menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Altın Test 17

Altın Test 17

Soru 1 / 20

“Yazar, - - -” ifadesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa cümlede koşul anlamı oluşur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. “Yazar, - - -” ifadesi aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa cümlede koşul anlamı oluşur?

    • A) okurun istediklerini değil kendi düşüncelerini kâğıda aktarmalıdır.
    • B) kendi kişiliğini roman kahramanlarıyla özdeşleştirdiğinden anlatımda çok başarılı oluyor.
    • C) beş şehri her yönüyle okura tanıtarak okurun zihninde bir izlenim oluşturmuş.
    • D) denemelerinde kullanmak üzere günlük hayat manzaralarını bir yere not edermiş.
    • E) samimi bir dile ulaştığında okurun gönlüne girmeyi başaracaktır.

    E seçeneğinde “samimi bir dile ulaştığında” sözü koşul bildirir; yazarın okurun gönlüne girmesi bu şartın gerçekleşmesine bağlanmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  2. 2. Orhan Pamuk’un en önemli yapıtlarından biri olan Kara Kitap, çok katmanlı anlatımıyla okura zengin dünyalar sunar. Kayıp eşini İstanbul sokaklarında _umutsuzca_ arayan bir kahramanın peşinden gittiğimizde, romanı zihni zorlayan bir kurguyla yoğrulmuş _karmaşık_ bir polisiye olarak da okuyabiliriz. Bu parçada altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

    • A) Türk şiirinin önemli kırılma noktalarından birini oluşturan İkinci Yeni’nin temsilcileri dilin bütün imkânlarını kullanarak çağrışımı zenginleştirmek maksadıyla alışılmamış bağdaştırmalara başvururlar.
    • B) Yazarın son romanında ilişkiler o kadar karmaşık ki kaybolmayalım diye kitabın en başında yazar bize kim kimdir diye anlatıyor hatta bir şema ile ilişkilerin haritasını veriyor.
    • C) Türk edebiyatında kalıcı izler bırakan şiirleriyle tanınan Nâzım Hikmet, modern şiirin alanını genişleterek hem dönemi hem de sonrası için yeniliğin dönüm noktalarından biri olmuştur.
    • D) George Orwell’in bir grup çiftlik hayvanının hikâyesini anlattığı alegorik romanı Hayvan Çiftliği, oldukça keskin bir dille kaleme alınmış sosyal ve politik hicvin en önemli örneklerindendir.
    • E) Modern İran edebiyatının en güçlü kalemi Sâdık Hidâyet, öykülerinde hem İran’ın kadim tarihiyle derinlikli bir ilişki kuruyor hem de yaşadığı dönemi ironik bir bakış açısıyla ele alıyor.

    Parçadaki 'girift' veya özgünleşen metindeki 'karmaşık' sözcüğü; içi içe geçmiş, anlaşılması güç, karmaşık anlamına gelir. B seçeneğinde geçen 'karmaşık' sözcüğü bu kelimenin anlam dünyasını tam olarak karşılamaktadır. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  3. 3. Ben, yapıtlarımın hiçbirini kurgulamadım. Tamamıyla kendiliğinden biçimlendi her eserim. Çünkü dil, biz yazarların dilediği şekli verebileceği bir varlık _değildir_. Dilin kendine has bir gücü vardır ve pek puşeyi kendisi beraberinde getirir. Kendiliğinden, üstelik beni de şaşırtarak ilerler eser. Dolayısıyla bir sanatçının, eserin asıl yaratıcısı olduğu iddiasına sadece güler geçerim. Böyle düşünen biri aşağıdakilerin hangisini söylerse kendisiyle çelişmiş olur?

    • A) Romandaki kişilerin bazen bana rağmen konuşmalarına engel olamıyorum.
    • B) Yeni bir eser yazmadan önce kapsamlı bir tasarlama yapar ve buna göre eserimi oluştururum.
    • C) Düşündüklerimle yazdıklarım arasındaki farklılık eserin beni de aşan yönünü ortaya koyuyor.
    • D) Yapılan bir planın, eserin oluşmasında hiçbir etkisinin bulunmadığını düşünüyorum.
    • E) Roman kahramanının, böyle tepkisel bir kişiliğe sahip olacağını doğrusu ben de beklemiyordum.

