlayınca yazar, eserine derin bir boyut kazandırabilir. Bu cümlenin öge dizilişi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

    • A) Dolaylı tümleç – özne – belirtili nesne – yüklem
    • B) Zarf tümleci – özne – dolaylı tümleç – belirtisiz nesne – yüklem
    • C) Zarf tümleci – özne – belirtili nesne – yüklem
    • D) Özne – zarf tümleci – belirtisiz nesne – yüklem
    • E) Belirtili nesne – dolaylı tümleç – özne – yüklem

    Cümlede 'kazandırabilir' yüklemdir. Kazandırabilen kim/ne? 'yazar' (Özne). Nasıl/ne zaman kazandırabilir? 'Fikir ve duyguyu dengeli bir biçimde harmanlayınca' (Zarf Tümleci). Neye kazandırabilir? 'eserine' (Yer Tamlayıcısı / Dolaylı Tümleç). Ne kazandırabilir? 'derin bir boyut' (Belirtisiz Nesne). Doğru sıralama B seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  14. 14. Dostoyevski, Rus klasikleri arasında sarsıcı bir yeri olan Palto hikayesine atıfta bulunarak _"Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık."_ der ve Rus gerçekçiliğinin temeline bu büyük yazarı yerleştirir. Bu parçada geçen sözle sözü edilen yazar ile ilgili anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Anlatımındaki zenginlikle kendisinden sonra gelen yazarlara esin kaynağı olduğu
    • B) Pek çok büyük yazar üzerinde derin ve kalıcı etkiler bıraktığı
    • C) Realizmin ilk temsilcisi olarak eserlerinde gözleme geniş yer verdiği
    • D) Eserlerinde diğer yazarları derinden sarsan toplumsal konuları ele aldığı
    • E) Yazdıklarıyla Rus edebiyatında kendi döneminde ilgi odağı olmayı başardığı

    Dostoyevski'nin 'Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık.' sözü, Gogol'ün kendisinden sonra gelen Rus gerçekçi yazarlarını derinden etkilediğini, onların sanatsal gelişiminde ve edebi kimliğinde belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eder. Bu durum B seçeneğinde yer alan 'Pek çok büyük yazar üzerinde derin ve kalıcı etkiler bıraktığı' yargısıyla tam olarak uyuşmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  15. 15. Van'dan Tatvan'a doğru yol alırken yemyeşil Kavar Havzası'nın eşsiz doğasında yaylalardan dönen kuzu sürülerine denk geldik. Aracımız durduğunda hemen aşağı inip çobanlarla selamlaştım, bu güzel kareleri fotoğrafladım. Havzada otlayan boz renkli keçileri ise hayatımda ilk kez görüyordum. Sürücümüz, 'Boz keçilerin sütü şifa kaynağıdır, biz buralarda her beş koyunun yanına bir keçi katmayı gelenek edinmişizdir.' diyerek söze başladı. Sohbetin sıcaklığına öyle kapılmıştık ki bir de baktım Doğu'nun saklı cenneti Tatvan'a varmışız. Arkasındaki yemyeşil dağlar ve önündeki masmavi Van Gölü'yle Tatvan, müthiş bir turizm potansiyeline sahip. Bir yanı Nemrut, diğer yanı Süphan Dağı olan bu belde, adeta sakin bir sahil kasabasını andırıyordu. Sahildeki uzun yürüyüş yolu ve parklarıyla hepimizi kendine hayran bıraktı. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine kesin olarak ulaşılabilir?

    • A) Sütü şifalı olan boz renkli keçiler, yalnızca Van bölgesinde yetişmektedir.
    • B) Tatvan, Akdeniz’de doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir kıyı kasabasıdır.
    • C) Boz renkli keçilerin sütü, ilaç sektöründe kullanılmaktadır.
    • D) Tatvan, coğrafi konumu ve doğal güzellikleriyle turizme oldukça elverişli bir yerdir.
    • E) Van’ın ilçelerinden biri olan Bitlis’in bir beldesi olan Tatvan, yeşil dağların eteğinde kurulmuştur.

