menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 5)

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 5)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazar, iki farklı konuyu kıyasladığını söylemesine karşın kıyasın kendisi çarpıtılmış ya da hatalı kurulmuş; dolayısıyla cümlenin öne sürdüğü yargı mantıksal açıdan geçersizdir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazar, iki farklı konuyu kıyasladığını söylemesine karşın kıyasın kendisi çarpıtılmış ya da hatalı kurulmuş; dolayısıyla cümlenin öne sürdüğü yargı mantıksal açıdan geçersizdir?

    • A) Türkiye, Yunanistan'dan daha büyük bir nüfusa sahip olduğu için ekonomisi de daha güçlüdür.
    • B) Ahmet, Mehmet'ten daha erken uyandı.
    • C) A kitabı B kitabından daha uzun olduğu için daha değerlidir.
    • D) Bu roman, o filmden çok daha etkileyicidir.
    • E) Bu yıl geçen yıla kıyasla daha az kar yağdı.

    B seçeneğinde kıyas, nüfus büyüklüğü ile ekonomik güç arasında doğrudan nedensellik kurarak yapılmıştır. Oysa nüfusun büyük olması ekonomiyi güçlü kılmaz; aksine kişi başına düşen gelir, üretim kapasitesi, kurumsal yapı gibi pek çok etken belirleyicidir. Kıyas 'daha büyük nüfus = daha güçlü ekonomi' eşitliğine dayalı olduğundan mantıksal açıdan hatalıdır. Diğer seçeneklerde kıyaslar olgusal doğrulukları tartışmalı olsa bile mantıksal yapı tutarlıdır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kesmek' sözcüğü 'bir şeye son vermek' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Bıçak ekmeği güzel kesti.
    • B) Kasap eti ince ince kesti.
    • C) Terziye kumaşı kestirdim.
    • D) Soğuk hava ellerimi kesti.
    • E) Arkadaşımla konuşmayı kestim.

    'Konuşmayı kestim' ifadesinde 'kesmek' sözcüğü 'bir şeye son vermek, bitirmek' anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde sözcük sırasıyla 'dilimlemek', 'dondurmak/uyuşturmak', 'biçmek' ve 'dilimlemek' anlamlarında kullanılmıştır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir çelişki (çelişkili anlatım) vardır?

    • A) Sabahları erken kalkmayı severim.
    • B) Dün akşam erken yattım.
    • C) Kitabı birkaç günde okudum.
    • D) Hiç tanımadığım eski dostum geldi.
    • E) Bu sene yazın çok yağmur yağdı.

    'Hiç tanımadığım eski dostum' ifadesinde çelişki vardır. 'Eski dost' tanışıklığı olan biri anlamına gelirken 'hiç tanımadığım' ifadesi bunu çürütmektedir. Bu iki kavram bir arada kullanılamaz, bu nedenle cümlede çelişki söz konusudur.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pişmek' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır?

    • A) O işte yıllarca pişti, artık ustalaştı.
    • B) Izgara et güzel pişti.
    • C) Fırındaki ekmek pişince çıkardım.
    • D) Patatesler tencerede pişiyor.
    • E) Çorba iyice pişti, yiyebiliriz.

    D seçeneğinde 'pişmek' sözcüğü 'deneyim kazanmak, olgunlaşmak' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tamamında sözcük, ısı yoluyla yiyeceğin hazır hale gelmesi anlamında gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı yerine 'de/da' eki kullanılmıştır?

    • A) O da bizimle sinemaya geldi.
    • B) Hava güzeldi, biz de dışarı çıktık.
    • C) Kardeşim de bu konuyu bilmiyor.
    • D) Sen de mi gideceksin?
    • E) Evde de işte de huzur bulamıyordum.

    D seçeneğinde 'evde' ve 'işte' kelimelerindeki '-de' ekleri bulunma durumu (lokatif) ekidir, bağlaç değildir. Cümlede 'evde de işte de' şeklinde hem bulunma hâl eki hem de bağlaç bir arada kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin hepsinde 'de' bağlaç göreviyle kullanılmıştır.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'istek' anlamı vardır?

