TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 11)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 11)
Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin diğerleriyle ortak bir temayı işlemediği söylenebilir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (10 soru)
1. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin diğerleriyle ortak bir temayı işlemediği söylenebilir?
- A) Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
- B) Mum dibine ışık vermez.
- C) Çiğ süt emmiş. ✓
- D) Körle yatan, şaşı kalkar.
- E) İt ürür, kervan yürür.
A, B, C ve D seçeneklerindeki atasözleri; çevre, alışkanlık, doğruluğun bedelini ödeme ve eleştirilere aldırmazlık gibi sosyal gerçeklikleri ya da olumsuz etkileri anlatan atasözleridir. Bu dört atasöz, toplumsal baskı, kötü çevre veya gerçeklerin görmezden gelinmesi temalarını paylaşır. Oysa E seçeneğindeki 'Çiğ süt emmiş.' deyimi kalıp söz niteliğinde olup kaba ve terbiyesiz kişiyi tanımlamak için kullanılır; diğer atasözleriyle ortak bir tema taşımaz.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birbirine zıt anlamlı iki deyim bir arada kullanılmıştır?
- A) Küçük çıkarlar için dil döken adam, sonunda dilini yutmak zorunda kaldı.
- B) Arkadaşının sözlerine kulak veren Ayşe, duyduklarını bir kulağından girip öbüründen çıkardı.
- C) İşi eline yüzüne bulaştıran usta, bunun bedelini yüzde yüz ödedi.
- D) Adam, yıllarca göz yumduğu arkadaşının bu son hatasına göz dikti.
- E) Toplantıda göze girmek için çabalayan yönetici, kısa sürede gözden düştü. ✓
'Göze girmek' deyimi 'birinin beğenisini ve güvenini kazanmak', 'gözden düşmek' deyimi ise 'birinin sevgi ve saygısını yitirmek, itibar kaybetmek' anlamına gelir. Bu iki deyim anlam olarak birbirinin karşıtıdır. B seçeneğinde her ikisi de bir arada ve zıt anlamlı şekilde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde benzer ya da ilgisiz deyimler bir arada kullanılmış, ancak zıt anlamlılık ilişkisi kurulamamıştır.
3. Bir kişinin deneyimlerinden ders çıkarmadan aynı hatayı sürekli tekrar etmesi durumunu en iyi anlatan atasözü hangisidir?
- A) Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur. ✓
- B) Yiğidi öldür, hakkını yeme.
- C) Ağaç yaşken eğilir.
- D) Eşeği sağlam kazığa bağla, ondan sonra Allah'a ısmarla.
- E) Tekerrür tarihin biricik kanunudur.
Sorulan durumu (küçük bir ihmalin büyük felakete yol açması ve bunun sürekli tekrar etmesi) en iyi anlatan 'Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.' atasözüdür. Bu atasözü, önemsiz görünen bir ayrıntının büyük sonuçlara yol açtığını vurgular ve kümülatif dikkatsizliği imler. A seçeneği eğitimde zamanlamayı, B seçeneği tedbiri, C seçeneği adaleti, D seçeneği ise tarihin tekerrürünü anlatır; bunların hiçbiri sorulan bağlamla birebir örtüşmez.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, mecaz anlamından sıyrılarak gerçek anlamında kullanılmıştır?
- A) Büyükler, küçükleri hata yaptığında zaman zaman kulak çekerek uyarırdı.
- B) Usta, çırağın dikkatsizliğini görünce onu bir kez daha kulak çekti.
- C) Müdür, çalışanları her fırsatta kulak çekerek onları yolda tutmaya çalışırdı.
- D) Annesinin sürekli kulak çekmesinden bıkan genç, evden ayrılmaya karar verdi.
- E) Çocuk, sınıfta arkadaşlarını kızdırınca öğretmen ona kulak çekti. ✓
'Kulak çekmek' deyiminin iki anlamı vardır: biri 'uyarmak, azarlamak, ikaz etmek' (mecaz anlam), diğeri ise gerçekten bir kişinin kulağını tutup çekmek anlamındaki fiziksel eylemdir. B, C, D ve E seçeneklerinde 'uyarmak, azarlamak' mecaz anlamı kullanılmıştır. A seçeneğinde ise bağlam, sınıf ortamında çocuğun kulaklarının gerçek anlamda çekilmesi (fiziksel ikaz) biçiminde değerlendirilebilecek bir durum sunmaktadır ve deyim burada gerçek anlamına yakın kullanılmaktadır.
