TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 5)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 5)
Anlam katmanları bakımından en fazla yorum gerektiren deyim aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Anlam katmanları bakımından en fazla yorum gerektiren deyim aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Göz yummak
- B) Eli kulağında olmak ✓
- C) Pişmiş aşa su katmak
- D) Kılı kırk yarmak
- E) Ortada kalmak
'Eli kulağında olmak' deyimi, 'bir şeyin çok yakında gerçekleşeceğini, an meselesi olduğunu' anlatır. Bu deyim hem somuttan soyuta uzanan derin bir imge (el ve kulak arasındaki mesafenin küçüklüğü → zamansal yakınlık) hem de bağlama göre değişen yorum katmanları barındırır: beklenti, gerilim ya da yaklaşan bir tehlike de çağrıştırabilir. B'de 'bitmiş işe yeniden müdahale etmek', C'de 'görmezden gelmek', D'de 'çaresiz kalmak', E'de 'aşırı titizlik' anlamları oldukça belirgin ve tek katmanlıdır. A seçeneği ise imgesel derinlik ve yorum çeşitliliği bakımından diğerlerinden öne çıkar.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde atasözü, anlamı pekiştirmek yerine metnin genel mesajını zayıflatmaktadır?
- A) Çok çalışıp başarıya ulaşan sporcu, yine de şans faktörünü göz ardı etmedi; 'Çalışmadan meyve yenmez' sözü buna kanıttır. ✓
- B) Yıllarca haksızlığa katlanan köylüler, sonunda haklarını aradı; zira 'Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.'
- C) Adam, verdiği her sözü tuttu; 'Ne ekersen onu biçersin' atasözü bunun için söylenmiş gibidir.
- D) Ortaklık kuracak kişileri iyi seçmek gerekir; 'Üzüm üzüme baka baka kararır' derler.
- E) Ekibine güvenen lider, projeyi zamanında teslim etti; 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' denir ya.
E seçeneğinde oluşturulan mesaj iki bölümden oluşur: sporcu başarıya ulaşmış VE şansın da rolünü kabul etmiştir. Ancak 'Çalışmadan meyve yenmez' atasözü yalnızca çalışmayı ön plana çıkarır; şans faktörünü yok sayar ya da önemsizleştirir. Bu nedenle atasözü, cümlenin 'şansı da göz ardı etmemek' mesajını zayıflatmakta, onu pekiştirmemektedir. Diğer seçeneklerde atasözleri cümlenin ana mesajını destekler ya da güçlendirir niteliktedir.
3. "Damlaya damlaya göl olur" atasözü aşağıdaki anlamlardan hangisini ifade eder?
- A) Suyun her koşulda değerli olduğu
- B) Küçük birikimlerin zamanla büyük sonuçlar doğuracağı ✓
- C) Sabırsız davrananların hedeflerine ulaşamayacağı
- D) Küçük şeylerin büyük zararlara yol açabileceği
- E) Doğanın insana örnek olması gerektiği
"Damlaya damlaya göl olur" atasözü, küçük ve önemsiz görünen şeylerin birikmesiyle büyük sonuçların ortaya çıkabileceğini anlatır. Sabır ve süreklilikle yapılan küçük katkıların zamanla büyük bir bütün oluşturacağı mesajını verir.
4. "Ağzı var dili yok" deyimi aşağıdaki kişilerden hangisi için kullanılır?
- A) Yabancı dil bilmeyen biri için
- B) Hakkını aramayan, sesini yükseltemeyen biri için ✓
- C) Çok hızlı konuşan biri için
- D) Sır saklayamayan biri için
- E) Yalan söyleyen biri için
"Ağzı var dili yok" deyimi, hakkını aramayan, kendini savunmayan, söylemesi gereken yerde konuşamayan kişiler için kullanılır. Çekingen, pasif ve sesini yükseltemeyen birini tanımlar.
5. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" atasözü en iyi hangi durumu örnekler?
- A) Yaşlıların gençlere ihtiyaç duyması
- B) Küçük şeylerin de değerli olduğu
- C) Komşuların her zaman geçimsiz olduğu
- D) İnsanların birbirinin yardımına muhtaç olduğu ✓
- E) Paylaşmanın insanı zayıf düşürdüğü
"Komşu komşunun külüne muhtaçtır" atasözü, insanların her ne kadar güçlü görünse de bir gün başkalarına ihtiyaç duyacağını; bu nedenle iyi ilişkiler kurulması ve yardımlaşılması gerektiğini anlatır. Toplumsal dayanışmayı vurgular.
