menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 2)

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 2)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' anlamlı bir zarf vardır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' anlamlı bir zarf vardır?

    • A) Çok hızlı koştu.
    • B) Tamamen haklısın.
    • C) Sessizce odadan çıktı.
    • D) Buraya yakın bir yerde oturuyor.
    • E) Dün akşam sinemaya gittik.

    Zaman zarfları fiilin ne zaman gerçekleştiğini bildirir. B seçeneğinde 'dün akşam' ifadesi eylemin gerçekleştiği zamanı belirttiği için zaman zarfıdır. A'da 'çok hızlı' durum zarfı, C'de 'sessizce' durum zarfı, D'de 'tamamen' derece zarfı, E'de 'buraya yakın' yer zarfıdır.

  2. 2. 'Bazı insanlar vardır, susmayı da konuşmayı da bilmezler.' cümlesinde eleştirilen davranış aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yabancı dilden sözcükler kullanmak
    • B) Başkalarını dinlememek
    • C) Topluluk önünde konuşmaktan çekinmek
    • D) Gerektiğinde konuşmamak ya da susmamak
    • E) Konuşurken yanlış kelimeler seçmek

    Cümle 'ne susmayı ne de konuşmayı bilmemek' üzerine kurulmuştur. Bu, yerli yerinde davranamamak, ne zaman konuşup ne zaman susulacağını bilememek demektir. Dolayısıyla B seçeneği doğrudur: gerektiğinde konuşamamak ya da gerektiğinde susamamak eleştirilmektedir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sanki' sözcüğü bir benzetme ilgisi kurmaktadır?

    • A) Sanki o toplantıdan haberi yokmuş gibi davrandı.
    • B) Sanki umursamıyormuş gibi baktı.
    • C) Sanki her şey çok kolaymış.
    • D) Çocuk koşunca sanki kuş gibi uçuyordu.
    • E) Sanki bu kadar çalışmak yeterli mi?

    'Sanki' sözcüğü benzetme ilgisi kurduğunda bir varlık ya da durum başka bir varlığa/duruma benzetilir. D seçeneğinde 'çocuk koşması' 'kuş gibi uçmaya' benzetilmektedir; 'sanki ... gibi' kalıbı bu benzetme ilgisini kurmaktadır. Diğer seçeneklerde 'sanki' şüphe ya da ironi anlamı taşır.

  4. 4. 'Güzel sanatların en sessizi resim, en gürültülüsü müziktir.' cümlesinin anlatım özelliği için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A) Neden-sonuç ilişkisiyle kurulmuştur.
    • B) Karşılaştırma yoluyla anlam güçlendirilmiştir.
    • C) Soru yoluyla okuyucu düşündürülmektedir.
    • D) Abartma yoluyla duygu yoğunlaştırılmıştır.
    • E) Kişileştirme sanatından yararlanılmıştır.

    Cümlede resim ve müzik 'en sessiz' ve 'en gürültülü' nitelendirmeleriyle karşılaştırılmakta; bu karşıtlık aracılığıyla anlam pekiştirilmektedir. Karşıtlık (tezat) ve karşılaştırma bu cümlenin temel anlatım özelliğidir. Soru, kişileştirme ya da abartma söz konusu değildir.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmek' fiili 'bir durumu aşmak, üstesinden gelmek' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Tren istasyondan hızla geçti.
    • B) Köprüden geçerken aşağıya bakmaktan korktu.
    • C) Komşunun önünden geçerken selam verdi.
    • D) Yıllar geçtikçe onu daha iyi anlıyorum.
    • E) Hastalığını kısa sürede atlattı, sınavı da geçeceğine inanıyorum.

    'Sınavı geçeceğine inanıyorum' cümlesinde 'geçmek' fiili bir engeli ya da zorluğu aşmak anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde fiil sırasıyla fiziksel hareket, yer değiştirme, zaman akışı ve yanından geçme anlamlarını taşımaktadır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır? 'Bahçedeki ağaçların ____ döküldü.'

