menu
MemurOl
Türkçe Testleri

TURKCE - sozcuk turleri (Bölüm 4)

TURKCE - sozcuk turleri (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir sözcük türüdür? A) Bu işi _yaparken_ çok dikkatli olmalısın. B) Kitabı _okurken_ uyuyakaldım. C) Konuşurken elleriyle çok _jest_ yapıyor. D) Yürürken düşünmeyi _severim_. E) Şarkı _söylerken_ mutlu olur.

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir sözcük türüdür? A) Bu işi _yaparken_ çok dikkatli olmalısın. B) Kitabı _okurken_ uyuyakaldım. C) Konuşurken elleriyle çok _jest_ yapıyor. D) Yürürken düşünmeyi _severim_. E) Şarkı _söylerken_ mutlu olur.

    • A) 'okurken' sözcüğü zarf-fiildir.
    • B) 'söylerken' sözcüğü zarf-fiildir.
    • C) 'severim' sözcüğü çekimli fiildir.
    • D) 'yaparken' sözcüğü zarf-fiildir.
    • E) 'jest' sözcüğü isimdir.

    'Jest' sözcüğü isim soylu bir sözcükken; 'yaparken', 'okurken', 'söylerken' birer zarf-fiil (ulaç), 'severim' ise çekimli fiildir. Soru gövdesindeki altı çizili sözcükler incelendiğinde C şıkkındaki 'jest' diğer şıklardaki sözcüklerden farklı olarak eylem kökenli değil, saf isim soyludur. Ancak sorunun asıl tuzağı şudur: D şıkkındaki 'severim' fiil olarak çekimlenmiş bir yüklemdir; A, B, E şıklarındaki sözcükler ise eylemden türemiş ama yüklem işlevi görmeyen zarf-fiillerdir. Bu nedenle 'jest' sözcüğü (isim) diğerlerinden tamamen farklı bir sözcük türündedir.

  2. 2. "Ne kadar çalışırsan o kadar başarırsın." cümlesinde 'ne kadar' ve 'o kadar' sözcük gruplarının sözcük türleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Soru sıfatı – İşaret zamiri
    • B) Soru zamiri – İşaret zamiri
    • C) Zarf – Zamir
    • D) Soru zarfı – İşaret sıfatı
    • E) Bağlaç – Bağlaç

    Bu cümlede 'ne kadar...o kadar' yapısı bir bağıntı bağlacı işlevi görmektedir; yani iki yargıyı koşul-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlayan ikili bir bağlaç çiftidir. 'Ne kadar' burada soru anlamı taşımaz, fiili niteleyen bir zarf gibi görünse de cümlenin kuruluşundaki işlevi bağlaçtır. Benzer yapılar: 'nasıl...öyle', 'ne...ne' bağlaç çiftleriyle aynı kategoridedir. Bu tür eşleşik bağlaçlar KPSS'de sıklıkla yanlış kategorilere yerleştirilmeye çalışılır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kendi' sözcüğü dönüşlülük zamiri olarak kullanılmamıştır?

    • A) Kendi işini kendin yapmalısın.
    • B) Kendini herkesten üstün görüyor.
    • C) Bu kitabı kendi yazdım.
    • D) Kendi çabalarıyla bu noktaya geldi.
    • E) Kendinden emin bir şekilde konuştu.

    D şıkkında 'kendi', 'çabalarıyla' sözcüğünü nitelendirmektedir; yani bir ismin önünde sıfat göreviyle kullanılmıştır ('kendi çabaları'). Bu durumda 'kendi' zamir değil, sıfat işlevi görmektedir. Diğer şıklarda ise: A'da 'kendin' dönüşlülük zamiri (özne), B'de 'kendi' pekiştirme zamiri, C'de 'kendini' dönüşlülük zamiri (nesne), E'de 'kendinden' dönüşlülük zamiri (dolaylı tümleç) işlevindedir. Zamir ile sıfat arasındaki bu ince ayrım analiz sorularının temel eksenini oluşturur.

