menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - paragraf (Bölüm 3)

TURKCE - paragraf (Bölüm 3)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı yanlış kullanılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı yanlış kullanılmıştır?

    • A) Seni aradım da evde değildin.
    • B) O kitabı ben de okudum, çok etkileyici buldum.
    • C) Hava güzel olsa da pikniğe gitmek istemiyorum.
    • D) Güzel de bir gün geçirdik doğrusu.
    • E) Çocuklar bahçede oynuyor da büyükler sohbet ediyordu.

    B seçeneğinde 'de' bağlacı zıtlık ya da ek ilişkisi kurması gerekirken mantıksal olarak iki ayrı eylemin eş zamanlılığını anlatmaya çalışmaktadır; ancak bu ilişkiyi 've/oysa' gibi bağlaçların kurması daha doğrudur. Öte yandan asıl dilbilgisi hatası şudur: Bu cümlede 'de' zaman ya da neden bağlacı göreviyle kullanılabilir, ancak 'büyükler sohbet ediyordu' yükleminin geçmiş zamanla 'oynuyor' geniş-şimdisinin uyumsuzluğu anlatım bozukluğu yaratmaktadır; cümle yapısal tutarsızlık içermektedir. Diğer seçeneklerde 'de/da' doğru ve kurallı biçimde kullanılmıştır.

  2. 2. Aşağıdaki parçanın yazarı, hangi sav için kanıt olarak kullanılabilecek bir örnek sunmaktadır? 'XVI. yüzyılda basım teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte Latince, Avrupa'daki hâkimiyetini kaybetmeye başladı. Yerel diller yazı dili hâline geldi; bu da o dillerde düşünür ve yazar yetiştirdi. Kısa süre içinde Fransızca, İtalyanca ve İngilizce, bilim ve edebiyat dili olarak Latince'nin yerini aldı.'

    • A) Latince, dinî baskılar nedeniyle Avrupa'da etkisini yitirmiştir.
    • B) Yerel dillerin yazı dili hâline gelmesi ancak siyasi destekle mümkündür.
    • C) Bilginin yayılma biçimi, dil politikalarını ve kültürel güç dengelerini dönüştürebilir.
    • D) Bir dilin statüsü, onu konuşan toplumun siyasi gücüyle doğru orantılıdır.
    • E) Teknolojik gelişmeler ekonomik dengeleri doğrudan etkiler.

    Paragraf; basım teknolojisinin (bilginin yayılma biçimi) yerel dilleri güçlendirdiğini ve Latince'nin hâkimiyetini (kültürel güç dengesi) değiştirdiğini anlatmaktadır. Bu, doğrudan C seçeneğindeki 'bilginin yayılma biçiminin dil politikalarını ve güç dengelerini dönüştürebileceği' savını destekler. A seçeneği ekonomiyi, B siyasi gücü, D siyasi desteği, E ise dinî baskıyı öne çıkarmakta olup bunlar metinde yer almayan iddialar ya da yanlış çıkarımlardır.

  3. 3. Aşağıdaki parçada altı çizili sözcüğün metindeki işlevi nedir? 'Eleştirmenler, romanın yapısını tutarsız buldular. Yine de kitap, ilk basımda kısa sürede tükendi.'

    • A) Neden-sonuç ilişkisi kurmak
    • B) Zaman sıralaması bildirmek
    • C) Önceki yargıya rağmen gerçekleşen bir durumu göstermek
    • D) Koşul ilişkisi kurmak
    • E) Pekiştirme ve vurgulama yapmak

    'Yine de' bağlacı, önceki cümledeki olumsuz değerlendirmeye (eleştirmenlerin tutarsız bulması) karşın ikinci cümledeki olumlu sonucun (kitabın tükenmesi) gerçekleştiğini gösterir. Bu, bir karşıtlık/zıtlık bağlacıdır ve 'beklenenin aksine olan durumu' ifade eder. A'daki neden-sonuç için 'bu yüzden/bu nedenle', B'deki zaman için 'önce/sonra', D'deki pekiştirme için 'hatta/üstelik', E'deki koşul için 'ancak/şayet' kullanılırdı.

  4. 4. Aşağıdaki parçanın ana düşüncesi nedir? 'Bir ülkenin refahını ölçmek için yalnızca gayri safi yurt içi hasılaya bakmak yanıltıcı olabilir. GSYİH yüksek olsa da gelir dağılımındaki eşitsizlik derinleşebilir; eğitime ve sağlığa erişim kısıtlı kalabilir. Refah; mutluluk, güvenlik ve fırsat eşitliğini kapsayan çok boyutlu bir kavramdır.'