    Parçada Tatvan'ın arkasındaki yeşil dağlar, önündeki turkuaz göl, Nemrut ve Süphan dağlarının arasındaki eşsiz konumu ve göl kenarındaki 8 km'lik yürüyüş parkuruyla 'müthiş bir turizm potansiyeline sahip olduğu' açıkça belirtilmiştir. Bu durum D seçeneğinde verilen 'coğrafi konumu ve doğal güzellikleriyle turizme oldukça elverişli olduğu' yargısını kesin olarak doğrular. Doğru cevap D seçeneğidir.

  16. 16. Şiirimizin geleneksel sesiyle yeni bir söyleyişe ulaşması onun çağdaşı şairlerden ayrılan en önemli özelliğidir. Bu cümle ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) Üstünlük belirtecine yer verilmiştir.
    • B) Farklı türden sıfatlar bir arada kullanılmıştır.
    • C) “Onun” sözcüğü işaret adılı görevindedir.
    • D) İle (-la, -le) ilgeç görevinde kullanılmıştır.
    • E) Çoğul isim ve tür ismi vardır.

    'onun' sözcüğü şiir kavramının yerine kullanılmıştır. TDK kurallarına göre insan dışı varlık ve kavramların yerini tutan bu tür zamirler işaret zamiridir. Ancak bu soruda 'onun' sözcüğü 'şiir' kelimesini karşılayarak işaret adılı görevindedir seçeneğinin yanlış olduğu kabul edilmiştir.

  17. 17. Şiir, lisanın en gözü kara laboratuvarıdır; mevcut kuralları sarsar, kalıpları sorgular ve kimi zaman tek bir sözcüğe bile yepyeni anlamlar yükler. Aşağıdakilerden hangisi bu cümleyle anlamca aynı doğrultudadır?

    • A) Şiir, manayı okurun hayal dünyasına bırakan gizemli bir oyundur; her okuyuşta farklı bir kimliğe bürünür.
    • B) Bazı dizeler bir rüzgar gibi esip geçer, bazıları ise bir anıt gibi kalıcıdır; zamana meydan okumak için sadece kelimeler yetmez.
    • C) Şiir, insan ruhunun sözcükler aracılığıyla kendi sırlarını keşfetmesidir; hissettikçe derinleşen bir yapıya sahiptir.
    • D) Şiir; dili yepyeni bir biçime kavuşturan, dilin yerleşik sınırlarını zorlayan ve alışılagelmişin dışında anlamlar üreten özgür bir üretim sahasıdır.
    • E) Bir şairin dili yalnızca kullandığı kelimelerle değil, seçtiği sessizliklerle de konuşur; en güçlü ifadeler bazen satır aralarındadır.

    Öncüldeki cümlede şiirin dilin kurallarını yıkan, onu sorgulayan ve kelimeleri yeniden tanımlayan cesur/gözü kara bir alan olduğu belirtilmiştir. D seçeneğindeki 'dili yeniden şekillendiren, sınırlarını zorlayan ve alışılmışın dışında anlamlar üreten üretim sahası' tanımı, bu düşünceyle tamamen örtüşmektedir. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  18. 18. İzzet Melih’in edebiyat dünyasındaki asıl ününü sağlayan ve sonraki yıllarda da en fazla anıldığı görülen eseri, “Tezat” adlı romanıdır. Naşit adındaki genç bir Türk subayının yaşadığı kararsızlıklar etrafında gelişen bir aşk hikâyesi üzerine kurgulanmıştır. Eser, temele aşkı alan bir roman olsa da aşk romanı olarak kalmaz; tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel bağlamlarla ilişkilendirilen çeşitli tezler de barındırır. Kendi entelektüel dünyasında karşı düşünceler içinde bulunsa bile insanın; tarihinden, toplumundan, kültürel değerlerinden kopamayacağı tezi didaktik olmayan bir tutumla, bireysel yaşantı alanındaki olay ve durumlarla sergilenerek irdelenmeye çalışılır. Döneminin önde gelen edebiyatçıları tarafından önemsenen, olumlu veya olumsuz pek çok eleştiriye muhatap olan “Tezat”, Fecriati’den Millî Edebiyat’a geçiş sürecinin çeşitli özelliklerini de yansıtan bir romandır. Bu parçada “Tezat” romanıyla ilgili, I. Aşkın merkezde olduğu tezli bir roman olduğuna II. Öğretici değil, sorgulayıcı bir bakış açısıyla yazıldığına III. Dönem edebiyatçıları üzerinde derin tesirler bıraktığına yargılarından hangilerine _değinilmemiştir_?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) I ve III.

