menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 4)

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

"Bazı yazarlar, okuyucunun anlamamasını derinliğin kanıtı olarak görür." Bu cümle, aşağıdaki düşüncelerden hangisine yönelik bir eleştiri niteliği taşımaktadır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. "Bazı yazarlar, okuyucunun anlamamasını derinliğin kanıtı olarak görür." Bu cümle, aşağıdaki düşüncelerden hangisine yönelik bir eleştiri niteliği taşımaktadır?

    • A) Derinliği olan eserlerin her okuyucu tarafından anlaşılmayabileceğine
    • B) Yazarların okuyucu kitlesini görmezden gelmesine
    • C) Okuyucuların edebi eserleri kavrayacak yetkinlikten yoksun olduğuna
    • D) Kapalı ve anlaşılmaz yazmanın sanatsal bir erdem olarak sunulmasına
    • E) Anlaşılırlığı esas alan yazarların yüzeysel kaldığına

    Cümlede 'anlaşılmamak' durumunun yazarlar tarafından 'derinliğin kanıtı' olarak sunulması, bu tutuma yönelik örtülü bir eleştiri içermektedir. Yazar, anlaşılmazlığı bir erdem ya da kalite ölçütü hâline getirmenin sakıncasını ima etmektedir. Bu en doğrudan biçimde C seçeneğiyle örtüşmektedir.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne, eylemin hem uygulayıcısı hem de alıcısı konumundadır?

    • A) Çocuklar birbirini kolladı.
    • B) Anne, bebeği saatlerce salladı.
    • C) Asistan, dosyaları kendisi taşıdı.
    • D) Aynaya bakarak saçlarını taradı.
    • E) Ekip üyeleri görevleri paylaştı.

    C seçeneğinde özne ('o'), 'taramak' eylemini kendine uygulamaktadır; yani eylem dönüşlüdür. Özne hem tarama eylemini gerçekleştiren hem de bu eylemden etkilenen konumdadır. Diğer seçeneklerde A'da işteşlik (birbirini), B'de pekiştirme zarfı (kendisi), D'de yine işteşlik, E'de ise özne-nesne farklı varlıklardır.

  3. 3. "Bu romanı okurken defalarca durdum, düşündüm; ama hiçbir zaman kitabı kapatmak istemedim." Bu cümleden aşağıdaki yargıların hangisi kesinlikle çıkarılamaz?

    • A) Roman, okuyucuyu düşündüren bir içeriğe sahiptir.
    • B) Roman, okuyucuyu meşgul eden unsurlar barındırmaktadır.
    • C) Okuyucu, romanı bir oturuşta bitirmiştir.
    • D) Okuyucu, okuma sürecinde zaman zaman duraksama yaşamıştır.
    • E) Roman, okuyucu üzerinde çekici bir etki bırakmıştır.

    Cümlede okuyucunun defalarca durduğu, düşündüğü ancak kitabı kapatmak istemediği belirtilmektedir. Romanı bir oturuşta bitirip bitirmediğine dair hiçbir bilgi verilmemiştir; aksine 'defalarca durduğu' ifadesi bunu olası kılmamaktadır. B seçeneği cümleden kesinlikle çıkarılamaz.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'neden-sonuç' ilişkisi değil, 'koşul-sonuç' ilişkisi kurulmuştur?

    • A) Geç kaldığı için toplantıyı kaçırdı.
    • B) Tedaviye başlamadığı için iyileşemedi.
    • C) Yağmur yağdığı için etkinlik iptal edildi.
    • D) Çok çalıştığından dolayı sınavı kazandı.
    • E) Zamanında uyarırsanız sorun çıkmaz.

    C seçeneğinde bir koşul ('uyarırsanız') öne sürülmekte ve bu koşula bağlı bir sonuç ('sorun çıkmaz') belirtilmektedir. Eylem henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizdir; yani koşul-sonuç ilişkisi vardır. Diğer seçeneklerde ise gerçekleşmiş bir nedene bağlı bir sonuç, yani neden-sonuç ilişkisi kurulmuştur.

  5. 5. "Söylenmesi gereken her şeyi söyledi; ama söylenmemesi gerekenleri de." Bu cümleyle anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisinde en doğru biçimde ifade edilmiştir?

