Altın Test 37
Altın Test 37
“Arkadaşlar, _oldu olacak_ son konuyu da bitirelim.” Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
1. “Arkadaşlar, _oldu olacak_ son konuyu da bitirelim.” Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- A) Kesinlikle bu ödevi de tamamlamalıyım.
- B) Bari hafta sonu pikniğe Fikret'i de çağıralım. ✓
- C) Fakat bütün bu hazırlıklar olmasa da olur.
- D) Olsa olsa Nazan'dır kapıyı çalan.
- E) Olmaz olsun böylesi adaletsizlikler diyorum.
'Oldu olacak' deyimi, 'mademki başladık, mademki bu duruma gelindi, bari, iş bu aşamaya varmışken sonuna kadar götürelim' anlamlarına gelir. C seçeneğindeki 'Bari hafta sonu pikniğe Fikret'i de çağıralım' cümlesindeki 'bari' edatı bu anlamı karşılamaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zamir _kullanılmamıştır_?
- A) Doğru bildiğimizi söylemediğimiz her seferinde, içtenliksiz bir hayatın yükünü omuzlarımıza alıyoruz. ✓
- B) Bilgiçlik taslamak değil arzum, bu yazıları önce kendime bir şeyler söylemek için yazıyorum.
- C) Kendimizi gizlediğimiz ve dürüst bir biçimde aklımızdakini dillendirmediğimiz her seferinde, yalanla yaşamış ve onun yükü altında ezilmiş oluyoruz.
- D) Hikâyemizi biz dillendirsek de başkası olmadan anlatacak bir şeyimiz yok.
- E) Kimseye ayar verecek takatim yok, başım kel, kendi merhemimi arıyorum.
'Doğru bildiğimizi söylemediğimiz...' cümlesinde zamir (adıl) görevinde bir sözcük yer almamaktadır. Diğer cümlelerde ise 'biz' (şahıs zamiri), 'başkası' ve 'kimseye' (belgisiz zamir), 'kendi' ve 'kendime' (dönüşlülük zamiri), 'şey' (belgisiz zamir), 'kendimizi' (dönüşlülük zamiri) ve 'onun' (işaret/şahıs zamiri) gibi zamirler kullanılmıştır.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dil bilgisi (yapısal / bağlaşıklık) yönünden herhangi bir anlatım bozukluğu _yoktur_?
- A) Spor yapmasını her yaştan insana tavsiye ediyorum.
- B) Havaların ısınmasıyla karların erimesi nehirleri taşırdı. ✓
- C) Sınavın bittiği öğrencilerin dışarı çıktığından belliydi.
- D) Bazı meyvelerden sadece alerjisi ve hasta olmayan kişiler yemelidir.
- E) Binaya girmesiyle çıkması bir oldu.
B seçeneğindeki 'Havaların ısınmasıyla karların erimesi nehirleri taşırdı' cümlesinde herhangi bir dil bilgisi (bağlaşıklık) hatası veya anlatım bozukluğu yoktur. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla iyelik eki hatası ('yapmasını' -> 'yapmayı'), fiilimsi eki hatası ('çıktığından' -> 'çıkmasından'), yardımcı eylem/ek eksikliği ('alerjisi' -> 'alerjisi olmayan') ve dolaylı tümleç eksikliği ('çıkması' -> 'binadan çıkması') bulunmaktadır. Doğru cevap B seçeneğidir.
4. Bazı zamirler özneyle birlikte kullanılıp öznenin anlamını güçlendirebilir. Aşağıdakilerin hangisinde buna uygun bir kullanım vardır?
- A) Kıyıya taşınan tomrukları toplamak için herkes birbirine yardım ediyordu.
- B) Ahmet, arkadaşlarının birkaçını maç yapmak için sahaya çağırmıştı.
- C) Bu resmi ben kendim yaptım, diyen Melis herkesi şaşırtmıştı. ✓
- D) Sacit Bey, kimsenin sözünü dinlemeden toplantıyı bitirmişti.
