Paragraf Test 16
Paragraf Test 16
Hiçbir toplum tek boyutta yaşayamaz ve gelişemez. Şunu da unutmayalım ki ulusları kalıcı kılan, tarihe mal eden, sanat ve kültürleridir. Sadece bilimsel eğitime yönelmek, kişiyi tek kanatla uçmaya zorlamaktır. “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur.” diyen Atatürk’ün sözü bunu açıklamaya yeter. Bu parçada yazar, düşüncesini etkili kılmak için aşağıdaki yollardan hangisine başvurmuştur?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Hiçbir toplum tek boyutta yaşayamaz ve gelişemez. Şunu da unutmayalım ki ulusları kalıcı kılan, tarihe mal eden, sanat ve kültürleridir. Sadece bilimsel eğitime yönelmek, kişiyi tek kanatla uçmaya zorlamaktır. “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur.” diyen Atatürk’ün sözü bunu açıklamaya yeter. Bu parçada yazar, düşüncesini etkili kılmak için aşağıdaki yollardan hangisine başvurmuştur?
- A) Tanık göstermeye ✓
- B) Tanımlamaya
- C) Benzetmeye
- D) Karşılaştırmaya
Yazar, sanat ve kültürün önemine dair görüşünü desteklemek ve inandırıcı kılmak için Atatürk'ün bu konudaki ünlü sözünü paylaşarak 'tanık gösterme' yapmıştır.
2. Doğada her varlık kendi özelliklerini sergilemektedir. Edebiyat neden bunun dışında kalsın? Öykü yazdım, diyor bir yazar. Öyküsü yüz doksan sekiz sayfa. Kısa ölçekli bir roman sanki. Olay örgüsü de romandaki gibi: Çoklu olay silsilesi bir ana olay etrafında kurgulanmış. Kalabalık bir kişi kadrosu var, olayın akışı da yavaş. Yapıt, aynı zamanda geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Yazarımız niye, öykü yazdım, demiş ki? Bu parçada yazarın yapıtıyla ilgili olarak özellikle hangi tutumu eleştirilmektedir?
- A) Edebiyatla doğa arasındaki gizemli bağı görememesi
- B) Romana ait özelliklerle, öykü adı altında bir yapıt kaleme alması ✓
- C) Öykü kahramanlarının ayrıntılarıyla verilmesi
- D) Öyküsünde zamanı, başka öykülerden farklı olarak yavaş ilerletmesi
Yazarın, içerikte roman tekniklerini (şahıs kadrosu, zaman yayılımı vb.) kullanmasına rağmen eserini öykü olarak nitelendirmesi eleştirilmektedir.
3. Bazı öykücülerin serzenişte bulunduğunu duyuyorum: Öykülerimin sürprizler içermesi, okurla yazar arasındaki uyumu bozuyormuş. Şaka gibi geliyor insana. Sürpriz, dramatik yapıtın en önemli ve eğlendirici özelliklerinden birisidir. Benim öykücülüğümün en belirgin özelliklerinden birisi de sürprizler içermesidir. Bugüne dek hiçbir okurla uyumsuzluk yaşadığıma da şahit olmadım. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Tanımlama
- B) Örneklendirme
- C) Açıklama
- D) Tartışma ✓
Yazar, kendi öykücülüğüne getirilen 'sürprizlerin uyumu bozduğu' yönündeki eleştiriye karşı çıkarak kendi görüşünü savunmaktadır. Bu bir 'tartışma' anlatım biçimidir.
4. Şimdi ismini hatırlayamadığım bir şair de şiirinde söylüyordu şiir için; onun önemsediği, tahta bir kaşığa benzettiği şiirin sapını düz getirmekteydi marifet. Hikaye için de öyle değil mi durum? (I) Şiir zordur, tamam, peki hikaye çok mu kolay? (II) Ben hâlâ küçük insanları anlatmayı seviyorum. Çünkü onları çok iyi tanıyorum, çok iyi biliyorum. Bitmediler. (III) Ünlü bir yazar olmak, küçük insanlardan farklı bir konuma getirmiyor insanı. (IV) Bakış açısını, alçak gönüllü yaklaşımını da değiştirmiyor. Yakınlaşma, onları iyiden iyiye anlama, duygularına ve haklılıklarına ortak çıkma gücünüzü artırıyor. (V) Onların dünyaları renkli, onların dünyalarında hâlâ değişmeyen değerler var. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) II. ✓
- B) IV.
- C) I.
- D) III.
