Karma Test 12
Karma Test 12
Bir sanatçı için, üretmek hiç de zor olmaz. Yeter ki yaşadıkları kalbinin ortasından geçsin. Böylece birikim elde etsin ve duygularını eserine yansıtabilsin. Bu parçada geçen "yaşadıkları kalbinin ortasından geçmek" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Bir sanatçı için, üretmek hiç de zor olmaz. Yeter ki yaşadıkları kalbinin ortasından geçsin. Böylece birikim elde etsin ve duygularını eserine yansıtabilsin. Bu parçada geçen "yaşadıkları kalbinin ortasından geçmek" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?
- A) Deneyimleriyle sıra dışı olmayı başarmak
- B) Gördükleri arasında en çarpıcı konuları seçmek
- C) İleri sürdüğü düşüncelere her zaman bağlı olmak
- D) Yaşadıklarından yoğun biçimde etkilenmek ✓
Yaşananların 'kalbinin ortasından geçmesi' ifadesi, duygusal yoğunlukla, derinden etkilenme anlamını taşır. Cevap Anahtarı: D
2. Önemli olan, bilgiyi _depolamak_ değil, bilgiyle _hamle_ yapmaktır. Böylece bilinmeyen bir şeye _ulaşmak_ mümkün olur. Bu cümlelerde altı çizili sözcükler yerine aşağıdakilerin hangileri sırasıyla getirilebilir?
- A) bekletmek - girişim - gitmek
- B) saklamak - yenilik - alışmak
- C) biriktirmek - atılım - erişmek ✓
- D) korumak - değişim - varmak
'Depolamak'/'biriktirmek', 'hamle'/'atılım', 'ulaşmak'/'erişmek' anlamca birbirine en yakın eşleşmelerdir. Cevap Anahtarı: C
3. Ben "imaj"a inanmam, çünkü _imaj bir ciladır_. Oysa bizim yaptığımız iş, bir kurumun, kuruluşun ya da kişinin gerçeğini kamuoyunun bilgisine sunmaktır. Yaratılmış imajların kısa sürede çökeceğini biliriz. Böyle konuşan bir kişi, altı çizili sözle imajın hangi yönünü vurgulamak istemiştir?
- A) Gerçeği, olduğundan başka göstermesi ✓
- B) Kimi zaman kişiye yarar sağladığı
- C) Herkesçe farklı algılanabilir olması
- D) Önemli nitelikleri öne çıkarması
İmajın 'cila' olarak nitelenmesi, gerçeği gizleyen, süsleyerek farklı gösteren bir dış görünüş olduğu anlamına gelir. Cevap Anahtarı: A
4. Geçmişteki bir kavgayı unutarak barış yaptıktan sonra o yere bir işaret kazığı çakmanın hiçbir anlamı yoktur. Böyle söyleyen bir kişi, aşağıdakilerin hangisini vurgulamaktadır?
- A) Anlaşmazlıkların, ilişkiler üzerinde iz bırakmasına engel olunması gerektiğini ✓
- B) Hatalar karşısında kimi zaman esnek davranılabileceğini
- C) Sağduyuyla hareket etmenin kişiye yarar sağlayacağını
- D) Olumsuz duyguların, zaman geçtikçe etkisini kaybederek hafifleyeceğini
İşaret kazığı çakmak, geçmişteki kötü olayı hatırlatmak demektir. Barış yapıldıktan sonra bunu yapmanın anlamsız olduğu vurgulanarak, anlaşmazlık izlerinin silinmesi gerektiği belirtilir. Cevap Anahtarı: A
5. (I) Küresel ekonomik kriz, ne yazık ki, turizmi de derinden etkiledi. (II) Geçen yılın sonunda turizm gelirlerinde ve turist sayısında beklenen rakamlara ulaşılamadı. (III) Turizm, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan ve büyük yatırımları olan bir sektör. (IV) Bu nedenle, sektörün canlanması için bankalar, uygun koşullarla turizmcilere kredi desteği vermeye başladı. (V) Bu kredilerle turizm işletmelerinin yenilenmesi ve sektörün gelişmesi bekleniyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde "amaç" belirtilmiştir?
