Altın Test 9
Altın Test 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliğinden kaynaklanmaktadır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliğinden kaynaklanmaktadır?
- A) Hiçbir zaman şikayet etmedi, elindeki imkanlarla mutlu olmaya çalıştı. ✓
- B) Kitaplarını çantasına yerleştirip okumak üzere kütüphaneye gitti.
- C) Arkadaşının sözlerine değer verir, her konuda destek olurdu.
- D) TYT sınavına giren adaylar kapıda belgelerini gösterdiler.
- E) Sağlıklı ve genç olmayan adayların başvurularını reddetmişlerdi.
A seçeneğinde yer alan sıralı cümlede 'Hiçbir zaman' olumsuz zarf tümleci birinci cümlenin yüklemi olan 'şikayet etmedi' ile uyumludur. Ancak bu ortak zarf tümleci ikinci cümlenin olumlu yüklemi 'çalıştı' ile uyum sağlayamaz. İkinci cümlenin başına olumlu bir zarf tümleci olan 'her zaman' veya 'daima' getirilmelidir. Zarf tümleci eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. Doğru cevap A seçeneğidir.
2. Yahya Kemal bir tutarlılıktır, şiirsel maya bakımından soylu bir Türk şairidir. Daha doğrusu bir Osmanlı şairidir. Osmanlılığı; dilinden, vezninden, tarzından gelmez. Şiirleri, Osmanlı kavramının bütün özelliklerini, niteliklerini taşır. Bütün ömrü boyunca bir kültür yokluğunun, ulusun kendi yaratıp geliştirdiği, salt kendi değerlerine dayanan bir kültürün yokluğunun azabını duyar, sıkıntısını çeker. Bu parçadan Yahya Kemal Beyatlı’yla ilgili aşağıdakilerden hangisine _ulaşılamaz_?
- A) Eserlerinin Osmanlılığı yansıttığına
- B) Kültürel dayanaklara önem verdiğine
- C) Modernlikten uzak durduğuna ✓
- D) Türk kültüründen beslendiğine
- E) Belirli bir çizgisinin olduğuna
Parçada Yahya Kemal’in Osmanlılığı yansıttığı, kültürel dayanaklara önem verdiği ve belirli bir çizgisi olduğu anlatılır. Modernlikten uzak durduğuna dair açık bir bilgi yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.
3. Sonsuzluğun eşiğinde Bir rüyadır görmekteyim Yeşil, taze bir beşikte Zamanı düşlemekteyim Bu dizelerde dil hangi işlevde kullanılmıştır?
- A) Şiirsel işlevde ✓
- B) Dil ötesi işlevde
- C) Göndergesel işlevde
- D) Kanalı kontrol işlevinde
- E) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
Verilen dizeler ölçülü, kafiyeli ve çağrışımsal (estetik) bir anlatıma sahiptir. İletinin doğrudan estetik bir zevk uyandırmak ve çağrışım yaratmak amacıyla şiir biçiminde düzenlendiği durumlarda dil, 'şiirsel (sanatsal) işlevde' kullanılmış olur. Doğru cevap A seçeneğidir.
4. Muhabir: (I) ---- Yazar: — Bu sorunun cevabını okurlarıma veya eleştirmenlere bırakmayı tercih ederim. Zira bugüne kadar pek çok eser kaleme almış bir yazar olarak kendi ürettiğim değerleri kendimin övmesi ya da tarif etmesi pek sağlıklı olmaz. Ancak yazarken hissettiğim o yaratım heyecanını ve cümlelerin zihnimde nasıl kendiliğinden filizlendiğini anlatabilirim. Muhabir: (II) ---- Yazar: — Benim için en büyük ödül, kelimelerle baş başa kalıp üretme sürecinin kendisinden aldığım içsel hazdır. Kitapların ne kadar sattığı, popülerliği ya da kaç kişinin beni alkışladığı tamamen ikincil detaylardır. Eserlerim hiç basılmayacak olsa dahi aynı tutkuyla yazmaya devam ederdim. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
- A) I. Edebi kimliğinizi ve yazarlığınızı nasıl tanımlarsınız? II. Sizi yazmaya teşvik eden ve bu yoldaki motivasyonunuzu sağlayan temel faktör nedir? ✓
- B) I. Kitaplarınızın yazım aşamasında uyguladığınız tekniklerden bahseder misiniz? II. Okuyucu kitlesinin beklentileri bir yazarın üslubunu ne ölçüde şekillendirmelidir?
