menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 8)

TURKCE - cumlede anlam (Bölüm 8)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmişe özlem' duygusu ağır basmaktadır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'geçmişe özlem' duygusu ağır basmaktadır?

    • A) Çocukluğumuzun yılları geride kalmıştır ama ileriye bakmak zorundayız.
    • B) Değişim kaçınılmazdır; buna direnmek enerjimizi boşa harcatır.
    • C) O eski sokakları her geçişimde bambaşka bir hüzün sarar içimi.
    • D) Gelecek, geçmişin hatalarından ders alanlar için umut doludur.
    • E) İnsanlar değişir, hayat devam eder; bu doğanın bir parçasıdır.

    Geçmişe özlem, geçmişin güzelliklerine duyulan sıcak bir hasret ve bundan kaynaklanan duygusal yoğunlukla kendini gösterir. B seçeneğinde 'eski sokaklar' imgesiyle geçmişe gönderme yapılmakta, 'bambaşka bir hüzün' ifadesiyle geçmişe duyulan özlem açıkça hissettirilmektedir. Diğer seçeneklerde ya geçmişten ders çıkarma ya geleceğe yönelme ya da değişime kabullenme hâkimdir.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'kişileştirme (teşhis)' sanatı yapılmamıştır?

    • A) Deniz, kıyıya ağlamaklı dalgalar gönderiyordu.
    • B) Dağlar, bulutları bağrına bastı sessizce.
    • C) Rüzgâr, sonbaharın hüznünü fısıldadı dallara.
    • D) Yıldızlar gökyüzünde parlak bir şekilde parlıyordu.
    • E) Güneş, bulutların arasından başını uzatarak gülümsedi.

    Kişileştirme (teşhis), insan dışı varlıklara insana özgü nitelik, duygu ya da davranışlar yüklenmesidir. A'da rüzgâra 'fısıldamak', B'de denize 'ağlama', C'de dağlara 'bağrına basmak', E'de güneşe 'gülümsemek' gibi insani eylemler atfedilmiştir. D seçeneğinde ise yıldızların parlıyor olması doğal bir fiziksel süreçtir; herhangi bir insani nitelik yüklenmemiştir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sebep-sonuç' ilişkisi yoktur?

    • A) Düzenli egzersiz yapması sayesinde enerjik kalmayı başardı.
    • B) Uzun süre uyumadığı için vücudu direncini yitirdi.
    • C) Sınava çok az kaldığından ders çalışmaya başladı.
    • D) Hem kitap okudu hem de müzik dinledi.
    • E) Yoğun yağış yüzünden maç ertelendi.

    Sebep-sonuç ilişkisinde bir eylem ya da durum, başka bir eylemin ya da durumun gerekçesini oluşturur. A'da 'uyumamak' sebebi, B'de 'egzersiz' sebebi, C'de 'yoğun yağış' sebebi, D'de 'sınava az kalması' sebebi açıkça belirtilmiştir. E seçeneğinde ise 'hem...hem de' bağlacıyla sadece iki eylemin birlikte gerçekleştiği anlatılmakta, herhangi bir nedensellik ilişkisi kurulmamaktadır.

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yazarın kişisel görüşü değil, nesnel bir bilgi aktarılmaktadır?

    • A) Modern sanat, geleneksel değerleri zedelemektedir.
    • B) Bu romanda yazar, toplumsal meseleleri yüzeysel işlemiştir.
    • C) Türk sinemasının en büyük sorunu finansman eksikliğidir.
    • D) Genç kuşakların tarihe ilgisizliği giderek artmaktadır.
    • E) Cumhuriyet 1923 yılında ilan edilmiştir.

    Nesnel bilgi, kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilir ve doğrulanabilir olgulara dayanır. C seçeneğinde Cumhuriyet'in ilan tarihi, belgelenmiş ve tartışmasız bir tarihsel gerçektir. A, B, D ve E seçeneklerinde ise 'en büyük sorun', 'yüzeysel işlemiş', 'giderek artmaktadır', 'zedelemektedir' gibi yoruma ve kişisel değerlendirmeye açık ifadeler kullanılmaktadır.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'varsayım' anlamı vardır?