    • A) Kişi, doğruları söylemekle birlikte gereksiz ve zararlı sözler de etti.
    • B) Kişi, konuşmasında tutarsızlıklara düştü.
    • C) Kişi, gizli kalması gereken bilgileri ifşa etti.
    • D) Kişi, konuşmasını gerektiğinden fazla uzattı.
    • E) Kişi, hem doğruları hem yanlışları aynı anda dile getirdi.

    Cümle, söylenmesi gerekenlerin söylendiğini ancak bunların yanı sıra söylenmemesi gerekenlerin de (zararlı, yersiz, incitici sözlerin) dile getirildiğini anlatmaktadır. Bu, söylemin doğru olanı içermekle birlikte aşıldığını, denetlenemez bir açık sözlülüğe dönüştüğünü göstermektedir. B seçeneği bu anlamı en eksiksiz biçimde yansıtmaktadır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'küçümseme' anlamı yoktur?

    • A) Ne de olsa sen bu işleri bilemezsin.
    • B) Hiç değilse bir şeyler yapmaya çalışmış.
    • C) Onun gibi biri için fazla bile.
    • D) Bu konuda en çok emek veren oydu.
    • E) Tabii, o da bir fikir sayılır herhâlde.

    E seçeneğinde öznenin emeği olumlu ve nesnel bir biçimde aktarılmaktadır; küçümseme yoktur. A seçeneğinde 'ne de olsa' ifadesi muhatabın yetersizliğini ima eder. B'de 'sayılır herhâlde' ifadesi fikri değersizleştirir. C'de 'onun gibi biri' aşağılayıcıdır. D'de 'hiç değilse' çabayı en alt düzeyde görmek anlamına gelir.

  7. 7. "Yazar, her satırda okuyucuya bir şey söyler gibi yapar; oysa hiçbir şey söylemez." Bu cümlenin anlatmak istediğini en iyi destekleyen yargı hangisidir?

    • A) Eserin dili süslü olmakla birlikte içerik bakımından boştur.
    • B) Eserin okunması zordur çünkü anlam derindir.
    • C) Yazar, anlatmak istediklerini satır aralarına gizlemiştir.
    • D) Yazar, dolaylı bir anlatım yolunu tercih etmiştir.
    • E) Yazar, okuyucuyu kasıtlı olarak yanıltmaya çalışmaktadır.

    'Söyler gibi yapar; oysa hiçbir şey söylemez' yapısı, biçimsel bir görünüm (söyleme edimi) ile içeriğin yokluğu arasındaki zıtlığı vurgular. Bu, eserin dışarıdan anlamlıymış izlenimi verse de gerçek bir içerik taşımadığını göstermektedir. B seçeneği bu yargıyı en doğrudan biçimde desteklemektedir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' zarfı, cümleye 'sınırlılık' değil 'süreklilik' anlamı katmaktadır?

    • A) Yalnızca bu dönemde böyle davrandı.
    • B) Yalnızca sabahları spor yapıyor.
    • C) Son bir haftadır onu göremedim.
    • D) Sadece iki saat uyuyabildi.
    • E) Hep aynı hatayı tekrarlıyor.

    'Hep' sözcüğü, eylemin kesintisiz, her zaman ve tekrarlı biçimde gerçekleştiğini ifade ederek cümleye süreklilik anlamı katmaktadır. Diğer seçeneklerde 'yalnızca sabahları', 'sadece iki saat', 'son bir haftadır' ve 'yalnızca bu dönemde' ifadeleri eylemin gerçekleştiği zamanı kısıtlayarak sınırlılık anlamı taşımaktadır.

  9. 9. "İnsan, sevmediği şeylerde bile bir şeyler arar bazen." Bu cümleyle en çok örtüşen düşünce hangisidir?

    • A) İnsan, hoşlanmadığı deneyimlerde dahi anlam ve değer arayışına girebilir.
    • B) Beğenilmeyen durumlardan ders çıkarmak insanı geliştirir.
    • C) İnsanın ilgisi her zaman mantıklı gerekçelere dayanmaz.
    • D) Sevgi, insanın her şeye anlam katmasını sağlar.
    • E) Nefret edilen şeyler zamanla sevilmeye başlanabilir.