I. cümleye kadar şiir ve hikaye yazmanın zorlukları işlenirken, II. cümleden itibaren yazarın 'küçük insanları' anlatma tercihi ve bu konudaki tutumu üzerine yeni bir paragrafa geçilmelidir.
5. Yalın, açık ve etkileyici bir anlatıma sahip olan romancı, topluma dönük konuları anlatırken Fransız realistlerinin etkisinde kalmıştır. Sanatının ikinci bölümünde ise bireyin hem iç dünyasına hem de eğilimlerine yer vermilmiştir. Eserlerinde uzun ve yoğun cümlelerden kaçınmış, özgün benzetmelere yer vermiştir. Gençlik yıllarında yazdıkları ile bugünküler arasında açık bir anlayış değişikliği vardır. Sanat yaşamının olgunluk döneminde yaşayan yazar, geçmişimizin kültürel zenginliğini, kahramanlık dokusunu dile getirmiştir. Bu parçada sözü edilen sanatçı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Sanata bakışında zamanla farklılaşma olmuştur.
- B) Anlaşılır bir anlatımı vardır.
- C) Anlatımda farklı bir çizgi yakalamıştır.
- D) Bütün eserlerinde konuları güncel yaşamdan almıştır. ✓
Sanatçının olgunluk döneminde 'geçmişimizin kültürel zenginliğini ve kahramanlık dokusunu' işlediği belirtildiği için tüm konuların güncel olduğu söylenemez.
6. Önceden insanlar; mektuplarla bir dosta, bir yabancıya günün getirdiklerini, bir olayı, bir duyguyu iletebiliyordu. Üstelik bunu, bir sanat eserinden sorumlu olmak gibi kalemini dizginleyici bir yük altına girmeden yapabiliyordu. Bunun sonucu olarak da geçmişte mektuplar aracılığıyla, insanlar arasında sihirli bağlar kurulmuş, insandan insana mesajların ulaştırıldığı küçük mucizeler gerçekleşmişti. Bu mucizelerin kaynağı, işte bu sanat kaygısından uzak, doğal anlatımların olduğu mektuptur. Bu parçada mektupların özellikle hangi yönü üzerinde durulmaktadır?
- A) Diğer sanatsal türlerle alışverişinin devam ettiği
- B) Giderek unutulan bir tür olduğu
- C) Geçmişte iletişim adına daha etkili kullanıldığı
- D) İçten anlatımıyla insanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağladığı ✓
Mektupların sanat kaygısından uzak doğal yapısının insanlar arasında sıcak ve samimi bağlar kurulmasını sağladığı belirtilmektedir.
7. Eskiden Üsküdar’da daha çok, katipler otururdu. Katip, devlet dairelerinde çalışan memur sınıfının ismiydi. Üsküdar, her sabah devlet kapısından ekmeğini arayan bu kalabalığı erkenden İstanbul’a uğurlardı. Evlerde yalnız kalan kadınlar, gül sirkesi veya elma reçeli yapar; yaşlılar bir köşede miskin miskin otururdu. Öğleye doğru evler çekilmez olur; evdekiler, semaverini kapıp bahçedeki yorgun ağaçların altına koşardı. Ağaçların serin gölgesinde sıcacık çaylar eşliğinde akşama kadar sürecek bir sohbet başlardı. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A) Tanık göstermeye başvurulmuştur. ✓
- B) Olaylar oluş sırasına göre anlatılmıştır.
- C) Kişileştirme yapılmıştır.
- D) Tanımlamaya başvurulmuştur.
Metinde 'Katip nedir?' sorusuna cevap verilmiş (tanımlama), Üsküdar'ın uğurlaması ve ağaçların yorgunluğu ile kişileştirme yapılmış ve zaman akışı verilmiştir. Ancak herhangi bir kişinin sözüne yer verilmemiştir (tanık gösterme yoktur).
8. Ertesi sabah alçak bulutlar kurşunî gökyüzünde süzülürken yola çıktık. Baykuşlar için dikilen ağaçlardan oluşan bölgeye yöneldik. İri gagalı karganın boğuk çağrısını duyuyorduk. Meşe, karaağaç ve dişbudaklar arasında kıvrılan karlı patikada yürürken botlarımızın kütürtüsü sessizliği bozuyor. Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangilerinden yararlanılmıştır?
- A) İşitme-tatma
- B) Dokunma-tatma
- C) Görme-işitme ✓
- D) Koklama-görme
Bulutlar, ağaçlar, patika (görme); karganın çağrısı ve botların kütürtüsü (işitme) duyularına hitap eden ayrıntılar kullanılmıştır.