    • A) Toplantıya gelmediğine göre haberi olmamış olmalı.
    • B) Toplantıya gelmediği için eleştirildi.
    • C) Toplantıya her zaman geç gelirdi.
    • D) Toplantıya gelmedi ve bunu kimseye söylemedi.
    • E) Toplantıya gelmedi çünkü rahatsızlığı vardı.

    Varsayım, bir durumu kesin bilgiye dayanmaksızın, mevcut ipuçlarından hareketle olası saymayı ifade eder. A seçeneğinde 'haberi olmamış olmalı' ifadesi, gelmeme davranışından hareketle çıkarılan bir tahmin ve olasılık içermektedir; kesin bir bilgi değildir. B'de belirlenmiş bir neden, C'de iki olgu, D'de sebep-sonuç ilişkisi, E'de ise alışkanlık anlatımı söz konusudur.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'azımsama' anlamı taşıyan bir ifade vardır?

    • A) Bu kadar emek vererek hazırladığı sunum beğenilmedi, çok üzüldü.
    • B) Sabahtan beri durmadan çalışıyor, emeğinin karşılığını almalı.
    • C) Saatlerce uğraşarak o kadar güzel bir tablo yaptı ki herkes hayran kaldı.
    • D) Ona göre yüz kilometre yol hiç mesafe sayılmaz.
    • E) Üç dil biliyor ama kendine yeter mi bilmiyorum.

    Azımsama, bir şeyi olduğundan küçük, önemsiz ya da yetersiz görme anlamını taşır. C seçeneğinde 'yüz kilometre yol hiç mesafe sayılmaz' ifadesi, nesnel olarak uzun sayılabilecek bir mesafeyi önemsiz gösterdiğinden azımsama içermektedir. A'da takdir ve övgü, B'de kuşku ve yeterlilik sorgusu, D'de emek ve hak, E'de ise hayal kırıklığı ifade edilmektedir.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, anlatıcının konuya tarafsız bir bakış açısıyla yaklaştığını göstermektedir?

    • A) Söz konusu düzenleme bazı kesimlerce desteklenirken bazılarınca eleştirilmektedir.
    • B) Yapılan değişiklikler kalıcı bir çözüm sunmaktan uzak görünmektedir.
    • C) Böyle bir adımın atılmış olması son derece isabetli bir karardır.
    • D) Bu politikanın ülkeye yarardan çok zarar verdiği açıkça ortadadır.
    • E) Yeni yasa, toplumun büyük çoğunluğunun beklentilerine cevap vermemektedir.

    Tarafsız bakış açısı, herhangi bir yargı öne sürmeksizin farklı görüşleri dengeli biçimde aktarmayı gerektirir. B seçeneğinde 'bazı kesimlerce desteklenirken bazılarınca eleştirilmektedir' ifadesiyle anlatıcı iki karşıt görüşü aktarmakta, herhangi birine ağırlık vermemektedir. A'da 'açıkça ortadadır', C'de 'cevap vermemektedir', D'de 'isabetli bir karardır', E'de 'uzak görünmektedir' ifadeleri anlatıcının kişisel yargısını yansıtmaktadır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamda kullanılmıştır? (Altı çizili sözcükler parantez içinde gösterilmiştir.)

    • A) Usta, tahtalara (keskin) çiviler çaktı.
    • B) Çocuk, (keskin) uçlu kalemiyle resim çizdi.
    • C) Kasap, (keskin) bıçağıyla eti kolayca doğradı.
    • D) Sabahın erken saatlerinde (keskin) bir soğuk hissettim.
    • E) Dağcılar (keskin) kayalıklara tırmanmakta zorlandı.

    'Keskin soğuk' ifadesinde 'keskin' sözcüğü gerçek anlamından (bıçak, alet gibi fiziksel nesnelerin özelliği) uzaklaşarak soğuğun şiddetini, insanı derinden etkileyen niteliğini anlatmak için kullanılmıştır. Bu, mecaz anlamdır. Diğer seçeneklerde 'keskin' sözcüğü fiziksel nesnelerin kesici, sivri ya da sert yapısı için kullanılmış olup gerçek anlamını korumaktadır.

