Altın Test 23
Altın Test 23
Kır papatyalarının boyları, yok denecek kadar ufaktır. Adeta toprağa sarılmıştır. Yamacın eteklerine, beyaz bir örtü serilmiş gibidir. Lale bahçeleri boy boydur. Karanfiller nemli, renk renktir. Işıldar. Mor çiçekler açar. Bu morluk başka hiçbir tona benzemez. Kristal moru… Ilık bir esinti... Kayaların arasından fışkırırcasına taze otlar yeşerir. Bir gariptir. Zirveden ovalara bakınca yeşilin bir çağlayan gibi döküldüğü hissedilir. Taşlar benek benek binbir renkle bezenmiştir. Doğa, mis gibi toprak kokar. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
1. Kır papatyalarının boyları, yok denecek kadar ufaktır. Adeta toprağa sarılmıştır. Yamacın eteklerine, beyaz bir örtü serilmiş gibidir. Lale bahçeleri boy boydur. Karanfiller nemli, renk renktir. Işıldar. Mor çiçekler açar. Bu morluk başka hiçbir tona benzemez. Kristal moru… Ilık bir esinti... Kayaların arasından fışkırırcasına taze otlar yeşerir. Bir gariptir. Zirveden ovalara bakınca yeşilin bir çağlayan gibi döküldüğü hissedilir. Taşlar benek benek binbir renkle bezenmiştir. Doğa, mis gibi toprak kokar. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?
- A) Birinci kişili anlatım ✓
- B) Benzetme
- C) İkileme
- D) Niteleme
- E) Mecazlı söyleyiş
Metinde benzetmeler ('beyaz bir örtü serilmiş gibi', 'çağlayan gibi döküldüğü'), ikilemeler ('boy boydur', 'renk renktir', 'benek benek', 'mis gibi'), niteleme sıfatları ('beyaz örtü', 'taze otlar') ve mecazlı söyleyişler ('toprağa sarılmıştır', 'fışkırırcasına') yer almaktadır. Ancak metnin tamamı üçüncü kişili anlatımla yazılmıştır, birinci kişili anlatım ('ben, biz') kullanılmamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca kaynaşmış birleşik eylem kullanılmıştır?
- A) Kelimeleri incitmeyeceğime dair söz verdim kendime. ✓
- B) Bakakaldım giden geminin ardından.
- C) İnsan bu manzara karşısında şair olabilir.
- D) Çocuk, tanımadığı birinin adını sayıklayaduruyor.
- E) Bir ümit, tüm ruhumu sarmıştı âdeta.
A seçeneğinde “söz vermek” anlamca kaynaşmış birleşik eylemdir; sözcükler birlikte yeni bir anlam oluşturur. Doğru cevap A seçeneğidir.
3. Ülkemizin _en çok_ (I) yabancı turist çeken bölgelerinden biri olan _Nevsehir yöresinde_ (II) yer alan ve _25 Kasım 1986'da_ (III) koruma altına alınan _Göreme milli parkı,_ (IV) benzersiz peribacalarının _yer aldığı_ (V) önemli bir turizm merkezidir. Bu cümlede numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı _yanlıştır_?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV ✓
- E) V
IV numaralı 'Göreme milli parkı' ifadesinin yazımı yanlıştır. Yer adlarında kullanılan milli park, dağ, göl, nehir vb. tür bildiren kelimeler büyük harfle başlamalıdır. Dolayısıyla ifadenin 'Göreme Milli Parkı' şeklinde yazılması gerekirdi. Doğru cevap D seçeneğidir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan deyimin açıklaması _yoktur_?
- A) Konuşması sırasında önemli noktalara değinmemiş, bazı konuları es geçmişti.
- B) O, aceleci, işinin hemen yapılmasını isteyen, canı tez birine benziyordu.
- C) Her şeyi zamanında yapmaya çalışan, kılı kırk yaran bir insandı. ✓
- D) Meydandaki kalabalık kulak kesilmiş, konuşmacının sözlerini dikkatle dinliyordu.
