TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 9)
TURKCE - anlatim bozukluklari (Bölüm 9)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'deyim' yanlış anlamıyla kullanılmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'deyim' yanlış anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Toplantıda söz alan müdür, çok geçmeden lafı dolandırmaya başladı.
- B) Çocuk, oyun oynarken bacağını kırdı ve hastaneye kaldırıldı. ✓
- C) Öğretmen, başarısız öğrenciye göz yumdu.
- D) Kardeşim sınav sonuçlarını öğrenince göğsü kabardı.
- E) Komşumuz bu işten elini eteğini çekti.
E seçeneğinde 'bacağını kırdı' ifadesi mecaz anlamda değil gerçek (temel) anlamda kullanılmıştır; bu nedenle deyim özelliği taşımaz. Deyimler, gerçek anlamlarından uzaklaşmış kalıplaşmış söz öbekleridir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler ('lafı dolandırmak', 'göğsü kabarmak', 'elini eteğini çekmek', 'göz yummak') birer deyimdir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mantık yanlışı (çelişki) vardır?
- A) Yaşlı adam, genç çocuklarıyla parka gitti.
- B) Bugün hem yağmur yağdı hem de hava sıcaktı.
- C) Yeni doğmuş bebek, dün sabah hastanede vefat etti. ✓
- D) Çocuklar, bahçede top oynayarak vakit geçirdi.
- E) Bu spor ayakkabılar, hem hafif hem de dayanıklıdır.
C seçeneğinde mantık yanlışı vardır. 'Yeni doğmuş bebek' ifadesiyle çok kısa süre önce dünyaya geldiği belirtilen birinin 'dün sabah vefat etmesi' mantıksal açıdan çelişkili değildir; ancak asıl çelişki 'vefat etti' sözcüğündedir. 'Vefat etmek' büyüklere, yani yetişkinlere kullanılan bir sözcüktür; bebekler için 'hayatını kaybetti' ya da 'öldü' denilmelidir. Bu, sözcük seçiminden doğan bir anlatım bozukluğudur. Diğer cümlelerde böyle bir sorun yoktur.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük (sözcük fazlalığı) kullanılmıştır?
- A) Yarın sabah erkenden yola çıkacağız.
- B) Uzman doktor, hastanın durumunu ayrıntılı biçimde inceledi.
- C) Halk kitaplığı, tüm vatandaşlara açık bir kurumdur. ✓
- D) Trafik kazasında araç tamamen hasar gördü.
- E) Sabah ezanı okunduğunda camiden seslerin geldiğini duydum.
'Halk' sözcüğü zaten 'herkes, tüm insanlar' anlamını içermektedir. 'Halk kitaplığı' ifadesinden sonra 'tüm vatandaşlara açık' demek anlam tekrarına yol açar çünkü halk kitaplıkları zaten herkese açık olduğu için tanımlanır. Ancak asıl bozukluk D seçeneğinde değil, dikkat edilirse anlam bakımından daha belirgin bir yanlışlık C'dedir: 'Yarın sabah erkenden' ifadesinde 'sabah' sözcüğü zaten erken bir zaman dilimini çağrıştırdığından 'erkenden' sözcüğü gereksizdir. Bu soruda D seçeneğindeki 'tüm vatandaşlara açık' bölümü 'halk' sözcüğüyle çakışmaktadır ve bu en belirgin sözcük fazlalığıdır.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam belirsizliği (çok anlamlılıktan kaynaklanan) yoktur?
- A) Hocamın konuşması herkesi etkiledi.
- B) Öğretmen sınıfa girince öğrenciler ayağa kalktı. ✓
- C) Ahmet, arabayı tamirciye bırakarak eve döndü.
- D) Güzel kızın annesiyle konuştum.
- E) Çantasını kaybeden çocuğun durumuna üzüldüm.
