menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 4)

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yoktur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yoktur?

    • A) O kadar çok kitap okumuştu ki gözlüksüz göremez olmuştu.
    • B) Konuşmasını bitirince herkese teşekkürünü beyan etti.
    • C) Başarılarından dolayı kendisine takdirname verildi.
    • D) Sabah erkenden kalkmak ona çok ağır geliyordu.
    • E) Arkadaşının davranışları onu derinden yaraladı.

    E seçeneğinde sözcükler doğru anlamlarıyla kullanılmıştır; herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur. A seçeneğinde 'ağır gelmek' deyimi doğru kullanılmış olup sorun yoktur. B seçeneğinde 'takdirname' sözcüğü 'takdiri belgeleme' anlamında doğru kullanılmıştır. C seçeneğinde 'yaralamak' mecaz anlamda kullanılmıştır ve doğrudur. D seçeneğinde ise 'beyan etmek' sözcüğü 'açıklamak, bildirmek' anlamına gelir; 'teşekkürünü beyan etti' ifadesi yerine 'teşekkürlerini iletti/sundu' kullanılmalıdır. 'Beyan', resmi açıklama/bildiri için kullanılır; teşekkür için uygun bir sözcük değildir.

  2. 2. "Kitaplığımda yüzlerce kitap var; ancak hangisini okuyacağıma karar veremiyorum çünkü hepsi de ilgimi çekiyor." cümlesi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Anlam belirsizliği vardır.
    • B) Bağlaç kullanım yanlışlığı vardır.
    • C) Gereksiz sözcük kullanılmıştır.
    • D) Özne eksikliği vardır.
    • E) Herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.

    Cümlede 'ancak' bağlacı yanlış kullanılmıştır. 'Ancak' bağlacı, kendinden önceki yargıyı kısıtlayan ya da ona karşı çıkan bir anlam taşır. Bu cümlede 'ancak'tan sonra gelen yargı, önceki yargıyla zıtlık değil, ondan doğal biçimde kaynaklanan bir sonuç ilişkisi içindedir. 'Kitapların çok olması nedeniyle karar verememe' durumu bir zıtlık değil, bir sonuçtur. Bu nedenle 'ancak' yerine 'ne var ki' ya da 've' kullanılabilir; ya da cümle 'bu kadar çok seçenek olduğundan hangisini okuyacağıma karar veremiyorum' biçiminde yeniden kurulabilir. Bağlaçların anlamına uygun kullanılmaması da anlatım bozukluğu kapsamındadır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem özne eksikliği hem de anlam belirsizliği bir arada bulunmaktadır?

    • A) Çocukları sevdiği için öğretmenlik mesleğini seçmişti.
    • B) Toplantıda söyledikleri herkesi şaşırttı.
    • C) Yorulunca mola vermek gerekir.
    • D) Sabahleyin erken kalkarak işe gitti.
    • E) Kitapları okuduktan sonra rafına yerleştirdi.

    A seçeneğinde 'sabahleyin erken kalkarak işe gitti' cümlesinde özne belirtilmemiştir; kimin kalktığı ve kimin işe gittiği belli değildir. Ayrıca anlam belirsizliği de mevcuttur: 'erken kalkan kişi' ile 'işe giden kişi' aynı kişi mi yoksa farklı kişiler mi, anlaşılamaz. B seçeneğinde de özne yoktur; ancak eylemler mantıksal olarak aynı özneye aittir, belirsizlik daha azdır. C seçeneğinde özne 'söyledikleri' olup belirlidir, anlam belirsizliği yoktur. D seçeneğinde genel geçer bir kural ifade edildiğinden öznesi belirsiz olması beklenen bir yapıdır. E seçeneğinde 'çocukları sevdiği için' ifadesindeki özne ve 'seçmişti' yüklemi aynı kişiye aittir.

  4. 4. "Dün gece yarısına dek çalıştı, sabah da erkenden uyandı; bu nedenle çok yorgun olmasına rağmen işe gitmek zorundaydı." cümlesindeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Gereksiz sözcük kullanılmıştır.
    • B) 'bu nedenle' ile 'rağmen' bağlaçları anlam bakımından çelişmektedir.
    • C) Özne-yüklem uyumsuzluğu vardır.
    • D) Anlam belirsizliği vardır.
    • E) Yanlış tamlama kurulmuştur.

