menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 2)

TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 2)

Soru 1 / 25

"Kabak çiçeği gibi açılmak" deyimi hangi anlamda kullanılır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. "Kabak çiçeği gibi açılmak" deyimi hangi anlamda kullanılır?

    • A) Çabuk solup geçen bir canlılık göstermek
    • B) Sevinçten parlamak
    • C) Kendini olduğundan fazla göstermek
    • D) Çok hızlı büyümek
    • E) Çok güzel görünmek

    "Kabak çiçeği gibi açılmak" deyimi, sevinç, mutluluk veya heyecandan yüzünün parlaması, neşeyle açılması anlamında kullanılır. Ani ve belirgin bir sevinç ifadesini tanımlar.

  2. 2. "Ne ekersen onu biçersin" atasözüyle verilmek istenen mesaj hangisidir?

    • A) Tarımda çalışkanlığın önemi
    • B) İnsan yaptığının karşılığını eninde sonunda görür.
    • C) Her bitkinin kendi mevsiminde yetiştiği
    • D) Doğaya saygı gösterilmesi gerekir.
    • E) Emek vermeden ürün alınamaz.

    "Ne ekersen onu biçersin" atasözü, insanın yaptığı iyilik ya da kötülüğün karşılığını er ya da geç göreceğini anlatır. Eylemlerin sonuçlarının kişiye döneceğini vurgular.

  3. 3. "Yüzü kara" deyimi aşağıdaki cümlelerin hangisinde doğru kullanılmıştır?

    • A) Güneşte çok zaman geçirince yüzü kararır.
    • B) Madende çalışan işçilerin yüzü karaydı.
    • C) Verdiği sözü tutamayan Ahmet, toplumun önünde yüzü kara kaldı.
    • D) Kömür ocağından çıkan madencinin yüzü karaydı.
    • E) Yüzü kara olan kişi makyaj yapmalıdır.

    "Yüzü kara" deyimi, utanç verici bir durum yaşamak, başkalarının önünde küçük düşmek ya da sözünü tutamamak gibi nedenlerle mahcup olmak anlamında kullanılır. B şıkkı bu anlamı doğru biçimde yansıtmaktadır.

  4. 4. "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" atasözünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) El hareketlerinin önemi
    • B) Alkış tutmak önemlidir.
    • C) Yalnız başına çalışanlar başarılı olamaz.
    • D) Birlikte hareket etmek daha etkili sonuçlar doğurur.
    • E) İki elle çalışmak gerekir.

    Bu atasözü, birlikte hareket etmenin, dayanışma ve iş birliğinin yalnız çalışmaktan çok daha güçlü ve etkili sonuçlar doğurduğunu anlatır. Topluluk hâlinde yapılan işlerin daha değerli olduğunu vurgular.

  5. 5. "Aklı başında" deyimi hangi anlama gelir?

    • A) Olgun, mantıklı ve dengeli davranan
    • B) Matematik zekâsı yüksek olan
    • C) Zeki ve bilgili olan
    • D) Çok iyi hafızaya sahip olan
    • E) Hızlı düşünen

    "Aklı başında" deyimi, mantıklı, ölçülü, olgun ve dengeli davranan kişiler için kullanılır. Salt zekâ ya da bilgi düzeyiyle değil, davranışlardaki denge ve soğukkanlılıkla ilgilidir.

  6. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kılı kırk yarmak' deyimi, verilen anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Usta terzi, kumaşı kılı kırk yarak keserdi.
    • B) Müdür, raporları kılı kırk yararcasına inceleyip her ayrıntıyı kayıt altına aldı.
    • C) Sınava hazırlanırken kılı kırk yarmak yerine konulara genel bakış açısıyla yaklaşmalısın.
    • D) Çocuklar tartışırken kılı kırk yardılar ve saatlerce konuştular.
    • E) Kılı kırk yaran bu adam, sonunda herkesi yordu.