- E) İyice ihtiyarlayınca elden ayaktan düşüp iş yapamaz duruma geldi.
A'da 'kulak kesilmek' (dikkatle dinlemek), C'de 'es geçmek' (değinmemek), D'de 'canı tez' (aceleci), E'de 'elden ayaktan düşmek' (iş yapamaz duruma gelmek) deyimleri açıklamalarıyla verilmiştir. B seçeneğindeki 'kılı kırk yarmak' deyimi 'titizlenmek, en ince detayına kadar incelemek' anlamına gelir, ancak cümledeki 'her şeyi zamanında yapmaya çalışmak' ifadesi bu deyimin açıklaması değildir. Doğru cevap C seçeneğidir.
5. “Dün çarşıdan arkadaşına ne almış?” sorusuna verilecek cevap, cümlenin hangi ögesidir?
- A) Özne
- B) Yer tamlayıcısı
- C) Belirtisiz nesne ✓
- D) Zarf tümleci
- E) Yüklem
Soru cümlesinin yüklemi 'almış' fiilidir. Alan kim? O (Gizli özne). Özne bulunduktan sonra yükleme sorulan 'ne' sorusu belirtisiz nesneyi buldurmaya yöneliktir (Örneğin: 'kitap almış' ifadesindeki 'kitap' belirtisiz nesnedir). Doğru cevap C seçeneğidir.
6. Onun dilediğiniz bir hikâyesini seçin, seçtiğiniz hikâyenin herhangi bir yerinden bir sözcük çıkarın ya da onun yerine başka bir sözcük koymaya çalışın. Bunu çoğunlukla başaramadığınızı göreceksiniz. Bu parçada sözü edilen yazarın öykülerinde görülen anlatım özelliği aşağıdakidir?
- A) Açıklık
- B) Akıcılık
- C) Yoğunluk
- D) Duruluk ✓
- E) Doğallık
Metinden bir kelimenin atılamaması veya yerine başka bir kelimenin konulamaması, o eserde gereksiz hiçbir kelimenin kullanılmadığını, her kelimenin yerli yerinde olduğunu gösterir. Bu anlatım özelliği 'duruluk' (gereksiz sözcük barındırmama) ilkesiyle açıklanır. Doğru cevap D seçeneğidir.
7. Yapay zekâ destekli otonom tasarım araçlarının (Midjourney vb.) adını son günlerde sıkça duyar olduk. Bu uygulamalarda bilgisayara sadece birkaç kelimelik bir prompt giriyorsunuz, o da tüm internetteki görsel sanat arşivini tarayıp size özgün dijital tablolar sunuyor. Mimarlık öğrencilerinin projelerini bu programlarla çizdikleri, hatta profesyonel tasarım ajanslarının bu görselleri kullandığı iddia ediliyor. Dergilerde bu yapay zekâ ile üretilmiş illüstrasyonlar ve sanatsal kapaklar yayımlandı. Bu yapay zekâ araçları, soyut konseptler tasarlayabiliyor hatta ürettiği resimler sergilerde sanat eseri olarak satışa sunuluyor. Reklam ajansları, moda sektörü, özellikle uzun ve maliyetli ürün kataloglarını hazırlarken artık bu uygulamalardan yararlanıyorlar. Nereden bakarsanız bakın inanılmaz bir gelişme! Görsel sanatlar tarihinin en dönüştürücü dönüm noktasıyla karşı karşıya olabiliriz. Uygulamaların daha da kusursuzlaşması, gelecekte milyonlarca grafik tasarımcıyı işinden edebilir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Projelerini yapay zekaya çizdiren mimarlık öğrencilerinin oranı her yıl katlanmaktadır.
- B) Yapay zekâ, soyut kavramları ve sanatsal fikirleri görsel bir forma dönüştürerek yorumlayabilmektedir. ✓
- C) Yeni nesil görsel yapay zekâ araçları edebiyat ve müzik gibi farklı sanat dallarında da eserler vermektedir.