  4. 4. "Güzel konuşmak güzel düşünmekten geçer." cümlesindeki sözcüklerin türleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Sıfat – Fiilimsi – Zarf – Fiilimsi – Fiil
    • B) Zarf – Fiilimsi – Zarf – Fiilimsi – Fiil
    • C) Zarf – İsim – Zarf – İsim – Fiil
    • D) Zarf – Fiilimsi – Sıfat – Fiilimsi – Fiil
    • E) Sıfat – Fiilimsi – Sıfat – Fiilimsi – Fiil

    Cümleyi çözümlersek: 'güzel' (1) 'konuşmak' fiilimsisini nitelediği için zarf; 'konuşmak' isim-fiil (mastar) yani fiilimsi; ikinci 'güzel' (3) 'düşünmekten' fiilimsisini nitelediği için yine zarf; 'düşünmekten' isim-fiil (mastar) yani fiilimsi; 'geçer' ise çekimli fiildir. Sıfatların isimleri nitelediği, zarfların ise fiil, sıfat veya başka zarfları nitelediği unutulmamalıdır. Burada 'güzel' sözcükleri fiilin türevlerini (fiilimsilerini) nitelediğinden zarf işlevi görmektedir.

  5. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük hem yapım eki hem çekim eki almıştır ve bu sözcük sıfat görevindedir?

    • A) Kırılmış vazoyu masadan kaldırdı.
    • B) Okuduğum kitapları sana vereceğim.
    • C) Gülümseyen yüzler insanı mutlu eder.
    • D) Düşmüş yapraklar yolu kaplamıştı.
    • E) Koşan çocuklar yoruldu.

    'Okuduğum' sözcüğü incelendiğinde: 'oku-' fiil kökü, '-du-' sıfat-fiil yapım eki, '-ğ-' ünsüz değişimi, '-um' iyelik çekim ekidir. Dolayısıyla sözcük hem yapım eki (-du, sıfat-fiil eki) hem çekim eki (-um, 1. tekil iyelik) almıştır ve 'kitapları' ismini nitelediği için sıfat (sıfat-fiil) görevindedir. Diğer seçeneklerde: A'daki 'kırılmış' yalnızca yapım eki almış sıfat-fiildir (çekim eki yok); B, D, E'dekiler de yalnızca sıfat-fiil ekiyle türetilmiş, ek çekim almamış sıfat-fiillerdir.

  6. 6. "Az söz, çok iş." atasözünde yer alan sözcüklerin türleri ile aynı sözcük türü dağılımına sahip olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İyi insan, dürüst çalışır.
    • B) Büyük düşün, küçük başla.
    • C) Hızlı araç, güvenli yol.
    • D) Sabırlı ol, başarılı ol.
    • E) Eski dost, yeni düşman.

    'Az söz, çok iş' yapısı: sıfat + isim, sıfat + isim biçimindedir (yani iki sıfat tamlaması yan yana getirilmiştir, fiil yoktur). C şıkkındaki 'Hızlı araç, güvenli yol' da aynı yapıdadır: sıfat (hızlı) + isim (araç), sıfat (güvenli) + isim (yol). A şıkkında 'büyük' ve 'küçük' fiilleri niteleyen zarftır. B şıkkında 'iyi' sıfat, 'dürüst' zarftır; yapı farklıdır. D şıkkında 'eski/yeni' sıfat, 'dost/düşman' isimdir ancak anlam ilişkisi zıtlık üzerine kurulmuştur; sözcük türü dağılımı yapısal olarak aynıdır. Ancak C daha birebir örtüşmektedir çünkü her iki tamlamada da sıfat somut niteleme işlevi görür.

  7. 7. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde '-ki' ekinin aldığı işlev diğerlerinden farklıdır?

    • A) Dünkü haberleri izledin mi?
    • B) Duvardaki tablo çok eskimiş.
    • C) Yarınki sınava çok çalışıyorum.
    • D) Akşamki toplantıya katılamadım.
    • E) Seninki benden daha güzel.

    A, B, D ve E şıklarında '-ki' eki, bir isim ya da zaman zarfına gelerek sıfat türetmiştir (sıfat yapım eki işlevi: akşamki toplantı, yarınki sınav, duvardaki tablo, dünkü haberler). C şıkkında ise 'seninki' sözcüğünde '-ki' eki zamir olan 'senin'e gelerek yeni bir zamir (iyelik zamiri) türetmiştir; bu kullanımda '-ki' eki bir zamir türetme işlevi görmekte, sözcük sıfat değil zamir (özne) olarak görev yapmaktadır. Bu ince ayrım KPSS'nin en çok tuzak kurduğu konular arasındadır.

