menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Paragraf Test 15

Paragraf Test 15

Soru 1 / 25

İlçeyi gezmeye Eski Kent’ten başlıyoruz. Limanın arkasındaki sarp bir yarımadanın üzerine yükselen Alanya Kalesi, denizden yaklaşık 250 metre yüksekliğiyle bir kartal yuvasını andırıyor. Uzunluğu 6,5 kilometreyi bulan surlarla çevrelenen kalenin parçalarından biri olan Kızıl Kule tam 33 metre yüksekliğinde. Kulenin sol ucunda, beş gözlü bir köprüyü andıran taş yapı, günümüze kalan tek Selçuklu tersanesi. Kalenin içi ise bir açık hava müzesi gibi. Selçuklu’da Roma ve Osmanlı’ya onlarca yapı yan yana. Yeni Kent ise kalenin bulunduğu yarımadanın her iki yönüne yayılmış durumda. Ulaş Burnu’ndan başlayıp Gazipaşa sınırlarına kadar dayanan 70 kilometre uzunluğundaki sahil, yerleşimin ana bölümünü oluşturuyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. İlçeyi gezmeye Eski Kent’ten başlıyoruz. Limanın arkasındaki sarp bir yarımadanın üzerine yükselen Alanya Kalesi, denizden yaklaşık 250 metre yüksekliğiyle bir kartal yuvasını andırıyor. Uzunluğu 6,5 kilometreyi bulan surlarla çevrelenen kalenin parçalarından biri olan Kızıl Kule tam 33 metre yüksekliğinde. Kulenin sol ucunda, beş gözlü bir köprüyü andıran taş yapı, günümüze kalan tek Selçuklu tersanesi. Kalenin içi ise bir açık hava müzesi gibi. Selçuklu’da Roma ve Osmanlı’ya onlarca yapı yan yana. Yeni Kent ise kalenin bulunduğu yarımadanın her iki yönüne yayılmış durumda. Ulaş Burnu’ndan başlayıp Gazipaşa sınırlarına kadar dayanan 70 kilometre uzunluğundaki sahil, yerleşimin ana bölümünü oluşturuyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Sayısal verilere yer verilmiştir.
    • B) Tanıklıklardan yararlanılmıştır.
    • C) Benzetmelere yer verilmiştir.
    • D) Açıklayıcı bir tutum izlenmiştir.

    Metinde Alanya Kalesi hakkında bilgi verilmiş (açıklama), 'kartal yuvası gibi' benzetmeleri kullanılmış ve metre/kilometre gibi sayısal veriler sunulmuştur. Ancak bir düşünceyi desteklemek için birinin sözüne (tanıklık) başvurulmamıştır.

  2. 2. Kişi; duygu, düşünce ve düş evrenini dille geliştirip zenginleştirir. İnsan ilişkilerini düzenleyen kurallar, dil aracılığıyla ifade edilir. Töreyi, yasayı, ahlakı, dini, felsefeyi oluşturan, anlatıp aktaran dildir. Heidegger, dil düşüncenin evidir, der. Düşünce; dilde barınır, korunur, gelişir, zenginleşir. Dil, düşünceyi gereği gibi ortaya koyamazsa iletişim sağlanamaz, toplumsal kurallar gerektiği gibi anlatılamaz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

    • A) Açıklama-tartışma
    • B) Öyküleme-tanık gösterme
    • C) Açıklama-tanık gösterme
    • D) Tartışma-örneklendirme

    Dilin işlevleri hakkında bilgi verildiği için 'açıklama', Heidegger'in sözüne yer verildiği için de 'tanık gösterme' yapılmıştır.

  3. 3. Yazarken iki sözcükten, mümkünse, kısa olanını seçin. Bunun yanında yazdığınızı yüksek sesle okuyun, her cümlenin ses hâline gelişini duyun. Vermek istediğiniz düşünceleri ne kadar öz söylerseniz, ne kadar yalınlaştırırsanız başarılı bir yazın örneğine o kadar yaklaşmış olursunuz. Beş altı yüz sayfalık bir kitap yarıya inecek ve göreceksiniz, daha güzel olacak. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

    • A) Yetkin yapıtların özlü bir anlatıma sahip olduğu
    • B) Yazıyı gereksiz sözlerden arındırmak gerektiği
    • C) Az sözle çok şey anlatmanın zor olduğu
    • D) Kısa yazıları oluşturmanın daha çok emek istediği

    Metinde yazının yalınlaştırılması, gereksiz kısımların atılması ve öz bir anlatıma ulaşılması üzerinde durulmaktadır.

