Altın Test 27
Altın Test 27
Romanımız 2000'li yıllardan sonra ciddi bir ivme kazandı. (I) Hem nicelik hem de nitelik bakımından belirgin bir canlılık yaşadı. (II) Bu canlılık, 2010 yılından sonra çok daha görünür bir hal aldı. (III) Şüphesiz bunda yeni yayınevlerinin kurulmasının ve edebiyat platformlarının roman türüne alan açmasının büyük payı var. (IV) Bu ilgi, mevcut edebiyat yayınlarının da hareketlenmesini sağladı. (V) Özellikle yeni kalemler roman yazmaya yöneldi ve onlardan nitelikli yapıtlar okuduk. Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine, düşüncenin akışına göre, "Bu gelişme doğal olarak roman türünde eser üreten yazar sayısını da artırdı." cümlesi getirilmelidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
1. Romanımız 2000'li yıllardan sonra ciddi bir ivme kazandı. (I) Hem nicelik hem de nitelik bakımından belirgin bir canlılık yaşadı. (II) Bu canlılık, 2010 yılından sonra çok daha görünür bir hal aldı. (III) Şüphesiz bunda yeni yayınevlerinin kurulmasının ve edebiyat platformlarının roman türüne alan açmasının büyük payı var. (IV) Bu ilgi, mevcut edebiyat yayınlarının da hareketlenmesini sağladı. (V) Özellikle yeni kalemler roman yazmaya yöneldi ve onlardan nitelikli yapıtlar okuduk. Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine, düşüncenin akışına göre, "Bu gelişme doğal olarak roman türünde eser üreten yazar sayısını da artırdı." cümlesi getirilmelidir?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V ✓
Verilen 'Bu gelişme doğal olarak roman türünde eser üreten yazar sayısını da artırdı.' cümlesi, roman türündeki yayıncılık ve dergicilik hareketliliğinin (canlılığın) yazarlara olan etkisini açıklar. Bu durum doğrudan V numaralı boşluğa getirilmelidir çünkü hemen sonrasında gelen 'Özellikle yeni kalemler roman yazmaya yöneldi...' cümlesi bu artışı destekler. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde birinci dize, ikinci dizedeki yüklemin zarf tümleci görevindedir?
- A) Rüzgârın uğultusu arttıkça dağlarda / İyice sarınırdı çoban kalın abasına ✓
- B) Gönül kapılarını herkese açan bilir / Bu sevda yolunda acı çeken bilir
- C) Akşamın karanlığı çöktü dağlara / Çobanlar sürülerini ağıla kapattı
- D) Yıldızlar parıldar gökyüzünün derininde / Geceye ayrı bir renk katar hepsi
- E) Gençliğin kıymetini zamanında bilmeli / Sonradan pişman olmak fayda vermez
A seçeneğinde 'sarınırdı' yüklemdir. Ne zaman sarınırdı? 'Rüzgârın uğultusu arttıkça dağlarda' (Zarf Tümleci). Bu zarf tümleci öbeği birinci dizenin tamamını oluşturmaktadır. Diğer seçeneklerde ise dizeler bağımsız cümleler veya farklı ögeler durumundadır. Doğru cevap A seçeneğidir.
3. İki şehri var gecenin, biri gözümde tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste, bana bu uykusuz şehri niye bıraktın, göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin. Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?
- A) Soru sıfatı ✓
- B) Belgisiz sıfat
- C) İşaret sıfatı
- D) Niteleme sıfatı
- E) Sayı sıfatı
Dizelerde “iki” sayı sıfatı, “bu” işaret sıfatı, “uykusuz” niteleme sıfatı, “bütün” belgisiz sıfat olarak kullanılmıştır. Soru sıfatı yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.
