TURKCE - paragraf (Bölüm 5)
TURKCE - paragraf (Bölüm 5)
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere düşünce akışını en tutarlı biçimde tamamlayan ifade hangisidir? 'Piyasa ekonomisi, kaynakları en verimli biçimde dağıtır; çünkü fiyat mekanizması, talep ve arzı anlık olarak eşgüdümler.' Bu önerme doğru olsa bile ______ . Dolayısıyla verimlilik ile adalet, birbirini otomatik olarak tamamlayan değerler değildir.
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere düşünce akışını en tutarlı biçimde tamamlayan ifade hangisidir? 'Piyasa ekonomisi, kaynakları en verimli biçimde dağıtır; çünkü fiyat mekanizması, talep ve arzı anlık olarak eşgüdümler.' Bu önerme doğru olsa bile ______ . Dolayısıyla verimlilik ile adalet, birbirini otomatik olarak tamamlayan değerler değildir.
- A) verimli bir dağılımın adil olup olmadığı ayrı bir sorudur; başlangıçtaki kaynak dağılımı eşitsizse verimlilik bu eşitsizliği yeniden üretir ✓
- B) fiyat mekanizmasının çevresel maliyetleri içselleştirmediği bilinmektedir
- C) gelişmekte olan ülkelerde piyasaların tam işlevsizliğe uğradığı görülmektedir
- D) devlet müdahalesinin gerekliliği tartışmaya açık olmaktan çıkmaktadır
- E) piyasanın uzun vadede her zaman dengeye ulaşacağı söylenebilir
Boşluğun ardından gelen cümle 'verimlilik ile adalet birbirini otomatik olarak tamamlamaz' demektedir. Boşluğu dolduracak ifade, önceki önermeyi (piyasa verimlidir) kabul edip ardından adalet sorununu gündeme getirmelidir. C seçeneği tam olarak bunu yapar: piyasanın verimli dağıtımının başlangıç eşitsizliğini yeniden üretebileceğini, dolayısıyla verimli olmanın adil olmak anlamına gelmediğini söyler. Bu, son cümleyi doğrudan destekler. Diğer seçenekler ya konuyu dağıtır ya da son cümleyle bağlantı kuramaz.
2. Bir felsefeciye göre 'mutluluk arayışı' paradoksal bir yapı taşır: mutluluğu doğrudan hedef alan kişi, onu kaçınılmaz olarak ıskalayacaktır. Tıpkı uyumaya çalışan kişinin uyanık kalması gibi. Mutluluk, ancak başka bir şeye yönelirken fark edilen bir yan etkidir. Bu görüş, hedonist yaşam anlayışıyla doğrudan çelişir. Aşağıdaki örneklerden hangisi bu felsefecinin görüşüyle en tutarsız örneği temsil eder?
- A) Gönüllü, başkalarına yardım etmek için çalışırken kendini mutlu hisseder.
- B) Bir kişi mutlu olmak için her gün mutluluk günlüğü tutar ve zamanla gerçekten daha mutlu olduğunu bildirir. ✓
- C) Müzisyen, müziğe olan tutkusuyla çalışırken derin bir doyum yaşar.
- D) Sporcu, başarıya ulaşma yolunda antrenman yaparken en mutlu anlarını yaşadığını söyler.
- E) Yazar, hikâyeyi anlatma kaygısıyla yazarken tatmin duygusu kendiliğinden gelir.
Felsefecinin görüşü, mutluluğu doğrudan hedef alanın onu kaçıracağıdır. C seçeneğinde kişi, mutlu olmak amacıyla ve mutluluk günlüğü tutarak mutluluğu doğrudan hedef almakta ve bunu başarmaktadır. Bu, felsefecinin görüşüyle en açık çelişkiyi oluşturur; çünkü doğrudan hedefleme burada işe yaramıştır. A, B, D ve E seçeneklerinde kişi başka bir amaca yönelirken mutluluğa ulaşmaktadır; bu da felsefecinin tezini destekler.
3. Aşağıdaki parçada yazarın düşünce yapısı incelendiğinde hangi önerme, yazarın dolaylı olarak reddettiği bir varsayımı ifade etmektedir? 'Bir toplumun gelişmişliğini ölçmek için tek başına ekonomik büyüme verilerini kullanmak, bir hastanın sağlığını yalnızca boyuna bakarak değerlendirmeye benzer. Boy, sağlıkla ilgili bir veri sunabilir; ancak tansiyonu, kan değerlerini ve ruhsal durumu dışarıda bırakmak, sağlığın ne olduğunu anlamamızı engelleyen bir indirgemeciliktir.'
- A) Toplumsal gelişme çok boyutlu bir kavramdır ve ekonomik büyüme bu boyutlardan yalnızca biridir.
- B) Gelişmişlik ölçütleri kültürel ve coğrafi farklılıklara göre değişkenlik gösterir.
- C) Ekonomik büyüme verileri tek başına bir toplumun gelişmişliğini ölçmek için yeterlidir. ✓
- D) Ekonomik büyüme, toplumsal gelişmenin tamamen alakasız bir göstergesidir.
- E) Sağlık göstergeleri ile ekonomik veriler arasında sistematik bir ilişki vardır.
Yazar, ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını savunmaktadır. Bunun anlamı, yazarın örtük olarak reddettiği görüşün 'ekonomik büyüme tek başına yeterlidir' olduğudur. C seçeneği tam olarak yazarın eleştirdiği ve dolaylı olarak reddettiği varsayımı dile getirmektedir. A seçeneği yazarın görüşünü çarpıtır; yazar büyümeyi 'tamamen alakasız' değil, 'tek başına yetersiz' olarak değerlendirir. B seçeneği yazarın savunduğu görüştür, reddettiği değil.