- A) I.
- B) II.
- C) III.
- D) IV. ✓
IV. cümlede bankaların kredi verme nedeni, 'sektörün canlanması için' ifadesiyle bir amaç bildirmektedir. Cevap Anahtarı: D
6. (I) Kaçkarlar ve Kapadokya'daki yürüyüş parkurları, son yıllarda gelişen doğa turizminin gözde yerlerini oluşturuyor. (II) Tabii bunlara, dünyanın en uzun on yürüyüş parkurundan biri olan Likya Yolu'nu da eklememiz gerekiyor. (III) 509 km uzunluğundaki Likya Yolu, "Işık Ülkesi"nin tarihi ve doğal güzellikleri eşliğinde bir yolculuğa çıkarıyor ziyaretçilerini. (IV) Bu tarihi yol, baştan sona uluslararası işaret sistemi ve tabelalarla belirlenmiş. (V) Fethiye - Hisarönü'nden başlayan güzergâh boyunca Likya'nın gizemli kentlerinin tarihi havasını solumak isteyenler buraya gitmeli. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir "öneri" söz konusudur?
- A) I.
- B) II.
- C) III.
- D) V. ✓
V. cümlede yer alan 'gitmeli' ifadesi, okura yöneltilmiş bir tavsiye (öneri) içermektedir. Cevap Anahtarı: D
7. İlker Özünlü'den sürükleyici bir roman üslubunda, kapsamlı bir kent rehberi. Gezmeden görmek, görmeden gezmek, gezerek okumak, görerek tanımak, bir kentin yüreğine dokunmak için. Bu cümlede "kentin yüreğine dokunmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kentin özelliklerini hissetmek ✓
- B) Kente ait güzellik büyüsüne kapılmak
- C) Yazarının kurgu dünyasına girmek
- D) Yazarın anlatmak istediklerini anlamak
Kentin 'yüreğine dokunmak', yüzeysel bir bilgi edinmek yerine, şehrin ruhunu, özünü ve temel özelliklerini derinden anlamak ve hissetmek demektir. Cevap Anahtarı: A
8. Eserlerimi yazarken geçmişin işiyle, geleceğe bağlı olduğumun farkına varmıyorum. Okuduğum Divan edebiyatı eserlerinin beni bu kadar sarıp sarmalayacağını tahmin edemezdim. İleriye attığım her adım beni eskiyle birlikte geleceğe götürüyor. Bu parçada geçen "geçmişin işiyle geleceğe bağlı olmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Geleceğe ulaşmak için geçmişten faydalanmak ✓
- B) Bugünün eserlerinde geleceği düşünmek
- C) Yazında geçmişin derinliklerine inebilmek
- D) Yarına umutla bakmak için bugüne sarılmak
'Geçmişin işi' (birikimi) ile 'geleceğe bağlı olmak', geçmişten yararlanarak yeni eserler üretmek, yani geleceği geçmişin temelleri üzerine kurmak demektir. Cevap Anahtarı: A
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yapıt olumsuz eleştirilmiştir?
- A) Bu romandaki kahramanlar, düşündüklerini gizleme gereği duymayan, her türlü genellemeden kaçınan insanlardır.
- B) Yazarın son kitabındaki öyküler, ince esprilerle zenginleştirilmiş, okuyucuya mesaj verme kaygısından uzak yazılmış.
- C) Kitap, yazarın daha önce yayımlanmış iki kitabının birleştirilmiş ve genişletilmiş biçimi.