- D) Reklamcılar, yapay zekânın yaratıcı fikir üretme kapasitesinin kendi rollerini yok edeceğinden korkmaktadır.
- E) Günümüzde milyonlarca grafik tasarımcının yapay zekâ sebebiyle işsiz kaldığı bilinmektedir.
Metinde görsel yapay zekanın 'kurgu/soyut konseptler tasarlayabildiği', dergilere kapaklar/illüstrasyonlar çizdiği ve sanatsal tasarımlar ürettiği belirtilmiştir. Bu durum yapay zekanın soyut fikirleri görsel olarak yorumlayabildiğini (köşe yazısı mantığı gibi) destekler. Doğru cevap B seçeneğidir.
8. Kaside kelimesinin asıl anlamı kast etmek, bir şeye yönelmek, doğru yolda bulunmaktır. Bir edebiyat terimi olarak ilk beyti kendi içinde, diğer beyitleri ilk beyitle kafiyeli olmak üzere en az 15 beyit uzunluğunda ve aynı vezinde söylenmiş nazım biçiminin adıdır. Genellikle 31 beyitten 99 beyte kadar uzunlukta yazılsa da beyit sayısı konusunda kesinlik bulunmamaktadır. Tanımlarda geçen “uzun şiir” ise görece bir niteleme olup terkibibend, terciibend dışındaki nazım şekillerine göre daha uzun yazılmasındandır. Kasidenin uzunluğu aslında kafiye bulma zorluğu ile de ilişkilidir. Kasideler divanlarda genellikle başta yer alır. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
- B) Açıklayıcı anlatım kullanılmıştır.
- C) Sayısal ifadelere yer verilmiştir.
- D) Tanımlama yapılmıştır.
- E) Benzetme vardır. ✓
Parçada kasidenin anlamı ve özellikleri açıklanmış, sayısal bilgiler verilmiş ve başka nazım biçimleriyle karşılaştırma yapılmıştır. Ancak benzetme yoktur. Doğru cevap E seçeneğidir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Dükkânın camında baş aşağı asılmış, yan yana dizilmiş bastonlar duruyordu. ✓
- B) Kalın bir Doğu maşlahı giymiş, işlemeli beyaz bir başörtüsü örtmüştü.
- C) İngiliz atları bu yarışta da başa baş gidiyorlar.
- D) Karısını kadınlığın baştacı eder, bütün ev halkını methe başlardı.
- E) Kadın birden silkinerek gözlerini açıyor, hemen baş ucunda Seyfi’yi görünce şaşırıyor.
'başaşağı' sözcüğü TDK kılavuzuna göre kalıplaşmış birleşik kelime kabul edildiğinden bitişik yazılmalıdır. Cümlede 'baş aşağı' şeklinde ayrı yazılması yazım yanlışıdır. Diğer seçeneklerdeki 'başa baş' ve 'baş ucu' ayrı; 'başörtüsü' ve 'baştacı' ise bitişik yazılarak doğru biçimde kullanılmıştır.
10. İmparatorluk ve emperyalizm denen unsurları Osmanlı dünyasında pek görmeyiz. Osmanlı tarihini okuyan herkes bilir ki Osmanlılar fethettikleri yeri otomatik olarak vatanın bir parçası sayarlardı. Eflak, Boğdan, Kuzey Afrika gibi bazı yerler sistemi tam olarak sindiremediği için ayrı tutulmuştur. Onlarla ilişkileri biraz daha zayıf bağlarladır. Ama Anadolu ve Rumeli’de kontrol ettikleri her yer, diğerinden farksız olarak bir vatan parçasıdır. İnsanları, grupları birbirinden ayrı tutma uygulaması görülmemiştir. Yani Batı’daki kolonyal imparatorluklarda görülen benzer bir yapı Osmanlı dünyasında yoktur. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlıların, fethettiği kimi yerlerde bilinçli olarak farklı politikalar izlemesi, sonraki dönemlerde sıkıntılara yol açmıştır.