  4. 4. Ben, bitmiş öyküler sunan bir yazar değilim. Öncelikle, tiyatroya özgü bir anlatımı yeğliyorum. Metni kaleme alırken yaşadıklarımı, tiyatroda olduğu gibi, okurun da yaşamasını istiyorum. İşte bu yolla, okurun iç dünyasında bir değişiklik yapabileceğimi düşünüyorum. Bu parçanın bütününde sanatçının, kendisiyle ilgili olarak asıl anlatmak istediği, aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Öykülerinde kendine özgü bir anlatım çizgisi yakaladığı
    • B) Öykülerini oluştururken okurun kültür düzeyini gözettiği
    • C) Tiyatronun anlatım yöntemlerine sonuna kadar bağlı kaldığı
    • D) Anlatımıyla okuyucuyu etkileyerek onu değiştirmeyi istediği

    Yazarın temel amacı, okura kendi yaşadıklarını yaşatarak onun iç dünyasında bir değişim meydana getirmektir.

  5. 5. Yüksek bir tepeden Karadeniz’in hırçın dalgalarını selamlayan Kıyıköy; yemyeşil ormanları, masmavi denizi ve tertemiz havasıyla insanların ilgisini çekiyor. Daracık sokaklarıyla Karadeniz’in deli dalgalarına tepeden mağrur bakışlar atan bur şirin köyde akıp giden zamanı hücrelerinizde hissediyorsunuz. Teknelerin motor seslerine, kuşların cıvıltısına belki de en çok, dalgaların sesine hemen kaptırıveriyorsunuz kendinizi. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Tartışmacı anlatıma başvurulmuştur.
    • B) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.
    • C) Pekiştirilmiş kelimeler kullanılmıştır.
    • D) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.

    Parça, Kıyıköy'ün güzelliklerini anlatan betimleyici bir yazıdır. Bir fikre karşı çıkma veya savunma amacı taşıyan 'tartışmacı anlatım' kullanılmamıştır.

  6. 6. (I) Aslında şu andaki eğitim programında bir eksiklik var. (II) Özellikle de edebiyat alanındaki eğitim, istenen düzeyde değil. (III) Edebiyat deyince çoğumuzun aklına ne dediği bir türlü anlaşılamayan Divan edebiyatı gelir. (IV) Oysa, henüz ortaokul-lise çağındaki çocuklarda dil ve edebiyat bilinci uyandırmak gerekir. (V) Çünkü kültür, dilin üzerinde yükselir, her şey ondan sonra gelir. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) IV.
    • B) II.
    • C) I.
    • D) III.

    Parçanın genelinde eğitimdeki edebiyat bilinci eksikliği işlenirken, III. cümlede Divan edebiyatına dair kişisel ve olumsuz bir bakış açısı araya girerek akışı bozmuştur.

  7. 7. Ben çok zorluklar içinde büyüdüm. Babam, ben yaşındayken ölmüş. Annem bizi konu komşuya dikiş dikerek büyüttü. Çoğu zaman mısır koçanını havanda döver, şekerle karıştırır yerdik. Böyle bir yaşamdan sonra bugün geldiğim konumu düşünemezdim bile öyle değil mi? Ama mesleğin başında ideallerim vardı. Fakat görüyorum ki o günlerde daha geniş kapsamlı düşünmemişim. Belki de hayal gücüm biraz darmış. Bugün arzu ettiğim şeyi söyleyeyim size: Ressam olmak isterdim. Resimle daha içli dışlı olmak, yeni biçimler geliştirmek ve resim sanatında geleceğe kalmak. Ama yine de gerçekçi olmak gerek. Şimdi sadece yapabildiklerimle yetiniyorum. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A) Önceden, böyle bir konuma geleceğinizi düşünebilmiş miydiniz?
    • B) Yaşadığınız zorluklar hayal gücünüzü daralttı mı?
    • C) Çocukken kurduğunuz hayallerin ne kadarı gerçekleşti?
    • D) Ressam olamayı çok mu istemiştiniz?

