menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 6)

TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 6)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem kişi uyumsuzluğu dışında bir anlatım bozukluğu daha bulunmaktadır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem kişi uyumsuzluğu dışında bir anlatım bozukluğu daha bulunmaktadır?

    • A) Ben ve arkadaşım, bu meseleyi kendi aramızda çözdük.
    • B) Onlar da tıpkı bizim gibi bu zorluğun üstesinden gelmek istediler.
    • C) Siz ve o, konuyu en iyi bilensiniz.
    • D) Ekipteki herkes göreve tam anlamıyla katıldılar ve başarıya ulaştılar.
    • E) Komite, oylamanın ardından kararını açıkladı ve toplantıya son verdi.

    B) seçeneğinde iki ayrı bozukluk vardır. Birincisi, 'herkes' belirsiz zamiri tekil kabul edildiğinden yüklem 'katıldı' ve 'ulaştı' biçiminde olmalıyken 'katıldılar' ve 'ulaştılar' çoğul yüklem kullanılmıştır (özne-yüklem kişi uyumsuzluğu). İkincisi, 'tam anlamıyla katıldılar' ifadesindeki 'tam anlamıyla' zarfı 'göreve katılmak' eylemiyle anlam bağlamında zayıf bir ilişki kurar; uygun ifade 'eksiksiz biçimde' ya da 'tüm gereklilikleriyle' olmalıdır. Diğer seçeneklerde bu çift bozukluk bir arada bulunmaz.

  2. 2. "Uzun yıllar boyunca süregelen bu sorun, birçok aile tarafından görmezden gelindi ve çocuklar bu durumdan ciddi ölçüde etkilendiklerini dile getirdi." cümlesinde yer alan anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yüklem eksikliği
    • B) Bağlaç yanlışlığı
    • C) Gereksiz sözcük kullanımı
    • D) Çatı uyumsuzluğu
    • E) Özne-yüklem sayı uyumsuzluğu

    'Çocuklar bu durumdan ciddi ölçüde etkilendiklerini dile getirdi' bölümünde özne-yüklem sayı uyumsuzluğu vardır. 'Çocuklar' çoğul özneye karşılık 'dile getirdi' tekil yüklem kullanılmıştır; doğrusu 'dile getirdiler' olmalıdır. Cümlenin ilk bölümündeki 'süregelen' sözcüğüyle 'uzun yıllar boyunca' birlikte kullanımı anlam yinelemesi gibi görünse de 'süregelen' sürekliliği, 'uzun yıllar boyunca' ise zaman dilimini belirttiğinden bu anlatımı tekrar olarak değil vurgu olarak okumak mümkündür. Asıl belirgin hata sayı uyumsuzluğudur.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ile' bağlacının yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Köyün yaşlıları ile gençler bu karardan farklı biçimlerde etkilendi.
    • B) Müdür, çalışanlar ile toplantı yaptı ve sorunları değerlendirdi.
    • C) Başarı ile şansın her zaman birlikte gelmediğini biliyoruz.
    • D) Ahmet ile Mehmet, projeyi birlikte tamamladı.
    • E) Okul ile aile iş birliği, öğrencilerin gelişimine katkı sağlar.

    D) seçeneğinde 'köyün yaşlıları ile gençler bu karardan farklı biçimlerde etkilendi' cümlesinde 'yaşlıları' sözcüğü iyelik eki almış ('köyün yaşlıları') ancak 'gençler' sözcüğü almamıştır. 'İle' bağlacıyla bağlanan iki öğenin tamlama yapısı paralel olmalıdır: ya 'köyün yaşlıları ile köyün gençleri' ya da 'köydeki yaşlılar ile gençler' biçiminde düzeltilmelidir. Ayrıca 'farklı biçimlerde etkilendi' yüklemi çoğul özneyle uyumsuz olup 'etkilendiler' olmalıdır; bu da ikinci bir bozukluk yaratır. Diğer seçeneklerde 'ile' doğru kullanılmıştır.

