TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 9)
TURKCE - deyim ve atasozleri (Bölüm 9)
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde atasözü, verildiği duruma uygun kullanılmamıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde atasözü, verildiği duruma uygun kullanılmamıştır?
- A) Zengin olmak için çok çalıştı ama kazandığını harcamayı da bilmedi. 'Parayı veren düdüğü çalar' atasözü bu durumu anlatır. ✓
- B) Deneyimsiz müdür büyük hataları görmezken küçük ayrıntılara takıldı. 'Sivrisineği kanatlandırır, deveden haber olmaz' atasözü bu duruma uyar.
- C) Küçük bir kıvılcımdan çıkan yangın tüm ormanı yakıp geçti. 'Küçük ateş büyük ormanı yakar' atasözü bu durum için söylenmiş gibi.
- D) Tartışma sırasında söylediği birkaç sert söz, yıllık dostluğu bitirdi. 'Söz ola kese savaşı, söz ola kesdire başı' atasözü burayı açıklar.
- E) Yıllarca emek verdiği işten bir anda kovuldu. 'Emek olmadan yemek olmaz' derler ya, bu iş böyle değil demek.
'Parayı veren düdüğü çalar' atasözü, bir iş için para ödeyen kişinin o işte söz sahibi olduğunu, istediği gibi yaptırabileceğini ifade eder. D seçeneğinde ise anlatılan durum, birinin çok çalışıp kazanmasına karşın harcamayı bilmemesidir. Bu durum atasözünün anlamıyla örtüşmemektedir; atasözü parayı ödeyenin kontrolü elinde tuttuğunu anlatırken cümle paranın doğru kullanılamamasını konu almaktadır. Diğer seçeneklerdeki atasözleri kendi bağlamlarıyla uyumludur.
2. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünün anlamını en iyi karşılayan durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Çalışanların motivasyon eksikliği nedeniyle verimliliğin düşmesi.
- B) Ekip içi iletişim sorunları nedeniyle işlerin ilerleyememesi.
- C) Bir fabrikada makinelerin bakımsız kalması nedeniyle üretimin durması.
- D) Bir şirketin dışarıdan sürekli borç alarak ayakta durmaya çalışması ama bunu uzun sürdürememesi. ✓
- E) Bir projenin yanlış planlanması nedeniyle sonuçlanamaması.
'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözü, bir işin ya da kurumun dışarıdan getirilen geçici kaynaklarla, kendi öz gücü olmaksızın uzun süre ayakta kalamayacağını; kendi kaynaklarına dayanmayan bir yapının sürdürülebilir olmadığını anlatır. A seçeneği bu anlamı en iyi yansıtmaktadır: dışarıdan borç alarak (taşıma suyla) ayakta durmaya çalışmak ama bunun kalıcı olmaması. B seçeneği bakım eksikliğini, C motivasyon sorununu, D planlama hatasını, E iletişim kopukluğunu konu almaktadır; bunların hiçbiri atasözünün 'öz kaynaklar olmadan sürdürülemezlik' temasını doğrudan karşılamamaktadır.
3. "Kendisi henüz o konuda yeni olmasına karşın başkalarına akıl vermeye kalkıştı." cümlesinin anlamına en uygun atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Horoz olmayan yerde karga sabah öter.
- B) Toy aşçı tencereyi dibinden tutar. ✓
- C) Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
- D) Kör kadı kör davacıya hak verir.
- E) Ağaç yaşken eğilir.