    'Bu nedenle' bağlacı bir sebep-sonuç ilişkisi kurar ve 'bu yüzden, dolayısıyla' anlamındadır. Buna karşın 'rağmen' bağlacı zıtlık ya da engel bildirmektedir: 'buna karşın, karşıt olarak' anlamındadır. Cümlede 'bu nedenle çok yorgun olmasına rağmen' ifadesi bir mantık çelişkisi yaratmaktadır. Çünkü 'bu nedenle' sonuç bildirirken, 'rağmen' bu sonucu engelleyen bir unsur olarak sunmakta; ikisi birlikte kullanıldığında anlam bozulmaktadır. Doğrusu ya 'bu nedenle çok yorgundu; yine de işe gitmek zorundaydı' ya da 'çok yorgun olmasına rağmen işe gitmek zorundaydı' şeklinde olmalıdır.

  5. 5. Aşağıdakilerden hangisi 'eksik öğeden kaynaklanan anlatım bozukluğu'na örnek gösterilebilir?

    • A) Araştırmacı, elde ettiği bulgular raporuna yansıttı.
    • B) Şiir kitabı büyük beğeni topladı ve çok satanlar listesine girdi.
    • C) Öğrenciler hem derse hem de ödevlere zamanında yetişemiyordu.
    • D) Konuşmacı salonu büyük bir ilgiyle dinledi.
    • E) Müdür, toplantıyı başlattı ve katılımcılara teşekkür etti.

    C seçeneğinde 'elde ettiği bulgular raporuna yansıttı' ifadesinde nesne eksikliği vardır. 'Bulgular' sözcüğü yalın hâlde kullanılmıştır; oysa cümlede nesne işlevi görmesi için belirtme hâli eki (-ı/-i/-u/-ü) alması gerekmektedir: 'bulgularını'. Doğrusu: 'Araştırmacı, elde ettiği bulgularını raporuna yansıttı.' şeklinde olmalıdır. D seçeneğinde ise özne-nesne yer değiştirmesi vardır; 'konuşmacı salonu dinledi' yerine 'salon konuşmacıyı dinledi' ya da 'dinleyiciler konuşmacıyı büyük bir ilgiyle dinledi' olmalıdır. Ancak soru eksik öğeden kaynaklanan bozukluğu sorduğundan C seçeneği en doğru yanıttır.

  6. 6. "Çocukluğundan beri resme ilgisi olan Ayşe, ilerleyen yıllarda tanınmış bir ressam oldu ve eserleri birçok ülkede sergilendi." cümlesi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Özne belirsizliği nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.
    • B) Anlam belirsizliği nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.
    • C) Yüklem eksikliği nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.
    • D) Herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.
    • E) Bağlaç yanlışlığı nedeniyle anlatım bozukluğu vardır.

    Cümlede herhangi bir anlatım bozukluğu bulunmamaktadır. Özne açık ve belirlidir (Ayşe), yüklemler öznesiyle uyumludur ('oldu', 'sergilendi'), bağlaç olan 've' anlam bakımından doğru kullanılmıştır, tamlama ilişkileri kurallıdır ve anlam açıktır. Bu tür sorular sınavlarda sıklıkla sorulmaktadır; aday, aslında doğru olan cümleyi yanlış sanarak seçeneklere yönelebilir. Dikkatli bir okuma, cümlede anlatım bozukluğu olmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle doğru yanıt E'dir.

  7. 7. "Türk edebiyatının en önemli şairlerinden sayılan Yahya Kemal, şiirlerinde hem aruz veznini hem hece ölçüsünü aynı ustalıkla kullandı." cümlesinde yer alan anlatım bozukluğu nedir?

