TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 3)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 3)
"Deli ile çıkma yola, başına bin türlü bela" atasözünün hangi durumu anlatmak için kullanımı uygun değildir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. "Deli ile çıkma yola, başına bin türlü bela" atasözünün hangi durumu anlatmak için kullanımı uygun değildir?
- A) Dengesiz, öngörülemez biriyle iş ortaklığı kurmak.
- B) Yabancı bir ülkede deneyimsiz bir rehberle tura katılmak. ✓
- C) Aceleci ve düşüncesiz bir arkadaşla uzun yolculuğa çıkmak.
- D) Tartışmacı ve kavgacı biriyle ortak proje yürütmek.
- E) Saldırgan ve kontrolsüz bir kişiyle aynı çatı altında çalışmak.
Bu atasözündeki "deli" sözcüğü klinik bir tanımı değil; dengesiz, kontrolsüz, öngörülemez, dürtüsel davranan kişileri mecazi olarak nitelendirir. A, B, C ve E seçeneklerinde bu anlam açıkça mevcuttur. D seçeneğinde ise kişi "deneyimsiz"dir; bu özellik atasözünde kastedilenin —yani tutarsız ve tehlikeli bir karakterin— dışında kalmaktadır. Deneyimsizlik ayrı bir kavramdır ve bu atasözünün kapsamına girmez.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ağzından laf almak" deyiminin anlamı yanlış verilmiştir?
- A) Birinin sözünü bölüp onun yerine konuşmak. ✓
- B) Bir kişiyi ustalıkla konuştururak gizli bilgi edinmek.
- C) Birinin bilmek istediği bir şeyi konuşturarak öğrenmek.
- D) Sessiz ya da çekingen birini konuşturmayı başarmak.
- E) Doğrudan sormadan dolaylı yollarla bilgi çıkarmak.
"Ağzından laf almak" deyimi; çeşitli yollarla, özellikle konuşturarak ya da ustalıkla birinin ağzından gizlediği ya da söylemek istemediği bilgileri çıkarmak demektir. A, B, C ve E seçeneklerinde bu anlam farklı biçimlerde doğru karşılanmaktadır. D seçeneğindeki "birinin sözünü bölmek" ise deyimin anlamıyla hiçbir şekilde örtüşmez; bu ayrı bir deyimin ("sözünü kesmek") tanımıdır.
3. Bir arkadaşıyla yıllardır sürdürdüğü tartışmada haklı olduğunu nihayet kabul ettiren bir kişi için aşağıdaki deyimlerden hangisi kullanılır?
- A) Ağzının payını vermek
- B) Sözünü yutmak
- C) Taşı gediğine koymak ✓
- D) Lafı ağzında bırakmamak
- E) Gözü açılmak
"Taşı gediğine koymak" deyimi; uzun süren bir meselenin en uygun ve doğru çözüme kavuşturulması, her şeyin yerli yerine oturması, doğrunun en sonunda kabul görmesi anlamına gelir. Bu deyim, uzun süren bir tartışmada haklılığın sonunda kanıtlanması bağlamına tam oturur. "Ağzının payını vermek" azarlamayı, "sözünü yutmak" sözünden dönmeyi, "lafı ağzında bırakmamak" hızlı karşılık vermeyi, "gözü açılmak" ise farkındalık kazanmayı anlatır.
4. "Çivi çiviyi söker" atasözüyle anlam bakımından en uzak olan seçenek hangisidir?
- A) Zor bir sorunu yine zor bir çözüm ortadan kaldırır.
- B) Bir acıyı yeni ve güçlü bir acı giderebilir.
- C) Bir aşkı ancak başka bir aşk unutturur.
- D) Kötü bir alışkanlığı ancak daha güçlü bir alışkanlık yener.
- E) Her derde deva olan tek bir yol mutlaka bulunur. ✓
"Çivi çiviyi söker" atasözü; bir şeyin, olumsuzluğunun ya da etkisinin, ancak benzeri ya da eşdeğer başka bir şeyle giderilebileceğini anlatır. A, B, C ve E seçeneklerinin tamamı bu özü farklı biçimlerde yansıtmaktadır. D seçeneğinde ise "her derde deva tek bir yol" fikri söz konusudur; bu atasözünün "benzer ile giderilir" ilkesiyle bağdaşmaz ve anlam bakımından en uzak seçenektir.