'Toy aşçı tencereyi dibinden tutar' atasözü, deneyimsiz, acemi birinin yanlış yöntemlerle iş yapmaya çalışacağını, tecrübesizliğin hataları beraberinde getireceğini anlatır; 'toy' kelimesi acemi, deneyimsiz anlamına gelir. Cümlede henüz yeni olan birinin başkalarına akıl vermeye kalkması anlatılmaktadır; bu da deneyimsizliğin yarattığı yanlış özgüven ve rehberlik hatasına işaret eder. C seçeneği 'Horoz olmayan yerde karga sabah öter' de çeldirici olabilir; bu atasözü gerçek bir otorite ya da uzman olmadığında daha az yeteneklinin öne çıkacağını anlatır. Ancak bu deyim 'ortamın boşluğunu doldurmak' üzerine kuruluyken cümle 'deneyimsizin ders vermeye kalkması' üzerinedir, dolayısıyla B daha isabetlidir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin genel anlamıyla çelişmektedir?
- A) Tecrübeli ustanın rehberliği sayesinde çırak kısa sürede gelişti; <u>'Üzüm üzüme baka baka kararır'</u> atasözü iyi örneklerin etkisini anlatır.
- B) Yılmadan çalışan girişimci sonunda başarıya ulaştı; <u>'Azim ile iplik, taşa delik açar'</u> sözü bu durumu özetlemektedir.
- C) Küçük hatalarını zamanında düzeltmeyen işçi büyük sorunlarla karşılaştı; <u>'Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir'</u> misali, küçük önlemler büyük felaketleri engeller. ✓
- D) Herkesin görüşünü alarak karar veren lider, ekibini memnun etti; nitekim <u>'Danışan dağı aşar, danışmayan düzde kalır'</u> der büyükler.
- E) Uzun vadeli planlar yapmak yerine günlük kararlarla hareket eden yönetici sonunda başarısız oldu; çünkü <u>'Bugünün işini yarına bırakma'</u> anlayışıyla çalışmak gerekir.
'Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir' atasözü, bugün elde olan küçük bir şeyin, henüz kazanılmamış büyük bir şeyden daha değerli olduğunu ifade eder; yani kesinlik belirsizliğe tercih edilmelidir. C seçeneğinde ise bu atasözü 'küçük önlemler büyük felaketleri engeller' anlamında kullanılmıştır ki bu, atasözünün gerçek anlamıyla örtüşmemektedir. Atasözü 'eldekini değerli say' mesajını verirken cümlede 'küçük önlemlerin büyük faydası' anlatılmaktadır. Bu iki anlam birbiriyle çelişmektedir. Diğer seçeneklerde atasözleri kendi gerçek anlamlarıyla cümlelere uygun biçimde yerleştirilmiştir.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ayağını yorganına göre uzatmak' deyimi doğru kullanılmıştır?
- A) Yorgun düşen işçi, ayağını yorganına göre uzatarak dinlenmeye karar verdi.
- B) Çocuk, soğuk gecede ayağını yorganına göre uzatarak ısınmaya çalıştı.
- C) Hasta adam, ayağını yorganına göre uzatarak doktoru bekledi.
- D) Uzun yolculuktan dönen adam, ayağını yorganına göre uzatarak derin bir uykuya daldı.
- E) Geliri kısıtlı olan aile, ayağını yorganına göre uzatarak tasarruflu bir yaşam sürdü. ✓
'Ayağını yorganına göre uzatmak' deyimi, 'gelirine göre harcama yapmak, imkânları ölçüsünde yaşamak' anlamına gelir. Yalnızca B seçeneğinde bu anlam doğru biçimde kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde deyim, mecaz anlamından uzaklaşılarak somut/gerçek anlamda kullanılmıştır.
6. 'Mum dibine ışık vermez' atasözüyle anlam bakımından en yakın olan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Balık baştan kokar.
- B) Nalıncı keseri gibi kendine yontar. ✓
- C) Ağaç yaşken eğilir.
- D) Dost acı söyler.
- E) Körle yatan şaşı kalkar.
'Mum dibine ışık vermez' atasözü, insanın kendi yakınlarına veya kendine iyilik etmediği, başkalarına yardımcı olan birinin kendi çevresini ihmal ettiği anlamını taşır. 'Nalıncı keseri gibi kendine yontar' da kişinin her şeyi kendi çıkarına göre düzenlediğini ifade eder; ancak her iki atasözü de kişinin önce kendini ya da yakın çevresini gözetmesi temasında buluşur. Bu iki atasözü, bencillik ve yakın çevreyi ön planda tutma açısından en yakın anlam ilişkisini kurar.