  4. 4. "Sanatçının yeni albümü, müzik dünyasında büyük yankı uyandırdı; eleştirmenler tarafından yılın en iyi yapıtı olarak değerlendirildi ve milyonlarca dinleyiciye ulaştı." cümlesindeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

    • A) Noktalı virgül yerine 'ancak' bağlacı kullanılmalıdır.
    • B) 'Büyük yankı uyandırdı' yerine 'büyük ilgi gördü' kullanılmalıdır.
    • C) 'Yılın en iyi yapıtı' yerine 'yılın en iyi albümü' denmelidir.
    • D) 'Milyonlarca dinleyiciye ulaştı' ifadesindeki özne açıkça belirtilmelidir.
    • E) 'Eleştirmenler tarafından' ve 'milyonlarca dinleyiciye ulaştı' yüklemleri aynı özneye (albüm) bağlanmış; ancak 'ulaştı' etken, 'değerlendirildi' edilgen çatılı olduğundan çatı tutarsızlığı giderilmelidir.

    Cümlede 'albüm' hem 'değerlendirildi' (edilgen çatı) hem de 'ulaştı' (etken çatı) yüklemlerinin öznesidir. Edilgen yapıda özne işi yapan değil, işe konu olan konumdadır; etken yapıda ise özne eylemi bizzat gerçekleştirir. 'Albüm değerlendirildi' edilgen kullanım doğrudur; ancak 'albüm ulaştı' ifadesi albümü irade sahibi bir varlık gibi konumlandırır. Doğrusu 'milyonlarca dinleyiciye ulaşıldı' (edilgen) ya da özne değiştirilerek 'milyonlarca dinleyici tarafından dinlendi' biçiminde olmalıdır. Çatı tutarsızlığı bu cümlenin temel bozukluğudur.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, örtük özne kayması nedeniyle oluşan anlatım bozukluğu, cümlenin yüzeydeki mantıksal tutarlılığını bozmadan gizlenmiştir?

    • A) Belgeyi inceleyerek hazırlanan rapor, müdürün masasına bırakıldı.
    • B) Uzun yıllar denizde çalışan kaptan, limana yanaştığında görevini devretti.
    • C) Kitabı okuyan çocuk, saatler geçtikçe yorulduğunu hissetti ve lambanın söndüğünü fark etti.
    • D) Sabah erkenden kalkan Meral, hazırladığı bavulunu arabaya kaldırdı ve komşusu kapıya çıkınca ona vedalaştı.
    • E) Sınava çalışırken uyuyakalan öğrenci, ertesi gün soruların büyük bölümünü boş bıraktı.

    C seçeneğinde 'belgeyi inceleyerek' eylemi bir özneden beklenirken cümlenin asıl öznesi 'rapor'dur. Rapor belgeyi inceleyemez; inceleme eylemini gerçekleştiren kişi cümlede hiç yer almaz. Bu durum 'örtük özne kayması' olarak adlandırılır ve anlatım bozukluğunu yüzeyde belirgin değilmiş gibi gösterir; cümle dil bilgisi açısından kabul edilebilir görünse de anlam açısından tutarsızdır. Diğer seçeneklerde özne-eylem ilişkisi tutarlıdır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamının aynı anda kullanılmaya çalışılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Soğuk bakışları odadaki sıcak atmosferi bir anda dağıttı.
    • B) Sözleri taş gibi sert olduğundan kimse ona yaklaşmak istemiyordu.
    • C) Kalbini açarak anlattığı bu hikâye, herkesi derinden etkiledi.
    • D) Bu şiir, okuyucunun yüreğini dağlayan derin bir acıyla yüklüdür.
    • E) Keskin zekâsı ve keskin tırnak makası onun en büyük silahlarıydı.

    C seçeneğinde 'keskin' sözcüğü, 'keskin zekâ' tamlamasında mecaz anlamıyla (zeki, çabuk kavrayışlı), 'keskin tırnak makası' tamlamasında ise gerçek anlamıyla (iyi kesen) kullanılmaktadır. Bir cümlede aynı sözcüğün iki farklı anlam değeriyle bir arada sıralanması, anlam tutarsızlığına yol açan bir anlatım bozukluğudur çünkü okuyucu sözcüğün hangi anlam katmanında kullanıldığını ayırt edemez ve cümle anlam birliğini yitirir. Diğer seçeneklerde böyle bir çift anlamlılık sorunu yoktur.

  7. 7. Aşağıdakilerden hangisinde, bağlaçla kurulan sıralı yapıda anlam ve dilbilgisi bakımından birbirini dışlayan iki durum aynı anda doğruymuş gibi sunulmuş ve bu durum anlatım bozukluğuna yol açmıştır?