    • A) Sosyal göstergeler, GSYİH ile birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.
    • B) GSYİH, ekonomik büyümenin en güvenilir göstergesidir.
    • C) Mutluluk ve güvenlik, ekonomik büyümeden daha önemli hedeflerdir.
    • D) Gelir dağılımındaki eşitsizlik, ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engeldir.
    • E) Bir toplumun refahı, ekonomik verilerle tam olarak ölçülemez.

    Paragraf; GSYİH'nin tek başına yeterli olmadığını, refahın eğitim, sağlık, mutluluk ve fırsat eşitliği gibi boyutları kapsadığını vurgular. Ana düşünce; ekonomik verinin (GSYİH) refahı tam olarak ölçemeyeceğidir. Bu, C seçeneğiyle örtüşmektedir. D seçeneği cazip görünse de paragraf 'mutluluğun GSYİH'den daha önemli olduğunu' değil, 'refahın çok boyutlu olduğunu' savunmaktadır. E seçeneği ise metindeki tezi değil, tam tersini ima eder.

  5. 5. Aşağıdaki parçada yazar, hangi düşünce tekniğinden yararlanmaktadır? 'Bilgisayar, satranç ustalarını yenebilir; ama satrancı icat edemez. Yapay zekâ, müzik besteleyebilir; ama neden müzik yaptığını bilemez. Robotlar ameliyat yapabilir; ama acıyı hissedemez. Tüm bu yeteneklere karşın makineler, anlam üretemez.'

    • A) Tanımlama
    • B) Örneklendirme yoluyla genelleme
    • C) Neden-sonuç ilişkisi kurma
    • D) Betimleme
    • E) Karşılaştırma

    Yazar; bilgisayar, yapay zekâ ve robotlardan somut örnekler vererek ('satranç yenme ama icat edememe', 'müzik yapma ama neden bilmeme', 'ameliyat yapma ama hissedememe') her seferinde aynı sınırlamayı göstermekte ve son cümlede 'makineler anlam üretemez' biçiminde genel bir sonuca ulaşmaktadır. Bu, tümevarım yollu örneklendirme → genelleme tekniğidir. D'deki karşılaştırma, iki varlığın özelliklerini yan yana getirmeyi gerektirir; burada ise örnekler tek bir sonucu desteklemek için sıralanmaktadır.

  6. 6. Aşağıdaki parçada geçen 'köksüz özgürlük' kavramıyla yazar ne anlatmak istemektedir? 'Gelenekten tamamen kopuk bir özgürlük, bireyi aidiyetsizliğe sürükler. Köksüz özgürlük, kişinin hangi değerler uğruna özgür olduğunu bilememesi durumudur. Gemi limansız kalınca yol değil, sürüklenme başlar.'

    • A) Toplumdan soyutlanmış bireyin yaratıcılığının artmasını
    • B) Özgürlüğün ancak bireysel çabayla kazanılabileceğini
    • C) Geleneksel değerlerin bireyi kısıtlayan yanlarını
    • D) Bireyin toplumsal kurallara aykırı davranmasını
    • E) Değer temeli olmaksızın kazanılan özgürlüğün anlamsızlaşmasını

    Yazar; 'köksüz özgürlüğü' 'hangi değerler uğruna özgür olduğunu bilememek' şeklinde tanımlamış ve gemi-liman metaforuyla bunu 'sürüklenme' olarak nitelendirmiştir. Kavram; değer tabanı olmayan bir özgürlüğün yön verici gücünü yitireceğini, dolayısıyla anlamsızlaşacağını ifade eder. Bu, C seçeneğiyle örtüşmektedir. A seçeneği aykırı davranışı, B özgürlüğü kısıtlayıcı geleneği, D bireysel çabayı, E ise yaratıcılığı ön plana alır; bunların hiçbiri metnin söyledikleriyle uyuşmamaktadır.

  7. 7. Aşağıdaki parçada yazar, ağırlıklı olarak hangi anlatım biçimini kullanmıştır? 'Sokrates'e göre bilgelik, bildiklerinden çok bilmediklerinin farkında olmaktır. Bilinen hikayeleri yeniden sorgulamak, alınan cevapları geçici saymak, her yanıtın ardından yeni bir soru sormak; bunlar, Sokratik yöntemin özünde yatar. Bu yöntem ne bir öğreti sunar ne de kesin doğrular vaat eder: yalnızca sorular sorar.'

    • A) Kanıtlama
    • B) Öyküleme
    • C) Betimleme
    • D) Tartışma
    • E) Açıklama

    Paragraf; Sokratik yöntemin ne olduğunu, neyi amaçladığını ve nasıl işlediğini nesnel bir dille ortaya koymaktadır. Herhangi bir karşıt görüş çürütülmemiş (tartışma/kanıtlama değil), olaylar anlatılmamış (öyküleme değil), duyusal ayrıntılar verilmemiş (betimleme değil); yalnızca bir kavram tanımlanıp içeriği açıklanmıştır. Bu, açıklama (exposition) anlatım biçimidir.