C seçeneğinde herhangi bir belirsizlik yoktur; 'öğretmen sınıfa girince öğrenciler ayağa kalktı' cümlesi tek bir anlama gelmektedir. A seçeneğinde 'güzel' sıfatının 'kız'ı mı yoksa 'annesini' mi nitelediği belirsizdir. B seçeneğinde 'eve dönen'in Ahmet mi yoksa tamirci mi olduğu anlaşılmaz. D seçeneğinde 'hocamın konuşması'nın hocamın yaptığı konuşma mı yoksa hoca hakkındaki konuşma mı olduğu belirsizdir. E seçeneğinde 'çantasını kaybeden'in çocuk mu yoksa başkası mı olduğu tartışmalıdır.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'saat' sözcüğü yanlış kullanılmıştır?
- A) Saat onda buluşalım.
- B) Duvar saati üç saat vurdu. ✓
- C) Saatim bozulduğu için derse geç kaldım.
- D) Toplantı iki saat sürdü.
- E) Bu saatte uyumak sağlıklı değildir.
E seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. Duvar saatleri 'çalmak' ya da 'vurmak' fiilini kullanır; ancak 'üç saat vurdu' ifadesi yanlıştır. 'Saat' burada hem zaman dilimi hem de 'kaç olduğu' anlamına gelecek şekilde karıştırılmıştır. Doğru ifade 'duvar saati üç kez vurdu' ya da 'saat üçü vurdu' olmalıdır. 'Üç saat vurdu' ifadesi ise saatin üç saat boyunca vurduğu gibi yanlış bir anlam doğurur.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Kardeşim kitap okuyor, ben de ders çalışıyorum.
- B) Öğretmenimiz dersi anlattı, biz de not aldık.
- C) Hava soğuktu, çocuklar ise dışarıda oynuyordu.
- D) Ahmet sinemaya, Mehmet ise tiyatroya gitti. ✓
- E) Annem mutfakta yemek pişiriyor, babam ise bahçede çalışıyor.
D seçeneğinde yüklem eksikliği vardır. 'Ahmet sinemaya, Mehmet ise tiyatroya gitti' cümlesinde 'gitti' yüklemi yalnızca Mehmet için kullanılmış, Ahmet içinse yüklem düşürülmüştür. Bu tür yapılarda farklı eylemler söz konusu olduğunda ortak yüklem kullanılamaz. Ahmet'in gittiği yer farklı olsa da yüklem aynı olduğundan bu kullanım sorunsuz görünebilir; ancak buradaki asıl bozukluk 'Ahmet sinemaya gitti, Mehmet ise tiyatroya gitti' anlamının tek yüklemle sağlanmaya çalışılması değil, sadece Mehmet'in yüklemi üstlenmiş gibi görünmesidir. Bu klasik bir yüklem eksikliği örneğidir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Yazar romanı bitirip yayınevine gönderdi.
- B) Çocuk oyuncakları dağıtıp odadan kaçtı.
- C) Ali kitabı okuyup Veli'ye verdi. ✓
- D) Müdür toplantıyı açtı ve değerlendirdi.
- E) Öğrenci ödevi teslim edip sınıftan çıktı.
A seçeneğinde nesne eksikliği vardır. 'Ali kitabı okuyup Veli'ye verdi' cümlesinde 'verdi' fiilinin nesnesi 'kitabı' sözcüğüdür ve her iki eylem için ortak nesne kullanılmıştır. Ancak 'okumak' ve 'vermek' fiillerinin her ikisi de geçişli olup her ikisinin de bir nesneye ihtiyacı vardır. 'Kitabı' hem 'okuma' hem de 'verme' eyleminin nesnesi olarak işlev görmektedir ve bu kullanım doğrudur. Gerçek bozukluk şudur: 'Ali kitabı okuyup Veli'ye verdi' cümlesinde 'Veli'ye' dolaylı tümleci yalnızca 'verdi' fiiline bağlıdır; 'okumak' fiiline dolaylı tümleci yoktur, bu sorun değildir. Dikkatli bakıldığında A'da 'kitabı' nesnesi her iki fiile de bağlanmakta ama bu anlamsal açıdan doğrudur. Diğer seçenekler de benzer yapı taşıdığından bu soru yargılama gücünü ölçer.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ile' bağlacının yanlış kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Hız ile dikkatsizlik kazaların başlıca nedenidir. ✓
- B) Kardeşim ile ben her sabah yürüyüşe çıkarız.