4. Aşağıdaki argümanların hangisi, diğerlerinden farklı bir mantıksal hata türü içermektedir? I. 'Bu politika Avrupa'da başarılı oldu; o hâlde bizde de başarılı olacaktır.' II. 'Bu ilacı kullanan hastaların %80'i iyileşti; demek ki ilaç işe yarıyor.' (Kontrol grubu yoktur.) III. 'O kişi ekonomist değil; dolayısıyla ekonomi hakkındaki görüşlerine güvenilemez.' IV. 'Binlerce yıldır insanlar etle beslenmiştir; bu nedenle et tüketimi doğru ve sağlıklıdır.'
- A) I ve II aynı hatayı paylaşır; III ve IV farklı hata türlerine girer.
- B) Yalnızca I farklıdır; bağlamı göz ardı eden yanlış analoji hatasını içerir.
- C) Tümü aynı tür mantıksal hatayı, yani yetersiz kanıttan genelleme hatasını içerir.
- D) Yalnızca IV farklıdır; doğal olanın iyi olduğunu varsayan 'doğaya başvuru' hatasını içerir.
- E) Yalnızca III farklıdır; argümanın içeriğini değil kaynağını hedef alan ad hominem hatasını içerir. ✓
I, bağlamsal farklılıkları göz ardı eden kusurlu analoji; II, kontrol grubu olmaksızın nedensellik kurma (post hoc / yetersiz kanıt) hatası; III, argümanın içeriğini değil sahibinin kimliğini hedef alan ad hominem hatası; IV ise doğallığı iyilikle eşitleyen 'doğaya başvuru' (appeal to nature) hatasıdır. III, I, II ve IV'ten farklı bir mantıksal hata türü olan ad hominem'i içermektedir. I, II ve IV içerik ya da kanıt temelli hatalardır; III ise argümancının kişisel niteliklerine saldırdığından yapısal olarak farklıdır. Doğru yanıt B'dir.
5. Aşağıdaki cümleler sıralandığında anlamlı bir paragraf oluşturmaktadır. I. Bu nedenle kitap okuma alışkanlığı kazanmak, bireyin hem entelektüel hem de duygusal gelişimine büyük katkı sağlar. II. Kitaplar, insanları farklı dünyalara, farklı bakış açılarına taşıyan eşsiz araçlardır. III. Üstelik düzenli okuma yapan bireyler, empati kurma becerilerini de güçlendirmektedir. IV. Okuyan bir insan, söz dağarcığını zenginleştirirken analitik düşünme yeteneğini de geliştirir. Bu cümlelerin anlamlı bir paragraf oluşturacak doğru sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) I – II – III – IV
- B) IV – II – I – III
- C) III – I – IV – II
- D) II – IV – III – I ✓
- E) II – I – IV – III
Paragraf bir giriş cümlesiyle başlamalıdır. II. cümle 'Kitaplar, insanları farklı dünyalara taşıyan eşsiz araçlardır' diyerek konuyu tanıtır ve giriş niteliği taşır. IV. cümle kitap okumanın bilişsel katkılarını, III. cümle 'üstelik' bağlacıyla duygusal katkılarını ekler. I. cümle ise 'bu nedenle' bağlacıyla sonuç cümlesi işlevi görür. Doğru sıralama II – IV – III – I'dir.
6. Aşağıdaki paragrafta numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır? (I) Tarih boyunca insanlar, doğayı anlamlandırma çabası içinde olmuştur. (II) Bu çaba, önce mitolojik anlatıları, ardından felsefi sorgulamaları doğurmuştur. (III) Felsefe, özellikle antik Yunan'da büyük bir gelişme göstermiştir. (IV) Bilim ise bu sorgulamanın sistematik bir biçime bürünmesiyle ortaya çıkmıştır. (V) Bugün bilim insanları, evrenin kökenini anlamak için çalışmalarını sürdürmektedir.
- A) V
- B) III ✓
- C) I
- D) II
- E) IV
Paragraf, insanların doğayı anlamlandırma çabasının mitoloji → felsefe → bilim şeklindeki tarihsel gelişimini anlatmaktadır. III. cümle 'Felsefe, özellikle antik Yunan'da büyük bir gelişme göstermiştir' diyerek coğrafi bir ayrıntıya girmekte ve bu kronolojik akışı bozmaktadır. Diğer cümleler birbirini mantıksal sırayla izlemektedir.
7. Aşağıdaki paragrafın başına aşağıdakilerden hangisi getirilirse paragraf anlam bütünlüğü kazanır? '_____ Ancak bu ilgi, zamanla yerini vazgeçilmez bir tutkuya bırakır. Tutkuyu besleyen ise müziğin insanı duygusal açıdan derinden sarma gücüdür. Nitekim müzikle kurulan bu derin bağ, bireyin kendini ifade etme biçimini de dönüştürür.'
- A) Bir enstrüman çalmayı öğrenmek başlangıçta sıradan bir merak gibi görünebilir. ✓
- B) Batı müziği ile Doğu müziği arasında köklü farklılıklar bulunmaktadır.
- C) Müzik eğitimi almak isteyen pek çok genç, ilerleyen yıllarda bu kararından pişman olmaktadır.
- D) Müzisyenler, sahne hayatının zorluklarıyla yüzleşmek durumundadır.
- E) Müzik dinlemek ile müzik yapmak arasındaki fark göz ardı edilemez.
Paragrafta 'ancak bu ilgi, zamanla yerini vazgeçilmez bir tutkuya bırakır' cümlesi bir önceki cümleyle zıtlık ilişkisi kurduğuna işaret etmektedir. Yani başlangıçta küçük, sıradan bir şey söz konusuydu ve bu zamanla tutkuya dönüştü. B seçeneği 'başlangıçta sıradan bir merak' ifadesiyle bu bağlamı kurmaktadır ve paragrafın geri kalanıyla anlam bütünlüğü sağlamaktadır.