  8. 8. Aşağıdaki parçaya göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenemez? 'Araştırmalar, yeşil alanlara yakın yaşayan insanların stres düzeylerinin daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, şehir merkezlerinde yaşayan bazı bireyler de yüksek yaşam tatmini bildirmektedir. Dolayısıyla doğaya yakınlık refahı destekleyen etkenlerden biri olmakla birlikte tek belirleyici değildir.'

    • A) Refah, birden fazla etken tarafından şekillendirilebilir.
    • B) Bazı şehir sakinleri yüksek yaşam tatmini yaşayabilmektedir.
    • C) Şehir merkezinde yaşayanların tamamı düşük yaşam tatmini bildirmektedir.
    • D) Doğaya yakınlık, stres azaltmaya katkıda bulunabilir.
    • E) Yeşil alanlara yakınlık, refahı etkileyen tek etken değildir.

    Soruda 'kesinlikle söylenemez' ifadesi, metne aykırı ya da metinde desteklenmeyen bir önermeyi bulmayı gerektirir. B seçeneği 'şehir merkezinde yaşayanların tamamının düşük yaşam tatmini bildirdiğini' iddia etmektedir; oysa metin tam tersini söyler: 'bazı bireyler yüksek yaşam tatmini bildirmektedir.' Bu nedenle B kesinlikle söylenemez. A, C, D ve E seçenekleri metnin içeriğiyle doğrudan örtüşmekte ya da metin tarafından desteklenmektedir.

  9. 9. Aşağıdaki parçada yazar, sonuç olarak ne söylemiştir? 'Tarihte büyük buluşların çoğu, alanın dışından gelen birinin alanın içindekilerin sıradanlaştırdığı sorularla yeniden ilgilenmesiyle gerçekleşmiştir. Newton bir fizikçi değildi; Darwin tıptan yetişmişti. Uzmanlık derinlik kazandırır; ama zaman zaman körlük de üretir. O hâlde bir alanda çığır açmak için hem içeridekilerin bilgisine hem de dışarıdakilerin bakışına ihtiyaç vardır.'

    • A) Uzmanlık tek başına bilimsel ilerlemeyi mümkün kılmaz.
    • B) Bilimsel gelişme ancak disiplinlerarası ekip çalışmasıyla sağlanabilir.
    • C) Newton ve Darwin'in başarısı, tarihsel bir rastlantıyla açıklanabilir.
    • D) Köklü yenilikler için iç bilgi ve dış bakışın birleşimine ihtiyaç vardır.
    • E) Alanın dışından gelenler, uzmanların göremediği soruları sorar.

    Paragrafın son cümlesi doğrudan sonucu bildirmektedir: 'Çığır açmak için hem içeridekinin bilgisine hem de dışarıdakinin bakışına ihtiyaç vardır.' Bu, D seçeneğiyle birebir örtüşmektedir. A seçeneği ara bir gözlemi, C ise kısmi bir çıkarımı yansıtır; ancak bunlar yazarın ulaştığı asıl sonuç değildir. E seçeneğindeki 'ekip çalışması' metinde hiç geçmemektedir; yazar bireyler ve bakış açıları üzerinden konuşmaktadır.

  10. 10. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre hangisi getirilmelidir? "Edebiyat eleştirisi, bir eseri yalnızca güzel ya da çirkin diye nitelendirmekle yetinemez. Eleştirmenin görevi, okuyucunun o esere bakışını zenginleştirmek, eserin katmanlarını açığa çıkarmaktır. ---- Bu nedenle iyi bir eleştiri, eseri tüketmez; tersine, okuyucuyu esere defalarca geri döndürür." Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

    • A) Oysa pek çok eleştirmen eserden çok yazarın kişisel yaşamına odaklanmaktadır.
    • B) Yoksa okuyucu, eseri tek bir anlam etrafında kapatıp onu yalnız bırakacaktır.
    • C) Eleştiri sanatı da tıpkı roman gibi kendi içinde gelişip olgunlaşmaktadır.
    • D) Bir eleştiri ne kadar sert olursa sanatçıyı o kadar çok geliştirir.
    • E) Nitekim eleştirmenler zaman içinde yazarların en yakın dostları hâline gelmiştir.

    Parçanın sonunda 'iyi bir eleştirinin eseri tüketmediği, okuyucuyu esere defalarca geri döndürdüğü' söylenmektedir. Boşluktan önceki cümlede ise eleştirmenin eserin katmanlarını açığa çıkarma görevi anlatılmaktadır. Bu iki düşünceyi mantıklı biçimde birbirine bağlayan cümle C seçeneğidir: eleştiri bu görevi yapmazsa okuyucu eseri tek anlamda kapatır. Diğer seçenekler ya konu dışına çıkmakta (A, D, E) ya da parçanın tezini desteklememektedir (B).

