GUNCEL - kultur sanat spor (Bölüm 4)
GUNCEL - kultur sanat spor (Bölüm 4)
Osmanlı döneminde hat sanatının gelişim sürecine bakıldığında, 'Hattatların Sultanı' unvanıyla anılan ve özellikle sülüs ile nesih yazılarını standartlaştıran kişi Şeyh Hamdullah'tır. Ancak hat sanatında 'altın çağ' olarak nitelendirilen döneme ait aşağıdaki önermelerin hangisi yanlıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (13 soru)
1. Osmanlı döneminde hat sanatının gelişim sürecine bakıldığında, 'Hattatların Sultanı' unvanıyla anılan ve özellikle sülüs ile nesih yazılarını standartlaştıran kişi Şeyh Hamdullah'tır. Ancak hat sanatında 'altın çağ' olarak nitelendirilen döneme ait aşağıdaki önermelerin hangisi yanlıştır?
- A) Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Ayasofya'daki büyük madalyonları yazan hattattır.
- B) Şeyh Hamdullah'ın üslubu, Aklam-ı Sitte denilen altı temel yazı cinsini yeniden biçimlendirmiştir.
- C) Hafız Osman, 17. yüzyılda Şeyh Hamdullah'ın üslubunu yeniden yorumlayarak hat sanatına yeni bir boyut katmıştır.
- D) Şeyh Hamdullah, II. Bayezid'in hattatlık hocasıydı ve padişahın himayesinde çalışmıştır.
- E) Ahmet Karahisari, sülüs yerine Divan-ı Hümayun'da kullanılan divanî hattını icat etmiştir. ✓
Ahmet Karahisari, sülüs ve muhakkak hatlarında derin bir ustalığa sahip olup Kanuni Sultan Süleyman döneminin en önemli hattatlarından biridir; ancak divanî hattını icat etmemiştir. Divanî hat, Divan-ı Hümayun'un resmi yazışmalarında gelişmiş olup mucidi kesin biçimde tek bir kişiye atfedilmez. Karahisari'nin yaptığı, ağır ve görkemli bir sülüs yorumu geliştirmektir. Diğer şıklardaki bilgiler tarihsel olarak doğrudur.
2. Türkiye'de 1950-1980 arası dönemde toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışını benimseyen yazarlar, köy romanları ve işçi edebiyatıyla öne çıkmıştır. Aşağıdaki yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi bu akım içinde değerlendirilemez?
- A) Kemal Tahir – Devlet Ana
- B) Fakir Baykurt – Yılanların Öcü
- C) Yaşar Kemal – İnce Memed
- D) Orhan Kemal – Bereketli Topraklar Üzerinde
- E) Peyami Safa – Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ✓
Peyami Safa, toplumcu gerçekçi edebiyat akımının değil; bireyci, ruhçu ve Doğu-Batı çatışmasını psikolojik bir çerçevede ele alan bir anlayışın temsilcisidir. 'Matmazel Noraliya'nın Koltuğu' mistisizm ve varoluşçuluk temalarını işler. Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Orhan Kemal ve Kemal Tahir ise farklı ölçülerde toplumcu gerçekçi çizgide değerlendirilen yazarlardır. Kemal Tahir'in bu akımla ilişkisi tartışmalı olsa da 'Devlet Ana' gibi eserleri tarihsel ve toplumsal bir perspektif taşır.
3. Türkiye'de modern tiyatronun kurumsallaşması sürecinde Darülbedayi'nin önemi büyüktür. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Darülbedayi'nin kuruluş süreci ve ilk yıllarına ilişkin tarihsel gerçeklerle çelişmektedir?
- A) Darülbedayi, 1914 yılında İstanbul'da kurulmuş ve ilk yönetmenliğini André Antoine üstlenmiştir.
- B) Kurumun ilk yıllarında kadın oyuncuların sahneye çıkması toplumsal tartışmalara yol açmıştır.
- C) Darülbedayi, Cumhuriyet'in ilanından sonra 1931'de İstanbul Şehir Tiyatroları adını almıştır.
- D) Muhsin Ertuğrul, Darülbedayi'nin Cumhuriyet dönemindeki en uzun süreli yöneticisi olmuştur.
