menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Altın Test 50

Altın Test 50

Soru 1 / 20

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?

    • A) Hafta sonu Ankara ilinde düzenlenecek olan seminere katılacağım.
    • B) Ülkemizin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı, her yıl çok sayıda turist çeker.
    • C) Dünyadaki pek çok önemli gelişme Orta çağ döneminde gerçekleşmiştir.
    • D) Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan son sözlüğü hemen satın aldım.
    • E) Sokakta bulduğumuz Pamuk, kısa sürede evimizin neşesi oldu.

    C seçeneğinde yer alan "Orta çağ" ifadesi yanlış yazılmıştır. TDK kuralına göre tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlamalıdır, yani doğrusu "Orta Çağ" şeklinde olmalıdır. Diğer seçeneklerdeki büyük ve küçük harf kullanımları (il kelimesinin küçük yazılması, dağ, kurum ve hayvan isimlerinin büyük harfle başlaması) tamamen doğrudur.

  2. 2. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir söyleyiş vardır?

    • A) Bir çiçekle yaz olmaz.
    • B) Çok konuşan çok yanılır.
    • C) Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.
    • D) Bugünün işini yarına bırakma.
    • E) Dost ile ye, iç; alışveriş etme.

    B, C, D ve E seçeneklerindeki atasözleri tamamen gerçek anlamlarıyla kurulmuştur. A seçeneğindeki 'Bir çiçekle yaz olmaz' atasözü ise mecazi bir anlatıma sahiptir; küçük bir belirti veya tek bir kişinin çabasıyla büyük ve kapsamlı bir işin gerçekleştirilemeyeceğini anlatır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  3. 3. Döktüğü yaşları kurutmuş mudur? Kendini aldatıp avutmuş mudur? Sözünü tutmuş mu, unutmuş mudur? Şimdi başkasına meyli var mı ki? Yukarıdaki dörtlükte geçen sözcüklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?

    • A) Ünsüz benzeşmesine bir örnek vardır.
    • B) Bir sözcükte ünsüz düşmesi olmuştur.
    • C) Büyük ünlü uyumunu bozan sözcük yoktur.
    • D) Ulama yalnızca bir dizede görülmektedir.
    • E) Küçük ünlü uyumuna aykırı bir sözcük vardır.

    Dörtlükte; 'döktüğü' (dök-dük) kelimesinde ünsüz benzeşmesi vardır (A doğru). Kelimelerin hiçbirinde büyük ünlü uyumunu bozan bir özellik yoktur (C doğru). Sadece ikinci dizedeki 'aldatıp avutmuş' (p -> a) kelimeleri arasında ulama vardır (D doğru). 'Avutmuş' kelimesinde ilk hecedeki düz ünlüden sonra yuvarlak ünlü geldiği için küçük ünlü uyumuna aykırılık vardır (E doğru). Ancak dörtlükte ünsüz düşmesine uğramış bir sözcük yoktur (B söylenemez, 'meyli' kelimesinde ünlü düşmesi vardır). Doğru cevap B seçeneğidir.

  4. 4. Yayıncılık Türkiye’de çok gelişen bir sektör, bir kere bunu teslim etmek lazım. Her geçen gün daha da ilerliyor. Ben 80’li yılları bir okur olarak hatırlıyorum, 90’lı yılların başında da bir dergi yayımcısı olarak piyasanın içine girip içeriden görme imkânını bulmuştum. 90’lı yıllarla 2000’li yılları ve bugünkü durumu kıyasladığım zaman çok büyük bir gelişme var. Gelişmeden neyi anlıyoruz? Kitap basım adetlerinin çoğalmasını ve kitap başlıklarının çoğalmasını anlıyoruz. Mesela 90’lı yıllarda sekiz dokuz bin farklı başlıkta kitap yayımlanıyorken günümüzde bu altmış bin civarında farklı başlığa çıkmış durumda. Bu tabii ki de önemli bir sayı. Genç bir nüfus var, özellikle kitap okuru dediğimiz insanların büyük bir bölümü okula giden gençlerden oluşuyor. Ortaokul, lise ve özellikle üniversite öğrencileri potansiyel olarak en çok okuyan kesimler. Okur gittikçe artıyor; sorunlar yok mu, var tabii. Ben hep seksenli yıllara göre iyileştiğini söylüyorum ama gerçekten ulaşılması gereken seviye bu mu tartışılır. Bir de nitelik, nicelik sorunu var. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmiştir?