7. 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü aşağıdaki cümlelerin hangisinde doğru biçimde kullanılmıştır?
- A) Depremden kurtulan insanlar, 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek şükranlarını dile getirdi.
- B) Orman yangını söndürüldükten sonra bölge sakinleri 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek rahatladı.
- C) İki ülke arasındaki savaş sona erince diplomatlar 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' sözünü hatırladı.
- D) Şirketteki zimmet iddialarının asılsız çıkmasına rağmen herkes 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek yöneticiye şüpheyle bakmaya devam etti. ✓
- E) Sınıfta kopya çekildiğine dair söylentiler çıkınca öğretmen 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek konuyu kapattı.
Bu atasözü 'her dedikoduun, her söylentinin mutlaka bir gerçek temeli vardır' anlamını taşır. C seçeneğinde zimmetten söz edilmesi, dedikodunun asılsız çıkmış olmasına karşın insanların bu atasözüyle şüphelerini sürdürmesi, deyimin gerçek anlamına en uygun kullanımı yansıtır. E seçeneği cazip görünse de öğretmenin konuyu kapatması atasözünün mesajıyla çelişmektedir.
8. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen deyimin anlamı yanlış açıklanmıştır?
- A) Dişini sıkmak: Zorluğa katlanarak dayanmak
- B) Eli kulağında: Yakında gerçekleşmesi beklenen
- C) Kulağına küpe olmak: Başkasına ders vermek amacıyla bir şey söylemek ✓
- D) Gözden düşmek: İtibar ve değer kaybetmek
- E) Yüzü kara çıkmak: Haksız ya da başarısız duruma düşmek
'Kulağına küpe olmak' deyimi 'başkasına ders vermek' anlamına gelmez; 'yaşanan bir olaydan ders çıkarmak, bir daha aynı hatayı yapmamak için ibret almak' demektir. Ders çıkaran özne, karşısındaki değil, deyimi kullanan kişinin kendisi ya da söz konusu kişidir. Bu nedenle C seçeneğindeki açıklama yanlıştır.
9. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' atasözünün öğrettiği temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bir işi yapmak için gereken güç ve imkân kendi bünyesinde bulunmalıdır. ✓
- B) Emek verilmeden elde edilen kazanımlar uzun süre korunamaz.
- C) Başkasının emeğiyle geçinenler er ya da geç zorlukla karşılaşır.
- D) Dışarıdan gelen yardımlar işleri kolaylaştırsa da kalıcı çözüm değildir.
- E) Kalıcı başarı için doğal ve sürdürülebilir kaynaklara ihtiyaç vardır.
Bu atasözü, bir işin sürdürülebilir biçimde yürütülebilmesi için gerekli kaynağın ya da gücün dışarıdan değil, bizzat o işi yapanın kendi bünyesinden gelmesi gerektiğini anlatır. A, D ve E seçenekleri atasözünün bazı yan anlamlarına yaklaşsa da özü en iyi özetleyen seçenek C'dir; çünkü 'taşıma su' dışarıdan temin edilen geçici kaynağı simgeler ve kalıcılığın ancak iç kaynaklarla sağlanabileceğini vurgular.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'havanda su dövmek' deyimi doğru kullanılmıştır?
- A) Çocuk, bahçede oyun oynamak yerine havanda su dövmeyi tercih etti.
- B) Komite, acil kararlar almak yerine saatlerce havanda su dövdü. ✓
- C) Kasabın işi zor olduğundan her gün havanda su döverdi.
- D) Bilim insanı, yeni bir buluş için sabahtan akşama kadar havanda su dövdü.