8. Aşağıdaki paragrafta boş bırakılan yere anlam ve anlatım bütünlüğünü sağlamak açısından aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Şehirlerin giderek büyümesi, insanları doğadan koparmaktadır. Beton yığınları arasında sıkışan bireyler, yeşili ve sessizliği özlemektedir. _____ Ancak bu küçük dokunuşların büyük kentlerin yarattığı boşluğu doldurmaya yetmediği de bir gerçektir.'
- A) Şehir planlamacıları, ulaşım sorunlarını çözmek için çeşitli projeler geliştirmektedir.
- B) Kentleşme sorunu yalnızca gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de kendini göstermektedir.
- C) Doğa yürüyüşleri, son yıllarda giderek popüler hale gelen bir etkinlik türüdür.
- D) İnsanların büyük şehirlere göç etmesi durdurulamaz bir süreç olarak değerlendirilmektedir.
- E) Balkon bahçeciliği ve kent ormanları bu özlemi kısmen gidermeye çalışmaktadır. ✓
Boş bırakılan yer, öncesinde şehirlerin insanları doğadan kopardığını ve insanların yeşili özlediğini anlatan cümlelerle, sonrasında 'ancak bu küçük dokunuşların yetmediği' şeklinde devam eden cümle arasındadır. 'Bu küçük dokunuşlar' ifadesi, boşluğa gelen cümlede bahsedilen çözüm girişimlerine atıfta bulunmaktadır. B seçeneği 'balkon bahçeciliği ve kent ormanları' gibi küçük ölçekli çözümleri sunarak hem öncesiyle hem de 'ancak bu küçük dokunuşlar' ifadesiyle uyum sağlamaktadır.
9. Aşağıdaki paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir? 'Bir dili yalnızca dilbilgisi kurallarıyla öğrenmek mümkün değildir. Dil, içinde doğduğu kültürün taşıyıcısıdır; bu nedenle o kültürü tanımadan dili tam anlamıyla kavramak güçtür. Japonca öğrenen biri, yalnızca fiil çekimlerini değil, Japon kibarlık anlayışını, hiyerarşik konuşma biçimlerini de öğrenmek zorundadır. Aksi takdirde doğru cümleler kurulabilir; ancak gerçek bir iletişim kurulamaz.'
- A) Bir dili gerçek anlamda öğrenmek, o dilin kültürünü de anlamayı gerektirir. ✓
- B) Yabancı dil öğrenimi, yoğun ve disiplinli bir çalışma süreci gerektirir.
- C) İletişim, yalnızca doğru cümleler kurulmasıyla değil, beden diliyle de sağlanır.
- D) Dilbilgisi kuralları, yabancı dil öğreniminin temel taşını oluşturur.
- E) Japonca, öğrenmesi en güç diller arasında yer almaktadır.
Paragraf, dil öğreniminin yalnızca dilbilgisi kurallarıyla sınırlı kalamayacağını ve dilin kültürden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulamaktadır. Japonca örneği bu düşünceyi somutlaştırmak için kullanılmıştır. Paragrafın ana düşüncesi; 'bir dili gerçek anlamda öğrenmek o dilin kültürünü de anlamayı gerektirir' şeklinde özetlenebilir. Bu nedenle doğru yanıt C seçeneğidir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçen altı çizili sözcük paragraftaki anlamıyla kullanılmamıştır? 'Edebiyat, insanı sınayan en köklü disiplinlerden biridir. Okuyucu, bir yapıtla yüzleşirken yalnızca bir hikâye okumaz; aynı zamanda kendi iç dünyasını da sınar. İyi bir roman, okuyucuyu dönüştürme gücüne sahiptir. Bu dönüşüm ise çoğu zaman farkında olmadan gerçekleşir.' (Paragrafta altı çizili sözcük: 'sınar')
- A) Bu dağ yolu, sürücüleri iyice sınar.
- B) Hayat, insanı her an sınar.
- C) Öğretmen, öğrencileri sınavda sınadı.
- D) Mühendis, köprünün dayanıklılığını sınadı. ✓
- E) Güçlük, insanın karakterini sınar.
Paragraftaki 'sınar' sözcüğü 'bireyi zorlu durumlarla karşılaştırarak onu test etmek, sorgulamaya itmek' anlamında soyut bir kullanım içermektedir. A, B, C ve D seçeneklerinde bu soyut veya mecaz anlamı korunmaktadır. Ancak E seçeneğinde 'köprünün dayanıklılığını sınadı' ifadesinde sözcük somut ve teknik bir test etme anlamıyla kullanılmış olup paragraftaki dönüşüm ve iç dünya sorgulaması bağlamından uzaklaşmaktadır.
11. Aşağıdaki paragrafta yazar hangi amaçla bir örnek vermiştir? 'Alışkanlıklar, farkında olmadan hayatımızın büyük bir bölümünü yönetir. İnsan beyninin enerji tasarrufu yapma eğilimi, tekrar eden davranışları otomatikleştirir. Örneğin sabahları kahve içmeyi alışkanlık haline getiren biri, bir süre sonra kahvesini düşünmeden hazırlar; hangi adımı atacağını değil, gününün nasıl geçeceğini düşünür.'
- A) Kahvenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini açıklamak
- B) Sabah rutinlerinin önemi konusunda okuyucuyu bilinçlendirmek
- C) Alışkanlıkların davranışları otomatikleştirme işlevini somutlaştırmak ✓
- D) Beynin nasıl çalıştığını bilimsel verilerle kanıtlamak
- E) İnsan beyninin enerji tüketimini azaltmanın yollarını göstermek
Yazar, önce alışkanlıkların hayatımızı yönettiğini ve beynin tekrar eden davranışları otomatikleştirdiğini belirtmiştir. Kahve örneği ise bu soyut düşünceyi somutlaştırmak için kullanılmıştır; alışkanlığın nasıl otomatik bir davranışa dönüştüğünü gündelik yaşamdan bir örnekle açıklamaktadır. Doğru yanıt C seçeneğidir.