9. Sanatın ve edebiyatın çizgisi üzerinde yol alan öykü, geçen yüzyılın başlarında sıradan insanlar arasında filizlenmeye başlamıştır. Yine aynı ortamda gelişme dönemini tamamlamıştır. Zamanla akıcı bir dil, sarsılmaz bir yapı kazanarak yerini sağlamlaştırmıştır. Bu da öykünün etki alanını genişletmiştir. Böylece öykü, bütün insanlara seslenebilme olanağına kavuşmuştur. Bu parçada öykü ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kalıcı bir nitelik taşıdığı
- B) Anlaşılmasının zaman aldığı
- C) Nasıl bir gelişim gösterdiği ✓
- D) Hayatı nasıl yansıttığı
Parçada öykünün ortaya çıkışından itibaren geçirdiği aşamalar, kazandığı nitelikler ve yaygınlaşma süreci, yani gelişim aşamaları üzerinde durulmuştur.
10. (I) 1980’den sonra Türkçenin bir gerileme içine girdiği düşüncesindeyim. (II) Temelde öğretimde dil eğitiminin bir kenara bırakılması bizi ana dilini konuşamayan insanların ülkesi durumuna getirdi. (III) Bunun yanında yeni kuşak sanatçıların da bundan nasibini alması bizi ciddi bir dil yoksunluğuyla karşı karşıya bıraktı. (IV) Dil beğenisinin gelişmesi uzun bir süreç ister. (V) Dil bilinci ancak önemli yazarların özenle yazılmış yapıtları okunarak gelişir. (VI) Ben Sabahattin Eyüboğlu’nu, Nurullah Ataç’ı biraz da güzel Türkçe öğrenmek için okumuşumdur. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- A) V.
- B) IV. ✓
- C) III.
- D) II.
İlk üç cümlede Türkiye'deki dil gerilemesi ve nedenleri üzerinde durulurken, IV. cümleden itibaren dil beğenisinin nasıl gelişeceği konusuna geçilmiştir.
11. Herkes şiirde anlam arıyor. Oysa şiir sanatı insanlara bilgi kazandırmak için değil, onların yüreklerine seslenmek için vardır. Herkes doğayı anlamıyla değil, duygularına bakan yönüyle değerlendirir. Bir kuşun ötüşü, gecenin sessizliği, çiçeklerin kokusu bize bir şey öğretmez ama herkeste farklı duygular uyandırır. Şiir bundan farklı mı sanki? Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirde duygulara seslenebilmek için doğadan yararlanmak gerektiği
- B) Şiirde önemli olanın, bilgilendirmek değil, duygulandırmak olduğu ✓
- C) Her şiirin, okur tarafından şairin istediği gibi anlaşılamayacağı
- D) Şiirin, estetik kaygılar taşıması gereken bir yazınsal tür olduğu
Şiirin temel işlevinin bilgi vermek değil, okurun duygularına hitap etmek ve onda bir duygu uyandırmak olduğu vurgulanmıştır.
12. (I) Dilin belli bir topluluğun kişileri arasında bir anlaşma aracı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. (II) Onun eksiksiz bir anlaşma aracı olmaktan çok uzak kaldığı da aynı şekilde yadsınamaz. (III) Dilin sözcük sayısı ne kadar fazlaysa, dil o kadar iyi sağlar anlaşmayı. (IV) Nedenini biliyoruz, dil toplumsal bir varlık olmakla birlikte sözdür, bireyseldir. (V) Bunun sonucu olarak sözcükler somut anlamlarını dilde değil sözde, yer aldıkları özel bütün içinde kazanırlar. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) II.
- B) IV.
- C) I.
- D) III. ✓
Metin genelinde dilin toplumsal ve bireysel yönü ve anlaşma tam mükemmel olamayışı üzerinde durulurken, III. cümlede sözcük sayısının anlaşmayı kolaylaştıracağı gibi farklı bir teknik detaydan bahsedilmiştir.
13. (I) Erenköy Köprüsü’nden Bağdat Caddesi’ne inerken sağda solda geniş bahçeler vardır. (II) Bu bahçeler manolya ve çam ağaçlarıyla kaplıdır. (III) Bahçeye girince insan bir renk cennetine girmiş gibi olur. (IV) Giriş yolu boyunca yediveren gülleri, ortancalar, akşamsefaları insana gülümser. (V) Huzur ve sessizlik dolu bir görüntüdür bu. (VI) İnsan kentin boğucu havasından çıkmış, ağaçların dostluğuna kendini bırakmış gibi olur. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde insana ait özellikler doğaya aktarılmıştır?