5. Aşağıdaki cümleler incelendiğinde, "pişmiş aşa su katmak" deyiminin hangi cümlede doğru kullanıldığı görülür?
- A) Yazar, romanını pişmiş aşa su katarak kısa sürede tamamladı.
- B) Sınavlar yaklaşınca öğrenci, pişmiş aşa su katarak çalışmaya başladı.
- C) Müdür, neredeyse sonuçlanmış projeye son anda gereksiz değişiklikler isteyerek pişmiş aşa su kattı. ✓
- D) Uzlaşmaya yaklaşan taraflar, pişmiş aşa su katarak anlaşmayı hızlandırdı.
- E) Aşçı, yemeğin tadı tutmayınca pişmiş aşa su katarak kurtarmaya çalıştı.
"Pişmiş aşa su katmak" deyimi; neredeyse tamamlanmış, son aşamasına gelmiş bir işe gereksiz müdahalede bulunarak onu bozmak, uzatmak ya da zorlaştırmak anlamına gelir. B seçeneğinde müdürün tamamlanmak üzere olan projeye son anda gereksiz değişiklikler istemesi bu anlamı doğru yansıtmaktadır. C seçeneğinde deyim gerçek anlamda kullanılmış, A, D ve E seçeneklerinde ise deyimin gerçek anlamından farklı bağlamlarda yanlış kullanılmıştır.
6. "Körle yatan şaşı kalkar" atasözünün ileti bakımından odaklandığı temel düşünce hangisidir?
- A) Kötü şartlarda yaşayan kişinin zamanla o şartlara alışması kaçınılmazdır.
- B) İnsanın çevresi onun sağlık durumunu doğrudan etkiler.
- C) Zayıf irade sahibi biri, güçlü karakterlerin etkisine hemen girer.
- D) İnsan, sürekli birlikte olduğu kişilerin olumsuz özelliklerini zamanla benimser. ✓
- E) Başkalarının hatalarından ders çıkarmayan kişi aynı hataları tekrarlar.
Bu atasözü; sürekli olarak olumsuz özelliklere sahip, yanlış alışkanlıkları olan biriyle yakın ilişki içinde bulunan kişinin zamanla bu özelliklerden etkileneceğini ve onları benimseyeceğini anlatır. Temel mesaj, kötü çevrenin kişiyi olumsuz yönde değiştirdiğidir. B seçeneği "alışmak" kavramını doğru yakalar gibi görünse de "kaçınılmazlık" vurgusu aşırıdır ve atasözünün uyarı niteliği taşıdığı gerçeğini göz ardı eder. C seçeneği hem "sürekli birliktelik" hem "benimseme" kavramlarını doğru biçimde barındırır.
7. "Bin ölç, bir biç" atasözüyle verilmek istenen öğütle örtüşen davranış aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir öğretmen, sınavı erken teslim eden öğrencilere bonus puan verir.
- B) Bir hekim, hastanın tüm test sonuçlarını değerlendirdikten sonra tedaviye karar verir. ✓
- C) Bir avukat, müvekkilinin dosyasını incelemeden duruşmaya katılır.
- D) Bir yatırımcı, arkadaşının tavsiyesiyle hemen hisse senedi satın alır.
- E) Bir mühendis, projeyi müşteriye sunmadan önce yalnızca kendi ekibiyle paylaşır.
"Bin ölç, bir biç" atasözü; herhangi bir karar vermeden veya bir işe girişmeden önce çok kez düşünülmesi, tüm ayrıntıların ve olasılıkların iyice incelenmesi gerektiğini öğütler. C seçeneğinde hekim, tüm verileri değerlendirdikten sonra karar vermektedir; bu durum atasözünün özüyle birebir örtüşür. D seçeneği tam tersine aceleci bir kararı, B seçeneği ise hazırlıksızlığı örnekler.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, atasözü yerine; bir atasözü ise deyim yerine yanlış biçimde kullanılmıştır?
- A) Bu işin kolayını bulduk, artık "taşıma su ile değirmen dönmez" diyebiliriz. ✓
- B) O kadar çok konuştu ki "söz gümüşse sükut altındır" atasözü tam ona göre.
- C) Herkes ona yardım etti; adam gerçekten "elin oğluna" muhtaç kalmadı.
- D) Uzun süre emek verdiği proje çöpe gidince adama "ağzı yanmış" diyebiliriz.
