TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 10)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 10)
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim, kalıp anlam dışına çıkarılarak özgün ama yanlış bir anlamda kullanılmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim, kalıp anlam dışına çıkarılarak özgün ama yanlış bir anlamda kullanılmıştır?
- A) Eleştirilerine rağmen ısrar eden yönetmen, filmi için taş çıkartacak bir senaryo kaleme almıştı.
- B) İş teklifini değerlendiren Sinan, uzun süre düşündükten sonra kılıcı kınına koydu ve anlaşmayı reddetti. ✓
- C) Tartışma ortamında söz alan profesör parmak ısırtacak tespitler ortaya koydu.
- D) Yıllarca birbirini seven çift, sonunda kavuşunca ikisi de birer dünya yutmuşa döndü.
- E) Sınavda başarısız olan öğrenci, sonuçları görünce ağzı bir karış açık kaldı.
'Kılıcı kınına koymak' deyimi bir çatışmaya ya da tartışmaya son vermek, barışmak ya da savaşı bırakmak anlamını taşır; reddetmek veya karar vermek anlamında kullanılmaz. A seçeneğinde deyim 'anlaşmayı reddetmek' bağlamında yanlış kullanılmıştır. B seçeneğinde 'dünya yutmuşa dönmek' şaşkınlık ya da tuhaf bir ifadeyle susmak anlamında doğru kullanılmıştır. C seçeneğinde 'parmak ısırtmak' hayranlık uyandırmak anlamında doğrudur. D seçeneğinde 'taş çıkartmak' birini geçmek, ondan üstün olmak anlamında doğru kullanılmıştır. E seçeneğinde 'ağzı bir karış açık kalmak' şaşırmak anlamında doğrudur.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen atasözü, cümlenin gerçek durumuna aykırı biçimde kullanılmıştır?
- A) Çocuğunu her istediğinde ödüllendiren anne, yıllar sonra 'kuzuyu kurt kapar' atasözünü anımsamak zorunda kaldı.
- B) Yıllarca emek veren çiftçi, hasat zamanı bol ürün toplunca 'emek vermeden yemiş olmaz' diyerek memnuniyetini dile getirdi.
- C) Hep başkalarına bağımlı olan Kerem, en zor gününde yalnız kaldı; el elden üstündür derler, o gün bunu yaşadı. ✓
- D) Mirasını çarçur eden genç, beş yıl sonra sıfırdan başlamak zorunda kaldı; 'kazanmak harcamaktan kolaydır' atasözü tam da onu anlatıyordu.
- E) Şirket hızla büyüdü ama denetimden uzaklaştıkça sorunlar da büyüdü; büyük lokma ye büyük söz söyleme derler ya.
'El elden üstündür' atasözü, her insanın üstünde daha üstün birinin olduğunu, yani hiyerarşi ve tevazuyu anlatır. C seçeneğinde ise Kerem'in başkalarına bağımlı olduğu ve yalnız kaldığı bir durum söz konusudur; bu durum 'el elden üstündür' atasözüyle değil, 'dost acı söyler' veya 'gerçek dost zor günde belli olur' gibi atasözleriyle örtüşür. Atasözü yanlış bağlamda ve yanlış anlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde atasözleri anlam bakımından cümledeki durumla uyum içindedir.
3. 'Ne ekersen onu biçersin' atasözüyle anlam bakımından doğrudan çelişen seçenek hangisidir?
- A) Ter dökmeden bal yenmez.
- B) Zahmet çekmeden rahmet gelmez.
- C) Emek vermeden yemiş olmaz.
- D) Kör talih bir gün güler, bir gün ağlar. ✓
- E) Çalışmadan kazanılmaz.
'Ne ekersen onu biçersin' atasözü, kişinin yaptıklarının karşılığını mutlaka göreceğini; iyilik yapanın iyilik, kötülük yapanın kötülük bulacağını anlatır — yani eylemin sonucu belirleyicidir. B, C, D ve E seçeneklerinin tümü 'emek ve çalışma olmadan sonuç elde edilemez' temasını işler; bu da 'ne ekersen onu biçersin' atasözüyle anlam bakımından paraleldir. Yalnızca A seçeneğindeki 'kör talih' ifadesi rastlantı ve şans faktörüne işaret eder; bu ise sonuçların kişinin eylemlerinden değil, şanstan kaynaklandığını ima ettiğinden 'ne ekersen onu biçersin' atasözüyle doğrudan çelişmektedir.
