menu
MemurOl
Güncel Bilgiler Testleri

GUNCEL - uluslararasi guncel (Bölüm 4)

GUNCEL - uluslararasi guncel (Bölüm 4)

Soru 1 / 12

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) 2023'te İsrail-Hamas çatışması kapsamında yürüttüğü soruşturma süreci değerlendirildiğinde, UCM'nin yargı yetkisini kullanabilmesi için hangi koşulun sağlanmış olduğu ve hangi büyük gücün Roma Statüsü'ne taraf olmadığı için bu süreçten muaf kaldığı doğru eşleştirilmiştir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (12 soru)
  1. 1. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) 2023'te İsrail-Hamas çatışması kapsamında yürüttüğü soruşturma süreci değerlendirildiğinde, UCM'nin yargı yetkisini kullanabilmesi için hangi koşulun sağlanmış olduğu ve hangi büyük gücün Roma Statüsü'ne taraf olmadığı için bu süreçten muaf kaldığı doğru eşleştirilmiştir?

    • A) BM Güvenlik Konseyi yönlendirmesi — Çin
    • B) Arap Birliği'nin UCM'ye başvurusu — Japonya
    • C) BM Genel Kurul kararı — Hindistan
    • D) Filistin'in 2015'te Roma Statüsü'ne taraf devlet olarak katılması — ABD
    • E) İsrail'in Roma Statüsü'nü onaylaması — Rusya

    Filistin, 2015 yılında Roma Statüsü'ne taraf devlet olarak kabul edilmiş; bu sayede UCM, Filistin topraklarında (Gazze ve Batı Şeria dahil) işlenen suçlar üzerinde yargı yetkisi kazanmıştır. İsrail Roma Statüsü'nü imzalamış ama onaylamamıştır; ancak yargılama yetkisi İsrail'in taraf olup olmadığına değil, suçun işlendiği toprak üzerinden kurulmaktadır. ABD ise Roma Statüsü'ne taraf değildir ve 2002'de imzasını da geri çekmiştir; bu nedenle ABD vatandaşları prensipte mahkemenin olağan yargı yetkisi dışındadır.

  2. 2. NATO'nun 2023 Vilnius Zirvesi'nde Ukrayna'ya üyelik konusunda verilen karara ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi analitik açıdan en isabetlidir?

    • A) Ukrayna tam üyeliğe kabul edilmiş, Rusya ise Madde 5'in işletilmemesi karşılığında ateşkes teklifini iletmiştir.
    • B) NATO, Ukrayna'ya Madde 5 yerine Madde 4 kapsamında kolektif savunma taahhüdü vererek özgün bir 'ortak üye' statüsü yaratmıştır.
    • C) Ukrayna üyeliği bloke eden Macaristan ve Türkiye'nin vetosuna takılmış, zirve bu konuda herhangi bir karar almadan sona ermiştir.
    • D) Ukrayna, Madde 5 güvencelerinden yararlanmak üzere hızlı katılım sürecine alınmış; bu karar Rusya ile doğrudan çatışma riskini artırmıştır.
    • E) Ukrayna'ya üyelik için Üyelik Eylem Planı (MAP) şartı kaldırılmış, ancak aktif çatışma koşulunda üyelik ertelenmiş; bu karar hem açık davet hem de belirsiz zaman çizelgesi nedeniyle eleştirilmiştir.

    Vilnius Zirvesi'nde NATO, Ukrayna için MAP şartını kaldırmış ve Ukrayna'nın 'geleceğinin NATO'da olduğunu' teyit etmiştir. Ancak üyelik için somut bir tarih verilmemiş; aktif savaş sürduğü sürece katılımın gerçekleşmeyeceği zımni olarak kabul görmüştür. Bu yaklaşım, hem Ukrayna ve bazı Doğu Avrupalı müttefikler (tam davet bekliyordu) hem de ABD ve Almanya (bağlayıcı taahhütten kaçınılmasını isteyen) tarafından eleştirilmiştir. 'MAP'sız ama tarihsiz' formülü zirvede yaşanan temel gerilimi yansıtmaktadır.