- C) I. Son eserinizde işlediğiniz temaların toplumsal karşılığı nedir? II. Yazarlık kariyerinizde dönüm noktası olarak kabul ettiğiniz bir an var mı?
- D) I. Günümüz edebiyat dünyasındaki yerinizi nasıl görüyorsunuz? II. Sanatçıların popüler kültürün getirdiği şöhretle baş etme yöntemleri neler olmalıdır?
- E) I. İyi bir kurmaca yapıt oluşturmanın altın kuralları sizce nelerdir? II. Yazarlık heyecanını canlı tutmak adına genç kalemlere neler tavsiye edersiniz?
Yazarın I. cevabında 'kendisini ve kitaplarını kendisinin tarif etmesinin/tanımlamasının cılız kalacağını' belirtmesi 'Edebi kimliğinizi nasıl tanımlarsınız?' sorusuna doğrudan karşılıktır. II. cevabında ise 'yazma eyleminin kendisinden doyum sağladığını, satış ve ünü önemsemediğini' söylemesi kendisini yazmaya motive eden 'temel faktörün ne olduğu' sorusuna en net cevaptır. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.
5. Özellikle büyük kentlerde yaşayanların günlük hayatlarının stresi, kişileri düzenli egzersiz yapmaktan alıkoyuyor (I). Oysa Dünya Sağlık Örgütü (II), kalp rahatsızlığı riskini azaltmak, diyabet ve kanser gibi kıronik (III) hastalıkların tedavisine destek olmak hem de bu hastalıklardan korunmak için egzersizin (IV) tedavi edici etkilerinin bulunduğuna işaret ediyorlar. Gerçekten de sürpriz (V) ölümlerin yahut erken yaşta başlayan sağlık sorunlarının önüne geçmenin... Bu parçadaki numaralanmış sözlerin hangisinde _yazım yanlışı vardır_?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
- E) V
III numaralı 'kıronik' kelimesinin yazımı yanlıştır; yabancı kökenli bu sözcüğün doğrusu 'kronik' şeklinde (ı harfi olmadan) yazılmalıdır. Diğer kelimelerin yazımları tamamen doğrudur. Doğru cevap C seçeneğidir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisi biçimce olumlu olduğu hâlde anlamca olumsuzdur?
- A) Bu konuda ne seni ne de diğer arkadaşlarını destekliyor. ✓
- B) Yeni açılan kütüphanenin zengin bir kitap arşivi yok değil.
- C) Dün akşamki konser için bilet bulamadık.
- D) Bu saatten sonra oraya gitmenin hiçbir faydası olmaz.
- E) Olayları onun penceresinden görmek oldukça zordur.
A seçeneğindeki 'ne seni ne de diğer arkadaşlarını destekliyor' cümlesinde yüklem olumlu bir biçimde çekimlenmiştir ('destekliyor'). Ancak 'ne... ne...' bağlacı cümleye 'desteklemiyor' anlamı kattığı için cümle anlamca olumsuzdur. Doğru cevap A seçeneğidir.
7. Aşağıdaki atasözleri yapıları yönünden (basit, birleşik, sıralı, bağlı) ikişerli eşleştirildiğinde hangisi dışta kalır?
- A) Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
- B) Gülü seven dikenine katlanır.
- C) Sakla samanı, gelir zamanı.
- D) Rüzgâr eken fırtına biçer.
- E) Komşu komşunun külüne muhtaçtır. ✓
A ve C seçeneklerindeki atasözleri birden fazla yüklem barındıran 'sıralı' cümlelerdir. B ve D seçeneklerindeki atasözleri ise içlerinde sıfat-fiil ('seven', 'eken') barındırdıkları için 'girişik birleşik' cümlelerdir. E seçeneğindeki atasözünde ise tek bir yüklem vardır ve fiilimsi bulunmadığı için 'basit' yapılıdır. Eşleştirme dışında kalan E seçeneğidir. Doğru cevap E seçeneğidir.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Spor alanında ise önce futbol, ardından voleybol antrenörlüğü yaptı.