    Konuşmacı, geçmişteki zorlu yaşam koşullarını anlatarak söze başlamış ve mevcut konumuna gelmeyi o zamanlar hayal bile edemediğini belirterek soruya yanıt vermiştir.

  8. 8. Sanatçının bu romanı, öteki romanlarından farklı bir özellik gösteriyor. Bu da iki bölümden oluşan romanın her bölümünün farklı edebiyat yaklaşımlarıyla yazılmış olmasıdır. Romanın birinci bölümünde geleneksel edebiyat kurgusu egemenken ikinci bölüm çağın modern eğilimleriyle bütünleşiyor. Birinci bölümde somut yaşamdır odakta olan. İkinci bölümde ise düş ile gerçek, çağdaş anlayışın sarmal kurgusu içinde birbirine geçiyor. Burada soyut yaşamdır anlatılan. İlk bölümdeki yerellik de ikinci bölümde yerini evrensele bırakıyor. Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerin hangilerinden yararlanılmıştır?

    • A) Öyküleme-örneklendirme
    • B) Betimleme-tanımlama
    • C) Açıklama-karşılaştırma
    • D) Tartışma-karşılaştırma

    Metinde bir romanın bölümleri hakkında bilgi verildiği için 'açıklama', bölümler arasındaki farklar ortaya konduğu için de 'karşılaştırma' yapılmıştır.

  9. 9. Şubat ayının son günleriydi. Sabahın erken bir saatinde aceleyle evden çıktım. Dışarıda kar öncesi esen sert rüzgar, yüzümün sinirlerini adeta germişti. Havada kar taneleri uçuşmaya başlamıştı. Sokakta benden başka kimsecikler yoktu. Karşıki evin penceresinin kenarında, birbirine iki ihtiyar gibi sokulmuş iki kumru vardı. Kumruların bu durumu soğuk havayı adeta ılık hale getirmişti, yüzümdeki gerginlik ise tebessüme dönüşmüştü. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.
    • B) İkilemelerle ahenk sağlanmıştır.
    • C) Haber cümleleri kullanılmıştır.
    • D) Benzetme yapılmıştır.

    Olayın zamanı, tasviri ve benzetmeler (iki ihtiyar gibi) mevcuttur. Haber cümleleri kullanılmıştır. Lakin parçada ikilemelere (yavaş yavaş vb.) yer verilmemiştir.

  10. 10. Köprüçay’a uçurumlarla kardeş bir yoldan varıyoruz. Kapadokya’da görmeye alıştığımız peribacaları burada, karstik siyah taşların üzerinde yer alıyor. Kırmızı gövdeli sandal ağaçları, Akdeniz servileri, yükseklerin bekçisi ardıçlar, av arayan kartallar dolaşırken bize eşlik ediyor. Altınkaya Köyü’ne vardığımızda bir sürprizle karşılaşıyoruz. 7000 kişilik bir antik tiyatro, köyün kurulduğu Bozburun Dağı’nın altında öylece bize bakıyor ve bir zamanlar burada ne denli büyük bir kent olduğu düşüncesini güçlendiriyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Farklı duyulardan yararlanma
    • B) Tahmin anlamı içeren cümleye yer verme
    • C) Betimleyici ögelerden yararlanma
    • D) Öznelliğe yer verme

    Parçada 'kırmızı gövdeli sandal ağaçları', 'siyah taşlar' gibi ifadelerle betimleyici ögelere ve 'uçurumlarla kardeş yol', 'yükseklerin bekçisi ardıçlar' gibi ifadelerle öznelliğe yer verilmiştir. Parçanın sonundaki '...büyük bir kent olduğu düşüncesini güçlendiriyor' ifadesi ise bir tahmin (çıkarım) anlamı taşır. Ancak metnin tamamında yalnızca 'görme' duyusuna dair ayrıntılar verilmiş; işitme, dokunma, tatma veya koklama gibi farklı duyulardan yararlanılmamıştır.