    • A) Bu ödevi dün bitirdim.
    • B) Kitabı okumam gerekiyor.
    • C) Arkadaşım dün beni aradı.
    • D) Keşke bu sınavı kazanabilsem.
    • E) Yarın mutlaka erken kalkacağım.

    B seçeneğinde 'keşke' sözcüğü ve '-bilsem' eki birlikte kullanılarak gerçekleşmesi arzu edilen, özlemle istenen bir durumu ifade etmektedir. Bu cümlede istek anlamı açıkça görülmektedir. Diğer seçeneklerde sırasıyla kesinlik/kararlılık, geçmiş zaman, zorunluluk ve geçmiş zaman anlamları bulunmaktadır.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'yüz' sözcüğü farklı anlamda kullanılmıştır?

    • A) Çocuğun yüzü kızardı.
    • B) Yüzünden gözlerini alamıyordu.
    • C) Yüz kişilik bir ekip oluşturduk.
    • D) Onun yüzüne bakamıyordum.
    • E) Güneşe karşı yüzünü döndü.

    D seçeneğinde 'yüz' sözcüğü sayı anlamında (100) kullanılmıştır. A, B, C ve E seçeneklerinde ise 'yüz' sözcüğü insan bedeninin baş kısmındaki ön yüzeyi, yani surat anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla D seçeneği diğerlerinden farklı bir anlam taşımaktadır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, diğerlerine göre daha kesin bir yargı bildirmektedir?

    • A) Sanırım toplantı saat üçte başlayacak.
    • B) Galiba o da bu işten habersizdir.
    • C) Güneş doğudan doğar, batıdan batar.
    • D) Belki yarın hava düzelir.
    • E) Bu ilacın işe yarayabileceğini düşünüyorum.

    D seçeneğindeki cümle, evrensel ve değişmez bir gerçeği ifade etmektedir. 'Güneş doğudan doğar, batıdan batar' yargısı tartışılmaz bir doğa yasasıdır. A seçeneğinde 'düşünüyorum', B'de 'belki', C'de 'sanırım', E'de 'galiba' sözcükleri kesinlikten uzak bir anlatım oluşturmaktadır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'koşul (şart)' anlamı yoktur?

    • A) Çok çalışırsan başarıya ulaşırsın.
    • B) Erken yatarsan sabah erken kalkarsın.
    • C) Hastaysa mutlaka dinlenmelidir.
    • D) Bu kitabı okursan çok şey öğrenirsin.
    • E) Arkadaşım dün çok güldü, ben de güldüm.

    E seçeneğinde bir koşul anlamı bulunmamaktadır; bu cümlede 'ben de güldüm' ifadesi arkadaşının gülmesine eşlik etmeyi, beraberliği anlatmaktadır. A, B ve C seçeneklerinde '-rsa/-rse' şart eki, D seçeneğinde ise '-sa/-se' şart eki kullanılarak koşul anlamı oluşturulmuştur.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'azlık' anlamı taşıyan bir ifade kullanılmıştır?

    • A) Toplantıya yüzlerce kişi katıldı.
    • B) Sınavda birçok soruyu doğru yaptım.
    • C) Onun bu konuda pek bilgisi yok.
    • D) Etkinlikte kalabalık bir grup yer aldı.
    • E) Bu projeye çok sayıda ekip katıldı.

    C seçeneğinde 'pek bilgisi yok' ifadesi bilginin azlığını ya da yokluğunu vurgulamaktadır. 'Pek' sözcüğü olumsuz cümlelerde 'fazla, çok' anlamı taşımakla birlikte bu yapı genelde yetersizlik/azlık bildirmek için kullanılır. Diğer seçeneklerde 'yüzlerce', 'birçok', 'çok sayıda' ve 'kalabalık' gibi çokluk bildiren ifadeler yer almaktadır.