  3. 3. İsveç'in NATO üyeliğinin 2024 Mart'ında tamamlanmasının ardından İskandinavya'nın güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşüm değerlendirildiğinde, bu gelişmenin Rus stratejik planlaması açısından yarattığı en kritik kırılma aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İsveç'in katılımıyla NATO'nun Arktik'teki egemenlik taleplerinin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında resmi statü kazanması
    • B) İsveç'in nükleer silah programını NATO şemsiyesi altında aktive etmesi
    • C) İskandinavya'nın ortak savunma bütçesinin Rusya'nın savunma harcamalarını ilk kez geçmesi
    • D) Norveç-İsveç-Finlandiya üçgeninin NATO'dan bağımsız ortak ordu kurması
    • E) Baltık Denizi'nin artık tamamı NATO üyesi devletlerin kıyılarıyla çevrilmiş olması nedeniyle Rusya'nın Kaliningrad ile deniz bağlantısının stratejik kırılganlığının derinleşmesi

    İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğiyle birlikte Baltık Denizi, Rusya'nın Kaliningrad kıyısı dışında tamamı NATO üyesi devletlerce çevrelenmiş bir iç denize dönüşmüştür. Bu durum, Kaliningrad'ın anakaradan deniz yoluyla ikmal edilmesini kritik ölçüde zorlaştırmaktadır. Daha önce tarafsız konumda bulunan İsveç ve Finlandiya'nın katılımı, Rusya'nın Kuzey Avrupa'daki flanklarındaki manevra alanını daraltmış; A2/AD (erişim engelleme) kapasitelerini zayıflatmıştır.

  4. 4. Çin'in 2023-2024 döneminde Filipinler'in münhasır ekonomik bölgesindeki (MEB) varlığını pekiştirmek amacıyla kullandığı 'gri bölge' taktiklerine karşı ABD'nin uyguladığı savunuculuk politikası incelendiğinde, hangi hukuki ve stratejik mekanizmanın devreye sokulduğu doğru tespit edilmiştir?

    • A) ABD, Tayvan Boğazı krizine atıfla Filipinler için Madde 5 benzeri garantiler içeren yeni bir savunma protokolü imzalamıştır.
    • B) ABD, Güney Çin Denizi'nde çok taraflı NATO deniz kuvvetleri operasyonu başlatmış ve Çin gemilerini bölgeden çıkarmıştır.
    • C) ASEAN kolektif savunma mekanizması aktive edilerek üye devletler Spratly Adaları'na ortak devriye görevi düzenlemiştir.
    • D) 1951 tarihli ABD-Filipinler Karşılıklı Savunma Antlaşması'nın Filipin deniz kuvvetlerine, sahil güvenliğine ve hava kuvvetlerine yapılan saldırıları kapsar biçimde yorumlanması ve bu yorumun resmi açıklamalarla tescil edilmesi
    • E) Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) aracılığıyla Çin'in eylemlerine yönelik bağlayıcı yaptırımlar uygulanmıştır.

    ABD, 2023'te ve sonrasında 1951 tarihli ABD-Filipinler Karşılıklı Savunma Antlaşması'nın kapsamını genişleten resmi açıklamalar yaparak antlaşmanın Filipin silahlı kuvvetleri, sahil güvenlik gemileri ve uçaklarına yönelik silahlı saldırıları kapsadığını tescil etti. Bu adım, Çin'in Scarbrough Shoal ve İkinci Thomas Shoal çevresindeki su topu ve lazer gibi gri bölge taktiklerine karşı caydırıcılık eşiğini hukuki zemine oturtma çabasıdır. NATO'nun bölgeyle doğrudan operasyonel bağı bulunmamaktadır.

  5. 5. Wagner Grubu'nun Haziran 2023'teki kısa süreli isyanının ve ardından Prigojin'in ölümünün Rusya'nın Afrika politikası üzerindeki yapısal etkisi değerlendirildiğinde, aşağıdaki çıkarımların hangisi en güçlü analitik dayanağa sahiptir?