5. 'Lafı dolandırmak' ve 'lafa gelmek' deyimlerinin her ikisinin de anlamını karşılayan bir cümle aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Adam, sorulan soruya doğrudan yanıt vermek yerine konuyu değiştirerek lafı dolandırdı; ama ısrarcı soru karşısında lafa gelip her şeyi açıkladı. ✓
- B) Kalabalık toplantılarda lafa gelen politikacı, seçmenlerine karşı hiç lafı dolandırmadı.
- C) Toplantıda söz alan müdür, saatlerce lafa geldi ve sonunda lafı dolandırarak kürsüden indi.
- D) Yıllardır konuşmayan iki kardeş, bir gün birlikte lafa geldi ve lafı dolandırmadan anlaştı.
- E) Haberi duyan kadın lafı dolandırdı ve lafa gelince de kimseye bir şey söylemedi.
'Lafı dolandırmak' deyimi 'asıl konudan kaçınarak söz söylemek, netlik vermemek' anlamına gelir. 'Lafa gelmek' ise 'konuşmaya başlamak, söze açık olmak ya da ısrar karşısında konuşmak zorunda kalmak' anlamına gelir. A seçeneğinde her iki deyim hem doğru anlamlarıyla hem de birbirini tamamlar biçimde kullanılmıştır: kişi önce lafı dolandırıp konudan kaçmış, ardından ısrar karşısında lafa gelip konuşmak zorunda kalmıştır. Diğer seçeneklerde ise bu iki deyim ya çelişkili ya da anlamsız bağlamlarda kullanılmıştır.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan deyim, cümlenin genel anlamıyla çelişmektedir?
- A) Hiç beklemediği bir anda gelen bu güzel haber onu yerinden oynatmış, sevinçle havalara uçmuştu. ✓
- B) Büyük bir utanç içinde kalan sanık, savcının sözleri karşısında küçük düşmüş ve yüzü kızarmıştı.
- C) Tüm çabalarına karşın işini kaybeden adam, etrafındakilere dert yanarken gözyaşlarını içine akıttı.
- D) Savcının tüm iddialarına gülen sanık, son derece rahat görünüyordu; içi gülmese de dışına vurmamasını biliyordu.
- E) Yıllarca emek verdiği projenin çöpe gitmesi onu yıkmıştı; bu haberi duyar duymaz içi sızladı.
'Yerinden oynamak' deyimi, olumsuz bir şok ya da kaygı karşısında aşırı telaşlanmak, büyük bir sarsıntıya uğramak anlamında kullanılır. 'Havalara uçmak' deyimi ise sevinç ve mutluluktan coşmak anlamına gelir. B seçeneğinde 'güzel haber' bağlamı, 'havalara uçmak' deyimiyle tutarlıdır; ancak 'yerinden oynatmak' ifadesi burada olumlu bir bağlamda kullanılmıştır ki bu deyim genellikle olumsuz durumlar için tercih edilir. Bu nedenle 'yerinden oynamak' deyimi, cümlenin sevinç içeren genel anlamıyla anlam bakımından çelişmektedir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde iki farklı deyim, birbirinin anlamını pekiştirecek biçimde doğru kullanılmıştır?
- A) Geceyi uykusuz geçiren öğrenci, sabah sınavda hem gözleri açılmış hem de gözleri kapanmış hâldeydi.
- B) Yıllarca susturulan gazeteci hem dili tutulmuş hem de dilini tutamamış biri olarak tanınıyordu.
- C) Adam, arkadaşının isteğini yerine getirirken hem ağzının payını verdi hem de gönlünü aldı. ✓
- D) Müdür, çalışanın başarısını görünce hem onu başının üzerinde taşıdı hem de ayağını yere bastırdı.
- E) Uzun bir ayrılıktan sonra bir araya gelen iki dost, hem içlerini döktü hem de dertlerini gömdü.
'Ağzının payını vermek' deyimi 'birini sert bir dille azarlamak ya da hakkını vermek' anlamına gelir. 'Gönlünü almak' ise 'kırılan birini hoşnut etmek, gönlünü rahatlatmak' anlamına gelir. Ancak bu iki deyim anlam olarak birbiriyle çelişir gibi görünse de A seçeneğinde adam, bir yandan isteği yerine getirirken (gönlünü aldı) öte yandan gereken sert uyarıyı da yapmıştır (ağzının payını verdi). Diğer seçeneklerde ise deyimler birbirini anlam olarak çürütmektedir: B'de 'başının üzerinde taşımak' ile 'ayağını yere bastırmak' zıttır; C, D ve E'de de deyimler doğrudan çelişen anlamlara sahiptir.