    • A) Yayıncılık sektörünün artık elektronik ortama geçtiğine
    • B) Yayıncılığın zaman içerisinde kendini geliştirdiğine
    • C) Gençlerin e-dergi ve e-kitaplara yönelim gösterdiğine
    • D) Yetişkinlerin kitaplara yeteri kadar ilgi göstermediğine
    • E) Kitaplarda niceliksel artışa karşılık niteliksel bir artış olmadığına

    Parçada Türkiye’de yayıncılığın 80’lerden bugüne geliştiği, kitap sayısı ve başlıkların arttığı anlatılır. Bu nedenle yayıncılığın zaman içinde kendini geliştirdiğine değinilmiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  5. 5. Örtük anlam dendiğinde, lisanın sınırları içinde inşa edilen yeni bir lisan akla gelir. Türkçede ifadenin olanaklarını zenginleştiren ve örtük anlamı doğuran ögelerden biri de kelimelerin duygu değeri, yani çağrışımsal yönüdür. Duygu değeri; bir göstergeye bağlı olarak bireyin zihninde beliren öznel hisler ve tasarımlar olarak tanımlanır. Kelimenin temel sözlük anlamı gibi net ve herkesçe kabul edilen tek bir karşılığı göstermez. İfadenin kullanıldığı döneme ve şartlara göre esneklik gösterebilir. Dilimizde duygu değeri; ana dil eğitiminde, şiirsel metinlerin çözümlenmesinde, gençlerin soyut ve kreatif düşünme yetilerinin güçlendirilmesinde stratejik bir öneme sahiptir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine _ulaşılamaz_?

    • A) Bir kelimenin çağrışımsal boyutuyla kazandığı yeni anlamlar kişiye özeldir.
    • B) Duygu değerinin zihinde uyanabilmesi için somut veya soyut bir göstergenin bulunması şarttır.
    • C) Çağrışımlar, eğitim sisteminde soyut düşünceyi pratikleştirmek için sıkça başvurulan temel bir yöntemdir.
    • D) Kelimelerin çağrışımları, kesin sınırları olmayan hisler ve imgeler yoluyla zihinsel etki yaratır.
    • E) Sözcüklerin duygu değeri, dilin sahip olduğu anlam alanlarını genişleterek zenginleştirir.

    Parçada çağrışımların (duygu değerinin) öğrencilerin soyut ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesinde önemli olduğu belirtilmiştir. Ancak bunun eğitim sisteminde 'sıkça başvurulan' veya 'sıkça kullanılan' bir yöntem olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu ifade metnin sınırlarını aşan bir genellemedir. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  6. 6. Önceki sanat akımını kötülemek, yeni bir sanat çizgisi oluşturmanın ilk koşulu olarak görülüyor. Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?

    • A) Sanatta her yeni hareketin, eskiyi karalamakla başlayacağı sanılıyor.
    • B) Sanat dünyasına yeni atılanlar, hemen farklı bir şeyler ortaya koymaları gerektiğini düşünüyor.
    • C) Yeni bir sanat anlayışıyla yapıt vermenin yolu, geçmiştekileri anlamaktan geçer.
    • D) Her bir sanat hareketi, eskisinin yeni bir şekle bürünmesinden başka bir şey değildir.
    • E) Geçmişin sanat anlayışını yok etmeden, özgün bir sanat ortamı oluşturulamaz.

    Cümlede, yeni bir sanat çizgisi oluşturmak için önceki akımı kötülemenin ilk koşul gibi görüldüğü anlatılmaktadır. Bu anlam A seçeneğinde 'eskiyi karalamakla başlamak' biçiminde verilmiştir.