  11. 11. Sakin, sıradan, ışıl ışıl bir gündü. Güngörmüş çınarların gölgesi suya vuruyor, ılık bir meltemle kıpırdayan sularda dantelli hareketlenmeler oluşuyordu. Bir ara yorgun bir vapur yanaştı iskeleye, içinden bir iki yolcu indi. Vapur kısa bir süre sonra nazlı bir edayla hareket etti. Ardında köpük köpük desenler bırakarak ilerledi. Ufukta bir nokta gibi kaldı, sonra kaybolup gitti. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Yinelemelere yer verme
    • B) Doğayı hareket halinde anlatma
    • C) Farklı duyulardan yararlanma
    • D) Örneklerden yararlanma

    Metinde betimleyici ve öyküleyici ögeler (vapurun hareketi), yinelemeler (ışıl ışıl, köpük köpük) ve duyular (görme, dokunma/ılık) vardır. Ancak bir düşünceyi kanıtlamak için örnekleme yapılmamıştır.

  12. 12. Yönetmenlik çok emek ve zaman isteyen bir uğraş gerçekten. Ekiple hareket etmek, herkesle özel olarak ilgilenmek çok güç. Oysa yazarlık, kişinin kendisiyle baş başa kalmasını zorunlu kılıyor. Sizin dışınızdaki kişilerle, teknik konularla uğraşmanızı gerektiren bir durum yok. Gerçi her ikisinde de sanatsal duyarlık ön planda ama yazarlıkta yönetmenlikten farklı olarak ne karışanınız var ne görüşeniniz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Tartışma
    • B) Tanımlama
    • C) Karşılaştırma
    • D) Örneklendirme

    Metinde yönetmenlik ve yazarlık meslekleri; zorlukları, çalışma koşulları ve gerektirdikleri açısından karşılaştırılarak anlatılmıştır.

  13. 13. Amaçlarının çoğu kez buluştuğu bilim ve sanat alanı, zıt görünse de aslında birbirinin tamamlayıcısıdır. Bilimsel eğitimin yanında sanatsal eğitime de dengeli bir şekilde yer verilmesi, bireyin zihinsel yetilerinin gelişmesini sağlar. Bilim ve sanat bir denge unsurudur. Yaşam insan tarafından değiştirilir. Bu da bilim ve sanatla olur. Yöntemlerinin farklı olmasına karşın ikisinde de birikim, algı, deneyim, araştırma ve sezgi önemlidir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Karşılaştırma-açıklama
    • B) Öyküleme-betimleme
    • C) Tanık gösterme-örneklendirme
    • D) Tanımlama-karşılaştırma

    Metinde bilim ve sanat alanları özellikleriyle açıklanmış ve birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkları (karşılaştırma) üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.

  14. 14. Romancı konuyu ön yargılarla ele almamalı imiş. Ya nasıl olmalı? Konusu ön yargılarla ele alınmamış tek bir sanat yapıtı bilmiyorum. Sanatçı, yapıtını hazırlamak için birtakım seçmeler yapar, ya konuyu seçer ya konunun işlenişinde kullanılacak gereçleri. Bir kere bu seçme bile bir ön yargıdır. Ön yargıyla hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünen, sevgiyi anlatan kitapları –Romeo ve Juliet’i, Leyla ile Mecnun’u, Kerem ile Aslı’yı-alın. Hepsinde, sevgililerin kavuşmasına engel olan kuvvetlere karşı durduğu görülür. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

    • A) Açıklama-tanımlama
    • B) Betimleme-karşılaştırma
    • C) Tartışma-örneklendirme
    • D) Öyküleme-tanık gösterme

    Yazar, sanat yapıtının ön yargısız olamayacağı fikrini savunarak 'tartışma' yapmış, Romeo ve Juliet gibi eserleri 'örnek' vererek savını desteklemiştir.

  15. 15. (I) Bugün, özellikle Anadolu yakasında apartmanların arasına sıkışmış eski köşkler hâlâ var. (II) Kimi restore edilmiş kimi de yıkıldı yıkılacak. (III) Onların gerçekten köşk olduğu dönemleri yaşayan eski sakinleri, çoktan apartman dairelerine dağılmışlar. (IV) Tek katlı evlerden apartmanlara geçiş, hızlı nüfus artışının sonucunda olmuş. (V) Fotoğraflar albümlere girmiş, anılar hayatlara sinmiş, köşkten apartmana yolculuk acıklı bir masal gibi bitmiş… Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) III.
    • B) IV.
    • C) II.
    • D) I.