  9. 9. "Konuşmalarındaki derin sessizlik, odadaki herkesi rahatsız etti." Bu cümleyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Konuşmacıların sesi çok alçakta kalıyordu.
    • B) Konuşmalar hiç yapılmadığı için ortam bunaltıcıydı.
    • C) Konuşmacılar derin konulara değinmekten kaçındı.
    • D) Toplantı odası akustik açıdan yetersizdi.
    • E) Konuşmalar arasındaki uzun duraksamalar gerginlik yarattı.

    'Konuşmalarındaki derin sessizlik' ifadesi çelişkili gibi görünse de bu, konuşmalar arasında yaşanan derin (uzun ve ağır) suskunlukları anlatmaktadır. Cümlenin bütünü, sözler söylenirken araya giren uzun ve rahatsız edici pauzeların ortamı gerdiğini aktarmaktadır. D seçeneği cazip görünse de cümlede 'konuşmalar' gerçekleşiyor, yalnızca aralardaki sessizlik sorun yaratıyor.

  10. 10. "Yıllarca emek verdiği o toprakların bir gün elinden çıkacağını hiç düşünmemişti." Bu cümlede aşağıdaki anlam özelliklerinden hangisi vardır?

    • A) Kararlılık ve direnç
    • B) Kabulleniş ve teslimiyet
    • C) Pişmanlık ve özeleştiri
    • D) Beklenti ve umut
    • E) Öngörememezlik ve şaşkınlık

    Cümlede 'hiç düşünmemişti' ifadesi, kişinin böyle bir olasılığı aklından bile geçirmediğini göstermektedir. Bu, öngörememezliğe işaret eder. Söz konusu durumun gerçekleşmesi ('bir gün elinden çıkacağını') ise şaşkınlığı, beklenmedik bir şeyin olduğunu imler. Pişmanlık doğrudan dile getirilmemekte, teslimiyet ya da kararlılık söz konusu değildir. Cümle, kişinin o olasılığı göremediğini vurgulamaktadır.

  11. 11. "Eleştirmenler, yazarın son romanını pek de sıcak karşılamadı." Bu cümledeki anlatımla aşağıdaki cümlelerin hangisi anlamca örtüşmektedir?

    • A) Eleştirmenler, roman için umursamamaz bir tutum sergiledi.
    • B) Eleştirmenler, roman hakkında olumlu yorumlar yapmaktan kaçındı.
    • C) Eleştirmenler yazarın bu romanını öncekilerden daha başarılı buldu.
    • D) Eleştirmenler, romanın yayımlanmasından büyük memnuniyet duydu.
    • E) Eleştirmenler romanı beğenmemekle birlikte eleştirilerini yazıya dökmedi.

    'Sıcak karşılamamak' deyimsel bir ifade olup bir şeyi coşkuyla, olumlu biçimde benimsememek demektir. Bu, eleştirmenlerin romana olumlu yaklaşmadığını, onu onaylamadığını ya da övmediğini gösterir. C seçeneğindeki 'olumlu yorumlar yapmaktan kaçındı' ifadesi bu anlamı en iyi karşılamaktadır. B seçeneği cazip görünse de orada eleştirmenlerin beğenmediği kesin biçimde belirtilmekte ve yazıya dökülmediği eklenmektedir; bu ise özgün cümlede yoktur.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde abartma (mübalağa) sanatı vardır?

    • A) Onun kahkahası, dağları yerinden oynatırdı.
    • B) Çocuk o gün sabahtan akşama kadar koşturup durdu.
    • C) Öğretmen her soruyu tek tek ve sabırla yanıtladı.
    • D) Yaşlı adam, geçmişini hiç unutmuyordu.
    • E) Tren yolculuğu uzun ve yorucu geçti.

