Sözcükte Anlam 5
Sözcükte Anlam 5
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “beslemek” kelimesi “yetiştirmek” anlamında kullanılmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “beslemek” kelimesi “yetiştirmek” anlamında kullanılmıştır?
- A) Evde, bahçede, işte kısaca yaşadığı her yerde çiçek besliyor. ✓
- B) Çoban, topladığı odunlarla ateşi besliyordu.
- C) Ona karşı güzel duygular besliyormuş.
- D) Birçok insan, onun fikirlerinden besleniyor.
A seçeneğinde 'çiçek beslemek', çiçek büyütmek, onlara bakmak ve onları yetiştirmek anlamında kullanılmıştır. Diğer şıklarda ise; faydalanmak (fikirlerden), canlı tutmak (ateşi) veya kalbinde taşımak (duygu) anlamları vardır.
2. “Gerçek anlamıyla somut olan kimi sözcükler, mecaz anlama gelerek soyut bir anlam kazanabilir.” Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisinde böyle bir anlam değişmesi görülmektedir?
- A) Onun ne kadar _duygulu_ olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?
- B) Günümüzde _ruhsuz_ bir mimari bütün bir çevreyi sarmış görünüyor.
- C) Aramızdaki nefret _duvarını_ yıkamadığımız sürece biz dost olamayız. ✓
- D) Bana göstereceğin tatlı bir yüz, sana olan _sevgimi_ artıracaktır.
Normalde somut (gözle görülen, dokunulan) bir nesne olan 'duvar' sözcüğü, C seçeneğinde 'nefret' ile birlikte kullanılarak iki kişi arasındaki 'soğukluk, mesafe, engel' anlamında soyut bir mecaz kazanmıştır.
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde “sığ” kelimesi nicel anlamda kullanılmamıştır?
- A) Sığ fikirlere sahip olabileceğini düşünmemiştim. ✓
- B) Havuzun sığ olduğunu anlaman için dibine başını çarpman mı lazım?
- C) Böyle sığ bir denizde yüzmek benim fikrim miydi?
- D) Bodrum’daki liman sanıldığı kadar sığ değil.
Nicel anlam sayılabilen ve ölçülebilen özelliklerdir. 'Sığ fikir' ifadesindeki sığlık metre ile ölçülemez; fikrin derinliği, vizyonu veya niteliği ile ilgili olduğu için niteldir (nicel değildir).
4. Aşağıdaki altı çizili kelimelerden hangisi anlamca diğerlerinden farklıdır?
- A) O kendinden başkasının fikirlerine _mümkün değil_ önem vermez.
- B) Ona istemediği bir işi _kesinlikle_ yaptıramazsın.
- C) Seni yemek yemeden _dünyada_ bırakmam.
- D) Sonunda _nasıl olsa_ benim dediğime gelecek. ✓
A, B ve C seçeneklerindeki ifadeler 'kesinlik, imkansızlık, asla' anlamı bildirir. D seçeneğindeki 'nasıl olsa' ifadesi ise 'her durumda, eninde sonunda' anlamı taşıyan bir olasılık/kabulleniş kelimesidir.
5. Eline aldığı _sert_ bir cismi cama fırlattı. Bu cümledeki altı çizili sözcüğün anlamca karşıtı (zıttı) aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılmıştır?
- A) Annesi yumuşak sözlerle çocuğunu ikna etmeye çalışıyordu.
- B) Yumuşak huylu biri olması, etrafında sevilip sayılmasını sağlamıştı.
- C) Yazılarında kullandığı yumuşak üslupla okurunun zihninde yer etmişti.
- D) Çocuğun oynadığı odadaki tüm oyuncaklar yumuşak maddelerden yapılmıştı. ✓
Öncül cümlede 'sert' sözcüğü fiziksel bir dayanıklılık/katılık (somut) anlamında kullanılmıştır. Bu anlamın karşıtı yine fiziksel yumuşaklıktır. D seçeneğinde oyuncakların 'yumuşak maddelerden' yapılması bu somut zıtlığı sağlar. Diğer şıklarda (huylu, sözlü, üsluplu) mecaz/soyut bir yumuşaklık söz konusudur.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmamıştır?