4. Aşağıdaki cümle çiftlerinden hangisi ayraç içinde verilen kavramlara uygun bir _örnek değildir_?
- A) İşler sarpa sarmaya başlayınca bizi bir telaş almıştı. (isim-fiil) Tabaklarda sarmalar, kızartmalar, tuzlu ve tatlılar yerlerini almıştı. (kalıplaşmış)
- B) Bu kadar ağır işler yapma, sağlığına dikkat etmelisin. (isim-fiil) Bu işi şimdiye kadar çoktan yapmamız gerekiyordu. (kalıplaşmış) ✓
- C) Toprağı kazmaya çalışıyordu işçiler ama bu iş onları zorlayacak gibiydi. (isim-fiil) Elinize birer kazma alarak bahçeyi iki saat içinde kazacaksınız. (kalıplaşmış)
- D) Gümrükte çıkışı yapılan tırlar Bulgaristan’ın yolunu tutuyordu. (isim-fiil) Stadın çıkış kapısını bulamayan konuk takım taraftarları vardı. (kalıplaşmış)
- E) Her işi bize danışması gerekirken kafasına göre iş yapıyor. (isim-fiil) Bunu danışmaya sorup doğrulamanız gerekiyor. (kalıplaşmış)
B seçeneğinde ilk cümledeki “yapma” sözcüğü isim-fiil değil, olumsuz emir kipidir. İkinci cümledeki “yapmamız” ise kalıplaşmış ad değil, isim-fiildir. Bu yüzden verilen kavramlarla uyuşmaz. Doğru cevap B seçeneğidir.
5. Derin bir nefes alıp dış seslerden arınarak etrafıma dikkatlice baktığımda çevremde gördüğüm canlıların çeşitliliğine hayranlık duyuyorum. Dahası dünyamızın yakın çevremizde görebildiğimiz ve hayal edebildiğimiz çeşitlilikten çok fazlasına ev sahipliği yapıyor olması benim için müthiş bir merak kaynağı. Hayvanlar, bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar, henüz keşfedilmemiş türler... Yaşamın bizleri de içeren bunca farklı formu “biyoçeşitliliğin” bir parçası. - - - -. Bunun en büyük sebebi de ne yazık ki sonuçları hesaplanmadan gerçekleştirilen insan aktiviteleri. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi anlam akışına uygun olur?
- A) Hayatın mucizelerinden biri olan biyoçeşitliliğin bir an önce tam olarak keşfedilmesi gerekiyor.
- B) Bu çeşitliliğin en önemli halkasını ise insanoğlu oluşturuyor.
- C) Endişe verici gerçek ise mevcut biyoçeşitliliğin artan bir hızla kayboluyor olduğu. ✓
- D) Bu çeşitliliği gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarabilmek için bilinçli bireylerin yetiştirilmesi gerekiyor.
- E) Bilim insanları biyoçeşitliliğin zenginliklerinin sırlarını keşfetmek için araştırmalarını aralıksız sürdürüyor.
Boşluktan sonra “Bunun en büyük sebebi...” denilerek bir kayıptan söz edilmektedir. Bu nedenle biyoçeşitliliğin hızla kaybolduğunu belirten C seçeneği anlam akışına en uygundur. Doğru cevap C seçeneğidir.
6. Ne çok yıldızın var gökyüzü Saymakla bitmiyor Birinci dizedeki altı çizili _Ne_ _çok_ _yıldızın_ _var_ kelimelerinin türleri, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
- A) zamir - zarf - isim - isim
- B) sıfat - zarf - isim - fiil
- C) zarf - sıfat - isim - fiil
- D) zarf - sıfat - isim - isim ✓
- E) sıfat - sıfat - isim - fiil
'Ne' sözcüğü 'çok' miktar sıfatının derecesini belirterek derecelendirme zarfı (zarf) görevindedir. 'çok' sözcüğü 'yıldızın' ismini miktar yönüyle belirttiği için sıfattır. 'yıldızın' isimdir. 'var' sözcüğü ise yok karşıtı olarak isim görevindedir. Sıralama 'zarf - sıfat - isim - isim' şeklindedir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmakta bir _yanlışlık yapılmıştır_?
- A) Gerçekleri görenler / fark eder / onun ne yapmaya çalıştığını.
- B) Romanın sürükleyicisi, heyecanlısı, gizemlisi de / okunuyor.
- C) Sürekli / bizi takdir ettiğini, çalışmalarımızdan hoşnut kaldığını / dile getiriyor.