- B) Fethedilen yerlere İslam medeniyetinin her ögesini taşımak Osmanlıların temel felsefesi olmuştur.
- C) Osmanlı, fethettiği yerlerde sömürgeci bir politika izlemekten uzak durmuş, oraları ülkenin parçası olarak görmüştür. ✓
- D) Osmanlı, sonsuz hoşgörü politikasıyla, fethettiği yerlerde güçlü medeniyetler kurmuştur.
- E) Sınırlarının genişliğinden dolayı Osmanlı, merkezî değil federatif bir yapıyı benimsemiştir.
Parçada Osmanlı’nın fethettiği yerleri sömürge alanı olarak değil, vatanın parçası olarak gördüğü belirtilir. Ana düşünce C seçeneğinde açıkça verilmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğrenilen geçmiş zaman kipi “sonradan fark etme” anlamı taşır?
- A) Kaç saat uyuduysam artık gözlerim şişmiş. ✓
- B) Son romanını iki gün önce tamamlamış.
- C) Kemal, okulu bir dönem uzatmış.
- D) Kulüp başkanı futbolcuları toplantıya çağırmış.
- E) Düğünleri temmuz ayında olmuş.
A seçeneğinde kişi, uyandıktan sonra gözlerinin şiştiğini fark etmektedir. “Şişmiş” sözcüğü burada duyma değil, sonradan fark etme anlamı taşır. Doğru cevap A seçeneğidir.
12. Günümüzde dijital becerilere ve kodlama diline hâkim olmak kişiyi iş hayatında bir adım öne geçiriyor. Küreselleşen dünyada yazılım bilgisi hem kariyer basamaklarında hem de kişisel gelişimde büyük bir öneme sahip. 'Kodlamanın mantığını anlıyorum ama kendi başıma kod yazamıyorum.' serzenişi, herhâlde bu konuda en sık duyduğumuz cümlelerden biri. Bu alanda duyulan ihtiyacı gören girişimciler yeni bir konsept hayata geçirdiler. Aslında büyük şehirlerimizde tek tük var olan 'kodlama kafeleri' son zamanlarda oldukça popüler olmaya başladı. Yazılım becerilerinizi tıpkı bir teknoloji şirketinde staj yapıyormuş gibi geliştirebileceğiniz sosyal bir ortamda, deneyimli yazılımcı mentörlerle birlikte rahatça pratik yapabileceğiniz bu mekânlarda çeşitli ortak projeler ve hackathonlar da düzenleniyor. İnsanlar genellikle profesyonel kodlama eğitimi almak için uzun süreli kurslara veya özel akademilere ciddi ücretler ödüyorlar. Yazılım kurslarını pahalı bulanlar veya yoğun iş temposunda yeterli vakti olmayanların yeni adresi ise bu kodlama kafeleri. Sayısı günden güne artan bu sosyal atölyeleri ülkemizin farklı kentlerinde görmek artık mümkün. Bu parçadan hareketle kodlama kafeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine _ulaşılamaz_?
- A) Yazılım alanındaki pratik becerileri artırmaya yönelik ortak etkinlikler ve projeler sunmaktadır.
- B) Toplumda içe dönük yaşayan bireylerin bilgisayar bağımlılığını ve sosyal iletişim sorunlarını çözmektedir. ✓
- C) Profesyonel yazılım akademilerine kıyasla maddi açıdan daha ekonomik bir alternatif sunmaktadır.
- D) Ülkemiz genelinde her geçen gün popülerliği artmakta ve yaygınlaşmaktadır.
- E) Teknolojik gelişmelerin ve dijitalleşen yeni dünya düzeninin bir gereksinimi olarak ortaya çıkmıştır.