  11. 11. Aşağıdaki parçanın ana düşüncesi nedir? "Şehirler büyüdükçe insanlar arasındaki mesafe paradoks biçimde artmaktadır. Milyonlarca kişinin yan yana yaşadığı metropollerde yalnızlık, küçük kasabalara kıyasla çok daha yaygın bir sorundur. Bunun temel nedeni, kalabalığın bireyi görünmez kılmasıdır. Küçük topluluklarda herkes birbirini tanıdığı için kişi, var olduğunu hisseder; oysa büyük şehirde insan, kalabalığın içinde eriyip gider." Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kalabalık ortamlar, bireyin kendini görünmez hissetmesine yol açarak yalnızlığı derinleştirir.
    • B) Küçük kasabalarda yaşayan insanlar büyük şehirlere göçü tercih etmemelidir.
    • C) Metropollerde sosyal olanaklar kasabalara göre çok daha geniştir.
    • D) Şehirleşme, insanların fiziksel sağlığını olumsuz etkilemektedir.
    • E) Yalnızlık sorununun çözümü sosyal medya platformlarında aranmalıdır.

    Parçanın tamamı, büyük şehirlerde kalabalığın bireyi görünmez kılarak yalnızlığı artırdığı tezini işlemektedir. 'Kalabalığın bireyi görünmez kılması' ifadesi hem neden hem de sonucu bir arada barındırmaktadır. C seçeneği bu ana fikri doğrudan ve eksiksiz biçimde yansıtmaktadır. Diğer seçenekler ya parçada hiç geçmeyen konulara değinmekte (B, E) ya da yargı bildiren ancak parçanın odak noktasını kaçıran ifadeler içermektedir (A, D).

  12. 12. Aşağıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşünce akışını bozmaktadır? (I) Dil, yalnızca iletişim aracı değil; düşüncenin kendisidir. (II) Bir dili ne kadar derinlemesine bilirseniz, o dilde o kadar ince düşünebilirsiniz. (III) Bu yüzden çok dilli bireyler farklı kültürel perspektiflere daha kolay ulaşabilir. (IV) Nitekim günümüzde ikinci dil öğrenimi giderek daha erken yaşlarda başlamaktadır. (V) Dilin düşünceyi şekillendirdiğini savunan dilbilimciler, bu görüşü pek çok deneyle desteklemiştir.

    • A) II
    • B) V
    • C) IV
    • D) III
    • E) I

    Parçanın ana eksenini 'dilin düşünceyi şekillendirdiği' teması oluşturmaktadır. I, II, III ve V numaralı cümleler bu temayı farklı açılardan ele almaktadır. IV numaralı cümle ise ikinci dil öğreniminin yaşa bağlı bir gözlemini aktarmaktadır; bu bilgi parçanın felsefi-dilbilimsel çerçevesiyle ilgisi olmayan ve düşünce akışını kesen bir unsurdur. Bu nedenle D seçeneği doğrudur.

  13. 13. Aşağıdaki parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı hangisidir? "Bazı mimarlar, binaların yalnızca işlevsel olması gerektiğini savunur. Onlara göre estetik kaygı, maliyeti artırır ve kullanım alanını daraltır. Öte yandan diğer bir kesim, mimarlığın bir sanat dalı olduğunu ve güzelliğin işlevden bağımsız bir değer taşıdığını ileri sürer. Tarihe bakıldığında ise en kalıcı yapıların hem işlevsel hem de estetik nitelikleri bir arada barındırdığı görülmektedir." Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?

    • A) Tarihteki büyük yapılar yalnızca işlevleri sayesinde ayakta kalmıştır.
    • B) Mimarlıkta işlev ve estetiği karşıt değil, tamamlayıcı unsurlar olarak görmek daha isabetlidir.
    • C) Mimar olmak için öncelikle sanat eğitimi almak gerekmektedir.
    • D) Estetik kaygı her zaman maliyeti artırır ve bu kabul edilemez.
    • E) Çağdaş mimarlık, geleneksel anlayışlardan tamamen kopmak zorundadır.

    Parçanın son cümlesi 'en kalıcı yapıların hem işlevsel hem estetik nitelikleri birlikte barındırdığını' belirtmektedir. Bu, parçanın temel çıkarımıdır: işlev ve estetik birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır. C seçeneği bu yargıyı tam olarak yansıtmaktadır. A parçada geçmemekte, B ve D parçanın verdiği bilgiyle çelişmekte, E ise tamamen konu dışı bir yargı içermektedir.