    • A) Kitapları hem okur hem de okumaz, bu yüzden bilgi düzeyi tartışmalıdır.
    • B) Ya bu işi kabul eder ya da başka bir çözüm yolu ararsın.
    • C) Çalışkan olduğu kadar dürüst olduğunu herkes bilirdi.
    • D) Hem anlayışlı hem de sabırsız biri olduğu için insanlar onu çok severdi.
    • E) Hem güler hem ağlar; bu yüzden ne düşündüğünü anlamak güçtür.

    C seçeneğinde 'hem okur hem de okumaz' yapısı, mantık ilkesi gereği aynı özne için eş zamanlı olarak doğru olamayacak iki durumu bir arada sunmaktadır. 'Hem...hem de' bağlacı iki uyumlu özelliği birleştirmek için kullanılır; birbirini çelişkili biçimde dışlayan iki eylem bu bağlaçla sıralanamaz. A seçeneğindeki 'anlayışlı-sabırsız' karşıtlığı gerçek hayatta bir arada bulunabilir; E seçeneğindeki 'güler-ağlar' ise duygusal çelişkiyi anlatmak için edebi bir kullanım olduğundan bozukluk sayılmaz. Yalnızca C'de yapısal ve mantıksal bozukluk birlikte vardır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili bölümler incelendiğinde, hangisinde 'tamlama yanlışlığı' ile 'yakın anlamlı sözcüklerin karıştırılması' bozuklukları aynı anda iç içe geçmiş durumdadır?

    • A) Anlatının duygusal derinliği, karakterlerin iç çatışmalarından beslenen ruhsal bir bunalımı yansıtır.
    • B) Binlerce yıllık tarihsel miras, yaşanmış geçmişin bize bıraktığı kültürel miraslardır.
    • C) Öğrencilerin bilgi birikimi, eğitim gördükleri öğrenim yılları boyunca şekillenir.
    • D) Çocuğun meraklı bakışları, etrafındaki dünyayı anlamaya çalışan birinin gözlerini yansıtıyordu.
    • E) Bu romanın yazımsal tekniği, olayların aktarım biçimini doğrudan etkiler.

    B seçeneğinde iki ayrı bozukluk iç içedir. Birincisi, 'tarihsel miras' ve 'kültürel miras' sözcüklerinin yakın anlamlı oldukları düşünülerek aynı anlamda kullanılmaya çalışılması; oysa bu iki kavram birbirinden farklıdır. İkincisi, 'yaşanmış geçmişin bize bıraktığı miraslardır' ifadesinde 'miras' sözcüğünün çoğullanması tamlama ve anlam açısından yanlıştır; 'miras' zaten bir bütünlüğü ifade eder. Ayrıca 'tarihsel miras' tamlaması başta kullanılmış, cümle sonunda 'kültürel miraslardır' ifadesiyle devam edilmiş; bu da tamlama tutarsızlığı yaratmıştır. Diğer seçeneklerde bu iki bozukluk birlikte bulunmamaktadır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yüklemin zaman ve kip değerleri arasındaki çelişki, cümlenin genel anlam akışına rağmen fark edilmesi güç bir anlatım bozukluğuna yol açmaktadır?

    • A) Yıllarca beklediği o anın, bir gün mutlaka geleceğine inanmaktadır.
    • B) Dün sabah erken kalktım ve hazırlanmaya başlıyorum.
    • C) Sınava gireceği günü o denli özlüyordu ki sonunda çalışmaya başladı.
    • D) Yarın toplantıya katılacaktım ama planlarım değişti.
    • E) Henüz gelmemiş olan konuklar için hazırlıkların tamamlanması gereklidir.

    A seçeneğinde 'dün' zaman zarfıyla geçmiş zamana gönderme yapılmış, 'kalktım' eylemi geniş-geçmiş zaman kipinde doğru kullanılmıştır; ancak 'hazırlanmaya başlıyorum' eylemi geniş zamanda (şimdiki zamana yakın) kullanılmıştır. Aynı cümle içinde geçmişi anlatan bir zarf ve geçmiş zaman kipiyle başlayan cümle, şimdiki zamana kayarak zaman uyumsuzluğu yaratmaktadır. B seçeneğindeki 'katılacaktım' ise gelecek-in-geçmişi ifade eden koşullu bir kullanım olup bağlamıyla tutarlıdır. D ve E seçeneklerinde bağlamsal zaman kayması yoktur. Yalnızca A'da açık bir kip-zaman çelişkisi mevcuttur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gereksiz sözcük kullanımı' ile 'anlam belirsizliği' bozuklukları, birbirini üretecek biçimde iç içe geçmiştir; yani gereksiz sözcük hem fazla hem de var olduğu için belirsizliğe yol açmaktadır?