- E) Darülbedayi'nin kuruluşunda dönemin Şehremaneti değil, doğrudan Osmanlı Maarif Nezareti destek vermiştir. ✓
Darülbedayi, Osmanlı Maarif Nezareti'nin değil İstanbul Şehremaneti'nin (belediye yapısının) desteğiyle kurulmuştur. Şehremaneti hem maddi hem idari olarak kurumun arkasında durmuştur. André Antoine'ın ilk yöneticilik üstlenmesi, kadın oyuncuların tartışmalı sahne süreci, 1931'de İstanbul Şehir Tiyatroları adını alması ve Muhsin Ertuğrul'un uzun yöneticilik dönemi tarihsel olarak doğrudur.
4. UNESCO'nun 2003 yılında yürürlüğe giren Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye'nin Temsili Liste'ye yazdırdığı unsurlara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Nevruz, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çok uluslu bir başvuruyla listeye alınmıştır.
- B) Meddahlık geleneği, 2008 yılında Temsili Liste'ye alınan ilk Türk unsurudur. ✓
- C) Ebru sanatı, 2014 yılında Temsili Liste'ye alınmıştır.
- D) Türk kahvesi kültürü ve geleneği, 2013 yılında Temsili Liste'ye alınmıştır.
- E) Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, 2010 yılında Acil Koruma Gerektiren Liste'ye değil Temsili Liste'ye alınmıştır.
Türkiye'nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi'ne yazdırdığı ilk unsur Meddahlık değil, 2008 yılında tescillenen Meddahlık ile aynı yıl kabul edilen unsurlar arasında Meddahlık sayılsa da asıl tartışmalı nokta şudur: Türkiye'nin bu listeye aldırdığı ilk unsurlar 2008'de 'Meddahlık', 'Semazen' (Mevlevi Sema töreni) ve 'Aşıklık geleneği'dir; dolayısıyla Meddahlık tek başına 'ilk' unsur değildir, aynı yıl diğer iki unsurla birlikte alınmıştır. Bu nedenle A şıkkındaki 'ilk Türk unsuru' ifadesi yanıltıcı ve yanlıştır. Diğer şıklardaki tarihler ve bilgiler doğrudur.
5. Türk müziği makam sistemi açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki makam-duygu/karakter eşleştirmelerinden hangisi klasik Türk müziği teorisindeki geleneksel kabule en az uymaktadır?
- A) Segâh makamı – coşku, zafer ve kahramanlık ✓
- B) Uşşak makamı – aşk, hüzün ve incelik
- C) Hicaz makamı – hüzün, özlem ve Doğu egzotizmi
- D) Saba makamı – hüzün, şikâyet ve keder
- E) Rast makamı – denge, neşe ve doğallık
Segâh makamı, klasik Türk müziği teorisinde ve geleneksel ethos anlayışında coşku ve kahramanlıkla değil; derin hüzün, mistisizm, maneviyat ve ağıt duygusuyla ilişkilendirilir. Bu nedenle segâhla bestelenmiş eserlerin büyük bölümü ilahi, mersiye ve içe dönük dini karakterdedir. Coşku ve kahramanlık duygusuyla daha çok Nevâ, Bestenigâr veya Sultaniyegâh gibi makamlar ilişkilendirilir. Diğer şıklardaki eşleştirmeler geleneksel teoriye uygundur.
6. Anadolu'da Hitit uygarlığına ait sanat eserlerinin özellikleri incelendiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi arkeolojik bulgularla çelişmektedir?
- A) Hitit kabartmalarında kral figürleri genellikle profilden, tanrılar ise cepheden betimlenmiştir.
- B) Yazılıkaya açık hava tapınağındaki kabartmalar MÖ 13. yüzyıla tarihlenmektedir.
- C) Hitit sanatında gümüş, altına kıyasla çok daha nadir kullanılmış ve yalnızca dini törenlere ayrılmıştır. ✓
- D) Hitit heykeltraşlığında aslan ve sfenks figürleri kapı bekçisi işlevi görmüştür.
- E) Alacahöyük standartları, Hitit öncesi Tunç Çağı'na ait olup Hitit sanatının erken bir öncülü olarak değerlendirilmektedir.