Metinde kodlama kafelerinin mentörler eşliğinde ucuz, pratik ve sosyal bir atölye imkanı sunduğu anlatılmıştır. Ancak bu kafelerin 'bilgisayar bağımlılığını ve sosyal iletişim sorunlarını çözdüğüne' dair hiçbir bilgiye yer verilmemiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
13. Bir yazarın üstlenmesi gereken iki temel sorumluluk bulunur: İlki nitelikli bir yapıt ortaya koymak, ikincisi ise bu yapıtın doğru kavranabilmesini sağlayacak eleştirel zemini inşa etmektir. (I) Bu ikinci vazifeyi ihmal eden bir edebiyatçı, aslında ilk görevini de eksik bırakmış sayılır. (II) Romancısınız ya da oyun yazarısınız; üslubunu zayıf bulduğunuz, estetik açıdan değer vermediğiniz bir kişiyle ortak projeler yürütüyor, aynı platformda yazılar yayımlıyorsunuz. (III) Bu birliktelikle ister istemez okura 'Bu kalemi de ciddiye alın.' mesajı vermiş oluyorsunuz, dolayısıyla tarafsız kalma şansınızı yitiriyorsunuz. (IV) Aynı çatı altında bulunmakla, farkında olsanız da olmasanız da o kişiyi ve tarzını meşrulaştırmış olursunuz. (V) Sonuçta kendi edebî duruşunuzun da onunkiyle aynı kefeye konmasının önüne geçemezsiniz. Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) I
- B) II ✓
- C) III
- D) IV
- E) V
Metnin ilk kısmında (I. cümle sonuna kadar) bir yazarın iki temel sorumluluğu ve bunların önemi teorik olarak ele alınmaktadır. II. cümleden itibaren ise 'Romancısınız ya da oyun yazarısınız...' ifadesiyle, yazarın çevresiyle ilişkileri ve estetik duruşuna dair somut, senli benli bir örneklendirmeye geçilmiştir. Bu nedenle parça ikiye bölünmek istense ikinci paragraf II. cümleyle başlar. Doğru cevap B seçeneğidir.
14. I. Bir yazarın evinin sözcük uğultularıyla dolu olduğuna inanırım. II. Bir tek doğru olduğuna inanmış birinin, bir düşünce körlüğü içinde olduğu yadsınamaz. III. Deneme yazarı, olayları kendi bakış açısıyla sunar. IV. Türkçe öğretmenlerinin dil konusunda öğrencileri yönlendirmesi gerekir. Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangileri, ögeleri ve ögelerinin sıralanışı yönüyle özdeştir?
- A) I. ve II.
- B) I. ve III.
- C) II. ve III.
- D) II. ve IV. ✓
- E) III. ve IV.
II. cümlede 'yadsınamaz' yüklem, 'Bir tek doğru olduğuna inanmış birinin, bir düşünce körlüğü içinde olduğu' öznedir (Özne - Yüklem). IV. cümlede 'gerekir' yüklem, 'Türkçe öğretmenlerinin dil konusunda öğrencileri yönlendirmesi' öznedir (Özne - Yüklem). Her iki cümle de sadece özne ve yüklemden oluştukları için öge sıralanışı yönüyle özdeştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
15. Toplum içerisinde bir şeyler yazma, oynama ya da canlandırma; benim aynı toplumdan ve aynı toplum katmanından bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Aynı havayı soluyan, aynı şeylere gülüp ağlayan bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Ben bir erkek berberinin evladıyım. Babacığımın dükkânına hemen her görüşe ve yaşantıya sahip değişik müşteriler gelirdi ve bu müşteriler başlarından geçenleri babama anlatırlardı. Onlar anlatırdı ben de dinlerdim. Özellikle amcam, olmamış hikâyeleri başından geçmiş gibi o kadar güzel süsler ve o kadar abartılı bir şekilde anlatırdı ki ben okuldan çıktıktan sonra amcamın o güzel hikâyelerini dinleyebilmek için dükkâna çıraklık yapmaya giderdim. Amcam bir usta değildi, babama kalfalık ederdi. Onun bir numaralı izleyicisi, kendisi farkında olmasa bile bendim. Rahmetli babam, amcamdan daha usta berber olmasına rağmen amcamın müşterisi daha fazlaydı. Çünkü onun muhabbeti, eğlenceli ve komik anlatımları dükkâna gelenler tarafından çok beğeniliyordu. Babam amcamdan daha ciddi biri olduğu için sadece mesleğiyle ilgileniyordu, tam anlamıyla mesleğini konuşturuyordu. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
- A) Meslekler, aşk ve şevkle yapılmadığı sürece insana zevk değil ızdırap verir.