    • A) Yahya Kemal yalnızca aruz vezni kullandığından cümle gerçeğe aykırıdır.
    • B) 'hem...hem' bağlacı ikiden fazla öğeyle kullanılmıştır.
    • C) 'aynı ustalıkla' ifadesi anlam bakımından tutarsızdır.
    • D) 'hem aruz veznini hem hece ölçüsünü' yapısında terim tutarsızlığı vardır.
    • E) Özne ile yüklem arasında hâl eki uyumsuzluğu vardır.

    Cümlede 'aruz vezni' ve 'hece ölçüsü' ifadeleri bir arada kullanılmıştır. 'Vezin' ve 'ölçü' sözcükleri aynı kavramın farklı söylenişleridir; 'aruz ölçüsü/vezni' ve 'hece ölçüsü/vezni' şeklinde kullanılmalıdır. Cümlede 'aruz' için 'vezin', 'hece' için 'ölçü' sözcüğü kullanılmış; bu durum terim bakımından bir tutarsızlık (eşdeğer kavramların farklı terimlerle karşılanması) oluşturmuştur. Her iki ölçü türü için de aynı terimin kullanılması gerekir: 'aruz veznini hem hece veznini' ya da 'aruz ölçüsünü hem hece ölçüsünü'. Bu, ÖSYM'de 'kavram karışıklığı' ya da 'terim tutarsızlığı' olarak değerlendirilen bir anlatım bozukluğudur.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış ortaklıktan (eksilti yanlışlığından) kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Öğrenci hem derse hem de sınava geç kaldı.
    • B) Projeye hem maddi hem de manevi destek verdi.
    • C) Bu iş hem zahmetli hem de pahalıya mal olacak.
    • D) Çocuklar hem parkta oynuyor hem de piknik yapıyordu.
    • E) Kardeşim hem müzikle hem resimle ilgileniyor.

    B seçeneğinde 'hem zahmetli hem de pahalıya mal olacak' ifadesinde yanlış ortaklık söz konusudur. 'Zahmetli' sıfatı yüklem olarak kullanıldığında bir 'olmak' fiili ya da ek-fiil gerektirmektedir: 'zahmetli olacak'. Ancak 'pahalıya mal olacak' yapısıyla ortaklaştırıldığında 'zahmetli' sözcüğü cümlede yüzeysel olarak 'mal olacak' yüklemiyle bağlantılı algılanmaktadır ki 'zahmetli mal olacak' anlamlı bir yapı değildir. Doğrusu: 'hem zahmetli olacak hem de pahalıya mal olacak' şeklinde her iki yargı ayrı yüklemle tamamlanmalıdır. Diğer seçeneklerde öğeler doğru bir şekilde ortaklaşmaktadır.

  9. 9. "Sergi büyük bir ilgi gördü; ziyaretçiler saatlerce gezdi." cümlesi ile anlatım bozukluğu bakımından aynı türden hatayı içeren cümle aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Şirket büyüdü, çalışan sayısı da arttı.
    • B) Kitap çok satıldı; içeriği eleştirmenler tarafından beğenilmedi.
    • C) Hava bozunca etkinlik iptal edildi.
    • D) Öğrenciler hevesle çalışıyor; sınav sonuçları merakla bekleniyor.
    • E) Konser olağanüstüydü; müzisyenler mükemmel çaldı.

    Verilen örnek cümlede 'sergi büyük ilgi gördü' ve 'ziyaretçiler saatlerce gezdi' arasında bağlaç kullanılmamış; ancak iki yargı arasındaki anlam ilişkisi bağlaçla kurulması gereken bir zıtlık ya da sebep-sonuç içermektedir. Asıl bozukluk şudur: iki yargı arasında bir bağlaç kullanılmadan 'noktalı virgül' ile birleştirilmiştir; yine de anlam açıktır. Bu hâliyle yapısal bir sorun yoktur aslında; ama ÖSYM mantığına göre 'bağlaçsız zıtlık ilişkisi' sorgulanmaktadır. C seçeneğinde de aynı durum geçerlidir: 'Kitap çok satıldı' ile 'içeriği beğenilmedi' arasında bir zıtlık ilişkisi vardır; ancak bu zıtlık 'ama, ne var ki, oysa' gibi bir bağlaçla kurulmalıdır. Diğer seçeneklerde bu tür bir yapı yoktur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne, nesne ile karıştırılmış ve bu durum anlam bozukluğuna yol açmıştır?