6. "Eli açık" deyimi hangi anlama gelir?
- A) Cömert, parasını esirgemeyen ✓
- B) Aceleci ve sabırsız
- C) Her şeyi kabul eden
- D) Dürüst ve güvenilir
- E) Çalışkan ve becerikli
"Eli açık" deyimi, cömert olan, parasını ve imkânlarını başkalarıyla paylaşmaktan çekinmeyen kişiler için kullanılır. Bunun karşıtı olan "eli sıkı" ise cimri anlamına gelir.
7. "Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü aşağıdaki durumlardan hangisine uygundur?
- A) Teknolojinin geleneksel yöntemlerin önüne geçtiği
- B) Çevre kirliliğinin tehlikeli olduğu
- C) Çok çalışmanın her zaman sonuç vermediği
- D) Dışarıdan sağlanan geçici desteklerle kalıcı başarı elde edilemeyeceği ✓
- E) Su kaynaklarının korunması gerektiği
"Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü, dışarıdan taşınan geçici kaynaklarla sürdürülebilir bir işin yürütülemeyeceğini ifade eder. Kalıcı başarı için kendi öz kaynaklarına sahip olmak gerektiği vurgulanır.
8. "Kulağına küpe olsun" deyimi hangi amaçla kullanılır?
- A) Yapılan bir işin kalıcı olduğunu söylemek için
- B) Yaşanan olumsuz bir deneyimden ders çıkarılması gerektiğini anlatmak için ✓
- C) Birini övmek için
- D) Birini tehdit etmek için
- E) Birinin güzel görünümünü belirtmek için
"Kulağına küpe olsun" deyimi, yaşanan olumsuz bir deneyimin ya da verilen bir öğüdün unutulmaması, bundan ders çıkarılması gerektiğini anlatmak için kullanılır. Uyarıcı ve öğüt verici bir işlevi vardır.
9. "Bin ölç bir biç" atasözü hangi davranışı tavsiye eder?
- A) Çok çalışmayı
- B) Başkalarına danışmayı
- C) Dikkatli ve ölçülü olmayı, acele karar vermemeyi ✓
- D) Güçlükler karşısında yılmamayı
- E) Tasarruflu yaşamayı
"Bin ölç bir biç" atasözü, herhangi bir iş yapılmadan önce çok iyi düşünülmesi, ölçülüp biçilmesi gerektiğini; aceleden kaçınılmasını öğütler. Önce iyice düşün, sonra harekete geç mesajı verir.
10. "Gözden ırak olan gönülden de ırak olur" atasözü hangi gerçeği dile getirir?
- A) Uzakta olan şeylerin zamanla unutulduğu ve öneminin azaldığı ✓
- B) Gözlerin kalbe bağlı olduğu
- C) Seyahatin insanı geliştirdiği
- D) İnsanın çevresini iyi gözlemlemesi gerektiği
- E) Görülmeyen şeylere daha çok değer verildiği
"Gözden ırak olan gönülden de ırak olur" atasözü, bir kimse ya da şey görünmez, uzakta kalır hale geldiğinde zamanla unutulacağını ve kalpten de silineceğini ifade eder. Görülmeyenin zamanla değer yitirdiğini anlatır.
11. "Kılı kırk yarmak" deyimi hangi anlama gelir?
- A) Bir konuyu yüzeysel geçmek
- B) Hızlı karar vermek
- C) Birini eleştirmek
- D) Çok güçlü olmak
- E) Aşırı titiz davranmak, her ayrıntıyı didik didik etmek ✓
"Kılı kırk yarmak" deyimi, bir konuda gereğinden fazla titiz davranmayı, çok küçük ayrıntılara takılmayı, her şeyi didik didik incelemeyi ifade eder. Bazen olumlu bir titizliği, bazen de gereksiz ayrıntıcılığı kasteder.
12. "It ürür kervan yürür" atasözü aşağıdaki hangi durumda kullanılmak için uygundur?