- C) Kitap ile defterleri rafına yerleştirdi.
- D) Öğretmen ile öğrenciler uyum içinde çalıştı.
- E) Kalem ile kağıdı çantama koydum.
B seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Hız ile dikkatsizlik' ifadesi aslında birbiriyle çelişen iki kavramı birbirine bağlamaktadır. Kazalara yol açan etken 'hız' değil 'aşırı hız' ya da 'hız ihlali'dir; düz 'hız' yol açmaz. Ancak daha önemli bozukluk, 'hız ile dikkatsizlik kazaların başlıca nedenidir' cümlesinde iki ögenin tek yüklemle karşılanmasında değil, 'ile' bağlacıyla birleştirilen iki ögenin mantıksal açıdan birbirini karşılamamasındadır. Cümledeki asıl bozukluk ise 'ile' bağlacıyla kurulan öznenin çoğul anlam taşımasına karşın yüklemin tekil çekimlenmesidir: 'nedenidir' yerine 'nedenleridir' olmalıdır.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'etmek' ve 'yapmak' yardımcı fiillerinin karıştırılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Bu hatayı bir daha itiraf yapmayacağım. ✓
- B) Bu konuyu bir daha müzakere etmeliyiz.
- C) Randevumuzu yarın için iptal ettik.
- D) Projeyi zamanında teslim etmek zorundayız.
- E) Toplantıda önemli kararlar aldık.
D seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'İtiraf yapmak' söz dizimi Türkçede yanlıştır; doğrusu 'itiraf etmek'tir. Türkçede bazı eylem adları yalnızca 'etmek' ile, bazıları ise yalnızca 'yapmak' ile birleşerek birleşik fiil oluşturur. 'İtiraf', 'kabul', 'ret', 'teklif' gibi sözcükler 'etmek' ile kullanılır. 'İtiraf yapmak' biçimi yabancı dil etkisiyle ortaya çıkmış yanlış bir kullanımdır. Diğer seçeneklerde yardımcı fiil doğru biçimde kullanılmıştır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlamasının yanlış kurulmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Ahmet'in kitabını raftan aldım.
- B) Çocukların oyun alanı yenilendi.
- C) Okulun bahçesi geniş ve bakımlıdır.
- D) Türkiye'nin başkenti Ankara'dır.
- E) Bu filmin konusu çok ilginçtir. ✓
B seçeneğinde anlatım bozukluğu yoktur; ancak bu soru dikkat gerektirir. Gerçek bozukluk örneği soruda yer almayabilir ve öğrencinin tüm seçenekleri doğru analiz etmesi beklenir. B seçeneği incelendiğinde 'Bu filmin konusu' tamlamasının eksiksiz kurulduğu görülür. Benzer şekilde diğer seçenekler de doğru kurulmuştur. Bu sorunun amacı, öğrencinin tüm seçenekleri tek tek inceleyerek anlatım bozukluğu olmayan bir cümleyi tespit edebilmesini sağlamaktır. B seçeneği tüm dilbilgisi kurallarına uygundur ve herhangi bir bozukluk taşımaz; ancak diğer seçenekler de yapısal açıdan sorunsuz göründüğünden doğru seçenek belirlenmesi dikkat gerektirir.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gibi' edatının yanlış ya da gereksiz kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Sanki yağmur yağacakmış gibi bir hava var. ✓
- B) Ona senin gibi bir insan lazım.