  14. 14. Aşağıdaki parçaya göre yazarın benimsediği görüş hangisidir? "Tarih boyunca bilim insanları, doğayı daha iyi anlayabilmek için onu parçalara ayırarak inceledi. Bu yöntem büyük başarılar getirdi; ancak parçaların birbirleriyle ilişkisini görmemizi güçleştirdi. Örneğin bir ormanı incelerken ağaçlara, toprağa ve hayvanlara ayrı ayrı bakıldığında ormanı bir sistem olarak kavramak zorlaşır. Oysa doğa, bütüncül bir yapıya sahiptir ve parçalar ancak bütün içindeki konumlarıyla anlam kazanır." Yazara göre doğayı anlama konusunda en doğru yaklaşım hangisidir?

    • A) Doğanın parçalara ayrılarak incelenmesi bilimsel açıdan hatalı bir yöntemdir.
    • B) Analitik yöntem, doğayı anlamada en güvenilir yoldur ve sürdürülmelidir.
    • C) Tarihsel süreçte bilim, doğayla ilgili hiçbir doğru bilgiye ulaşamamıştır.
    • D) Bilim insanları doğayı incelerken daha çok hayvanlar üzerine yoğunlaşmalıdır.
    • E) Doğayı anlamak için parçaları bütünün içindeki ilişkileriyle birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir.

    Yazar, parçalayıcı (analitik) yöntemin başarılar getirdiğini kabul etmekle birlikte, doğanın bütüncül yapısını kavramayı güçleştirdiğini vurgulamaktadır. 'Parçalar ancak bütün içindeki konumlarıyla anlam kazanır' cümlesi yazarın benimsediği görüşü açıkça ortaya koymaktadır. D seçeneği bu görüşü en doğru biçimde yansıtmaktadır. B seçeneği çeldiricibir seçenektir; yazar analitik yöntemin hatalı olduğunu değil, tek başına yetersiz kaldığını söylemektedir.

  15. 15. Aşağıdaki parçada anlam bakımından birbirine en yakın cümleler hangileridir? (I) Çocuklukta öğrenilen alışkanlıklar, yetişkinlik döneminde de sürer. (II) Erken yaşlarda edinilen davranış kalıpları, ilerleyen yıllarda köklü biçimde değiştirilmesi güç örüntüler oluşturur. (III) Yaşlılıkta yeni alışkanlıklar edinmek ise gençlere kıyasla çok daha kolaydır. (IV) Bu yüzden eğitimciler çocuğun ilk yıllarının kritik önem taşıdığını vurgular. (V) Aile ortamı da çocuğun kişilik gelişiminde belirleyici bir rol üstlenir.

    • A) I ve III
    • B) III ve V
    • C) II ve IV
    • D) I ve V
    • E) I ve II

    I numaralı cümle 'çocuklukta öğrenilen alışkanlıkların yetişkinlikte de sürdüğünü', II numaralı cümle ise 'erken yaşlarda edinilen davranış kalıplarının ilerleyen yıllarda değiştirilmesinin güç olduğunu' söylemektedir. Her iki cümle de aynı temel fikri farklı sözcüklerle dile getirmektedir. Bu nedenle doğru yanıt C'dir. III numaralı cümle ise bu fikre doğrudan aykırı bir anlam taşıdığından dikkat dağıtıcı çeldirici işlevi görmektedir.

  16. 16. Aşağıdaki parçada geçen 'bu özellik' sözüyle anlatılmak istenen nedir? "Roman, zaman içinde kendini sürekli yenilemiş bir türdür. 18. yüzyılda gerçekçiliği keşfeden roman, 20. yüzyılda bilinci ve iç dünyayı merkeze almıştır. Postmodern dönemde ise kendi kurgu olduğunu okuyucuya açıkça ilan etmiştir. Bu özellik, romanı diğer sanat dallarından ayıran en temel nitelik olarak gösterilebilir." 'Bu özellik' ifadesiyle kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Romanın farklı dönemlerde farklı konuları ele alması
    • B) Romanın gerçekçi bir üslupla yazılması
    • C) Romanın diğer türlerden etkilenerek şekillenmesi
    • D) Romanın bilinç akışı tekniğini kullanması
    • E) Romanın kendini sürekli dönüştürüp yenileme kapasitesi

    'Bu özellik' ifadesi parçanın tamamına atıfta bulunmaktadır. Parçada romanın 18. yüzyıldan günümüze farklı biçimler aldığı ve her dönemde kendini yenilediği anlatılmaktadır. 'Bu özellik, romanı diğer sanat dallarından ayıran en temel nitelik' cümlesi bu dönüşüm kapasitesini kastediyor olmalıdır. D seçeneği bu anlamı en doğru biçimde karşılamaktadır. B seçeneği cazip görünse de yalnızca farklı konuları ele almayı belirtmekte, romanın özgün ve kalıcı dönüşüm kapasitesini yeterince yansıtmamaktadır.