    Konuşmacı, eserlerini hiçbir zaman önceden kurgulamadığını, eserin dilin gücüyle kendiliğinden geliştiğini ve sanatçının eserin tek yaratıcısı olmadığını savunmaktadır. Bu kişinin 'eser yazmadan önce plan/tasarım yaptığı' yönündeki bir açıklaması, benimsediği bu kendiliğindenlik ilkesiyle doğrudan çelişir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  4. 4. Kütüphane, kapılarını açınca dışarıdaki kalabalığın gürültüsü kesildi. İçeriye göz gezdirdim. On kişi ya var ya yoktu. Küçük kapağından ışık sızarak yanan döküm sobanın etrafının iyice ısınacağını biliyor, bekliyordum. Masada harıl harıl ders çalışanlar vardı. Bir süre onlara daldım. Ara sıra masayı toplayıp başımı kaldırarak dışarıyı seyrettim. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin _örneği yoktur_?

    • A) Anlamca kaynaşmış birleşik fiil
    • B) Ek fiil
    • C) Yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
    • D) Üç farklı türde fiilimsi
    • E) Geçişli fiil

    Parçada 'açınca' (zarf-fiil), 'yanan' (sıfat-fiil), 'ısınacağını' (sıfat-fiil), 'çalışanlar' (adlaşmış sıfat-fiil), 'toplayıp' (zarf-fiil), 'kaldırarak' (zarf-fiil) fiilimsileri vardır. Metinde isim-fiil (ad-eylem) örneği yer almadığı için 'üç farklı türde fiilimsi' bulunmamaktadır. 'göz gezdirdim' anlamca kaynaşmış birleşik fiil; 'seyrettim' yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil; 'yoktu' ve 'vardı' ek fiildir; 'bekliyordum' ise geçişli fiildir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  5. 5. İletişim sürecinde gönderilen ileti, iletişim kanalının mesajı sağlıklı bir şekilde aktarıp aktarmadığını sınamak amacıyla tasarlanmışsa dil, ---- kullanılmıştır.

    • A) şiirsel işlevde
    • B) göndergesel işlevde
    • C) kanalı kontrol işlevinde
    • D) heyecana bağlı işlevde
    • E) alıcıyı harekete geçirme işlevinde

    İletişimin sağlıklı devam edip etmediğini kontrol etmek, kanalı sınamak ve iletişimin sürdürülebilirliğini denetlemek amacıyla kurulan ifadelerde dil 'kanalı kontrol işlevinde' kullanılmış olur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim kullanılmıştır?

    • A) Onun hepimize tepeden bakması, ondan uzaklaşmamıza neden oluyordu.
    • B) Kaza yaptığı arabayı, kimsenin ruhu bile duymadan tamir ettirdi.
    • C) Onu seçmekle yanlış yaptığımızı, bu işi eline yüzüne bulaştırınca anladık.
    • D) Yapılan teklifi önemsemeyince ayağına gelen kısmeti tepmiş oldu.
    • E) Köşeye sıkıştığımız bu günde, yaptığı yardımla kara gün dostu olduğunu gösterdi.

    B seçeneğinde 'köşeye sıkışmak' (zor duruma düşmek) ve 'kara gün dostu' (sıkıntılı zamanlarda yardım eden güvenilir dost) olmak üzere iki farklı deyim bir arada kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise sadece birer deyim ('eline yüzüne bulaştırmak', 'kısmeti tepmek', 'ruhu duymamak', 'tepeden bakmak') yer almaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  7. 7. Seyirci: (I) - - - Konuk: – Dünyada insanlık 6 tane sanat dalı üzerine karar kılmış, UNESCO da bunu kabul etmiş. Bunlar; resim, tiyatro, müzik, edebiyat, mimarlık, dans. Geçmişten beri bunlara sanat deniyor. Fakat bunlar beceriye dayalı birer üründür. Mesela, bir tiyatro oyunu üstünkörü oynanıyorsa sanat mı yapılmış oluyor? Eğer 6 tane sanat dalı var derseniz diğer sanat dallarını yokmuş gibi görürsünüz. UNESCO 6 sanat dalına; sinemayı, fotoğrafçılığı ve sporu da ekledi. Yakında yemek pişirmeyi de ekleyebilir. Sanat, işini özenle yapabilme yeteneğidir aslında. Seyirci: (II) - - - Konuk: – Bir kere tiyatro salonu az, sinema salonu daha çok ve daha çok sinema filmi var. Tiyatroya gitmek için biraz daha zahmet çekmeniz lazım. Sinemaya gitmek kolay. İkisinde de oyuncu, mekân ve senaryo var. Peki, biz neden tiyatroyu değil de sinemayı tercih ediyoruz? Çünkü kolayımıza geliyor. Aslında bu konuda bireyler, kendilerini geliştirmek ve düşünmeyi ideal hedef olarak görmek istediği zaman doğru karşılaştırma yapabiliriz. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?