4. Aşağıdakilerin hangisinde 'köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek' deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?
- A) Ayıyla karşılaşan çocuk, 'köprüyü geçene kadar ayıya dayı deriz' diyerek saklandı.
- B) Köprüyü geçene kadar ayıya dayı derler; bu nedenle düşmanına güvenme.
- C) Ayı gibi hırçın olan patrona işini yaptırmak için köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedi ve iltifat yağdırdı. ✓
- D) Köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedi; zira yaptığı işte dürüstlük her şeyin önündeydi.
- E) Tehlikeli yolculukta rehberi olduğu için ayıya dayı demek zorunda kaldı; bu deyim onun cesaretini gösteriyordu.
Bu deyim, zor bir durum ya da tehlikeli bir süreç atlatılana dek sevmediğimiz, güvenmediğimiz ya da kötü huylu bir kişiye mecburen iyi davranmak zorunda kalınmasını anlatır. A seçeneğinde hırçın (ayı karakterli) patrona iş yaptırmak için mecburi iltifat yapılmaktadır; bu bağlam deyimin mecaz anlamıyla mükemmel örtüşür. B seçeneğinde 'cesaret' vurgusu deyimin anlamıyla örtüşmez. C seçeneğinde 'düşmanına güvenme' yorumu deyimin asıl mesajı değildir; deyim güveni değil, mecburi iyi geçinmeyi anlatır. D seçeneğinde somut bir ayıdan kaçış söz konusudur, mecaz anlam kaybolmuştur. E seçeneğinde dürüstlük bağlamı deyimle çelişmektedir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim yer almakta olup her ikisi de doğru anlamda kullanılmıştır?
- A) Başarısı herkesi gözünü boyayan yönetici, takımına aba altından sopa gösterdi ve işleri rayına oturttu.
- B) Tartışma sırasında koltuğunu kaybetmemek için dili tutuldu ve çuvaldızı kendine değil başkasına batırdı.
- C) İş ortağı onu yüz üstü bırakınca şirketi ayakta tutmak için hem dizlerini döğdü hem de yeni çözüm yolları aradı.
- D) Yıllarca dirsek çürüten öğrenci, sınavda eli boş döndü ve herkese yüz gözü açık olduğunu ispat etti.
- E) Toplantıda söz alan Canan, lafı dolandırmadan konuya girdi ve masaya yatırdığı öneriler herkesi şaşırttı. ✓
A seçeneğinde 'lafı dolandırmamak' (doğrudan, dolaysız konuşmak) ve 'masaya yatırmak' (bir konuyu tartışmaya açmak, gündeme getirmek) deyimlerinin her ikisi de doğru ve uygun bağlamlarda kullanılmıştır. B seçeneğinde 'dili tutulmak' doğru ama 'çuvaldızı başkasına batırmak' deyimi, normalde 'iğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına' biçiminde kullanılır; B'deki bağlam bu anlamı tersine çevirmektedir. C seçeneğinde 'yüz gözü açık' gibi bir deyim Türkçede standart olarak kullanılmaz. D seçeneğinde 'gözünü boyamak' yanlış özneyle kullanılmıştır; başarısı gözünü boyayamaz, kişi boyar. E seçeneğinde 'dizlerini döğmek' pişmanlık anlatır; bağlamda çözüm arayışıyla çelişmektedir.
6. 'Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalancı çıkar' sözüyle örtüşen anlayışı hangisi en iyi yansıtmaktadır?
- A) İnsanlar zor anlarda bile birbirine destek olur; yalnızlık bir yanılgıdır.
- B) İnsan ancak en yakınlarından gerçek destek görebilir; diğerlerinin yakınlığı göstermeliktir. ✓
- C) Anne sevgisi koşulsuzdur; bu nedenle her zaman önce anneye güvenilmelidir.
- D) Bir kişi ağladığında çevresi de ona katılır; bu toplumsal bir dayanışma örneğidir.
- E) Acı çeken kişi ne kadar yakını olursa olsun yalnız kalır; bu kaçınılmaz bir gerçektir.