- A) IV. ve VI. ✓
- B) I. ve II.
- C) II. ve III.
- D) II. ve IV.
IV. cümlede çiçeklerin 'gülümsemesi' ve VI. cümlede ağaçların 'dostluğu' ifadeleriyle insana özgü nitelikler doğadaki varlıklara aktarılmıştır (kişileştirme yapılmıştır).
14. Poe’nun önemli özelliklerinden biri öykülerindeki konu çeşitliliğidir. “Morg Sokağı Cinayeti”nde inanılmaz gibi görünen bir cinayetler toplamını mantıksal çözümlemeye yaslanarak kurgular. Bu eserinde yazarımız en küçük bir büyüye, mistik olana şans tanımaz. “Morella” adlı öyküsünde ise kahramanının ölen karısının ruhunun doğan kızında yaşadığını anlatmaktan çekinmez. “Hans Pfaall’ın Duyulmadık Serüveni” adlı öyküsünde ise Jules Verne’den yıllar önce aya yolculuğu anlatmıştır. Kısacası hangi konuyu arasanız bulursunuz Poe’da. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Örneklendirme ✓
- B) Öyküleme
- C) Betimleme
- D) Tanık gösterme
Yazar, Poe'nun konu çeşitliliğini kanıtlamak için onun farklı eserlerinden (Morg Sokağı Cinayeti, Morella vb.) bahsederek 'örneklendirme' yapmıştır.
15. Cemal Süreya’nın çalışmaları, kendisinden önceki sanatçıların yapıtları ile rahatça ve güvenle karşılaştırılabilir. Açıkçası o, önceki kuşak şairlerin dize kurma çabası, okuyucuya yaklaşabilme, ona seslenebilme yetisi gibi birçok yararlı özelliklerini benimsemiştir. Kendinden öncekileri yadsımayan, aksine, onlardan faydalanmayı bir sanat hâline getiren biridir o. Bu parçada Cemal Süreya ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Okuyucuyla diyaloğunun oldukça iyi olduğu
- B) Kendine özgü bir üslubunun bulunduğu
- C) Kendinden sonraki şairleri etkilediği
- D) Geçmiş sanat birikiminden ve sanatçılardan birçok yönden yararlandığı ✓
Cemal Süreya'nın gelenekten kopmadığı, aksine geçmişteki sanatçıların teknik ve yaklaşımlarından ustaca faydalandığı anlatılmaktadır.
16. Gerçek sanatçı kendine özgü bir deyişe, bir anlatıma, bir biçime ulaşmalıdır. Bu anlatım, bu deyiş değişmez olmalıdır. Sanatçılar uzun uzun kişiliklerini ararlar. Bu sürede yalpalar durur, şunun bunun etkisine kapılırlar. Sonunda kişilikleri meydana çıkar. Kendilerine özgü bir anlatıma, bir yapıya ulaşır, belirli bir hale gelirler. Söz gelişi bir Cahit Sıtkı, bir Fazıl Hüsnü böyle kişiliğini bulmuş, eserine damgasını basmış sanatçılardır. Onların bir şiirine bir yerde rastlasak… Bu parçanın sonuna aşağıdaki cümlelerin hangisi getirilmelidir?
- A) onun hangi şairin şiirine benzediğini hemen anlarız.
- B) başarılı bir şiirin nasıl olduğunu kolaylıkla anlarız.
- C) hemen etkilenir, şiirin büyülü dünyasına dalar gideriz.
- D) altındaki imzayı görmesek bile onun hangisine ait olduğunu rahatlıkla anlarız. ✓
Parçada sanatçının kendine özgü bir üslup yakalamasından ve esere damgasını vurmasından bahsedildiği için, son cümle de bu özgünlüğü pekiştiren D seçeneği olmalıdır.