    • A) Sonbaharda yaprakları döküldü.
    • B) Kışın tohumları döküldü.
    • C) Meyvelerinin büyük kısmı döküldü.
    • D) Sevinci yüzünden döküldü.
    • E) Fırtınada dalları döküldü.

    'Sevinci yüzünden döküldü' ifadesinde 'dökülmek' fiili mecaz anlamda kullanılmıştır; sevinç somut bir nesne olmadığından yüze yansıması ancak mecazi bir anlatımla ifade edilebilir. Diğer seçeneklerde somut nesnelerin fiziksel olarak düşmesi anlatılmaktadır.

  7. 7. Aşağıdaki cümleler anlamca ikiye ayrıldığında hangisi hem olumlu hem olumsuz yargı içermez?

    • A) Zeki olmasına karşın tembeldi.
    • B) Çalışkan ama başarısız bir öğrenciydi.
    • C) Kitap okur ancak not almaz.
    • D) Erken geldi ve herkesle selamlaştı.
    • E) Güzel konuşur fakat yazmayı sevmez.

    'Erken geldi ve herkesle selamlaştı' cümlesinin her iki yargısı da olumludur. Diğer seçeneklerde ise bağlaçlar (ama, fakat, karşın, ancak) aracılığıyla bir olumlu, bir olumsuz yargı bir arada verilmektedir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir eylemin sürdüğü anlatılmaktadır?

    • A) Kitabı masanın üzerine bıraktı.
    • B) Toplantıya zamanında katıldı.
    • C) Dün akşam erken uyudu.
    • D) Kapıyı çarparak odadan çıktı.
    • E) Saatlerdir yağmur yağıyor.

    'Saatlerdir yağmur yağıyor' cümlesinde 'saatlerdir' sözcüğü eylemin belirli bir süredir devam ettiğini göstermektedir. Diğer seçeneklerde eylemler tamamlanmış, tek seferlik olgular olarak aktarılmıştır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşul-sonuç ilişkisi vardır?

    • A) Çok yorulmuştum, yine de çalışmaya devam ettim.
    • B) Hava soğuktu ama dışarı çıktı.
    • C) Hem ders çalıştı hem de müzikle ilgilendi.
    • D) Erken yattım, sabah erken kalktım.
    • E) Düzenli antrenman yaparsan maçı kazanabilirsin.

    'Düzenli antrenman yaparsan maçı kazanabilirsin' cümlesinde 'yaparsan' koşul bildiren bir yapı içermekte, kazanma olasılığı bu koşula bağlanmaktadır. A seçeneğinde ardışıklık, B ve E seçeneklerinde karşıtlık, D seçeneğinde ise birliktelik anlamı taşıyan bağlantı söz konusudur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' fiili deyimsel bir anlam taşımaktadır?

    • A) Ödülü kazanan öğrenciye müdür verdi.
    • B) Kitabı arkadaşına verdi.
    • C) Sınav sonuçlarını öğrencilere verdi.
    • D) Açıkladıklarının ardından hesabını verdi.
    • E) Pazardan aldığı meyveleri komşusuna verdi.

    'Hesabını vermek' deyim niteliği taşıyan bir ifadedir ve 'yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmek ya da sonuçlarına katlanmak' anlamına gelir. Diğer seçeneklerin tamamında 'vermek' fiili gerçek anlamıyla, yani bir şeyi birine iletmek biçiminde kullanılmıştır.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-araç ilişkisi vardır?

    • A) Yorgun olmasına rağmen çalıştı.
    • B) Trafik yoğun olduğundan geç kaldı.
    • C) Hem hızlı hem de dikkatli çalışıyordu.
    • D) Hava karardığı için eve döndü.
    • E) Sağlıklı yaşamak için düzenli spor yaptı.

    'Sağlıklı yaşamak için düzenli spor yaptı' cümlesinde 'düzenli spor yapmak' amaçlanan sonuca (sağlıklı yaşam) ulaşmak için başvurulan araçtır. 'İçin' edatı burada amaç ilişkisi kurmaktadır. Diğer seçeneklerde neden-sonuç, karşıtlık ve birliktelik ilişkileri söz konusudur.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı pekiştirme anlamı taşımaktadır?