- E) Fabrikada makineler bozulunca işçiler havanda su dövmek zorunda kaldı.
'Havanda su dövmek' deyimi, 'sonuçsuz ve boşa giden çaba harcamak, faydasız iş yapmak' anlamına gelir. A seçeneğinde komitenin karar almak yerine sonuçsuz tartışmalar yürütmesi bu anlamı tam olarak karşılamaktadır. D seçeneği cazip görünse de 'yeni buluş için çalışmak' anlamlı bir çaba olduğundan deyimin anlamıyla örtüşmez.
11. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklı bir düşünceyi dile getirmektedir?
- A) Damlaya damlaya göl olur.
- B) Yavaş giden yol alır.
- C) Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.
- D) Acele işe şeytan karışır.
- E) Az tamah çok ziyan getirir. ✓
A, B, C ve D seçeneklerindeki atasözleri, sabırlı ve temkinli davranmanın olumlu sonuçlar doğuracağını öğütler. E seçeneğindeki 'Az tamah çok ziyan getirir' atasözü ise açgözlülük ve hırs konusunda uyarıda bulunur; sabır ve aceleyle değil, doyumsuzluk ve hırsın zararlarıyla ilgilidir. Bu nedenle E, anlam bakımından diğerlerinden ayrılır.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim yanlış kullanılmıştır?
- A) Söylediklerinin doğruluğundan emin olmayan muhabir, haberi yayınlamadan önce epeyce ağzını aramaya çalıştı.
- B) Şirketi zora sokan kararlar yüzünden ortaklar birbirlerine girdiler.
- C) Küçük bir eleştiriyi bile kaldıramayan müdür, toplantıda kolayca küplere bindi.
- D) Yıllardır emek verdiği projenin çöpe atılması onu derin bir hayal kırıklığına uğrattı; adamın içi kan ağladı.
- E) Arkadaşının başarısını gören Mehmet, kıskançlıktan gözü döndü ve ona yardım etmeyi reddetti. ✓
'Gözü dönmek' deyimi 'öfke, korku veya tehlike anında aklını kaybedercesine saldırgan ya da pervasız bir hâle gelmek' anlamına gelir; kıskançlık duygusuyla değil, ağır öfke ve çılgınlık hâliyle ilişkilidir. D seçeneğinde kıskançlıkla ilişkilendirilmesi bu açıdan yanlıştır. Kıskançlık için 'içi yanmak', 'çekememek' gibi deyimler kullanılabilir. Diğer seçeneklerdeki deyimler yerli yerinde kullanılmıştır.
13. 'İt ürür, kervan yürür' atasözüyle verilmek istenen anlam aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Haksız eleştiri yapanlar sonunda pişman olur.
- B) Hedefine odaklanan kişi, gereksiz eleştirilerden etkilenmez. ✓
- C) Büyük başarılar, çok çalışmayı ve sabır göstermeyi gerektirir.
- D) İnsanlar kalabalık olduklarında daha cesur davranırlar.
- E) Güçlü ve kararlı kişiler engelleri kolayca aşar.
Bu atasözü, amacına yönelik hareket eden kişi ya da toplulukların, çevreden gelen boş eleştiri ve engellemelere aldırış etmeden yoluna devam etmesi gerektiğini anlatır. 'İt'in temsil ettiği gereksiz gürültü/eleştiriye karşın 'kervanın' yoluna devam etmesi, B seçeneğindeki 'gereksiz eleştirilerden etkilenmemek' fikriyle örtüşür. A seçeneği güç vurgusunu öne çıkardığı için atasözünün özüyle tam örtüşmez.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gönlünü almak' deyimiyle 'gönlünü yapmak' deyimi birbirine karıştırılarak yanlış kullanılmıştır?
- A) Tatlı sözler söyleyerek küskün çocuğun gönlünü aldı.
- B) Gönlünü yapamadığı komşusuyla bir türlü barışamadı.
- C) Çiçek alan adam, eşinin gönlünü aldı.