Bu söz, gerçek anlamda üzülen ve acı çeken kişi için yalnızca annenin içtenlikle ağlayacağını; diğerlerinin üzüntüsünün sahte ya da geçici olduğunu anlatır. Temel mesaj: en samimi ve koşulsuz bağ anneye aittir, geri kalan bağlar göstermeliktir. A seçeneği bu mesajı en doğru biçimde özetler: gerçek destek yalnızca en yakından gelir, diğerleri yalancı çıkar. B seçeneğinde dayanışma vurgusu sözün anlamını saptırır. C seçeneği 'güven' kavramına odaklanır; sözün asıl mesajı üzüntünün samimiyetiyle ilgilidir. D seçeneği sözle çelişir; söz yalnızlığı vurgular. E seçeneği ise yalnızlığı mutlaklaştırır; oysa söz 'anne' istisnasını koyarak bunu kısmi bir yalnızlık olarak sunar.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'pişmiş aşa su katmak' deyimi anlamca tam ve doğru uygulanmıştır?
- A) Anlaşmazlık çözüme kavuşmuştu ki başka bir tarafın devreye girmesiyle pişmiş aşa su katıldı. ✓
- B) Yıllarca hazırlanan projeye bütçe kesilince pişmiş aşa su katılmış oldu.
- C) Aşı pişmiş ama soğutmak gerekiyordu; pişmiş aşa su katarak sıcaklığı düşürdüler.
- D) Emekliliğini bekleyen memur, yeni bir görevlendirmeyle karşılaşınca pişmiş aşa su katıldığını hissetti.
- E) Yazarın tamamlanmış romanına son anda müdahale eden editör, pişmiş aşa su kattı ve eseri bozdu.
'Pişmiş aşa su katmak' deyimi, tamamlanmış ya da çözüme kavuşmuş bir işe sonradan müdahale ederek onu bozmak ve çıkmaza sokmak anlamını taşır. Deyimin iki önemli koşulu vardır: iş tamamlanmış olacak ve müdahale onu bozacaktır. C seçeneğinde anlaşmazlık (yani 'iş') çözülmüş, ancak yeni bir tarafın devreye girmesiyle bu çözüm bozulmuştur; deyimin her iki koşulu da sağlanmıştır. A seçeneğinde roman tamamlanmış ve bozulmuştur, bu da doğru görünmektedir. Ancak 'editörün müdahalesi' bağlamı her zaman kötü değildir; bu seçenek kabullenilse de C daha belirgin ve açık bir bozma eylemine işaret eder. D ve E seçeneklerinde müdahale olmakla birlikte 'tamamlanmış bir çözümü bozma' unsuru yoktur. B somut/gerçek anlamda kullanılmıştır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilen deyim veya atasözü, cümledeki durumu karşılayan en isabetli ifade değildir?
- A) Başkasının sıkıntısını çözerken kendi sorununu unutup büyüten Nesrin için 'kendi düşen ağlamaz' atasözü kullanılmıştır. ✓
- B) Söz verdiği her şeyi yapan güvenilir bir insan olan Hasan için 'sözü senet gibidir' deyimi tam isabetlidir.
- C) Zenginliğini herkese gösteren ama gerçekte borçlu olan Murat için 'ödünç kürk ile hacca gidilmez' atasözü kullanılmıştır.
- D) Yıllarca çalışan ve emekliliğinde hak ettiğini alan Zeynep için 'er geç hak yerini bulur' ifadesi doğru kullanılmıştır.
- E) İş hayatında hiç risk almamış, temkinli adımlarla ilerleyen Ali'nin durumu için 'hiç doğurmayan kadın hiç yanılmaz' atasözü yerinde kullanılmıştır.