- C) Bu yemek tuzlu gibi geliyor bana.
- D) Aslan gibi güçlü bir sporcu.
- E) Bu çocuk tıpkı babası gibi davranıyor.
C seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Sanki' sözcüğü ile 'gibi' edatı aynı görevi üstlenen iki unsurdur; ikisi birlikte kullanıldığında anlam tekrarı oluşur. 'Sanki yağmur yağacakmış gibi bir hava var' cümlesinde 'sanki...gibi' yapısı çifte benzetme oluşturmakta ve bu gereksiz yinelemeye yol açmaktadır. Doğru kullanım ya 'Sanki yağmur yağacakmış bir hava var' ya da 'Yağmur yağacakmış gibi bir hava var' olmalıdır.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin geçişlilik özelliğiyle bağdaşmayan bir kullanım vardır?
- A) Çocuk, bisikleti park etti.
- B) Annem her sabah çiçekleri suluyor.
- C) Öğrenci soruyu tahtaya yazdı.
- D) Şef, ekibini toplantıya çağırdı.
- E) Hava bugün çok güzel açtı. ✓
C seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Açmak' fiili geçişli bir eylemdir; yani bir nesne gerektirir. 'Hava bugün çok güzel açtı' cümlesinde ise 'açmak' fiili geçişsiz bir eylem gibi, yani nesnesiz kullanılmıştır. Ancak buradaki kullanım aslında dilde yerleşmiş ve kabul görmüş bir kullanım biçimidir (örnek: 'hava açtı', 'gül açtı'). Bununla birlikte biçimsel dilbilgisi açısından 'açmak' fiilinin nesnesiz kullanımı tartışmalıdır. Bu soru, eylemin geçişlilik özelliğini kavrama düzeyini ölçmektedir.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde pekiştirme sıfatının yanlış kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Odanın duvarları bembeyaz boyandı.
- B) Yüzü kapkara bir adamla karşılaştım.
- C) Sınavdan önce upuzun bir kuyruk oluştu.
- D) Çocuğun gözleri masmavi parıldıyordu.
- E) Elma, çok kıpkırmızı ve lezzetliydi. ✓
E seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. Pekiştirme sıfatları ('bembeyaz', 'masmavi', 'kapkara', 'kıpkırmızı') zaten sıfatın anlamını güçlendirip pekiştirdiği için önlerine 'çok' zarfı getirmek gereksiz ve yanlıştır. 'Çok kıpkırmızı' ifadesi sözcük fazlalığı içermektedir; çünkü 'kıpkırmızı' zaten 'çok kırmızı' anlamına gelir. Diğer seçeneklerde pekiştirme sıfatları doğru ve yerinde kullanılmıştır.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlatım bozukluğu iç içe geçmiş biçimde bulunmaktadır?
- A) Konuşmacı salonu hem doldurdu hem de coşturdu.
- B) Hasta, doktorun söylediklerini not ederek dinledi ve uyguladı. ✓
- C) Sergi, sanatçıların eserleri ve biyografileri hakkında bilgi veriyordu.
- D) Bu romanın yazarını ve konusunu merak ediyorum.
- E) Çocuk, annesini hem özlüyor hem de ona kızgınlık duyuyordu.
C seçeneğinde iki ayrı bozukluk iç içedir. Birincisi, anlamca çelişen eylemler bir arada kullanılmıştır: 'not ederek dinledi' ifadesi not almanın dinlemeye eşlik ettiğini ima eder; bu durum belirli bağlamlarda sorgulanabilir olmakla birlikte asıl sorun şudur: 'dinledi ve uyguladı' yüklemlerine 'not ederek' zarfı bağlandığında 'not ederek uyguladı' anlamı çıkar ve bu anlamsızdır — ortak zarf birden fazla eyleme bağlanamaz. İkincisi, 'dinledi ve uyguladı' eylemlerinde yüklem ortaklığı vardır ama 'not ederek' zarfı yalnızca 'dinledi' eylemine bağlanabilir; zincirleme kullanım anlam kaymasına (yüklem ortaklığı bozukluğuna) yol açar.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tamlayan aktarma yanlışlığı' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?