    • A) O da bilmiyor muydu bu durumu?
    • B) Ahmet de toplantıya katıldı.
    • C) Hava da güzeldi, yol da açıktı.
    • D) Sen de onunla aynı fikirdesin demek.
    • E) Öyle bir güldü ki gözyaşları da aktı.

    'Öyle bir güldü ki gözyaşları da aktı' cümlesinde 'da' bağlacı beklenmedik ya da aşırı bir durumu pekiştiren anlam taşımaktadır; güleceği yerde ağlaması gibi abartılı bir sonucu vurgulamaktadır. Diğer seçeneklerde 'de/da' katılma, beraber olma ya da soru pekiştirme işlevlerini üstlenmiştir.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerden hangisi tanım cümlesidir?

    • A) İyi şiirler insanın içini ısıtır.
    • B) Edebiyat insanı besler ve olgunlaştırır.
    • C) Şiir okumayı çok seviyorum.
    • D) Şiiri herkes anlayamaz.
    • E) Şiir, duygu ve düşüncelerin ölçülü ve ahenkli dizelerle aktarıldığı yazı türüdür.

    Tanım cümleleri bir kavramın ne olduğunu açık biçimde ortaya koyar ve genellikle '...dır/dir, ...olan şeydir' kalıplarıyla kurulur. 'Şiir, duygu ve düşüncelerin ölçülü ve ahenkli dizelerle aktarıldığı yazı türüdür' cümlesi şiir kavramını tam olarak tanımlamaktadır. Diğer seçenekler yorum, beğeni ya da öznel değerlendirme içermektedir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylı bir anlatım söz konusudur?

    • A) Annem, ertesi gün geleceğini söyledi.
    • B) 'Yarın geleceğim' dedi.
    • C) Öğretmen: 'Kitaplarınızı açın' dedi.
    • D) 'Bu işi sen yap' diye bağırdı.
    • E) Müdür: 'Toplantı saat üçte' dedi.

    Dolaylı anlatımda söylenen söz aktarılırken kişi ve zaman uyumu değişir, tırnak işareti kullanılmaz. 'Annem, ertesi gün geleceğini söyledi' cümlesinde 'yarın' yerine 'ertesi gün', 'geleceğim' yerine 'geleceğini' kullanılarak dolaylı aktarım yapılmıştır. Diğer seçeneklerde tırnak içinde doğrudan aktarım söz konusudur.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir abartma (mübalağa) sanatı kullanılmıştır?

    • A) Bugün hava çok sıcaktı.
    • B) Yorulunca biraz dinlendi.
    • C) O kadar hızlı koştu ki adımlarını sayamadım.
    • D) Kitabı bir haftada okudu.
    • E) Sesi o kadar gür çıkıyordu ki dağlar inledi.

    'Sesi o kadar gür çıkıyordu ki dağlar inledi' cümlesinde insan sesinin dağları inletmesi gerçekte mümkün olmayan, olayı aşırı biçimde büyüten bir ifadedir. Bu tür gerçekle bağdaşmayan ölçüde büyütme ya da küçültme yapılması abartma (mübalağa) sanatının özelliğidir. Diğer seçeneklerde böyle bir abartı yoktur.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?

    • A) Hem çalışıyor hem de okuyor.
    • B) Kitap okudu ve çok şey öğrendi.
    • C) Uzun süre yağmur yağdı, bu yüzden dereler taştı.
    • D) Sabah erkenden kalktı, ardından spor yaptı.
    • E) Ya erken gelir ya da beklememizi ister.

    'Bu yüzden' ifadesi açık bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktadır: uzun süre yağmur yağması neden, derelerin taşması ise sonuçtur. A seçeneğinde ardışıklık ve sonuç, B seçeneğinde ardışıklık, C seçeneğinde birliktelik, E seçeneğinde seçenek ilişkisi söz konusudur.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yazarın okuyucuyu yönlendirme amacı taşıdığı açıkça görülmektedir?