    Köşklerin durumu ve eski yaşam üzerindeki duygusal etkiler anlatılırken, IV. cümlede bu durumun nüfus artışına bağlanması teknik ve sosyolojik bir açıklama olarak akışı bozmaktadır.

  16. 16. Yazar, yapıtlarında, tiyatro tarihi boyunca değişik yapıtlar içinde yer almış çeşitli ögelerden yararlanma yoluna gitmiştir. Brecht’ten, Antik Yunan korolarından, Uzak Doğu tiyatrosunun anlatıcısından, Shakespeare oyunlarının çok tablolu olaya dayalı anlatımından, sessiz sinemanın olayları açıklayıcı yazılarından, Orta Çağ tiyatrosunun ders verme yaklaşımından amacı doğrultusunda yararlanarak özgün bir bireşim oluşturduğunu söylemektedir. Bu yönüyle altmışlı ve yetmişli yıllarda birçok oyun yazarını peşinden sürüklemiştir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A) Terimler
    • B) Devrik cümle
    • C) Örnekleme
    • D) Açıklama

    Metinde yazarın tekniği hakkında bilgi verilmiş (açıklama), Brecht ve Shakespeare gibi örnekler sıralanmış ve tiyatro terimleri kullanılmıştır. Fakat metindeki cümlelerin tamamı kurallıdır, devrik cümle bulunmamaktadır.

  17. 17. (I) Zamanın onca aşındırmasına karşın güzelliğini neredeyse hiç kaybetmemiş bir doğa harikası Kabak Koyu. (II) Kızıl, yalçın kayalar üzerinde yükselen sıra sıra çamlar, kayalardan çağlayan sular, dağda bayırda sere serpe gezen keçiler, altın renkli kumsalda yumurtlayan kaplumbağalar, kelebekler… (III) Eşsiz güzelliklere sahip Kabak Vadisi, el değmemişliğin huzurunu yaşıyor. (IV) Burada çam ağaçları arasında, patikada ilerlerken kuş cıvıltılarına karışan denizin sesi kulağınıza tatlı bir ninni gibi geliyor. (V) Üç tarafı çam ağaçlarıyla çevrili koyun sessizliğini, cırcır böcekleri ve denizin kumsala vuran dingin sesi bozar. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) I. cümlede mecazlı bir söyleyiş vardır.
    • B) V. cümlede karşıt anlamlı sözcüklere yer verilmiştir.
    • C) III. cümlede anlatıcının duygusal etkilenmesini yansıtmaktadır.
    • D) II. cümlede yinelemelere yer verilmiştir.

    Parçada I. cümlede 'zamanın aşındırması', II. cümlede 'sıra sıra' gibi yinelemeler, III. cümlede 'eşsiz güzellikler' gibi öznel yargılar ve IV. cümlede görme-işitme duyuları vardır. Ancak V. cümlede karşıt anlamlı sözcükler kullanılmamıştır.

  18. 18. Çeviri, sadece sözcüklerin bire bir karşılıklarını yazmak değildir. Dilde yeni bir yapıt ortaya koyma işidir. Sadece sözcüklerin karşılıklarını bulmak olsaydı, bir dili iyi derecede biliyor olmak iyi bir çeviriye imza atmak için yeterli olurdu. Dolayısıyla çeviri yapıtlar, çevrildiği dilin rengine bürünüp okuyucuya yeni tatlar sunabilmelidir. Bu sözleri söyleyen kişinin anlatmak istediği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çevirinin başlı başına yeni bir yapıt üretme işi olduğu
    • B) Birçok çevirinin genellikle düzgün bir biçimde yapılmadığı
    • C) Çeviri yapılacak dili bilmenin, çeviri için yeterli olduğu
    • D) Çevirinin uzun uğraşlar gerektiren yazınsal bir tür olduğu

    Çevirinin mekanik bir kelime eşleştirme değil, hedef dilde sanatsal bir yeniden yaratım süreci olduğu vurgulanmaktadır.