    • A) (I) Sanatın dallara ayrılmasında tutturulan ölçütler hangileridir? (II) Tiyatro oyuncularının sinema filmlerinde daha üstün bir performans gösterdiği fikrine katılıyor musunuz?
    • B) (I) Sanatı genel olarak hangi ana dallara ayırarak incelemek doğru olacaktır? (II) Sinema ile tiyatro, birbirini etkileyen bir özellik taşımakta mıdır?
    • C) (I) Edebiyatın, sanat dalları arasında gösterilmesi onun kapsam ve amacını sınırlandırmakta mıdır? (II) Sinema sektörünün tiyatro sektörüyle iletişimi ve ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
    • D) (I) Sanat sadece resim yapmak veya bir şeyler çalmak mıdır, yoksa sanat her şey olabilir mi? (II) Tiyatronun, sinemanın gerisinde kalmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?
    • E) (I) Sanatın net bir tanımını yapmak mümkün müdür? (II) Tiyatronun sinema ile rekabet edebilmesi için ne gibi yenilikleri bünyesine taşıması gerekmektedir?

    İlk yanıtta konu sanatın yalnız belli dallarla sınırlı olup olmadığıdır; ikinci yanıtta ise sinemanın tiyatroya göre neden daha çok tercih edildiği açıklanır. Bu iki yanıta en uygun sorular D seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  8. 8. Aşağıdaki soru-cevapların hangisinde verilen yanıt bir gerekçe içermektedir?

    • A) – Öykünün roman yazmak için bir ön hazırlık olduğunu düşünüyor musunuz? – Öykü, başlı başlına bir ustalık istediğinden bunun doğru olduğunu sanmıyorum.
    • B) – Şiirinizin anlamsızlığa varan bir anlamı olduğu eleştirilerine katılır mısınız? – Şiirde anlama değil, şekle önem veririm.
    • C) – Genç yazarların popüler olma kaygısı taşıdığı doğru mu? – Popüler olma isteği, edebî kişiliği zedelemedikçe doğal karşılanmalıdır.
    • D) – Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şair değil, yazar olduğu düşüncesi ne kadar doğru? – Bir sanatçının hangi unvanı taşıması gerektiğine okurun değil, kendisinin karar vermesi gerektiğini düşünüyorum.
    • E) – Gazetecilerin edebiyat dünyasına girme isteklerini nasıl karşılamalıyız? – Gazeteci kimlikleri ön planda olduğu sürece edebî kişilik inşa etmeleri çok zor.

    A seçeneğinde öykünün roman için ön hazırlık sayılmaması, “başlı başına ustalık istemesi” gerekçesine bağlanmıştır. Diğer seçeneklerde açıklama vardır ancak açık bir neden-sonuç ilişkisi bu kadar belirgin değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  9. 9. (I) Ege kıyılarında yaz mevsimi boyunca meltem rüzgârı ve deniz vazgeçilmez bir bütündür. (II) Tepelerden kıyıya doğru esen bu rüzgâr bazen hafifler, insanlara tatlı bir serinlik hissi verir. (III) Bu nedenle sıcak günlerde balıkçılar erkenden denize açılır, ağ atma hazırlıkları yaparlardı. (IV) Zamanla balıkçılık eski önemini yitirdi, limanlar da iklim krizinden payını aldı. (V) Sonunda körfeze özgü bu eski gelenekler de tümüyle ortadan kalktı. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde fiilimsi _yoktur_?