    'Kılı kırk yarmak' deyimi 'bir işi ya da düşünceyi aşırı ince ayrıntılarına kadar incelemek' anlamına gelir. B seçeneğinde müdürün raporları son derece titiz ve ayrıntılı biçimde incelemesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. Diğer seçeneklerde deyim ya bağlamdan kopuk kullanılmış ya da anlamı tam yansıtılamamıştır.

  7. 7. 'Akıl yaşta değil baştadır.' atasözüyle anlam bakımından en yakın olanı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tecrübe en iyi öğretmendir.
    • B) Yaş kesen baş keser.
    • C) Bilgi güçtür.
    • D) Körle yatan şaşı kalkar.
    • E) Başa gelen çekilir.

    'Akıl yaşta değil baştadır.' atasözü, aklın ve deneyimin yaşla değil kişinin zekâsı ve kavrayışıyla ilgili olduğunu anlatır. 'Yaş kesen baş keser.' atasözü de deneyim ve bilginin, yaştan bağımsız olarak güç ve otorite getirdiğini ifade eder; bu yönüyle ikisi anlam bakımından en yakın çifti oluşturur. Diğer seçenekler farklı anlam alanlarına aittir.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim yanlış kullanılmıştır?

    • A) Uzun süre çalışınca gözlerim <u>dört döndü</u>.
    • B) Arkadaşım beni görünce <u>yüzü güldü</u>.
    • C) Proje teslim tarihi yaklaşınca patron <u>ateş püskürdü</u>.
    • D) Mahkeme kararını duyunca avukat <u>küplere bindi</u>.
    • E) Sınavı kazandığını öğrenen çocuk <u>havalara girdi</u>.

    'Gözleri dört olmak' deyimi 'gözleri açılmak, uyanık olmak, dört gözle beklemek' anlamında kullanılır; uzun çalışmaktan yorulmayı değil, dikkatli bekleme ya da uyanma durumunu ifade eder. Cümlede ise yorgunluk bağlamında kullanıldığından anlam bakımından yanlıştır. Diğer seçeneklerdeki deyimler bağlamlarıyla tutarlıdır.

  9. 9. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin anlamı yanlış açıklanmıştır?

    • A) 'Damlaya damlaya göl olur.' – Küçük birikimlerin zamanla büyük sonuçlar doğuracağını anlatır.
    • B) 'Sakla samanı, gelir zamanı.' – İleride işe yarayacağı düşüncesiyle hiçbir şeyin atılmaması gerektiğini anlatır.
    • C) 'Mum dibine ışık vermez.' – Kişinin en yakınındakilere yardımcı olmadığını ifade eder.
    • D) 'Çivi çiviyi söker.' – Güçlü bir sorunun ancak daha güçlü bir sorunla çözülebileceğini anlatır.
    • E) 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' – Yabancı ya da ödünç güçle kalıcı bir işin yürütülemeyeceğini ifade eder.

    'Çivi çiviyi söker.' atasözü, bir sorunu ya da acıyı ancak başka bir sorun veya acının geçirebileceğini, yani bir şeyin yerini ancak benzerinin alabileceğini anlatır. D seçeneğindeki 'daha güçlü bir sorunla çözülme' açıklaması kısmen doğru görünse de atasözünün asıl anlamını daraltmakta ve çarpıtmaktadır; atasözü güç karşılaştırması değil, benzer şeylerin birbirinin yerini alması ilkesini vurgular.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'el âleme muhtaç olmak' anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) Şirketi battıktan sonra kapı kapı dolaştı.
    • B) Davası uzadıkça dili tutulur oldu.
    • C) Yıllarca çalıştıktan sonra yüzü güldü.
    • D) Emekli olunca dört duvar arasında kaldı.
    • E) Parasını kaybedince ortalıktan silindi.

