TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 3)
TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 3)
'Ne kadar okusan da bu konuyu anlayamazsın.' cümlesinde söz konusu olan anlam ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. 'Ne kadar okusan da bu konuyu anlayamazsın.' cümlesinde söz konusu olan anlam ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Amaç-sonuç
- B) Neden-sonuç
- C) Zaman-sıralama
- D) Koşul-sonuç
- E) Karşıtlık-ödün ✓
'Ne kadar… sa da / se de' yapısı, beklenen bir sonucun gerçekleşmeyeceğini gösteren karşıtlık-ödün (kabul-ret) ilişkisi kurar. Burada 'ne kadar okursan da' beklenilir bir sonuç (anlamak) doğurması gerekirken bu sonucun gerçekleşmeyeceği vurgulanmıştır. Bu, koşulun yerine getirilmesine karşın sonucun oluşmaması anlamıyla karşıtlık-ödün ilişkisidir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' vardır?
- A) Ankara bu kararı beklemiyordu. ✓
- B) Gözleri yıldız gibi parlıyordu.
- C) Kitap, insanın en sadık dostudur.
- D) Zaman hızla akan bir nehirdir.
- E) Hayat bir koşu, herkes yarışta.
Ad aktarması (mecaz-ı mürsel), bir sözcüğün benzetme amacı gütmeksizin ilişkili başka bir kavramı karşılamasıdır. B seçeneğinde 'Ankara' sözcüğü, şehrin kendisini değil orada bulunan hükümeti/yetkilileri karşılamaktadır; yer adı, o yerde bulunan yönetim için kullanılmıştır. A ve E'de istiare, C'de benzetme, D'de kişileştirme söz konusudur.
3. 'Adamın koyduğu koşulları kabul etmek, onun isteklerine boyun eğmek anlamına gelirdi.' cümlesine anlam bakımından en yakın olan aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Koşulların kabulü, ileride daha büyük taleplerin önünü açardı.
- B) Adam koşul koymak yerine doğrudan isteklerini dile getirmeliydi.
- C) Adam, kabul edilen koşullarla isteklerine ulaşmayı planlıyordu.
- D) Koşulları kabul etmek, kişinin özgür iradesini yitirmesi demekti. ✓
- E) Adam, koşulları kabul edilmeden isteklerinden vazgeçmeyecekti.
Cümlede 'koşulları kabul etmek' ile 'boyun eğmek' denkleştiriliyor; koşulları benimsemenin bağımsızlığı ortadan kaldıracağı ima ediliyor. B seçeneğinde 'özgür iradesini yitirmek' ifadesi bu 'boyun eğme' durumunu en iyi biçimde karşılamaktadır. Diğer seçenekler farklı anlam katmanlarına (ilerisi için tehlike, adamın niyeti, irade kaybı değil strateji) yönelmektedir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pişmanlık' anlamı vardır?
- A) 'Keşke o gün farklı bir karar verseydim.' diye düşündü durdu. ✓
- B) O dönemde aldığı kararları hiç sorgulamadı.
- C) Yıllar geçtikçe o anılar daha da güzelleşti gözünde.
- D) Onca emekten sonra işi bırakmak zorunda kaldı.
- E) Geçmişe takılmadan ileriye bakmayı öğrenmişti artık.
'Keşke' sözcüğü Türkçede gerçekleşmemiş bir isteği ya da alınan bir karara ya da yaşanan bir duruma duyulan pişmanlığı doğrudan ifade eder. B seçeneğinde 'keşke o gün farklı bir karar verseydim' ifadesi, verilen karardan duyulan pişmanlığı açıkça yansıtmaktadır. Diğer seçeneklerde özlem (C), kabullenme (A, D) veya sorgulamama (E) söz konusudur.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'neden-sonuç' ilişkisi yoktur?
- A) Soğuk havada ince giyindiği için hastalandı.
- B) Uzun süre güneşte kaldığı için cildi yandı.
- C) Yeterince su içmediğinden baş ağrısı çekti.