12. Aşağıdaki paragrafta yazar, konuya ilişkin hangi tutumu sergilemektedir? 'Sosyal medya, günümüz insanının en büyük iletişim aracı hâline gelmiştir. Ancak bu araç, bazı durumlarda bireyi yalnızlaştırmaktadır. Binlerce takipçisi olan bir kullanıcı, gerçek hayatta kendini anlayacak tek bir dost bulamayabilir. Bu durum, teknolojinin sunduğu imkânlarla insani gereksinimlerin her zaman örtüşmediğini gözler önüne sermektedir.'
- A) Sosyal medyanın yalnızca gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ileri sürmektedir.
- B) Sosyal medyanın faydaları ile sınırlılıklarını dengeli bir bakış açısıyla ele almaktadır. ✓
- C) Sosyal medyanın gelişimini tarihsel süreç içinde değerlendirmektedir.
- D) Sosyal medyanın iletişim üzerindeki olumlu etkilerini ön plana çıkarmaktadır.
- E) Sosyal medyanın tamamen yasaklanması gerektiğini savunmaktadır.
Yazar, paragrafın ilk cümlesinde sosyal medyanın iletişimdeki büyük rolünü olumlu bir tespitle dile getirmiş; ancak ardından 'bazı durumlarda bireyi yalnızlaştırabildiğini' belirterek eleştirel bir boyut katmıştır. Son cümle ise teknoloji ile insani gereksinimlerin çakışmadığı durumları genel bir gözlemle ortaya koyar. Bu denge, yazarın ne tamamen karşı ne tamamen taraftar olduğunu; dengeli ve eleştirel bir bakış sergilediğini göstermektedir. Doğru yanıt C'dir.
13. Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Yaratıcılık, yalnızca sanatçılara özgü bir yetenek değildir. Bir mühendis yeni bir çözüm tasarlarken, bir öğretmen ders anlatmanın farklı yollarını ararken, bir anne çocuğuna özgün bir oyun kurarken yaratıcılığını kullanır. _____ Bu da yaratıcılığın doğuştan değil, yaşanarak gelişen bir beceri olduğunu ortaya koymaktadır.'
- A) Dolayısıyla yaratıcı insanlar toplumun her kesiminde kolaylıkla tanınabilir.
- B) Ortak nokta şudur: Bu kişilerin hepsi alışılmışın dışına çıkarak düşünmektedir. ✓
- C) Bununla birlikte sanatta yaratıcılık her zaman daha değerli kabul edilir.
- D) Yaratıcılık, zekâ testleriyle ölçülemeyen soyut bir kavramdır.
- E) Üstelik yaratıcı bireyler, sosyal hayatta da daha başarılı olma eğilimindedir.
Paragraf, yaratıcılığın farklı meslek ve rol sahiplerinde nasıl göründüğünü somut örneklerle ortaya koymuştur. Boş bırakılan yerin ardından 'bu da yaratıcılığın doğuştan değil yaşanarak geliştiğini ortaya koymaktadır' cümlesi gelmektedir. Bu cümlenin 'bu da' ifadesiyle bir önceki cümleye bağlandığı görülmektedir. C seçeneği 'ortak nokta şudur: bu kişilerin hepsi alışılmışın dışına çıkarak düşünmektedir' diyerek örnekleri bir sonuca bağlamakta ve ardından gelen cümleyle mantıksal bir köprü kurmaktadır.
14. Aşağıdaki paragrafın konusu aşağıdakilerden hangisidir? 'İnsanlar çoğu zaman yaptıkları seçimlerin tamamen özgür iradeleriyle şekillendiğini düşünür. Oysa araştırmalar, kararlarımızın büyük bölümünün çevre koşulları, geçmiş deneyimler ve sosyal baskılar tarafından belirlendiğini göstermektedir. Marketteki bir ürünü seçerken bile rafın önünde konumlandırma, ambalaj rengi ve fiyat yerleşimi bizi yönlendirmektedir. Bu durum, özgür iradenin göründüğünden çok daha kısıtlı olduğunu düşündürmektedir.'
- A) Sosyal baskının bireyin özgüvenini zedelemesi
- B) İnsan kararları üzerindeki dış etkenlerin belirleyiciliği ✓
- C) Tüketici davranışlarını etkileyen pazarlama stratejileri
- D) Geçmiş deneyimlerin kişiliğin gelişimine katkısı
- E) Özgür iradenin felsefi açıdan tanımlanması
Paragraf boyunca işlenen düşünce şudur: İnsanlar kararlarını özgürce aldıklarını zannetseler de aslında çevre koşulları, geçmiş deneyimler, sosyal baskılar ve hatta fiziksel düzenleme gibi dış etkenler bu kararları büyük ölçüde biçimlendirmektedir. Paragrafın konusu dolayısıyla 'insan kararları üzerindeki dış etkenlerin belirleyiciliği'dir. Doğru yanıt C seçeneğidir.