17. Bir tür göçebe kelebek Monarch. On santim kadar genişliğe açılan, siyah çizgili, beyaz benekleri de olan turuncu renkli kanatları var. Monarchların Kanada’dan Meksika’ya yaptıkları binlerce kilometrelik yolculuk dillere destan. Yaklaşık 250 milyon civarında renk renk kelebek günde 100 kilometreye yakın yol alıyor. Yüzlerce, binlerce, milyonlarca göçmen kelebek sürüsü… Dünyada görebileceğiniz en güzel canlılardan biri… Meksika’daki Morelia kasabasına gidip hem bu muhteşem doğa olayına şahit olabilir hem de bu şirin mi şirin kasabada kafanızı dinleyebilirsiniz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- A) Eksiltili cümle
- B) Deyimler
- C) Birinci kişili anlatım ✓
- D) Yineleme
Renk renk (yineleme), 'kelebek sürüsü...' (eksiltili cümle) ve 'dillere destan' (deyim) vardır. Ancak yazar olayları III. şahıs ağzından anlatmaktadır (I. kişi yoktur).
18. Bir yazarın, yayımladığı romanının reklamında kendisinin boy göstermesini bir türlü anlayamıyorum. Halbuki gerçek bir yazın adamı, bir eserin reklamı en iyi biçimde yine eserin kendisinin yapacağını bilir. Bana öyle geliyor ki… Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- A) yayınevleri, genç yazarların yapıtlarının yayımlanmasına sıcak basmıyor
- B) yapıtın reklamında yer alan yazarlar, yapıtlarına yeterince güvenmiyor ✓
- C) birçok yazar, yapıtlarının reklama ihtiyacı olduğunu düşünüyor.
- D) yayınevlerince yazın yapıtlarının reklamına gereken önem verilmiyor
Yazarın reklama girmesini eleştiren paragraf, bu eylemin yapıta duyulan güvensizliğin bir göstergesi olduğu fikriyle tamamlanmalıdır.
19. Kasımpatı çiçeğinin doğal yetişen türlerinin anavatanı Anadolu’dur. Akdeniz kıtasına özgü yumrulu bir bitki olan kasımpatı; İspanya, Mısır, Tunus hariç bütün Akdeniz’de yetişir. Ancak hiçbir ülkede Türkiye’deki kadar çeşidi yoktur. Dünya üzerindeki yirmi türden on tanesi Türkiye’de doğal olarak yetişmektedir. Bunlardan altısı Türkiye dışında dünyanın hiçbir yerinde yetişmemektedir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Öyküleme
- B) Tartışma
- C) Açıklama ✓
- D) Betimleme
Metinde kasımpatı çiçeğinin yetiştiği yerler ve türleri hakkında nesnel, bilgilendirici veriler sunulduğu için 'açıklama' anlatım biçimi ağır basmaktadır.
20. Ortancalarla kaplı bir deniz kenti, ölümü hiç çağrıştırmıyor, biliyor musunuz? Yaşama, dünyeviliğe, doluluğa açılıyor durmaksızın bu kentin sokakları. Oysa kara kuru Anadolu kentlerinin hatırlattığı, en çok ölümdür. Ölümü çağrıştıran dekorları vardır onların. Fanilik rüzgârları eser sokaklarından. İnsanlar bu deniz kentlerine, bu ortanca denizlerine ölümü unutmaya ve yaşamaya mı gelirler? Ölüm, kendini unutturur mu buralarda? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
- A) Öyküleme
- B) Açıklama
- C) Karşılaştırma ✓
- D) Tartışma
Metinde 'deniz kentleri' ile 'kara kuru Anadolu kentleri', ölümü hatırlatıp hatırlatmamaları ve yaşam enerjileri bakımından karşılaştırılmıştır.
21. (I) Kitaptaki öykülerimden birini çok sevdiğim bir arkadaşıma okumuştum. (II) İki paragrafı dinledikten sonra, “Ne güzel şiir bu!” demişti. (III) Çünkü, o öyküleri yazarken elim arada şiire de gidiyordu. (IV) Şiirle öykü arasında ortak yönler olduğunu düşünüyorum. (V) Demek ki birkaç türde yazan insanlarda böyle bilinçsizce bir geçiş oluyor. (VI) Yazı da yaşam gibi çünkü; bir şey başka bir şeye her zaman bir yol bulup şekil değiştirebilir. (VII) Yaşamdaki bu özellik yazınsal türlerde de kendine yer bulduğundan türler arasında kesin çizgiler oluşturulamıyor. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
- A) II.
- B) IV. ✓
- C) III.
- D) V.
Metinde bir öykü üzerinden türler arası geçiş anlatılırken, IV. cümlede ortak yönlerin olduğunu düşünmek, akış arasındaki öznel neden-sonuç bağını zayıflatan genel bir düşüncedir.