  8. 8. "Öyle bir bakış attı ki, herkes sustu." cümlesinde 'öyle' sözcüğünün sözcük türü ve cümledeki görevi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Bağlaç – 'ki' ile birlikte sonuç-neden ilişkisi kurmaktadır.
    • B) Zarf – 'bir' belirsizlik sıfatını pekiştirmektedir.
    • C) Zamir – 'bakış' sözcüğünün yerini tutmaktadır.
    • D) Zarf – 'attı' fiilini nitelendirmektedir.
    • E) Sıfat – 'bakış' ismini nitelendirmektedir.

    'Öyle bir bakış attı ki' yapısında 'öyle' sözcüğü doğrudan 'bakış' isminin önünde gelmiş ve onu nitelemiştir (nasıl bir bakış? → öyle bir bakış). Bu kullanımda 'öyle' işaret sıfatı görevindedir. 'ki' ise cümleyi bağlayan bağlaçtır. 'Öyle...ki' kalıbı bütününde bir pekiştirme-sonuç bağlacı gibi görünse de 'öyle' sözcüğü tek başına ele alındığında, önüne geldiği 'bakış' ismini nitelediği için sıfattır. D şıkkındaki 'attı fiilini niteler' yorumu yanlıştır çünkü sözcük fiille değil isimle doğrudan bağlantılıdır. B şıkkı da tuzak niteliğindedir: 'öyle...ki' bütünü bağlaç işlevi görse de 'öyle' tek başına sıfattır.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yalnızca türemiş sözcükler kullanılmıştır?

    • A) Güzellik kalıcı değildir.
    • B) Kitaplık odanın en güzel köşesiydi.
    • C) Ustalık usta olmakla bitmez.
    • D) Bilgelik erdemli yaşamın temelidir.
    • E) Yazarlık zor bir meslektir.

    D şıkkını inceleyelim: 'kitaplık' (kitap+lık → türemiş isim), 'odanın' (oda → basit isim, çekim eki almış ama yapım eki almamış, türemiş değil). Bu durumda D de tam uymuyor gibi görünebilir. Şıkları tek tek kontrol edelim: A'da 'güzellik' türemiş, 'kalıcı' türemiş, 'değildir' ek-fiil; B'de 'yazarlık' türemiş, 'zor' basit sıfat, 'meslektir' basit; C'de 'bilgelik' türemiş, 'erdemli' türemiş, 'yaşamın' basit, 'temelidir' basit; D'de 'kitaplık' türemiş (kitap+lık), 'odanın' basit, 'güzel' basit, 'köşesiydi' basit; E'de 'ustalık' türemiş, 'usta' basit, 'olmakla' fiilimsi (ol+mak+la), 'bitmez' çekimli fiil. En çok türemiş sözcük yoğunluğu C'dedir: bilgelik (bilge+lik), erdemli (erdem+li), yaşamın (yaşa+m+ın → türemiş), temelidir (temel basit). Ancak 'temel' ve 'yaşam' kök-türev tartışmalıdır. ÖSYM mantığıyla en savunulabilir cevap D'dir çünkü 'kitaplık' belirgin türemiş sözcüktür; ama sorunun çözümünde anahtar nokta her şıktaki basit sözcüklerin tespiti olup bu analiz seviyesi soruyu zor kılar.

  10. 10. "Sabahleyin erkenden kalkıp işe giden adamı tanıyor musun?" cümlesinde kaç tane fiilimsi bulunmaktadır?

    • A) 1
    • B) 5
    • C) 3
    • D) 2
    • E) 4

    Cümleyi tarayalım: 'kalkıp' → zarf-fiil (ulaç), '-ıp' eki; 'giden' → sıfat-fiil (ortaç), '-en' eki ile 'adamı' niteliyor; bunların dışında 'tanıyor musun' çekimli fiil olup fiilimsi değildir. 'İşe' ve 'sabahleyin' zarf işlevli sözcüklerdir ama fiilimsi değildir. Dolayısıyla cümlede 'kalkıp' (zarf-fiil) ve 'giden' (sıfat-fiil) olmak üzere 2 fiilimsi vardır. Bu tür sorularda sıkça yapılan hata, zarf işlevli sözcükleri ya da çekimli fiili de fiilimsi saymaktır. Doğru cevap B şıkkıdır.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de' sözcüğü (veya eki) iki farklı sözcük türü olarak art arda kullanılmıştır?

    • A) Dün de bugün de yoruldu.
    • B) O da geldi, bu da gitti.
    • C) Evde de işte de huzur yok.
    • D) Masada kitap da defter de vardı.
    • E) Bahçede de çiçek ekti.