    'Kapı kapı dolaşmak' deyimi, ihtiyaç içinde başkalarına muhtaç olarak yardım aramak, bir yerden bir yere başvurmak anlamı taşır ve 'el âleme muhtaç olmak' kavramını doğrudan karşılar. Diğer seçeneklerdeki deyimler sırasıyla mutluluk, sessizlik, yalnızlık ve ortadan çekilme kavramlarını ifade etmektedir.

  11. 11. 'Ağaç yaşken eğilir.' atasözü aşağıdaki hangi durumu açıklamak için en uygun biçimde kullanılabilir?

    • A) Yaşlı bir emeklinin yeni bir hobi edinmesi
    • B) Gençlerin yaşlılara göre daha kolay spor yapabilmesi
    • C) Genç bir işçinin deneyim kazanmak için farklı sektörlere geçmesi
    • D) Bir öğrencinin sınav döneminde yoğun çalışmaya başlaması
    • E) Çocukluktan itibaren verilen iyi eğitimin kişiliği kalıcı olarak şekillendirmesi

    'Ağaç yaşken eğilir.' atasözü, insanların küçük yaşta aldıkları eğitimin ve alışkanlıkların kalıcı iz bıraktığını; karakter ve davranışların erken yaşta şekillendiğini ifade eder. B seçeneği bu anlamı en doğru biçimde yansıtan bağlamdır. Diğer seçenekler yaşlılık-gençlik karşılaştırması ya da anlık çalışma gibi farklı durumları içermektedir.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'olmayacak duaya amin demek' deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?

    • A) Müdür, çalışanların isteklerini reddedince olmayacak duaya amin dedi.
    • B) Toplantıda konuşmacının fikirlerine olmayacak duaya amin dedi.
    • C) Hiç çalışmadan sınavı geçeceğini sanan arkadaşına olmayacak duaya amin dedi.
    • D) Zor bir görev teklif edilince olmayacak duaya amin deyip kabul etti.
    • E) Arkadaşının projesine destek vermek için olmayacak duaya amin dedi.

    'Olmayacak duaya amin demek' deyimi, gerçekleşmesi mümkün olmayan ya da saçma bir düşünceyi desteklercesine onaylamak anlamına gelir. A seçeneğinde kişi, çalışmadan başarı beklentisi gibi gerçekçi olmayan bir durumu destekler konumda olduğundan deyim doğru kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyim ya bağlamdan kopuk ya da anlam dışı kullanılmıştır.

  13. 13. Aşağıdakilerin hangisinde 'ekmeğini taştan çıkarmak' deyimiyle anlatılmak istenen en iyi verilmiştir?

    • A) Başkalarının yardımıyla ayakta kalmak
    • B) Her koşulda geçimini sağlamayı becerebilmek
    • C) Çok çalışarak büyük servet edinmek
    • D) İnce bir hesapla az çalışıp çok kazanmak
    • E) Zorluklara rağmen haksız yollarla kazanmak

    'Ekmeğini taştan çıkarmak' deyimi, son derece zor ve elverişsiz koşullarda bile geçimini sağlamak, çok çaba harcayarak kazanmak anlamına gelir. A seçeneği bu tanımı en doğru biçimde özetlemektedir. B seçeneği servet biriktirmeyi, C başkasına bağımlılığı, D haksız kazancı, E ise az emekle çok kazancı ifade eder; bunların hiçbiri deyimin özüyle örtüşmez.

  14. 14. 'Dost acı söyler.' atasözüyle çelişen yargıyı içeren seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Samimi bir dost, eleştirilerini nazikçe değil açıkça dile getirir.
    • B) Kişinin iyiliğini isteyen biri ona yanlışlarını göstermekten kaçınmaz.
    • C) Güvenilir bir arkadaş, iltifat etmek yerine gerçekleri paylaşır.
    • D) Gerçek arkadaş, hoşa gitmeyen gerçekleri de söylemekten çekinmez.
    • E) İnsan ilişkilerinde karşıdakini üzmemek için gerçekleri saklamak erdemli bir davranıştır.