Hitit sanatında gümüşün altından daha nadir kullanıldığı ve yalnızca dini törenlere ayrıldığı iddiası arkeolojik bulgularla örtüşmemektedir. Hitit metinleri ve buluntuları, gümüşün hem dini hem de dünyevi amaçlarla yoğun biçimde kullanıldığını göstermektedir; nitekim ticaret antlaşmalarında bile gümüş standart ödeme birimi olarak yer almaktadır. Yazılıkaya kabartmalarının tarihi, kapı bekçisi figürleri ve Alacahöyük standartlarına dair bilgiler arkeolojik gerçeklerle uyuşmaktadır.
7. Türkiye'de mimarlık tarihinde 'birinci ulusal mimarlık akımı' ve 'ikinci ulusal mimarlık akımı' olarak bilinen iki dönem yaşanmıştır. Bu iki akımın temel farklılıklarına ilişkin aşağıdaki çözümlemelerden hangisi en doğru ve kapsamlı biçimde tanımlanmıştır?
- A) Birinci akım erken Cumhuriyet döneminde yabancı mimarlardan bağımsızlaşma çabası olarak doğarken, ikinci akım 1930'lardaki uluslararası modernizme tepki olarak anıtsal ve milliyetçi bir çizgide şekillenmiştir. ✓
- B) Her iki akım da Osmanlı ve Selçuklu mimari unsurlarını kullanmış, ancak birinci akım daha çok cephe süslemesine, ikincisi ise yapısal strüktüre odaklanmıştır.
- C) Birinci akımın temsilcileri arasında Mimar Kemaleddin ve Vedat Tek yer alırken, ikinci akımın öncüleri arasında Seyfi Arkan ve Rükneddin Güney sayılmaktadır.
- D) Birinci ulusal mimarlık akımı, Osmanlı'dan miras kalan yapıların restore edilmesine odaklanmış; özgün yeni yapı inşası ise ikinci akımla başlamıştır.
- E) İkinci ulusal mimarlık akımı, 1950 sonrasında çok partili sisteme geçişle birlikte ortaya çıkmış ve Demokrat Parti döneminin resmi mimarlık anlayışını temsil etmiştir.
Birinci ulusal mimarlık akımı, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında Osmanlı-Türk mimari kimliğini ön plana çıkarmak amacıyla Mimar Kemaleddin ve Vedat Tek önderliğinde gelişmiştir. İkinci ulusal mimarlık akımı ise 1930'larda Bauhaus ve işlevselcilik gibi uluslararası modernist akımlara duyulan hâkimiyetin yarattığı kimlik kaybı endişesine karşı; Türk-İslam mimari ögelerini anıtsal ve devlet destekli bir çizgide yeniden yorumlayan yapılarda somutlaşmıştır. C şıkkında Seyfi Arkan'ın adı geçmesi yanıltıcıdır; Arkan, Cumhuriyetçi modernizmi temsil etmiş olup ikinci ulusal akımın değil erken modernizmin temsilcisidir. D şıkkındaki 1950 tarihi yanlıştır.
8. Türkiye'de çağdaş sanat alanında Venedik Bienali'ne katılım süreci incelendiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Türkiye Pavyonu'nun koordinasyonunu yıllar içinde hem İKSV hem de kültür bakanlıkları üstlenmiştir.
- B) Canan Tolon, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu'nda yer alan sanatçılar arasındadır.
- C) Haluk Akakçe, uluslararası sanat dünyasında tanınan Türk sanatçılar arasında gösterilmektedir.
- D) Türkiye, Venedik Bienali'nde ulusal pavyon kurma hakkını kalıcı olarak 1990'larda elde etmiştir.
- E) Türkiye, Venedik Bienali'ne ilk kez 1950'li yıllarda katılmıştır. ✓
Türkiye'nin Venedik Bienali'ne katılımı 1950'li yıllarda değil çok daha sonra başlamıştır. Türkiye'nin bienale düzenli katılımı ve kalıcı pavyon kurma çabaları 1990'lı yıllarda ivme kazanmıştır; 1950'lerde ziyaretçi ya da davetli sanatçı düzeyinde sınırlı bir bağlantı söz konusu olsa da ulusal pavyon varlığından bahsetmek mümkün değildir. İKSV'nin koordinatörlük rolü, Haluk Akakçe ve Canan Tolon'un uluslararası kariyerleri ile pavyon tarihçesi diğer şıklarda doğru biçimde aktarılmıştır.