  7. 7. Peyami Safa, bir yazısında şöyle diyordu: “Cihan Harbi’nde Alman ordularının Fransa’yı işgale başladığı devrenin talihsiz başvekili Reynaud, şu beyanatta bulunmuş: ‘Düşman ilerliyor, Paris ve vatan tehlikededir. Yalnız, size verilebilecek bir müjdem var: Pascal’ın, Moliere’in, Racine’in ve bütün Fransız büyüklerinin eserleri muhafaza altındadır.’ Fransız başvekilin sözü, onu anlamayanlara bir ümitsizlik hezeyanı gibi görünebilir. Fakat Fransa’yı kurtaran bu müjdedir.” Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Savaşlar, insanlık tarihinde her zaman kapanmaz yaralar açmıştır.
    • B) Tarihî eserlerin, aslına uygun olarak korunması ulusların en önemli ödevlerindendir.
    • C) Sanat, insanların arasında barışı sağlayan, onları birbirine yaklaştıran en önemli ögedir.
    • D) Bir savaşta tarihî eserleri korumak, ülkeyi korumak kadar önemlidir.
    • E) Milletler, hangi medeniyete ait olursa olsun tarihî eserlere saygı göstermek zorundadır.

    Parçada savaş sırasında büyük sanatçıların eserlerinin korunması, ülkenin varlığıyla eş değer görülmektedir. Bu nedenle tarihî ve kültürel eserleri korumanın ülkeyi korumak kadar önemli olduğu vurgulanır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  8. 8. Dar ve yeşillikler içindeki bir yolda ilerliyorum (I) Yorgunum, uykusuzum ve biraz da heyecanlıyım (II) Gökyüzündeki ayın parlaklığından başka hiçbir ışık yok etrafta (III) Tam o sırada zihnimden bir film şeridi gibi geçiyor geride bıraktığım güzel anılar (IV) Beşiktaş sahili, çocukluk evimiz ve okul bahçesi (V) Bu parçada numaralanmış yerlerden hangisine diğerlerinden farklı bir noktalama işareti getirilmelidir?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    I, II, III ve V numaralı yerler cümleleri veya benzer tamlamaları sonlandırdığı/ayırdığı için nokta (.) veya virgül (,) gibi işaretler almalıdır (Beşiktaş sahili, çocukluk evimiz... örnek sıralandığından V numaralı yere nokta veya üç nokta getirilmelidir). IV numaralı yere ise geride bırakılan üç mekana dair açıklama ve örnek verileceği için 'iki nokta' (:) işareti konulmalıdır. Dolayısıyla IV numaralı yer farklıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde vurgulu olan kelime yanlış gösterilmiştir?

    • A) _Sen miydin_ dün beni telefonla arayan?
    • B) Aylardır aradığım kitabı _mahalle arasındaki bir kitapçıda_ buldum.
    • C) _Biz de_ az önce bu konuyu görüşmüştük.
    • D) O arkadaşınla en son _ne zaman_ görüştün?
    • E) Başarıya ulaşmak için derslerine _planlı_ çalışmalısın.

    C seçeneğindeki 'Biz de az önce bu konuyu görüşmüştük' cümlesinde yüklem 'görüşmüştük'tür. Vurgulanan sözcük ise yüklemden hemen önce gelen 'bu konuyu' belirtili nesnesi olmalıdır. Cümlede ise vurgunun 'Biz de' ifadesinde olduğu gösterilerek yanlışlık yapılmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  10. 10. “İsim ve yardımcı fiille oluşturulan birleşik fiillerde, ses düşmesi veya ses türemesi oluyorsa fiil bitişik yazılır.” Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yardımcı eylemle oluşturulan fiilde ses türemesi veya düşmesi _olmamıştır_?

    • A) Acılara sabretmek kolay değildir.
    • B) Bunlar başına gelince ona neden yardım etmedin?
    • C) Bize yetiştirmek için işlerini hemen halletmiş.
    • D) Emrah, tüm kanıtlara rağmen bu iddiayı reddetti.
    • E) İnsafa gelen baba, çocuğunu yine affetti.

    A'da 'sabretmek' (sabır + etmek - ünlü düşmesi), C'de 'halletmiş' (hal + etmek - ünsüz türemesi), D'de 'reddetti' (ret + etmek - ünsüz türemesi ve yumuşama), E'de 'affetti' (af + etmek - ünsüz türemesi) birleşik fiillerinde ses olayları olduğu için bitişik yazılmışlardır. B seçeneğindeki 'yardım etmedin' birleşik fiilinde ise herhangi bir ses düşmesi veya türemesi gerçekleşmediği için ayrı yazılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?