  11. 11. "Onun başarısı, yıllarca süren sessiz emeğin yüzeye çıkmasından başka bir şey değildi." cümlesinin anlamına en yakın özdeyiş aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
    • B) Emek olmadan yemek olmaz.
    • C) Bugünün sabrı yarının zaferidir.
    • D) Taş yerinde ağırdır.
    • E) Her başarının arkasında görünmeyen bir çaba vardır.

    Cümlede, başarının uzun soluklu ve fark edilmeden sürdürülen bir çabanın sonucunda ortaya çıktığı vurgulanmaktadır. D seçeneği 'görünmeyen çaba' ifadesiyle bu anlama tam olarak karşılık gelmektedir. A ve E seçenekleri sabır temasını işlese de 'görünmezlik/sessizlik' boyutuna değinmemektedir. B ve C seçenekleri ise cümlenin anlamıyla örtüşmemektedir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük cümleye 'olasılık' anlamı katmaktadır?

    • A) Bu işi sen de <u>yapabilirsin</u>.
    • B) İstersen yarın bana <u>uğrayabilirsin</u>.
    • C) Kapıyı açık <u>bırakmış olabilir</u>.
    • D) Konuyu tekrar <u>anlatabilir</u> misin?
    • E) Bugün biraz erken <u>gelebilir</u>.

    'Bırakmış olabilir' yapısı geçmişe yönelik bir olasılık, tahmin bildirmektedir. A seçeneğindeki 'gelebilir' de olasılık taşısa da C seçeneği 'geçmiş zaman+olasılık' bileşimiyle daha belirgin bir olasılık anlamı içermektedir. B seçeneğinde yeterlilik, D seçeneğinde izin/öneri, E seçeneğinde rica anlamı öne çıkmaktadır. Soruda 'olasılık anlamı katan' seçenek istendiğinden en güçlü ve tek işlevli olasılık anlamını C yansıtmaktadır.

  13. 13. "Yazarın bu romanı, sessizliğin içinde bağıran bir çığlık gibiydi." cümlesinde aşağıdaki anlam özelliklerinden hangisi vardır?

    • A) Çelişkili kavramların bir arada kullanılmasıyla anlam yoğunlaştırma
    • B) Abartma yoluyla duygu aktarımı
    • C) Somutlaştırma yoluyla soyut kavramı açıklama
    • D) Benzetme yoluyla anlam pekiştirme
    • E) Alışılmamış bağdaştırmayla estetik etki yaratma

    'Sessizliğin içinde bağıran çığlık' ifadesi birbiriyle çelişen iki kavramı (sessizlik ↔ bağırmak/çığlık) yan yana getirmektedir. Bu sanat 'oksimoron' olarak da bilinir ve anlama yoğunluk katmak için kullanılır. B seçeneği bu durumu doğrudan karşılamaktadır. A seçeneği kısmen doğru görünse de benzetmenin işlevi burada pekiştirme değil çelişki aracılığıyla yoğunlaştırmadır. E seçeneği de yakın görünmekle birlikte alışılmamış bağdaştırma, bir sözcüğün mantıkla bağdaşmayan bir unsurla kullanımına işaret eder; burada ise iki zıt kavram kasıtlı bir arada verilmiştir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı bir eleştiri söz konusudur?

    • A) Dakikliğe önem verenlerin sayısı azaldıkça işler aksıyor.
    • B) Bu toplantı gecikmeler yüzünden verimli geçmedi.
    • C) Bazı insanlar dakikliği öğrenmeden her şeyi öğrenmiş sayıyor kendini.
    • D) Toplantıya yine zamanında gelmedin, bu kabul edilemez.
    • E) Geç kalmak en büyük saygısızlıktır.