- E) Kimi o derste resim çiziyor, kimi çizdiği resmi boyamakla uğraşıyordu.
C seçeneğinde “ben kendim” sözünde dönüşlülük zamiri özneyle birlikte kullanılmış ve öznenin anlamını pekiştirmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
5. Hele bir yaza girilsin, siz buraları seyredin. Bu cümlede aşağıdakilerden hangisinin örneği _yoktur_?
- A) Dönüşlü fiil ✓
- B) Edilgen fiil
- C) Etken fiil
- D) Geçişsiz fiil
- E) Geçişli fiil
Cümlede dönüşlü fiil (öznenin işi kendi kendine yaptığı ve işten kendisinin etkilendiği, -l ve -n eki alan fiiller) bulunmamaktadır. 'girilsin' edilgen ve geçişsizdir; 'seyredin' ise etken ve geçişlidir.
6. Güvenlik, devletlerin _ehemmiyet_ (I) atfettiği konuların en başında yer alır. Dış politika tercihlerinden askeri yatırımlara, silahlanma _yarışından_ (II) ekonomik büyümeye kadar devletlerin en temel hedefi, ulusal güvenliklerini sağlamak adına çeşitli güç _araçlarını_ (III) ve kapasitelerini artırmaktır. Bu durum uluslararası sahada güvenlik _paradoksu_ (IV) olarak adlandırılan ve devletleri güvensiz bir _açmaza_ (V) sürükleyen yapısal bir soruna yol açmaktadır. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisinin anlamı, ayraç içinde verilenle _uyuşmamaktadır_?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
- E) V
III numaralı 'araçlarını' sözcüğünün yerine ayraç içinde 'yöntem' getirilmiştir. Ancak 'güç araçları' (enstrümanlar, vasıtalar) birer yöntem (metot) değil, güç aktarımı sağlayan kapasite unsurlarını ifade eder. Dolayısıyla kelime ile parantez içi açıklama uyuşmamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
7. Haldun Taner, uzun zamana yayılan öykü serüveninde her zaman dönemsel akımlara, yazınsal gruplara mesafeli olmuştur. Taner’in yoğun olarak öykü kitapları yayımladığı dönem olan 1950’ler, ülkemizde varoluşçu-gerçeküstü anlayışa yaslanan öykülerin edebiyat dünyamıza hâkim olduğu bir zaman dilimidir. Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Ferit Edgü, Leyla Erbil, Bilge Karasu, Sevim Burak yenilikçi diyebileceğimiz bir öykü anlayışının ürünlerini verir. Öte yandan o dönemdeki diğer önemli bir akım da sosyal gerçekçiliktir. Haldun Taner ise, hem “entelektüel hikâye tarzı”nı hem de sosyal gerçekçileri tasvip etmez. Çünkü - - - Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
- A) o, kendi deyimle “herkesin anlayabileceği halkçı bir üslup” peşindedir.
- B) öyküyü sınıflar arası bir ayrıma sokmayı uygun bulmaz.
- C) romana iyi bir hazırlık olarak görür öyküyü. ✓
- D) herhangi bir ideolojinin emrine sunulacak bir tür değildir hikâye.
- E) herkesin hikâye okumaya hakkı olduğunu düşünür.
Parçada Haldun Taner’in belli akımlara ve ideolojik anlayışlara mesafeli durduğu anlatılır. “Öyküyü romana hazırlık olarak görür” cümlesi bu gerekçeyle ilgili değildir ve parçanın sonuna getirilemez. Doğru cevap C seçeneğidir.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “-ın/-in” eki farklı görevde (işlevde) kullanılmıştır?
- A) Yolcuların beşi trene yetişemedi.
- B) Bu kolay sorular, yılların sorularıdır.
- C) Zavallı kediciğin ayağı kırılmıştı.
- D) Bugün yine gözlerin kanlanmış. ✓
- E) Gelenlerin hepsi tanıdıktı.