- B) Yaşam öyküsü kaleme almanın oldukça güç bir iş olduğu anlatılıyor.
- C) Sonra vazonun durduğu yere doğru yürür, vazodaki solmuş kasımpatıları alıp uşağa fırlatır.
- D) Kasımpatı çiçeğinin doğal olarak yetişen türlerinin ana vatanı Anadolu'dur.
- E) Tavşan kanı çayı ince belli cam bardağa boşalttı. ✓
A seçeneğindeki 'tavşan kanı' rengi nitelemek üzere mecaz olarak kalıplaştığı için TDK sözlüğünde birleşik yazılmalıdır ('tavşankanı'). Doğru cevap E seçeneğidir.
9. (I) Mavi yolculukta tekneler gidilen yere göre açıkta ya da rüzgar almayan güzel bir koyda demirliyor. (II) Koyda tekneler genelde çam ağaçlarına bağlanabiliyor. (III) Birbirinden güzel yemekler teknelerin deneyimli aşçıları tarafından hazırlanıyor. (IV) Bu yemeklerde denizden yeni çıkmış karagöz, kefal, çipura gibi ürünleri yemeye ne dersiniz? (V) Mavi yolculuk süresince ıssız, sessiz koylarda dinlenme, yüzme ve balık tutmanın tadına varıyorsunuz. Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _yanlıştır_?
- A) V.cümlede belgisiz zamire yer verilmiştir. ✓
- B) III. cümlede birden fazla niteleme sıfat vardır.
- C) II.cümlede, tekil ve çoğul isimlere yer verilmiştir.
- D) IV. cümlede soru anlamı zamirle sağlanmıştır.
- E) I. cümlede, ilgeç ve bağlaç türünde sözcükler vardır.
V. cümlede ('Mavi yolculuk süresince...') herhangi bir belgisiz zamir kullanılmamıştır. Diğer seçeneklerdeki bilgiler doğrudur: I. cümlede 'göre' edat, 'ya da' bağlaçtır; II. cümlede 'koy' tekil, 'tekneler' çoğuldur; III. cümlede 'güzel' ve 'deneyimli' sıfattır; IV. cümlede 'ne' soru zamiridir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) Bazılarımızın yaşadığı acılar günden güne öylesine arttı ki zamanla bu acılar da karmaşık bir hâl aldı.
- B) Bu kurnaz dilenci böylece insiyatifi göstermelik de olsa eline alıp sağa sola emirler vermeye başladı. ✓
- C) Her uygarlıkta ve dilde ödünç kelime almak doğal, hatta kaçınılmaz olduğu hâlde, bir dilin öbüründen gramer kuralı alması oldukça tuhaf bir durumdur.
- D) İttihat ve Terakki hareketiyle başlayan “yukarıdan aşağı” reform kalıbı, kitle desteği olmayan seçkinci ideolojilere niceliksel gücünün ötesinde bir etkililik kazandırabiliyordu.
- E) O sıralar Hâkimiyet-i Millîye'de yayımlanan bir yazıda ise halk arasında yerleşmiş kelimelerin kaynağına bakılmaksızın Türkçe sayılacağı söyleniyordu.
C seçeneğindeki 'insiyatifi' kelimesinin doğru yazılışı TDK kılavuzuna göre 'inisiyatifi' şeklindedir (ikinci hecede 'i' harfi bulunmalıdır). Doğru cevap B seçeneğidir.
11. İşaret zamirleri bir adın yerine geçebildiği gibi bazen bütün bir cümlenin de yerini tutabilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde buna uygun bir kullanım vardır?
- A) Konunun burasında size daha önce anlattığım bir hususu hatırlatayım.
- B) Çok değerliydi, dedi ve bunu herkese birkaç kere haykırdı âdeta. ✓
- C) Onu şuraya bırakıp işinize devam etmenizi öneriyorum size.
- D) Sözü sık kullanmak onun değerini düşürmekten başka bir işe yaramıyor.
- E) Bugün buraya çok değerli misafirlerin geleceğini kim söyledi?