15. Bir düşünce akımının gerçek değeri, savunucularının çokluğuyla değil, o akımın karşılaştığı itirazlara karşı geliştirdiği yanıtların tutarlılığıyla ölçülür. Tarihte pek çok akım, geniş kitleler tarafından benimsenmiş; ama zamanla itirazlar karşısında tutarsızlıklarını gizleyemez hale gelince çöküp gitmiştir. Öte yandan bazı akımlar, başlangıçta yalnızca küçük bir azınlık tarafından savunulmuş; ancak itirazları içselleştirerek kendini yenileme kapasitesi gösterdiği için kalıcı olmuştur. Bununla birlikte hiçbir akım, tüm itirazlara eksiksiz yanıt veremez; bu nedenle bir akımın tutarlılığı değerlendirilirken yanıtsız kalan itirazların niteliğine de bakılmalıdır. Bu paragrafta savunulan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Geniş kitlelerce benimsenen düşünce akımları zamanla tutarsızlaşmaya mahkûmdur.
- B) Tarihsel süreçte küçük azınlıkların savunduğu akımlar her zaman daha tutarlı olmuştur.
- C) Hiçbir düşünce akımı tüm itirazlara yanıt veremediğinden bütün akımlar eşit ölçüde değersizdir.
- D) Bir düşünce akımının değeri, salt taraftar sayısıyla değil itirazlara karşı geliştirdiği tutarlı yanıtlarla belirlenir; ancak yanıtsız kalan itirazların niteliği de bu değerlendirmenin ayrılmaz parçasıdır. ✓
- E) Düşünce akımları, itirazları ne ölçüde karşılarlarsa o ölçüde çöküşten kurtulabilir.
Paragraf iki eksenli bir argüman kurar: (1) Bir akımın değeri taraftar sayısıyla değil itirazlara verilen tutarlı yanıtlarla ölçülür. (2) Yanıtsız kalan itirazların niteliği de değerlendirmeye dahil edilmelidir. B şıkkı bu iki fikri birleştirerek tam olarak karşılar. A şıkkı paragrafın yalnızca bir örneğini genelleştirmektedir. C şıkkı 'ne ölçüde' gibi niceliksel bir bağıntı öne sürmekte olup metinde yoktur. D şıkkı paragrafın çürütmeye çalıştığı taraftar çokluğu ölçütünü azınlık lehine tersine çevirmekte; ancak bu da metin tarafından desteklenmez. E şıkkı ise metnin hiçbir yerinde bulunmayan nihilist bir sonuçtur.
16. Edebiyat eleştirisi, yapıtı varoluşundan bağımsız bir nesne gibi ele alan biçimci yaklaşım ile yapıtı yalnızca yazarın iç dünyasının yansıması olarak gören biyografik yaklaşım arasında sıkışıp kalmıştır uzun süre. Oysa bu iki yaklaşımın birbirini dışlaması zorunlu değildir. Bir yapıtın dil ve yapı özellikleri, yazarın deneyimleriyle şekillenmiş olabilir; dahası, yazarın deneyimleri de o dönemin dil olanaklarıyla biçimlenir. Dolayısıyla yapıt ne salt bir dil nesnesidir ne de salt bir öznel ifadedir; ikisi arasında karşılıklı, dönüşlü bir ilişki vardır. Yazarın bu paragraftaki temel tutumu aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?
- A) Biyografik eleştirinin biçimci eleştiriye kıyasla daha kapsamlı olduğunu savunmak
- B) Her iki yaklaşımın da yetersiz olduğunu göstererek üçüncü bir yaklaşım önermek
- C) İki yaklaşımın karşıtlığını yapay ilan ederek aralarında karşılıklı belirleyicilik ilişkisi kurmak ✓
- D) İki eleştiri yaklaşımından birini diğerine üstün tutarak tercih yapmak
- E) Edebiyat eleştirisinde nesnel bir yöntemin olanaksız olduğunu ortaya koymak
Yazar, biçimci ve biyografik yaklaşımların 'birbirini dışlamasının zorunlu olmadığını' söyleyerek iki kutup arasındaki karşıtlığı yapay ilan eder. Ardından yapıt ile yazarın deneyimi arasında 'karşılıklı, dönüşlü' bir ilişki olduğunu öne sürerek bu iki yaklaşımı birbirinin tamamlayıcısı olarak konumlandırır. C şıkkı bu tutumu tam olarak tanımlar. A şıkkı yanlıştır; yazar tercih yapmaz. B şıkkı yanlıştır; yazar üçüncü bir yaklaşım değil, ikisinin sentezini önerir. D ve E şıkları metinde hiçbir şekilde desteklenmez.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangi sırayla dizilmesi, anlam ve mantık bütünlüğü bakımından en tutarlı paragrafı oluşturur? I. Bu döngü, toplumsal hareketliliğin önündeki en güçlü engellerden biri olarak kabul edilmektedir. II. Sosyologlar, eğitim ile ekonomik eşitsizlik arasındaki ilişkiyi incelerken sıkça 'kümülatif dezavantaj' kavramına başvurur. III. Nitekim düşük gelirli ailelerin çocukları erken yaşta kaliteli eğitime erişemedikleri için ilerleyen yıllarda da ekonomik olarak dezavantajlı kalmaktadır. IV. Kavram, başlangıçtaki küçük eşitsizliklerin zamanla katlanarak büyümesi ve giderek değiştirilmesi güç bir yapıya dönüşmesi anlamına gelir. V. Böylece eşitsizlik, nesilden nesile aktarılan kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşür.
- A) IV – III – II – V – I
- B) IV – II – III – I – V
- C) II – III – IV – V – I
- D) II – IV – III – V – I ✓
- E) II – I – IV – III – V
Doğru sıra II – IV – III – V – I'dir. II ile kavram tanıtılır. IV ile kavramın tanımı yapılır (başlangıçtaki eşitsizliklerin katlanarak büyümesi). III bu soyut tanıma somut örnek verir (düşük gelirli çocuklar). V, III'teki örneği 'böylece' bağlacıyla genelleştirerek 'kendi kendini besleyen döngü' sonucuna ulaşır. I ise bu döngünün toplumsal hareketlilik üzerindeki etkisini vurgulayan kapanış cümlesidir. Diğer sıralamalar ya bağlaçları anlamsız kılar (örneğin I'in başta gelmesi 'bu döngü' referansını boşta bırakır) ya da tanım-örnek ilişkisini bozar.