A, B, C ve E seçeneklerinde '-ın/-in' eki tamlayan eki görevindedir. D seçeneğindeki 'gözlerin' sözcüğünde ise '-in' ikinci tekil kişi iyelik ekidir.
9. • Karantina, bulaşıcı hastalığa yakalananların tecrit edilmesi anlamına gelen ve İtalyanca kökenli olan bir terimdir. • Osmanlı sınırları içerisindeki ilk resmi karantina uygulaması, II. Mahmut saltanatında 1831 yılında yaşanan kolera salgınıyla hayata geçirilmiştir. • Avrupa kıtası genelinde ise karantina yöntemine ilk olarak 14. yüzyılda tüm bölgeyi etkisi altına alan veba salgınlarında başvurulmuştur. Bu üç cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
- A) Bulaşıcı hastalığa yakalananların tecrit edilmesi anlamına gelen karantinayı Avrupa ülkeleri 14. yüzyıldaki veba salgınıyla tanırken Osmanlılar bu yöntemi ilk kez II. Mahmut Dönemi'nde, 1831'deki kolera salgınıyla uygulamaya koymuştur.
- B) Karantina, bulaşıcı hastalığa yakalananların tecrit edilmesi anlamına gelen İtalyanca kökenli bir kelime olup Avrupa'da ilk kez veba salgınında, Osmanlıda ise II. Mahmut Dönemi'ndeki kolera salgınında uygulanmaya başlanmıştır.
- C) İtalyancada bulaşıcı hastalığa yakalananların tecrit edilmesi anlamına gelen karantinayı Avrupa ülkeleri tüm kıtayı sarsan veba salgınları sırasında kullanırken Osmanlı Devleti'ndeki ilk resmi karantina uygulaması II. Mahmut Dönemi'nde, 1831 yılındaki büyük kolera salgınında gerçekleşmiştir.
- D) Avrupa devletlerinin 14. yüzyılda tüm kıtayı sarsan veba salgınları esnasında hayata geçirdiği İtalyanca bir tedbir olan karantinayı Osmanlı Devleti ilk defa II. Mahmut saltanatında, 1831 kolera salgınında denemiştir.
- E) İtalyancada bulaşıcı hastalığa yakalananların tecrit edilmesi anlamına gelen karantinayı Osmanlı Devleti ilk kez II. Mahmut Dönemi'nde, 1831'deki büyük kolera salgını sırasında; Avrupa ülkeleri ise 14. yüzyılda kıtayı kasıp kavuran veba salgınları sırasında uygulamıştır. ✓
E seçeneğinde, üç öncülde verilen tüm bilgiler (karantinanın İtalyancadaki tecrit anlamı, Avrupa'daki 14. yüzyıl veba salgını uygulaması ve Osmanlı'daki II. Mahmut dönemi 1831 kolera salgını uygulaması) eksiksiz, çelişkisiz ve anlamca tam bir biçimde birleştirilmiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme sıfat göreviyle kullanılmıştır?
- A) İrili ufaklı taşları cebimize doldurur, dereye atardık çocukluğumuzda. ✓
- B) Şair “Yağmur eğri eğri düşer toprağa” derken ne düşünüyordu acaba?
- C) Zaman zaman sahafları dolaşır, ne var ne yok bakarım.
- D) Onun kılık kıyafeti her zaman düzgün ve temiz olurdu.
- E) Eyvah eyvah, çocuğumu kaybettim, diye ağlıyordu kadın.