    Cümlede 'sevmediği şeylerde bile bir şeyler aramak' ifadesi, insanın hoşlanmadığı ya da benimsemediği durumlarda dahi anlam, değer ya da bir kazanım arayışına girmesini anlatmaktadır. Bu varoluşsal anlam arayışının kapsamını en doğru ifade eden seçenek B'dir.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatıcının tutumu 'nesnel' değil 'öznel'dir?

    • A) Savaş, binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açtı.
    • B) Deprem, sabahın erken saatlerinde meydana geldi.
    • C) Roman 1984 yılında yayımlanmıştır.
    • D) Türkiye'nin yüzölçümü 783.562 km²'dir.
    • E) Bu eser, Türk edebiyatının en etkileyici yapıtlarından biridir.

    'En etkileyici yapıtlarından biri' ifadesi bir değer yargısı içermekte, kişiden kişiye değişebilecek bir kanaat sunmaktadır; bu nedenle öznel bir nitelik taşımaktadır. Diğer seçenekler doğrulanabilir, ölçülebilir ya da gözlemlenebilir olgular içerdiğinden nesnel ifadelerdir.

  11. 11. "Sessizlik, bazen söylenemeyen her şeyin toplamıdır." Bu metaforik cümleyle verilmek istenen anlam aşağıdakilerden hangisinde doğrudan açıklanmıştır?

    • A) İnsan, anlatamadıklarını sessizliğe gömer.
    • B) Sessizlik, dile getirilemeyen duygu ve düşüncelerin birikimini yansıtır.
    • C) Sessiz kalan insanlar aslında çok şey düşünmektedir.
    • D) Söylenmemiş sözler, söylenenlerden daha ağır basar.
    • E) Konuşmamayı tercih etmek bir iletişim biçimi değildir.

    Cümlede sessizlik, 'söylenemeyen her şeyin toplamı' olarak tanımlanmaktadır. Bu mecaz, sessizliğin içinde söze dökülemeyen duygu, düşünce ve anlamların birikmiş olduğunu anlatmaktadır. C seçeneği bu anlamı en açık ve doğrudan biçimde ifade etmektedir. D seçeneği de yakın görünse de 'daha ağır basar' gibi bir karşılaştırma orijinal cümlede bulunmamaktadır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı, hem zaman hem de koşul ilişkisi kurmuştur?

    • A) O geldi de ben gittim, kim bilir neden.
    • B) Güneş doğdu da kuşlar şarkı söylemeye başladı mı, işte o zaman kalkardım.
    • C) Kitabı alınca da okumak istemedi, bıktım artık.
    • D) Yağmur yağdı da sokaklar ıslandı haliyle.
    • E) Annem baktı da ben utandım, ne diyeyim.

    'Güneş doğdu da kuşlar şarkı söylemeye başladı mı' yapısında 'da' hem güneşin doğmasıyla eş zamanlı bir durumu (zaman) hem de 'eğer bu iki şey olursa' koşulunu aynı anda taşımaktadır. Diğer seçeneklerdeki 'de/da' yalnızca art ardalık/sonuç ilişkisi kurar; zaman ile koşulu aynı anda üstlenmez.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznenin eylemi bilinçli olarak değil, bir zorunluluk ya da dış etken sonucunda gerçekleştirdiği anlamı, yüklem dışındaki bir unsurla sağlanmıştır?

    • A) Adam, yorgunluktan merdivenlere oturdu.
    • B) Yaralı kuş, yere düştü.
    • C) Çocuk, annesinin buyruğuyla o kitabı okudu.
    • D) Öğrenci, sınavdan önce uyuyakaldı.
    • E) Köylüler, sel nedeniyle evlerini terk etti.