    • A) Mantarlar âleminin üyesi olan küf mantarları, çıplak gözle görmenin çok zor olduğu hif adındaki kök benzeri yapılarıyla hızlıca büyüyerek ekmeği içeriden kuşatırlar.
    • B) Amerika Birleşik Devletleri'nde 2016'da uygulamaya konulan yiyecek ve içeceklerin ne kadar şeker içerdiğine dair etiket bulundurma uygulaması sayesinde, kardiyovasküler hastalık ve diyabet vakası sayısının bir milyon azaldığı tahmin ediliyor.
    • C) Toyota'nın Japonya'da sıfırdan inşa etmeyi planladığı akıllı şehirde evlerden sokaklara, trafikten kullanılan cihazlara her şey yeni teknolojilerle donatılacak.
    • D) Doğru kullanılan bir evet, başkalarına hizmet etmenize, bir fark yaratmanıza, başarılı bir şekilde işbirliği yapmanıza ve etkinizi artırmanıza olanak tanır.
    • E) Gırtlaktaki kıkırdak dokunun sertleşerek esnekliğini kaybetmesi, sesimizin de gücünü ve yükseklik düzeyini kaybetmesine neden olur.

    D seçeneğindeki 'işbirliği' kelimesi TDK kılavuzuna göre 'iş birliği' şeklinde ayrı yazılmalıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  12. 12. – Yazınımız nice Yahya Kemaller, Ahmet Haşimler yetiştirecektir. – Dağlar kadar derdim var, hangi birini anlatayım size? – Bayramda amcamlara gitsek çok makbule geçecek. – Mustafa Beyler henüz daireye gelmediler. Verilen örneklerde “-ler/lar” çokluk eki sözcüğe aşağıdaki anlamlardan hangisini katmamıştır?

    • A) Saygı
    • B) Abartma
    • C) Yaklaşıklık
    • D) Benzerleri
    • E) Aile

    Örneklerde -ler eki benzerlik, abartma, aile ve saygı anlamlarıyla kullanılmıştır. Yaklaşıklık anlamı yoktur. Yeni sıralamada doğru cevap C seçeneğidir.

  13. 13. (I) Sultan Abdülmecid Dönemi’nde, sahne sanatlarına ve tiyatroya yönelik teşviklerin arttığı açıkça görülmektedir. (II) Sultan Abdülmecid, tiyatro hamisi olmasının yanı sıra bizzat oyun yazarlığı denemeleriyle de bilinmektedir. (III) Bu yıllarda yerli sanatçıların yetişmesi için destekler sunulmuş, saray tiyatrosu topluluğu kurulmuş ve yabancı oyunlar tercüme edilmeye başlanmıştır. (IV) Ülkemizin modern anlamdaki ilk dramatik kütüphanesi de saray bünyesinde oluşturulmuştur. (V) Bu çerçevede tiyatro, geç dönem Osmanlı saray yaşantısının vazgeçilmez bir ögesi haline gelmiştir. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını _bozmaktadır_?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    Parçanın genelinde Sultan Abdülmecid dönemindeki tiyatro sanatına yönelik kurumsal/toplumsal destekler, saray tiyatrosu ve kütüphaneler gibi kurumsal gelişmeler anlatılmaktadır (I, III, IV, V). Ancak II. cümlede Abdülmecid'in kendi bireysel sanatsal uğraşlarına ve oyun yazarlığı denemelerine geçilerek konunun odağından sapılmış, düşüncenin akışı bozulmuştur. Dolayısıyla doğru cevap B seçeneğidir.

  14. 14. Yıllar önce kaybettiğimiz dostumuzu, ormandaki derin vadilerden gürleyerek akan ve dağların eteklerinde sessiz bir nehir gibi süzülen suyun kenarındaki ahşap kulübede aradık. Bu cümlenin yer tamlayıcısında (dolaylı tümlecinde) aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?