- D) Düzenli spor yapmasına karşın yorgunluğu geçmedi. ✓
- E) Gürültüden uyuyamadı, sabah işe geç kaldı.
Neden-sonuç ilişkisinde bir durum doğrudan başka bir duruma yol açar. A, B, D ve E seçeneklerinde bir eylem ya da durum, bir sonucu doğurmaktadır. C seçeneğinde ise 'düzenli spor yapmasına karşın yorgunluğunun geçmemesi' neden-sonuç değil, karşıtlık-ödün (beklenen olumlu sonucun gerçekleşmemesi) ilişkisini yansıtmaktadır.
6. 'Kalemi kâğıda değdirdiği an, bütün söylemek istedikleri uçup gitti.' cümlesinde aşağıdaki anlamlardan hangisi ağır basmaktadır?
- A) Kalemin yanlış seçildiği ve yazıyı zorlaştırdığı
- B) Düşüncelerin yazıya dökülme anında yok olduğu ✓
- C) Yazarın zihnindeki fikirlerin henüz olgunlaşmadığı
- D) Yazarın yaratıcılığının azalmış olduğu
- E) Yazmanın düşünmekten çok daha güç olduğu
Cümlede 'söylemek istediklerinin uçup gitmesi', düşüncelerin zihinde hazır olmasına karşın yazıya aktarma eyleminin başlamasıyla birlikte kayboluşunu anlatır. Bu, B seçeneğinde 'düşüncelerin yazıya dökülme anında yok olması' biçiminde doğrudan karşılık bulmaktadır. A'daki 'yaratıcılığın azalması' ya da D'deki 'olgunlaşmama' farklı birer yorum olup cümlenin odak anlamıyla örtüşmemektedir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük cümlede 'araç' anlamı taşımaktadır?
- A) Kitap okuyarak geçirdiği saatler en huzurluydu.
- B) Sert bir dille konuşarak karşısındakini susturdu. ✓
- C) Sabah erkenden kalkarak işe yetişmeyi başardı.
- D) Gülerek kapıdan içeri girdi.
- E) Trene binerek şehrin karşı yakasına geçtik.
Araç anlamı, bir eylemin hangi yol ya da yöntemle gerçekleştirildiğini gösterir. C seçeneğinde 'sert bir dille konuşarak' ifadesi, 'susturma' eyleminin gerçekleştirildiği aracı (yöntemi) göstermektedir. A'da ulaşım aracı yer almakla birlikte -arak eki burada 'biçim/yol' değil fiili destekleyen eşzamanlı hareket anlamı taşır; C'de ise susturma eyleminin doğrudan aracı belirtilmektedir. B, D ve E'de ise -arak eki 'zaman' ya da 'durum' ilişkisi kurmaktadır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük yanlış anlamda kullanılmıştır? (Altı çizili sözcükler parantez içinde belirtilmiştir.)
- A) Bu meseleyi (enine boyuna) düşündüm.
- B) Arkadaşım bana çok (yüzeysel) davrandı. ✓
- C) Bu romanı okurken zaman (uçup) gitti.
- D) Söyledikleri beni (derinden) etkiledi.
- E) Onun gülüşü içimi (ısıttı).
'Yüzeysel' sözcüğü 'derin düşünmeden, sığ biçimde' anlamına gelir; davranış biçimini nitelendirmek için kullanılan 'soğuk, ilgisiz' anlamını karşılamaz. Arkadaşın 'yüzeysel davranması' yerine 'soğuk davranması' ya da 'mesafeli davranması' ifadesi kullanılmalıydı. Diğer seçeneklerdeki sözcükler yerli yerinde ve doğru anlamda kullanılmıştır.
9. Aşağıdaki cümlelerden hangisi 'bir şeyin olumlu göründüğü hâlde aslında zararlı olduğu' anlamını taşımaktadır?
- A) Bal tutan parmağını yalar.
- B) Güzel söz gönül yapar, çirkin söz gönül yıkar.