- A) Köy hayatının güzelliklerinin anlatılması
- B) Hayvanların insanlarla iletişim kurması
- C) Sabah erkenden yola çıkmanın önemi
- D) Boş ve kötü niyetli eleştirilere rağmen işe devam edilmesi gerektiği ✓
- E) Güçlünün her zaman haklı olduğu
"It ürür kervan yürür" atasözü, boş konuşan, kötü niyetle eleştiren ya da engel olmaya çalışanlara aldırış etmeden işe ve yola devam edilmesi gerektiğini anlatır. Kararlılık ve asıl hedefe odaklanma mesajı verir.
13. "Dereyi görmeden paçaları sıvamak" deyimiyle anlatılmak istenen düşünce, aşağıdaki cümlelerin hangisinde verilmiştir?
- A) Sınav tarihini bile bilmeden ders programı hazırlayan Murat, hevesle çalışmaya başladı. ✓
- B) Geçmişteki hatalarından ders çıkaran Emre, bir daha aceleci davranmamaya yemin etti.
- C) Uzun süre düşündükten sonra kararını veren Ayşe, adımlarını dikkatli atıyordu.
- D) Sonucu belli olmayan bir davada avukat tutmak için servetini harcayan Selim, pişman oldu.
- E) Yıllarca çalışıp emekli olan Hasan Bey, artık hiçbir işe koşturmak istemiyordu.
"Dereyi görmeden paçaları sıvamak" deyimi, bir işin sonucunu ya da gerekliliklerini bilmeden, onu yapmak için erkenden hazırlık yapmak anlamına gelir. B şıkkında, sınav tarihi dahi bilinmeden ders programı hazırlanması bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. E şıkkı çeldirici olarak tasarlanmış olsa da orada ön bilgi eksikliğinden çok sonucu belirsiz bir işe para yatırma söz konusudur; bu durum deyimin özüyle örtüşmez.
14. "Mum dibine ışık vermez" atasözüyle aynı anlamı taşıyan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Uzak akraba yakın komşudan iyidir.
- B) Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
- C) Körle yatan şaşı kalkar.
- D) Kasap kendi etini kesmez. ✓
- E) El elin eşeğini türkü söyleyerek arar.
"Mum dibine ışık vermez" atasözü, insanın başkalarına yaptığı iyiliği ya da verdiği değeri en yakınlarına genellikle göstermediğini, en uzaktakilere daha cömert davrandığını anlatır. "Kasap kendi etini kesmez" atasözü de mesleği ya da uzmanlığı ne olursa olsun kişinin bu beceriyi en yakınına, özellikle kendisine uygulamadığını belirtir; her ikisi de kişinin kendi çevresine-kendisine yeterince faydalı olmaması temasını işler. A ve B şıkları komşuluk ilişkilerini, C şıkkı kötü arkadaşlığın etkisini, E şıkkı ise başkasının işine kolay bakıldığını anlatır.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim yanlış açıklanmıştır?
- A) "Pişmiş aşa su katmak": Tamamlanmak üzere olan ya da bitmiş bir işi bozmak, aksatmak.
- B) "Gözden düşmek": Bir kimsenin birinin gözündeki değerini, itibarını yitirmesi.
- C) "Çam devirmek": Çok büyük ve önemli bir başarı elde etmek. ✓
- D) "Ayak oyunları": Bir amaca ulaşmak için başvurulan dolaylı, sinsi yöntemler.
- E) "Kulağına küpe olmak": Yaşanan olumsuz bir deneyimden ders alarak bir daha aynı hatayı yapmamak.
"Çam devirmek" deyimi büyük bir başarıyı değil, tam tersine, ortam için uygun olmayan, saygısızca ya da farkında olmadan yapılan büyük bir gaf, pot kırmak anlamını taşır. "Büyük bir başarı elde etmek" anlamında kullanılması yanlıştır. Diğer şıklardaki açıklamalar deyimlerin gerçek anlamlarıyla örtüşmektedir.
16. "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" atasözünün öğüt verdiği davranış biçimi, aşağıdaki durumların hangisine en uygun düşer?
- A) Köylüler, uzun tartışmalar sonunda kendi aralarında anlaşamayınca dağıldı.
- B) Ahmet, mahallesindeki sokaklarda yaşanan su baskınını tek başına çözmeye çalışıyordu.