B seçeneğinde “bunu” sözcüğü yalnızca bir adı değil, önce söylenen “Çok değerliydi.” cümlesinin tamamını karşılar. Bu nedenle işaret zamirinin cümle yerine kullanımına örnektir.
12. Güneş balonu, bildiğimiz oyuncak balonlar gibi havayla şişiriliyor. Ancak bu balonlar bir tür güneş paneli gibi tasarlanmıştır ve güneş ışınlarını toplamaya yarar. Işınların balonun tam merkezindeki “güneş gözesi”ne ulaşmasıyla elektrik üretilir. Güneş gözesi, yüzeyine gelen güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren yarı iletken maddelere verilen addır. Normal güneş panellerinde ışığı odaklamak için alüminyum ya da camdan yararlanılırken güneş balonları ısıya dayanıklı plastikten yapılır. Üstelik daha hafif, daha ucuz ve daha verimli olabilirler. Çok güçlü rüzgârlar gibi olumsuz hava koşullarına da dayanıklıdırlar. Bu balonları geliştiren firma, gelecek yıl 10.000 güneş balonundan oluşan bir elektrik üretim çiftliği kurmayı planlamaktadır. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Bilgi verme amacıyla kaleme alınmış bir metindir.
- B) Terim anlamda kullanılmış birden çok sözcük vardır.
- C) Kullanılan sözcüklerin çağrışım evreni oldukça zengindir. ✓
- D) Sayısal ifadeye yer verilmiştir.
- E) Karşılaştırma ve tanımlama yapılmıştır.
Parça bilgi vermek amacıyla yazılmıştır; terimler, sayısal veri, tanımlama ve karşılaştırma içerir. Ancak sözcüklerin çağrışım gücüne dayalı sanatlı bir anlatım yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.
13. Dilimize Batı dillerinden giren “poetika” sözcüğü “şiir sanatı” yahut “şiir üzerine teoriler” anlamına gelmektedir. Kelimeyi ilk olarak Aristo kullanmış ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Fransızca’da bu sözcüğe bütün güzel sanatlarla ilgili olarak “güzellik felsefesi” anlamına gelen “estetik” kavramına yakın bir anlam verilmişse de bugün poetika, sadece şiir alanında kullanılan bir terimdir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi _yoktur_?
- A) Öğreticiliği esas alma
- B) Açıklayıcı bir yol izleme
- C) Tanımsal nitelikli cümlelere yer verme
- D) Sözcükleri temel anlamlarıyla kullanma
- E) Düşünceyi inandırıcı kılmak için alıntı yapma ✓
Parçada 'poetika' terimi hakkında nesnel, öğretici ve açıklayıcı bilgiler verilmiş, tanım cümleleri kullanılmıştır. Ancak anlatılanları daha inandırıcı kılmak amacıyla bir uzmanın veya kaynağın sözünü birebir aktarma (alıntı yapma) yoluna gidilmemiştir. Doğru cevap E seçeneğidir.
14. Bazı kişiler iyilik yapıyor gibi görünür; fakat bunu karşılık bekleyerek yapar. Bu düşünceyi en iyi karşılayan atasözü hangisidir?
- A) Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
- B) İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
- C) El öpmekle ağız aşınmaz.
- D) Ağzına bir zeytin verir, altına tulum tutar. ✓
- E) Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.
“Ağzına bir zeytin verir, altına tulum tutar.” sözü küçük bir iyilik yapıp karşılığında daha büyük bir çıkar bekleyen kişileri anlatır. Parçadaki düşünceyle en iyi örtüşen atasözü budur. Doğru cevap D seçeneğidir.