    • A) Öğretmen, öğrencilerin sınıfta bıraktığı ödevleri onlara iade etti.
    • B) Çocuk, annesinin ona verdiği kırmızı renkli kalemi çantasına koydu.
    • C) Katılımcıların tamamı, toplantıya birlikte hep beraber katıldı.
    • D) Kapıyı açan kişi, içerideki birini dışarı çağırdı ve ona bir şey söyledi.
    • E) Müdür, asistanının hazırladığı raporu kendi kendine tekrar gözden geçirdi.

    B seçeneğinde 'kendi kendine' ifadesi, görünürde yalnız yapılan bir eylemi vurgular. Ancak 'tekrar' sözcüğüyle birlikte kullanıldığında belirsizlik doğar: 'Önceki incelemeyi de kendi kendine mi yaptı, yoksa bu sefer mi yalnız yaptı?' sorusu yanıtsız kalır. Bu ikili kullanım hem gereksizdir (raporu yeniden gözden geçirmek için 'kendi kendine' açıklaması zorunlu değildir) hem de var olduğu için anlamı muğlaklaştırmaktadır. D seçeneğindeki 'hep beraber' ve 'birlikte' sözcükleri yalnızca gereksiz yinelemedir; belirsizliğe yol açmaz. Yalnızca B seçeneğinde her iki bozukluk birbirini besler biçimde iç içedir.

  11. 11. Bir cümlede 'eksiltili yapı' kasıtlı bir anlatım tercihi olarak değil, zorunlu bir öğenin yanlışlıkla dışarıda bırakılması sonucu kullanıldığında bu durum anlatım bozukluğuna dönüşür. Aşağıdakilerden hangisinde bu nitelikte bir bozukluk vardır?

    • A) Erken kalkan yol alır, geç kalkan pişman olur.
    • B) O gülünce herkes; o ağlayınca kimse.
    • C) Kimi kitap okur, kimi müzik; kimi ise yalnızca oturur düşünür.
    • D) Bazıları çok, bazıları hiç çalışmamış.
    • E) Sınav sonuçları açıklanınca o mutlu, kardeşi ise hayal kırıklığına uğradı.

    E seçeneğinde 'o mutlu' yapısı bir yüklem içermemektedir. 'Mutlu' sözcüğü sıfat olarak kullanılmış; ancak 'oldu', 'kaldı' gibi bir bağlama ya da yüklem gereklidir. Cümlenin devamında 'kardeşi ise hayal kırıklığına uğradı' tam bir yüklem içermektedir; bu asimetri, eksiltinin bilinçli bir tercih olmadığını, zorunlu bir öğenin yanlışlıkla atlandığını gösterir. A, C ve D seçeneklerinde eksiltili yapılar sözdizimsel paralelliği koruyarak kasıtlı biçimde kullanılmıştır. B seçeneği atasözü kalıbıdır ve eksiksizdir. Yalnızca E'de zorunlu yüklem eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerde 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' sanatı ile 'anlam kayması' kaynaklı anlatım bozukluğu çoğu zaman birbirine karıştırılır. Hangisinde kullanım sanatsal değil, gerçek bir anlatım bozukluğudur?

    • A) Tüm salon, sanatçıyı dakikalarca ayakta alkışladı.
    • B) Masa, toplantı boyunca hiçbir karara varamadı.
    • C) Kalem, bu davada son sözü söyleyecekti.
    • D) Raf, aylardır yeni bir kitap yüzü görmemişti.
    • E) Ankara, bu konuda kesin kararını henüz açıklamadı.