    • A) Wagner'in yerini doldurmak için Çin özel güvenlik şirketleri bölgeye konuşlandırılmış; bu durum Rusya-Çin işbirliğini kurumsallaştırmıştır.
    • B) Mali, Burkina Faso ve Nijer askeri yönetimleri, Wagner'in çöküşü nedeniyle Rusya ile imzaladıkları güvenlik anlaşmalarını iptal etmiştir.
    • C) BM Güvenlik Konseyi Wagner'in faaliyetlerini resmi olarak terör örgütü kapsamında değerlendirmiş ve bölgedeki operasyonlarını durdurmuştur.
    • D) Rusya, Wagner operasyonlarını Afrika Kolordusu (Afrika Corps) adıyla yeniden yapılandırarak Savunma Bakanlığı'na bağlamış; bu sayede devlet kontrolünü güçlendirirken sözleşmeli model sürdürülmüştür.
    • E) Wagner'in tasfiyesiyle birlikte Rusya, Afrika'daki tüm askeri varlığını geri çekmiş ve bölgedeki nüfuzunu yitirmiştir.

    Prigojin'in Ağustos 2023'te ölümünün ardından Rusya, Wagner'in Afrika operasyonlarını anında sonlandırmadı; bunun yerine yapıyı 'Afrika Kolordusu' (Afrika Corps) adıyla yeniden örgütleyerek Rusya Savunma Bakanlığı'na bağladı. Bu dönüşüm, devletin paralı asker yapısı üzerindeki kontrolünü pekiştirirken Sahel'deki varlığı (Mali, Burkina Faso, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya) sürdürme iradesini ortaya koydu. Bu ülkelerin askeri yönetimleri Rusya ile ilişkilerini güçlendirmeye devam etti.

  6. 6. İran'ın Nisan 2024'te İsrail topraklarına doğrudan balistik füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlemesi, Orta Doğu güvenlik mimarisindeki 'stratejik belirsizlik' doktrinini hangi açıdan dönüştürmüştür?

    • A) İsrail'in nükleer caydırıcılığının artık işlemediğini kanıtlamış; bölgesel güçler nükleer silahlanmaya yönelmiştir.
    • B) Saldırının %99 oranında başarısızlıkla sonuçlanması, İran'ın bölgesel aktör statüsünü fiilen sona erdirmiş ve Suriye-Lübnan cephelerindeki vekil güçlerini çöküşe sürüklemiştir.
    • C) Körfez Arap devletleri İran ile ortak savunma mekanizması kurmuş; bu gelişme Sünni-Şii gerilimini kalıcı olarak sonlandırmıştır.
    • D) İran'ın vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü 'inkâr edilebilirlik stratejisi'nden doğrudan devlet eylemine geçişi, 'eksen direnci' içindeki eskalasyon eşiğinin kalıcı olarak yükseldiğine ve kimlik siyasetinin çatışma dinamiklerini belirlediğine işaret etmektedir.
    • E) ABD, İran'ın saldırısını Madde 51 kapsamında meşru müdafaa hakkı olarak tanımış ve bölgede müdahale etmekten kaçınmıştır.

    İran, onlarca yıl süren vekil savaş stratejisinin aksine Nisan 2024'te Şam'daki konsolosluk saldırısına misilleme olarak İsrail'e doğrudan, devlet adına saldırı düzenledi. Bu adım 'stratejik inkâr edilebilirlik' doktrinini kırdı ve İran'ın belirli koşullarda eskalasyona geçmeye hazır olduğunu tescilledi. Ancak saldırı; ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün'ün yardımıyla büyük ölçüde püskürtüldü. Bu tablo, İran'ın bölgesel çekim gücünü yok etmedi; aksine doğrudan çatışma eşiğinin dönüşümünü ve 'direniş ekseni' içindeki kimlik-çatışma dinamiklerini öne çıkardı.

  7. 7. Küresel yapay zeka yönetişimi alanında 2023'te İngiltere'nin öncülüğünde düzenlenen Bletchley Park Yapay Zeka Güvenlik Zirvesi ile AB'nin Yapay Zeka Yasası (AI Act) ve ABD'nin yürütme kararnamesi kıyaslandığında, hangi yaklaşım farkı en belirleyici biçimde ortaya çıkmaktadır?