    Abartma (mübalağa) sanatı, bir şeyin nitelik ya da niceliğinin gerçekte olduğundan çok daha fazla ya da az gösterilmesidir. C seçeneğindeki 'kahkahanın dağları yerinden oynatması' ifadesi fiziksel açıdan imkânsız bir durumu, sesi son derece güçlü göstermek amacıyla kullanmaktadır. Diğer seçeneklerde olaylar olağan, gerçekçi bir çerçevede anlatılmakta, gerçekle bağ kopmamaktadır.

  13. 13. "Bu iş, göründüğü kadar basit değildir." Bu cümleyle aşağıdaki cümlelerin hangisi aynı anlamı taşımaktadır?

    • A) Bu iş, yüzeysel incelendiğinde oldukça karmaşık görünür.
    • B) Bu işi yapmak, sandığından çok daha uzun sürer.
    • C) Bu işin güçlüğü dış görünüşünden anlaşılmaz.
    • D) Bu işin gerçek güçlüğü ancak deneyimlilerek fark edilir.
    • E) Bu iş, herkesin üstesinden gelebileceği kadar kolaydır.

    'Göründüğü kadar basit değildir' ifadesi, işin görünüşteki kolaylığının yanıltıcı olduğunu, aslında daha zor ya da karmaşık olduğunu anlatmaktadır. B seçeneğindeki 'güçlüğü dış görünüşünden anlaşılmaz' ifadesi tam olarak bu anlamı karşılamaktadır: işin zorluğu yüzeyde belli olmaz. E seçeneği cazip görünse de orada 'ancak yaparak anlaşılır' gibi ek bir koşul vardır; bu özgün cümlede mevcut değildir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tutmak' fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?

    • A) Taşınan kasa ağır gelince onu iki eliyle tuttu.
    • B) Sporcu yarışma boyunca birinci sırayı tuttu.
    • C) Fırtınada şemsiyesini şiddetle tutmak zorunda kaldı.
    • D) Çıkan gürültüye şaşıran çocuk kulaklarını tuttu.
    • E) Çocuk merdivenden inerken annesinin elini tuttu.

    A, C, D ve E seçeneklerinde 'tutmak' fiili fiziksel bir kavrama, elle sarılma eylemini ifade etmektedir (temel anlam). B seçeneğinde ise 'birinci sırayı tutmak' ifadesinde 'tutmak' fiili soyut bir anlamda, 'belirli bir konumu veya durumu korumak, sürdürmek' anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle B seçeneği diğerlerinden farklı bir anlam taşımaktadır.

  15. 15. "Ahmet, arkadaşlarının ısrarlı teklifini nazikçe geri çevirdi." Bu cümledeki anlatımı bozan bir çelişki olsaydı aşağıdakilerden hangisi onu en iyi örneklerdi?

    • A) 'Geri çevirdi' yerine 'kabul etti' kullanılsaydı
    • B) 'Ahmet' yerine 'o' zamiri kullanılsaydı
    • C) 'Arkadaşlarının' yerine 'düşmanlarının' kullanılsaydı
    • D) 'Israrlı teklif' yerine 'tek bir teklif' kullanılsaydı
    • E) 'Nazikçe' yerine 'sertçe' kullanılsaydı

    Bu soru, anlam çelişkisinin ne olduğunu kavramayı ölçmektedir. Özgün cümlede 'geri çevirdi' eylemi, bir teklifi reddetmeyi ifade eder. B seçeneğinde bu eylem 'kabul etti' ile değiştirildiğinde cümle çelişkili hale gelir: ısrarlı bir teklifi nazikçe kabul etmek ile geri çevirmek birbirine zıt eylemlerdir ve bu değişiklik cümlenin iç tutarlılığını bozar. A seçeneği cümlenin tonunu değiştirir ama mantıksal çelişki yaratmaz.

  16. 16. "Küçük bir kasabada büyüyen yazar, kentlerin karmaşasını hiçbir zaman tam anlamıyla benimseyemedi." Bu cümlede aşağıdaki anlam ilişkilerinden hangisi vardır?