    'Dost acı söyler.' atasözü, gerçek dostun kişiyi üzmek pahasına bile olsa gerçeği söylediğini anlatır. D seçeneğinde ise üzmemek için gerçekleri saklamak erdemli gösterilmektedir; bu yargı atasözünün anlayışıyla doğrudan çelişmektedir. Diğer seçeneklerin tamamı atasözünün özüyle uyumlu yargılar içermektedir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, parantez içinde verilen anlamıyla kullanılmamıştır?

    • A) Patronun sert çıkışı karşısında dili tutuldu. (konuşamaz hale gelmek)
    • B) Sınav sonuçlarını görünce yüreği ağzına geldi. (çok korkmak ya da heyecanlanmak)
    • C) Haberi alır almaz yerinden fırladı ve ayakları yere basmadı. (çok sevinmek)
    • D) Arkadaşının başarısını görünce gözü döndü. (kıskançlıkla aklını kaybetmek)
    • E) Yıllardır biriktirdiği parayı kumarda yiyince ağzı açık kaldı. (şaşırmak)

    'Gözü dönmek' deyimi, kıskançlıktan değil; öfke ya da hırs nedeniyle neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemez hale gelmek, gözünü kan bürümek anlamına gelir. D seçeneğinde bu deyim 'kıskançlıkla aklını kaybetmek' olarak açıklanmıştır; bu tanım deyimin gerçek anlamından sapan bir kullanımdır. Diğer seçeneklerdeki açıklamalar deyimlerin bildik anlamlarıyla örtüşmektedir.

  16. 16. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde 'tedbirin önemi' teması işlenmektedir?

    • A) Komşu komşunun dumanından anlar.
    • B) Alet işler el övünür.
    • C) Önce düşün sonra söyle.
    • D) Hesapsız iş pişmanlık getirir.
    • E) Sabreden derviş muradına ermiş.

    'Önce düşün sonra söyle.' atasözü, bir şeyi söylemeden ya da bir işe girişmeden önce iyice düşünmek gerektiğini, tedbirsizce hareket etmenin zararlı olabileceğini vurgular; bu yönüyle en belirgin biçimde 'tedbir' temasını işler. B seçeneği de plansız hareketin sonuçlarına değinse de ağırlık tedbirden çok pişmanlık üzerinedir. D, doğrudan hareketten önce düşünmeyi, yani tedbiri merkeze alır.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'göze girmek' deyimi doğru kullanılmıştır?

    • A) Gözüne çöp giren sporcu maçı bırakmak zorunda kaldı.
    • B) Sabah kalktığında gözleri göze girmiş gibiydi.
    • C) Yeni çalışan, müdürün göze girerek hızla terfi etti.
    • D) Ormanda yürürken yabancı cisimler gözüne girmesin diye gözlük taktı.
    • E) Gözüne toz kaçan çocuk hemen göze girdi.

    'Göze girmek' deyimi, bir kimsenin beğenisini, güvenini veya sevgisini kazanmak anlamında kullanılır. B seçeneğinde yeni çalışan, müdürün beğenisini kazanarak terfi etmiştir; deyim bu bağlamda doğru kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'göze girmek' ifadesi gerçek anlamıyla, yani gözün içine bir şeyin girmesi fiziksel durumunu anlatır şekilde kullanılmıştır.

  18. 18. 'Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.' atasözü aşağıdaki hangi durum için kullanılır?

    • A) Büyük çıkar sağlanan kimseden küçük fedakârlık beklenmesi
    • B) Küçük bir kazanç için büyük harcamalar yapılması
    • C) Ticaret yaparken kâr ve zararı dengede tutmak
    • D) Hayvan yetiştiriciliğinde küçük cüsseli hayvanların değerinin bilinmesi
    • E) Az vererek çok kazanma stratejisinin benimsenmesi

    'Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.' atasözü, büyük kazanç ya da yarar sağlanan bir kaynağa ya da kişiye küçük bir şey vermekten kaçınılmaması gerektiğini anlatır. Yani büyük çıkar sağladığın kişiye karşı küçük bir fedakârlıktan sakınmak doğru değildir. B seçeneği bu anlamı en doğru biçimde yansıtmaktadır.