18. Nörobilim araştırmaları, insanların kararlarının büyük çoğunluğunu bilinçdışı süreçlerin yönlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgu, özgür iradeye ilişkin felsefi tartışmalarda sıkça bir argüman olarak kullanılmaktadır. Ne var ki bu kullanım, bilimsel bulgunun sınırlarını aşan bir çıkarımı barındırmaktadır: Bilinçdışı süreçlerin kararlar üzerinde etkili olması, özgür iradenin olmadığı anlamına gelmez; zira 'özgür irade' kavramı tam olarak 'bilinçli bir neden olmaksızın karar verme' anlamına gelmeyebilir. Dolayısıyla nörobilimsel veriden felsefi bir sonuç çıkarmak için kavramsal bir köprüye ihtiyaç vardır. Bu paragrafta dile getirilen temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Özgür irade kavramının bilimsel yöntemlerle ele alınamayacağı
- B) Felsefenin bilimsel bulgularla çeliştiği durumlarda bilimi esas alması gerektiği
- C) Nörobilimin özgür irade sorusunu yanıtlamaya yetecek olgunlukta olmadığı
- D) Nörobilimsel bulgulardan doğrudan felsefi sonuç çıkarmanın kavramsal bir boşluk içerdiği ✓
- E) Bilinçdışı süreçlerin kararlar üzerindeki etkisinin abartıldığı
Paragrafın eleştirisi şudur: Nörobilimsel bir bulgu (bilinçdışı süreçlerin kararları yönlendirmesi) doğrudan felsefi bir sonuca (özgür iradenin olmadığı) bağlanmaktadır; oysa bu iki önerme arasında kavramsal bir köprü eksiktir, çünkü 'özgür irade' kavramının ne anlama geldiği netleştirilmeden bu çıkarım geçerli olamaz. B şıkkı bu eleştiriyi tam karşılar. A şıkkı nörobilimin olgunluğunu değil; yöntemini sorgulamaktadır ve metinde bu yer almaz. C şıkkı metnin söylediğinin aksine, metni bilimin yetersizliği değil kavramsal köprünün yokluğu üzerine kurar. D şıkkı nörobilimsel bulgunun kendisini sorgulamaktadır, oysa yazar bulguyu kabul eder. E şıkkı ise metnin savunduğunun tam tersidir.
19. Tarihçi, geçmişi yeniden kurarken iki tür baskıyla karşı karşıyadır: Birincisi, kanıtların yetersizliğinden doğan boşlukları doldurmak zorunda kalmasıdır. İkincisi ise bu boşlukları doldururken içinde yaşadığı dönemin değer yargılarından ve kavramsal çerçevelerinden sıyrılamamasıdır. Bu iki baskı birbirini besler: Kanıt boşlukları ne kadar büyükse tarihçinin çağdaş yargılarını tarihsel anlatıya sızması o kadar kolaylaşır. Bu durumun farkında olan bir tarihçi, anlatısının hem yorumsal hem de ideolojik sınırlarını açıkça kabul etmek durumundadır. Bu paragraftan aşağıdaki yargıların hangisi kesinlikle çıkarılamaz?
- A) Dürüst bir tarihçi, anlatısının yorumsal ve ideolojik kısıtlarını kabul etmelidir.
- B) Tarihsel anlatılar belirli bir dönemin kavramsal çerçevesinden bağımsız olamaz.
- C) Tarihçinin çağdaş değer yargılarından kaçınmasının tek yolu kanıtları eksiksiz bulmaktır. ✓
- D) Kanıt boşlukları büyüdükçe tarihçinin yorumsal özgürlüğü artar, ancak bu aynı zamanda ideolojik sızma riskini de yükseltir.
- E) Kanıt yetersizliği, tarihçinin çağdaş değer yargılarına yaslanmasını kolaylaştıran etkenlerden biridir.
Soru 'kesinlikle çıkarılamaz' olan yargıyı sormaktadır. C şıkkında 'tek yol' ifadesi yer almaktadır. Metinde kanıt boşlukları arttıkça ideolojik sızmanın kolaylaştığı söylenmektedir; ancak metin hiçbir yerde bu sorunun tek çözümünün eksiksiz kanıt bulmak olduğunu ileri sürmez. Nitekim yazar çözüm olarak 'farkındalık ve açık kabul'ü önermektedir. A şıkkı metinden doğrudan çıkar ('içinde yaşadığı dönemin kavramsal çerçevelerinden sıyrılamama'). B şıkkı metinden çıkar (kanıt boşluğu-ideolojik sızma ilişkisi). D şıkkı son cümleden çıkar. E şıkkı ise paragrafın açıkça belirttiği bir ilişkidir.
20. Aşağıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisi, paragrafın genel akışıyla çelişen ya da paragrafın mantıksal bütünlüğünü bozan bir işlev üstlenmektedir? (I) Dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, düşüncenin kendisini biçimlendiren bir altyapıdır. (II) Bir dilde var olan bir kavramın başka bir dile aktarılması çoğu zaman tam anlamıyla mümkün olmaz. (III) Bu nedenle iki dili bilen bireyler, zihinsel esneklik ve problem çözme becerisi açısından tekdilli bireylere kıyasla avantajlıdır. (IV) Zira her dil, gerçekliği farklı biçimlerde kategorileştiren, farklı nüansları ön plana çıkaran ayrı bir dünya görüşü sunar. (V) Dolayısıyla dilin düşünceyi biçimlendirdiği tezi, dillerin birbirinden içerik bakımından farklılaştığı gerçeğiyle birlikte ele alınmalıdır.