- C) Arının kovanı bal dolu olur ama iğnesi de vardır. ✓
- D) Üzüm üzüme baka baka kararır.
- E) Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
D seçeneğindeki cümle, görünürde cazip ya da faydalı olan bir şeyin (bal) aslında zararlı bir yanının da bulunduğunu (iğne) ifade etmekte; dolayısıyla 'olumlu görünüp aslında zararlı olan' anlamını doğrudan taşımaktadır. A seçeneği 'tatlı dille her şeyin üstesinden gelinebileceğini', B 'fırsatçılığı', C 'çevrenin insanı etkilediğini', E ise 'sözün gönül üzerindeki etkisini' anlatmaktadır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem öznel hem de abartılı bir yargı bir arada bulunmaktadır?
- A) Hava sıcaklığı dün 38 dereceye ulaştı.
- B) Geçen yıl şehre beş yeni okul inşa edildi.
- C) Bu filmi izlerken defalarca ağladım; sanki tüm acılar o filmde toplanmıştı. ✓
- D) Türkiye'nin yüzölçümü 783.562 km²'dir.
- E) Roman, 320 sayfadan oluşmaktadır.
B seçeneğinde 'defalarca ağladım' ifadesi kişiden kişiye değişen öznel bir yargı, 'sanki tüm acılar o filmde toplanmıştı' ifadesi ise gerçeği aşan bir abartıdır (mübalağa). Bu iki özellik bir arada bulunduğundan doğru cevap B'dir. Diğer seçenekler ölçülebilir, nesnel ve abartısız bilgiler içermektedir.
11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'koşul-sonuç' ilişkisi değil, 'neden-sonuç' ilişkisi vardır?
- A) İyi beslenirsen hastalanmazsın.
- B) Erken uyursan sabah erken kalkabilirsin.
- C) Düzenli egzersiz yaparsan sağlıklı kalırsın.
- D) Çok çalışırsan başarılı olursun.
- E) Sürekli yağan yağmur nedeniyle maç iptal edildi. ✓
C seçeneğinde 'sürekli yağan yağmur' olayın gerçekleşmiş bir nedeni, 'maçın iptal edilmesi' ise ortaya çıkmış bir sonucudur. Bu ilişki 'neden-sonuç' ilişkisidir; çünkü koşul gerçekleşmiştir ve sonuç zaten yaşanmıştır. Diğer seçeneklerde ise koşul henüz gerçekleşmemiş olup gerçekleşmesi hâlinde bir sonuç doğuracak biçimde kurulmuştur; bu da 'koşul-sonuç' ilişkisinin özüdür.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, gerçek anlamının dışında kullanılmamıştır?
- A) Annesi haberi duyunca içi sızladı.
- B) Onun bakışları beni dondurdu.
- C) Bu soruyu çözmek gerçekten çok zor. ✓
- D) Meraktan patlıyordum, dayanamayıp sordum.
- E) Tartışma kızışınca herkes birbirini suçlamaya başladı.
B seçeneğinde 'çözmek' fiili 'bir problemi halletmek, yanıtını bulmak' anlamında kullanılmıştır; bu, sözcüğün bu bağlamdaki yerleşik anlamıdır ve mecaz değil, yaygın/temel anlamda kullanımdır. A'da 'kızışmak' (ısı artışı yerine yoğunlaşma), C'de 'sızlamak' (fiziksel değil duygusal acı), D'de 'patlamak' (fiziksel değil duygusal patlama), E'de 'dondurmak' (soğukla değil etkiyle hareketsizleştirme) mecaz anlamlarda kullanılmıştır.
13. Aşağıdaki cümlelerden hangisi diğerleriyle anlam bakımından çelişmektedir?
- A) Sabır en büyük erdemdir; acele karar vermekten kaçınmalıyız.
- B) Zamanında yapılan küçük bir müdahale büyük sorunları önler.
- C) Aceleci olmak insanı pişmanlığa sürükler.