    • A) İsim-fiil
    • B) Sıfat-fiil
    • C) Edat
    • D) Bağlaç
    • E) Zarf-fiil

    Cümlenin yer tamlayıcısı 'ormandaki derin vadilerden gürleyerek akan ve dağların eteklerinde sessiz bir nehir gibi süzülen suyun kenarındaki ahşap kulübede' bölümüdür. Bu grupta zarf-fiil ('gürleyerek'), sıfat-fiil ('akan, süzülen'), bağlaç ('ve') ve edat ('gibi') yer almaktadır. Ancak yer tamlayıcısında isim-fiil eki almış herhangi bir kelime yoktur. Doğru cevap A seçeneğidir.

  15. 15. Öğretmenim bana: “Kütüphanemdeki bilimle ilgili tüm kitapları okudum.” dedi. Bu cümlede kullanılan (-m) ekleri kaç değişik işlevde kullanılmıştır?

    • A) 1
    • B) 2
    • C) 3
    • D) 4
    • E) 5

    Cümledeki '-m' ekleri üç farklı işlevdedir: 'Öğretmenim' sözcüğünde iyelik eki, 'kütüphanemdeki' sözcüğünde iyelik ekiyle birlikte bulunma eki içinde kişi ilgisi, 'okudum' sözcüğünde ise birinci tekil kişi ekidir. Bu yüzden farklı işlev sayısı 3'tür.

  16. 16. İyi bir başlangıç ve iyi bir son, yazmakta olduğunuz metnin genel karakteristik özelliğini yansıtacaktır. Bunu ben misafirliğe benzetiyorum. Misafiri karşılamada ve uğurlamada ne kadar titiz olunursa o ikisi arasındaki süreçte oluşabilecek aksaklıklar bir nebze görmezden gelinecektir. Ama misafiri karşılarkenki huzursuzluk ya da yolcu etmedeki aceleci tavırlar ve çeşitli aksaklıklar, bir çuval inciri berbat edecektir. Bu yüzden bir metin oluştururken yazarın belki de en yoğun çalışması gereken bölümlerdir giriş ve sonuç bölümleri. Tabii bunlarda çok özenli davranıp gelişmeyi basite indirgemek de büyük bir yanılgı olacaktır. Zira gelişme, sonuca giderken eşlik eden bölümdür. Onun da yabana atılmaması gerekir. Başlama ve bitirmenin sıkıntılı sürecini aşmanın da elbette bir yolu var. O da devamlı yazmaktan geçiyor. Şu an ismini anımsayamadığım ve anımsayamadığım için de kendisinden affımı istediğim usta yazarlarımızdan birisinin önerisine kulak vermemiz gerekli diye düşünüyorum. Zira kendisi her gün yazmak gerekliliğini savunmuştur. Bu öneriyi ben bizzat uygulamaktayım. Ve ciddi manada olumlu etkilerini gördüğümü de sizlere belirtmek isterim. Bu parçadan, I. Yazmak, her aşaması titizlik gerektiren bir süreçtir. II. Yeteneğiniz yoksa yazma talimi yapmanın size kazandıracağı pek bir şey yoktur. III. Bir okurun zihninde, okuduğu yazıdan en çok artakalan şey, nasıl başlandığı ve nasıl sonlandırıldığıdır. yargılarından hangileri _çıkarılamaz_?

    • A) Yalnız I.
    • B) Yalnız II.
    • C) Yalnız III.
    • D) I ve II.
    • E) II ve III.

    Parçada iyi bir başlangıç ve sonun önemli olduğu, yazının her bölümünün özen istediği anlatılır. Yeteneği olmayanın çalışmasının işe yaramayacağı söylenmez. Doğru cevap B seçeneğidir.

  17. 17. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ek eylem iki göreviyle birlikte kullanılmıştır?

    • A) Boşluklar bırakılmasaydı eğer Utanılacak bir şey değildir ağlamak
    • B) Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü
    • C) Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu Gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu
    • D) Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık, bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
    • E) Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

    A seçeneğinde “bırakılmasaydı” fiili ek eylemle birleşik çekimli yapılmıştır; “değildir” ise isim soylu sözcüğü yüklem yapar. Ek eylem iki göreviyle de kullanılmıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  18. 18. Bir romanın yüzlerce sayfa boyunca yapamadığını, bazen birkaç sayfalık bir öykü gerçekleştirir. Yaşanan bir anla, kesitle ya da can alıcı tek bir cümleyle bir görüntüyü, sesi, insanı birden içinizde hissedersiniz; o güne dek anlayamadığınız bir insanlık durumunu içiniz sızlayarak sezersiniz. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

    • A) Öykü yazmak romana göre daha zordur.
    • B) Öyküde insanların iç dünyaları daha ayrıntılı olarak verilir.
    • C) Öykünün romana göre daha yoğun ve etkileyici bir anlatımı vardır.
    • D) Roman yazmak, belli bir birikim ve deneyim gerektirir.
    • E) Öyküyü romanın kısası olarak değerlendirmek doğru değildir.