    • A) Köpeği çocuk kovalıyordu.
    • B) Öğrenciler sınav sorularını dikkatle okudu.
    • C) Çalışanlar toplantıyı uzun bekledi.
    • D) Müdür raporu imzaladı.
    • E) Fırtına, ağaçları devirdi.

    B seçeneğinde 'Köpeği çocuk kovalıyordu' cümlesinde özne-nesne belirsizliği nedeniyle anlam bozukluğu oluşmuştur. Cümle iki farklı şekilde yorumlanabilir: (1) Köpeği, çocuk kovuyor yani çocuk öznedir ve köpeği kovalıyor. (2) Köpek çocuğu kovalıyor yani köpek öznedir ve çocuğu kovalıyor. İkinci yorumda 'çocuk' sözcüğünün yalın hâlde kullanılması anlam karışıklığına yol açmaktadır. Türkçede özne yalın hâlde bulunur; bu nedenle 'çocuk' sözcüğü özne gibi algılanabilmektedir. Oysa nesne olan 'çocuğu' belirtme hâliyle kullanılsaydı anlam belirsizliği ortadan kalkardı. Diğer seçeneklerde böyle bir belirsizlik yoktur.

  11. 11. "İklim değişikliği konusundaki raporlar, bilim insanlarının uyardığı tehlikelerin artık kapımıza dayandığını gözler önüne seriyor." cümlesi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Cümlede anlam çelişkisi yaratan bir ifade bulunmaktadır.
    • B) Herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.
    • C) Özne-yüklem uyumsuzluğu vardır.
    • D) Gereksiz sözcük kullanımı mevcuttur.
    • E) 'gözler önüne seriyor' deyimi yanlış kullanılmıştır.

    Cümlede herhangi bir anlatım bozukluğu bulunmamaktadır. Özne ('raporlar') çoğuldur ve yüklem ('seriyor') tekil çekimdedir; Türkçede insan dışı varlıklarda çoğul özne tekil yüklem alabilir, bu nedenle bozukluk yoktur. 'Gözler önüne sermek' deyimi 'açıkça ortaya koymak, göstermek' anlamında doğru kullanılmıştır. Anlam bakımından da tutarlı bir cümle kurulmuştur. Bu tür sorularda aday, uzun ve karmaşık görünen cümleyi yanlış sanabilir; ancak dikkatli bir değerlendirme bozukluğun olmadığını ortaya koyar. ÖSYM sınavlarında bu tür 'tuzak' seçenekler sıkça kullanılmaktadır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Ekip üyelerinin her biri görevlerini eksiksiz yerine getirdi.
    • B) Sınava giren öğrencilerin yarısından fazlası soruları çözebildi.
    • C) Çalışanların tümü maaşlarını zamanında almak istedi.
    • D) Toplantıya katılanların büyük çoğunluğu bu karara karşı çıktı.
    • E) Delegelerin büyük bir kısmı önergeyi destekledi.

    C seçeneğinde 'Ekip üyelerinin her biri' ifadesi tekil özne konumundadır; dolayısıyla yüklem tekil olmalıdır. Ancak 'görevlerini' sözcüğündeki '-leri' iyelik eki öznenin çoğulluğunu ima etmektedir; bu da 'her biri' yapısıyla çelişmekte ve örtük bir çoğul-tekil tutarsızlığına yol açmaktadır. 'Her biri görevini' biçiminde kullanılmalıydı. Diğer seçeneklerde bu tür bir uyumsuzluk bulunmamaktadır.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlatım bozukluğu bir arada bulunmaktadır?

    • A) Müdür, personelin sorunlarını dinleyip çözüm önerileri sundu.
    • B) Sözleşme imzalandıktan sonra iş başladı ve bitince teslim edilecek.
    • C) Raporu hazırlayan ekip, verileri hem topladı hem analiz etti hem de sonuçları paylaştı.
    • D) Bu projeyi hem bütçe hem de süre açısından değerlendirmek gerekir.
    • E) Uzmanlar, konuyu farklı boyutlarıyla inceleyerek kapsamlı bir değerlendirme yaptılar.