- D) Ben / sanatı / ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım. ✓
- E) Bir eserin kıymetini / gelecek nesiller / daha doğru / takdir eder.
D seçeneğinde yer alan cümlenin yüklemi 'sanatı ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım' sıfat tamlaması grubudur. Sıfat tamlamaları bölünemeyeceğinden yüklem tek parça olmalıdır. Kim? 'Ben' (Özne). Dolayısıyla cümlenin doğru öge ayrımı 'Ben / sanatı ruhunun gıdası kabul etmiş bir insanım' şeklinde iki ögeli olmalıydı. 'sanatı' kelimesinin yüklemden ayrı gösterilmesi yanlıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmada _yanlışlık yapılmıştır_?
- A) Edebiyatta başarıyı yakalamak / başka bir yazara ilham kaynağı olmakla / sağlanır.
- B) Başarısızlığı göze alamayanlar / edebiyatın kapısını / hiç / çalmasınlar.
- C) Bütün sanatçılar / okur kitlesini / büyük bir gayretin sonunda / oluşturur.
- D) Bu sanatçının başarılı olacağını / biz / kesinlikle / biliyorduk.
- E) Sanatı için / özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi / o. ✓
E seçeneğinde 'özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi' ifadesi sıfat tamlaması içeren bir yüklem öbeğidir. 'Sanatı için' söz öbeği ise 'özveride bulunan' fiilimsi grubuna bağlı olup yüklemden ayrılamaz. Cümlenin ögeleri 'Sanatı için özveride bulunan, hayatını sanatıyla kazanan yazarlardan biriydi (Yüklem) / o (Özne)' şeklinde iki ögeli olmalıydı. Yanlış ayrım yapılmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.
9. İnsanın insanı anlama (,)(I) anlatma uğraşında en samimi araç tiyatrodur. Tiyatro (,)(II) yaratıldığı çağın insanın yüreğindeki her duyguyu tüm ayrıntılarıyla gösteren bir ayna görevini üstlenir. Bu (,)(III) günümüze gelinceye kadar hep böyle olmuştur. Eski çağlarda tiyatronun üstlendiği (,)(IV) insanı anlatma görevi günümüzde ise sinemaya geçmiştir. Dünya sineması bu bakış açısı ile ele alınmalı (,)(V) beyaz perdenin çağımız insanını gereği gibi yansıtıp yansıtmadığı çok yönlü tartışılmalıdır. Bu parçada numaralanmış virgüllerden hangisi _yanlış_ kullanılmıştır?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV ✓
- E) V
IV numaralı '(,)(IV)' ile belirtilen yerde, sıfat-fiil ile nitelenen isim arasına virgül konulamaz (tamlama grubunun arasına noktalama işareti girmez). Dolayısıyla buradaki virgül kullanımı yanlıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde türetilirken ünlü düşmesine uğramış bir sözcük kullanılmamıştır?
- A) Satranç oynayan öğrenciler, her bir hamle için dakikalarca düşünüyordu.
- B) Konuklar, padişah buyruklarının sergilendiği bölümü oldukça ilginç buldular.
- C) Sanatçının, romanlarında kullandığı kıvrak dil okuyucuyu cezbediyor.
- D) Kahve içme geleneği, kültürümüze kahvaltı denen öğünü getirmiştir. ✓
- E) Öğrenciler okuldan ayrıldıktan sonra tadilat devam ediyordu.
A, C, D ve E seçeneklerinde türetme sırasında ünlü düşmesi görülebilecek sözcükler vardır. “Kahvaltı” sözcüğü birleşik yapıdadır; türetilirken ünlü düşmesine uğramış bir sözcük olarak değerlendirilmez. Doğru cevap D seçeneğidir.
11. Gördüklerini tekrar izlediler, önemli sahneleri kaydettiler; fakat ulaştıkları detaylar yetmedi, yenilerini öğrenmek istediler ancak aradıkları düzeyde veri bulamıyorlardı. Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?