    • A) Benzerlik
    • B) Amaç-araç
    • C) Neden-sonuç
    • D) Karşıtlık
    • E) Koşul-sonuç

    Cümle iki bilgi içermektedir: küçük bir kasabada büyümek ve kentin karmaşasını benimseyememek. Bu ikisi arasında neden-sonuç ilişkisi vardır; kasabada büyüme (neden), kentlerin karmaşasına yabancılık kalma (sonuç) durumunu açıklamaktadır. Karşıtlık ilişkisi, iki durumun birbirine zıt olduğu durumlarda söz konusudur; burada ise birinin ötekine yol açması vardır. B seçeneği cazip görünse de cümledeki 'karşıtlık' bir bağımsız zıtlık değil, geçmiş deneyimin bugüne yansımasıdır.

  17. 17. "Sabahın köründe yola çıkmak zorunda kalmak onu fazlasıyla yıkmıştı." Bu cümledeki 'yıkmak' fiilinin taşıdığı anlam, aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcüğün anlamıyla örtüşmektedir?

    • A) Ekip, atık maddeleri güvenle imha etti.
    • B) Yaşlı bina geçen ay yıkılarak yenisi yapıldı.
    • C) Uzun hastalık süreci onu iyice bitirmişti.
    • D) Fırtına, sahil şeridindeki ağaçları devirdi.
    • E) Depremin ardından birçok duvar çökmüştü.

    Özgün cümlede 'yıkmak' fiili mecaz anlamda kullanılmış, kişiyi ruhsal veya bedensel olarak tüketmek, bitirmek anlamını taşımaktadır. B seçeneğindeki 'bitirmişti' sözcüğü de aynı mecaz anlamı, yani birinin enerjisini, moralini, gücünü tüketmek anlamını karşılamaktadır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler (yıkılmak, çökmek, imha etmek, devirmek) fiziksel bir yıkım ya da çökmeyi anlatmaktadır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye 'bir durumun farkında olmadan yaşanması' anlamı katmaktadır? (Altı çizili sözcükler parantez içinde gösterilmiştir.)

    • A) O insanlara (alışmış) olmasa bu davranışları onu şaşırtırdı.
    • B) Zorluklara (alışmış) biri, bu kadar küçük bir engele takılmazdı.
    • C) Yıllar boyunca o kente (alışmış), artık başka bir yerde yaşayamıyordu.
    • D) Sabahları erken kalkmaya (alışmış), bunun farkında bile değildi.
    • E) O çevreye (alışmış) biri olarak orada kendini hep güvende hissetti.

    B seçeneğinde 'alışmış' sözcüğü, eylemin bilinç dışı, farkında olmadan gerçekleştiğini ve bunun kişi tarafından idrak edilmediğini vurguluyor ('farkında bile değildi' ifadesiyle desteklenmektedir). Diğer seçeneklerde 'alışmış' sözcüğü ya bir çevreye uyum sağlamayı, ya bir alışkanlık kazanmayı ya da bir geçmişe sahip olmayı ifade etmektedir; ancak 'farkında olmadan yaşanma' anlamını yalnızca B seçeneği tam olarak karşılamaktadır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'azın çokluğuna vurgu' yapılmaktadır?

    • A) Küçük bir hareketle tüm dengeleri alt üst edebildi.
    • B) Yıllar içinde biriktirdiği küçük tasarruflar büyük bir servet oluşturmuştu.
    • C) Bir damla ilaç, o gece bütün acısını dindirdi.
    • D) Az söylemesine karşın söyledikleri çok şey anlatıyordu.
    • E) Bu kadar kısa sürede bu kadar çok iş yapması herkesi şaşırtmıştı.

    E seçeneğinde 'az söylemek' ile 'çok şey anlatmak' arasındaki karşıtlık, nicelik ile nitelik arasındaki dengesizliği ortaya koymaktadır. Bu, doğrudan 'azın çokluğuna vurgu' yapan bir yapıdır: söylenen az şey, aslında büyük bir anlam yükü taşımaktadır. A seçeneğinde hız-miktar ilişkisi, C'de anlık etki, D'de birikim süreci anlatılmaktadır. B seçeneğinde de küçük nedenin büyük sonuç doğurması söz konusudur; ancak burada 'az'ın çokluğu değil, küçüğün büyük etki yaratması vurgulanmaktadır. Yalnızca E'de nicelik (az söz) ile nitelik (çok anlam) karşıtlığı açıkça kurulmaktadır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir yargı, nesnel bir yargıymış gibi sunulmuştur?