    • A) I ve II
    • B) I ve IV
    • C) II ve IV
    • D) III ve V
    • E) IV ve V

    Parçadaki cümleler incelendiğinde; I. cümlede 'vazgeçilmez' sıfat-fiili, II. cümlede 'esen' sıfat-fiili, III. cümlede 'atma' isim-fiili yer almaktadır. Ancak IV ve V numaralı cümlelerde herhangi bir fiilimsi (isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil) bulunmamaktadır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  10. 10. Somali’nin zengin tarihi kadar coğrafi zenginlikleri de dikkat çekicidir. Büyük bölümü platolar, düzlükler ve yaylalardan oluşan ülke, keşfedilmeyi bekleyen pek çok doğal güzelliğe sahiptir. Jubba Nehri, Somaliland Özerk Bölgesi’ndeki Cal Madow Dağları, Iskushuban Şelaleleri ve Laag Gölü gibi nefes kesen doğa harikaları; uzun kıyı şeridi, mercan kayalıkları ve su altı manzaraları görülmeye değerdir. Adal Sultanlığı’ndan kalan harabeler de bu zenginliğin parçasıdır. Neolitik Çağ’a tarihlenen mağara resimlerinin bulunduğu Laas Geel ise Afrika Boynuzu’nun bilinen en eski izlerini taşır. Bu yönüyle “kara kıta”, insanlığın en eski izlerini görmek isteyenleri beklemektedir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

    • A) Açıklama – betimleme
    • B) Betimleme – öyküleme
    • C) Tartışma – açıklama
    • D) Öyküleme – tartışma
    • E) Betimleme – tartışma

    Parçada Somali’nin doğal ve tarihî zenginlikleri bilgi verilerek anlatılmış, yer yer betimleyici ayrıntılar kullanılmıştır. Öyküleme ya da tartışma yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  11. 11. I. Ailesinin ölümünden sonra koskoca evde yalnız yaşamaya başladı. II. Bu yalnız adamın ihtiyaçları komşuları tarafından karşılanıyordu. III. Seninle bu konuyu yalnız görüşmeliyiz. IV. Yalnız şehre gidecek kadar parası vardı. V. Size gelirim, yalnız bu hafta değil. Yukarıda numaralanmış cümlelerde “yalnız” sözcüğü kaç farklı görevde kullanılmıştır?

    • A) 2
    • B) 3
    • C) 4
    • D) 5
    • E) 1

    I. ve III. cümlelerde 'yalnız' sözcüğü eylemsiyi ve eylemi durum yönünden etkilediği için zarf (belirteç); II. cümlede 'adam' ismini nitelediği için sıfat; IV. cümlede 'sadece' anlamında kullanıldığı için edat (ilgeç); V. cümlede ise 'ama/fakat' anlamında kullanıldığı için bağlaç görevindedir. Sözcük toplamda 4 farklı görevde (zarf, sıfat, edat, bağlaç) kullanılmıştır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımıyla ilgili bir _yazım yanlışı yapılmıştır_?

    • A) Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler adlı eserinde iki farklı karakterin hayata bakışını renkler sembolüyle aktarmayı yeğler.
    • B) Mimar Sinan’ın yetiştirdiği kalfalarca yapılan Mostar Köprüsü, etrafında gelişen şehre de adını vermiştir.
    • C) Kapadokya, şafak vaktinde Erciyes Dağı’nın görkemli duruşunu da içine alan eşsiz bir manzara sunmaktadır.
    • D) Çaykara sınırlarındaki Uzungöl Beldesi, yeşil yamaçları ve büyüleyici gölüyle yabancı turistlerin uğrak noktası oluyor.
    • E) Dağlık alanlarda yetişen ve ilkbaharın sonlarında açan Bitlis lalesi, parlak renkli çiçekleriyle bilinir.

    D seçeneğindeki 'Uzungöl Beldesi' ifadesinde hata yapılmıştır. İl, ilçe, belde, köy vb. sözcükler özel ada dahil olmadıklarında küçük harfle yazılmalıdır. Dolayısıyla ifadenin 'Uzungöl beldesi' şeklinde yazılması gerekirdi. Doğru cevap D seçeneğidir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek/asıl ünlem kullanılmıştır?

    • A) Aman, çocuğu sıkı tutun da düşmesin!
    • B) Dur, şimdi merdivenlerden yuvarlanacaksın!
    • C) Çabuk olun, hırsız şu tarafa doğru kaçıyor!
    • D) Allah’ım, bütün aksilikler beni buluyor!
    • E) Sersem, sen kendini ne sanıyorsun?

    A seçeneğindeki “Aman” sözcüğü duygu ve uyarı bildiren asıl ünlemdir. Diğer seçeneklerde ünlem değeri taşıyan sözcükler daha çok ad, fiil ya da seslenme kökenlidir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlaması eylemi durum yönünden belirtmektedir (durum zarfı görevindedir)?