- D) Herkesin okuması amaçlanarak yazılmış bu romanın ağdalı bir dille kaleme alınmış olması çelişkili bir tutum. ✓
Genel kitleye ulaşma amacı taşıyan bir eserin 'ağdalı' (ağır, anlaşılması zor) dille yazılması bir tutarsızlık ve kusur olarak görülüp olumsuz eleştirilmiştir. Cevap Anahtarı: D
10. (I) Seramik sanatında ısı açısından, yüksek pişirimle yüksek olmayan pişirimin pek çok farkı var; sulu boyayla yağlı boya arasındaki fark gibi. (II) Yüksek pişirim daha dayanıklıdır, daha soyludur, renkler azalır; tekniği kolay değildir. (III) Çok daha zor bir toprakla çalışıp birçok sorunun üstesinden gelmek gerekir. (IV) Yine de bunlar, alçak derecelerde pişirilen kırmızı toprakla yapılan işler kötüdür, değersizdir anlamına gelmez. (V) Ama yüksek pişirimle çalışmanın, daha fazla deneyim ve bilgi gerektiren bir iş olduğu söylenebilir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde görüş açıklanırken bir örnekleme yapılmıştır?
- A) I. ✓
- B) II.
- C) III.
- D) IV.
I. cümlede yüksek ve düşük pişirim farkı, 'sulu boyayla yağlı boya arasındaki fark gibi' ifadesiyle somut bir örnek verilerek açıklanmıştır. Cevap Anahtarı: A
11. (I) Yakın bir geçmişe kadar sadece Güney Amerika'nın And Dağlarında görülen lamalar, artık dünyanın pek çok ülkesinde yaşıyor. (II) Türkiye'de Akseki'nin Emiraşıklar Köyü'nde 19 lama ve 18 alpaka yaşıyor. (III) Antalyalı bir turizmci tarafından Kanada'daki bir çiftlikten getirilen lama ve alpakalar 1100 metredeki yayla ortamına uyum sağlamış gibi görünüyor. (IV) And Dağlarında lamalar yüzyıllardır yük taşımak, alpakalar ise yününden yararlanmak için besleniyor. (V) Emiraşıklar'da da lamalar, turistlere yürüyüşlerinde eşlik edip eşyalarını taşırken, alpakalar da yünlerinden üretilen kazak, çorap gibi giysilerle yöre ekonomisine katkı sağlıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
- A) I. cümlede, değişen bir durumdan söz edilmiştir.
- B) II. cümlede, önceki cümlede söylenene ek bilgi verilmiştir.
- C) III. cümlede, lama ve alpakaların yaşadıkları bir yerin özelliği belirtilmiştir.
- D) V. cümlede, hayvanlardan yararlanmada bölgeler arasındaki farklılık ortaya konmuştur. ✓
V. cümle, Emiraşıklar'daki kullanım alanlarını belirtir. IV. cümle ile kıyaslandığında, Andes'tekine benzer kullanımlar olduğu görülür, dolayısıyla bölgeler arası bir 'farklılık' değil, benzerlik ya da yerel kullanım ortaya konmuştur. Cevap Anahtarı: D
12. Aşağıdakilerin hangisinde bir durum, olay ya da varlık, olduğundan büyük veya küçük; az veya çok gösterilmiştir?
- A) Gözüm yaşları yeryüzünü bürüdü / Sel oldu gidelim bizim illere ✓
- B) Yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
- C) Dağılmış pazar yerlerine benziyor istasyonlar / Ve dağılmış pazaryerlerine memleket
- D) Hayatım hayatına düşüp patlamayan / Hayali bir bomba gibi
Göz yaşlarının 'yeryüzünü bürümesi' ve 'sel olması' ifadeleri, durumun olduğundan çok fazla gösterilmesidir (mübalağa). Cevap Anahtarı: A
13. Aşağıdakilerin hangisinde "kalmak" sözcüğünün anlamıyla kullanımı birbirine uymamaktadır?
- A) Etkisi sürüyor olmak -> Tüm acılar geçip gitti, doğru; ancak izi kaldı.
- B) Miras olarak gelmek -> Bu ev bana dayımdan kaldı, nur içinde yatsın.
- C) Ertelenmek -> Yazılımız bayramdan sonraya kaldı, çok sevindik.