    • A) Bu romanın baş karakteri son derece güçlü bir psikolojik derinliğe sahiptir.
    • B) Yazar bu eserinde toplumsal baskıyı ustaca işlemiştir.
    • C) Kitap, iki yıl içinde otuz dile çevrilmiştir.
    • D) Eleştirmenlerin çoğu bu eseri yüzyılın en iyi romanı olarak nitelendirmiştir.
    • E) Roman, 1985 yılında yayımlanmış ve büyük ilgi görmüştür.

    A seçeneğinde 'son derece güçlü bir psikolojik derinliğe sahiptir' ifadesi, kesin ve nesnel bir gerçekmiş gibi sunulmuştur; oysa bu tamamen bir değer yargısıdır, kişiden kişiye değişebilir. 'Bence' ya da 'görünmektedir' gibi bir öznel belirteç kullanılmamıştır. B ve D seçenekleri doğrulanabilir olgulardır. C seçeneğinde 'eleştirmenlerin çoğu' ifadesiyle öznel kaynak belirtilmiştir. E seçeneğinde 'ustaca' sözcüğü subjektiflik içerse de yapının bütünü bir değerlendirme önerisi niteliğindedir ve kaynak olarak yazara atıfta bulunulmaktadır. En belirgin 'öznel yargıyı nesnel gibi sunma' örneği A'dır.

  21. 21. Aşağıdaki cümle çiftlerinden hangisinde ikinci cümle, birinci cümlenin zorunlu sonucunu değil yalnızca olası bir sonucunu ifade etmektedir?

    • A) Güneş battı. Ortalık karardı.
    • B) Ateş yaktı. Çevresi ısındı.
    • C) Zehir içti. Hayatını kaybetti.
    • D) Suya düştü. Islandı.
    • E) Kapıyı kırık bıraktı. Hırsız içeri girdi.

    C seçeneğinde 'kapıyı kırık bırakmak', hırsızın içeri girmesini zorunlu kılmaz; bu yalnızca bir olasılıktır. Kapı kırık olsa da hırsız girmeyebilirdi. Diğer seçeneklerde ise neden-sonuç ilişkisi neredeyse zorunluluk içermektedir: güneş batınca kararmak (A), suya düşünce ıslanmak (B), ateş yakınca ısınmak (D), zehir içince ölmek (E) doğal ve kaçınılmaz sonuçlardır. C'deki ilişki ise koşullu bir olasılığa dayanmaktadır.

  22. 22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yapılan eylemin sonucuna ilişkin 'olumsuz bir beklenti' içinde olunduğu hâlde olumlu bir sonuç elde edildiği anlatılmaktadır?

    • A) Başaracağını bildiği hâlde sınava girmekten vazgeçti.
    • B) Kendine güvenmeden girdiği yarışmayı kazanınca herkes şaşırdı.
    • C) Hiç ummadığı bir anda sınavı geçmeyi başardı.
    • D) Uğraşmasına karşın sonunda istediğini elde edemedi.
    • E) İsteksizce başladığı işi en iyi şekilde tamamladı.

    C seçeneğinde özne yarışmaya 'kendine güvenmeden' girmiştir; bu, olumsuz bir beklenti içinde olunduğunu göstermektedir. Ancak yarışmayı kazanmıştır, yani olumlu bir sonuç elde edilmiştir. Üstelik 'herkes şaşırdı' ifadesi de bu sonucun beklenmedik olduğunu pekiştirmektedir. A seçeneğinde 'hiç ummadığı an' zaman vurgusudur, beklenti içeriği belirsizdir. E seçeneğinde isteksizlik, olumsuz beklentiden çok duygusal bir tutumu yansıtmaktadır. C, sorunun aradığı iki koşulu (olumsuz beklenti + olumlu sonuç) en açık biçimde karşılayan seçenektir.