    • A) Ona amacımızın ne olduğunu açıklayınca gözleri doldu, sesi heyecandan kısıldı.
    • B) O eski kerpiç evde bir gün olsun gün yüzü görmedi o adam.
    • C) Kendisini ziyarete gittiğimizde yeni çalışanların görevleriyle ilgili görüşlerini paylaştı.
    • D) Ak sakallı ihtiyar adam, müdürün konuşmasını bir çocuk heyecanıyla dinliyordu.
    • E) Babamın bu ak yüzlü, şiirleri ve sesiyle herkesi etkileyen dostunu bir daha hiç görmedim.

    C seçeneğinde geçen 'bir çocuk heyecanıyla' ifadesi edatla öbekleşmiş belirtisiz isim tamlamasıdır ('çocuk heyecanı'). Yükleme sorulan 'Nasıl dinliyordu?' sorusuna yanıt vererek eylemin durumunu belirten zarf görevinde kullanılmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ögelere ayırmada bir _yanlışlık yapılmıştır_?

    • A) Fikrin doğruluğuna tüm kalbiyle inanıyorsa / onu / sonuna kadar / savunur.
    • B) Dün / aldığı kıyafetleri, ayakkabıları / henüz / giymedi.
    • C) Kütüphanede düzenlenen panellerde ele alınan konular / ilginç değildi / pek.
    • D) Tavırlarından / ne derece pişman olduğu / seziliyordu.
    • E) Akşamüstü / fırtına nedeniyle / hiçbir gemi / limana yanaşamadı.

    B seçeneğindeki cümlede 'giymedi' yüklemdir. Neyi giymedi? 'Dün aldığı kıyafetleri, ayakkabıları' (Belirtili nesne). Burada yer alan 'Dün' kelimesi sıfat-fiil grubu olan 'aldığı kıyafetleri...' yapısına dahildir (kıyafetlerin dün alındığı anlamını taşır). Dolayısıyla 'Dün' sözcüğü nesne öbeğinden koparılarak ayrı bir zarf tümleci gibi gösterilemez. Doğru bölünüş 'Dün aldığı kıyafetleri, ayakkabıları / henüz / giymedi' şeklinde olmalıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde herhangi bir ses olayı _olmamıştır_?

    • A) Son çocuğunu da kaybedince iyice çöktü.
    • B) Bu mahalleyi avucumun içi gibi bilirim.
    • C) Soğuk kış günlerini sıcacık odasında geçirdi.
    • D) Kadın, ömrünü çocuklarına adamıştı.
    • E) Elif ile Ebru yarın müzik çalışacaklar.

    A'da 'çocuğunu' (yumuşama) ve 'çöktü' (benzeşme); B'de 'avucumun' (yumuşama); C'de 'sıcacık' (sıcak-cık -> sıcacık, ünsüz düşmesi); D'de 'ömrünü' (ömür -> ömrü, ünlü düşmesi) ve 'adamıştı' (benzeşme) ses olayları mevcuttur. E seçeneğindeki 'Elif ile Ebru yarın müzik çalışacaklar' cümlesinde ise hiçbir ses olayı gerçekleşmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  17. 17. Son yıllardaki moda ifadeyle medyada, kimi özel TV kanallarında yeni tip sunucular, haber ve spor sunucuları da moda oldu. Oysa sunuculukta dili doğru, düzgün ve pürüzsüz kullanmak, fiziksel güzellikten önce gelir, önce gelmelidir. Bu hususta başarılı olanlar elbette var; fakat dil bilinci ve Türkçe sevgisi onlarda bilhassa aranmalı, onlara kazandırılmalıdır. Çünkü bu kişiler her gün milyonlara sesleniyor, milyonlarla yüz yüze geliyor. Bu parçaya göre bir sunucuda aranması gereken en önemli özellik nedir?