    • A) Şehirlerin nüfus yoğunluğu kırsal bölgelerden yüksektir.
    • B) Dünya nüfusu her geçen yıl artmaktadır.
    • C) Bu kitabı mutlaka okumalısınız; hayatınızı değiştirecek.
    • D) Geçen yıl ihracat rakamları yüzde on arttı.
    • E) Ülkemizde ortalama yaşam süresi yetmiş yediye ulaşmıştır.

    'Mutlaka okumalısınız' ifadesi okuyucuya doğrudan yönelik bir telkin ve yönlendirme içermektedir. 'Hayatınızı değiştirecek' ise onu ikna etmeye yönelik öznel bir vaattir. Diğer seçenekler nesnel veriler içermekte olup okuyucuyu belirli bir eyleme yönlendirme amacı taşımamaktadır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kalmak' fiili 'bir durumu sürdürmek, o hâlde bulunmaya devam etmek' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Arkadaşı gidince o da kalkmak istedi.
    • B) Bu şehirde beş yıl kaldım.
    • C) Akşam yemeğinden sonra misafirler kalmak istedi.
    • D) Söz verdiği hâlde suskun kaldı.
    • E) Otelden çıkınca bavulunu kaldırmayı unuttu.

    'Suskun kaldı' ifadesinde 'kalmak' fiili, kişinin susma durumunu sürdürdüğünü, o hâlde olmaya devam ettiğini anlatmaktadır. Bu kullanım 'bir hâlde/durumda devam etmek' anlamına karşılık gelir. B ve E seçeneklerinde 'bir yerde bulunmak, ayrılmamak', A seçeneğinde ise 'henüz gitmemek' anlamı söz konusudur.

  19. 19. 'Onun bu konudaki görüşleri tartışmaya kapalı değil, tam tersine eleştiriye son derece açık.' cümlesinde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Görüşleri üzerinde henüz kesin bir karara varmamıştır.
    • B) Görüşlerinin eleştirilmesini hoşgörüyle karşılamaktadır.
    • C) Görüşlerinin doğruluğu kanıtlanmıştır.
    • D) Görüşlerini savunmak için tartışmaya hazırdır.
    • E) Görüşlerini başkalarına dayatmaktan kaçınmaktadır.

    Cümlede 'tartışmaya kapalı değil' ifadesi olumsuzlanarak zaten 'açık olduğu' vurgulanmış, ardından 'eleştiriye son derece açık' ifadesiyle pekiştirilmiştir. Bu yapı, kişinin görüşlerini eleştiriye tahammülle, açık yüreklilikle karşıladığını anlatır. D seçeneğindeki 'tartışmaya hazır' anlamı cümleye aykırıdır çünkü burada aktif bir tartışma isteği değil, eleştiriyi kabul etme olgunluğu söz konusudur.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'dolaylı anlatım' içermektedir?

    • A) 'Bu projeyi bitiremezsek ne yaparız?' diye sordu mühendis.
    • B) Çocuk, annesine gizlice şeker aldığını itiraf etti.
    • C) Yaşlı adam, 'Yıllar ne çabuk geçiyor.' diye mırıldandı.
    • D) Müdür toplantı salonuna girdi ve 'Bugün erken bitirelim.' dedi.
    • E) Öğretmen tahtaya döndü ve 'Sessiz olun.' diye bağırdı.

    Dolaylı anlatımda söylenenler tırnak işareti kullanılmadan, aktaranın ağzından yeniden kurulur. B seçeneğinde 'gizlice şeker aldığını itiraf etti' ifadesi, çocuğun söyledikleri tırnak işareti kullanılmadan aktarılmıştır; bu dolaylı anlatımdır. Diğer seçeneklerin tamamında tırnak içinde doğrudan alıntıya yer verilmiştir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir çelişki söz konusudur?

    • A) Pahalı görünen ama ucuza alınan bir ürün.
    • B) Kalabalık olmayan ama şenlikli bir toplantıydı.
    • C) Sessiz ama bir o kadar da düşündürücü bir film izledik.
    • D) Yorgun olmadığı hâlde erken uyumayı tercih etti.
    • E) Çok konuşmasına karşın hiçbir şey söylemedi.