- A) Çatıdan tıkırtılar geliyor, yukarıda kedi mi var ne?
- B) Duvardaki sızıntıya bakılırsa burada çok nem var. ✓
- C) Bu patırtı da neyin nesi, sokakta kavga var galiba.
- D) Radyo iyi çekmiyor galiba, çok cızırtı yapıyor.
Yansıma sözcükler doğadaki seslerin taklidiyle oluşur. Tık, pat, cız gibi sesler yansımadır. Ancak B seçeneğindeki 'sızıntı' kelimesi görsel bir durumu (sıvı akışını) ifade eder, temelinde bir ses taklidi yoktur.
7. Bizim toplumsal gerçekçilerimiz gerçeğin _çöp tenekesi edebiyatı_ olmadığını öğrendiklerinde tam bir gerçekçi olacaklar. Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Toplumdaki çirkinliklerin ve ahlakî çöküntülerin anlatılması ✓
- B) Kenar mahalle insanlarının sorunlarının anlatılması
- C) Ezilen, sömürülen insanların ele alınması
- D) Sözcüklerin argo ve küfür içermesi
“Çöp tenekesi edebiyatı” benzetmesi, toplumsal gerçekçilik adı altında sadece hayatın karanlık, kirli, ahlaki yönden zayıf veya estetikten uzak kötü yönlerinin yansıtılmasını eleştiren bir ifadedir.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?
- A) Rüzgar eken fırtına biçer, derler.
- B) Küçücük sorunları bile büyütüyor, pireyi deve yapıyorsun. ✓
- C) Selami Bey şu an sizinle ilgilenemez, adamın başını kaşıyacak vakti yok.
- D) Alicengiz oyunu oynamadığı kimse kalmamıştı köyde.
B seçeneğinde 'pireyi deve yapmak' deyimi kullanılmıştır. Deyimin anlamı olan 'küçücük sorunları bile büyütmek' ifadesi aynı cümlede açıklama olarak verilmiştir. Diğer seçeneklerde deyimler vardır ancak açıklamaları cümle içinde doğrudan belirtilmemiştir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bütün kelimeler somut anlamlıdır?
- A) Masadaki kitabın kapağı kırmızıydı. ✓
- B) Vapur, esintili Boğaz’ın ortasında zarif bir balerin gibi döndü.
- C) Her ne düşünüyorsan onu bir daha düşün.
- D) Sıkıntılı ciddiyetlerine esir olmuş insanlar susuyordu.
Somut anlamlı kelimeler beş duyu organımızla algılanabilen varlıkları karşılar. A seçeneğindeki 'masa, kitap, kapak, kırmızı' kelimelerinin tamamı somuttur. Diğer seçeneklerde 'mutluluk', 'zarif', 'düşünmek', 'sıkıntılı', 'esir' (mecaz) gibi soyut kavramlar yer almaktadır.
10. Türkçede bazı sözcükler, aralarında anlam ilişkisi bulunacak şekilde hem isim hem de fiil kökü olarak kullanılabilir. Buna dil bilgisinde “ortak kök” (kökteşlik) adı verilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu duruma örnek gösterilebilecek bir kelime kullanılmıştır?
- A) Onu önceden tanımadığımı söyleyince hafifçe güldü.
- B) Çiçeklerini hiç ihmal etmez, günü gününe sulardı.
- C) İki tarafı ağaçlıklı asfalt bir yoldu.