    A şıkkında 'evde' sözcüğündeki '-de' bulunma durum eki (çekim eki / hal eki) olup isim çekiminde görev yapar; hemen ardından gelen 'de' ise bağlaç olarak 'işte de' yapısıyla pekiştirme/ekleme bağlacı işlevi görür. Yani ilk 'de' isim çekim eki (yer-yön bildiren), ikinci 'de' ise bağlaçtır. Bu iki ardışık kullanım, aynı sözcüğün iki farklı sözcük türü olarak art arda gelmesinin tipik örneğidir. Diğer şıklarda 'de' ya hep bağlaç ya da hep çekim eki olarak kullanılmakta, iki farklı işlev art arda gelmemektedir.

  12. 12. "Dün gece okuduğum romanın yazarı ülkemizin en önemli kalemlerinden biridir." cümlesinde sıfat görevinde kullanılmış kaç sözcük ya da sözcük grubu vardır?

    • A) 5
    • B) 2
    • C) 1
    • D) 3
    • E) 4

    Cümleyi sıfat açısından tarayalım: (1) 'okuduğum' → sıfat-fiil, 'romanın' ismini niteler; (2) 'en önemli' → 'en' üstünlük zarfı + 'önemli' sıfatı birlikte 'kalemlerinden' ismini niteler, bu bir sıfat grubudur; (3) 'bir' → sayı sıfatı, belirsizlik sıfatı olarak kullanılabilir. 'Dün gece' zarf tümleci, 'ülkemizin' tamlayan olup doğrudan sıfat değildir. Dolayısıyla 'okuduğum' (sıfat-fiil), 'en önemli' (sıfat öbeği) ve 'bir' (sayı sıfatı) olmak üzere 3 sıfat unsuru tespit edilir. Doğru cevap C şıkkıdır.

  13. 13. Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcük, yapısı bakımından yanlış sınıflandırılmıştır?

    • A) 'akşam' → basit sözcük
    • B) 'gözlük' → türemiş sözcük (göz + lük)
    • C) 'çıkış' → türemiş sözcük (çık + ış)
    • D) 'yüksek' → türemiş sözcük (yük + sek)
    • E) 'savaşçı' → türemiş sözcük (savaş + çı)

    'Yüksek' sözcüğü günümüz Türkçesinde artık ayrıştırılabilir bir kök+ek yapısına sahip değildir; 'yük' ve '-sek' ayrı anlamlı birimler olarak şeffaf biçimde hissedilmez. Tarihsel açıdan bir türevleşme geçirmiş olsa da eşzamanlı (senkronik) dilbilgisinde 'yüksek' basit (yalın) sözcük olarak kabul edilir. ÖSYM ve TDK değerlendirmelerinde bu tür tarihsel türevleşme geçirmiş ama kökü artık bağımsız kullanılmayan sözcükler 'basit sözcük' sayılır. Diğer şıklardaki türevleşmeler ise bugün de şeffaftır: savaş+çı, göz+lük, çık+ış hepsi eşzamanlı olarak türemiş sözcüklerdir.

  14. 14. "Bir gün gelecek, bütün bu yaşananları gülerek hatırlayacaksın." cümlesinde 'gülerek' sözcüğünün cümledeki işlevi ve sözcük türü aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Zarf tümleci – Zarf
    • B) Özne – Sıfat-fiil
    • C) Nesne – İsim-fiil
    • D) Yüklem – Fiil
    • E) Zarf tümleci – Zarf-fiil

    'Gülerek' sözcüğü '-erek' zarf-fiil (ulaç) ekini almış bir fiilimsidir; bu ek fiile zarf anlamı katarak eylemin nasıl gerçekleştiğini bildirir. Cümlede 'hatırlayacaksın' yüklemini nasıl? sorusuyla nitelediği için zarf tümleci işlevi görmektedir. Sözcük türü bakımından fiilden türemiş ama çekimsiz (yüklem olmayan) bir yapı olduğu için fiilimsi kategorisinde, özelde zarf-fiil (ulaç) olarak sınıflandırılır. D şıkkındaki 'zarf' yanıltıcıdır çünkü sözcük zarf işlevi görmektedir ancak türü zarf değil, zarf-fiildir; bu iki kavramın karıştırılması sıklıkla hata kaynağı olur.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat kullanılmıştır ve bu sözcük cümlede özne görevini üstlenmiştir?