- A) IV
- B) II
- C) I
- D) III ✓
- E) V
Paragrafın ana fikri, dilin düşünceyi biçimlendirdiği ve dillerin gerçekliği farklı kategorize ettiğidir. I bu tezi kurar; II diller arası çeviri güçlüğüyle destekler; IV her dilin ayrı bir dünya görüşü sunduğunu açıklar; V ise bu iki fikri bağlayan sonuç cümlesidir. III ise ikidilliliğin bilişsel avantajlarından (zihinsel esneklik, problem çözme) söz etmektedir. Bu bilgi yanlış olmasa da paragrafın odağından kopuktur: Paragraf dilin yapısı ile düşünce arasındaki ilişkiyi ele almaktadır, bireysel bilişsel avantajları değil. III paragrafın mantıksal akışını keser ve 'bu nedenle' bağlacıyla öncesinden yanlış bir sonuç çıkarır.
21. Bir sanat yapıtının özgünlüğü, onun tarihsel bağlamından tamamen koparılarak değerlendirilemez; zira özgünlük, bir boşlukta ortaya çıkan bir nitelik değildir. Belirli bir geleneğin içinden konuşan, o geleneğin kalıplarını hem kullanan hem de aşan yapıt, özgündür. Oysa hiçbir geleneğin içinde yer almayan, salt bireysel bir ifade olduğunu iddia eden yapıt, çoğu zaman kendisini köklendirdiği geleneği görmezden gelmektedir; bu da onu kendi anlamını üretemez kılar. Paradoks şudur: Gelenek ne kadar iyi bilinirse, o gelenekten sapma da o kadar anlamlı olur. Bu metne göre aşağıdakilerden hangisi 'özgün' bir yapıt için zorunlu koşuldur?
- A) Yapıtın salt bireysel bir ifade olarak kendini konumlandırması
- B) Yapıtın içinden çıktığı geleneği hem tanıması hem de o geleneği aşması ✓
- C) Yapıtın mümkün olan en geniş kitleye ulaşması
- D) Yapıtın hiçbir önceki yapıta benzememesi
- E) Yapıtın tarihsel bağlamından bağımsız bir anlam taşıması
Metin özgünlüğü iki koşula bağlar: (1) Bir geleneğin içinden konuşmak (geleneği tanımak) ve (2) o geleneğin kalıplarını aşmak. 'Geleneği hem kullanan hem de aşan yapıt özgündür' ifadesi bu iki koşulu açıkça dile getirir. B şıkkı bu iki koşulu doğru biçimde karşılar. A şıkkı 'hiçbir önceki yapıta benzememek' fikrini savunur; oysa metin tam tersini söyler: gelenek içinde olmak özgünlük için zorunludur. C şıkkı metnin eleştirdiği tutumu tanımlar. D şıkkı ise metnin başında açıkça reddedilen bir görüştür. E şıkkı metinde hiç geçmez.
22. Aşağıda bir metnin dört farklı özetlemesi verilmiştir. Metnin ana fikrinin şu olduğunu varsayalım: 'Teknolojik yenilik, toplumsal dönüşümün yeterli koşulu değildir; kurumsal ve kültürel değişimle birleşmediği sürece teknolojiyi var eden eşitsizlikleri yeniden üretir.' Bu ana fikri en doğru ve en eksiksiz biçimde yansıtan özet hangisidir?
- A) Teknolojik gelişme toplumsal eşitsizlikleri azaltabilir; ancak bunun için güçlü bir siyasi irade gerekmektedir.
- B) Toplumsal eşitsizliklerin kaynağı teknolojidir; bu nedenle teknolojik gelişme kontrol altına alınmalıdır.
- C) Teknoloji tek başına toplumu dönüştüremez; değişim için önce kültürel bir dönüşüm şarttır.
- D) Teknoloji, kurumsal ve kültürel değişimle desteklenmediğinde var olduğu toplumun eşitsizliklerini yeniden üretir; dolayısıyla yenilik toplumsal dönüşüm için gerekli ama tek başına yeterli değildir. ✓
- E) Teknolojik yenilik, kurumsal değişimle birleşince toplumsal dönüşümün önündeki her engeli aşabilir.
Ana fikir üç bileşen içerir: (1) Teknoloji yeterli koşul değildir, (2) kurumsal ve kültürel değişimle birleşmezse (3) mevcut eşitsizlikleri yeniden üretir. B şıkkı bu üç bileşeni de barındırır ve aralarındaki mantıksal ilişkiyi korur. A şıkkı 'kurumsal' boyutu dışarıda bırakır ve neden-sonuç ilişkisini tersine çevirir (önce kültürel dönüşüm şart). C şıkkı teknolojinin eşitsizliğin kaynağı olduğunu söyler; oysa metin teknolojiyi eşitsizliğin nedeni değil, onu yeniden üreten bir araç olarak konumlandırır. D şıkkı 'her engeli aşabilir' ifadesiyle ana fikrin sınırlarını aşan aşırı iyimser bir yorum getirir. E şıkkında 'siyasi irade' kavramı ana fikirde yer almaz.
23. Çevre etiği tartışmalarında 'doğanın içsel değeri' ile 'araçsal değeri' arasındaki ayrım belirleyici bir rol oynar. Araçsal değer anlayışına göre doğa, insan refahına katkısı ölçüsünde değer taşır; dolayısıyla bir ormanın korunması, insanlara sunduğu faydalar nedeniyle savunulabilir. İçsel değer anlayışı ise doğanın insan kullanımından bağımsız, kendi başına bir değer taşıdığını ileri sürer. Bu iki görüşün pratik sonuçları her zaman örtüşmez: Araçsal değer anlayışı, bir ekosistemin insana yarar sağlamayı bırakması durumunda onu korumak için zemin sunmakta zorlanır. İçsel değer anlayışı ise bu sorunu aşar; ne var ki 'değer'in öznenin dışında nesnel olarak var olup olmadığı sorusunu beraberinde getirir. Bu metne göre içsel değer anlayışının araçsal değer anlayışına kıyasla sunduğu avantaj ve barındırdığı güçlük aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
- A) Avantaj: Değerin nesnel olarak var olduğunu kanıtlar. / Güçlük: Ekosistemlerin birbirinden farklı değerlere sahip olduğunu açıklayamaz.