    Ad aktarması sanatında bütünle parça, yer adıyla o yerdeki yönetim, araçla onu kullanan kişi gibi ilişkiler kurulur ve bu kullanım akla gelen çağrışımla anlam bulur. A'da 'Ankara' hükümeti, B'de 'salon' izleyicileri, C'de 'raf' kitaplığı/sahibini, D'de 'kalem' yazarlığı/hukuku temsil eder; bunlar yerleşik ve anlaşılır kullanımlardır. E seçeneğinde 'masa' sözcüğü toplantı katılımcılarını temsil etmeye çalışmaktadır; ancak bu çağrışım kültürel ve dilsel bakımdan yerleşmemiş, anlaşılırlık sağlayamamaktadır. Okuyucu 'masanın karara varamaması'nı hangi çerçevede yorumlayacağını kestiremez; bu yüzden bu kullanım sanatsal değil, bozuk bir aktarmadır.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yan cümlenin temel cümleyle kurduğu anlam ilişkisi (neden-sonuç, koşul, karşıtlık vb.) yanlış bağlaç seçimi nedeniyle tersine dönmüş ve bu durum anlatım bozukluğu yaratmıştır?

    • A) Bol bol egzersiz yaptığından dolayı kilo verdi.
    • B) Yeterince uyumadığı için konsantrasyonu düştü.
    • C) Her ne kadar geç kaldıysa da toplantıya katılmayı başardı.
    • D) Çok çalıştığı hâlde başarılı oldu.
    • E) Hastaneden çıkmasına karşın ilaçlarını düzenli kullandı.

    A seçeneğinde 'çok çalıştığı hâlde' ifadesi bir karşıtlık-kısıtlama bağlacı içermektedir; bu bağlaç 'çok çalıştığı hâlde yine de başarısız oldu' gibi beklentinin tersine gerçekleşen bir sonuçla birlikte anlam taşır. 'Çok çalışmak' ile 'başarılı olmak' doğal neden-sonuç ilişkisi kurar; araya 'hâlde' gibi bir karşıtlık bağlacı koymak, beklenen ilişkiyi tersine çevirmiş gibi göstererek anlam bozukluğu yaratır. Düzgün kullanım 'çok çalıştığı için başarılı oldu' olmalıydı. E seçeneğindeki 'karşın' da benzer görünse de 'hastaneden çıkmak' ile 'ilaç kullanmak' arasında doğal bir karşıtlık ilişkisi kurulabilir. Yalnızca A'da bağlaç seçimi anlam ilişkisini bozacak düzeydedir.

  14. 14. Aşağıdaki metinde birden fazla cümle yer almaktadır. Metnin tamamı değerlendirildiğinde anlatım bozukluğu içeren cümle ya da cümleler hangisinde doğru biçimde belirlenmiştir? '(I) Yıllarca süren araştırmalar sonucunda hazırlanan bu rapor, bilim dünyasına önemli katkılar sunmaktadır. (II) Raporu hazırlayan ekip, verileri titizlikle incelemiş ve bazı çarpıcı sonuçlara ulaşmıştır. (III) Sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmadan önce, bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmesi kararlaştırıldı. (IV) Uzmanların görüşleri alındıktan sonra rapor, bilimsel bir dergide yayımlanacak ve okuyuculara ücretsiz ulaşacaktır.'

    • A) Yalnızca I. cümle
    • B) III. ve IV. cümleler
    • C) II. ve IV. cümleler
    • D) I. ve II. cümleler
    • E) Yalnızca III. cümle

    III. cümlede 'sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmadan önce, bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmesi kararlaştırıldı' yapısında özne-yüklem uyumsuzluğu mevcuttur. Cümlenin öznesi 'sonuçlar' (çoğul) iken yüklem olan 'değerlendirilmesi kararlaştırıldı' tekil isim-fiil yapısına dayanmaktadır ve çoğul özneyle uyuşmamaktadır. Doğru kullanım 'bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmelerine karar verildi' ya da yapı yeniden kurularak 'bağımsız uzmanların sonuçları değerlendirmesi kararlaştırıldı' biçiminde olmalıydı. I. cümlede yoğun tamlamalı ama bozuksuz bir yapı vardır. II. ve IV. cümleler anlam ve dilbilgisi açısından doğrudur. Yalnızca III. cümlede özne-yüklem (çoğul-tekil) uyumsuzluğundan kaynaklanan anlatım bozukluğu bulunmaktadır.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanımı vardır?

    • A) Bu konuyu daha önce hiç duymamıştım.
    • B) Sabah erkenden uyandı.
    • C) Toplantı saat üçte başladı.
    • D) En son zamanlarda kitap okumaya başladım.
    • E) Çocuk bahçede oyun oynadı.