    • A) ABD, yapay zekayı ulusal güvenlik meselesi olarak sınıflandırıp tüm ihracatını yasaklarken AB, geliştirme serbestisini ön plana almıştır.
    • B) Yapay Zeka Yasası'nın geçmesiyle AB, Çin ile ortak bir sertifikasyon rejimi oluşturmuş; bu durum transatlantik teknoloji ortaklığını sarsmıştır.
    • C) Bletchley Zirvesi, Çin ve Rusya'nın katılımını reddederek Batı merkezli tekno-blok siyasetini kurumsallaştırmıştır.
    • D) Tüm aktörler nükleer silah benzeri bağlayıcı nonproliferasyon rejimleri üzerinde uzlaşmış; uygulama UCM'ye devredilmiştir.
    • E) AB risk temelli ve bağlayıcı yasal düzenleme modelini benimserken, ABD ve İngiltere öncelikle sektörel öz-düzenleme ve çok taraflı diyalog mekanizmalarına yaslandı; Bletchley ise belirli 'sınır modeli' risklerine odaklandı.

    AB'nin Yapay Zeka Yasası, uygulamaları risk düzeylerine göre sınıflandıran ve belirli kullanımları yasaklayan bağlayıcı bir yasal çerçevedir (GDPR modeli). ABD'nin Biden dönemi yürütme kararnamesi ise güvenlik standartlarına ilişkin rehberlik sunar ancak bağlayıcılığı sınırlıdır. Bletchley Zirvesi, özellikle 'sınır modelleri' (frontier models) gibi en gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin varoluşsal ve kötüye kullanım risklerine odaklanmış; Çin dahil 28 ülkenin imzaladığı Bletchley Deklarasyonu'yla kapsayıcı ama bağlayıcı olmayan bir çok taraflı çerçeve kurmuştur.

  8. 8. Aşağıda Sahel bölgesindeki askeri darbeler kronolojisi verilmiştir: Mali (Ağustos 2020 ve Mayıs 2021), Gine (Eylül 2021), Burkina Faso (Ocak ve Eylül 2022), Nijer (Temmuz 2023), Gabon (Ağustos 2023). Bu dalgayı açıklamada 'yapısal-fırsatçı' yaklaşımı en doğru biçimde hangi seçenek yansıtmaktadır?

    • A) Yapısal etkenler (zayıf devlet kapasitesi, jihadist güvenlik baskısı, ekonomik dışlanma, Fransız varlığına yönelik tarihsel meşruiyet krizi) ile fırsatçı etkenler (komşu darbelerin örnek etkisi, Wagner/Rus güvenlik garantileri), kurumsal hesap verebilirlik boşluklarıyla birleşerek bu dalgayı üretmiştir.
    • B) Darbeler, Fransız istihbarat teşkilatının bölgesel hâkimiyetini yeniden tesis etmek amacıyla organize ettiği örtülü operasyonların ürünüdür.
    • C) ECOWAS'ın bölgeye uyguladığı ekonomik yaptırımlar sivil hükümetleri işlevsiz kıldığından ordular otorite boşluğunu doldurmak zorunda kalmıştır.
    • D) Çin, bölgedeki altyapı yatırımları karşılığında askeri cuntaları mali olarak desteklemiş; bu durum darbelerin temel tetikleyicisi olmuştur.
    • E) İklim değişikliğinin neden olduğu çölleşme askeri kurumları çökerterek otorite boşluğu yaratmış; bu boşluğu dolduracak başka aktör bulunamamıştır.

    Sahel darbelerinin tek bir nedenle açıklanması analitik olarak yetersizdir. 'Yapısal-fırsatçı' yaklaşım; zayıf devlet kapasitesi, yönetim meşruiyeti krizi, jihadist baskı, sömürge sonrası Fransa karşıtlığı gibi yapısal etkenlerle, komşu darbelerin 'model etkisi' ve Wagner/Rusya'nın sunduğu alternatif güvenlik garantileri gibi fırsatçı unsurları bütünleştirir. ECOWAS'ın yaptırım tehdidi ise darbe sonrasına aittir ve tetikleyici değil, tepkisel bir unsurdur.