A seçeneğinde “irili ufaklı” ikilemesi “taşlar” adını niteleyerek sıfat görevinde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ikilemeler farklı görevlerdedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
11. Öykülerinde kırılgan, tutkulu, marazi, yarım kalmış aşkların yanı sıra sıradan insanların dokunaklı ve olağan dışı yaşamlarını anlatan yazar, kişilerini teknik anlamda nasıl ele alırsa alsın, ele aldığı bu kişilerin yaşamsal bütünlüğünü mutlaka verir. İnsanı herkesten gizlemeye çalıştığı sevgi açlığı, kontrolsüz içgüdüleri, korkuları, hırsları ile ortaya koyan yazar, onun otoriteye olan bağımlılığını, tutkularının kölesi oluşunu, yanılgılarını, saplantılarını, açmazlarını kimi zaman duygusal kimi zaman mizahi bir bakış açısıyla işler. Öykülerinde geleneksel “faydalı eğlence ve gerçekçi estetik” ilkelerine bağlı olan yazarın dilinin yalınlığı ve anlatıcılarının içtenliği, anlatılarını sohbet havasına sokmaktadır. Okuyucuyla bir şeyler paylaşmak ve onlara bir şeyler anlatmak ihtiyacında olan anlatıcılarının birçoğu olayların içinde tanık olarak yer alır. Öykülerinde sohbet üslubunun içtenliği ve yalınlığı temelinde, irdelediği izleğin yapısına uygun olarak şiirselliği, ironiyi ve mizahı kaynaştırarak kendine özgü bir üslup sergiler. Bu parçada söz edilen yazarla ilgili aşağıdakilerin hangisi _söylenemez_?
- A) İnsanın içinde bulunduğu zor durumu anlatırken gülmeceden yararlanır.
- B) Çoğunlukla gösterişten uzak ve samimi bir anlatımı tercih eder.
- C) Öykülerinde anlatıcı ile okuyucu arasında doğrudan bir iletişim kurmaya çalışır.
- D) Metin türleri arasındaki sınırları kaldırarak şiir, sohbet, öykü gibi türleri iç içe sunar.
- E) Kahramanlarını görünürdeki özelliklerinin ötesinde ele alarak işler. ✓
Parçada yazarın üslubunda şiirselliği, ironiyi ve mizahı öykü içinde 'kaynaştırdığı' belirtilmiştir ancak 'metin türleri arasındaki sınırları tamamen kaldırıp şiir, sohbet ve öykü gibi bağımsız türleri iç içe/karışık sunduğuna' dair bir iddia yer almamaktadır; yazar sadece öykü türünde bu ahenk unsurlarını kullanmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
12. Bugün uluslararası arenada adından övgüyle söz ettiren genç piyanist Arda, erken yaşta kazandığı büyük başarılarla klasik müzik dünyasının en saygın figürleri arasında yer alıyor. Müzisyen bir aileden gelen Arda'nın hayat hikâyesi incelendiğinde, bu zirve yürüyüşünün ardında olağanüstü bir disiplin, kararlılık ve çok yönlü gelişim çabasının yattığı görülüyor. Kariyerinin her evresinde kendini geliştirmek için farklı alanlardan beslenen sanatçı, adeta ömrünü bu sanata adamıştır. Parmak kaslarını güçlendirmek ve esneklik kazanmak için childluğunda uzun yıllar jimnastik eğitimi alan Arda, zihinsel odaklanma ve stratejik düşünme becerisini artırmak amacıyla profesyonel düzeyde satranç oynamıştır. Bunun yanı sıra sahne duruşunu ve beden dilini mükemmelleştirmek için tiyatro dersleri almış, müzikteki ritim ve matematiksel oranları daha iyi kavramak için ise ileri matematik kurslarına katılmıştır. Gelişimin sınır tanımadığını herkese gösteren Arda, bu sayede dünya çapında ödüllere imza atmıştır; oysa onunla aynı dönemde yola çıkan pek çok doğuştan yetenekli piyanist, bu disiplinli ve çok yönlü çalışmayı göstermediği için onun ulaştığı seviyenin kıyısına bile yaklaşamamıştır. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Sanatın herhangi bir dalıyla erken yaşta buluşan bir bireyin o alanda dünya çapında bir başarı yakalaması kaçınılmazdır.
- B) Bir sanatçının zirveye çıkmasında, çevresindeki insanların ve ailesinin maddi imkânlarının payı her şeyden önemlidir.