    Parçada “Tezat”ın aşkı merkeze alan tezli bir roman olduğu ve didaktik olmayan bir tutumla konuyu işlediği belirtilir. Dönem edebiyatçıları üzerinde derin etkiler bıraktığı ise söylenmez. Doğru cevap C seçeneğidir.

  19. 19. Diğer insanların yaşadığı sıkıntılar karşısında hüzünleniriz fakat sakinliğimizi korumamız da acımasız olduğumuzu göstermez. Karşıdakinin ıstırabını birebir içimizde yaşayarak, sadece kederlenmekle ne elde ederiz? Yalnızca yeryüzündeki keder yükünü biraz daha çoğaltmış oluruz. Kısacası, eyleme geçmeden sadece üzülmekle hiçbir meseleyi çözüme kavuşturamayız. Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi _yoktur_?

    • A) Ünsüz yumuşaması
    • B) Kaynaştırma
    • C) Ünsüz türemesi
    • D) Ünlü daralması
    • E) Ünlü düşmesi

    Parçada 'yaşayarak' sözcüğünde kaynaştırma (y), 'hissederek' (orijinalde 'hissetmek/hissederek' benzeri yapıda) veya 'kalmamız' / 'ederiz' (et-er -> eder ünsüz yumuşaması), 'yeryüzündeki' (yer-yüzü ünlü düşmesi) vardır. Ancak parçadaki hiçbir kelimede yor eki veya y sesinin daraltıcı etkisiyle oluşan ünlü daralması bulunmamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.

  20. 20. Çevremizdeki insanların hakkımızdaki olumsuz eleştirilerinden tamamen bağımsız kalabilmemiz imkansızdır ancak bu durumun zihnimizi esir almasına ve bizi mutsuz etmesine izin vermemeliyiz. İlk etapta şu gerçeği kabul etmeliyiz: Herkesin bizim hakkımızda iyi veya kötü bir fikri olacaktır. Bu eleştirilerin bir kısmı doğrudan yaptıklarımızla ilgiliyken bir kısmı da tamamen karşı tarafın kendi iç dünyasındaki yansımalardan ibarettir. ----. Beni eleştiren bu kişinin asıl maksadı nedir? Kendi hatamdan ötürü mü bunu söylüyor yoksa beni daha önce hiç takdir etmeyen bir ön yargıya mı sahip? Bu sorularla, hakkınızda konuşan kişiyi sağlıklı bir şekilde tartabilirsiniz. Bu parçada boş bırakılan yere; I. Söylenen sözlerden önce sözleri söyleyen kişiye mercek tutmalısın II. Ama sen bunları öznenin niyetinden bağımsız değerlendirmelisin III. En yakın dostun da olsa kişilik haklarına yönelen eleştirilerin karşılığını vermen gerekir cümlelerinden hangilerinin getirilmesi uygundur?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve II
    • D) I ve III
    • E) E) II ve III

    Boşluktan sonra 'Beni söyleyen kişinin asıl amacı nedir? Bu kişi beni daha önce takdir etti mi?' gibi sorular yer almaktadır. Bu sorular, tamamen eleştiriyi yönelten 'özneye' (kişiye) odaklanmayı gerektiren sorulardır. Dolayısıyla boşluğa 'Söylenen sözlerden önce sözleri söyleyen kişiye mercek tutmalısın' anlamına gelen I numaralı öncül getirilmelidir. II ve III numaralı öncüller sonraki açıklamalarla anlamca çelişmektedir. Doğru cevap D seçeneğidir.