- D) Duvarı kağıtla kaplamadan, dökülen yerleri sıvadı. ✓
Ortak kök (kökteş) kelimelerde, ismin ifade ettiği nesne ile fiilin ifade ettiği eylem arasında doğrudan bir anlam ilişkisi vardır. Örneğin 'sıva' kelimesi hem inşaat malzemesinin adı (isim) hem de bu malzemeyi yüzeye sürme eylemidir (sıvamak). Çeldirici olarak verilen 'gül' (çiçek ve gülmek) veya 'yol' (geçilen yer ve yolmak) sözcüklerinde ise isim ve fiil anlamları arasında hiçbir ilgi yoktur, bu tür kelimeler sesteş (eş sesli) kabul edilir.
11. I. Böylece yılın ortasını bulduk. II. Bu düşüncemi nasıl buldun, böyle olacağını önceden söylemiştim. III. Yol gecenin karanlığına karışarak son buluyordu. IV. Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. V. Ben de bunu akıllıca buldum. “Bulmak” sözcüğü yukarıdaki cümlelerde kaç değişik anlamda kullanılmıştır?
- A) 2
- B) 3
- C) 4 ✓
- D) 5
I'de 'ulaşmak/varmak', II ve V'de 'bir görüşe/yargıya varmak/düşünmek', III'de 'bitmek/sonlanmak', IV'de ise 'keşfetmek/anlamak' anlamlarındadır. Toplam 4 farklı anlam vardır.
12. Şiir, geçmişten gelip geleceğe akan bir nehir gibidir. Şiirin bugün geldiği noktayı anlamak ve geleceğin şiirini daha sağlam bir zemin üzerine kurmak için geçmişin şiir nehirlerinde yıkanmak gerekir. Bu parçada geçen “geçmişin şiir nehirlerinde yıkanmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiir birikiminden yararlanılması ✓
- B) Şiir sanatının her yönüyle kavranması
- C) Şiirde geçmişin anlatılması
- D) Eski şiir anlayışının yıkılması
Geçmişin nehirlerinde yıkanmak, geçmişteki şairlerin eserlerinden, tecrübelerinden ve şiir geleneklerinden beslenmek demektir. Yani geleceğin şiiri için geçmişin büyük mirasını (birikimini) özümsemek gerektiği söylenmektedir.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ikileme eş anlamlı sözcüklerden oluşmuştur?
- A) Kına gecesi için konu komşu bizim evde toplandı.
- B) Şan şöhret sahibi olmayan birçok değerli sanatçımız var. ✓
- C) Küçük çocuk, annesinin ayakkabısını giymiş, takır tukur yürüyor.
- D) Çatıdaki ıvır zıvır eşyayı çöpe atmayı düşünüyorum.
B seçeneğindeki 'şan' ve 'şöhret' kelimeleri aynı anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla bu ikileme eş anlamlı sözcüklerin birleşmesiyle oluşmuştur. Diğer seçeneklerdeki ikilemeler; yakın anlamlı (konu komşu), yansıma (takır tukur) veya biri anlamlı biri anlamsız (ıvır zıvır) kelimelerden oluşmuştur.
14. Dilimizin tarihi ile ilgili araştırmalar; dilimizin eskiliğini, yaygınlığını ve değişkenliğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmalar, bir yandan her sözcüğün yaşam serüvenine ışık tutar. Bu parçada “her sözcüğün yaşam serüvenine de ışık tutmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Gizli kalmış sözcükleri ortaya çıkararak halkın kullanmasını sağlamak
- B) Farklı kültürlerdeki insanların aynı sözcükleri kullanabildiğini göstermek
- C) Sözcüklerin tarihi ve kültürel gelişimini ortaya çıkarmak ✓
- D) Her sözcüğün diğer dillerdeki karşılığını ortaya koymak
“Yaşam serüveni” bir varlığın zaman içindeki yolculuğu, başına gelen değişimlerdir. Sözcüklerin yaşam serüvenine ışık tutmak da onların tarih boyunca hangi aşamalardan geçtiğini ve nasıl bir kültürel gelişim sergilediğini aydınlatmak demektir.