    D seçeneğinde iki ayrı anlatım bozukluğu bir arada yer almaktadır. Birincisi, zaman uyumsuzluğudur: 'imzalandıktan sonra iş başladı' geçmiş zaman içerirken 'bitince teslim edilecek' gelecek zaman kullanılmıştır; bu iki eylemin zamanları arasında mantıksal çerçeve kurulmamıştır. İkincisi, belirsiz özne sorunudur: 'bitince' eyleminin öznesi açık değildir; neyin biteceği belirsizdir. Diğer seçeneklerde bu tür birleşik bozukluklar gözlemlenmemektedir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gereksiz sözcük kullanımı' ile 'çelişki' bozuklukları aynı cümlede iç içe geçmiş biçimde bulunmaktadır?

    • A) Tamamen boş olan bu alan, küçük çaplı etkinliklere de ev sahipliği yapıyordu.
    • B) Söz konusu belge, gizlilik derecesi taşıdığından herkesin erişimine açıktı.
    • C) Bu konu hakkında daha önce hiç bilgi sahibi olmadım, bilmiyorum.
    • D) Çok az sayıda kişinin katıldığı bu etkinlik, geniş kitlelere ulaştı.
    • E) Henüz tamamlanmamış olan proje, geçen ay başarıyla teslim edildi.

    B seçeneğinde 'tamamen boş olan' ifadesi ve ardından 'küçük çaplı etkinliklere de ev sahipliği yapıyordu' yüklemi kendi içinde çelişki oluşturmaktadır; tamamen boş bir alan etkinliklere ev sahipliği yapamaz. Ayrıca 'tamamen boş' ifadesindeki 'tamamen' sözcüğü, 'boş' anlamını pekiştirmeye çalışmakla birlikte bu kullanım gereksiz bir yoğunlaştırıcı konumuna düşmekte ve sonraki önerme ile anlam çatışması yaratmaktadır. C, D ve E seçeneklerinde ise yalnızca çelişki bozukluğu tek başına mevcuttur; birden fazla bozukluk bir arada değildir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış eylem kipinin kullanılmasından doğan bir anlam belirsizliği vardır?

    • A) Geçen yıl bu projeyi tamamlamış olmalıydık.
    • B) Toplantıda söylediklerini hatırlamıyorum artık.
    • C) Yarın o dosyayı getirmiş olursan sevinirim.
    • D) Raporu sabaha kadar bitirmiş olmak istiyorum.
    • E) Bu konuyu daha önce tartışmış olabiliriz.

    E seçeneğinde 'getirmiş olursan' yapısı dilbilgisel açıdan sorunludur. 'Getirmiş olursan' ifadesi, gelecekte gerçekleşecek bir eylemin o ana kadar tamamlanmış olmasını varsayan bir zaman-görünüş yapısıdır; ancak 'yarın' zarfıyla birleşince tümce hem geleceğe hem de tamamlanmışlığa aynı anda gönderme yapmaktadır. 'Getirirsen' ya da 'getirecek olursan' biçimlerinden biri kullanılmalıydı. Bu yanlış kip kullanımı, eylemin ne zaman gerçekleşeceğine dair ciddi bir anlam belirsizliğine yol açmaktadır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca örtüşen sözcüklerin bir arada kullanılmasından doğan anlam yığılması (pleonazm) bozukluğu en ince biçimde gizlenmiştir?

    • A) Bu olayın görgü tanığı bizzat kendim oldum.
    • B) İlk başta bu fikre sıcak bakmıyordu ama sonradan ikna oldu.
    • C) Öne sürdüğü iddialar tamamen asılsız ve gerçek dışıydı.
    • D) Kendi öz kardeşiyle bile iletişim kuramıyordu.
    • E) Sözlü beyan için yazılı dilekçe vermesi gerekiyordu.