- D) Eleştirisinden rahatsız olan arkadaşının gönlünü almak için özür diledi.
- E) Yıllardır küs olan iki kardeş, annenin arabuluculuğuyla gönüllerini aldılar. ✓
'Gönlünü almak', küskün ya da kırılmış birini hoş söz veya davranışlarla memnun ederek barıştırmak demektir. A seçeneğinde 'gönüllerini aldılar' ifadesi kullanılmış ancak anlatılmak istenen iki tarafın barışması, yani iki tarafın gönüllerinin yapılmasıdır. Doğru kullanım 'gönülleri yapıldı' ya da 'aralarını buldular' olmalıdır. 'Gönlünü almak' tek yönlü bir barıştırma eylemiyken 'gönlünü yapmak' karşılıklı barışmayı anlatır.
15. 'Dost başa, düşman ayağa bakar' atasözüyle aşağıdaki atasözlerinden hangisi zıt anlam taşımaktadır?
- A) Dost acı söyler.
- B) Düşman bilmediğini sana öğretir. ✓
- C) Dostluk şarap gibidir, eskidikçe güzelleşir.
- D) Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
- E) İyilik eden iyilik bulur.
'Dost başa, düşman ayağa bakar' atasözü, gerçek dostun insanın iyiliğine, düşmanın ise zararına baktığını anlatır; yani düşmandan hayır gelmeyeceğini vurgular. 'Düşman bilmediğini sana öğretir' ise düşmanın bile kişiye faydalı olabileceğini, yeni şeyler öğretebileceğini ifade eder. Bu iki atasözü düşmanın insana katkısı konusunda birbirine zıt düşünceler içerir.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'elde var bin' deyimi doğru ve yerinde kullanılmıştır?
- A) Oğlunun sınavı kazandığını duyan baba, elde var bin sevindi.
- B) Şirkete yatırılan para elde var bin kâr getirdi.
- C) Miras davası kazanılan sanıyordu; elde var bin, her şey sıfırlandı.
- D) Yarışmada birinci gelen sporcu, elde var bin ödül kazandı.
- E) Uzun yıllardır çalıştı ama emekliliğinde elde var bin kaldı. ✓
'Elde var bin' deyimi, uzun çaba ve emek sonrasında elde kalacak sonucun beklenenden çok az, hatta neredeyse hiç olmadığını belirtmek için kullanılır; 'sonuçta kazanılan ya da elde kalan neredeyse yoktur' anlamını taşır. C seçeneğinde uzun yıllar çalışılmasına karşın emeklilikte neredeyse hiçbir şey kalmaması bu anlamı tam olarak karşılar. A seçeneği cazip görünse de 'her şeyin sıfırlanması' deyimin anlamından farklı bir sonuçtur.
17. Aşağıda verilen atasözlerinden hangisinin anlamı yanlış açıklanmıştır?
- A) 'Sakla samanı, gelir zamanı': Küçük şeyleri bile israf etmemek gerekir, her şeyin bir gün işe yarayacağı zamanı olabilir.
- B) 'Tencere dibin kara, seninki benden kara': İnsanın başkasının kusurunu görmesi ama kendi kusurunu görmemesi.
- C) 'Çürük tahta çivi tutmaz': Sağlam olmayan bir yapı üzerinde kalıcı iş yapılamaz.
- D) 'Bakarsan bağ, bakmazsan dağ': Emek verilmezse her şey bozulup gider.