- A) Sokaklardaki köpeklerin toplanması için çalışmalar başlatıldı.
- B) Çocukların oyun oynaması için parklar düzenlenmelidir.
- C) Şehrin tarihi dokusunu korumak büyük önem taşımaktadır.
- D) Bu sorunun çözümünü bulmak oldukça güçtür. ✓
- E) Çevre kirliliğinin önüne geçmek için tedbir alınmalıdır.
'Bu sorunun çözümünü bulmak' yapısında tamlayan yanlış aktarılmıştır. 'Sorunun çözümü' tamlaması 'bulunmak' eylemine bağlandığında anlam örtüşmesi sağlanır, yani 'çözümünü bulmak' değil 'çözümünü ortaya koymak' ya da doğrudan 'bu sorunu çözmek' denilmeliydi. 'Çözümünü bulmak' ifadesi 'çözümün çözümünü bulmak' gibi anlam yinelemesine (pleonazma'ya yakın bir anlam ağırlığına) yol açar zira 'çözüm' zaten 'bulma' eylemini içerir. Doğrusu 'Bu sorunu çözmek oldukça güçtür.' biçiminde olmalıdır.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Kimi zaman mutlu kimi zaman üzgün görünüyor.
- B) Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın, ikisi de olur. ✓
- C) Ne kadar uğraşsam da başaramıyorum gibi hissediyorum.
- D) Geç kalmasına karşın toplantıya yetiştirdi kendini.
- E) Hem tembel hem de çalışkan öğrenciler bu sınıfa alındı.
'Ya...ya da...' bağlacı dışlayıcı seçenek bildirir; yani iki durumdan yalnızca birinin gerçekleşeceğini ifade eder. B seçeneğinde ise 'Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın, ikisi de olur.' denilerek bu dışlayıcı anlam işlevsiz kılınmıştır. 'İkisi de olur' ifadesi bağlacın temel anlamıyla doğrudan çelişmektedir. Dışlayıcı bağlaçla kurulan yapıya 'ikisi de olur' eklenmesi hem mantık hem de dil bilgisi açısından anlatım bozukluğu oluşturur. Doğrusu ya 'Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın.' olmalı ya da 'İkisi de olabilir: erken gelirsin ya da geç kalırsın.' biçiminde yeniden kurulmalıdır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'nesne eksikliği' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?
- A) Öğretmen, sınavdan önce öğrencilerine tavsiyede bulundu ve güven verdi. ✓
- B) Annem, her gün komşularıyla görüşür ve zaman geçirir.
- C) Hoca, öğrencilerini sınava hazırladı ve başarılı kıldı.
- D) Yönetici, çalışanlarına maaşlarını zamanında ödeyeceğini söyledi.
- E) Müdür, toplantıda öğretmenlere davranışlarını hatırlattı.
C seçeneğinde 'öğretmen...tavsiyede bulundu ve güven verdi' yüklemleri ortak bir nesneyle ('öğrencilerine') kullanılmıştır. Ancak 'güven vermek' eylemi '-e' yönelme hâl ekiyle (öğrencilerine) kullanılabilirken 'tavsiyede bulunmak' eylemi de aynı dolaylı tümleçle kurulur. Sorun şurada doğar: 'güven verdi' eyleminin uygun nesnesi 'öğrencilerine güven' değil, doğrudan 'öğrencileri' biçiminde belirtme hâl ekiyle kurulmalıydı ('öğrencilerini güvenlendirdi' ya da 'onlara güven aşıladı'). Dolaylı tümleç olan '-e/a' ekli öğe, 'tavsiyede bulunmak' eylemine uygun düşer; ancak 'güven vermek' eylemi kip olarak farklı yapı gerektirir; bu nedenle ortak dolaylı tümleçle oluşturulan yüklem ortaklığı anlatım bozukluğuna yol açar.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pekiştirme yoluyla anlam yinelemesi (gereksiz sözcük kullanımı)' yoktur?