    A seçeneğinde 'asılsız' ve 'gerçek dışı' sözcükleri anlamca örtüşmektedir; ikisi de 'gerçeğe dayanmayan, temelsiz' anlamını karşılar. Bu iki sözcüğün bir arada kullanılması anlam yığılması (pleonazm) bozukluğu oluşturur. Bu bozukluk, sözcükler ayrı ayrı doğru kullanılmış gibi göründüğünden ince bir biçimde gizlenmiştir. B seçeneğindeki 'bizzat kendim' de pleonazmdir ancak bu çok daha kolay fark edilmektedir. D seçeneğindeki 'kendi öz kardeşi' de benzer bir yığılma içerse de A seçeneğindeki yığılma, sözcüklerin sıfat pozisyonunda arka arkaya sıralanması nedeniyle daha ince biçimde kurulmuştur.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin geçişlilik özelliğine aykırı kullanım söz konusudur?

    • A) Teknisyen, cihazı yeni yazılımla güncelledi.
    • B) Yönetim kurulu kararı oybirliğiyle onaylandı.
    • C) Araştırmacı, bulguları konferansa sundu.
    • D) Öğretmen, öğrencileri sınava hazırladı.
    • E) Çocuklar, parkta saatlerce koştu.

    C seçeneğinde 'onaylandı' eylemi edilgen çatıda kullanılmıştır; bu biçimiyle eylemin yapıcısı (onaylayanlar) gizlenmekte, özne ise 'karar' olmaktadır. Ancak cümlede 'yönetim kurulu' özne konumunda yer almaktadır ve bu özne 'onaylandı' edilgen eylemiyle uyumsuzdur. 'Yönetim kurulu kararı oybirliğiyle onayladı' ya da 'Yönetim kurulunun kararı oybirliğiyle onaylandı' biçiminde yazılmalıydı. Mevcut hâlde özne-çatı uyumsuzluğundan kaynaklanan geçişlilik bozukluğu mevcuttur.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgülün yanlış kullanımından doğan anlam bozukluğu, cümlenin odak yapısını tümüyle değiştirmektedir?

    • A) Mahkeme sanığı, suçlu bulmadı.
    • B) Mahkeme, sanığı suçlu bulmadı.
    • C) Çalışanlar ücret almadan, gitmeyecek.
    • D) Bu kararı yalnızca o aldı.
    • E) Çalışanlar, ücret almadan gitmeyecek.

    A seçeneğinde virgül 'mahkeme'den sonra konulmuştur; bu yapıda özne 'mahkeme'dir ve mahkeme 'sanığı suçlu bulmamış'tır. B seçeneğinde ise virgül 'sanığı'dan sonra konulmuştur; bu durumda 'mahkeme sanığı' bir tamlama gibi algılanmakta, yani 'mahkemenin sanığı' anlamı öne çıkmaktadır ve yüklem 'suçlu bulmadı' yalnız kalmaktadır; artık özne belirsizleşmekte ve anlam yapısı tümüyle bozulmaktadır. Bu iki seçenek kıyaslandığında virgülün konumu odak yapısını köklü biçimde değiştirmektedir. B bu bozukluğu en belirgin biçimde barındıran seçenektir.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yaklaşık' anlamındaki bir sözcük, kesinlik bildiren başka bir sözcükle çelişerek anlatım bozukluğu oluşturmaktadır?

    • A) Bu yıl yaklaşık üç bin ürün ürettik.
    • B) Katılımcı sayısı en fazla elli kişiyle sınırlıydı.
    • C) Araştırma sonuçları tahminen mart ayında açıklanacak.
    • D) Proje kesinlikle yaklaşık altı ayda tamamlanacak.
    • E) Toplantıya tam olarak kırk kişi katıldı.

    B seçeneğinde 'kesinlikle' ve 'yaklaşık' sözcükleri bir arada kullanılmıştır. 'Kesinlikle' sözcüğü kuşkuya yer bırakmayan bir kesinlik bildirirken 'yaklaşık' sözcüğü bir belirsizlik, tahmin aralığı içerir. Bu iki sözcüğün aynı yargı içinde kullanılması anlam çelişkisi yaratır; 'kesinlikle yaklaşık' ifadesi iç tutarsızlık taşıyan bir anlatım bozukluğudur. Diğer seçeneklerde böyle bir çelişki yoktur: A'da yalnızca kesinlik, C ve D'de yalnızca tahminilik, E'de ise sınırlılık bildiren yapı mevcuttur.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ortaç (sıfat-fiil) öbeğinin yanlış bağlanmasından kaynaklanan anlam kayması en belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır?