- B) İnsanlar, ciddi bir ustaya karşı tatlı dilli bir kalfayı tercih etme eğilimindedirler. ✓
- C) İşini iyi yapmadıktan sonra dünyanın en iyi insanı olsan da faydasız.
- D) Muhatabına saygı duyan her kişi, saygı duyulmaya layıktır.
- E) Size davranılmasını istediğiniz gibi davrandığınızda hayat daha güzel hâle gelecektir.
Parçada babanın mesleğinde daha usta olduğu, amcanın ise hoş sohbeti nedeniyle daha çok müşteri çektiği anlatılır. Buradan insanların tatlı dilli birini ciddi bir ustaya tercih edebildiği sonucuna ulaşılır. Doğru cevap B seçeneğidir.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı zamir türlerine yer _verilmemiştir_?
- A) İnsan kalbiyle kendisine değecek, onu kendi varlığı içinde doğru bir biçimde görecek, onunla olacak birini arıyor.
- B) Başka insanları, bizim geçmişte karşılanmamış çocuksu ihtiyaçlarımız için zorlamak, insan ilişkilerinde hüsran doğuruyor. ✓
- C) Gözlerinde ışıltıyla bize bakmakta olan kişinin bu sevgisinin ne kadarını alıyoruz içeri?
- D) Bizden esirgenmiş olanı biz başkasından esirgemediğimizde, ıstırap bir armağana dönüşür.
- E) Kendimizi korunmaya muhtaç bir çocuk olarak hikâye ettiğimizde hayattan hep istemeye hakkımız olduğunu düşünüyor ve ona bir şeyler vermeye yanaşmıyoruz.
'Başka insanları, bizim...' cümlesinde sadece 'bizim' (şahıs zamiri) kullanılmıştır, başka bir zamir türü yoktur. Diğer cümlelerde ise dönüşlülük, işaret, belgisiz ve şahıs zamiri gibi farklı zamir türleri bir arada yer almaktadır.
17. Edebiyat, gündelik hayatın tekdüze ayrıntılarından temizlenmiş bir dünyadır. Bu cümlede edebiyat ile ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Temel amacının okuyucunun estetik zevkini geliştirmek olduğu
- B) Gerçekliği tüm çıplaklığı ve pürüzleriyle aktardığı
- C) İnsanı günlük sorunların ağırlığından kurtardığı
- D) Yaşamı alelade ve sıkıcı yanlarından arındırarak sunduğu ✓
- E) İnsan ruhunu diğer sanat dallarından daha derin tahlil ettiği
Öncül cümlede edebiyatın, yaşamın 'tekdüze ayrıntılarından temizlenmiş' (yani alelade, sıradan ve sıkıcı yanlarından arındırılmış) bir yapıya sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu durum D seçeneğinde tam olarak karşılanmıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) Gidip kendini bir oltaya teslim edecek; edecek de bunca yaş ve uğraştan sonra, değersiz bir oltanın sahibine yem olmak da istemiyor.
- B) Birçok hikâyesinde, insanların değerlerini ölçmek, orada bir karara varmak için hayvanlara nasıl davrandıklarına dikkat ettiğini ve bunu ölçü aldığını görüruz.
- C) Yazdıklarına, birbirleriyle karşılaştırarak baktığımda, Orhan Veli'nin, mücadele etmekten şiir yazmaya yeterince vakit bulamadığı izlenimine kapıldığım da olur.