9. Türk sporunda olimpiyat tarihi açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi kesin olarak yanlıştır?
- A) Türkiye, 1936 Berlin Olimpiyatları'nda ilk altın madalyasını Yaşar Erkan'la güreşte almıştır.
- B) Süleyman Demirel, 1948 Londra Olimpiyatları'nda güreşte altın madalya kazanmıştır. ✓
- C) Türkiye, kadın atletizminde olimpiyat madalyası kazanmış ilk Müslüman çoğunluklu ülkeler arasında yer almaktadır.
- D) Naim Süleymanoğlu, 1988 Seul Olimpiyatları'nda dünya rekorunu kırarak üç kez olimpiyat şampiyonu olan ender halterocilerden biri olmuştur.
- E) Türkiye'nin olimpiyatlarda kazandığı ilk altın madalya güreş branşında elde edilmiştir.
Süleyman Demirel adı olimpiyat tarihiyle değil Türk siyasetiyle özdeşleşmiştir; 1948 Londra Olimpiyatları güreş altın madalyasını Gazanfer Bilge kazanmıştır. Bu son derece bilinmesi gereken bir ayrıntıdır: Gazanfer Bilge, 1948'de Türkiye'nin güreşteki önemli şampiyonlarından biridir. Türkiye'nin ilk olimpiyat altın madalyası 1936'da Yaşar Erkan tarafından serbest güreşte alınmıştır. Naim Süleymanoğlu'nun üç olimpiyat şampiyonluğu (1988, 1992, 1996) tarihsel bir gerçektir.
10. Türk edebiyatında 'Garip Hareketi'ni başlatan üç şair ve bu hareketin temel ilkelerine ilişkin aşağıdaki çözümlemelerden hangisi en kapsamlı ve doğru biçimde açıklanmıştır?
- A) Garip hareketi, Türk şiirinin Fransız sembolizminden etkilenme sürecinin doruk noktasını temsil etmektedir.
- B) Orhan Veli'nin ölümünün ardından Melih Cevdet ve Oktay Rifat Garip anlayışını derinleştirerek ömürleri boyunca aynı estetik çizgide devam etmiştir.
- C) Hareket, 1941'de yayımlanan 'Garip' adlı şiir kitabıyla başlamış ve o dönemde tüm edebiyat çevrelerinin olumlu karşılamasıyla hızla yaygınlaşmıştır.
- D) Garip şiiri, sıradan insanın günlük yaşamını şiirin merkezine almış; süslü söylemden, mecazdan ve divan edebiyatı birikiminden bilinçli olarak uzaklaşmıştır. ✓
- E) Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat tarafından başlatılan hareket; hece ölçüsünü reddederken aruz veznini benimsemiş, imgeden kaçınmayı ise temel ilke saymıştır.
Garip hareketi, 1941'de Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu tarafından başlatılmış; hece ve aruz ölçüsünü, imgeciliği, süslü divan söylemini ve şiirdeki geleneksel güzellik anlayışını reddederek sıradan insanı, gündelik yaşamı ve sokak dilini şiirin merkezine taşımıştır. A şıkkı yanlıştır çünkü hareket aruz da dahil her türlü vezni reddetmiştir. C şıkkı kısmen yanlıştır çünkü hareket başlangıçta ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. D yanlıştır; Garip, Fransız sembolizminden değil bilinçli bir karşı duruştan beslenmiştir. E yanlıştır; Melih Cevdet ve Oktay Rifat ilerleyen yıllarda Garip estetiğinden uzaklaşarak farklı şiir anlayışlarına yönelmiştir.
11. Dünya müzik tarihinde 'Barok dönem' (yaklaşık 1600-1750) ile 'Klasik dönem' (yaklaşık 1750-1820) arasındaki farkları ele alan aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi müzikoloji açısından en doğru değerlendirmeyi içermektedir?
- A) Barok dönemin en büyük bestecileri Mozart ve Haydn olup bu isimlerin eserleri polifonik yapıya sahiptir.
- B) Opera türü Klasik dönemde ortaya çıkmış; Barok dönemde ise yalnızca kilise müziği ve oda müziği üretilmiştir.
- C) Klasik dönemde senfoni türü ortaya çıkmış ve tematik gelişime dayalı yapısıyla daha önceki süit formunun yerini almıştır.