    'En son zamanlarda' ifadesinde 'en' ve 'son' sözcükleri birbirinin anlamını kapsamaktadır; bu ikisi aynı anda kullanılamaz. 'Son zamanlarda' ya da yalnızca 'en son' demek yeterliyken ikisinin birlikte kullanılması gereksiz tekrara yol açmaktadır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen (çelişkili) bir kullanım vardır?

    • A) Hava soğuk olmasına rağmen dışarı çıktı.
    • B) Yağmur yağdığında şemsiyesini açtı.
    • C) Kitabı çok yavaş okudu, bitirmesi uzun sürdü.
    • D) Yorgun olduğu için erken uyudu.
    • E) Hiç tanımadığım eski arkadaşımla karşılaştım.

    'Hiç tanımadığım eski arkadaşım' ifadesinde çelişki vardır. Bir kişi 'eski arkadaş' ise onu tanıyor demektir; 'hiç tanımamak' ile 'eski arkadaş olmak' birbirini çelişen kavramlardır.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Bu meseleyi ciddiye alıyorum.
    • B) Evden çıkmadan önce kapıyı kilitledi.
    • C) Yeni öğretmen derse girince herkes sustu.
    • D) Sınavdan önce bol bol çalışması gerekiyor.
    • E) Kitabı raftan indirdi ve okumaya başladı.

    'Meseleyi ciddiye almak' yanlış bir kullanımdır. Doğrusu 'ciddiye almak' değil 'ciddiye almak' değil; 'ciddi' sözcüğünden türeyen doğru kullanım 'meseleyi ciddiye almak' değil 'meseleyi önemsemek' ya da 'meseleyi ciddiye almak' yerine 'meseleye ciddi bakmak' şeklinde olmalıdır. Türkçede doğru ifade 'ciddiye almak' değil 'ciddi almak' biçimindedir. Bununla birlikte yaygın kabul görmüş doğru kullanım 'ciddiye almak'tır; asıl bozukluk 'meseleyi' yerine 'konuyu' ya da doğrudan 'bunu' gibi bir sözcük gelmesi gerektiğidir; 'mesele' sözcüğü gereksiz biçimde Arapça kökenli bir sözcükle yerini doldurur. Şıklara bakıldığında C seçeneği en sorunlu kullanımı barındırmaktadır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eksik öge (özne/nesne/tümleç eksikliği) bozukluğu vardır?

    • A) Ahmet markete gitti, ekmek aldı, eve döndü.
    • B) Müdür toplantıya katıldı ve konuştu.
    • C) Çocuk parkta oynadı.
    • D) Ali kitabı aldı ve eve götürdü.
    • E) Öğretmen tahtaya yazdı.

    'Ali kitabı aldı ve eve götürdü.' cümlesinde 'götürdü' eyleminin nesnesi belirsizdir. 'Kitabı mı götürdü, başka bir şeyi mi?' sorusu akla gelebilir; ancak asıl bozukluk 'eve götürdü' kısmında nesnenin bağlamdan anlaşılmasına karşın öznenin değişebileceği izleniminin doğmasıdır. 'Aldı ve eve götürdü' yapısında ikinci yüklemin nesnesi açık değildir, bu da anlam karışıklığına yol açar.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylem (fiil) zamanı yanlış kullanılmıştır?

    • A) Şu an ders çalışıyorum.
    • B) Her sabah erken kalkıyorum.
    • C) Dün markete gidiyorum ve ekmek alıyorum.
    • D) Yarın okula gideceğim.
    • E) Geçen yıl bu şehirde yaşıyordum.

    'Dün markete gidiyorum ve ekmek alıyorum.' cümlesinde 'dün' zaman zarfı geçmiş zaman bildirirken yüklem olan 'gidiyorum' ve 'alıyorum' şimdiki zamanla çekimlenmiştir. Zaman zarfıyla yüklem zamanı uyuşmadığından bu cümle anlatım bozukluğu taşımaktadır. Doğrusu 'Dün markete gittim ve ekmek aldım.' olmalıdır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem olumlu hem olumsuz anlam aynı anda verildiğinden çelişki oluşmuştur?

    • A) Hiçbir şey yapmadım ama her şeyi hallettim.
    • B) Hava yağmurlu olduğu için şemsiye aldı.
    • C) Kitap çok uzundu, okumayı yarıda bıraktı.
    • D) Erken yattı çünkü yorgundu.
    • E) Sınava çalışmadan girdi ve başarısız oldu.