- E) 'Yorgan gitti, kavga bitti': Anlaşmazlığa yol açan şey ortadan kalkınca sorun da çözülür. ✓
'Yorgan gitti, kavga bitti' atasözü yalnızca anlaşmazlığın sona ermesini değil, tartışmaya konu olan şey elden çıkınca zaten çatışacak bir şeyin kalmadığını, yani kavganın anlamsız bir hâl aldığını anlatır. C seçeneğindeki 'sorunun çözüldüğü' yorumu tam doğru değildir; atasözü sorunun çözüldüğünü değil, tartışma konusunun kendiliğinden yok olduğunu vurgular. Ancak bu seçenek diğer yanlış yorumlardan daha ince bir fark taşıdığından dikkatli değerlendirme gerektirir. Verilen seçenekler arasında anlamı en belirgin biçimde saptırılan seçenek C'dir.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili atasözü, cümlenin içeriğiyle çelişecek biçimde yanlış kullanılmıştır?
- A) Aylarca uğraşarak bitirdiği roman ilk haftada büyük ilgi gördü; <u>emek vermeden yemiş olmaz</u>.
- B) Küçük bir hata yüzünden yıllarca inşa ettiği güveni bir anda yıktı: <u>Bir musibet bin nasihatten yeğdir.</u> ✓
- C) Adamın bütün planları suya düşünce başka çıkar yol kalmadı: <u>Kader ne getirirse baş ona eğer.</u>
- D) Komşusu kendisine çok kötü davranmıştı; yine de ona yardım etti: <u>İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.</u>
- E) Şirkette çalışanlar sabah erken gelip akşam geç gidiyordu, ama iş bir türlü bitmiyordu: <u>İşleyen demir pas tutmaz.</u>
'Bir musibet bin nasihatten yeğdir' atasözü, bizzat yaşanan kötü bir deneyimin, söylenen öğütlerden daha kalıcı ve etkili bir ders verdiğini anlatır. C seçeneğinde ise 'yıllarca inşa edilen güvenin bir hatadan yıkılması' ele alınmaktadır; bu durum öğüt almayı değil, yapılan bir hatanın büyük bedel ödetmesini anlatır. Cümlenin içeriği atasözünün 'deneyimden ders çıkarma' temasıyla uyuşmadığından atasözü yanlış ve yerinde kullanılmıştır.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' atasözü, cümlenin gerçek anlamına en uygun biçimde kullanılmıştır?
- A) Komşular arasındaki tartışmanın derinleşmesi üzerine muhtarlar 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' deyerek her iki tarafı da uyardı.
- B) Uzun süredir ortalarda görünmeyen arkadaşının hasta olduğunu duyan Selim, buna inanmak istemeyerek 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' dedi.
- C) Mahallede yıllardır süregelen bu dedikodular için 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz' diyerek olayın özünü araştırmaya karar verdi. ✓
- D) Fabrikada çıkan dumanın kaynağını araştıran ekip, ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını bilerek bodrum katını inceledi.
- E) Şehirde çıkan yangının ardından soruşturma başlatıldı; ateş olmayan yerden duman çıkmaz, sorumlu mutlaka bulunur.
Bu atasözü 'her söylentinin arkasında mutlaka bir gerçek payı vardır' anlamını taşır. A ve C seçeneklerinde atasözü somut/gerçek anlamıyla (fiilen ateş ve duman) kullanılmış olup mecaz işlevi yoktur. D seçeneğinde bağlam uyumsuz; muhtarların uyarı gerekçesi olarak kullanımı mantık hatası içerir. E seçeneğinde ise 'inanmak istememe' bağlamı atasözünün anlamıyla çelişmektedir; atasözü şüpheciliği değil, söylentinin doğruluk payını kabul etmeyi ifade eder. B seçeneğinde söylentilerin ardında bir gerçek arayan kişinin tutumu atasözünün mecaz anlamıyla tam örtüşmektedir.
20. 'Körle yatan şaşı kalkar' atasözüyle anlam bakımından en yakın ilişkiyi hangisi kurmaktadır?
- A) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
- B) Sakla samanı, gelir zamanı.
- C) Üzüm üzüme baka baka kararır. ✓
- D) Mum dibine ışık vermez.
- E) Damlaya damlaya göl olur.