- C) Farklı bilim dallarıyla ilgilenen insanların sanatsal duyarlılığa daha yatkın olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
- D) Üstün bir yeteneğe sahip olmak, disiplinli, planlı ve çok yönlü bir çalışma süreciyle desteklenmedikçe tek başına başarıyı getirmez. ✓
- E) Ailelerin çocuklarını kendi mesleki hırsları doğrultusunda yönlendirmesi, çocukların kişisel özgürlük alanlarını kısıtlayan bir hatadır.
Metinde Arda'nın başarısının sadece yetenekle değil; jimnastik, satranç, tiyatro ve matematik gibi çok farklı alanlarda gösterdiği disiplinli ve kararlı çalışmalarla elde edildiği belirtilmiş; bu çalışmaları yapmayan diğer yeteneklilerin onun ulaştığı doruklara ulaşamadığı vurgulanmıştır. Bu durum D seçeneğinde tam olarak ifade edilmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Kimi daha da iyi söylenebilecek basmakalıp fikirleri piyesleştirdiğinden dem vurdu.
- B) Bu konuda ısrarlı davranan kişi sen değil miydin?
- C) Bu halk çocuğunun sağduyusu, temiz bir yüreği, yiğitliği ve hepsiyle beraber saflığı vardır.
- D) Heyetimiz aleyhine çala kalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu. ✓
- E) Sanatta yetkinlik, üstün bir çalışma ve kabiliyet de ancak kişilik kumaşında gerçek sanata elverişli desenler bulunan yetenekli kalemlerde görülebilir.
B seçeneğindeki 'çala kalem' sözcüğü, zarf fiil ekiyle kurulmuş kalıplaşmış bir birleşik sözcük olduğu için TDK kurallarına göre birleşik yazılmalıdır ('çalakalem'). Doğru cevap D seçeneğidir.
14. Ayvalık İskelesi’nden çıkınca yolun her iki yanındaki dükkanlar selamlar sizi. Yamru yumru taşlarla, çukurlarla dolu olan bu yol sizi kasabanın meydanına ulaştırır. Kasabanın belki en eski, fakat tarihi özelliklerini yitirmemiş evleri buradadır. O dönemin ölçülerine göre dar sayılmayan sokaklardan bugün ancak bir taşıt geçebilir. Kışın bozacılar, yazın dondurmacılar geçer tarih kokan sokaklardan bağıra bağıra. Evlerin arka tarafında bahçelerin demir parmaklıklarını saran hanımellerinin kokusu sizi alır başka dünyalara götürür. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Farklı duyulardan yararlanılmıştır.
- B) İkilemelere yer verilmiştir.
- C) Betimlemeye başvurulmuştur.
- D) Birinci kişili anlatımla oluşturulmuştur. ✓
- E) İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmıştır.
Parçada anlatım gözlemci bakış açısıyla, nesnel ve genel bir üslupla, üçüncü kişi ağzından ('ulaştırır', 'buradadır', 'götürür') yapılmıştır. Anlatıcı kendi eylemlerinden ('gittim', 'gördüm') bahsetmediği için birinci kişili anlatım kullanılmamıştır. Doğru cevap D seçeneğidir.
15. Bazıları, yani herkes değil. Herkesin çoğunluğu bile değil ama azınlığı. Oraları hiç sayma, orada zorunlu. Ve şairlerin kendileri... Olsa olsa her bin kişiden biri. Bu dizelerde zamir türünde kaç farklı sözcük vardır?
- A) 7 ✓
- B) 5
- C) 8
- D) 4
- E) 6
Dizelerde “bazıları, herkes, çoğunluğu, azınlığı, oraları, kendileri, biri” sözcükleri zamir görevinde kullanılmıştır. Bu nedenle zamir türünde yedi farklı sözcük vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.