22. Mektuplar, sanatçıyı ele veren ipuçlarıdır. Şiirlere, romanlara, herhangi bir esere yansımayan birçok düşünce ve ayrıntı, sanatçının özel mektuplarında gün ışığına çıkar. Sanatçılar mektuplarıyla yapıtları ve sanat anlayışları hakkında da bilgiler verirler. Onları kendi ağızlarından, en içten, en doğal duygularıyla tanıma şansını yakalar okuyucu. Bu da en çok edebiyat tarihçisinin işine yarar. Bir eseri yazarı kadar kim aydınlatabilir? Bu parçada mektupla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- A) Sanatçıların eserlerinde bulamadığımız birtakım bilgileri içerdiğine
- B) Yazarların ünlü olmasını sağladığı ✓
- C) Sanatçıların sanat anlayışlarıyla ilgili bilgiler verdiğine
- D) Yazarların yapmacıksız hallerini gözler önüne serdiğine
Mektupların sanatçıyı tanıma, eserlerini aydınlatma ve içtenlik gibi işlevleri anlatılmıştır ancak yazarların ünlenmesini sağladığına dair bir bilgi yoktur.
23. Sanatçı; öykü, roman, gezi, deneme, oyun, inceleme ve araştırma alanlarında eserler vermiştir. Gelenekten kopmadan, Batı’ya öykünen yeni yaşam biçimini anlatan yapıtlar ortaya koyarken doğadan, içinde bulunduğu çevreden, toprağından, insanlarından ve kendi yaşantısından esinler alan; duygularını yazılarında samimiyetle ortaya koyan bir dil ustasıdır. Eski düzyazı anlayışına bağlı kaldığı halde, hiç edebiyat yapmaya çalışmaz. Özgün kişiliği, gözlem gücü, okuyucuyla sıcak diyaloglar kurmadaki ustalığı ile önemli bir yer edinmiştir edebiyat dünyasında. Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Okurlarıyla içten bir iletişiminin olduğu
- B) Yapıtlarının Batılı nitelikler taşıdığı
- C) Yapıtlarında sanatlı anlatıma yer verdiği ✓
- D) Yapıtlarında, yaşananları yansıttığı
Parçada sanatçının 'hiç edebiyat yapmaya çalışmadığı' yani süslü ve sanatlı bir dilden kaçındığı belirtilmektedir; bu nedenle 'sanatlı anlatıma yer verdiği' söylenemez.
24. İster çok önemli bir dergide yayımlanacak bir deneme olsun ister öğretmene sunulacak bir ödev, bir yazıda aranan en basit ama en temel nitelik noktalamanın gereklerini yerine getirmiş olmaktır. Savunulan görüşlerin tutarlılığı, kullanılan sözcüklerin uygunluğu, gösterilen kaynakların doğruluğu, yaratılan imgelerin etkinliği de çok önemlidir kuşkusuz, ama daha sonra gelir. Önce noktalama işaretlerini uygun biçimde kullanmak, nokta gereken yere noktayı, virgül gereken yere virgülü koymak gerekir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?
- A) Noktalama işaretlerini doğru kullanmanın gerekliliğinden ✓
- B) Noktalama işaretlerinin anlatılan konuya göre değişiklik gösterebileceğinden
- C) Dergilerde yayımlanacak yazıların titizlikle hazırlanması gerektiğinden
- D) Noktalama işaretlerinin yanlış kullanılmasının cümlenin anlamını değiştireceğinden
Metinde bir yazının en temel ve öncelikli kuralının, diğer tüm sanatsal ve bilimsel değerlerden önce doğru noktalama kullanımı olduğu vurgulanmaktadır.
25. Yazınsal yapıtların özgürlüğünü, yazarın yaratım sürecinin sonlanması başlatır. Yapıt, yazarın elinden çıktı mı yazarının bile tahmin edemediği kişilere, kitlelere ulaşır. Aksi halde yazarın elinin altındadır ve her an yapıtın değiştirilmesi, ondan bazı bölümlerinin çıkarılması ya da ona bazı bölümlerin eklenmesi söz konusudur. Bunu iyi bildiğinden olsa gerek Blanchot, “Yazar, yapıtını bitirip bir başkasına başladığı anda o yapıt hürdür.” diyor. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
- A) Karşılaştırma
- B) Tartışma
- C) Tanık gösterme ✓
- D) Tanımlama
Yazar kendi görüşünü desteklemek amacıyla ünlü düşünür Blanchot'un tırnak içindeki sözüne başvurarak 'tanık gösterme' yapmıştır.