  17. 17. Aşağıdaki iki parçada ortak olarak vurgulanan düşünce hangisidir? Parça I: "Teknoloji, insanın hayatını kolaylaştırdıkça insanı daha az düşünmeye sevk etmektedir. Hesap makinesi icadından önce zihinden yapılan hesaplamalar, bugün neredeyse terk edilmiştir. Kolaylık, zihinsel tembelliği beslemektedir." Parça II: "Hazır yemek sektörünün yaygınlaşması, insanların mutfak becerilerini yitirmesine neden olmaktadır. Artık pek çok genç, temel bir yemeği nasıl pişireceğini bilmemektedir. Pratik çözümler, bireyin kendi kendine yetme kapasitesini köreltmektedir."

    • A) Eğitim sistemi bireyleri pratik hayata hazırlamamaktadır.
    • B) Bireylerin geleneksel yaşam biçimine geri dönmesi gerekmektedir.
    • C) Kolaylık ve pratiklik, insanın temel beceri ve kapasitelerini aşındırmaktadır.
    • D) Modern yaşam koşulları bireyin ekonomik bağımsızlığını zedelemektedir.
    • E) Teknoloji ve hazır yemek sektörü çevre kirliliğine zemin hazırlamaktadır.

    Parça I'de teknolojik kolaylığın zihinsel tembelliği beslediği, Parça II'de ise hazır çözümlerin bireyin becerisini körelttiği anlatılmaktadır. Her iki parçanın ortak teması 'kolaylık ve pratiklik sağlayan araçların insanın kendi kapasitesini zayıflattığı'dır. B seçeneği bu ortak düşünceyi tam olarak yansıtmaktadır. D seçeneği çeldirici nitelikte olup parçalarda 'geleneksel yaşama dönüş' önerisi yer almamaktadır.

  18. 18. Aşağıdaki parçanın anlatımıyla ilgili hangisi söylenemez? "Sabah güneşi, kentin gri çatılarına altın bir örtü serdi. Sokaklar henüz uyanmamış, arabalar uyukluyordu. Sadece bir iki martı, kanalın soğuk suyunu gözetliyordu; sanki onlar da şehrin ağır uykusundan çekiniyordu." Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Kişileştirme sanatına başvurulmuştur.
    • B) Betimleme ağır basmaktadır.
    • C) Benzetme yapılmıştır.
    • D) Diyalog tekniğinden yararlanılmıştır.
    • E) Şiirsel bir atmosfer oluşturulmaya çalışılmıştır.

    Parçada 'sokakların uyanmamış olması' ve 'arabaların uyuklaması' kişileştirme (A doğru), 'altın bir örtü' benzetmesi (B doğru), kent sabahının ayrıntılı biçimde resmedilmesi betimleme (C doğru), imgeli ve ritimli bir dil şiirsel atmosfer (E doğru) örnekleridir. Ancak parçada hiçbir konuşma ya da diyalog yer almamaktadır. Bu nedenle 'diyalog tekniğinden yararlanılmıştır' yargısı (D) parça için söylenemez ve doğru yanıt D'dir.

  19. 19. Aşağıdaki parçada yazarın tutumu en iyi hangisiyle tanımlanabilir? "Günümüz insanının geçmişe duyduğu özlem anlaşılır bir duygudur. Değişimin hızı arttıkça, tanıdık olan her şey güven ve huzur kaynağına dönüşür. Ne var ki geçmişi yalnızca güzel bir şey olarak hatırlamak, onu olduğundan farklı bir hâlde görmek anlamına gelir. Geçmiş; açlıkları, savaşları, adaletsizlikleri de barındırmaktadır. Dolayısıyla özlem duygusu meşru olmakla birlikte, onu eleştirel bir gözle değerlendirmek gerekmektedir." Yazarın bu parçadaki tutumu aşağıdakilerden hangisiyle en iyi tanımlanabilir?

    • A) Özlemi anlaşılır bulmakla birlikte eleştirel bir değerlendirmeyi zorunlu gören dengeli bir tutum
    • B) Geçmişi yücelten ve özlemi savunan bir tutum
    • C) Geçmişteki adaletsizlikleri ön plana çıkaran ve bugünü savunan polemik bir tutum
    • D) Geçmişi bütünüyle reddeden ve değişimi yücelten bir tutum
    • E) Değişime karşı çıkan ve gelenekçiliği öne çıkaran muhafazakâr bir tutum

    Yazar önce özlem duygusunu anlaşılır bulmakta, ardından bu duygunun geçmişi idealize edebileceğini belirterek eleştirel bir değerlendirme yapılmasını önermektedir. Bu dengeli yaklaşım ne geçmişi yüceltmekte ne de tamamen reddetmektedir. C seçeneği bu tutumu en doğru biçimde tanımlamaktadır. A ve E seçenekleri parçanın vurguladığı eleştirel mesafeyi yansıtmamaktadır.