    • A) İyi insan her zaman kazanır.
    • B) Yaşlılar gençlere yol göstermelidir.
    • C) Zeki öğrenci sınavı kolayca geçti.
    • D) Güzel olan her şey kalıcı değildir.
    • E) Yorgun asker dinlenmek istedi.

    A şıkkındaki 'yaşlılar' sözcüğü incelendiğinde: 'yaşlı' özünde bir sıfattır (yaşlı adam, yaşlı kadın gibi bir ismi niteleyebilir); ancak bu cümlede yanında herhangi bir isim bulunmadan tek başına kullanılmış ve çoğul eki (-lar) alarak isim gibi davranmıştır. Bu duruma 'adlaşmış sıfat' denir. 'Yaşlılar' sözcüğü de cümlede özne görevindedir. B şıkkındaki 'güzel olan' bir sıfat-fiil öbeğidir ve adlaşmış sıfat örneği değildir. C, D, E şıklarında ise sıfat + isim tamlaması söz konusudur; sıfat adlaşmamış, yanındaki isimle birlikte kullanılmıştır.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki işlevi bakımından diğerlerinden farklı bir sözcük türündedir? 'Sabah erkenden kalktı.' (erkenden) 'Yavaşça ilerledik.' (yavaşça) 'Adam birdenbire durdu.' (birdenbire) 'Çok güzel bir hava vardı.' (çok) 'Sessizce odadan çıktı.' (sessizce)

    • A) Sessizce odadan çıktı.
    • B) Sabah erkenden kalktı.
    • C) Yavaşça ilerledik.
    • D) Çok güzel bir hava vardı.
    • E) Adam birdenbire durdu.

    'Erkenden', 'yavaşça', 'birdenbire' ve 'sessizce' sözcükleri fiilleri nitelendiren zarf (belirteç) görevindedir. 'Çok' sözcüğü ise bir fiili değil, 'güzel' sıfatını nitelendiren derecelendirme zarfıdır; dolayısıyla cümle içindeki yapısal işlevi diğerlerinden farklıdır: diğerleri yüklem üzerine etki ederken bu sözcük sıfat üzerine etki etmektedir. Her iki tür de zarftır fakat işlevsel odak noktaları farklıdır.

  17. 17. 'Ne kadar bilge bir insanmış!' cümlesindeki 'ne kadar' söz öbeği için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) 'Ne kadar' söz öbeği soru anlamını yitirmeden niteleme sıfatı işlevi kazanmıştır.
    • B) 'Ne kadar' yapısı yalnızca ünlem cümlelerinde kullanılır; soru cümlelerinde kullanılamaz.
    • C) 'Ne' soru zamiri, 'kadar' edat görevindedir; birlikte belirteç öbeği oluşturur.
    • D) 'Ne kadar' kalıplaşmış bir ünlem zarfıdır ve yüklemi değil sıfatı pekiştirmektedir.
    • E) 'Ne' belirsizlik zamiri olup 'kadar' ile birlikte miktar bildiren zarf oluşturur.

    Bu cümlede 'ne kadar' söz öbeği soru anlamını yitirmiş, kalıplaşarak ünlem/hayranlık bildiren bir pekiştirme zarfı niteliği kazanmıştır. Sıfat olan 'bilge'yi nitelendirip derecelendirmektedir. Bu yapı, soru işlevi değil duygusal yoğunlaştırma işlevi üstlenmiştir. A şıkkındaki çözümleme yapısal açıdan kısmen doğru görünse de işlevsel tanım yanlıştır; C'deki 'niteleme sıfatı' tanımı da hatalıdır.

  18. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kendi' sözcüğü dönüşlülük zamiri değil, pekiştirme zamiri olarak kullanılmıştır?

    • A) Kendine güvenmeyi öğrenmelisin.
    • B) Kendisini kimseye beğendiremedi.
    • C) Kendi elleriyle inşa ettiği evi yıktı.
    • D) O işi kendisi yapmalıydı.
    • E) Çocuk kendini ifade edemiyordu.

    Dönüşlülük zamiri, eylemin özneye yöneldiğini ya da öznenin nesne konumuna geldiğini gösterir. 'Kendi elleriyle' yapısında ise 'kendi' sözcüğü 'eller' adını pekiştirmekte, eylemin başka biri değil bizzat özne tarafından yapıldığını vurgulamaktadır; bu nedenle pekiştirme zamiri görevini üstlenmiştir. Diğer seçeneklerde 'kendi/kendisi/kendine/kendini' sözcükleri ya özne ya da nesne konumunda dönüşlülük işlevi taşımaktadır.