- E) Sonunda doğruyu söyledi; "lafı dolandırmak" tan vazgeçti demek.
"Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü; geçici, düzensiz ve sürdürülemez bir kaynakla uzun vadeli bir işin yürütülemeyeceğini anlatır. A seçeneğinde ise "işin kolayını bulduk" söylemi, bu atasözüyle çelişen bir anlam taşımaktadır; atasözü kolay çözüm için değil, geçici kaynağın yetersizliğini vurgulamak için kullanılır. Dolayısıyla atasözü bağlamıyla tutarsız biçimde yerleştirilmiştir. Diğer seçeneklerde de tartışmalı kullanımlar olsa da A seçeneği en belirgin çelişkiyi barındırır.
9. "Eşeği düğüne çağırmışlar; ya odun eksik, ya su" atasözü aşağıdaki durumların hangisini anlatmak için kullanılır?
- A) Bir topluluğa sonradan katılan kişinin uyum sağlayamaması.
- B) Yeteneksiz birinin her işe talip olması ve sonunda başarısız olması.
- C) Birini aşağılamak için önemsiz işlere koşturanların sonunda pişman olması.
- D) Davet edilmediği hâlde bir yere gelen kişinin rahatsızlık yaratması.
- E) Liyakatsiz ya da uygunsuz birinin önemli bir göreve getirilince sadece yük olması. ✓
Bu atasözünde eşeğin düğüne çağrılması, uygunsuz ya da liyakatsiz birinin önemli bir yere getirilmesini temsil eder. Eşeğin orada "odun taşımak, su taşımak" gibi ağır işlere koşturulması ise böyle birinin asıl amacına hizmet etmek bir yana, yük ve sorun olmaya başladığını gösterir. Atasözü, yanlış kişiyi yanlış yere getirmenin hem o kişiye hem de ortama zarar verdiğini uyarır. B seçeneği bu yorumu en doğru biçimde karşılamaktadır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'eli kulağında' deyimi yanlış kullanılmıştır?
- A) Komşumuzun bebeği eli kulağında, her an doğum yapabilir.
- B) Eli kulağında olan maç için taraftarlar saatler öncesinden tribünlere doldu. ✓
- C) Baharın gelmesi eli kulağında, çiçekler tomurcuklanmaya başladı.
- D) Emekliliği eli kulağında olan memur, yıllarca özlemle bekledi.
- E) Sınav eli kulağında, hâlâ ders çalışmıyor musun?
'Eli kulağında' deyimi, beklenen bir şeyin gerçekleşmesine az kaldığını, yakın olduğunu ifade eder. E şıkkında ise maçın yakın olduğu belirtilmektedir ancak cümlenin devamında taraftarların 'saatler öncesinden' geldiği söylenmekte, bu da deyimin kullanımıyla çelişmektedir. Maç henüz çok yakın değilken taraftarların saatler öncesinden gelmiş olması, deyimin bağlamıyla uyuşmaz. Diğer seçeneklerde deyim doğru ve tutarlı biçimde kullanılmıştır.
11. 'Nalıncı keseri gibi yontmak' atasözüyle anlamca en yakın olan aşağıdaki atasözü hangisidir?
- A) Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
- B) Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
- C) Her koyun kendi bacağından asılır.
- D) Körle yatan şaşı kalkar. ✓
- E) Cambaz yüksekten bakar, aşağısını görmez.
'Nalıncı keseri gibi yontmak' deyimi, her şeyi kendi çıkarına göre, kendine yarayacak biçimde yorumlamak anlamına gelir. 'Körle yatan şaşı kalkar' atasözü ise kötü veya bencil kişilerle birlikte olanın onların huyu suyundan etkileneceğini anlatır; ancak bu seçenekler arasında en yakın anlam C şıkkındadır çünkü her ikisi de bireyin kendi penceresinden, çarpık bir bakış açısıyla hareket etmesini ima eder. Diğer seçenekler tümüyle farklı anlamlar taşımaktadır.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümleye yanlış anlam katmıştır?
- A) Defalarca aynı hatayı yapan öğrenci sonunda bu dersi <u>kulağına küpe etti</u>.
- B) Sınavda kopya çektiği için okuldan uzaklaştırılan öğrenci, bu ibret verici anı <u>kulağına küpe etti</u>.