    • A) Çocukken tanıdığım komşunun kızı doktor olmuş.
    • B) Eve dönerken gördüğüm kazanın haberi televizyonda çıktı.
    • C) Toplantıda konuşan yöneticinin önerileri dikkate alındı.
    • D) Dün okuduğum kitabı sana tavsiye ederim.
    • E) Yıllarca emek verdiği şirketten ayrılan müdürün masası boşaltıldı.

    D seçeneğinde 'yıllarca emek verdiği şirketten ayrılan müdür' yapısında ortaç öbeği iç içe geçmiş ve anlam kayması oluşturmuştur. 'Yıllarca emek verdiği şirketten ayrılan' öbeği 'müdür'ü mü nitelendirmektedir yoksa 'şirket'ten mi söz edilmektedir belirsizleşmektedir. Bunun yanı sıra 'ayrılan müdürün masası boşaltıldı' ifadesi de mantıksal açıdan sorunludur: müdür zaten ayrılmışsa masanın boşaltılması bildirimi neden ayrıca vurgulanmaktadır? Ortaç öbeğindeki iç içe geçme ('emek verdiği şirketten ayrılan') her iki ilişkiyi de belirsiz kılmakta ve anlam kaymasına yol açmaktadır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne durumundaki sözcük grubu, birden fazla yüklemi karşılayacak biçimde kurulmadığından eksik anlamlı bir yapı oluşmaktadır?

    • A) Mühendisler projeyi inceledi ve raporlarını sundu.
    • B) Çocuklar parka gidip oynadı ve eve döndü.
    • C) Hemşireler ve doktorlar hastayı muayene etti ve tedavi planı hazırladı.
    • D) Öğretmenler ve öğrenciler konferansa katıldı ve sunum yaptı.
    • E) Yöneticiler toplantıya geldi, tartıştı ve bir karara vardı.

    E seçeneğinde 'hemşireler ve doktorlar' özne grubu 'muayene etti' ve 'tedavi planı hazırladı' yüklemlerini paylaşmaktadır. Ancak tıbbi gerçeklik açısından 'muayene etme' eylemi çoğunlukla yalnızca doktorlara ait bir yetkiyken hemşirelerin bu eylemi gerçekleştirmesi tartışmalıdır; bu bir anlam bozukluğu değil dil dışı bir sorundur. Asıl sorun ise 'tedavi planı hazırladı' yükleminde kullanılan tekil çekimdir: 'hemşireler ve doktorlar' çoğul özne olmasına karşın yüklem 'hazırladı' biçiminde tekil kullanılmıştır; 'hazırladılar' olmalıydı. Bu örtük çoğul-tekil uyumsuzluğu, çift özneli yapılarda sıklıkla gözden kaçırılan ince bir anlatım bozukluğudur.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir eylemin hem olumlu hem olumsuz biçiminin eş zamanlı oluşturulduğu mantıksal çelişki vardır?

    • A) Bu konuyu tartıştık ama bir sonuca varamadık.
    • B) Teklifi reddetti ama yeniden düşünebileceğini söyledi.
    • C) Projeyi hem onayladı hem de onaylamamasını istedi.
    • D) Kitabı okudum fakat anlayamadım her yerini.
    • E) Toplantıya katılıp söz almak istemedi.

    C seçeneğinde 'hem onayladı hem de onaylamamasını istedi' yapısı, öznenin aynı anda hem bir eylemi gerçekleştirip hem de o eylemin gerçekleşmemesini talep ettiğini ileri sürmektedir. Bu durum, çelişmezlik ilkesine aykırı bir mantıksal tutarsızlıktır; aynı özne aynı eylem için eş zamanlı olarak olumlu ve olumsuz yargı içinde bulunamaz. Cümle, yeniden düzenlenmelidir. Diğer seçeneklerde ise farklı zaman dilimlerine ya da farklı edimlere gönderme yapıldığından çelişki değil, karşıtlık ilişkisi söz konusudur.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edilgen çatının aşırı ya da yanlış kullanımı, öznenin kim olduğuna dair ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır ve bu belirsizlik, cümleyi tek anlamlı kılmayı imkânsız hale getirmektedir?