'Körle yatan şaşı kalkar' atasözü, kötü ya da olumsuz özelliklere sahip kişilerle birlikte bulunanların zamanla onlardan etkileneceğini anlatır; yani kötü çevrenin insanı olumsuz biçimlerde dönüştürdüğünü vurgular. 'Üzüm üzüme baka baka kararır' da aynı çevre etkisini ele alır: bir şeyin yakın çevresindekilerden etkileneceğini mecaz yollu aktarır. B seçeneği fırsatçılık ya da yakındakine değer vermemeyle ilgilidir. C seçeneği ileriye yönelik tasarruf ve hazırlıkla ilgilidir. D seçeneği birikimin gücünü anlatır. E seçeneği dayanışmanın önemini vurgular. Dolayısıyla anlam bakımından en yakın olan A'dır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim yanlış anlamda kullanılmıştır?
- A) Sınavda başarılı olan öğrenci, sonuçları gördüğünde ellerini ovuşturarak arkadaşlarını aradı.
- B) Planı mükemmel işleyen kötü adam, ellerini ovuşturarak sıradaki adımını hesaplıyordu.
- C) Uzun pazarlıklardan sonra istediği fiyatı alan tüccar ellerini ovuşturarak dükkândan ayrıldı.
- D) Müdürün bütün çabalarına rağmen işler yoluna girmeyince çaresizlik içinde ellerini ovuşturdu. ✓
- E) Rakibinin başarısızlığını bekleyen Ferhat, köşede ellerini ovuşturarak fırsatı kollamaktaydı.
'Ellerini ovuşturmak' deyimi, bir şeyden beklenti ve haz içinde gizlice ya da açıktan memnuniyet duymayı, kendi çıkarına bir şeyin gerçekleşmesinden gelen tatmini anlatır. Çaresizlik ya da üzüntüyü ifade etmez. A seçeneğinde deyim çaresizlik bağlamında kullanılmış, bu da anlamıyla çelişmektedir. B, C ve D seçeneklerinde kişinin kendi lehine gelişen bir durumdan duyduğu memnuniyet söz konusudur, bu yüzden doğru kullanımlardır. E seçeneğinde başarıdan duyulan sevinç anlatılmakta olup deyimle uyumludur.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gönül koyma' ve 'gönül alma' deyimleri bir arada ve doğru anlamlarıyla kullanılmıştır?
- A) Gönül alan kişi, sonunda kendisine gönül koyan birini bulmuştu.
- B) Arkadaşına gönül aldıktan sonra onun gönlünü koymamaya özen gösterdi.
- C) Küçük bir hata için gönül koyan annesini gönlünü almak için saatlerce uğraştı. ✓
- D) Gönül koymadan önce gönül almaya çalışmak her zaman daha iyidir.
- E) Gönlünü almak istediği için önce gönlünü koydu, sonra özür diledi.
'Gönül koymak' bir şeye ya da birine küsmek, darılmak anlamına gelir. 'Gönül almak' ise kırgın ya da kırılan birini hoş sözler ve davranışlarla memnun etmek, darılanın gönlünü rahatlatmak anlamını taşır. A seçeneğinde 'küsen annesi'nin gönlünü almak için çabalamak hem 'gönül koyma' hem de 'gönül alma' deyimlerini doğru ve mantıklı bir cümle bütünlüğünde kullanmaktadır. B seçeneğinde sıralama ve özne mantığı bozuktur. C seçeneğinde anlam belirsizliği vardır. D seçeneğinde önce gönlünü koymak sonra özür dilemek birbiriyle çelişen eylemleri anlatır. E seçeneğinde ise deyimler doğru kullanılmış gibi görünse de cümle anlamsız bir öğüt içermektedir.
23. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde, diğerlerinden farklı olarak 'görünüşe aldanmama' teması işlenmemiştir?
- A) Her kaynayan kazan yemek pişirmez.
- B) Sakallı keçi sakalsız adamdan akıllı değildir.
- C) Süt dökmüş kedi gibi görünmek yetmez, iş yapmak gerek.