- C) Patronun sert tepkisinden sonra asistan bir daha geç gelmemeye <u>kulağına küpe etti</u>.
- D) Trafik kazası geçiren adam, o günden sonra emniyet kemerini takmayı <u>kulağına küpe etti</u>.
- E) Müdür, toplantıda söz alan her çalışanın fikrini dinleyerek <u>kulağına küpe etti</u>. ✓
'Kulağına küpe etmek' deyimi, acı bir deneyimden ya da uyarıdan ders alarak bir daha aynı hatayı yapmamayı öğrenmek anlamına gelir. A şıkkında müdürün çalışanların fikirlerini dinlemesi söz konusudur; bu durum bir hatadan ders çıkarma değil, bilgi toplama eylemidir. Dolayısıyla deyim burada anlam bütünlüğünü bozmaktadır. B, C, D ve E şıklarında ise deyim, bir hatadan ya da olumsuz deneyimden ders çıkarmak bağlamında doğru kullanılmıştır.
13. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin açıklaması yanlış verilmiştir?
- A) 'Çivi çiviyi söker' → Bir sorunu çözmek için benzer bir güce ya da yönteme başvurmak gerekebilir.
- B) 'Taşıma suyla değirmen dönmez' → Dışarıdan sağlanan geçici destekle kalıcı başarı elde edilemez.
- C) 'Sakla samanı gelir zamanı' → Bir gün işe yarayacağı düşüncesiyle gereksiz şeyleri biriktirmek doğru değildir. ✓
- D) 'Mum dibine ışık vermez' → İnsanlar başkalarına yardım ederken kendi yakınlarını ihmal edebilir.
- E) 'Damlaya damlaya göl olur' → Küçük şeylerin birikmesiyle büyük sonuçlara ulaşılabilir.
'Sakla samanı gelir zamanı' atasözü, şu an için değersiz ya da gereksiz görünen şeylerin ileride işe yarayabileceğini; bu yüzden hiçbir şeyin atılmaması gerektiğini anlatır. Olumlu bir öğüt içerir. C şıkkında ise bu atasözü 'gereksiz şeyleri biriktirmenin doğru olmadığı' şeklinde olumsuz ve yanlış biçimde açıklanmıştır. Diğer seçeneklerdeki açıklamalar atasözlerinin gerçek anlamlarıyla uyuşmaktadır.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ağzından baklayı çıkarmak' deyimi doğru kullanılmıştır?
- A) Uzun süre konuşmayan Ahmet, sonunda ağzından baklayı çıkararak herkesi susturdu.
- B) Konuşmakta zorlanan çocuk, ağzından baklayı çıkararak ilk cümlesini kurdu.
- C) Sırrını saklayan yaşlı adam, ağzından baklayı çıkarmamak için direnmeye devam etti.
- D) Saatlerce ikna etmeye çalışılan müdür, ağzından baklayı çıkararak maaş zammını onayladı.
- E) Sorgulamalar sonucunda şüpheli, ağzından baklayı çıkararak suç ortağının adını söyledi. ✓
'Ağzından baklayı çıkarmak' deyimi, uzun süre saklanılan, zor söylenen bir gerçeği ya da sırrı nihayet açıklamak anlamına gelir. C şıkkında şüphelinin uzun sorgulamalar sonucunda sakladığı bilgiyi (suç ortağının adını) açıklaması bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. A şıkkında 'herkesi susturmak' için söz almak farklı bir anlam taşır. B şıkkında onay vermek, D şıkkında konuşmakta güçlük çeken bir çocuğun ilk cümlesini kurması deyimin anlamıyla örtüşmez. E şıkkında ise deyim olumsuz yapıda doğru kullanılmış gibi görünse de 'direnmeye devam etti' ifadesi deyimin tam zıttı bir durumu anlatmaktadır; deyim burada gerçekleşmeyen eylem için değil, gerçekleşen açıklama için kullanılır.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'göz yummak' ve 'göz koymak' deyimlerinden biri ya da her ikisi yanlış kullanılmıştır?
- A) Müdür, çalışanların küçük hatalarına göz yumarken yeni gelen araba parkına göz koymuştu.
- B) Avcı, ormandaki en güzel geyiğe göz koyarken çevreciler bu avlanmaya göz yumdu.
- C) Zengin iş adamı, rakibinin şirketine göz koymuş ancak ortaklar buna göz yummamıştı.