15. Türkçenin öğretilmesinde yazım, söyleyiş, okuma bakımından birtakım eksiklerin, ihmalin olduğunu; yapılan sınavlarda, okuduğumuz kitaplarda, gazetelerin köşe yazılarında görebiliyoruz. Kelimelere anlam yüklemesi yapılıyor, böylece dilin söz varlığı daralıyor. Öte yandan dinlediğimiz haber, kültür, sanat programlarında, televizyonlardaki tartışmalarda Türkçenin ses ve yapı özelliklerine yeterince dikkat edilmediğine, söz varlığının sınırlı kaldığına tanık oluyoruz. - - - Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre, I. Cümleyi tamamlamadan başa dönenleri, “yaniler” ile yeni cümleler kurmaya çalışanları gördükçe, kelimelerin ses özelliklerine, hecelerdeki vurgulamalara dikkat etmeden konuşanları dinledikçe karamsarlığa kapılıyoruz. II. Türkçe kullanımındaki bu özensizliğin kamuoyunda hiç yankı bulamadığını üzülerek görüyoruz. III. Kimi zaman bir şiir gibi konuşan konuşmacılar yüreğimize bir ferahlık veriyor. yargılarından hangileri getirilebilir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) Yalnız III.
- D) I ve II. ✓
- E) II ve III.
Parçada Türkçenin kullanımındaki özensizlikten söz edilmektedir. I. ve II. yargılar bu olumsuz akışı sürdürür; III. yargı ise olumlu bir örnek sunduğu için parçanın akışına uymaz. Doğru cevap D seçeneğidir.
16. Ahmet Hamdi Tanpınar, modern Türk edebiyatını derinden etkilemiş, hem Doğu düşüncesini hem de Batılı düşünceyi yakından tanımış, her ikisinin ortaya koyduğu kültürel birikimden nasibini fazlasıyla almış nevi şahsına münhasır (kendine mahsus) bir sanatçı ve entelektüeldir. Verdiği edebî ürünlere yansıyan özgün tarzının ötesinde, Tanpınar’ı nevi şahsına münhasır kılan özelliği, felsefi ve sanatsal düşüncesini, ilgisini Batılı modernleşmenin bir sonucu olan gelenek ve modernlik arasındaki gerilimin, bireyin dünyasında doğurduğu huzursuzluğa yoğunlaştırmış olmasıdır. Tanpınar; şairliğinin, edebiyat tarihçiliğinin ve tenkitçiliğinin yanı sıra, esasen Türk edebiyatında romanlarıyla iz bırakmıştır. Tanpınar’ın romanları incelendiğinde onun kapsayıcı ve nitelikli bir tarihsel altyapıya dayanan derin bir bakış açısına sahip olduğu görülmektedir. Tanpınar, Türk toplumunun özellikle Tanzimat’tan itibaren yaşadığı büyük dönüşümü “medeniyet değiştirme” olarak kavramsallaştırmış, bu dönüşümü gerek romanlarında gerekse düzyazılarında kendisinin inandığı “devam ederek değişmek/değişerek devam etmek” düşüncesinin ışığında incelemiştir. Böylece Tanpınar hem bir romancı hem de bir düşünür kimliğiyle, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Batılı modernleşmenin ironik bir eleştirisini yapmıştır. Bu parçadan Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilgili aşağıdakilerin hangisine _ulaşılamaz_?
- A) Romanlarında tarihî olayları derin bir bilgi birikimiyle ele almıştır. ✓
- B) Eserlerinde sosyal değişimlerin bireye etkisi üzerinde durmuştur.
- C) Batılılaşma konusunda fikirlerini edebî eserlerine yansıtmıştır.
- D) Birçok türde eser vermiş fakat romanlarıyla ön plana çıkmıştır.
- E) Eserlerinde Batılı modernleşmeyi incelerken alaycı bir tavır takınmıştır.
Parçada Tanpınar'ın romanlarının 'kapsayıcı ve nitelikli bir tarihsel altyapıya (arka plana) dayandığı' belirtilmiştir lakin romanlarında 'tarihî olayları (savaşlar, antlaşmalar vb.) derinlemesine anlattığı/işlediği'ne dair bir çıkarım yapılamaz; o sadece sosyal ve kültürel medeniyet değişimini bu arka planla işlemiştir. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir.
17. Edebiyat dünyamızda tiyatronun çağdaş bir seviyeye ulaşması adına öne sürülen en yaygın çözüm önerisi geleneksel formlara geri dönmektir. Halk tiyatrosunun köklerine inerek bu ritüellerin modern sahne teknikleriyle harmanlanması savunulur. Ancak gözden kaçan asıl husus, bu gelenekleri içselleştirmiş kuşağın gün geçtikçe azalmakta olduğudur. Sahici bir tiyatro dilinin inşası, taklitçi kalıplarla değil ancak o kültürü bütünüyle kavramış bir zihinle mümkündür. Haldun Taner'in veciz ifadesiyle: 'Dışarıdan alınan akıl ancak kapıya kadar rehberlik eder. İçselleştirilen, mayalanan akıl ise tüm ömre yayılır.' Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisine _ulaşılabilir_?