  9. 9. İklim finansmanı müzakerelerinde 'Kayıp ve Hasar' (Loss and Damage) fonu COP28'de (Dubai, 2023) resmen hayata geçirilmiştir. Ancak bu fon, temel bir meşruiyet sorunuyla iç içe geçmektedir. Söz konusu sorun aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Fonun yönetimi Çin ve Hindistan'a devredildiğinden, gelişmiş ülkeler finansmana katkı sağlamayı reddetmektedir.
    • B) Taahhüt edilen başlangıç tutarlarının (yaklaşık 700 milyon dolar) gerçek ihtiyaçla kıyaslandığında son derece yetersiz kalması, tazminat sorumluluğunun hukuki olarak netleştirilmemiş olması ve fona erişim kriterlerinin henüz tanımlanmamış olması
    • C) BM İklim Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) tazminat öngören mekanizmaları dışlaması nedeniyle bu fon hukuki dayanak bulmakta zorlanmaktadır.
    • D) ABD, fon kararını Senato'da onaylatamadığından uluslararası hukuk açısından geçersiz sayılmaktadır.
    • E) Kayıp ve Hasar fonu yalnızca küçük ada devletlerini kapsamakta; kıtasal gelişmekte olan ülkeler kapsam dışında bırakılmaktadır.

    COP28'de hayata geçirilen Kayıp ve Hasar fonu tarihsel açıdan önemli bir adımdır. Ancak temel meşruiyet sorunları çok katmanlıdır: İlk yıl taahhütleri yaklaşık 700 milyon dolar düzeyinde kalırken küresel ihtiyacın yüz milyarlarca dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra tazminat yükümlülüğünün hukuki temeli kasıtlı olarak muğlak bırakılmıştır (büyük emisyoncuların sorumluluklarını kabul etmemesi nedeniyle). Fona erişim kriterleri ve dağıtım mekanizmaları da henüz netleştirilmemiştir. Bu çok boyutlu eksiklik, fondaki meşruiyet krizinin özünü oluşturmaktadır.

  10. 10. Tayvan Boğazı'ndaki olası bir çatışmada ABD'nin müdahale kararını en çok hangi yapısal değişken belirsizleştirmektedir ve bu durum Washington'un izlediği 'stratejik belirsizlik' politikasıyla nasıl ilişkilendirilmelidir?

    • A) QUAD mekanizması ortak savunma taahhüdü içerdiğinden Japonya ve Avustralya'nın tutumu ABD kararını fiilen bağlamakta ve belirsizliği ortadan kaldırmaktadır.
    • B) Tayvan İlişkileri Yasası'nın Tayvan'ın 'yeterli öz-savunma kapasitesine' kavuşturulmasını zorunlu kılması ancak Madde 5 benzeri kolektif savunma taahhüdü içermemesi; bu boşluğun caydırıcılık ile tırmanma riskini eş zamanlı yönetme amacıyla kasıtlı olarak korunması
    • C) Çin'in ABD Hazine bonolarını silah olarak kullanma kapasitesi ekonomik karşılıklı bağımlılığı müdahaleyi imkânsız kılacak düzeye taşımaktadır.
    • D) Tayvan'ın Birleşmiş Milletler üyesi olmaması, ABD müdahalesini BM Şartı çerçevesinde meşruluk sorunu yaratacak biçimde hukuk dışına çıkarmaktadır.
    • E) ABD Kongresi'nin savaş ilan etme yetkisini yürütme organına devretmiş olması müdahale kararını otomatik hale getirmekte; belirsizlik yalnızca zamanlama konusunda kalmaktadır.

    1979 tarihli Tayvan İlişkileri Yasası, Tayvan'ın savunma kapasitesinin geliştirilmesini ve bölgede barış ve istikrarın tehdit edilmesini 'ciddi endişe' kaynağı olarak tanımlar; ancak Madde 5 benzeri otomatik müdahale taahhüdü içermez. Bu hukuki muğlaklık, 'stratejik belirsizlik' doktrininin özüdür: Çin'in bir işgal kararını garantili ABD yanıtı öngöremeden almasını ve Tayvan'ın ABD desteğine güvenerek tek taraflı bağımsızlık ilan etmesini eş zamanlı caydırır. Bu denge, kasıtlı bir politika tercihidir. QUAD'ın kolektif savunma taahhüdü bulunmamaktadır.

  11. 11. 2024'te BM Genel Kurulu'nun 'doğanın hakları' çerçevesini içeren kararı ve Ekvador ile Bolivya'nın anayasalarındaki haklar-doğa hükümleriyle karşılaştırıldığında, uluslararası hukuk bakımından bu gelişmelerin ortak sınırlılığı hangisidir?