- D) Patron, kasadan para çalan çalışanına göz yumarak ona bir kez daha göz koydu. ✓
- E) Komşu, bizim bahçemizdeki meyve ağaçlarına göz koymuş; biz de bu duruma göz yumamıyoruz.
'Göz yummak' bir hatayı ya da olumsuz durumu fark etmesine rağmen görmezden gelmek, hoşgörüyle karşılamak anlamındadır. 'Göz koymak' ise bir şeyi elde etmek istemek, ona sahip olmaya niyetlenmek anlamına gelir. E şıkkında 'patron, para çalan çalışanına göz yumarak ona bir kez daha göz koydu' cümlesi anlamsızdır; çünkü patronun çalışanına 'göz koyması' yani onu elde etmek istemesi bağlamla uyuşmamaktadır. Cümle büyük olasılıkla 'göz kulak olmak' gibi farklı bir deyimi kastetmektedir. Diğer seçeneklerde her iki deyim de doğru bağlamlarda kullanılmıştır.
16. Bir yöneticinin bütün kararları merkezde toplaması, yetkiyi kimseyle paylaşmaması durumunu anlatan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Boş çuval dik durmaz.
- B) Yük taşıyan eşek değil, taşıyan bilir.
- C) Bir elde iki karpuz tutulmaz.
- D) İt ürür kervan yürür.
- E) Aşçı çok olunca çorba ya tuzlu ya tuzsuz olur. ✓
Bir yöneticinin her şeyi tek elde toplaması, yetkiyi paylaşmak istememesi durumunda oluşabilecek karışıklık ve verimsizliği anlatan atasözü 'Aşçı çok olunca çorba ya tuzlu ya tuzsuz olur' değil; bu atasözü aslında iş bölümünün olmadığı, herkesin her şeye karıştığı ortamlarda işlerin bozulduğunu anlatır. Ancak sorudaki senaryoya en yakın anlam B şıkkındadır: tek elden yönetim yerine çok başlılık durumunda işlerin aksadığını ifade eder ve bu senaryonun tersine, yetki dağılımının gerekliliğini vurgular. Diğer seçenekler farklı durumları anlatmaktadır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamıyla (mecaz olmayan anlamda) kullanılmıştır?
- A) Doktor, hastanın nabzını tutarak durumunu değerlendirdi. ✓
- B) Çocuk ağaçtan düştüğünde dili tutuldu.
- C) Adam saatlerce bekledi; sonunda canından bezdi.
- D) Maçı kaybeden takım başını dik tutarak sahadan ayrıldı.
- E) Sınav sonuçları açıklanınca yüreği ağzına geldi.
Deyimler genellikle sözcüklerin mecaz anlamlarından oluşur. E şıkkında 'nabzını tutmak' ifadesi, doktorun hastanın nabzını gerçekten elle muayene etmesi anlamında kullanılmıştır; bu fiziksel bir eylemdir ve mecaz değildir. A şıkkında 'canından bezmek' bıkmak-usanmak anlamında mecazdır. B şıkkında 'dili tutulmak' konuşamamak, şaşırmak anlamında mecazdır. C şıkkında 'yüreği ağzına gelmek' çok korkmak anlamında mecazdır. D şıkkında 'başını dik tutmak' onurlu davranmak anlamında mecazdır.
18. 'Devekuşu misali davranmak' deyimiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Güçlü görünmek adına zayıflıklarını özenle saklamak
- B) Sorunu fark etmemek için kendini kandırmak, gerçeği görmezden gelmek ✓
- C) Çevresindekilere bağımlı olmak, kendi başına karar verememek
- D) Ağır ağır ama emin adımlarla ilerlemek
- E) Büyük hedefler peşinde koşarken küçük fırsatları kaçırmak
'Devekuşu misali davranmak' ya da 'devekuşu gibi başını kuma gömmek' deyimi, tehlikeyi ya da rahatsız edici bir gerçeği fark etmemek için kendini kandırmak, sorunun üzerine gitmek yerine görmezden gelmek anlamına gelir. Bu inanç, devekuşunun tehlike anında başını kuma gömdüğüne dair (aslında yanlış olan) bir halk inanışına dayanır. C şıkkı bu anlamı en doğru biçimde karşılamaktadır. Diğer seçenekler farklı davranış kalıplarını betimlemektedir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde atasözü yanlış bir bağlamda kullanılmıştır?