- D) İşlemez duruma gelmek -> Görüyorsun çok az param kaldı, neye yetecek bu? ✓
'Çok az param kaldı' cümlesindeki 'kalmak' sözcüğü 'elde bulunmak, varlığını sürdürmek' anlamındadır; 'işlemez duruma gelmek' anlamında değildir. Cevap Anahtarı: D
14. O ressamın en sevdiğim özelliği yaptığı resimlerin rengidir. O _tuval olarak kendisine hayatı seçen biridir_. _Resimlerinde en sık kullandığı renk, insandır_. Oldukça başarılı olan ressam, insanı resimlerinde çok güzel betimler. Onun _bazı resimlerindeki insanların elbiselerinin rengi baştan sona siyah, bazılarının rengi ise rengârenktir_. Resimlerindeki insanlar ya balkonundan sebzeciyi çağıran kadındır, ya da tarlasını süren bir çiftçidir. Ben onun için "insan işçisi" diyorum. Bu parçada altı çizili sözlerle anlatılmak istenenler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Yaşamda gördüklerinden ders çıkarma ✓
- B) Çalışmalarının çoğunda insanı ele alma
- C) Mutsuz insan ve neşeli insan betimlemesi yapma
- D) Günlük hayattaki insanların hallerini yansıtma
Parçada yazarın insanı ve günlük hayatı konu aldığı, hatta buna göre renk seçimi yaptığı belirtilmiş; ancak 'yaşamda gördüklerinden ders çıkarma' vurgusu yer almamıştır. Cevap Anahtarı: A
15. Büyüklerimiz, bize ait önemli sırların bizde kalması gerektiğini söylerlerdi. Öyle ki bize ait, saklanması gereken şeylerin bize en yakın olanlara bile söylenmemesi gerektiğini anlatırlardı. Çünkü bizim kendimize yakın olarak düşündüğümüz kişilerin de kendilerine yakın hissettiği kişiler olabilirdi. Bu parçada anlatılan durumu aşağıdaki atasözlerinden hangisi özetler?
- A) Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.
- B) Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
- C) Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
- D) Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna. ✓
Parça, sırrın en yakın dostlar tarafından bile başkalarına söylenebileceği riskini anlatır. Bu durum son atasözü ile birebir örtüşür. Cevap Anahtarı: D
16. Her okur, yazarıyla hesaplaşır; yazarla hesaplaşırken kendi kendisiyle de hesaplaşır! Her okur mu dedim? Durun, her okur değil. _Okuduğunu yeniden yazabilen_ (oluşturabilen, inşa eden, ya da ne derseniz deyin) okur. Peki, nedir okuduğunu yeniden yazmak? Defalarca okumak mı, saatlerce yazmak mı? Bence bunlar değil okuduğunu yazmak. Bu çok farklı bir şeydir. Herkesin kolaylıkla yapacağı bir şey değildir. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okunan şeyler arasında bir kıyaslama yapmadan hepsine aynı önemi vermek
- B) Okunan kitabın yazarıyla ilgili derin araştırmalar ve incelemeler yapabilmek
- C) Okunan şeyleri yeniden anlamlandırmak, her okuyuşta onlardan başka tatlar alabilmek ✓
- D) Okunan kitap üzerine yazılmış makaleleri, araştırmaları gözden geçirmek
Okuduğunu 'yeniden yazmak', metni sadece pasif bir şekilde almak yerine, okurun kendi zihninde metni yeniden kurması, anlamlandırması ve her okuyuşta farklı tatlar (anlamlar) çıkarması demektir.
17. Babamdan yadigar şu külüstürü adam etmek için _oluk oluk_ para harcadım. Altı çizili ikilemenin cümleye kattığı anlamın benzeri aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- A) Çatıda biriken sular damla damla sızmaya başladı.
- B) Kızcağızın elbiseleri lime lime olmuştu.
- C) Her yıl tarladan çuval çuval buğday kaldırır. ✓
- D) Yastıkları, yorganları basa basa yünle doldurdu.