- A) Adlaşmış sıfat-fiil (ortaç)
- B) İsim-fiil (ad-eylem)
- C) Birleşik yapılı fiil
- D) Ek fiil (ek eylem)
- E) Zarf-fiil (ulaç) ✓
Cümlede zarf-fiil (ulaç) kullanılmamıştır. 'Gördüklerini' adlaşmış sıfat-fiildir. 'öğrenmek' isim-fiildir. 'bulamıyorlardı' fiili 'bulabilmek' yeterlik fiilinin olumsuzu olduğu için birleşik yapılıdır. Aynı zamanda 'bulamıyor-lar-dı' (bulamıyor idiler) şeklinde şimdiki zamanın hikayesiyle çekimlendiği için ek fiil barındırır. Doğru cevap E seçeneğidir.
12. (I) Yazarın yenilikçi bir anlatımla kaleme aldığı bu hikayelerde, kuralsız (devrik) cümle yapılarına sıklıkla başvuruluyor. (II) Bununla birlikte, öykülerin genelinde somut gerçeklikle düşsel ögeler kusursuzca harmanlanıyor. (III) Yaşanan gerçekliğin sınırının nerede son bulup hayallerin nerede başladığını ayıır etmek oldukça güç. (IV) Anlatımda, çocukluk döneminde okunan klasik eserlere ve o günlerin düşsel dünyasına yönelik çeşitli göndermeler bulunuyor. (V) Metindeki bu edebi göndermeler sayesinde yazar, okuyucunun dikkatini sürekli canlı tutmayı başarıyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi _yanlıştır_?
- A) I. cümlede, karşılaştırma yapılmıştır. ✓
- B) II. cümlede, bir değerlendirme vardır.
- C) III. cümlede, bir yorumda bulunulmuştur.
- D) IV. cümlede, bir saptama yapılmıştır.
- E) V. cümlede, yargı, gerekçesiyle birlikte verilmiştir.
I. cümlede yazarın öykülerinde devrik cümlelerin çokça yer aldığı saptanmış ve belirtilmiştir. Ancak bu cümlede herhangi bir karşılaştırma (en, daha, kadar gibi kelimelerle iki durumun kıyaslanması) yapılmamıştır. Dolayısıyla A seçeneğindeki yargı yanlıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
13. Sanat dünyası gariptir, sahneden uzun süre uzak kalmayı asla affetmez. Geçmişte bu durum çok daha katıydı. Birkaç ay kültür sanat dergilerinde yazıları yayımlanmayan şairlere _dükkânı kapatmış_ nazarıyla bakılırdı. Bu parçada altı çizili sözle asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okur kitlesinden uzaklaşmak
- B) Sanat hayatına son vermek ✓
- C) Üretim sürecini askıya almak
- D) Yalnızlığa çekilmeyi tercih etmek
- E) Ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek
Parçadaki 'dükkânı kapatmış' sözüyle, sanatçının artık yazmayı, üretmeyi tamamen bıraktığı yani sanat hayatına son verdiği kastedilmektedir. Doğru cevap B seçeneğidir.
14. İletişim sürecinde insanlar duygu, düşünce ve bilgilerini farklı araçlar ve göstergeler vasıtasıyla aktarabilirler. ---- bu iletişim veya anlaşma araçlarından biri olarak değerlendirilemez.
- A) Dil
- B) Müzik
- C) Televizyon
- D) Sinema
- E) Otomobil ✓
Dil, müzik, televizyon ve sinema insanlar arasında duygu, düşünce, kültür ve anlam aktarımı sağlayan sembolik/teknolojik birer iletişim aracıdır. Ancak 'otomobil' fiziksel bir ulaşım/taşıt aracı olup, doğrudan sembolik bir anlaşma/iletişim sistemi olarak değerlendirilemez. Doğru cevap E seçeneğidir.