    'Hiçbir şey yapmadım ama her şeyi hallettim.' cümlesinde açık bir çelişki vardır. 'Hiçbir şey yapmamak' ile 'her şeyi halletmek' birbiriyle bağdaşmayan, anlam bakımından çelişen ifadelerdir. Bu tür kullanımlar anlatım bozukluğu kapsamında değerlendirilir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlama gelen (yapısal belirsizlik) bir kullanım vardır?

    • A) Kitabı masanın üzerine bıraktı.
    • B) Ahmet okula gitti.
    • C) Çiçekleri suladı ve eve girdi.
    • D) Güzel kızın annesi geldi.
    • E) Hava çok soğuktu.

    'Güzel kızın annesi geldi.' cümlesi yapısal belirsizlik taşır. Bu cümle 'güzel olan kızın annesi' ya da 'kızı güzel olan anne' biçiminde iki farklı anlama gelebilir. 'Güzel' sıfatı hem 'kız'ı hem 'anne'yi niteliyor olabileceğinden belirsizlik oluşur ve bu durum anlatım bozukluğuna yol açar.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin yanlış çekimlenmesinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

    • A) Öğretmen bize ödev verdi.
    • B) Arkadaşım bana kitap ödünç vermiş.
    • C) Hava soğuyor, montunu giy.
    • D) Bu konuyu bilmiyorsunuz değil mi öğrenciler?
    • E) Çocuklar dün parkta oynadılar.

    'Bu konuyu bilmiyorsunuz değil mi öğrenciler?' cümlesinde soru yöneltilen 'öğrenciler' çoğul iken yükleme eklenen soru pekiştirici 'değil mi' tekil/belirsiz yapıdadır. Türkçede bu tür onay soru ekinin muhataba uygun çekimlenmesi gerekir; doğrusu 'bilmiyorsunuz, değil mi?' yerine 'bilmiyor musunuz?' ya da 'bilmiyorsunuz, öyle değil mi?' şeklinde olmalıdır. Yapı hem soru hem olumsuzluk bakımından tutarsızdır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi yanlış kurulmuştur?

    • A) Çok yorulduğu için uyudu.
    • B) Çok uyuduğu için yorgundu.
    • C) Hasta olduğu için ilaç aldı.
    • D) Hava soğuduğu için mont giydi.
    • E) Yağmur yağdığı için şemsiye açtı.

    'Çok uyuduğu için yorgundu.' cümlesinde neden-sonuç ilişkisi tersine kurulmuştur. Normalde çok uyumak yorgunluğun nedeni değil, sonucudur ya da tam tersi olarak yorgunluk çok uyumanın nedenidir. 'Uyumak' eylemi genellikle dinlendirici olduğundan 'çok uyudu, bu yüzden yoruldu' bağdaşık bir mantık kurmaz; doğru ilişki 'yorgun olduğu için çok uyudu' şeklinde olmalıdır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı kavramı karşılayan iki sözcük gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?

    • A) Öğrenci soruyu doğru yanıtladı.
    • B) Arkadaşıyla sinemaya gitti.
    • C) Hızlı ve çabuk koştu.
    • D) Kitabı rafta buldu.
    • E) Sabah erken kalktı.

    'Hızlı ve çabuk koştu.' cümlesinde 'hızlı' ve 'çabuk' sözcükleri aynı anlamı taşımaktadır. İkisinin birlikte kullanılması anlam tekrarına, dolayısıyla gereksiz sözcük kullanımı bozukluğuna yol açar. Bu iki sözcükten yalnızca biri yeterlidir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç yanlış kullanılmıştır?

    • A) Ya sinemaya gideceğiz ya da evde oturacağız.
    • B) Hem çalıştı hem de dinlendi.
    • C) Çok çalıştı fakat sınavı geçti.
    • D) Ne erken geldi ne de geç kaldı.
    • E) Hem yoruldu hem de üşüdü.

    'Çok çalıştı fakat sınavı geçti.' cümlesinde 'fakat' bağlacı yanlış kullanılmıştır. 'Fakat' zıtlık bağlacıdır ve birbirine karşıt iki durumu bağlar; ancak 'çok çalışmak' ile 'sınavı geçmek' zıt değil, aksine biri diğerinin beklenen sonucudur. Doğru bağlaç 've' ya da 'bu nedenle' olmalıdır: 'Çok çalıştı ve sınavı geçti.'