15. Sanatçının şairliğinden gelen, kelimeleri yoğun ve tasarruflu kullanma yeteneği, bu romanını başarıya ulaştırdı. Bu cümlede geçen, “kelimeleri yoğun ve tasarruflu kullanma” sözünün yerine aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
- A) Az sözle çok şey anlatma ✓
- B) Özgün bir üslupla yazma
- C) Yoruma açık kelimeleri kullanma
- D) Çağrışım değeri olan kelimeleri kullanma
Kelimeleri tasarruflu kullanmak ve yoğun bir anlam yüklemek, gereksiz sözden kaçınıp az kelimeyle çok derin ve geniş bir anlamı (özlülük) ifade etmek demektir.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “iş” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?
- A) Senin verdiğin ders notları çok işime yaradı.
- B) İş başa düşünce babamın atölyesini ben işletmeye başladım.
- C) Mahallede pek konuşmadığım komşumuza bir gün işim düştü.
- D) İşlerim çok olunca misafirlere yeteri kadar vakit ayıramadım. ✓
A'da 'işine yaramak', B'de 'iş başa düşmek' ve C'de 'işi düşmek' kalıplaşmış birer deyimdir. D seçeneğindeki 'işlerim çok' ifadesinde ise 'iş' sözcüğü temel anlamında (yapılması gereken meşguliyet) kullanılmıştır.
17. Şairimizin bu şiiri, toplumsal bir konuyu şiirle anlatmanın güzel bir örneğidir. Zaten o, bütün şiirlerinde, toplumsal bir sorunu _şiirden fire vermeden yazmanın _peşindedir. Bu parçada geçen “şiirden fire vermeden yazmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Şiirde düşünceyi açık biçimde ortaya koymak
- B) Şiiri, şiirin özelliklerinden ödün vermeden oluşturmak ✓
- C) Şiiri, bir mesaj aracı olarak görmemek
- D) Her türlü düşünceyi şiirle anlatabilmek
Ağır toplumsal konular işlenirken şiir bazen düz yazıya yaklaşabilir ve sanatsal değerini kaybedebilir. 'Şiirden fire vermemek', ağır konular anlatılsa dahi şiirin o estetik yapısından, imge dünyasından ve sanatsal kalitesinden asla vazgeçmemek demektir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, yapılışı yönüyle diğerlerinden farklıdır?
- A) Sen de gidersen buralardan, çoluk çocuk sefil kalır.
- B) Çocuğun elinde ufak tefek hediye paketleri vardı.
- C) Evdeki onca işimizi dün güç bela bitirebildik. ✓
- D) Üzeri çer çöp ile örtülmüş bir yığın cephane vardı orada.
C seçeneğindeki 'güç bela' ikilemesini oluşturan her iki kelime de ('güç' ve 'bela') yakın anlamlıdır. Diğer seçeneklerde ise genellikle bir kelimesi anlamsız ya da yansıma kökenli bozunmaya uğramış kelimeler (çoluk, tefek, çer vb.) kullanılmıştır.
19. Yansıma sözcükler mecaz anlama geldiklerinde ses-anlam ilişkisini kaybeder. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bunu örneklendiren bir kullanım vardır?
- A) Küçük kedim ayak ucumda hırıl hırıl uyuyordu.
- B) Düşünceler beynimde zonk zonk zonkladı bütün gece.
- C) Gece boyunca şırıl şırıl akan çeşmeyi dinlerdim.
- D) İşler neden tıkır tıkır gitmiyor, anlamıyorum. ✓
Normalde bir ses taklidi olan 'tıkır tıkır' yansıması, D seçeneğinde 'sorunsuz, düzenli bir şekilde' anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Bu kullanımda artık gerçek bir ses taklidi söz konusu değildir.
20. Aşağıdakilerin hangisinde yansıma bir sözcük kullanılmıştır?
- A) Görevliler, seyircileri teker teker içeri aldılar.