16. Kitap okumanın en güzel yanlarından biri, olayların akışına hemen _dahil olmaktır_ (I). _Kimi zaman da_ (II) gerçekleşmesini hayal ettiğiniz bir evrenin tam merkezindesinizdir. Kimi zaman da adeta zaman _makinesinin_ (III) içine _süzülüvermiş_ (IV) gibi karakterin yanı başında bitiverip, onunla birlikte soluk alırsınız. Her olayın gözlerinizin önünde cereyan etmesi ne büyük bir büyü! Bu durum, romanın ne kadar _konuk sever_ (V) bir yapısı olduğunu kanıtlamaz mı? Bu parçadaki altı çizili sözlerden hangisinin yazımı _yanlıştır_?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
- E) V ✓
V numaralı 'konuk sever' sözcüğünün yazımı yanlıştır. Türkçede '-sever' sıfat-fiil ekiyle kurulan birleşik kelimeler (vatansever, kitapsever, sanatsever vb.) her zaman bitişik yazılır. Dolayısıyla bu kelimenin 'konuksever' şeklinde yazılması gerekirdi. Doğru cevap E seçeneğidir.
17. Toplum tarafından dışlanmış, kenara itilmiş karakterleri merkezine aldığı ve kendi kişisel dünyasından derin izler taşıyan yapıtlarında yönetmenin dili: 'Sinemada, edebiyatın o derin yapısından beslenen bir şeyler üretmeye gayret ettim. Tiyatrodan da fazlasıyla ilham aldım. Gençliğimde çok fazla sahne eseri okudum. Tiyatronun hikayeyi diyaloglar vasıtasıyla ve sınırlı mekanlarda anlatma gücünü çok sevdim.' sözleriyle örtüşmektedir. Dijital kamerayla çektiği, karşılıklı konuşmalara dayanan, tek mekanda geçen ve ağır akan filmlerinin final sahnesinde izleyiciyi derin bir düşünmeye davet ederek geleneksel sinema kalıplarının dışına çıkmaktadır. Bu parçadan yönetmenin filmleriyle ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- A) Çok sayıda oyuncudan oluşan kadrolarla dar alanlarda geçen karmaşık olayları işlediğine
- B) Olay örgüsünü yalnızca tek boyutlu kahramanların yüzeysel konuşmalarının sürüklediğine
- C) Toplumsal kabul ve kuralların dışında kalan, ötekileştirilmiş insanlara hikayelerinde yer verdiğine ✓
- D) Tamamen eylem odaklı, dinamik ve klasik sinema diliyle çekilmiş bir tarza sahip olduğuna
- E) Anlatıda teknolojik efektlerle bezenmiş tek bir mekanı sürekli ön planda tuttuğuna
Parçanın girişinde yönetmenin 'toplum tarafından ötekileştirilmiş/dışlanmış karakterlere yer verdiği' belirtilmiştir. Bu durum C seçeneğindeki 'toplumsal normların/kabulün dışında kalan karakterlere yer verilmesi' ifadesiyle tam olarak örtüşür. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
18. Düşüncelere elbette … gerekir; ne var ki bu, keşfettiğimiz her düşünceyi … kendi doğrularımızdan vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
- A) saygı göstermek – doğru kabul edip ✓
- B) temkinli yaklaşmak – benimsemeden
- C) olumlu yaklaşmak – herkesle paylaşarak
- D) önem vermek – hiç kimseye önermeyip
- E) ilgi duymak – iyice irdeleyip
Cümlede düşünce özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği fakat her yeni düşünceyi körü körüne 'doğru kabul edip' kendi inançlarımızdan vazgeçmememiz gerektiği belirtilmiştir. Anlam akışına en uygun kelimeler D seçeneğinde verilmiştir. Doğru cevap A seçeneğidir.