- A) Aralarındaki ortak birliktelik uzun yıllar sürdü.
- B) Kalabalık bir topluluk meydanda bir araya geldi. ✓
- C) Bu konuda kesin ve nihai bir karara ulaşıldı.
- D) Toplantı gündeminde yer alan en temel ve özsel konu bu idi.
- E) Olayın tüm ayrıntılarını tek tek birer birer anlattı.
A seçeneğinde 'temel ve özsel' ifadesi anlam yinelemesidir ('özsel' zaten 'temel' anlamını taşır); B'de 'tek tek birer birer' gereksiz yinelemedir ('tek tek' ile 'birer birer' aynı anlamdadır); C'de 'kesin ve nihai' anlam yinelemesidir ('nihai' zaten kesin/son anlamı taşır); D'de 'ortak birliktelik' en belirgin yinelemedir ('birliktelik' kavramı zaten 'ortaklık' içerir). E seçeneğinde ise 'kalabalık bir topluluk' ifadesi görünürde yineleme gibi dursa da 'kalabalık' niteleyici sıfat, 'topluluk' ise isimdir; sıfat topluluğun büyüklüğünü nitelediğinden bu kullanım anlam yinelemesi sayılmaz, dilbilgisel açıdan sorunsuz bir tamlamadır.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde edilgen çatılı bir yüklemin yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Köprü, mühendisler tarafından birkaç yılda tamamlandı. ✓
- B) Rapor, uzmanlar tarafından hazırlanarak sunuldu.
- C) Yeni yasa, meclis tarafından geçen ay kabul edildi.
- D) Bu şiir, ünlü bir ozan tarafından söylenmiştir.
- E) Çalınan bisiklet, polis tarafından sahibine iade edildi.
'Tamamlandı' eylemi zaten edilgen bir çatıya sahip değildir; 'tamamlamak' geçişli bir eylemden 'tamamlanmak' biçiminde edilgen türetilir. Asıl sorun şudur: 'köprü tamamlandı' doğru bir yapıdır ancak buraya 'mühendisler tarafından' öbeği eklendiğinde anlam sorunu doğar. 'Tamamlanmak' dönüşlü-edilgen karışık bir eylemdir; gerçek edilgen olan 'tamamlandı' (yapılıp bitirildi) yapısına 'tarafından' ile özne girmesi, eylemin edilgen mi yoksa dönüşlü mü olduğu sorusunu belirsizleştirir ve özellikle 'köprü...tamamlandı' yapısında 'köprü kendiliğinden tamamlandı' anlamı da devreye girerek anlam bulanıklığı yaratır. Doğrusu 'Köprü, mühendisler tarafından tamamlandı' yerine 'Köprüyü mühendisler birkaç yılda tamamladı.' biçiminde etken olarak kurulmalıydı.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'özne yanlışlığı' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?
- A) Yağmurlu havalarda yürürken ayakkabılarım ıslanıyor.
- B) Öğrenciler sınıfa girince ders başladı.
- C) Kar yağınca çocuklar hemen dışarı çıktı.
- D) İstanbul'a gidince müzeyi mutlaka gezip görmelisin. ✓
- E) Rüzgâr çıkınca uçurtma daha kolay havalandı.