'Kendi düşen ağlamaz' atasözü, kişinin kendi kusurundan ya da dikkatsizliğinden kaynaklanan zarara kendisinin katlanması gerektiğini, bu durumda kimseye şikâyet edemeyeceğini anlatır. E seçeneğindeki Nesrin, başkasına yardım ederken kendi sorununu büyütmüştür. Bu durum 'kendi düşen ağlamaz'ı değil, daha çok 'başkasının körüne ağlarken kör olan' ya da 'komşunun tavuğu komşuya kaz görünür' gibi ifadeleri çağrıştırır. 'Kendi düşen ağlamaz' burada isabetli değildir; çünkü Nesrin kendi ihmaliyle değil, başkasına yardım etme niyetiyle bu duruma düşmüştür. Diğer seçeneklerde atasözü ve deyimler yerinde kullanılmıştır.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümlede yanlış anlamda kullanılmıştır? 'Yıllarca emek verdiği projenin çöpe gitmesi üzerine müdür, A) uzun süre <u>dört duvar arasında</u> oturup düşündü. B) ekibini toplayarak <u>ağzından baklayı çıkardı</u> ve gerçeği söyledi. C) bu başarısızlıkla birlikte <u>alnının akıyla</u> şirketten ayrıldı. D) yeni bir strateji belirlemek için <u>kolları sıvadı</u>. E) çevresindekilerin moralini bozmamak adına <u>içini dökmedi</u>.'
- A) Ekibini toplayarak ağzından baklayı çıkardı ve gerçeği söyledi.
- B) Çevresindekilerin moralini bozmamak adına içini dökmedi.
- C) Uzun süre dört duvar arasında oturup düşündü.
- D) Bu başarısızlıkla birlikte alnının akıyla şirketten ayrıldı. ✓
- E) Yeni bir strateji belirlemek için kolları sıvadı.
'Alnının akıyla' deyimi, bir işi başarıyla, yüz akıyla tamamlamak anlamına gelir. Ancak cümle, projenin çöpe gittiği, yani başarısızlıkla sonuçlanan bir bağlamda kurulmuştur. Başarısızlık durumunda 'alnının akıyla ayrılmak' çelişkili bir kullanımdır; deyim bağlama aykırı biçimde yanlış kullanılmıştır.
10. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, 'deneyimsiz birinin aceleci kararlarının zararlarını, o işi bilen birinin temkinli davranışından daha büyük sonuçlar doğurabileceği' anlamını en doğru biçimde karşılar?
- A) Körle yatan şaşı kalkar.
- B) Cahil cesur olur.
- C) Acele giden ecele gider.
- D) Toy avcı ormana zarar verir. ✓
- E) Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
'Toy avcı ormana zarar verir' atasözü, deneyimsiz ve acemi birinin bir işe girişmesinin, o işin yalnızca kendisine değil çevresine de zarar verdiğini anlatır. Bu atasözü, sorulan anlamı en kapsamlı biçimde karşılamaktadır. 'Acele giden ecele gider' yalnızca aceleyi vurgular; 'cahil cesur olur' ise cesaret boyutunu ön plana çıkarır ve deneyimsizliğin çevreye verdiği zararı içermez.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, mecaz anlamından sıyrılarak temel (gerçek) anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Tartışma sırasında siniri zirveye çıkan adam masaya yumruğunu vurarak ayağa kalktı. ✓
- B) Saatlerdir yürüyen çocuğun ayakları yere basmıyordu.
- C) Patron, patronluğu bırakıp küçük bir bağda toprak koklamaya karar verdi.
- D) Uzun yıllar sonra eski dostunu karşısında görünce adamın dili tutuldu.
- E) Müfettiş, muhasebecinin defterini dürüp kapıya koydu.
Seçeneklerin büyük bölümünde deyimler mecaz anlamıyla kullanılmıştır: 'dili tutulmak' (konuşamamak), 'ayakları yere basmamak' (çok sevinmek), 'defterini dürmek' (işten çıkarmak), 'toprak koklamak' (doğayla iç içe yaşamak). Ancak E seçeneğindeki 'masaya yumruğunu vurarak ayağa kalkmak' ifadesi gerçek bir fiziksel eylemi betimlemektedir; burada herhangi bir deyim mecaz anlamda kullanılmamıştır.
12. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılan atasözü, cümlenin içeriğiyle anlam bakımından çelişmektedir?
- A) İki komşu yıllardır süregelen arazi anlaşmazlığı yüzünden mahkemeye gitti; 'Dost başa, düşman ayağa bakar' atasözü tam da bu durumu anlatır.
- B) Herkes onu küçümsedi ama o sabırla çalışmaya devam etti ve başardı; 'Sabreden derviş muradına ermiş' sözü onu anlatan en güzel deyimdir.
- C) Şirketi kurtarmak için hisselerini çok düşük fiyata satmak zorunda kaldı; 'Bir zarar, bin nasihatten iyidir' derler ya, bu karardan büyük dersler çıkardı.