- D) Geç gelen adalet, adalet değildir. ✓
- E) Beklemek çoğu zaman en doğru tercihtir.
C seçeneği 'geç kalınmış bir müdahalenin değersiz olduğunu' vurgulayarak hızlı ve zamanında hareket etmenin önemine dikkat çeker. Bu, A, D ve E seçeneklerinin savunduğu 'sabır ve acele etmemenin erdem olduğu' düşüncesiyle doğrudan çelişir. B seçeneği de zamanında müdahaleyi savunarak C ile örtüşür; ancak C, diğer seçeneklerin büyük çoğunluğuyla anlam çatışması yaşayan tek cümledir.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ama' bağlacı bir karşıtlık değil, bir pekiştirme işlevi üstlenmiştir?
- A) Ama bu adam gerçekten çok yetenekli! ✓
- B) Zor bir sınavdı ama başardım.
- C) Çok yorgundum ama gitmeye karar verdim.
- D) Pahalıydı ama aldım.
- E) Hava soğuktu ama pikniğe çıktık.
C seçeneğinde 'ama' bağlacı iki önermeyi karşılaştırmak için değil, cümleye şaşkınlık ve pekiştirme anlamı katmak için kullanılmıştır. Burada 'ama' bir vurgu ve güçlendirme edatı işlevi görmektedir. A, B, D ve E seçeneklerinde ise 'ama' bağlacı birbiriyle çelişen ya da beklenmedik iki durumu birbirine bağlayarak karşıtlık işlevi üstlenmiştir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' anlamı taşıyan bir yan cümle kullanılmıştır?
- A) Bu kitabı bitirince sana verebilirim. ✓
- B) Hava güzel olursa pikniğe gideceğiz.
- C) Çok çalıştığı için sınavı kazandı.
- D) Söylediklerini anlamak için dikkatle dinledim.
- E) Arkadaşım gelmediğinden bir başıma kaldım.
A seçeneğinde 'bu kitabı bitirince' ifadesi bir zaman zarfı yan cümlesidir; 'bitmek' eyleminin gerçekleşeceği zamanı belirtir. B seçeneğinde 'çok çalıştığı için' bir neden cümlesi, C'de 'hava güzel olursa' bir koşul cümlesi, D'de 'anlamak için' bir amaç cümlesi, E'de ise 'arkadaşım gelmediğinden' bir neden cümlesidir.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatıcı, bir durumu aktarırken kendi tutumunu gizlemeye çalışmaktadır?
- A) Düzenleme son derece yanlış ve zararlıdır.
- B) Bu politika uygulaması tam bir felakettir.
- C) Alınan kararın toplumu olumsuz etkilediği ileri sürülmektedir. ✓
- D) Yapılan bu hata affedilemez bir ihmaldir.
- E) Hiç kimse bu kararı onaylamıyor.
B seçeneğinde 'ileri sürülmektedir' ifadesi sayesinde anlatıcı, yargının kendisine ait olmadığını ima eder; düşünceyi başkalarına atfederek kendi tutumunu gizleme çabası içindedir. Bu, nesnel ya da tarafsız görünme çabasıdır. A, C, D ve E seçeneklerinde ise anlatıcı kendi kesin yargısını doğrudan ve açıkça ortaya koymaktadır.
17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir 'varsayım' dile getirilmektedir?
- A) Diyelim ki yarın hava çok soğursa, toplantıyı ertelememiz gerekir. ✓
- B) Proje iki yıl önce tamamlandı.
- C) Bu yıl yağışların artması, tarımı olumlu etkileyecektir.
- D) Dün sabah deprem meydana geldi.
- E) Geçen yıl ülkemizde beş milyon turist ağırlandı.
'Diyelim ki' ifadesi, gerçekleşmemiş ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir durumu zihinsel olarak kabul etmeyi, yani varsaymayı gerektirir. D seçeneği bu nedenle bir 'varsayım' cümlesidir. A, C ve E seçenekleri geçmişte gerçekleşmiş olgulardır. B seçeneği ise geleceğe yönelik bir tahmin ya da öngörü içermektedir; varsayım değil beklenti bildirir.
18. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylı bir eleştiri yapılmaktadır?
- A) Raporu eksik teslim etmek ciddi bir hatadır.
- B) Bu proje yöneticisi görevini kötü yaptı.
- C) Toplantıda hiç kimse söz almadı; herhâlde herkes çok meşguldü. ✓
- D) Hiç kimse sorumluluğunu yerine getirmedi.
- E) Açıkça söyleyeyim: bu plan başarısız olacak.
B seçeneğinde 'herhâlde herkes çok meşguldü' ifadesi ironik bir söylem taşımaktadır. Anlatıcı kimseyi doğrudan suçlamadan, 'meşgullük' bahanesini hicivli bir biçimde öne sürerek katılımcıları ilgisizlik ya da sorumsuzlukla dolaylı olarak eleştirmektedir. Diğer seçenekler ise eleştiriyi doğrudan, açık ve yüzleşmeci bir dille dile getirmektedir.
19. Aşağıdaki cümlelerden hangisi hem kesinlik hem de genelleme içermektedir?
- A) Muhtemelen yarın hava yağışlı olacak.
- B) Hiçbir insan hatasız değildir. ✓
- C) Bazı insanlar zor koşullarda daha yaratıcı olabilir.
- D) Bu çocuğun başarılı olacağını düşünüyorum.
- E) Pek çok bilim insanı bu görüşe katılmaktadır.
B seçeneğinde 'hiçbir' sözcüğü tüm insanları kapsayan bir genelleme yaparken, 'değildir' yargısı kesin ve tartışmasız bir hüküm bildirmektedir. Dolayısıyla bu cümle hem genelleme hem kesinlik içermektedir. A'da 'bazı' ve 'olabilir' ifadeleri belirsizlik ve sınırlandırma taşır. C'de 'düşünüyorum' bir tahmindir. D'de 'pek çok' ve 'katılmaktadır' kısmi bir genellemedir. E'de 'muhtemelen' kesinliği ortadan kaldırmaktadır.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı cümleye 'bile' anlamı katmaktadır?
- A) Sen de bu kitabı okudun mu?
- B) Annesi de toplantıya katıldı.
- C) Arkadaşları da aynı fikirdeydi.
- D) Hiç beklemediği bir anda o da ağlamaya başladı. ✓
- E) Kardeşim de bu okula gidiyor.
C seçeneğinde 'de' bağlacı, 'hiç beklemediği bir anda' ifadesiyle birlikte ağlamanın beklenmedik ve şaşırtıcı bir durum olduğunu vurgular. Bu bağlamda 'de', 'bile' anlamı taşımaktadır: 'Hiç beklemediği bir anda o bile ağlamaya başladı.' Diğer seçeneklerde 'de' bağlacı yalnızca ekleme ya da birliktelik (katılım) anlamı taşımaktadır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sınırlılık' anlamı en belirgin biçimde ifade edilmiştir?
- A) Toplantıya yalnızca davetliler alınabilir. ✓
- B) Bu konuda yeterince bilgi sahibi değilim.
- C) Konu hakkında az çok fikrim var.
- D) Zaman zaman hata yapabiliriz.
- E) Bugün biraz yorgunum.
B seçeneğinde 'yalnızca' sözcüğü, toplantıya katılacak kişileri davetlilerle açıkça sınırlandırmaktadır. Bu sözcük, kapsamın kesin biçimde belirlendiğini ve dışarıda bırakılanların varlığını doğrudan ifade etmektedir. A seçeneğinde bir eksiklik, C'de geçici bir durum, D'de belirsiz bir bilgi düzeyi, E'de ise zaman bakımından aralıklılık söz konusudur. Bunların hiçbiri B'deki kadar belirgin ve kesin bir sınırlandırma içermemektedir.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye 'kesinlik' değil 'olasılık' anlamı katmaktadır? A) Yarın mutlaka burada olacak. B) Bu işi ancak o bitirebilir. C) Sanırım toplantı iptal edildi. D) Hiç şüphesiz kazanacaklar. E) Kesinlikle haklısınız.