D seçeneğinde 'İstanbul'a gidince' zarf-fiil öbeğinin gizli öznesi cümlenin yüklemi olan 'gezip görmelisin' ifadesinin öznesiyle (sen) aynı kişiyi göstermektedir. Bu açıdan özne birliği var gibi görünse de asıl bozukluk şurada gizlidir: 'müzeyi mutlaka gezip görmelisin' cümlesinde 'gezip görmek' işini gerçekleştirecek özne (sen), 'İstanbul'a gidince' koşul zarf-fiilindeki gizli özneyle örtüşmektedir. Ancak cümlede 'sen İstanbul'a gittiğinde sen müzeyi gez' biçiminde yöneltme anlamı çıkar ve 'gidince' eyleminin öznesi belirsiz bırakılarak sanki 'biri İstanbul'a gittiğinde' anlamı yüklenmektedir; bu durum hem özne belirsizliği hem de örtük anlam kayması yaratır. Bu cümle, Türkçe dil bilgisinde 'zarf-fiil öbeğinin başvurduğu özne ile temel cümlenin öznesi farklı olduğunda ortaya çıkan özne yanlışlığı' olarak sınıflandırılır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yakın anlamlı sözcüklerin yanlış bağlamda kullanılması' yoluyla ortaya çıkan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Mahkeme, sanığı beraat ettirerek serbest bıraktı. ✓
- B) Tartışma giderek şiddetlenince araya girmek zorunda kaldı.
- C) Yorulan gezgin, nehir kenarına oturup dinlendi.
- D) Uzun yıllar sonra eski arkadaşına kavuştu.
- E) Sınıfın en zeki öğrencisi bu soruyu bile çözemedi.
'Beraat ettirmek' ve 'serbest bırakmak' ifadeleri bu cümlede birlikte kullanılmış; ancak bu iki eylem birbirini gerektirmez ve her ikisinin bir arada kullanılması anlam yinelemesine ya da anlam çelişkisine yol açar. Teknik olarak 'beraat' hukuki bir kavramdır ve 'suçsuz bulunmak/salıverilmek' anlamını taşır; dolayısıyla 'beraat eden kişi zaten serbest bırakılmış' demektir. Ancak daha önemli bir sorun şudur: 'beraat ettirmek' geçişli bir yapıdadır ve bu eylemin öznesi 'mahkeme' olduğunda doğru kullanım 'sanığı beraat ettirdi' değil 'sanık beraat etti' ya da 'mahkeme sanığı beraat kararıyla serbest bıraktı' biçiminde olmalıdır. 'Beraat ettirmek' Türk hukukunda kullanılan yerleşik bir yapı olmadığından 'beraat' ile 'serbest bırakma'nın birlikte kullanılması anlam yinelemesi içerir.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlamasındaki niteleme yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Uzun boylu, esmer tenli bir adam kapıda bekliyordu.
- B) Mavi renkte göz alıcı bir elbise giydi. ✓
- C) Sarı saçlı, yeşil gözlü biri bizi aradı.
- D) Gürültülü kalabalık bir ortamda çalışamıyorum.
- E) Küçük, sevimli bir köpek bahçede koşuyordu.
'Mavi renkte göz alıcı bir elbise' ifadesinde 'mavi renkte' sıfatı bozuk bir yapıda kullanılmıştır. Renk bildiren sıfatlar doğrudan isme bağlanır: 'mavi bir elbise' ya da 'mavi renkli bir elbise' doğrudur. 'Mavi renkte' yapısı ise bir belirtme grubu oluşturur ve isme sıfat olarak bağlandığında dil bilgisi açısından sıkıntılıdır; zira 'renkte' ifadesiyle birlikte 'elbise mavi renktedir' anlamı çıkar ancak bu anlam 'mavi renkli' sıfatıyla verilmesi gereken bir nitelemeyi ad tümleci biçiminde ifade eder. Türkçede renk bildiren '-de hâl ekli' yapı doğrudan sıfat olarak kullanılamaz; 'mavi renkte' yerine 'mavi renkli' ya da doğrudan 'mavi' kullanılmalıdır.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla yüklemin ortak bir öğeyle kullanılması sırasında yapılan eksiltme yanlışlığı (yüklem ortaklığı bozukluğu) söz konusudur?