- D) Küçük bir ihbara dayanarak tüm çalışanları şüpheyle izlemeye başladı; oysa 'İt ürür, kervan yürür' derler. ✓
- E) Yazdığı romanı defalarca okuyup düzeltti; sonunda 'Emek olmadan yemek olmaz' sözünü haklı çıkardı.
'İt ürür, kervan yürür' atasözü; eleştirilere, dedikodulara aldırmadan yola devam etmek gerektiği anlamını taşır. D cümlesinde ise söz konusu durum, küçük bir ihbara dayanarak herkesin şüpheyle izlenmesidir; bu, paranoya ve güvensizliği betimler. Atasözü bu bağlamla örtüşmemektedir: Cümlede 'yola devam etmek' değil, aksine durumu büyütmek söz konusudur.
13. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen iki deyim, anlam bakımından birbirinin karşıtı (zıt anlamlı) değildir?
- A) Gözü yükseklerde olmak – Ayakları yere basmak
- B) Ağzı sıkı olmak – Ağzından baklavayı çıkarmak ✓
- C) Başını derde sokmak – Başını kurtarmak
- D) Eli açık olmak – Eli sıkı olmak
- E) İçi sıkışmak – İçi açılmak
'Ağzı sıkı olmak', sır saklamak, konuşmamak anlamına gelir. 'Ağzından baklayı çıkarmak' ise birini konuşturmak ya da gizlediği bir şeyi söylemesini sağlamak anlamındadır. Bu iki deyim zıt anlamlı gibi görünse de aslında birincisi bir özelliği, ikincisi ise bir eylemi anlatır; deyimlerin özneleri farklıdır (biri sır saklayan kişiyi, diğeri o kişiyi konuşturmaya çalışan kişiyi tanımlar). Dolayısıyla bu iki deyim, gerçek anlamda birbirinin karşıtı değildir.
14. Bir öğretmenin, uzun yıllar boyunca emek verdiği bir öğrencisinin onu kamuoyu önünde küçük düşürmesi üzerine hissettiği hayal kırıklığını dile getiren aşağıdaki cümlelerin hangisinde, kullanılan atasözü bu durumu en iyi özetlemektedir?
- A) 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' diyerek beklentilerini düşürdü.
- B) 'Ağaç yaşken eğilir.' diyerek geç kalmış olduğunu kabullendi.
- C) 'İyilik eden iyilik bulur.' diyerek sabırla beklemeye devam etti.
- D) 'Besle kargayı, oysun gözünü.' diyerek yıllarını boşa harcadığına üzüldü. ✓
- E) 'Sakla samanı, gelir zamanı.' diyerek birikimlerini değerlendirdi.
'Besle kargayı, oysun gözünü' atasözü, iyilik edilen birinin o iyiliğe nankörlükle karşılık verdiği durumları anlatır. Sorudaki senaryo tam olarak budur: Yıllarca emek verilen bir öğrencinin öğretmenini küçük düşürmesi, beslenen karganın gözü oymaya kalkışmasına benzetilmiştir. Diğer atasözleri bu özgül durumu yansıtmamaktadır.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili bölüm bir deyim niteliği taşımaktadır?
- A) Gece geç saatte yalnız başına kalan adam <u>dört bir yanına bakındı</u>.
- B) Aralıksız çalışmaktan yorulan işçi <u>kollarını sıvadı</u> ve tekrar işe koyuldu.
- C) Bütçe toplantısında müdür, 'Bu projeye <u>çok para harcadık</u>' dedi.
- D) Uzun tartışmalar sonucunda taraflar <u>orta yolu bulmayı</u> başardı. ✓
- E) Sınavdan önce öğrenciler <u>kitaplarına gömdüler kendilerini</u>.
'Orta yolu bulmak', uzlaşmak, iki uç arasındaki dengeli çözümü bulmak anlamında yaygın biçimde kullanılan bir deyimdir. A seçeneğindeki ifade gerçek anlamlıdır. B seçeneğinde mecaz yoktur, gerçek bir eylem anlatılmaktadır. C seçeneğinde 'kolları sıvamak' deyimi var gibi görünse de burada cümlenin devamı ('tekrar işe koyuldu') deyimin gerçek anlamda kullanıldığına işaret etmektedir; işçi fiziksel olarak sıvamaktadır. E seçeneği ise bir kinaye olmakla birlikte kalıplaşmış bir deyim niteliği taşımaz.
16. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, 'küçük ve önemsiz görünen şeylerin zamanla büyük sorunlara dönüşebileceği' uyarısını taşımaktadır?
- A) Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
- B) Mum dibine ışık vermez.
- C) Tez işe şeytan karışır.
- D) Damlaya damlaya göl olur. ✓
- E) Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
'Damlaya damlaya göl olur' atasözü, küçük gibi görünen şeylerin birikiminin büyük sonuçlar doğurabileceğini anlatır. Bu hem olumlu (küçük çabalar büyük başarı getirir) hem de olumsuz (küçük sorunlar büyük meselelere dönüşür) bağlamlarda kullanılabilir. Soru 'olumsuz bağlam'ı sorduğundan bu atasözü en uygun yanıttır. Diğer atasözleri bu anlamı taşımamaktadır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde iki farklı deyim birlikte kullanılmış ve bu iki deyim anlam bakımından birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturmuştur?
- A) Masada oturup etrafına bakan adam, hem gözden düşmüş hem de gözü dönmüş görünüyordu.
- B) Şirketteki herkes onun için dil döküyordu; adam ise kimseye dil uzatmadan sessizce köşesine çekilmişti.
- C) Tartışma sırasında ağzından laf almak mümkün olmayan komşu, ansızın ağzının payını verince herkes şaşırdı.
- D) Sabah erkenden işe gidip akşam geç saate kadar çalışan adam, hem ayakta dikilmekten hem de iş arkadaşlarıyla baş başa kalmaktan kaçınıyor; bu yüzden sürekli eli ayağına dolaşıyor, bir de dili sürçüyordu.
- E) Yıllarca sırtını duvara yaslayıp oturan adam, bir gün kolları sıvayarak kendini işe verdi ve sonunda alnının akıyla emekli oldu. ✓
B seçeneğinde 'kolları sıvamak' (bir işe kararlılıkla girişmek) ve 'alnının akıyla' (başarıyla, onurla) deyimleri birlikte kullanılmış ve anlam bakımından birbiriyle tutarlı, tamamlayıcı bir bütün oluşturmuşlardır: Birisi eyleme geçmeyi, diğeri o eylemin başarılı sonucunu anlatmaktadır. Diğer seçeneklerde ya deyimler çelişmekte ya da anlam tutarsızlıkları bulunmaktadır. C seçeneği özellikle dikkat çekicidir: 'Ağzından laf almamak' ile 'ağzının payını vermek' çelişkili biçimde kullanılmıştır.
18. Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili söz öbeği gerçek bir deyim değil, kalıplaşmış bir söz ya da özdeyiştir?
- A) Arkadaşı olmadan o gün hiç etmedi, adeta <u>onu gözü gibi korudu</u>.
- B) 'Vakit nakittir' diyerek her dakikasını değerlendirdi. ✓
- C) Patronun önerisini duyan çalışanlar <u>dört dörtlük</u> buldular planı.
- D) Projeyi teslim etmeden önce bir kez daha <u>ince eleyip sık dokudu</u>.
- E) Zorlu süreçten çıkan adam <u>derin bir nefes alarak</u> rahatlayınca herkes güldü.
'Vakit nakittir' ifadesi, bir deyim değil özdeyiş (aphorism) niteliğinde kalıplaşmış bir sözdür; kaynağı Benjamin Franklin'e atfedilen bu söz, Türkçede de aynı biçimde kullanılmaktadır. Deyimler, anlamı bütünleşmiş ve çoğu zaman mecaz anlam kazanmış söz öbekleridir. 'Gözü gibi korumak', 'ince eleyip sık dokumak' birer deyimdir. 'Dört dörtlük' sıfat tamlaması da kalıplaşmış olmakla birlikte bir deyim işlevi görür. A'daki ifade ise bir deyim değil, bir özdeyiştir.
19. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, 'gösterişli konuşup az iş yapan biri için söylenen ve söylem ile eylem arasındaki uçurumu eleştiren' bir atasözünü içermektedir?
- A) 'Lafın güzeli kötüsü olmaz.' derler; onun konuşmaları herkes tarafından takdirle karşılanırdı.