'Oluk oluk' ikilemesi 'çok, bol miktarda' anlamı katmıştır. Aynı anlam 'çuval çuval' ikilemesinde de bulunmaktadır. Cevap Anahtarı: C
18. Bir arkadaşım vardı. Köyünü, köylüsünü çok severdi. Onu ne zaman görsem bana köyü ne kadar sevdiğini ve oradan ayrılmasının imkânsız olduğunu söylerdi. Aradan yıllar geçti ve ben İstanbul'a okumaya gittim. Bir gün o arkadaşımı bir fabrikadan çıkarken gördüm. Çok şaşırmıştım. Yanına gidip konuştum. Sen, buralarda ne arıyorsun; hani köyüne, köylüne olan bağlılığın, diye biraz sitem ettim. Bana şöyle dedi: "----." Sonra düşününce ettiğim sitemin yersiz, arkadaşımın haklı olduğunu anladım. Bu parçadaki boş yere aşağıdaki atasözlerinden hangisi getirilmelidir?
- A) Hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma
- B) Açlık ile tokluğun arası yarım yufkadır
- C) İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde yaşar ✓
- D) Aşını, eşini, işini bil
Köy sevgisine rağmen geçim için şehre gelmek zorunda kalmayı en iyi açıklayan atasözü, insanın yaşamını sürdürdüğü yeri önemsemesi gerektiğini belirten C seçeneğidir. Cevap Anahtarı: C
19. (I) Tarihimizden bir demet fiyaskoyu derli toplu okumak isterseniz, işte size kaçırılmayacak türden bir kitap. (II) Özellikle tarih bilincinin çok keskin olmadığı bir coğrafyada, bu tarz yayınlar ayrı bir önem taşıyor. (III) Yazar, Seyfi Öngider, derlediği bu kitapta Türkiye tarihindeki fiyaskolar, yenilgilerle ilgili ciddi bir araştırma yapmış. (IV) Aykırı Yayınları, yine aykırı bir kitap yayımlamış. (V) Farklı ilgi alanları olan okurlara sesleniyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde eserin içeriğiyle ilgili bir bilgi verilmiştir?
- A) I. ve III. ✓
- B) III. ve II.
- C) II. ve IV.
- D) I. ve V.
I. cümlede 'tarihimizden bir demet fiyaskoyu' ve III. cümlede 'Türkiye tarihindeki fiyaskolar, yenilgilerle ilgili' olduğu belirtilerek kitabın içeriği hakkında bilgi verilmiştir. Cevap Anahtarı: A
20. (I) Hayat yıkıcıdır, saldırgandır. (II) Ama Necatigil savaşır, yenilgilerini şiire dönüştürür. (III) Böylece hem direnme gücü bulur hem de onurunu korur. (IV) Bu mücadele sonucunda, önce bir engel olan hayat, sonunda geçit olur değer yaratmaya. (V) Necatigil mücadeleyi gerçekten benimsemekle, uyduruk "serin mavi"yi özlemekten vazgeçer. (VI) Yaşam savaşının sonunda şiirdir artık yenilgileri. Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
- A) I. ve II.
- B) II. ve IV.
- C) IV. ve V.
- D) II. ve VI. ✓
II. cümledeki 'yenilgilerini şiire dönüştürür' ile VI. cümledeki 'şiirdir artık yenilgileri' ifadeleri aynı durumu (yaşanan olumsuzlukların eser haline gelmesi) anlatmaktadır. Cevap Anahtarı: D
21. (I) Adalar, İstanbul'a coğrafya bakımından hem yakın hem de aradaki deniz mesafesinden ötürü ondan uzaklaşmış, bağımsızlığını ilan etmiş bir yerdedir. (II) Yıllar boyunca kâh bir sürgün merkezi, şehrin azınlık kültürünün hayatın sürdürdüğü bir yerleşim birimi; kâh modern hayatın gürültüsünden bunalmış binlerce insanın kaçtığı bir huzur bulma alanını işaret etti. (III) Edebiyatımızda ada anlatısını başlı başına bir izlek haline getirmiş ilk yazar Sait Faik'ti. (IV) Adalar'daki dünyayı kendi içsel ve kolektif deneyimlerinden çıkardığı parçalarla birleştiriyordu. (V) Bu parçalar bazen sert, kabuk gibi bir gerçekliği anlatıyor bazen de gözden kaçmış, duyulur duyulmaz tebessüme yol açan hikâyelerden oluşuyordu. (VI) Adalar'ı canlı kanlı bir varlık haline getiren Sait Faik'in yolundan giden nice yazarımız oldu. Yukarıda parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralı cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) III. ✓
- B) IV.