- A) Müdür hem personeli ödüllendirdi hem de onlarla gurur duydu. ✓
- B) Çocuklar hem yoruldu hem de acıktı.
- C) Ali hem çalışkandır hem de başarılıdır.
- D) Kitabı aldım, okudum ve beğendim.
- E) Bu şehir hem güzeldir hem de pahalıdır.
D seçeneğinde 'ödüllendirdi' ve 'gurur duydu' yüklemleri 'personeli' nesnesiyle ortaklık kurularak kullanılmıştır. Ancak 'gurur duymak' eylemi '-den' ayrılma hâl ekiyle nesne alır ('onlardan gurur duydu'); '-i/-ı' belirtme hâl ekiyle nesne almaz. 'Ödüllendirdi' eylemi 'personeli' (belirtme hâl eki) alırken 'gurur duydu' eylemi 'personelden' (ayrılma hâl eki) almalıdır. Ortak nesne 'personeli' yalnızca 'ödüllendirdi' eylemine uygun düşer; 'gurur duydu' eylemi için ise 'onlardan/personelden' gerekmektedir. Bu durum yüklem ortaklığı bozukluğudur: farklı hâl eki gerektiren iki yüklem aynı nesneyle kullanılmıştır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'deyim yanlış kullanımı'ndan kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Arkadaşının başarısına içi içine sığmadı. ✓
- B) Zor bir dönemde bile dizginleri elden bırakmadı.
- C) Patronunun ağzından çıkan her söze kulak asıyordu.
- D) Saatler geçmesine karşın göz kırpmadan bekledi.
- E) Söylediğim her şeyi burun kıvırarak dinledi.
'İçi içine sığmadı' deyimi 'çok sevinmek, sevinçten ne yapacağını bilememek' anlamında kullanılır ve çoğunlukla olumlu bir duygu (sevinç, heyecan) için tercih edilir. C seçeneğinde 'arkadaşının başarısına içi içine sığmadı' ifadesi kullanılmıştır. Bu kullanımda deyimin yönelme hâl eki (-e/-a) alan bir nesneyle birlikte kullanılması sorunludur: 'içi içine sığmadı' deyimi nesnesiz ya da 'sevinçten içi içine sığmadı' biçiminde kullanılır; '-e' ekli bir nesneyle ('başarısına') kullanılması deyimin yapısını bozar. Doğrusu 'Arkadaşının başarısından dolayı içi içine sığmadı.' ya da 'Arkadaşının başarısı onu çok sevindirdi.' biçiminde olmalıydı.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sıralı cümlelerde öğe eksikliği ve anlam belirsizliği' bir arada bulunmaktadır?
- A) Kadın torbasını bıraktı ve gitti.
- B) Yönetici raporu inceledi ve onayladı.
- C) Çocuk hem ağladı hem bağırdı.
- D) Uzman, bulguları değerlendirdi ve yayımladı. ✓
- E) Sporcu yarışmaya katıldı ve birinci oldu.
D seçeneğinde 'bulguları değerlendirdi ve yayımladı' ifadesinde 'yayımladı' eyleminin nesnesi belirsizdir. 'Değerlendirdi' yükleminin nesnesi 'bulguları'dır; ancak 'yayımladı' yükleminin neyi yayımladığı belirsizdir: bulguları mı, değerlendirmeyi mi, raporu mu yoksa başka bir şeyi mi yayımladı? Nesne eksikliğinden kaynaklanan bu belirsizlik, sıralı cümle yapısında ortak nesnenin her iki eyleme de uyup uymadığının sorgulanmasına neden olur. 'Değerlendirdi' ve 'yayımladı' eylemleri farklı nesneler gerektirebileceğinden ortak nesne kullanımı anlatım bozukluğu ve anlam belirsizliği doğurur. Doğrusu 'Uzman bulguları değerlendirdi ve bulgularını/raporunu yayımladı.' biçiminde olmalıdır.