  19. 19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tuz biber ekmek' deyimi anlamına uygun kullanılmıştır?

    • A) Yemeğe tuz biber ekince lezzeti arttı.
    • B) Mutfakta tuz biber ekmeyi unutunca yemeği berbat etti.
    • C) Küçük bir hata yaparken bir de üstüne yalan söyleyince arkadaşı ona tuz biber ekti.
    • D) Tuz biber ekmeden önce durumu iyice değerlendirdi.
    • E) Annesi çocuğa tuz biber ekmemek için sert davranmaktan kaçındı.

    'Tuz biber ekmek' deyimi, zaten kötü olan bir durumu daha da ağırlaştırmak, üstüne acı katmak anlamına gelir. B seçeneğinde kişi, zaten var olan bir hatanın üstüne yalan söyleyerek durumu daha da kötü hale getirmiştir; deyim bu bağlamda doğru kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyim ya fiziksel tuz-biber ekleme anlamında kullanılmış ya da anlamsız bağlamlara yerleştirilmiştir.

  20. 20. 'Boş çuval dik durmaz.' atasözüyle anlatılmak istenen düşünceye en yakın yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Maddi imkânı yetersiz olan kişi toplumda itibar göremez.
    • B) İçi boş lafların hiçbir değeri yoktur.
    • C) Tembellik yapan insan başkalarına muhtaç olur.
    • D) Çok çalışan insan her zaman ayakta kalır.
    • E) Yeterli bilgi ve donanım olmadan hiçbir iş yapılamaz.

    'Boş çuval dik durmaz.' atasözü, geçim sıkıntısı çeken ya da maddi bakımdan yetersiz olan kişinin toplumda onurlu bir şekilde ayakta duramayacağını; yoksulluğun insanın duruşunu ve itibarını zedelediğini anlatır. B seçeneği bu anlama en yakın yargıyı içermektedir. E seçeneği bilgi eksikliğini ele aldığından, C seçeneği tembelliği öne çıkardığından atasözünün asıl anlamıyla tam örtüşmez.

  21. 21. "Ayağını yorganına göre uzat" atasözüyle anlam bakımından en yakın olan atasözü hangisidir?

    • A) Altını kazan kazanmaz, saklayan kazanır.
    • B) Boş torba dik durmaz.
    • C) Damlaya damlaya göl olur.
    • D) Hesaplı düşün, tasarruflu yaşa.
    • E) Elde var bin, ya ihtiyaç olursa?

    "Ayağını yorganına göre uzat" atasözü, imkânların ötesinde harcama yapılmaması, gelire göre yaşanması gerektiğini anlatır. "Elde var bin, ya ihtiyaç olursa?" atasözü de sahip olunanın sınırlı olduğunu ve bütçeyi aşan harcamalardan kaçınılması gerektiğini vurgular. Anlam bakımından birbirini en çok destekleyen bu iki atasözüdür. A ve E seçenekleri biriktirme/sabır temasını, D seçeneği ise yoksulluğun görünür olması temasını işler.

  22. 22. "İki cambaz bir ipte oynamaz" atasözünün anlamını en doğru şekilde yansıtan cümle hangisidir?

    • A) Aynı işi iyi yapan iki kişi aynı ortamda çatışmadan çalışamaz.
    • B) Yetenekli iki kişi güçlerini birleştirirse her engeli aşar.
    • C) Becerikli insanlar her zaman dikkatli ve temkinli davranır.
    • D) Çok becerikli kişiler genellikle farklı alanlarda uzmanlaşır.
    • E) Zor koşullarda yalnızca en yetenekliler hayatta kalır.