- D) Parlayan her şey altın değildir.
- E) Ağaç yaşken eğilir. ✓
A seçeneği dürüst görünmenin yetmediğini, eylemin önemini vurgular — görünüşe aldanmama teması vardır. B seçeneği dışarıdan hareketli görünenin iş üretmeyebileceğini anlatır — görünüşe aldanmama teması mevcuttur. C seçeneği fiziksel özelliklerle akıl ya da değer arasında doğrudan ilişki olmadığını belirtir — görünüşe aldanmama teması vardır. E seçeneği doğrudan görünüşün yanıltıcı olduğunu ifade eder. D seçeneği ise 'erken yaşta alınan alışkanlıkların kalıcı olduğunu, eğitim ve terbiyenin gençlikte verilmesi gerektiğini' anlatır; bu bir 'zamanlama ve eğitim' temasıdır, görünüşe aldanmama ile ilgisi yoktur.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'küçük balık büyük balığı yutar' atasözünü destekler nitelikte bir çıkarım yapılmıştır?
- A) Uluslararası rekabette adil kurallar olmadan zayıfın hakkını araması imkânsızdır.
- B) Deneyimli oyuncu, tecrübesiz genç rakibine karşı rahatlıkla galip geldi.
- C) Piyasada güçlü olan şirket, rakiplerini sırayla satın alarak tekeli ele geçirdi.
- D) Küçük işletmeler vergi avantajlarından yararlanarak büyük şirketleri geride bırakmıştır. ✓
- E) Güçlü devletler zayıf devletleri her zaman etkisi altına almaktadır.
'Küçük balık büyük balığı yutar' atasözü, görünürde güçsüz ya da küçük olanın zekâ, strateji veya farklı avantajlar yoluyla güçlü olanı yenebileceğini anlatır; yani güçlünün her zaman kazanmadığını vurgular. B, C ve D seçeneklerinde güçlü olan kazanmakta olup bu durum atasözüyle değil, onun karşıtı olan 'büyük balık küçüğü yutar' mantığıyla örtüşmektedir. E seçeneği adaletsizliği vurgular, atasözüyle bağlantısı dolaylıdır. Yalnızca A seçeneğinde küçük görünen taraf (küçük işletmeler) büyük rakiplerini geride bırakmış, yani beklenmedik taraf kazanmıştır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çamur at izi kalır' ve 'iftira' kavramları arasındaki ilişki en doğru biçimde kurulmuştur?
- A) Çamur at izi kalır atasözü, iftira atanın kötü şöhretinin kalıcı olacağını anlatmaktadır.
- B) İftira atılan kişi zamanla temizlenebilir çünkü çamur kuruyunca silinir, atasözü bu gerçeği göz ardı eder.
- C) Bu atasözü, iftiranın kısa vadede etkili olduğunu ama zamanla kuruyup yok olacağını ifade eder.
- D) İftiraya uğrayan kişi mahkemede beraat etse de toplumda iz bırakacağı için çamur at izi kalır denilmiştir. ✓
- E) İftira ile çamur at izi kalır atasözünün ilgisi yoktur; atasözü yalnızca somut leke anlamı taşır.
Atasözü, asılsız suçlama ya da iftira atıldığında, kişi temize çıksa dahi zihinlerde bir şüphe ve leke kalacağını anlatır. Mecaz anlam, iftiranın ya da asılsız söylentinin toplumda iz bırakmasına dayanır. A seçeneği bu ilişkiyi doğru ve eksiksiz kurmuştur: iftira + beraat + ama iz kalması. B seçeneği atasözüyle çelişen bir yorum sunar. C seçeneğinde özne kayması vardır; atasözü iftira atanın değil, iftiraya uğrayanın üzerinde kalan izden söz eder. D seçeneği yanlıştır; atasözünün mecaz anlamı vardır. E seçeneği atasözünün anlamını yanlış aktarır.