- B) 'İşleyen demir ışıldar.' diyerek emekliliği reddetti ve çalışmaya devam etti.
- C) 'Söz gümüşse sükût altındır.' diyerek o toplantıda tek kelime etmedi.
- D) 'Konuşmak gümüş, susmak altındır.' diyerek fikirleri olsa da hiçbirini paylaşmadı.
- E) 'Boş teneke çok ses çıkarır.' diyen müdür, az konuşan ama çok üreten çalışanını ödüllendirdi. ✓
'Boş teneke çok ses çıkarır' atasözü, bilgisi ve birikimi az olan, içi boş kimselerin çok konuştuğunu, gösterişli davrandığını; ama gerçek değerin sessiz sedasız çalışan kişilerde bulunduğunu vurgular. Bu atasözü, söylem ve eylem arasındaki uçurumu en iyi eleştiren seçenektir. C ve E seçeneklerindeki ifadeler ise susmayı erdem olarak sunan atasözleridir ve sorulan anlamla örtüşmez.
20. Aşağıdaki paragrafta numaralandırılmış deyimlerden hangisi anlamca yanlış kullanılmıştır? 'Yıllardır köşe bucak arayıp bulduğu o nadide kitabı (I) gözü gibi koruyan koleksiyoncu, bir gün kitabın sahte olduğunu öğrenince (II) aklı başından gitti. Durumu öğrenenler, onun bu kadar (III) kolay kandırılmasına şaşırarak birbirlerine bakıştılar. Koleksiyoncu, kendisini aldatan kişiyi (IV) dört gözle bekleyerek hesap sormaya kararlıydı. Söz konusu kitap satıcısı ise ortadan (V) sıvışıp gitmişti.'
- A) III - Kolay kandırılmak
- B) I - Gözü gibi korumak
- C) II - Aklı başından gitmek
- D) IV - Dört gözle beklemek ✓
- E) V - Sıvışıp gitmek
'Dört gözle beklemek' deyimi, birini ya da bir şeyi büyük bir özlem, heyecan veya arzuyla beklemek anlamına gelir; olumlu bir beklentiyi ifade eder. Cümlede ise koleksiyoncu, kendisini aldatan kişiyi hesap sormak amacıyla beklemektedir; bu, öfkeli ve olumsuz bir beklentidir. Dolayısıyla 'dört gözle beklemek' deyimi burada anlam bakımından yanlış kullanılmıştır. Diğer deyimler bağlamlarıyla uyumludur.
21. Aşağıdaki atasözü-anlam eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A) 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' – Bir işin, sürdürülebilir olmayan yöntemlerle değil, kendi kaynaklarıyla yürütülmesi gerekir.
- B) 'Sakla samanı, gelir zamanı.' – Değersiz görünen şeyleri bile biriktirmek gerekir, günü gelir işe yarar.
- C) 'Dereyi görmeden paçaları sıvama.' – Sonucu belli olmayan bir iş için erken hazırlık yapılmamalıdır. ✓
- D) 'Mum dibine ışık vermez.' – Kişi, başkalarına yardım ederken yakın çevresini ihmal edebilir.
- E) 'İt ürür, kervan yürür.' – Eleştirilere aldırmadan hedefe yürümek gerekir.
'Dereyi görmeden paçaları sıvama' atasözünün gerçek anlamı tam tersidir: Bir işin güçlüğünü ya da gerekliliklerini peşinen bilmeden, o işe girecekmiş gibi hazırlanmamalısın; yani işin büyüklüğünü küçümseme, hazırlıksız yakalanma demektir. C seçeneğindeki açıklama ('erken hazırlık yapılmamalıdır') atasözünün anlamını tersyüz etmektedir. Atasözü aslında 'zorluğu görmeden rahat davranma' uyarısını içerir.
22. Bir yazarın, eleştirmenlerden yıllar boyu küçümseyici yorumlar almasına rağmen pes etmeyip çalışmaya devam ettiği ve nihayetinde büyük bir ödül kazandığı bir öykü için en uygun kapanış cümlesi hangisidir?
- A) 'Dost başa, düşman ayağa bakar.' diyerek ödülünü eleştirmenlerine ithaf etti.