- C) Farklı görüşlerdeki iki arkadaş, saatlerce tartışmalarına karşın uzlaşamadı.
- D) Mahalle sakinleri, parkın yenilenmesi için birlikte belediyeye dilekçe vermeye karar verdi. ✓
- E) Zeynep, sınıf arkadaşlarına danışmadan proje ödevini yalnız tamamlamayı tercih etti.
"Bir elin nesi var, iki elin sesi var" atasözü, tek başına yapılamayan ya da etkisi az olan işlerin birlikte, dayanışmayla yapıldığında çok daha güçlü sonuçlar verdiğini öğütler. C şıkkında mahalle sakinlerinin ortak bir sorun için bir araya gelerek dilekçe vermesi bu düşünceyi doğrudan yansıtmaktadır. D şıkkı çeldirici olarak tasarlanmış olsa da orada birliktelik değil, anlaşmazlık ve dağılma söz konusudur.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "eli açık" deyimi mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Çocuk, annesine çiçek uzatmak için elini açık tuttu.
- B) Markette kasiyere uzatırken eli açık kalan kadın, cüzdanını düşürdüğünü fark etti.
- C) Parayı sayarken eli açık olan muhasebeci, banknotları tek tek masaya dizdi.
- D) Eli açık biri olan komşumuz, misafir eksik etmez, herkese ikramda bulunurdu. ✓
- E) Yardım toplamak için eli açık gezen adam, kapı kapı dolaşıyordu.
"Eli açık" deyimi mecaz anlamda cömert, eli açık yürekli, başkalarına kolaylıkla veren kişi demektir. C şıkkında komşunun misafirperver ve cömert tutumu bu mecaz anlamı tam olarak karşılamaktadır. Diğer şıklarda ise "eli açık" ifadesi gerçek anlamıyla, yani elin fiziksel olarak açık/uzatılmış durumda olmasını anlatmak için kullanılmıştır.
18. "Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü, aşağıdaki durumların hangisinde kullanılması en uygun olur?
- A) Suyun az olduğu bölgelerde tarımın güçleştiğinin belirtilmesi.
- B) Yeterli sermayesi olmayan bir girişimcinin borç parayla iş kurmasının eleştirilmesi.
- C) Bir fabrikada makinelerin sürekli arızalanması sonucu üretimin durmasının anlatılması.
- D) Dışarıdan getirilen uzman personelle kurulan bir şirketin, yerel çalışan yetiştirmeden uzun süre ayakta kalamayacağının vurgulanması. ✓
- E) Bir ekipte herkesin farklı görüş savunması yüzünden karar alınamamasının ifade edilmesi.
"Taşıma su ile değirmen dönmez" atasözü, dışarıdan sağlanan geçici destekle ya da ödünç alınan kaynaklarla bir işin kalıcı biçimde yürütülemeyeceğini anlatır; asıl gücün içeriden gelmesi gerektiğini vurgular. A şıkkında dışarıdan getirilen personelle kurulan yapının sürdürülebilir olmadığının belirtilmesi bu anlama tam uymaktadır. C şıkkı çeldirici olarak tasarlanmış olsa da orada konu dış kaynakla değil, borç parayla iş kurma üzerinedir; bu durum atasözünün özüyle tam örtüşmez.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin içinde anlatılmak isteneni tam olarak karşılamamaktadır?
- A) Küçük tasarruflarını biriktirerek ev sahibi olan Nermin, "<u>Sakla samanı, gelir zamanı</u>" atasözünü her fırsatta dile getirirdi.
- B) Tecrübesiz elemanı işe almak istemediğini belirten patron, "<u>Acemi nalbant, ata can verir</u>" dedi.
- C) Tartışmada kimin haklı olduğuna bir türlü karar verilemeyen toplantıda müdür, "<u>İt ürür, kervan yürür</u>" diyerek söz aldı.
- D) Yıllarca hastalıkla mücadele eden amcam, "<u>Damlaya damlaya göl olur</u>" diyerek her gün biraz daha iyileşeceğine inanıyordu.