- D) Şiirde, çok belirgin özellik, bütün bu yerler üstüne türkü, mani, tekerleme gibi, metin içinde de tırnak işaretiyle farklılığı belirtilmiş alıntılar bulunmasıdır.
- E) Nasıl ki bir ailenin üyeleri birbirine tıpa tıp benzemez ama yeterince benzer özellikleri taşırsa bilimin alt alanları da birbiriyle tamamen aynı değildir ama bazı ortak özellikleri paylaşırlar. ✓
B seçeneğindeki 'tıpa tıp' ikilemesi kalıplaşmış bir zarf olduğu için TDK yazım kılavuzuna göre birleşik yazılmalıdır ('tıpatıp'). Doğru cevap E seçeneğidir.
19. Hak edilmiş durağanlık, tatlı bir yorgunluğu davet ederken hak edilmemiş durağanlık, içi tamamen boşaltılmış bir laktik asidi, ağrısına bile yabancı kalınmış bir yorgunluğu işaret eder. Atalete özgü yorgunluk hâli tam da bu ikinci kategorideki içi ve içeriği boşaltılmış olana aittir ki özellikle modern zamanlarda ortaya çıkan depresyon buradan beslenmektedir. Depresyon, büyük oranda, her türden karşılaşmanın boşlaşmasından, o boşluğun içine dalan öznenin içerik yıkımının yarattığı durağanlıktan kaynaklanmaktadır. Bir boşluk hâli olarak depresyon nasıl ataletten besleniyor ise onun ortadan kaldırılmasının yolu da harekete iştirakten, eylemekten geçmektedir. Böylece modern zaman inşacılarının; bağlamsız ve amaçsız meslekler, bütününün ne işe yaradığı bilinmeyen uğraşlar, beden işlevsizliği ve bilincin düşünceye yabancılaştırılmasından mütevellit, içeriği boşaltılmış uğraşlara muhatap olan insanları depresyondan kurtarmanın bir aracı olarak yine amaçsız uğraş anlamına gelen hobilerle buluşturmalarından daha doğal ne vardır? Hobi, bu yönüyle atalete giydirilmiş süslü kıyafet, onun yüz hatlarına incelikle çizilmiş makyaj, onu ustaca kamufle eden deri tabakasıdır. Bu parçanın yazarının ataletle ilgili aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenmez?
- A) Atalet hak edilmemiş bir durağanlık ve dinlenme biçimidir.
- B) Modern çağın ruhsal hastalığı olan depresyon, ataletin sonucudur.
- C) Hobiler, ataletten kurtulmamızı sağlayan faydalı uğraşlardır. ✓
- D) Ataletten uzak bir yaşam sürmek, ruh dünyamıza iyi gelir.
- E) Herhangi bir amacı olmayan uğraşlar ataleti yok etmez, sadece gizler.
Yazar parçanın son cümlelerinde hobileri 'atalete giydirilmiş süslü bir kıyafet, onu kamufle eden bir deri tabakası' olarak tanımlamaktadır. Yani hobilerin insanı ataletten kurtarmadığını, sadece ataletin üstünü örterek gizlediğini savunmaktadır. Dolayısıyla yazarın 'hobilerin ataletten kurtaran faydalı uğraşlar olduğunu söylemesi' beklenemez. Doğru cevap C seçeneğidir.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgül kaldırıldığında sözcüğün türü değişir?
- A) Takım, otobüsüne binip havaalanına gitti.
- B) Masa, takımın en ilginç eşyası gibi duruyordu.
- C) Usta, yamağına birtakım talimatlar veriyordu.
- D) İhtiyar, insanlarla iç içe olmaktan hazzetmiyordu. ✓
- E) Genç, koltuğunu bırakıp koridora yöneldi.
“İhtiyar, insanlarla...” cümlesinde virgül kaldırılırsa “ihtiyar insanlarla” sözünde “ihtiyar” sıfat görevine geçer. Bu nedenle sözcüğün türü değişir. Yeni sıralamada doğru cevap D seçeneğidir.