8. 'Dereyi görmeden paçaları sıvamak' atasözüyle anlatılmak istenen düşünceye dayanan bir davranışın olumsuz sonucunu en iyi örnekleyen durum hangisidir?
- A) Gerçeği araştırmadan söylentilere inanarak karar veren bir yönetici, sonradan yanlış bilgi üzerine hareket ettiğini anladı.
- B) Sabırsız bir öğrenci, ders çalışmadan sınava girdi ve başarısız oldu.
- C) Aceleci bir yatırımcı, piyasayı araştırmadan büyük miktarda para yatırdı ve yüklü zarar etti.
- D) Uzun yıllar çalışıp para biriktiren bir girişimci, yatırımını titizce planlayarak büyük bir başarı elde etti.
- E) Bir mühendis, projeyi yeterince analiz etmeksizin üretime geçti ve kritik hatalarla karşılaştı. ✓
'Dereyi görmeden paçaları sıvamak' atasözü, işin güçlüklerini değerlendirmeden, sonucu kesinleşmeden önce hazırlıklara girişmek ya da büyük planlar yapmak anlamına gelir. Bu atasözündeki asıl vurgu, işin gerekliliklerini ve koşullarını yeterince analiz etmeden eyleme geçmek üzerinedir. D seçeneğinde mühendis, projeyi yeterince analiz etmeksizin doğrudan üretime geçmiş ve bunun bedelini ödemiştir; bu durum atasözünün özünü en doğru biçimde örneklemektedir. E seçeneği de yakındır; ancak 'araştırmadan para yatırmak' bağlamı finansal sabırsızlığı vurgular ve 'piyasayı bilmemek' atasözünden daha dar bir anlam taşır. D seçeneği ise 'görevi icabı analiz yapmamak' üzerinden atasözünü daha doğrudan karşılar.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'eli kulağında olmak' deyimi doğru anlamda kullanılmıştır?
- A) Sınavda başarılı olan öğrenci, ödülünün eli kulağında olduğunu düşünerek seviniyordu.
- B) Yıllardır beklediği haberin eli kulağındaydı; her an gelir diye telefonu bırakmıyordu. ✓
- C) Çocuk, öğretmeninin sözlerini dinlemek için eli kulağında bekliyordu.
- D) Kazadan sağ kurtulan adam, o günden sonra her şeyi eli kulağında yaşamaya başladı.
- E) Müdür, projenin bitmesi için eli kulağında çalışıyordu.
'Eli kulağında olmak' deyimi, 'bir şeyin gerçekleşmesinin çok yakın olması, an meselesi hâle gelmesi' anlamına gelir. A seçeneğinde kişi, yıllardır beklediği haberin artık çok yakın olduğunu düşünmektedir ve telefonu bırakmamaktadır; bu kullanım deyimin tam anlamıyla örtüşmektedir. B seçeneğinde 'dikkatle dinlemek', C seçeneğinde 'temkinli yaşamak', D seçeneğinde 'çok çalışmak' ve E seçeneğinde 'ödülün yakın olduğunu zannetmek' anlamları iletilmiş olup bunlar deyimin gerçek anlamından uzaktır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan atasözü, cümledeki durumu yanlış yorumlamaktadır?
- A) Yıllarca küçük ama düzenli tasarruf yapan emekli, birikimlerini görünce 'Damlaya damlaya göl olur.' diyerek haklıydım dedi.
- B) Yeni bir iş kurmak için geç kaldığını düşünen girişimci, mentöründen 'Daha vakit varken ağaç yaşken eğilir.' yanıtını aldı.
- C) Küçük hatalarını görmezden geldiği çalışanı, büyük bir yolsuzluğun ortasında bulan müdür, 'İt ürür, kervan yürür.' diyerek üzüntüsünü dile getirdi. ✓
- D) Uzun süren tartışmalardan yorulan anne, sonunda çocuğuna istediğini alarak 'Damlaya damlaya göl olur.' dedi.
- E) Her defasında dürüst olduğu için işinden kovulan gazeteci, 'Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.' diyerek kaderine güldü.
'İt ürür, kervan yürür.' atasözü, 'eleştiri ve engellemelere aldırmadan doğru yolda ilerlemeyi' ifade eder; olumsuz bir duruma üzülerek yakınmak için kullanılmaz. A seçeneğinde müdür, kendi ihmalinin sonucunu yaşamakta ve üzüntüsünü dile getirmektedir. Oysa bu atasözü, kararlılığı ve dış engellere aldırmazlığı anlatır; pişmanlık ya da üzüntü ifadesi için kullanılması anlam bakımından yanlıştır. Diğer seçeneklerde atasözleri doğru bağlamlarda kullanılmıştır.