    B seçeneğinde 'yorgunluktan' sözcüğü, eylemin öznenin iradesiyle değil dış bir zorunluluktan (biyolojik etken) kaynaklandığını yüklem dışında, yan tümleç düzeyinde açıklar. A'da 'buyruğuyla' dış etken gibi görünse de irade tamamen ortadan kalkmaz; kişi emre uymayı seçmiştir. D'de 'nedeniyle' de benzer ama 'evlerini terk etmek' kısmen bilinçli bir karar gerektirir. B'de ise oturma eylemi tamamen istem dışıdır ve bu 'yorgunluktan' sözcüğüyle, yüklem dışında kurulur.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, yüzeyde olumlu bir yapıya sahip olmasına karşın bağlam çözümlemesiyle olumsuz bir yargı bildirmektedir?

    • A) Kimse onun kadar güzel konuşamaz.
    • B) Yıllarca emek vermiş, sonunda başaramamış.
    • C) Bu şiiri ancak onun kadar derin biri anlayabilir.
    • D) O da en az senin kadar çalışmış.
    • E) Herkes bu işi onun yaptığını sanıyor.

    'O da en az senin kadar çalışmış' cümlesi dilbilgisel olarak olumludur; ama 'en az senin kadar' niteleyicisi, kişinin yalnızca asgari düzeyde çalıştığını ima eder ve bu, gizli bir yetersizlik yargısı taşır. Yani olumlu görünen yapı, karşılaştırma yoluyla örtülü bir olumsuz değerlendirme barındırır. Diğer seçenekler ya açıkça olumsuz (B, E) ya da nötr ya da olumlu bir anlam üretir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tek bir eylem, farklı zaman dilimlerinde gerçekleşen iki ayrı sonucu aynı anda imlemektedir?

    • A) O mektubu yazdığında hem kendini hem de bizi kurtardı.
    • B) Kitabı okudu, ağladı.
    • C) Kapıyı açtım, içeri girdim.
    • D) Konuştu ve herkes sustu.
    • E) Düştü, kalktı, yeniden koştu.

    B seçeneğinde 'mektubu yazmak' eylemi, aynı anda hem o anki bir sonucu (kendini kurtarma) hem de ilerleyen süreçte gerçekleşen bir sonucu (bizi kurtarma) doğurmuştur. Tek eylem, zaman bakımından ayrışan iki sonuca birden yol açmaktadır. Diğer seçeneklerde eylemler birbirini sırayla izler; aynı eylemin iki farklı zaman dilimine yayılan sonuçları değildir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir yargı, nesnel bir gerekçeyle desteklenmiş; ancak bu desteğin kendisi de öznellik taşıdığından cümle bütünüyle öznel kalmaktadır?

    • A) Bu roman çok sıkıcı; çünkü yazar gereksiz ayrıntılara boğulmuş.
    • B) Ankara, Türkiye'nin başkentidir ve nüfus yoğunluğu yüksektir.
    • C) O eser başarısız; zira eleştirmenler de beğenmedi.
    • D) Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak'tır ve bu onu en önemli nehir yapar.
    • E) Sıcaklık 38 dereceye ulaştı, bu yüzden bugün çok sıcak.

    A seçeneğinde 'sıkıcı' öznel bir yargıdır; gerekçe olarak 'gereksiz ayrıntılara boğulmuş' gösterilmiştir. Ancak bir ayrıntının 'gereksiz' olup olmadığı da okuyucudan okuyucuya değişen öznel bir değerlendirmedir. Dolayısıyla öznel yargı, yine öznel bir gerekçeyle desteklenmiş ve cümle bütünüyle öznel kalmıştır. C'de ise gerekçe (eleştirmenlerin beğenmemesi) görece nesnel bir gözleme dayanır.

  17. 17. Bir cümlede 'bile' sözcüğünün kullanımı dört farklı anlam işlevi üstlenebilir: pekiştirme, şaşırma, ihtimal küçümseme ve koşul zayıflatma. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'bile' sözcüğü koşul zayıflatma işleviyle kullanılmıştır?

    • A) Kazansa bile madalyayı hak ettiğini düşünmüyorum.
    • B) Gelmedi bile, beklettim kendimi.
    • C) O kadar yorgunum ki ayağa bile kalkamıyorum.
    • D) Bu kadar uğraştım, bir teşekkür bile etmedi.
    • E) Sen bile bunu anlamışsın, demek kolaymış.