- C) V.
- D) VI.
İlk iki cümle Adalar'ın mekânsal ve tarihsel tanımını yaparken, III. cümle ile konu 'edebiyatımızda ada anlatısı'na, yani farklı bir konuya geçiş yapmaktadır. Cevap Anahtarı: A
22. I. Bu canlılığı devrik cümle kurmaya elverişli olmasına borçludur. II. İki kişinin konuşması anlamına gelen Grekçe bir kelimedir diyalog. III. En çok dram edebiyatında görülen diyalog, üsluba canlılık katar. IV. Edebi terim olarak roman, hikâye ve tiyatro gibi türlerde kahramanların karşılıklı konuşmalarının olduğu gibi yazılmasını ifade eder. V. Eskiden beri birçok yazar düşüncelerini diyalog şeklinde yazarak okuyucuları etkilemişlerdir. Yukarıda numaralı cümlelerden bir paragraf oluşturulmak istense sıralama nasıl olur?
- A) V - I - III - II - IV
- B) II - IV - III - I - V ✓
- C) IV - I - III - II - V
- D) II - IV - I - III - V
Paragraf, terimin etimolojik kökeni (II), edebi tanımı (IV), etkisi (III), bu etkinin nedeni (I) ve genel kullanımını (V) sırasıyla vermelidir. Cevap Anahtarı: B
23. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygundur?
- A) Çoğunluğun beğenisini göz ardı ettiği, bu tavrından da anlaşılıyor.
- B) Bir yapıtın başarısı çevirmenin, o dilin inceliklerini bilmesi yanında bu özellikleri taşımasına da bağlıdır.
- C) Çeviri yapmak bir yapıtı bütünüyle değiştirmek anlamına gelmez. ✓
- D) Kısaca çevresi ile beraber kendisini değerlendiren insan gerçek hayatı tanıyabilir.
Giriş cümlesi, kendisinden önce bir açıklama ya da yargı gerektiren (bu tavrından, bu özellikleri, kısaca) sözcükler içermemelidir. C seçeneği bağımsız bir yargı bildirir. Cevap Anahtarı: C
24. Eğlenceli filmleri, televizyon programlarını, çocukların ya da hayvanların komik hareketlerini izleyerek mi; yoksa eğlenceli arkadaşlarla buluşarak mı? Nasıl olur bilmem ama yaşamımıza daha fazla kahkaha katmak için elbirliğiyle çaba harcamalıyız. Bu da sandığımız kadar zor değil ----. Bu parçanın sonuna aşağıdakilerin hangisi getirilebilir?
- A) çünkü kahkaha, gripten daha bulaşıcı ✓
- B) fakat çevremizde bizi anlayanlar olmalı
- C) yaşamın her anı sıkıntıyla geçmeyecektir
- D) yeter ki birbirimize saygı duyalım
Kahkaha katmanın 'zor olmadığı' yargısını en iyi destekleyen ifade, onun kolayca yayıldığını belirten 'bulaşıcı' benzetmesidir. Cevap Anahtarı: A
25. Yazmak, benim için her zaman, gezmekten önemli oldu. Ama bir noktada, bu ikisinin örtüştüğünü, yolculuğun sağladığı, dünyaya ve kendime bakışımı kullanarak yazabileceğimi fark ettim. Şiirlerimi ve yazdığım diğer eserleri bu yolculuklardan çıkardım. Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiştir?
- A) Geziler, kişiliğiniz ve eserleriniz üzerinde iz bıraktı mı? ✓
- B) Yaşadıklarından etkilenerek yazmayı her yazar benimser mi?
- C) Eserlerinizin temel ögesi olan insanı nasıl ele alıyorsunuz?
- D) Neden farklı kültürlere ilgi duydunuz?
Yazar, yolculukların (gezilerin) yazma üzerindeki etkisinden ve eserlerinin buradan çıktığından bahsetmektedir. Cevap Anahtarı: A