- B) Avantaj: İnsan yararı sona erdiğinde de koruma için zemin sağlar. / Güçlük: Pratikte uygulanabilir bir koruma politikası geliştirmeyi güçleştirir.
- C) Avantaj: İnsan refahını doğa korumanın merkezine koyar. / Güçlük: Hangi ekosistemlerin korunacağını belirlemek zorlaşır.
- D) Avantaj: Araçsal değer anlayışının felsefi sorunlarını tamamen çözer. / Güçlük: İnsan refahını göz ardı eder.
- E) Avantaj: Doğayı yalnızca insan yararıyla ilişkilendirmeden koruma gerekçesi sunar. / Güçlük: Değerin özneden bağımsız nesnel varlığına ilişkin felsefi sorular doğurur. ✓
Metin içsel değer anlayışının avantajını şöyle belirtir: Araçsal anlayış, bir ekosistem insana yarar sağlamayı bırakınca onu koruma gerekçesi sunamaz; içsel değer anlayışı bu sorunu aşar (yani doğayı insan yararından bağımsız koruma gerekçesi sunar). Güçlüğü ise 'değerin öznenin dışında nesnel olarak var olup olmadığı sorusu'dur. B şıkkı hem avantajı hem güçlüğü doğru ve metne dayalı biçimde karşılar. C şıkkındaki avantaj metinle uyumludur; ancak güçlük olarak sunulan 'politika geliştirme zorluğu' metinde yer almaz. A ve D şıkları avantaj kısmında yanlışlık içerir. E şıkkında avantaj olarak sunulan şey ('değerin nesnel varlığını kanıtlar') metnin tam tersini söyler; metin bu konuyu bir güçlük olarak ortaya koyar.
24. 'Sessiz bilgi' (tacit knowledge) kavramı, kişinin söze dökemedikleri ama eylem içinde sergilediği bilgiyi tanımlar. Bir ustanın elinin işe alışkınlığı, bir müzisyenin parmaklarının tuşlardaki hafızası bu türden bilgilere örnek gösterilebilir. Bu bilgi türünün temel özelliği, sözle tam olarak aktarılamamasıdır; yani yalnızca pratik içinde, taklit ve deneyim yoluyla öğrenilir. Bu durumda bilgiyi aktarmanın en verimli yolu, kavramsal açıklama değil; usta-çırak ilişkisi ya da gözlem yoluyla birlikte çalışmaktır. Aşağıdaki durumların hangisi, bu paragrafta tanımlanan 'sessiz bilgi' kavramıyla en az örtüşmektedir?
- A) Deneyimli bir şarap uzmanının çeşitler arasındaki farkı yudumlarken hissedebilmesi ama o farkı kavramsal olarak tanımlayamaması
- B) Deneyimli bir cerrahın ameliyat sırasında sergilediği el becerisinin ayrıntılı bir prosedür kılavuzuyla tam olarak anlatılamaması
- C) Bir fizik profesörünün termodinamik yasalarını sistematik biçimde formüllere dökerek öğrencilerine aktarması ✓
- D) Uzun yıllar aynı iklimde çalışmış bir çiftçinin hava koşullarını deneyimsel işaretlerle tahmin edebilmesi ama bu yeteneği başkasına tam olarak öğretememesi
- E) Bir satranç ustasının hamle tercihlerini sezgisel biçimde yapmasına karşın bu tercihlerin gerekçelerini söze dökmekte güçlük çekmesi
Soru, 'sessiz bilgi' kavramıyla en az örtüşen durumu sormaktadır. Sessiz bilginin temel özelliği söze dökülememesi ve yalnızca pratik içinde aktarılabilmesidir. C şıkkında bir fizik profesörü, termodinamik yasalarını formüllere dökerek sistematik biçimde aktarmaktadır. Bu durum açıkça sözel ve kavramsal bir aktarımı tanımlar; dolayısıyla 'sözle tam olarak aktarılamayan' bilgi türüyle tam olarak zıttır. A, B, D ve E şıkları ise hepsi söze dökülemeyen, kavramsal olarak tam aktarılamayan, deneyim ve pratikle kazanılan bilgi örnekleridir ve sessiz bilgiyle doğrudan örtüşür.
25. Aşağıdaki cümleler sıralandığında anlamlı bir paragraf oluşturmaktadır. I. Bu nedenle çocuklara küçük yaştan itibaren kitap okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır. II. Araştırmalar, düzenli kitap okuyan çocukların dil gelişiminin daha hızlı ilerlediğini ortaya koymaktadır. III. Kitap okumak, insanın sözcük dağarcığını genişleten en etkili yollardan biridir. IV. Çünkü kitapla büyüyen çocuklar, ilerleyen yaşlarda kendini daha iyi ifade edebilmektedir. Bu cümlelerin doğru sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) II - I - III - IV
- B) III - I - IV - II
- C) IV - III - I - II
- D) III - II - IV - I ✓
- E) I - III - II - IV
Paragraf bir genellemeyle (III) başlamalı, ardından araştırma verisiyle desteklenmeli (II), sonra gerekçe sunulmalı (IV), en son ise sonuca ulaşılmalıdır (I). Doğru sıralama III - II - IV - I'dir.