    'Kazansa bile madalyayı hak etmiyor' cümlesinde 'bile', en güçlü koşulun (kazanma) gerçekleşmesi durumunda dahi yargının değişmeyeceğini ifade ederek koşulu zayıflatır; yani 'kazanmak' koşulunun yeterliliğini reddeder. A'da 'bile' şaşırma/küçümseme, B'de pekiştirme (yokluk vurgulama), D'de pekiştirme, E'de pekiştirme işleviyle kullanılmıştır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zaman zarfı, eylemin gerçekleşme zamanını değil, eylemin geçerlilik süresinin sona ereceği noktayı belirtmektedir?

    • A) Dün bütün gün çalıştı.
    • B) İki saatte meseleyi çözdü.
    • C) Sabahleyin erken uyandı.
    • D) Yarına kadar bu işi bitirmem gerek.
    • E) Akşamüstü parka gitti.

    'Yarına kadar' ifadesi eylemin (bitirme) ne zaman yapılacağını değil, yapılması gereken sürenin ne zaman dolacağını gösterir; yani bir geçerlilik bitiş noktası bildirir. Diğer seçeneklerde zaman zarfları eylemin gerçekleştiği anı ya da süreyi doğrudan belirtir: 'dün', 'sabahleyin', 'akşamüstü' gerçekleşme anıdır; 'iki saatte' ise geçen süreyi gösterir.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin anlamı, öznenin değiştirilmesiyle bile korunabilir; yani özne kim olursa olsun yargı geçerliliğini yitirmez?

    • A) Ahmet, bu şehri çok seviyor.
    • B) Müdür, toplantıyı iptal etti.
    • C) İnsanlar, sevmedikleri şeyleri kolayca unuturlar.
    • D) Çocuk, oyuncağını kaybetti.
    • E) Kadın, çantasını masaya bıraktı.

    B seçeneğindeki yargı ('sevmedikleri şeyleri kolayca unuturlar') evrensel bir insan eğilimine ilişkin genel bir önerme niteliği taşır. Özne 'insanlar' yerine 'bireyler', 'kişiler', 'biz' ya da 'siz' olarak değiştirilse de yargının geçerliliği bozulmaz; çünkü yargı özneye değil, insan doğasına bağlıdır. Diğer seçeneklerde yargı, belirli bir özneye ve duruma özgüdür.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde dolaylı anlatım (aktarma), aktarılan kişinin bakış açısını olduğu gibi değil, aktaranın yorumuyla birlikte yansıtmaktadır?

    • A) Geleceğini söyledi.
    • B) Anlaşılan o ki geleceğini vaat etmişti.
    • C) Geleceğini ifade etti.
    • D) 'Geleceğim' dedi.
    • E) Gelme niyetinde olduğunu belirtti.

    'Anlaşılan o ki geleceğini vaat etmişti' cümlesinde 'anlaşılan o ki' ifadesi, aktaranın kendi yorumunu ve çıkarsamasını devreye sokmaktadır. Söylenenin birebir aktarımı değil, aktaranın değerlendirmesiyle süzülmüş bir yorumdur. A doğrudan alıntıdır. B, C ve E dolaylı aktarımdır; ancak aktaranın yorumunu barındırmaz, yalnızca içeriği iletir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde, anlam belirsizliği yalnızca sözdizimsel yapıdan kaynaklanmakta; sözcüklerin çok anlamlılığından kaynaklanmamaktadır?

    • A) Banka önünde bekliyordu.
    • B) Kilit açıktı.
    • C) Aslan gibi adam.
    • D) Derin bir adamdı.
    • E) Güzel kızın annesiyle tanıştı.

    'Güzel kızın annesiyle tanıştı' cümlesinde belirsizlik, 'güzel' sıfatının kime ait olduğunun sözdizimsel olarak belirsizliğinden kaynaklanır: 'güzel olan kızın annesi' mi yoksa 'kızın güzel annesi' mi? Hiçbir sözcük çok anlamlı değildir; belirsizlik tamamen dizimsel yapıdan doğmaktadır. A ve C'de belirsizlik sözcük çok anlamlılığından (kilit/banka), D ve E'de ise mecazi kullanımdan kaynaklanır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'gibi' edatı, benzetme işlevi dışında kullanılmış ve cümleye zaman zarfı niteliği kazandırmıştır?