    Dolaylı eleştiri, kişiyi açıkça hedef almak yerine ima yoluyla eleştirmektir. B seçeneğinde 'bazı insanlar' ifadesiyle belirli bir kişi doğrudan adlandırılmamakta, ancak bağlamdan kimin kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu yapı dolaylı ve iğneleyici bir eleştiri niteliği taşır. A ve C seçeneklerinde eleştiri açık ve doğrudandır. D seçeneği genel bir gözlem, E seçeneği ise nesnel bir saptama niteliğindedir.

  15. 15. "Ne çok şey biliyormuş!" cümlesi aşağıdaki bağlamların hangisinde gerçek anlamda kullanılmış olur?

    • A) Gereksiz ayrıntılara giren birine bıkkınlıkla söylendiğinde
    • B) Sorulan soruyu cevaplamaktan kaçınan birine alayla söylendiğinde
    • C) Ansiklopedik bilgisiyle herkesi şaşırtan birine hayretle söylendiğinde
    • D) Sürekli yanlış bilgi veren birine sinirle söylendiğinde
    • E) Bilmediği konuda ahkâm kesen birine söylendiğinde

    Cümle yapısı itibarıyla hem gerçek (beğeni, hayranlık) hem de mecazi (alaycı, iğneleyici) anlam taşıyabilir. Gerçek anlamda kullanımda kişi gerçekten bilgili olmalı ve cümle samimi bir hayranlıkla söylenmelidir. B seçeneğinde her iki koşul da sağlanmaktadır: kişi ansiklopedik bilgiye sahip ve cümle hayretle söylenmektedir. Diğer seçeneklerin tamamında cümle olumsuz bir bağlamda, yani alaycı ya da eleştirel bir tonla kullanıldığından mecazi anlam (ironi/alaycılık) öne çıkmaktadır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklıdır?

    • A) Bu dava henüz karara bağlanmadı.
    • B) Bu dava hâlâ sonuçlanmadı.
    • C) Bu davanın sonucu belirsizliğini koruyor.
    • D) Bu dava sürüncemede kalmaya devam ediyor.
    • E) Bu dava lehimize sonuçlandı.

    A, B, C ve E seçeneklerinin tamamı davanın hâlâ çözüme kavuşturulmadığını, belirsizliğini sürdürdüğünü ifade etmektedir. D seçeneği ise davanın sonuçlandığını ve sonucun olumlu olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle D seçeneği anlam bakımından diğerlerinden tamamen ayrışmaktadır.

  17. 17. "Kitaplarını rafta mı tutuyorsun yoksa içlerini de açıyor musun?" sorusu aşağıdaki anlamların hangisini taşımaktadır?

    • A) Kitaplık düzenine ilişkin tavsiye isteme
    • B) Kitapların düzenli saklanıp saklanmadığını merak etme
    • C) Kitapların fiziksel durumunu öğrenmeye çalışma
    • D) Kişinin kitap okuyup okumadığını ince bir dille sorgulama
    • E) Kişiyi daha fazla kitap almaya yönlendirme

    Cümledeki 'içlerini de açıyor musun' ifadesi yüzeysel olarak kitabın fiziksel olarak açılıp açılmadığını sorgular gibi görünse de asıl anlam, kişinin kitapları dekoratif amaçla mı yoksa gerçekten okumak için mi aldığını sorgulamaktır. Bu, okuma alışkanlığını ince ve dolaylı bir biçimde eleştiren bir soru yapısıdır. B seçeneği bu dolaylı anlamı en iyi şekilde ifade etmektedir.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'da/de' bağlacı 'bile' anlamında kullanılmıştır?

    • A) Sen de bu toplantıya katılacak mısın?
    • B) Kitabı aldı da okumadı.
    • C) Çok yorulmuştum, yine de uyuyamadım.
    • D) Aklı başında biri de bu hatayı yapabilirdi.
    • E) Hava soğuktu, yağmur da yağıyordu.