    Parçada, bir romanın yüzlerce sayfada uyandıramadığı etkiyi bir öykünün bazen tek bir cümle veya kesitle yapabildiği, okuyucuya insanlık hallerini derinlemesine hissettirdiği belirtilmiştir. Bu da öykünün romana göre daha yoğun, özlü ve etkileyici bir anlatım gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  19. 19. “Yüreğine ulaşamadığınız birinin aklına seslenmeniz faydasızdır.” cümlesine anlamca en yakın yargı hangisidir?

    • A) Merhametten uzak insanların toplum tarafından sevilmesi zordur.
    • B) İnsanlar, sözle değil davranışlarıyla rol model olurlar.
    • C) En kötü iltifat en iyi eleştiriden daha çok etkilidir.
    • D) Nasihat sözle değil, tavırla olur.
    • E) Sizi sevmeyen birinin sizden öğreneceği hiçbir şey yoktur.

    Cümlede birini etkilemek ya da ona bir şey öğretmek için önce duygusal bağ kurulması gerektiği anlatılır. E seçeneğinde de sevilmeyen birinden öğrenmenin zor olduğu vurgulanmıştır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  20. 20. Sevdiğiniz bir edebi eseri, yıllar geçtikten sonra tekrar okuma deneyimini yaşadınız mı? Ben bu yolculuğu defalarca yaptım; hatta yirmili, otuzlu ve ellili yaşlarımda dönüp dönüp yeniden okuduğum başucu kitaplarım var. Farklı yaş dönemlerimde karşıma çıkan o sayfalar, bana adeta yepyeni şeyler fısıldıyordu. Örneğin ilk gençliğimde sıkıcı bulduğum bir romanın psikolojik tahlillerine, yıllar sonra hayran kaldığımı fark ettim. İlk okuyuşumda sadece karakterlerin arasındaki aşk hikayesine odaklanırken, sonraki okumalarımda eserin arka planındaki sosyolojik ayrıntılar, mimari zevkler ve aydınların ruhsal sancıları dikkatimi çekti. En nihayetinde ise yazarın dünyaya hangi pencerelerden baktığını anlamaya çalışarak okudum. Kitap aynı kitaptı lakin ben eski ben değildim. Aşağıdakilerden hangisi parçada anlatılan düşünceyi destekler niteliktedir?

    • A) Sanat eseri bir aynadır, arada bir üzerindeki buharı silmezsen onda kendini göremezsin.
    • B) Kitap okumak, bir aşktır; aşkın sürdürülebilir olması ise bilginin sürekliliğine bağlıdır.
    • C) Kitapları olduğu gibi anlayamayız, onları ancak olduğumuz kadar anlayabiliriz.
    • D) Kitaba gül bahçesine girer gibi girmeliyiz, onda diken de gül de bir arada bulunur.
    • E) Bir kitabı tam olarak anlayabilmek için altını çizdiklerimizin üstünü de çizebilmeliyiz.

    Yazar, aynı kitabı farklı yaşlarda (20, 30, 50 yaş) okuduğunda eserden aldığı tatların ve dikkat ettiği unsurların tamamen değiştiğini anlatmıştır. Bunun nedeni, insanın zamanla birikim kazanması ve olgunlaşmasıdır. C seçeneğindeki 'Kitapları olduğu gibi anlayamayız, onları ancak olduğumuz kadar anlayabiliriz' yargısı, okurun kendi zihinsel ve ruhsal düzeyi (yaşı, tecrübesi) oranında eseri anlamlandırabileceğini savunarak parçanın ana fikrini tam olarak destekler. Doğru cevap A seçeneğidir.