  23. 23. Aşağıdakilerin hangisinde 'bir şeyin var olabilmesi için başka bir şeyin yok olması gerektiği' düşüncesi dile getirilmiştir?

    • A) Işık olmadan gölgenin anlamı olmaz.
    • B) Ağaç devrilmeden orman açılmaz.
    • C) Eski düşünceleri terk etmeden yeni fikirlere yer açılamaz.
    • D) İnsanlar kaybedenin ne hissettiğini anlamak için önce kaybetmelidir.
    • E) Acı çekmeden gerçek mutluluğa ulaşılamaz.

    D seçeneğinde 'eski düşünceleri terk etmeden yeni fikirlere yer açılamaz' ifadesi, doğrudan 'bir şeyin (eski düşünceler) yok olması olmadan başka bir şeyin (yeni fikirler) var olamayacağını' anlatmaktadır. Bu, sorudaki tanımla birebir örtüşen bir anlam içermektedir. A seçeneğinde ışık ve gölge birbirini anlam açısından tamamlar; ancak ışığın yok olması gerekmez. B'de bir sonucu kolaylaştırma söz konusudur. C'de acı çekmek, mutluluğun önkoşulu olarak sunulur; ancak acının 'yok olması' değil 'yaşanması' gerektiği vurgulanır. E'de de deneyim kazanma anlatılır. Yalnızca D'de bir şeyin aktif olarak 'terk edilmesi/yok edilmesi' şartı açıkça belirtilmiştir.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'zaman' kavramı soyutlaştırılarak kişileştirilmiştir?

    • A) O gün, zamanın durduğunu hissetti.
    • B) Zaman içinde her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz.
    • C) Zamanı verimli kullanmak isteyenler erken kalkar.
    • D) Zaman, o eve bir daha geri dönmeyeceğini fısıldadı.
    • E) Zaman geçtikçe o acı da unutulup gidecekti.

    B seçeneğinde zaman, 'fısıldamak' eylemiyle insana özgü bir eylem gerçekleştirmektedir. Fısıldamak, yalnızca insanların (ya da kişileştirilmiş varlıkların) yapabileceği bir eylemdir; bu nedenle zaman burada açıkça kişileştirilmiştir. A seçeneğinde zaman geçiyor ama herhangi bir insan eylemi yapmıyor. C'de 'durduğunu hissetti' öznenin algısıdır, zamanın kişileştirilmesi değildir. D'de zaman soyut bir kavram olarak kullanılmıştır. E'de ise zaman yönetimi anlatılmaktadır. Kişileştirme (teşhis) sanatı yalnızca B'de vardır.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'görünürdeki neden' ile 'asıl neden' birbirinden farklıdır?

    • A) Erken ayrılmak zorunda olduğunu ileri sürdü; evde önemli bir işi vardı.
    • B) Sınavdan düşük not aldığını açıkladı; bu onu hiç şaşırtmamıştı.
    • C) Kitabı beğenmediğini söyledi; aslında okuma fırsatı bulamamıştı.
    • D) Projeyi teslim edemediğini belirtti; gerçekte projeyi henüz bitirememişti.
    • E) Toplantıya hasta olduğu için gitmedi; oysa o gün gerçekten yataktan çıkamıyordu.

    B seçeneğinde özne 'kitabı beğenmediğini' söylemektedir; bu, görünürdeki nedendir. Ancak asıl neden 'okuma fırsatı bulamamak'tır. Yani öne sürülen gerekçe (beğenmemek) ile gerçek durum (okuyamamak) birbirinden tamamen farklıdır; bu da görünürdeki nedenle asıl nedenin ayrıştığını göstermektedir. A seçeneğinde ise hem söylenen hem de gerçek olan aynıdır (hasta olmak). C'de de öne sürülen neden gerçek gibi görünmektedir. D ve E seçeneklerinde neden-sonuç ayrımı değil, bir itiraf söz konusudur.