  19. 19. Patnos Ovası’na, Süphan Dağı’nın dibine tam kuşluk vaktinde geldi. Başını kaldırdı, dağın doruğuna baktı. Dağ süt beyaz bir duvar gibi yükseliyordu. Doruğu duman içindeydi. Doruğun yanından yöresinden, ağzına kadar renk renk çiçekle dolmuş ovaya bacaklarını sarkıtıp kanatlarını kısmış turnalar üst üste iniyorlar, salınarak oradan oraya nazlı nazlı yürüyorlardı. Gökten o kadar çok turna sağılıyordu ki ovaya, ova turna sürüleriyle doluyordu. Gün ışığı altında Süphan Dağı billurdandı. Uzun boyunlu, uzun kanatlı, uzun bacaklı kuşların, bacaklarının üstünden sarkan kırmızı, yeşil, mavi, sarı telleri gün ışığında renk renk kıvılcımlanıyor; ovaya çökmüş yoğun ışık altında parlıyordu. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

    • A) Öyküleme ve betimlemeden yararlanılmıştır.
    • B) Yinelemelere yer verilmiştir.
    • C) Söz sanatlarına yer verilmiştir.
    • D) I. kişili anlatımdan yararlanılmıştır.

    Metin baştan sona 'geldi, baktı, yürüyorlardı' gibi ifadelerle üçüncü kişi (o/onlar) ağzından anlatılmıştır. Anlatıcının olayın içinde olduğu birinci kişili anlatım yoktur.

  20. 20. Mavisi ve yeşili, kimi gün batımlarında kıpkızıl gökyüzüyle bir ebru tablosunu anımsatan güzelliği ile Amasra gülümseyerek ziyaretçilerini bekliyor. Bir zamanlar aralarında Fenikeliler, Megaralılar, Miletliler, Akalar ve Cenevizlilerin de bulunduğu tüccar ve denizci kavmin gözbebeği, namı denizler aşan Amasra… Karadeniz’in o dik kıyı dağlarının eteğinde beş küçük adanın dördünün zamanla birleşmesiyle meydana gelmiş küçük bir düzlükte ve bu düzlüğün devamı olan tepelerde yer bulmayı başarmış, antik korsanların ve tüccarların kenti… Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Benzetmeye yer verilmiştir.
    • B) Abartmaya başvurulmuştur.
    • C) Sessel yinelemelere yer verilmiştir.
    • D) Açıklamadan yararlanılmıştır.

    Parçada 'ebru tablosunu anımsatan' ifadesiyle benzetme, 'namı denizler aşan' sözüyle abartma yapılmıştır. 'Fenikeliler, Megaralılar, Miletliler' sıralamasında eklerin peş peşe ritmik bir şekilde tekrar etmesi ve metin genelindeki ünlü uyumları sessel yineleme (ses tekrarı) örneğidir. Adayların sıklıkla karıştırdığı 'kıpkızıl' kelimesi ise bir yineleme değil, pekiştirmedir. Parçanın genelinde okuyucuya nesnel bilgi vermekten çok, bir izlenim kazandırma amacı güdüldüğü için metin açıklama değil, sanatsal bir betimleme tekniğiyle yazılmıştır.

  21. 21. Sinema düzmece, fotoğraf ise gerçektir. Rejisör düzer, düzenler, o sahne gerçekte yoktur aslında. Ortada tamamen kurmaca bir gerçeklik, sanal bir güzellik vardır. Fotoğraf ise gerçeği kaybeder. Gerçeğe ne denli farklı açılardan bakarsanız bakın, bakışınız gerçeği değiştirmez. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Açıklama
    • B) Tartışma
    • C) Karşılaştırma
    • D) Tanımlama

    Metinde sinema ve fotoğraf sanatı; gerçeklik, kurmacalık ve bakış açısı bakımından 'karşılaştırılarak' aralarındaki farklar ortaya konmuştur.