- A) Genç girişimci tüm sermayesini tek bir yatırıma bağladı; 'Bütün yumurtaları aynı sepete koyma' öğüdünü dinlemedi.
- B) Arkadaşım yıllarca küçük küçük birikim yaptı ve sonunda ev sahibi oldu; doğru söylemiş atalarımız: 'Damlaya damlaya göl olur.'
- C) İki ülke arasındaki anlaşmazlık büyümeden çözüme kavuşturuldu; 'Ateş düştüğü yeri yakar' derler ya, zamanında müdahale hayat kurtardı. ✓
- D) Çocuk sınavda başarısız olunca annesi 'Bugün değil, yarın çalış' dedi; 'Bugünün işini yarına bırakma' der büyüklerimiz.
- E) Yaşlı çiftçi, hasat mevsimini dört gözle bekledi; 'Sabırla koruk helva olur.' diye boşuna mı demişler.
'Ateş düştüğü yeri yakar' atasözü, bir felaketin, acının ya da zararın en çok o durumu yaşayanı etkilediğini anlatır; acıya bizzat maruz kalanın ne kadar etkileneceğini vurgular. A şıkkında ise atasözü, 'zamanında müdahaleyle sorunun büyümeden çözülmesi' bağlamında kullanılmış, adeta olumlu bir önlem almanın gerekçesi gibi sunulmuştur. Bu atasözünün anlamıyla bağdaşmaz; deyim burada yanlış bağlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde atasözleri uygun bağlamlarda kullanılmıştır.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla deyim bir arada doğru kullanılmıştır?
- A) Kız kardeşim bu konuda hem ağzı sıkı hem de lafını esirgemez biri.
- B) Patron, eleştirilere kulak tıkadı ve çalışanlarına da ağzını açtırmadı. ✓
- C) Komşu hem sır saklamayı bilir hem de ağzı kalabalıktır.
- D) Adam hem kılı kırk yardı hem de işleri çabuk bitirdi.
- E) Yönetici, hem gözü yüksekte oldu hem de ayakları yere bastı.
B şıkkında 'kulak tıkamak' (dinlememek, dikkate almamak) ve 'ağzını açtırmamak' (konuşmasına izin vermemek) deyimlerinin ikisi de doğru ve bağlamla uyumlu biçimde kullanılmıştır. A şıkkında 'ağzı sıkı' (sır saklayan) ile 'lafını esirgemez' (her şeyi açıkça söyleyen) birbirine zıt anlamlar taşıdığından çelişki oluşur. C şıkkında 'kılı kırk yarmak' (aşırı titiz olmak) ile 'işleri çabuk bitirmek' çoğunlukla bağdaşmaz. D şıkkında 'sır saklama' ile 'ağzı kalabalık' çelişkilidir. E şıkkında 'gözü yüksekte olmak' (hırslı, büyük hedefler peşinde koşmak) ile 'ayakları yere basmak' (gerçekçi olmak) birlikte kullanılabilir ama bağlamda bu iki deyim için yeterli açıklama yoktur.
21. Bir insanın kendi hatasını başkasına yüklemesini en iyi anlatan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Usta işi sever, acemi eşeği.
- B) Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
- C) Yüz kişi bir adama oy verse de haksız haksızdır.
- D) Arabanın tekerleği dönmez, arabacı çamuru suçlar. ✓
- E) Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider seyrine.
'Arabanın tekerleği dönmez, arabacı çamuru suçlar' atasözü, kişinin kendi yetersizliğini ya da hatasını dış koşullara veya başkalarına yüklemesini anlatır; öz eleştiriden kaçınıp bahane üretmeyi eleştirir. Bu atasözü sorudaki tanımı tam olarak karşılamaktadır. A şıkkı usta-çırak ilişkisindeki farklı önceliklere, B şıkkı gösteriş ile gerçek durum arasındaki çelişkiye, D şıkkı söz ile yara ilişkisine, E şıkkı ise çoğunluğun haksızı haklı kılamayacağına işaret eder.
22. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'dişini tırnağına takmak' deyiminin anlamı doğru verilmiştir?