    "İki cambaz bir ipte oynamaz" atasözü; güç, yetenek veya otorite bakımından birbirine denk iki kişinin aynı alanda ya da aynı ortamda birlikte uyum içinde bulunmasının güç olduğunu, çatışma çıkacağını anlatır. A seçeneği uzmanlık alanlarına ayrılmayı anlatır ki bu atasözünün kapsamı dışındadır. E seçeneği ise tam tersi bir anlam taşır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "köprüleri yakmak" deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?

    • A) Adam, sağlığına kavuşmak için geçmişindeki tüm kötü alışkanlıklarla köprüleri yaktı.
    • B) Ressam, eski üslubunu terk edip köprüleri yakarak modern sanata yöneldi.
    • C) Yönetici, yıllarca çalıştığı kurumdan ayrılırken herkesin önünde bağırıp köprüleri yaktı.
    • D) Şirket, yeni yatırım alanlarını araştırmak için eski ortaklarıyla köprüleri yaktı.
    • E) Çocuk, sınava çalışmak için oyunla köprüleri yaktı.

    "Köprüleri yakmak" deyimi; bir kişiyle ya da kurumla ilişkileri geri dönülemez biçimde koparmak, uzlaşmayı olanaksız kılacak tavırlar sergilemek anlamına gelir. C şıkkında yöneticinin kurumdan ayrılırken herkese bağırması, geri dönüşü olmayan bir ilişki kopuşunu doğru biçimde yansıtır. A ve E seçeneklerinde "vazgeçmek/terk etmek" anlamı ön plana çıkmaktadır; bu deyimin kullanım alanı değildir.

  24. 24. "Mum dibine ışık vermez" atasözü, aşağıdaki durumların hangisini örneklendirmek için kullanılamaz?

    • A) Çocuklarına her türlü imkânı sağlayan bir annenin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesi.
    • B) İyi bir öğretmenin kendi çocuğunun eğitimine yeterince vakit ayıramaması.
    • C) Başkalarına sürekli yardım eden bir kişinin kendi sorunlarıyla baş edememesi.
    • D) Bir aydınlatma uzmanının evindeki lambaların büyük bölümünün yanmaması.
    • E) Ülke dışında çok tanınan bir bilim insanının kendi şehrinde takdir görmemesi.

    "Mum dibine ışık vermez" atasözü mecazi anlam taşır; başkalarına yararlı olan kişinin kendi yakın çevresine ya da kendisine aynı özeni gösterememesini anlatır. A, B, C ve D seçeneklerinin tamamında bu mecazi anlam mevcuttur. E seçeneğinde ise durum gerçek ve somuttur; atasözünün mecazi işleviyle örtüşmez, sadece yüzeysel bir sözcük benzerliği vardır.

  25. 25. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde iki atasözü birbiriyle çelişen anlamlar taşımaktadır?

    • A) "Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır." – "Her şeyin bir zamanı vardır."
    • B) "Komşu komşunun külüne muhtaçtır." – "Herkes kendi işine baksın."
    • C) "Bugünün işini yarına bırakma." – "Acele ile kazan yavaş gider."
    • D) "Bir musibet bin nasihatten yeğdir." – "Tecrübe en iyi öğretmendir."
    • E) "İş bilen kişinin işi pişer." – "Ustaya iş düşmez."

    "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" dayanışmayı, birlikte yaşamanın gerekliliğini öğütlerken; "Herkes kendi işine baksın" başkasının işine karışmamayı, bireyselliği öğütler. Bu iki atasözü birbirinin tam karşısındaki değerleri savunduğundan çelişmektedir. B seçeneğinde de görünürde bir çelişki vardır; ancak "acele ile kazan yavaş gider" dikkatli ve özenli çalışmayı, "bugünün işini yarına bırakma" ertelememeyı anlatır; bunlar özünde birbirini tamamlayabilir.