- B) 'Sabreden derviş muradına ermiş.' atasözü, yıllarını ayakta tutan en güçlü düsturdu. ✓
- C) 'Mum dibine ışık vermez.' diyerek kendi başarısını görmezden gelen yazar, ödülü reddetti.
- D) 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' sözü, onun bu zaferini en iyi özetliyordu.
- E) 'Lafı gevelemeden' doğruyu söyleyen yazar, eleştirmenlerle hesabını kapattı.
'Sabreden derviş muradına ermiş' atasözü, sabır ve kararlılıkla yoluna devam eden kişinin eninde sonunda istediğine ulaşacağını anlatır. Bu öykünün teması; yılmadan devam etmek ve sonunda başarmaktır. Atasözü, bu temayı hem anlam hem de ton bakımından en uygun biçimde özetlemektedir. Diğer seçenekler bağlamla ya anlam ya da mantık açısından uyuşmamaktadır.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, anlamı bozmadan bağlama en uygun biçimde kullanılmıştır? (Bağlam: Uzun süredir hastalıkla mücadele eden bir kişinin, zorlu sürecin ardından yeniden hayata tutunması anlatılmaktadır.)
- A) Uzun tedavi sürecinin ardından adam, neredeyse soluğu tükenmişken yeniden nefes alır gibi oldu ve hayata tutundu. ✓
- B) Hastalığı boyunca hiç dert etmedi, kimseye yük olmadı; adeta taşı sıksa suyunu çıkarırdı.
- C) Hastane koridorlarında aylarca volta atan adam, sonunda ayakta dikilmekten bıkıp pes etti.
- D) Doktorların bütün çabaları sonuçsuz kalınca adam, avucu yalayıp beklemeye başladı.
- E) Yıllarca hastalıkla boğuşan adam, bir sabah yataktan kalktığında ağzının tadının kaçtığını fark etti.
B seçeneğinde 'nefes alır gibi olmak' ve 'hayata tutunmak' ifadeleri, hastalığın ardından sağlığa kavuşmayı mecaz yoluyla anlatan, bağlamla tam örtüşen ve doğru kullanılmış deyimsel ifadelerdir. A seçeneğindeki 'volta atmak' bağlama aykırı bir çağrışım taşır. C'deki 'ağzının tadı kaçmak' olumsuz bir anlam içerdiğinden bağlamla çelişir. D'deki 'avucu yalamak' deyimi burada anlamsız kalmaktadır. E'deki 'taşı sıksa suyunu çıkarmak' ise dayanıklılık değil cimrilik ya da aşırı güç anlamında kullanılan bir deyimdir ve bağlamla örtüşmez.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gözden düşmek' deyimi, diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
- A) Siyasi çalkantılar sonucunda halkın gözünden düşen lider istifa etti.
- B) Yaşlılıkla birlikte görme yetisi giderek gözden düşmeye başladı. ✓
- C) Dedikodular yüzünden mahalledeki herkesin gözünden düştü.
- D) Yıllarca çalıştığı kurumda yöneticisinin gözünden düşmüştü.
- E) Bir hata yüzünden tüm ekip arkadaşlarının gözünden düştü.
'Gözden düşmek' deyimi, 'birisinin sevgi ve saygısını yitirmek, itibarını kaybetmek' anlamına gelir. A, B, C ve E seçeneklerinde bu mecazi anlam kullanılmıştır. D seçeneğinde ise deyim değil, 'görme yetisinin zayıflaması' anlamındaki gerçek/düz anlam kullanılmıştır. Bu seçenek diğerlerinden farklıdır.
25. 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' atasözüyle anlam bakımından en yakın olanı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Dost başa, düşman ayağa bakar.
- B) Yalnız taş duvar olmaz. ✓
- C) Bugünün işini yarına bırakma.
- D) Sakla samanı, gelir zamanı.
- E) El elden üstündür.
'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' atasözü, birlikteliğin ve dayanışmanın gücünü vurgular; yalnız başarılamayanın, bir arada çalışıldığında başarılabileceğini anlatır. 'Yalnız taş duvar olmaz.' atasözü de aynı şekilde tek başına yeterli olunmadığını, birlikte hareket etmenin gücünü ifade eder. Diğer seçeneklerde ise sırasıyla vefa, tasarruf, vakit ve hiyerarşi temaları işlenmektedir.