15. Nuri Bilge Ceylan filmlerinin en sevdiğim yönlerinden biri, hiçbir karakterin ondan tamamıyla nefret edecek kadar kötü veya onu tamamıyla haklı bulacak kadar iyi olmamasıdır. Onun karakterlerine belli bir ölçüde anlayabilecek kadar yakınız. Onun filmlerinde hiç kimse “sütten çıkma ak kaşık” değil. Yine hiç kimse tam anlamıyla kusurlu ve nefret edilecek kadar kötü de değil. Başka bir deyişle hayatın oyunları karşısında hiç kimsenin tam anlamıyla suçlu sayılamayacağının farkındayız Ceylan filmlerini izlerken. Filmlerinin teknik anlamda kusurlu ve devamlılık hatalarıyla dolu olduğu eleştirisine en güzel yanıt yine kendisinden geliyor bence: “Muhteva sıkıntısı olunca şekil ön plana çıkıyor.” Ceylan bence kusursuz olmaya çalışmak yerine iyi bir hikâye anlatmayı, içeriğin doyuruculuğunu, meyvenin şekilsizliğine rağmen tadına doyulmaz oluşunu ön planda tutuyor filmlerinde. Tam da usta bir yönetmenin yapması gerektiği gibi. Bu parçadan Nuri Bilge Ceylan’la ilgili, I. Filmlerinde konuyu ön plana aldığı II. Karakterlerini hayatta her an karşılaşılabilecek kişilerden seçtiği III. Yapılan eleştirileri dikkate almadığı yargılarından hangileri çıkarılır?
- A) Yalnız I. ✓
- B) Yalnız II.
- C) Yalnız III.
- D) I ve II.
- E) II ve III.
Parçada Ceylan’ın teknik kusursuzluktan çok iyi hikâye ve içerik doyuruculuğunu önemsediği belirtilir. Karakterlerin sıradan kişilerden seçildiği ya da eleştirileri hiç dikkate almadığı sonucuna ulaşılamaz. Doğru cevap A seçeneğidir.
16. Pılını pırtısını toplayan kıştan sonra neşeli bir bahar çıkıp geliyor. Dağlarda karlar eriyor. Yer altı suları besleniyor, tarlalara ve bostanlara sızıyor sular, köklerine ulaşıyor bitkilerin. Kış uykusu nihayete eriyor, uyanıyor adeta doğa. Bedenimiz geriniyor, kanımız başka türlü akmaya başlıyor damarlarımızda. Bedenimizde bir gevşeme, bakışlarımızda parlaklık beliriyor. Her yeni bahar yeni sevgiler, yeni arayışlar müjdeliyor. Bir şairimizin belirttiği gibi her bahar, varoluşumuzun tadını hissettiriyor bizlere. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi _yanlıştır_?
- A) Değişik yapılı cümlelere yer verilmiştir.
- B) Farklı duyulardan yararlanılmıştır. ✓
- C) Düşsel ögelere yer verilmiştir.
- D) Söz sanatlarına başvurulmuştur.
- E) Anlatıcı, izlenimlerini yansıtmıştır.
Parçada kıştan sonra gelen baharın doğadaki ve insandaki etkileri betimlenmiştir. Parçada sadece görme duyusuna hitap eden unsurlar yer almakta, işitme, koklama, tatma veya dokunma gibi farklı duyulardan yararlanılmamaktadır. Dolayısıyla farklı duyulardan yararlanıldığı söylenemez. Doğru cevap B seçeneğidir.
17. Bilgeliğin yolu; bugünü yaşamak, yarını planlamak ve geçmişten ders çıkarmaktır. Bu cümleden aşağıdakilerin hangisi _çıkarılamaz_?
- A) Doğan her günü, hakkını vererek yaşamak gerekir.
- B) İnsanın geçmişi, ders çıkarılacak ibretlik tablolarla doludur.
- C) Geçmişin geçmişte kaldığını unutmadan yaşamak ızdırap verir. ✓
- D) Gelecek hiç gelmeyecekmiş gibi yaşayanlar gelecekte pişman olurlar.
- E) Bilgelik, çok bilmekte değil dünü okuyup bugünü yaşayıp geleceğe yönelmektedir.
Cümlede geçmişten yararlanmak, bugünü yaşamak ve geleceği planlamak öğütlenir. C seçeneğinde ise geçmişi geride bırakmanın acı verdiği söylenmektedir; bu yargı cümleden çıkarılamaz. Doğru cevap C seçeneğidir.
18. Aşağıdakilerin hangisinde “ses yumuşaması” _olmamıştır_?
- A) Gece bir hendeğe düşercesine.
- B) Birden kucağına düştüm gerçeğin.