19. Son yıllarda sağlıklı yaşam trendleri ve doğal beslenme arayışıyla birlikte bağışıklık sistemimizi diri tutmak en çok önem verdiğimiz konulardan biri hâline geldi. Mevsim geçişlerinde hastalanmak istemeyen pek çok insan, bitkisel destek ürünlerine büyük ilgi gösteriyor. Aktar raflarında daha önce adını pek duymadığımız şifalı bitkiler boy göstermeye başladı. Bu popüler bitkilerden biri de 'altın kök' (rhodiola rosea). Altın kök, özellikle Sibirya'nın soğuk dağlık bölgelerinde ve Kuzey Asya adalarında doğal olarak yetişen bir bitki türüdür. Dayanıklı ve odunsu gövdesi nedeniyle kurutulmuş olarak veya çay formunda tüketilen altın kök, bir otsu çalıdan elde edilmektedir. Ülkemizde henüz ticari üretimi bulunmayan bu bitki, sunduğu yüksek pazar potansiyeliyle tarım sektörü için oldukça dikkat çekici bir nitelik taşımaktadır. Ziraat uzmanları, altın kök yetiştiriciliğine ilk başlayacak yerli çiftçilerin bu yatırımdan çok kazançlı çıkacağını belirtiyor. Gerek toz hâli gerekse uçucu yağı doğal bir savunma mekanizması olarak görülen ve stresi azalttığı bilinen bu bitkinin kilogram fiyatı ise kalitesine göre 1500 ile 1800 TL arasında değişmektedir. Bu parçada altın kök bitkisi ile ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine _değinilmemiştir_?
- A) Doğal tedavi ve destek ürünü olarak tercih edildiğine
- B) Ülkemizde ticari üretimine yakın zamanda başlandığına ✓
- C) Piyasa ve pazar değerinin oldukça yüksek olduğuna
- D) Toz ve yağ gibi farklı şekillerde tüketilebildiğine
- E) Vücudun direncini ve savunmasını artırıcı faydaları bulunduğuna
Metinde altın kök bitkisi hakkında pek çok bilgiye yer verilmiş, pazar değerinin yüksekliği, toz/yağ formları ve sağlık faydaları anlatılmıştır. Ancak parçada açıkça 'Ülkemizde henüz ticari üretimi bulunmayan...' denilerek yurt içinde üretilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle B seçeneğine değinilmemiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
20. Gazeteci: Ben lisedeyken bütün klasikleri okudum, onları tekrar okumama gerek yok diyen romancıya sen klasik olamazsın, roman yazmayı bırak diye neden kızdınız? Romancı: Ben klasik bir eserin çocuklukta, gençlikte ve yaşlılıkta olmak üzere en az üç kere titizlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Gazeteci: Peki, siz böyle mi yaptınız? Romancı: Bunu ilk iki aşamada eksik yaptım, şimdi kendimi anne sütünü yeterince emmemiş bir çocuk gibi güçsüz hissediyorum. Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogda konuşan romancının sanat görüşüyle örtüştüğü söylenebilir?
- A) Sanatsal açıdan çok yönlü olmayan birinin kalem tıkanması yaşayacağını bilmesi gerekir.
- B) Klasik eserlerin sınırları ve çağları aşan bir gizi vardır, onu hissetmeyen sanatçı olamaz.
- C) Sanata gönül veren birinin yerli klasiklerin bahçesinden evrensel klasiklerin ovasına doğru giden bir yolu olmalıdır.
- D) Klasikleri anlamak çok zordur, onların kapıları kilitlidir ve onların anahtarı ancak çok okuyana verilir.
- E) Klasik bir eser, okuyucuyu her yaşta besleyen bir vitamindir ve okuyucunun her çağına söyleyebilecek bir sözü vardır. ✓
Diyalogdaki romancı, klasik eserlerin hayatın farklı dönemlerinde (çocukluk, gençlik, yaşlılık) tekrar tekrar okunarak zihni beslemesi gerektiğini savunmakta ve bunu hayati bir besin olan 'anne sütüne' benzetmektedir. Bu durum E seçeneğindeki 'Klasik eserin okuru her yaşta besleyen bir vitamin olduğu ve her döneme hitap ettiği' görüşüyle tam olarak örtüşür.