  20. 20. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdaki cümlelerden hangisi getirilemez? "Fotoğraf sanatı, gerçeği belgeleyen bir araç mıdır yoksa sanatçının dünyayı yorumlama biçimi midir? Bu soru, fotoğrafın doğası hakkında derin tartışmalara neden olmaktadır. ---- Nitekim aynı manzaraya bakan iki fotoğrafçı, birbirinden tamamen farklı kareler üretebilmektedir." Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

    • A) Her fotoğraf, çekeni hakkında bir şeyler anlatır çünkü seçim kaçınılmaz olarak özneldir.
    • B) Fotoğraf makinesi ne kadar gelişirse gerçeği o kadar doğru yansıtır.
    • C) Kadraj, ışık ve an seçimi fotoğrafçının yorumunu yansıtır.
    • D) Objektif gerçeği değil, sanatçının seçtiği gerçeği aktarır fotoğraf.
    • E) Belgeleme işlevi ile yaratıcı yorum iç içe geçmiş olabilir fotoğrafta.

    Parçanın bağlamı, fotoğrafın nesnel bir belgeleme mi yoksa öznel bir yorum mu olduğu sorusunu tartışmaktadır. Son cümle de aynı manzaradan farklı kareler elde edilebildiğini belirterek öznel yorumun varlığını desteklemektedir. C seçeneği ise 'makinenin gelişmesinin gerçeği daha doğru yansıttığını' söyleyerek fotoğrafı salt teknolojik bir araç olarak değerlendirmekte ve parçanın akışıyla çelişmektedir. Boşluğa getirilemeyecek cümle C'dir.

  21. 21. Aşağıdaki parçada altı çizili bölümün işlevi nedir? "İnsanlar genellikle güçlü anılarını olduğundan daha uzak bir geçmişe yerleştirirler. Bir tatili, bir aşkı ya da bir kaybı yaşandığından daha eskide sanırlar. Psikologlar bu olguyu 'teleskop etkisi' olarak adlandırmaktadır. Bu, belleğin yalnızca depolama değil, aynı zamanda yeniden inşa etme işlevi gördüğünü kanıtlamaktadır." Parçada altı çizili bölüm ('belleğin yalnızca depolama değil, aynı zamanda yeniden inşa etme işlevi gördüğü') hangi işlevi üstlenmektedir?

    • A) Verilen örneklerin yanlış olduğunu ortaya koymaktadır.
    • B) Parçanın başında verilen gözlemden çıkarılan genel bir sonuç bildirmektedir.
    • C) Psikologların görüşüne karşı bir eleştiri getirmektedir.
    • D) Teleskop etkisinin neden oluştuğunu açıklamaktadır.
    • E) Belleğin biyolojik yapısını tanımlamaktadır.

    Parçada önce gözlem (anıların olduğundan eskide sanılması) verilmekte, sonra bu olgunun adı belirtilmekte (teleskop etkisi), ardından altı çizili cümleyle bu olgudan geniş bir sonuç çıkarılmaktadır: bellek yalnızca depolamaz, aynı zamanda yeniden inşa eder. Bu yapı tümevarımsal bir akıştır; özel gözlemden genel ilkeye ulaşılmaktadır. A seçeneği bu işlevi doğru tanımlamaktadır. B seçeneği çeldirici olmakla birlikte 'neden'i açıklamak değil, bir 'sonuç çıkarmak' söz konusudur.

  22. 22. Aşağıdaki parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisi kesin olarak doğrudur? "Bazı araştırmalar, doğada vakit geçirmenin stres hormonlarını azalttığını ortaya koymaktadır. Şehir parkları, bu anlamda önemli bir işlev görmektedir. Ancak tüm araştırmalar bu sonucu desteklememekte; bazı çalışmalar, etkinin kişilik özelliklerine ve doğaya önceden maruz kalma düzeyine göre değiştiğini ileri sürmektedir." Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi kesin olarak çıkarılabilir?

    • A) Doğada vakit geçirmek her insanda stres düzeyini mutlaka düşürür.
    • B) Şehir parkları, stres yönetiminde en etkili yöntemdir.
    • C) Doğaya maruz kalma düzeyi yükseldikçe kişinin stresi tamamen ortadan kalkar.
    • D) Kişilik özellikleri stresi doğrudan ve tek başına belirleyen etkendir.
    • E) Doğanın stres üzerindeki etkisine ilişkin araştırma sonuçları tutarlı bir bütün oluşturmamaktadır.

    Parçada 'bazı araştırmalar' etkiyi doğrularken 'bazı çalışmalar' etkinin değişken olduğunu göstermektedir. Bu durum araştırma sonuçlarının birbiriyle çeliştiğini, dolayısıyla tutarlı bir bütün oluşturmadığını ortaya koymaktadır. C seçeneği bu çıkarımı yansıtmaktadır. A, B, D ve E seçenekleri ise parçada desteklenmeyen kesin yargılar içermektedir. 'Mutlaka', 'en etkili', 'tek başına', 'tamamen' gibi abartılı niteleyiciler dikkatli okuyucuya bu seçeneklerin yanlışlığını göstermektedir.