  22. 22. On yaşındayken babamın kütüphanesinden, “Monte Kristo Kontu”nun bir çevirisini almış, on sayfa bile okuyamadan bırakmıştım. Bir ay sonra, aynı kitabın, çocuk kitapları yayımlayan bir yayınevinden başka bir çevirisini almıştım. Kitap aynı kitaptı ama, bir ay önce okuduğum çevirideki sıkıcı ve ağır anlatım bütünüyle yok olmuştu âdeta. Kitabın o kadar sürükleyici ve masalsı bir anlatımı vardı ki kitabı bir solukta bitirivermiştim. Sanki kitap, benim için yeniden yazılmıştı. Bu parçanın bütününde asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Çevirmenler, çevirdikleri yapıtların aslına bağlı kalmalıdır.
    • B) Kitap okuma, çocukluk döneminde kazandırılması gereken bir alışkanlıktır.
    • C) Çocuklar, düzeylerine göre hazırlanan yapıtları severek okuyup anlayabilir.
    • D) Kitap okuma alışkanlığının kazanılmasında insanların istekli olması çok önemlidir.

    Metinde aynı kitabın farklı çevirileri/düzenlemeleri arasındaki fark vurgulanarak, çocuğun kendi seviyesine uygun anlatımla kitabı severek okuduğu belirtilmiştir.

  23. 23. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra etrafı ağaçlarla çevrili bir gölün kenarına geldik. Gürültüden uzak, oldukça sakin bir yerdi burası. Rengarenk çiçeklerden çok güzel kokular yayılıyordu etrafa. Biraz dinlendikten sonra vakit kaybetmeden sofrayı kurduk. Biz yemeğimizi yerken karıncalar da bayram ediyordu etrafımızda. Kuşlar da hoş geldiniz, diyordu kendi dillerince. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Tanık göstermeye başvurulmuştur.
    • B) Birinci kişili anlatımla oluşturulmuştur.
    • C) Farklı duyulardan yararlanılmıştır.
    • D) Öyküleyici anlatıma başvurulmuştur.

    Parçada anlatıcı olayları kendi ağzından anlatmakta (I. kişi), olay akışı bulunmakta (öyküleme) ve görme, işitme, koklama gibi duyular kullanılmaktadır. Ancak bir görüşü desteklemek için birinin sözüne yer verilmemiştir (tanık gösterme yoktur).

  24. 24. Yazarlık, insanda doğuştan var olan bir özellik değildir. Yazarlık denen dil işçiliğinde ustalık, ancak uzun çalışmalar sonucu elde edilir. Bütün yazarların ilk dönemlerinde ortaya koydukları eserlerle sonrakileri karşılaştırdığımızda o dil işçiliğinin hangi aşamalardan geçtiği kolayca anlaşılır. Peyami Safa’nın yirmi yaş eseri olan Sözde Kızlar romanını alın. Bununla yine onun Yalnızız ve Matmazel Noralya’nın Koltuğu adlı ustalık dönemi romanları arasındaki fark gözden kaçmayacaktır. Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

    • A) Sayısal verilerden yararlanmaya
    • B) Tanımlamaya
    • C) Benzetmeye
    • D) Örneklendirmeye

    Yazar, yazarlığın bir çalışma süreci olduğu fikrini Peyami Safa'nın farklı dönemlerindeki eserlerini vererek 'örneklendirme' yoluyla açıklamıştır.

  25. 25. (I) Belgesel yapımcılığının dikkat çeken yönü, zaman ve araştırma üzerine kurulu olmasıdır. (II) Bir projeyi gerçekleştirebilmek için arşivlere ulaşmak, kitaplar okumak ve tanıklar bulmak gerekir. (III) Bu da uzun zaman alan bir çalışma ve araştırma demektir. (IV) Türkiye’de belgesellerin çoğunun çekimi, gönüllü kuruluşlarca gerçekleştiriliyor. (V) Başka işten para kazanıp belgesel çeken yapımcılar çoğunlukla bizde. (VI) Bu yüzden ülkemizin bu tür uğraşlara zaman ve para ayıracak kişilere, sivil toplum kuruluşlarına her zaman ihtiyacı var. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

    • A) III.
    • B) V.
    • C) IV.
    • D) II.

    İlk üç cümlede belgesel yapımının doğası (zaman ve araştırma) anlatılırken, IV. cümleden itibaren Türkiye'deki belgeselcilik sektörünün işleyiş ve finansman yapısına geçilmiştir.