- D) Barok dönemde basso continuo (sürekli bas) uygulaması vazgeçilmezken, Klasik dönemde bu uygulama terkedilmiş ve yerini dört sesli armoni anlayışı almıştır. ✓
- E) Sonat formu Barok dönemde doğmuş ve J.S. Bach tarafından mükemmelleştirilmiş, Klasik dönemde ise yalnızca piyano için kullanılmıştır.
Basso continuo (klavsen, org veya viyolonsel gibi bir çalgının melodi çalgılarına rakam yazılı bir bas sesi eşliğiyle improvize etmesi), Barok dönemin belirleyici özelliğidir. Klasik dönemde bu uygulama büyük ölçüde terk edilmiş; yerini belirlenmiş partlara ayrılmış, şeffaf dört sesli armoni dokusu almıştır. B yanlıştır çünkü sonat formunu mükemmelleştiren Bach değil Haydn ve Mozart'tır. C yanlıştır; Mozart ve Haydn Klasik dönem bestecileridir. D yanlıştır; opera Barok dönemde doğmuştur (Monteverdi, 1607). E kısmen doğrudur ama 'Klasik dönemde ortaya çıkmıştır' ifadesi yanıltıcıdır; senfoni erken Klasik dönemde şekillenmiştir.
12. Türkiye'de kültürel miras koruma alanında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve uygulamalarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Kanun kapsamında tescillenen taşınmaz kültür varlıkları I., II. ve III. grup olmak üzere derecelendirilebilir.
- B) Türkiye'de arkeolojik sit, doğal sit ve kentsel sit alanı olmak üzere üç temel sit türü tanımlanmaktadır.
- C) 2863 sayılı Kanun'a göre yurt dışına çıkarılan kültür varlıkları için zaman aşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. ✓
- D) Koruma Bölge Kurulları, sit alanlarına ilişkin kararları almakla yetkili idari organlardır.
- E) Özel mülkiyetteki taşınmaz kültür varlıklarının onarımı için devlet katkısı sağlanması mümkündür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesi için beş yıllık zaman aşımı süresi öngörülmemiştir. Aksine Türkiye, 1970 tarihli UNESCO Sözleşmesi ve çeşitli ikili antlaşmalar çerçevesinde bu tür taleplerde zaman aşımı uygulamaksızın diplomatik girişimlerde bulunmaktadır. Kanun'un ruhunda kültür varlıklarının mülkiyetinin devlete ait olduğu ilkesi egemendir; bu nedenle zaman aşımı uygulaması sınırlıdır. Diğer şıklardaki bilgiler 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla örtüşmektedir.
13. Dünya spor tarihinde 'doping' olgusunun kurumsal düzeyde ele alınma süreci incelendiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu tarihin doğru ve eksiksiz bir okumasını yansıtmaktadır?
- A) Kanlı çorap skandalı olarak bilinen olay, WADA'nın kurulmasına doğrudan yol açan başlıca etkendir.
- B) Türkiye, WADA'nın kurucu üyeleri arasında yer almakta ve oy hakkına sahip yönetim kurulu üyesi konumundadır.
- C) Ben Johnson'ın 1988 Seul Olimpiyatları'ndaki altın madalyasının geri alınması, dopingin kamuoyunda geniş çaplı farkındalık yaratmasında dönüm noktası olmuştur. ✓
- D) WADA, uluslararası spor federasyonlarından bağımsız olarak yalnızca hükümetler tarafından finanse edilmekte ve yönetilmektedir.
- E) Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA), 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nda yaşanan kapsamlı doping skandalının ardından kurulmuştur.
Ben Johnson'ın 1988 Seul Olimpiyatları 100 metre finalinde stanozolol kullandığının tespiti üzerine altın madalyasının geri alınması, doping karşıtı mücadelede gerçek anlamda bir kırılma noktası oluşturmuştur. Bu olay kamuoyu baskısını artırarak uluslararası koordinasyonu zorunlu kılmış ve nihayetinde 1999'da WADA'nın kuruluşuna zemin hazırlamıştır. A yanlıştır; WADA 1999'da kurulmuştur, 1984 ile değil 1998 Tour de France doping skandalı gibi olaylarla doğrudan ilişkilidir. C yanlıştır; WADA hem hükümetler hem de spor kuruluşları tarafından eş güdümlü biçimde finanse edilmektedir. E'deki 'kanlı çorap skandalı' doping tarihiyle ilgisi olmayan farklı bir kavramdır.