- A) Kazancını biriktirmek için asgari düzeyde harcama yapmak
- B) İnce eleyip sık dokumak, aşırı titiz davranmak
- C) Büyük bir güçlük ve fedakarlıkla, tüm imkânları zorlayarak çalışmak ✓
- D) Bir işten büyük çıkar sağlamak için her yolu denemek
- E) Başkasından sıkı sıkıya hesap sormak, herkesin hakkını vermesini talep etmek
'Dişini tırnağına takmak' deyimi, son derece güç koşullarda, büyük fedakarlık ve çabayla, tüm imkânlarını zorlayarak çalışmak ya da bir şeyi başarmaya çalışmak anlamına gelir. Genellikle ekonomik sıkıntı içinde bile var olmaya çalışmayı, didinip çabalamayı ifade eder. B şıkkı bu anlamı doğru biçimde karşılamaktadır. A şıkkı farklı bir hırs ve fırsatçılık durumunu, C şıkkı hesap sormayı, D şıkkı titizliği, E şıkkı ise tutumluluğu anlatmaktadır.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tuz biber ekmek' deyimi doğru kullanılmıştır?
- A) Çocuğun karnı acıkınca tuz biber ekerek yemek yedi.
- B) Takım, şampiyonluğu kazanınca başarılarına tuz biber ekti.
- C) Hasta, iyileşmek için tuz biber ekmek zorunda kaldı.
- D) Öğretmen, iyi davranan öğrencilerin çabalarına tuz biber ekti.
- E) Zaten kötü giden tartışmaya, arkadaşının söylediği söz tuz biber ekti. ✓
'Tuz biber ekmek' deyimi, zaten kötü olan bir durumu daha da kötüleştirmek, acı verici bir durumu derinleştirmek anlamına gelir. B şıkkında zaten kötü seyreden bir tartışmanın arkadaşın söylediği sözle daha da kötüleşmesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. A şıkkında gerçek anlamlı kullanım söz konusudur. C şıkkında bağlam tümüyle uygunsuz ve anlamsızdır. D ve E şıklarında ise deyim olumlu bağlamlarda kullanılmış, bu da deyimin olumsuz çağrışımıyla çelişmektedir.
24. Bir işi yaparken asıl amacın dışına çıkarak kendi çıkarına olan bir şeyi de sağlamak durumunu anlatan deyim aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Havanda su dövmek.
- B) Eti senin kemiği benim.
- C) İki cambaz bir ipte oynamaz.
- D) Hem nalına hem mıhına vurmak. ✓
- E) İpi göğsüyle kesmek.
'Hem nalına hem mıhına vurmak' deyimi, bir konuşmada ya da işte iki tarafı da gözetmek, bir işi yaparken kendi çıkarını da gözeterek hem asıl amaca hem de kişisel kazanıma ulaşmaya çalışmak anlamına gelir. Nalbantın hem nalı hem de yerine çakacağı mıhı dövmesinden gelen bu deyim, sorudaki tanımı doğrudan karşılamaktadır. A şıkkı bir yerde iki rakibin birlikte var olamayacağını, B şıkkı çocuğun terbiyesini üstlenmeyi, D şıkkı anlamsız ve sonuçsuz çabayı, E şıkkı ise büyük bir güçlüğü göğüslemeyi anlatır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gözden düşmek' deyimi yanlış kullanılmıştır?
- A) Eleştirmenlerin beğenisini kazanamayan roman, okuyucuların da gözünden düşmekte gecikmedi.
- B) Komşularının gözünden düşen aile, o mahallede artık rahat edemiyordu.
- C) Uzun süre gözden düşen bu sanatçı, yeni albümüyle yeniden popüler oldu.
- D) Gözden düşmemek için her fırsatta patronunun yanında yer alıyordu. ✓
- E) Yıllarca sadakatle hizmet eden bu memur, küçük bir hatası yüzünden yöneticilerinin gözünden düştü.
'Gözden düşmek' deyimi, birinin itibarını, sevgi ve saygısını kaybetmek anlamında kullanılır. C seçeneğinde 'gözden düşmemek için' ifadesi kullanılmıştır; ancak deyimin doğru kullanımı 'gözden düşmemek' değil, 'gözden düşürülmemek' ya da 'gözden düşmemeye çalışmak' şeklinde olmalıdır. Deyim burada özne-nesne ilişkisi bakımından anlam bozukluğuna yol açacak biçimde kullanılmıştır; kişi kendi iradesiyle gözden düşmeyi engelleyemez, bu başkasının ona yönelik tutumunun sonucudur.