    Çelişki, birbirini mantıksal olarak dışlayan iki durumun bir arada verilmesidir. B seçeneğinde 'çok konuşmak' ile 'hiçbir şey söylememek' birbirini doğrudan dışlayan iki durumdur; bu cümle çelişki içermektedir. Diğer seçeneklerde ise zıt gibi görünen ancak birbirini dışlamayan özellikler bir arada verilmiştir (sessiz ama düşündürücü, kalabalık olmayan ama şenlikli gibi).

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir yargı bulunmaktadır?

    • A) Kitap, ilk baskısında beş bin adet basılmıştır.
    • B) İstanbul'un nüfusu her geçen yıl artmaktadır.
    • C) Türkiye, dünyanın en fazla fındık üreten ülkesi konumundadır.
    • D) Yazar, bu eserini otuz beş yaşında kaleme almıştır.
    • E) Bu romanın son bölümü, önceki bölümlere göre daha sürükleyici.

    Öznel yargılar kişiden kişiye değişebilen, kanıtlanamayan değerlendirmeler içerir. C seçeneğinde 'daha sürükleyici' ifadesi kişisel bir beğeni yargısı taşıdığından özneldir. Diğer seçenekler ölçülebilir, doğrulanabilir olgusal bilgiler içerdiğinden nesnel yargılardır.

  23. 23. 'Bu şehirde yaşamak bir ayrıcalık değil, artık bir zorunluluktur.' cümlesinin anlamına en yakın olan aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Şehirde yaşamak artık kimseye nasip olmamaktadır.
    • B) Şehirde yaşamak için ayrıcalıklı olmak artık yeterli değildir.
    • C) Şehirde yaşamak ayrıcalıklı kişilere özgü bir durum hâline gelmiştir.
    • D) Şehirde yaşamak gönüllü bir tercihten çıkıp kaçınılmaz bir gerçeğe dönüşmüştür.
    • E) Şehirde yaşamanın ne ayrıcalığı ne de zorunluluğu kalmıştır.

    Cümlede 'ayrıcalık değil' ifadesiyle eskiden özel kişilere ait bir durum olduğu ima ediliyor; 'artık zorunluluk' ifadesiyle bu durumun herkesin içinde bulunduğu kaçınılmaz bir gerçeğe döndüğü anlatılıyor. Bu anlam C seçeneğinde 'gönüllü tercihten çıkıp kaçınılmaz gerçeğe dönüşme' biçiminde karşılık bulmaktadır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'koşul' anlamı yoktur?

    • A) Yeterince çalışırsan sınavda başarılı olursun.
    • B) Seni dinlemesini bilirsen, o da seni anlar.
    • C) Projeyi zamanında bitirirsek ödül alırız.
    • D) Geç kalmış olsa da toplantıya katılmayı ihmal etmedi.
    • E) Sağlıklı beslenmek istiyorsan işlenmiş gıdalardan uzak dur.

    Koşul, bir eylemin gerçekleşmesinin başka bir eyleme bağlı olduğunu anlatır. A, B, C ve E seçeneklerinde 'eğer… ise/sa' ilişkisi (koşul) belirgindir. D seçeneğinde ise 'geç kalmış olsa da' ifadesi koşul değil, 'karşıtlık/ödün' (zıtlık bağlacı) anlamı taşımaktadır: geç kalma durumu engelleyici olmamıştır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'abartma (mübalağa)' sanatı kullanılmıştır?

    • A) Sesi o kadar güçlüydü ki dağları bile yerinden oynatabilirdi.
    • B) Kitap, akşamdan sabaha kadar elinden düşmedi.
    • C) Güneş batarken gökyüzü turuncu bir tuvale dönüştü.
    • D) Gözleri deniz kadar derin ve huzur verici bir maviydi.
    • E) Onun sessizliği bütün odayı doldurdu.

    Abartma (mübalağa), bir şeyi olduğundan çok büyük ya da çok küçük göstererek anlatma sanatıdır. B seçeneğinde 'dağları yerinden oynatmak' fiziksel olarak imkânsız bir durum olup aşırı büyütme içermektedir; bu mübalağadır. A'da benzetme, C'de istiare, D'de kişileştirme, E'de olağan bir durum aktarımı söz konusudur.