    • A) Dil bilincine ve sevgisine sahip olma
    • B) Fizikî bir güzelliğe sahip olma
    • C) İyi bir eğitime sahip olma
    • D) Doğru bir Türkçeye sahip olma
    • E) Pürüzsüz bir söyleyişe sahip olma

    Parçada, sunuculukta fiziksel güzellikten ziyade dilin doğru kullanımının önem taşıdığı, özellikle her gün milyonlara seslenen bu kişilerde 'dil bilinci ve Türkçe sevgisinin' aranması ve kazandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla en önemli özellik dil bilincine ve sevgisine sahip olmaktır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  18. 18. Biz bir metni, devrinin kültürüne göre değerlendirmeye çalışırken bile günümüzün ve kendimizin kıymet hükümlerinden uzaklaşamayız. O eser, zamanının şu veya bu düşüncesinin, modasının meyvesi olmuştur. O düşüncenin veya modanın gereği olarak eserin birtakım açıklamaları vardır hiç şüphesiz. Fakat yaşama gücü olan, asırları aşarak günümüze kadar gelen eser için sadece devrinin izahlarının sınırları içinde hapsolmak mümkün değildir. O şimdi, yazarının bile tasarrufundan çıkmış âdeta kamunun malı olmuştur. Yeni düşüncelerin, yeni hayat görüşünün, yeni yorumların teşkil ettiği kamu malıdır artık o. Bu takdirde artık şairin, bizim yeni getirdiğimiz yorumu düşünüp düşünmemiş olduğu mühim değildir. Mühim olan, eserlerin her devirde, insan zekâsının ulaşabildiği her zirvede yeniden bir yaşama gücü, yeniden bir yorum kazanacak zenginlikte olmasıdır. Bu parçadan sanat metni ile ilgili, I. Dönemin sanat anlayışına göre değerlendirilemeyeceği II. Okurun yorumlarıyla yeni anlamlar kazanıp zenginleşebileceği III. Birtakım fikir akımlarının etkisinde yazılabileceği yargılarından hangileri _çıkarılamaz_?

    • A) Yalnız III.
    • B) Yalnız I.
    • C) II ve III.
    • D) Yalnız II.
    • E) I ve II.

    Parçada sanat metninin yalnızca yazıldığı dönemin koşullarıyla sınırlanamayacağı, sonraki okurların yorumlarıyla yeni anlamlar kazanabileceği anlatılır. Bu yüzden II ve III çıkarılabilir. Ancak eserin dönemin sanat anlayışına göre değerlendirilemeyeceği söylenmez. Doğru cevap B seçeneğidir.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem üslup hem de içerikle ilgili bir yargı vardır?

    • A) Sait Faik’in öykülerini okursanız İstanbul’un kıyıda kalmış yaşamlarını canlı sözcüklerle yansıttığını görürsünüz.
    • B) Bu eserde dillere pelesenk olmuş sözcüklerin cümlelere ustaca yedirilip karşımıza getirildiğini görmek ayrı bir keyifti doğrusu.
    • C) Hayat karşısında ani ve keskin karar vermek isteyen insanların ekseninde yazılan kısa öyküler hepinizin gönül telini titretecek.
    • D) Halit Ziya’nın, ömrünün son döneminde romanlarının dilinde yaptığı sadeleştirmeler kimi eleştirmenlerce yadırganmıştır.
    • E) “Vefa, semt adından ibaret artık.” ön yargısını yıkmak istiyorsanız bu eseri dikkatli bir şekilde okumanızı tavsiye ederim.

    A seçeneğinde “İstanbul’un kıyıda kalmış yaşamları” içerikle, “canlı sözcüklerle yansıtmak” ise üslupla ilgilidir. Bu nedenle hem konu hem anlatım biçimi hakkında yargı içerir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  20. 20. Aşağıdakilerden hangisinde ikilemenin cümleye kattığı anlam ayraç içinde yanlış gösterilmiştir?

    • A) Bizi götürmek için bula bula bu yeri mi buldun? (bıkkınlık)
    • B) Rüzgâr tatlı tatlı esiyor, yürüyüş yapanları serinletiyordu. (beğenme)
    • C) Kara kara üzümlerle soframızı şenlendirmiştik. (pekiştirme)
    • D) Doktorun eğri büğrü yazısını anlamak için epey uğraştık. (beğenmezlik)
    • E) Her yerimi ağrı sızı kapladı, kafamı bile oynatamaz oldum.

    “Bula bula” ikilemesi cümlede bıkkınlıktan çok “özellikle bunu mu buldun, başka şey yok muydu?” anlamında seçimi yadırgama ve sitem bildirir. Bu nedenle ayraç içindeki “bıkkınlık” anlamı uygun değildir. Doğru cevap A seçeneğidir.