    'Bile' anlamındaki 'da/de', beklenmedik ya da şaşırtıcı bir durumu pekiştirmek için kullanılır. D seçeneğinde 'aklı başında biri bile bu hatayı yapabilirdi' anlamı verilmekte; yani en makul kişinin dahi hata yapabileceği vurgulanmaktadır. A seçeneğinde katılım sorgulanmakta, B seçeneğinde ek bilgi verilmekte, C seçeneğinde 'yine de' yapısıyla zıtlık kurulmakta, E seçeneğinde ise iki eylem arasında ardışıklık ya da karşıtlık ilgisi bulunmaktadır.

  19. 19. "Yıllarca süren tartışmaların ardından proje nihayet hayata geçirildi; ancak hayata geçirildiği gün kimse onu konuşmuyordu artık." cümlesinde aşağıdaki anlamlardan hangisi ağır basmaktadır?

    • A) Projenin başarıyla tamamlanmasının mutluluğu
    • B) Tartışmaların gereksizliğine işaret eden bir gözlem
    • C) Kamuoyunun ilgisizliğine duyulan öfke
    • D) Beklentinin gerçekleşmesinin anlamsızlaştığına dair bir hüzün ve ironi
    • E) Uzun tartışmaların projeyi geciktirdiğine ilişkin bir eleştiri

    Cümlede 'nihayet' sözcüğüyle uzun bir bekleme sürecine atıfta bulunulmakta; ancak hemen ardından 'kimse onu konuşmuyordu artık' ifadesiyle o beklentinin hayata geçtiği anda değersizleştiği anlatılmaktadır. Bu yapı hem hüzün hem de ince bir ironi içermekte; uzun süre beklenen bir şeyin gerçekleştiği anda artık kimsenin umursamadığını, dolayısıyla beklentinin anlamsızlaştığını ortaya koymaktadır. C seçeneği bu bütünsel anlama en uygun karşılıktır. B ve E seçenekleri kısmen doğru görünse de cümlenin odağındaki duygu durumunu yeterince yansıtmamaktadır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye hem 'niyet' hem de 'olasılık' anlamı katmaktadır? A) Bu sorunu çözmeye çalışacağım. B) Toplantıya belki katılabilirim. C) Bunu yapmayı düşünüyorum ama emin değilim. D) Yarın gelebilirim, bakarız. E) Onun geleceğinden şüphe duymuyorum.

    • A) Yarın gelebilirim, bakarız.
    • B) Bunu yapmayı düşünüyorum ama emin değilim.
    • C) Onun geleceğinden şüphe duymuyorum.
    • D) Toplantıya belki katılabilirim.
    • E) Bu sorunu çözmeye çalışacağım.

    'Yarın gelebilirim, bakarız.' cümlesinde 'gelebilirim' sözcüğü hem konuşanın gitmeyi planladığını (niyet) hem de bunun kesin olmadığını (olasılık) aynı anda ifade etmektedir. 'Bakarız' ifadesi de bu ikili anlam katmanını pekiştirmektedir. A'da yalnızca niyet, B'de yalnızca olasılık, C'de düşünme eylemi ön plandadır, E'de ise kesinlik söz konusudur.

  21. 21. "Yazarın kaleminden çıkan her sözcük, onun sessiz çığlığıydı." Bu cümleyle anlam bakımından en yakın olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yazı yazmak, içsel acıların dışavurumudur.
    • B) Sözcükler, düşüncelerin taşıyıcısıdır.
    • C) Kalem, yazarın en güçlü silahıdır.
    • D) Her yazar sessizliğini kâğıda döker.
    • E) Yazar, eserlerinde toplumsal sorunları ele almıştır.

    Asıl cümlede 'sessiz çığlık' çelişkili gibi görünen bir birleşim (oksimeron) aracılığıyla yazmanın içsel acıyı dile getirme biçimi olduğu vurgulanmaktadır. B şıkkındaki 'yazı yazmak, içsel acıların dışavurumudur' cümlesi de tam olarak bu düşünceyi, dolaylı anlatım olmaksızın, doğrudan ifade etmektedir. Diğer şıklar yazının gücünü ya da yazarın toplumla ilişkisini ön plana çıkarmaktadır; asıl cümledeki 'içsel acı' boyutunu karşılamamaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı, diğerlerinden farklı bir işlevde kullanılmıştır?