    • A) Sana söylediğim gibi yap.
    • B) Sabah olur olmaz, gün ağarır gibi yola çıktı.
    • C) Aslan gibi güçlüydü.
    • D) Su gibi akıyordu hayat.
    • E) Anladığım gibi anlattım.

    'Gün ağarır gibi yola çıktı' ifadesinde 'gibi', benzetme değil 'gün ağarır ağarmaz' anlamında hemen/eş zamanlılık bildiren bir zaman işlevi üstlenmiştir. Bu yapı 'eylem + -ir gibi' kalıbıyla zaman zarfı işlevi kazanır. A ve E benzetme, B ve D ise 'gibi'nin tarz/biçim zarfı işleviyle kullanıldığı örneklerdir.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçmiş zaman kipi, gelecekte yaşanacağı kesin olarak öngörülen bir durumu anlatmak için kullanılmıştır?

    • A) Geçen yıl bu zamanlar tatildeydik.
    • B) Şu adımı attın mı, artık geri dönemedin.
    • C) Yarın toplantıya katıldım sayılırım.
    • D) Dün sabah erken kalktım.
    • E) O kitabı çoktan okudum.

    'Şu adımı attın mı, artık geri dönemedin' cümlesinde 'attın' ve 'dönemedin' fiilleri biçimsel olarak geçmiş zamandadır; ancak anlam olarak gelecekte gerçekleşecek bir koşulu ve onun kaçınılmaz sonucunu anlatmaktadır. Bu kullanım, Türkçede 'geniş zaman anlamlı geçmiş' ya da 'kestirimli gelecek' olarak adlandırılır. Diğer seçeneklerde geçmiş zaman gerçek geçmiş zamanı anlatır.

  24. 24. Bir cümlede iki yan cümle arasındaki anlam ilişkisi 'karşıtlık' değil 'beklenti çiğneme' olarak nitelendirilebilmesi için hangi koşulun sağlanması gerekir? Bu bilgiden hareketle aşağıdaki cümlelerin hangisinde beklenti çiğneme ilişkisi vardır?

    • A) Erken uyudu ama erken kalktı.
    • B) Çok çalıştı ama başaramadı.
    • C) Zengin ama cömerdi.
    • D) Güçlü ama korkaktı.
    • E) Konuştu ama dinlemediler.

    Beklenti çiğneme ilişkisinde, birinci önerme bir beklenti ya da olası sonuç doğurur; ikinci önerme bu beklentiyi yıkar. 'Çok çalıştı' önermesi doğal olarak 'başarı' beklentisi yaratır; 'ama başaramadı' bu beklentiyi çiğner. B'de 'zengin' kişinin cömert olmaması beklentisi oluşabilir, bu yüzden 'cömerdi' beklenti çiğneme gibi görünebilir; ancak bu durum A kadar güçlü değildir, çünkü zenginlik ve cömertlik arasındaki karşıtlık daha az katı bir kuraldır. A, prototipal beklenti çiğneme örneğidir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat tamlaması, tamladığı ismin hem niteliğini hem de işlevini aynı anda belirtmekte; bu yüzden sıfat çıkarıldığında cümlenin anlamı yalnızca eksik değil, temelden değişmektedir?

    • A) Kırmızı araba çok hızlı gidiyordu.
    • B) Eski dost düşman olmaz.
    • C) Güzel hava piknik için idealdir.
    • D) Acil çıkış kapısından herkes dışarı çıktı.
    • E) Küçük çocuk bahçede oynuyor.

    'Acil çıkış kapısı' tamlamasında 'acil' sıfatı, yalnızca kapının niteliğini (acil durumlar için olan) değil, işlevini de (yalnızca acil durumlarda kullanılmak üzere ayrılmış) belirtir. 'Acil' çıkarıldığında 'çıkış kapısı' yalnızca bir kapıyı gösterir; hangi bağlamda kullanıldığı, kim tarafından kullanılabileceği değişir. Anlam eksik kalmaz, temelden dönüşür. Diğer seçeneklerde sıfat çıkarıldığında anlam daralır ya da belirsizleşir; ancak bu denli işlevsel bir dönüşüm yaşanmaz.