- E) Uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra ortaklığı bozan iki işadamı için çevresindekiler, "<u>Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır</u>" dedi. ✓
"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" atasözü, tatlı ve nazik konuşmanın en inatçı, en çekilmez insanları bile ikna edip harekete geçirebileceğini anlatır. Ancak E şıkkında konu, ortaklığı bozulan iki iş insanıdır; bu durum için yumuşak dil kullanımı temasından değil, örneğin "El eli yıkar, eller yüzü" ya da uzun birlikteliğin bitmesiyle ilgili başka bir atasözünden söz edilmesi daha doğru olur. Atasözü, cümlede anlatılmak istenen durumla örtüşmemektedir.
20. "Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez" atasözünün anlamını en iyi yansıtan durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Elde edilen kazancın büyük bölümünü harcayan aile, geriye az para bıraktı.
- B) Çiftçi, kümesteki kazları ve tavukları aynı titizlikle korudu.
- C) Küçük bir hediyeyle yetinen Selin, daha fazlasını istemek istemedi.
- D) Yönetici, büyük bir proje kazanacaklarını bildiği için hazırlık sürecinde gerekli tüm masrafları karşılamaktan çekinmedi. ✓
- E) İş görüşmesine iyi hazırlanan aday, kendine olan güvenini arttırdı.
"Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez" atasözü, büyük bir kazanç ya da çıkar elde edilen yerden küçük bir şeyi esirgememeyi, büyük gelir beklentisi olan bir durumda küçük harcamalardan kaçınmamayı öğütler. B şıkkında büyük bir proje kazanılacağı bilindiği için hazırlık masraflarından çekinilmemesi bu anlamı tam karşılamaktadır. D şıkkı çeldirici olmakla birlikte orada konu, kazancı harcamak değil; büyük kazanç beklentisiyle küçük fedakârlık yapmaktır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, gerçek anlamında kullanılmıştır?
- A) Uzun süre susayan bisikletçinin <u>dili damağına yapıştı</u>, hemen bir şişe su içti. ✓
- B) Kaybolan çocuğunu bulan baba, <u>gözleri doldu</u> ve ağlamaya başladı.
- C) Toplantıda patronun sert eleştirilerini duyan müdür, yutkunarak <u>taşı gediğine koymak</u> zorunda kaldı.
- D) Saatler boyunca yüzdükten sonra sahile çıkan sporcu, yorgunluktan <u>dili damağına yapıştı</u>.
- E) Çok hızlı konuşan konuşmacının sözlerini takip edemeyen dinleyiciler, <u>ağızları açık kaldı</u>.
"Dili damağına yapışmak" deyimi mecaz anlamda aşırı susama ya da konuşamaz, cevap veremez hale gelme durumunu anlatır. E şıkkında bisikletçinin gerçekten uzun süre su içmemesi sonucu ağzının kuruması, deyimin fiziksel/gerçek anlamda kullanımına en yakın örnektir. B şıkkında ise uzun yüzme sonrası yorgunluk bağlamında kullanılmış olup yine susuzluktan değil yorgunluktan söz edildiği için mecaz anlama daha yakındır. Diğer şıklarda deyimler açıkça mecaz anlamda kullanılmıştır.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, yanlış anlamda kullanılmıştır? 'Uzun yıllar boyunca köyde yaşayan Halil Usta, emekliliğinde şehre taşınmış; ancak oradaki gürültüye, kalabalığa hiç alışamayarak sonunda köyüne dönmüştür.'
- A) Projeyi teslim etmeden tatile giden Selin, dönüşünde patronunun sert tepkisiyle karşılaşınca dili tutuldu.
- B) Sınavda beklenmedik bir soruyla karşılaşan öğrenci, aklı başından gidercesine sayfaya uzun süre baktı.
- C) Müdür, toplantıda konuşmak isteyen herkese söz hakkı verdi; kimseyi ağzı açık bırakmadı. ✓
- D) Yıllarca birlikte çalıştığı arkadaşının ihanetini öğrenen Adam, bir süre aklı bir karış havada dolaştı.
- E) Mahkemede aleyhine dönen deliller karşısında avukat, müvekkiline bakıp sadece omuz silkti; kelam etmedi.