- A) Tiyatro, yabancı modelleri taklit etmekten vazgeçip yerel motiflere yönelirse özgünleşir.
- B) Çağdaş sahne sanatlarının sanatsal değer kazanması için mutlaka geçmişin izlerini taşıması gerekir.
- C) Eski törenlerin sahnedeki işlevselliği kalmadığından, tiyatronun modern yaklaşımlara odaklanması şarttır.
- D) Türk tiyatrosunun yapısal gücü, sadece geleneksel anlatıların biçimsel taklidinde gizlidir.
- E) Milli tiyatronun inşası, geleneksel değerlerin yüzeysel taklidiyle değil derinlemesine kavranıp yeniden üretilmesiyle gerçekleşebilir. ✓
Metinde tiyatronun gelişimi için yerli kaynağa (geleneğe) yönelmenin sadece biçimsel/yüzeysel bir taklitle yapılamayacağı, bu değerlerin sahici biçimde zihne sinmesi (içselleştirilmesi) gerektiği savunulmaktadır. Bu durum E seçeneğindeki 'derinlemesine kavranıp yeniden üretilmesi' teziyle örtüşür. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kalın yazılan bölüm yüklem olarak _yanlış gösterilmiştir_?
- A) Sınavdaki soruların tamamını **çözmüştü**.
- B) Ağacın dalından süzülen yağmur damlasının **sesiydi**. ✓
- C) Onun en büyük hayali **iyi bir yazar olmaktı**.
- D) Bu davranışlar hepimizin **kulağına küpe olmalıdır**.
- E) Karşı komşunun çocukları dün **ortalığı ayağa kaldırdı**.
B seçeneğinde kalın yazılan 'sesiydi' sözcüğü tek başına yüklem olamaz. Çünkü 'Ağacın dalından süzülen yağmur damlasının sesi' ifadesi zincirleme isim tamlaması grubudur ve tamlamalar bölünemez. Yüklem, bu söz grubunun tamamıdır. Doğru cevap B seçeneğidir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) Karanlık olmasa aydınlığın, kötülük olmasa iyiliğin kıymeti bilinir miydi ya da yeterince anlamlı olur muydu acaba?
- B) Birçok yazar, eski sözdizimini, eski kelimelerle düşünüp yazıyor, sonra da moda olduğu için sözlükte yeni karşılıklar bulup bu eski kelimenin üstünü karalıyorlardı.
- C) İş gücü ihtiyacının daha fazla artması beklenen hizmet sektörlerinden perakende satış ve servis sektöründe %30'luk bir artış bekleniyor.
- D) Parmak izimizi oluşturan oluklu ve çıkıntılı deri dokusunun daha iyi tutma ve kavramaya yardımcı olma ile hassas dokunma hissine katkı sağladığı düşünülüyor.
- E) Sadece toplumsal olmakla kalmayıp uluslar arası ve evrensel de olan çağdaş şiirin önemi de bence buradadır işte. ✓
E seçeneğindeki 'uluslar arası' kelimesi sıfat yapısı birleşik kelime olduğu için 'uluslararası' şeklinde birleşik yazılmalıdır. Doğru cevap E seçeneğidir.
20. ----; bireyler arasında iletişimi kuran, kendine has kuralları bulunan ve sadece bu kurallar dahilinde gelişen, kökeni tarihin karanlık dönemlerine kadar uzanan seslerden kurulmuş canlı bir uzlaşma sistemidir. Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A) Dil ✓
- B) Kültür
- C) Gösterge
- D) İletişim
- E) Telaffuz
Boş bırakılan yerde tarifi yapılan kavram 'Dil'dir. Dil; insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, kendine özgü kuralları ve sistemi olan, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizemli seslerden örülü bir anlaşma aracıdır. Doğru cevap A seçeneğidir.