    • A) Kitabı okudu, beğendi de.
    • B) Güzel de konuşuyor, ikna edici de.
    • C) Hem akıllı hem de çalışkandır.
    • D) Sen de mi bu karara katılıyorsun?
    • E) Yağmur yağıyor, soğuk da var.

    'Kitabı okudu, beğendi de.' cümlesinde 'de' bağlacı, pekiştirme ve sonuç bildirme işleviyle kullanılmış; cümleye 'üstelik, dahası' anlamı katmıştır. Diğer seçeneklerde 'de/da' ya ekleme-sıralama (C, D, E) ya da katılım-ortaklık (B) bildirmektedir. A şıkkındaki kullanım ise ardışık eylemlerin sonuncusunu pekiştiren ve hafif bir vurgu içeren özgün bir işlev taşımaktadır.

  23. 23. "Bu şehirde yaşamak, her gün biraz daha kendinden uzaklaşmak demekti onun için." Bu cümlede aşağıdaki anlam özelliklerinden hangisi yoktur?

    • A) Öznel yargı
    • B) Kişileştirme
    • C) Dolaylı anlatım
    • D) Soyutlama
    • E) Mecaz anlam

    Cümlede 'kendinden uzaklaşmak' ifadesi mecaz anlam (B) taşımakta; 'demekti' yapısı dolaylı anlatım (C) kurmakta; yaşamak gibi somut bir eylemin varoluşsal boyutuna geçiş soyutlama (D) içermekte; 'onun için' ifadesi ise öznel yargının (E) göstergesidir. Ancak cümlede şehir ya da herhangi bir nesneye insan özelliği yüklenmemekte, yani kişileştirme (A) bulunmamaktadır.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir çelişki (paradoks) vardır?

    • A) Karanlıkta bile güneşi hissedebiliyordu.
    • B) Sevgi, bazen en derin yarayı açar.
    • C) En büyük cesaret, korkunun içinde yürümeyi bilmektir.
    • D) Yalnızlık, kalabalığın tam ortasında başlar.
    • E) Susarak en çok şeyi söyledi.

    Paradoks; birbirine zıt iki kavramın bir arada bulunup mantıksal bir çelişki oluştururken derin bir gerçeği yansıtmasıdır. 'Susarak en çok şeyi söyledi.' cümlesinde 'susmak' ve 'en çok söylemek' doğrudan çelişkili iki eylemdir; bu, klasik paradoks tanımını en saf biçimde karşılamaktadır. A'da cesaret-korku karşıtlığı bir koşul cümlesiyle yumuşatılmış, D'de ironi, C ve E'de ise metafor ön plandadır.

  25. 25. "Adamın sözleri, salonun duvarlarına çarparak geri döndü." Bu cümlede anlatım tekniği bakımından ağırlıklı olarak kullanılan öge aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Adamın hayal kırıklığı iç monolog yöntemiyle verilmiştir.
    • B) Salonun sessizliği dolaylı biçimde ifade edilmiştir.
    • C) Yankı olgusu bilimsel bir dille açıklanmıştır.
    • D) Sözlerin karşılıksız kaldığı somutlaştırılmıştır.
    • E) Sesin fiziksel bir davranış sergilediği kişileştirme yoluyla aktarılmıştır.

    Cümlede 'sözlerin çarparak geri dönmesi' ifadesi, soyut olan 'karşılıksız kalma' durumunu somut bir fiziksel hareketle görünür kılmaktadır; bu somutlaştırma (A) tekniğidir. B'de kişileştirme önerilmiş olsa da sesin 'çarpması' insan eylemi değil fiziksel bir olaydır; dolayısıyla kişileştirme değil, somutlaştırma baskındır. C, D ve E ise cümlenin gerçek anlatım özelliğini yansıtmamaktadır.