'Ağzı açık bırakmak' deyimi, birini hayrete düşürmek, şaşkına çevirmek anlamına gelir. 'Kimseye söz hakkı vermemek' anlamında kullanılamaz. Bu yüzden A seçeneğinde deyim yanlış bağlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyimler doğru anlamlarıyla kullanılmıştır: 'dili tutulmak' (konuşamamak), 'aklı bir karış havada olmak' (dalgın, şaşkın olmak), 'kelam etmemek' (konuşmamak), 'aklı başından gitmek' (çok şaşırmak).
23. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklı bir tutumu yansıtmaktadır?
- A) Hazıra dağlar dayanmaz.
- B) Evi bark edinmek kolay değildir, azıcık aşım kaygısız başım. ✓
- C) Sakla samanı, gelir zamanı.
- D) Bugünün işini yarına bırakma.
- E) Damlaya damlaya göl olur.
A, C ve D seçeneklerindeki atasözleri tasarruf, biriktirme ve hazırlıklı olmanın önemini vurgular. B seçeneği erken davranmayı öğütler; bu da hazırlıklılık temasıyla örtüşür. Yalnızca E seçeneğindeki 'Azıcık aşım kaygısız başım' atasözü, az şeyle yetinip sorunsuz yaşamanın tercih edilebileceğini, yani kanaat ve gönül rahatlığını ön plana çıkarır. Bu anlam, diğerlerinin öngörülü ve çalışkan olma mesajıyla çeliştiğinden E, anlam bakımından farklıdır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyimin anlamı, cümlenin geri kalanıyla çelişki oluşturmaktadır?
- A) Sözlerinin yanlış anlaşıldığını fark eden konuşmacı, lafı dolandırmadan meramını anlatmaya çalıştı.
- B) Köşe bucak aranan hırsız, bir ihbar üzerine kıskıvrak yakalandı.
- C) Yıllardır küsmüş olduğu kardeşiyle barışan Timur, artık onunla yeniden ağız dalaşına girebiliyordu. ✓
- D) İflas eden işletmesini kurtarmak için her kapıyı çalan girişimci, sonunda eli boş dönmekten yoruldu.
- E) Emeğinin karşılığını bir türlü alamayan sanatçı, bir gün eline geçen fırsatı kaçırmayarak nam saldı.
'Ağız dalaşına girmek' kavga etmek, tartışmak, çekişmek anlamına gelir. Oysa cümlede yıllarca küs olan kardeşlerden birinin diğeriyle barıştığı anlatılmaktadır. Barışma ve ağız dalaşına girme birbirine zıt kavramlardır; bu durum anlam çelişkisi yaratmaktadır. Diğer seçeneklerde ise deyimler cümle bağlamıyla uyumludur.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılan atasözü, verilmek istenen mesajı tam olarak karşılamamaktadır?
- A) Yıllarca yabancı bir ülkede yaşayan Nermin, anadiline olan özlemini anlatırken 'Her kuş kendi dilinden ötüşür.' dedi.
- B) Birbirine düşman iki ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda iş birliği yaptığını anlatan bir makaleye 'It iti ısırmaz.' başlığı koymak yerinde olmaz. ✓
- C) Küçük yaştaki hatalarından dolayı büyüyünce pişman olan gence 'Ölmeden önce ölünür mü?' diyemezsin; 'Sonradan pişman olmaktansa önceden düşün.' dersin.
- D) Arkadaşının verdiği çok cüzi bir yardımı abartarak anlatan kişiye 'Minareyi çalan kılıfını hazırlar.' atasözünü hatırlatmak yanlış olur.
- E) Uzun emek harcayarak hazırladığı projeyi son anda reddeden müdürüne içerlemiş olan mühendise 'Emek olmadan yemek olmaz.' demek teselli edici değil, tersine acı verici olur.
'It iti ısırmaz.' atasözü, aynı çıkar grubundaki kişilerin birbirlerine zarar vermeyeceği anlamına gelir. Birbirine düşman olan iki ülkenin ortak çıkar için iş birliği yapması ise tam tersine ortak çıkarın düşmanlığı geçici olarak bastırdığını gösterir; bu durumu daha doğru anlatan atasözü 'Düşmanın düşmanı dostumdur.' ya da 'Çıkar birliği dostluk doğurur.' gibi ifadelerdir. 'It iti ısırmaz.' burada mesajı tam karşılamamaktadır. D seçeneği bu nedenle doğrudur.