    • A) Uluslararası Adalet Divanı, 'ekosistem hakları' davasını milletlerarası özel hukuk kapsamı dışında gördüğünden reddeden içtihat oluşturmuştur.
    • B) Hükümler devlet egemenliğini aşan bağlayıcı yaptırım mekanizmalarından yoksundur; 'haklar' kavramı yorumsal bir çerçeve olarak kalmakta, icrası için somut uluslararası hukuki kişilik ve dava ehliyeti tanınmamaktadır.
    • C) BM Güvenlik Konseyi bu kararları veto ettiğinden herhangi bir pratik sonuç doğurmamaktadır.
    • D) Söz konusu belgeler yalnızca Latin Amerika ülkelerini kapsamakta; diğer coğrafyalardaki ekosistemler uluslararası hukukta hâlâ 'nesne' statüsünde kalmaktadır.
    • E) Bu kararlar yalnızca okyanusları kapsamakta; kara ekosistemlerine haklar-doğa çerçevesi hâlâ uygulanmamaktadır.

    Ekvador (2008) ve Bolivya (2010) anayasaları 'Pachamama' (doğa) hakları kavramını benimseyen öncü düzenlemelerdir; BM Genel Kurul'u da benzer yönde kararlar almıştır. Ancak bu belgelerin ortak sınırlılığı, bağlayıcı yaptırım mekanizmalarından ve uluslararası hukuki kişilikten yoksun olmalarıdır. 'Doğa' henüz UAD veya diğer uluslararası mahkemelerde dava ehliyetine sahip bir özne olarak tanınmamaktadır. İçtihat belirsiz, uygulama tutarsız ve devlet egemenliğini aşan icra mekanizmaları bulunmamaktadır.

  12. 12. Küresel değer zincirlerinin 'friend-shoring' (dost kıyılarına yakınlaşma) ve 'near-shoring' (yakın çevreye taşınma) stratejileriyle yeniden yapılandırılması sürecinde Hindistan, Vietnam ve Meksika'nın kazanımcı olarak öne çıktığı görülmektedir. Bu dönüşümün aşağıdaki hangi paradoksu yapısal olarak barındırdığı analitik açıdan en doğru tespit edilmiştir?

    • A) Bu ülkeler üretimi artırırken iç tüketim pazarları daraldığından küresel talep açığı derinleşmektedir.
    • B) Çin ile ticaret savaşını aşmak için Meksika ve Vietnam üzerinden yapılan transit ticaret (tariff shopping), tedarik zinciri çeşitlendirmesinin söylemsel amacını içten çürütürken bu ülkelerin Çin'e ara malı bağımlılığı yapısal olarak sürmektedir.
    • C) Near-shoring stratejileri üretimi yüksek maliyetli pazarlara kaydırdığından global enflasyonu kalıcı olarak artırmakta; bu durum merkez bankalarının faiz politikalarını işlevsiz kılmaktadır.
    • D) Vietnam ve Meksika'nın RCEP ve USMCA anlaşmalarına aynı anda taraf olması, bu blokların kural setlerini hukuki olarak çelişkiye düşürmekte ve DTÖ tahkim süreçlerini tıkamaktadır.
    • E) Hindistan'ın BRICS üyeliği, friend-shoring ortaklıklarını uluslararası hukuk çerçevesinde geçersiz kılmaktadır.

    Friend-shoring ve near-shoring stratejilerinin temel paradoksu, Çin bağımlılığını azaltmak yerine maskelemesi riskidir. Vietnam, Meksika ve diğer ülkeler giderek artan ölçüde Çin'den ara malı ithal edip bunları son ürüne dönüştürerek ABD pazarına ihraç etmektedir. Bu 'tarife alışverişi' (tariff shopping), tedarik zincirini gerçek anlamda çeşitlendirmemekte; yalnızca coğrafi katman ekleyerek fiili Çin bağımlılığını sürdürmektedir. ABD Ticaret Temsilciliği bu sorunu fark etmiş ve 'kayda değer dönüşüm' kriterlerini sıkılaştırmaktadır.