- C) Sanki erdim çetin bilmecesine. ✓
- D) Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.
- E) Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim.
A'da 'hendeğe' (hendek), B'de 'kucağına' (kucak) ve 'gerçeğin' (gerçek), D'de 'geleceğin' (gelecek), E'de 'kelebeğim' (kelebek) kelimelerinde ünsüz yumuşaması mevcuttur. C seçeneğindeki 'Sanki erdim çetin bilmecesine' dizesinde ise ünsüz yumuşamasına (değişimine) uğramış bir sözcük yer almamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
19. Geleceğin dünyasını hayal ederken çoğunlukla doğrudan göze çarpan teknolojik devrimleri düşünüyoruz. Örneğin yakın gelecekte yapay zekanın tüm meslekleri ele geçireceği veya uçan araçların caddeleri dolduracağı öngörülüyor. Oysa bu tarz köklü değişimler hiçbir zaman sosyal hayattan bağımsız, yalıtılmış bir biçimde gerçekleşmez. Yani ----. I. mevcut yaşam tarzımız tamamen aynı kalırken aniden tüm hayatımız bilimkurgu filmlerindeki gibi değişmiyor II. yeni teknolojiler hayatımıza entegre olurken kültürel alışkanlıklarımız ve sosyal yapımızla karşılıklı etkileşim içine giriyor III. teknolojik gelişmeler insan müdahalesi olmaksızın kendi iç dinamikleriyle doğrusal bir çizgide ilerliyor Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre yukarıdakilerden hangileri getirilebilir?
- A) Yalnız I
- B) Yalnız II
- C) Yalnız III
- D) I ve II ✓
- E) II ve III
Metinde teknolojilerin hayattan yalıtılmış olarak ortaya çıkmadığı, sosyal yapıyla iç içe geliştiği anlatılmaktadır. Buradan hareketle, değişimin bir gecede her şey aynıyken gerçekleşmediği (I) ve teknolojinin yaşam biçimi/kültürle sürekli etkileşime girerek var olduğu (II) çıkarılabilir. III numaralı öncüldeki insan müdahalesiz doğrusal ilerleme ise bu sosyal etkileşim teziyle çelişir. Dolayısıyla doğru cevap D seçeneğidir.
20. İnsan ömrünün neredeyse üçte biri uykuda heba oluyor. Elbette ortalama bir yetişkinin günde sekiz saat uyuduğu kabulünü esas alırsak bu oran geçerlilik kazanır. Bir saniyesini bile kaybetmemek adına kıyasıya mücadele ettiğimiz hayatımızın böylesine büyük bir kısmını, bilinçsiz ve hareketsiz geçirmeye razı olmamız şaşırtıcı değil mi? Bize tanınan ömrün yetmiş yıl civarında olduğunu farz edersek bu durum uykuda geçen yirmi yılı aşkın bir süreye tekabül eder. Şöyle düşünelim: Dünyaya gözümüzü açtık; oyun bahçeleri, çocukluk hayalleri, gençlik heyecanları... Derken yirmi beş yaşındayken birden uyanıverdik. Ve dediler ki buraya kadarki kısım yalnızca bir rüyaydı. Ne kadar ürkütücü bir tablo değil mi? Aslında hayır, en basit cihazların bile şarj edilmeye ihtiyaç duyduğu bir dünyada, insanın da dinlenmeye gereksinim duyması son derece tabiidir. Korkunç olan, bu şarj süresi için ömrümüzün koca bir dilimini feda etmek zorunda kalışımızdır. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Varsayımda bulunulmuştur.
- B) İkilemeden yararlanılmıştır. ✓
- C) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
- D) Söyleşi (konuşma) havasında kaleme alınmıştır.
- E) Sözde soru cümlesine yer verilmiştir.
Parçada 'sekiz saat uyuduğunu kabul edersek/yetmiş yıl farz edersek' diyerek varsayımlara (A), pek çok niteleme sıfatına (C), sohbet havasına (D) ve 'şaşırtıcı değil mi' şeklinde sözde soru cümlelerine (E) yer verilmiştir. Ancak parçanın hiçbir yerinde ikileme kullanılmamıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.