    • A) Proje ekibine yeni görevler verildi.
    • B) Kararın alındığı toplantıda alınan kararlar uygulamaya konuldu.
    • C) Bina geçen ay restore edildi.
    • D) Raporlar hazırlandı ve ilgililere iletildi.
    • E) Bu kitap geçen yıl yazıldı.

    C seçeneğinde 'kararın alındığı toplantıda alınan kararlar uygulamaya konuldu' tümcesinde 'alındığı' ve 'alınan' sözcüklerinin art arda gelmesi ciddi bir anlam belirsizliği doğurmaktadır. 'Kararın alındığı toplantı' ifadesiyle hangi karar ya da hangi toplantı kast edildiği belirsizleşirken 'alınan kararlar' ifadesiyle de yeni bir karar kümesine gönderme yapılmaktadır. İki edilgen yapının iç içe geçmesi hem öznelerin hem de hangi kararların uygulamaya konulduğunun anlaşılmasını olanaksız kılmaktadır. Ayrıca 'alındığı' ve 'alınan' sözcüklerinin yakın bir arada kullanımı, sözcük tekrarı açısından da ayrı bir bozukluk oluşturmaktadır.

  24. 24. Aşağıdakilerden hangisinde 'de/da' bağlacının yanlış işlevle kullanılması, cümledeki mantıksal ilişkiyi bozmaktadır?

    • A) Sen de bu fikre katılmıyor musun?
    • B) Hava güzeldi, biz de pikniğe gittik.
    • C) Kitabı bitirince, dışarı da çıkacağım.
    • D) Çok yorgundum da erken yattım.
    • E) O da bu konuda yanlış düşünüyor.

    E seçeneğinde 'da' bağlacı neden-sonuç ilişkisi kurmak amacıyla kullanılmıştır; 'çok yorgundum da erken yattım' tümcesinde 'da' bağlacına neden bildirme işlevi yüklenmektedir. Ancak 'da/de' bağlacının standart kullanımı ya birlikte olma bildirmek ('ben de gittim') ya da karşıtlık / beklenmedik durum içeren zincirleme ('çok güzeldi da almadım') gibi söylemsel işlevler üstlenmektir. Neden-sonuç ilişkisi için doğru bağlaç 'diye', 'için' ya da 'o yüzden' olmalıydı. 'Da' bağlacının bu nedensellik işleviyle kullanılması, halk dilinde yaygın olsa da yazı dilinde mantıksal ilişkiyi bozan bir anlatım bozukluğu sayılmaktadır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlayan düşmesi yoluyla ortaya çıkan anlatım bozukluğu, cümlenin anlam bütünlüğünü kesinlikle bozmaktadır?

    • A) Bu fabrikada hem yerli hem de yabancı mallar üretilmekte ve satışa sunulmaktadır.
    • B) Müdür, toplantı salonunu hazırlatıp davetlileri bekledi.
    • C) Belediye, caddeleri ve parkları yenileyip halkın hizmetine açacak.
    • D) Türk dili, dünyanın en köklü ve zengin dillerinden biridir.
    • E) Öğretmen, tahtaya yazıp öğrencilerin defterine geçirmelerini istedi.

    'Tahtaya yazıp' ifadesinde 'tahtaya' sözcüğü hem 'yazmak' hem de 'geçirmek' eyleminin nesnesini tamamlar gibi algılanır; ancak öğrenciler tahtaya değil, deftere geçirecektir. Asıl bozukluk şudur: 'Tahtaya yazıp' ifadesindeki 'tahtaya' tamlayanı yalnızca öğretmenin eylemini nitelendirirken 'öğrencilerin defterine geçirmelerini istedi' yükleminde tamlayan eksikliği doğar; cümle 'öğretmenin tahtaya yazdıklarını' ifadesini gerektirmektedir. Bu eksiklik anlam belirsizliği yaratır.