- A) Hiç şüphesiz kazanacaklar.
- B) Sanırım toplantı iptal edildi. ✓
- C) Yarın mutlaka burada olacak.
- D) Bu işi ancak o bitirebilir.
- E) Kesinlikle haklısınız.
'Sanırım' sözcüğü, konuşmacının olaydan emin olmadığını, tahminde bulunduğunu gösterir; bu nedenle cümleye olasılık (tahmin) anlamı katar. Diğer seçeneklerdeki 'mutlaka', 'ancak o bitirebilir', 'hiç şüphesiz' ve 'kesinlikle' ifadeleri kesinlik bildirmektedir.
23. "Onun bu sözleri, yıllarca üzerine örülen duvarı tek hamlede yıktı." Bu cümledeki anlatım biçimi ve bu biçimin işlevi düşünüldüğünde, aşağıdaki cümlelerden hangisi yapı ve anlam bakımından en çok benzerlik gösterir?
- A) Sözleri, yıllarca sakladığı gerçeği bir anda gün yüzüne çıkardı. ✓
- B) Öfkesi onu kör eden bir perde gibi kaplamıştı.
- C) Duvarı yıkmak için yıllarca çabalamıştı.
- D) Söylediği sözler çok etkileyiciydi.
- E) Tek kelimeyle herkesi şaşırttı.
Asıl cümle somut bir eylemi (duvar yıkmak) mecazi anlamda kullanarak soyut bir gerçeğin (duygusal engelin) ortadan kalkmasını anlatmaktadır. B seçeneğinde de 'gün yüzüne çıkarmak' deyimiyle benzer biçimde, sözlerin tetiklediği ani ve kapsayıcı bir açığa çıkarma eylemi aktarılmaktadır. Her iki cümle de araç (söz) + sonuç (soyut bir engelin kalktığı/gerçeğin açığa çıkması) yapısını taşımaktadır.
24. "Kitap okumak, insanı hem derinleştirir hem de yüzeyselleştirir." Bu cümleyle anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisiyle örtüşmektedir?
- A) Okumanın insan üzerindeki etkileri tartışmalıdır.
- B) Çok kitap okuyan insanlar zamanla sığ düşünmeye başlar.
- C) Kitap okumak insanı bazı konularda uzmanlaştırırken bazı konularda bilgisizliğinin farkına vardırır. ✓
- D) Okumak, bireye çelişkili duygular yaşatır.
- E) Kitap okuyan insanlar hem derin hem de sıradan olabilir.
Cümlede görünürde çelişkili olan iki yargı aslında birbirini tamamlayan bir anlam taşımaktadır: Kitap okumak kişiyi belirli alanlarda derinleştirirken, bilmediklerinin ne kadar geniş olduğunu fark etmesini sağlayarak o alanlarda 'yüzeyselliğinin bilincine' vardırır. Bu paradoksal ifade en doğru biçimde B seçeneğiyle açıklanmaktadır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacının çıkarılması, cümlenin anlamını değiştirir?
- A) Güzel de olsa bu kadar pahalı olmasa daha iyi olurdu. ✓
- B) Akşam eve geldim, yorgun da düştüm.
- C) Çocuklar da bahçede oynuyor.
- D) O da bilmiyormuş zaten.
- E) Sen de bu işe katılacak mısın?
D seçeneğindeki 'de' bağlacı 'bile' anlamı taşıyan bir pekiştirme görevindedir ve 'güzel olmasına karşın' şeklinde bir anlam katmaktadır. Bu bağlaç çıkarıldığında ('Güzel olsa bu kadar pahalı olmasa...') cümle anlam bütünlüğünü yitirir ya da anlam tamamen değişir. Diğer seçeneklerde 'de/da' çıkarıldığında cümle anlamı büyük ölçüde korunmaktadır.