  23. 23. Aşağıdaki parçada yazar, okuyucuya öncelikle ne yapmalarını tavsiye etmektedir? "Bir kitap okurken altını çizmek, notlar almak, sorular sormak okumayı daha verimli kılar. Ancak bu tekniklerin yarar sağlaması için okuyucunun önce metinle samimi bir karşılaşma yaşaması gerekmektedir. Teknikler, anlamayı kolaylaştırmak için vardır; yoksa teknik için okumak, ağacı görüp ormanı kaçırmak gibidir. Önce merak edin, sonra not alın." Yazara göre verimli bir okuma deneyimi için öncelik sıralaması nasıl olmalıdır?

    • A) Önce samimi bir merak ve bağ kurmak, ardından teknikleri devreye sokmak
    • B) Önce metnin ne tür bir teknikle yazıldığını anlamak, ardından yorumlamak
    • C) Önce metnin konusunu araştırmak, ardından okumaya başlamak
    • D) Önce not almak, ardından metni okumak
    • E) Önce tekniği belirlemek, ardından metne yaklaşmak

    Yazarın son cümlesi açık bir öncelik sıralaması sunmaktadır: 'Önce merak edin, sonra not alın.' Bu ifade ve parçanın genel akışı, okuyucunun önce metinle samimi bir bağ kurması, ardından tekniklere başvurması gerektiğini vurgulamaktadır. D seçeneği bu sıralamayı doğru biçimde yansıtmaktadır. A seçeneği tam tersi bir öncelik sıralaması sunduğundan yanlıştır. B seçeneği ise yazarın tekniği ikincil konuma koyduğu gerçeğiyle çelişmektedir.

  24. 24. Aşağıdaki parçada anlam belirsizliğine neden olan kullanım hangisidir? "Ahmet, eski arkadaşı Murat'ı tren garında gördüğünde heyecanla yanına koştu. Uzun yıllar geçmişti aralarından. Ona sarıldı, hatrını sordu. Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti." Bu parçada anlam belirsizliğine yol açan kullanım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 'Tren garında gördüğünde' ifadesi
    • B) 'Heyecanla yanına koştu' ifadesi
    • C) 'Uzun yıllar geçmişti aralarından' cümlesi
    • D) 'Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti' cümlesi
    • E) 'Hatrını sordu' ifadesi

    'Yüzündeki ifade, o günden bu yana hiç değişmemişti' cümlesinde 'yüzündeki ifade'nin kime ait olduğu belirsizdir: Ahmet'in mi yoksa Murat'ın mı yüzündeki ifadeden söz edildiği anlaşılmamaktadır. Ayrıca 'o gün' ifadesinin hangi günü kastettiği de açık değildir. Bu çift anlamlılık C seçeneğinin anlam belirsizliğine yol açan kullanım olduğunu göstermektedir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler bağlamdan anlaşılabilir niteliktedir.

  25. 25. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere anlam ve mantık açısından en uygun cümle hangisidir? "Edebiyat tarihçileri uzun süre Türk romanının Batı taklitçiliğiyle başladığını savunmuşlardı. Bu görüş, Tanzimat romancılarının Fransız edebiyatından beslendiği gerçeğine dayanıyordu. Oysa ___. Nitekim Ahmet Mithat Efendi'nin anlatı anlayışı incelendiğinde, Doğu hikâye geleneğinin izlerini Batılı roman yapısıyla harmanladığı görülmektedir."

    • A) Batı romanı da kökenlerini Doğu anlatı geleneğinden almıştır
    • B) bir etkiden beslenmek, o etkiye teslim olmak anlamına gelmez
    • C) Tanzimat dönemi romanları teknik açıdan oldukça kusurlu eserlerdir
    • D) taklidin kendisi bile yaratıcı bir eylem olarak değerlendirilebilir
    • E) bu romancılar Fransız edebiyatını hiçbir zaman tam anlamıyla özümseyememişlerdir

    'Oysa' bağlacı öncekiyle çelişen bir yargı gerektirmektedir. Önceki cümleler 'Batı taklidi' savını ortaya koymaktadır. Sonraki cümlede ise Ahmet Mithat'ın iki geleneği harmanlayabildiği belirtilmektedir. Boş yere gelecek cümle hem önceki savla çelişmeli hem de sonraki somut örneği mantıksal olarak hazırlamalıdır. D seçeneği 'bir etkiden beslenmek, o etkiye teslim olmak değildir' diyerek bu köprüyü en doğru biçimde kurmaktadır. A ve C seçenekleri önceki savı pekiştirir, çelişmez. B seçeneği kısmen uygun görünse de sonraki cümleyi beslemez. E seçeneği ise konuyu farklı bir yöne saptırır.