- B) Yeni ütülediğim gömlek, biraz giyince hemen kırıştı.
- C) Televizyonun sesini fazla açınca babam bana kızdı.
- D) Misafirlikte yattığım yatak gıcırdayınca doğru dürüst uyuyamadım. ✓
Yansıma sözcükler, doğadaki seslerin taklidi ile oluşan kelimelerdir. D seçeneğindeki 'gıcırdamak' fiilinin kökü olan 'gıcır', bir yüzeyin sürtünmesiyle çıkan sesi taklit ettiği için yansıma bir sözcüktür.
21. “Vurmak” kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yansımak” anlamında kullanılmıştır?
- A) Bu yıl lahanaları soğuk vurdu.
- B) Onu böyle görünce kalbim yerinden çıkacakmış gibi vurmaya başladı.
- C) Güneş, karşı binanın camlarından yüzümüze vuruyor. ✓
- D) Kapının vuruluşundan gelenin Necla olduğunu anlamıştı.
C seçeneğinde güneş ışığının camdan yansıyıp yüze gelmesi durumu 'vurmak' fiiliyle karşılanmıştır; burada 'vurmak' yansımak anlamındadır.
22. (I) Geçen gün hastanede yatan bir arkadaşımı görmeye gittim. (II) Bir odada altı kişi yatıyordu. (III) “Hoş geldin.” dediler bütün hastalar yorgun tebessümleriyle. (IV) Hepsi iyileşmiş görünüyordu hastaların. (V) Ancak altıncı yatak onların yüzündeki neşeyi endişeye döndürüyordu iniltileriyle. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?
- A) II.
- B) III.
- C) IV.
- D) V. ✓
V numaralı cümlede geçen 'altıncı yatak' ifadesiyle yatağın kendisi değil, o yatakta yatan 'hasta kişi' kastedilmiştir. Bir eşya söylenip o eşyayı kullanan kişi kastedildiği için ad aktarması yapılmıştır.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “büyük” kelimesi nitel bir anlam taşımaktadır?
- A) Bu kadar büyük bir evde yaşamayı hayal etmiştim.
- B) İnsanın böyle büyük hayalleri olmalı. ✓
- C) Sınıfımızın yaşça en büyüğü Onur’du.
- D) Ahırın arkasındaki büyük paslı çiviyi söktün mü?
Nicel anlam ölçülebilen (boyut, sayı), nitel anlam ise ölçülemeyen özellikler (kalite, önem) için kullanılır. C seçeneğindeki 'büyük hayal' ifadesindeki 'büyük', boyut olarak ölçülemez; hayalin görkemini ve önemini belirttiği için nitel anlamlıdır.
24. Somut anlamlı bir sözcük, anlam genişlemesi yoluyla soyut bir anlam da kazanabilir. Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya örnek olabilecek bir kullanım vardır?
- A) Yaşlanınca işlerini oğluna devretti.
- B) Başarılı olmanın anahtarı çok çalışmaktır. ✓
- C) Sınav dönemi yine arkadaşımda kaldım.
- D) Her gün gazeteden fıkra yazıları okuyorum.
“Anahtar” sözcüğü normalde somut, metal bir araçtır. B seçeneğinde ise 'yöntem, çözüm yolu' anlamında (soyut) kullanılarak anlam genişlemesi yoluyla mecaz anlam kazanmıştır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması (mecaz-ı mürsel) vardır?
- A) Evimizin arkasında birkaç erik ağacı vardı.
- B) Kardeşim, gazetelerin önce spor sayfalarını okur.
- C) Garson, yan masanın siparişlerini hemen getirdi. ✓
- D) Otobüse genellikle bu duraktan binerim.
C seçeneğinde 'yan masa' ifadesiyle kastedilen nesnenin kendisi değil, o masada oturan insanlardır (yer-insan ilişkisi). Benzetme amacı güdülmeden bir sözcüğün başka bir sözcük yerine kullanılması ad aktarmasıdır.