  19. 19. 'Yaşlı adam yavaş yavaş, ağır ağır yürüdü.' cümlesindeki yinelemeli sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Her ikisi de ikileme yoluyla oluşmuş zarftır; ancak 'yavaş yavaş' sürerlik, 'ağır ağır' derece bildirmektedir.
    • B) Her ikisi de fiili nitelendiren zarf; ikisi arasında yapı ve işlev bakımından fark yoktur.
    • C) 'Yavaş yavaş' ikileme yoluyla oluşmuş zarf, 'ağır ağır' ise pekiştirme sıfatı görevindedir.
    • D) Her iki sözcük de sıfattır; cümlede yüklemi değil, 'adam' adını nitelendirmektedir.
    • E) 'Yavaş' ve 'ağır' sözcükleri tek başlarına sıfat, ikileme biçiminde kullanıldıklarında zarfa dönüşmektedir.

    'Yavaş' ve 'ağır' sözcükleri tek başlarına birer sıfattır (yavaş araba, ağır yük gibi). Ancak ikileme biçimiyle kullanıldıklarında ('yavaş yavaş', 'ağır ağır') fiili nitelendiren zarfa dönüşürler. Bu, Türkçede sıfatların ikilenip zarf işlevi kazanmasının klasik bir örneğidir. A şıkkı yanlıştır çünkü aralarında anlam nüansı vardır; B ve E şıkları yanlış türlendirme yapmaktadır; C'deki 'sürerlik/derece' ayrımı dilbilgisi açısından temelsizdir.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'bir' sözcüğü sayı sıfatı, belgisiz sıfat ve zamir olmak üzere üç farklı türde yorumlanabilecek yapısal belirsizlik (amphiboly) içermez; yalnızca tek bir sözcük türüne ait kullanım sergiler?

    • A) Hepsi bir.
    • B) Bir elma getir.
    • C) Bir insan düşünmeli.
    • D) İkisinden birini seç.
    • E) Bir gün gelecek o da anlayacak.

    'Bir elma getir' cümlesinde 'bir' sözcüğü yalnızca sayı sıfatı işleviyle kullanılmakta olup belgisizlik ya da zamir yorumuna kapalıdır. B'deki 'bir gün' belgisiz sıfat olarak da okunabilir; C'deki 'bir' yüklem konumunda sıfat ya da zamir tartışması doğurur; D'deki 'bir insan' belgisiz sıfat olarak yorumlanır; E'deki 'birini' ise açıkça zamir görevindedir. Dolayısıyla yalnızca A'da tek türlü, kesin bir kullanım söz konusudur.

  21. 21. 'Gülünecek hâli yoktu adamın.' cümlesindeki 'gülünecek' sözcüğünün yapısı ve sözcük türü için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Gül- fiiline -üne- dönüşlü çatı eki ve -cek eki getirilmiş; isim-fiil görevli sözcük.
    • B) Gül- fiiline -ünecek eki bir bütün olarak eklenmiş; sözcük tür açısından sıfattır.
    • C) Gülün- fiiline -ecek partizip eki getirilmiş; cümle içinde zarf-fiil görevindedir.
    • D) Gül- fiiline -ün- edilgen çatı eki ve -ecek sıfat-fiil eki getirilmiş; sıfat-fiil görevli sözcük.
    • E) Gülün- sözcüğü kökten türetilmiş bir isimdir; -ecek eki gelecek zaman kipidir.

    'Gülünecek' sözcüğü şöyle çözümlenir: Gül- (fiil kökü) + -ün- (edilgen çatı eki) + -ecek (sıfat-fiil/partizip eki). Oluşan sözcük 'hâl'i nitelendirdiğinden sıfat-fiil (partizip) görevindedir. '-ün-' eki dönüşlü değil edilgendir (özne belirsiz, eylem özneye yönelmemiştir). Sözcük isim-fiil değil çünkü bir adı nitelendirmektedir, yüklem ya da nesne konumunda değildir. C ve E seçeneklerindeki tür tayinleri hatalıdır.

  22. 22. 'Erken gelen erken gider.' cümlesinde 'erken' sözcüklerinin türleri sırasıyla hangi seçenekte doğru verilmiştir?

    • A) Ad – Zarf
    • B) Sıfat – Zarf
    • C) Zarf – Zarf
    • D) Zarf – Ad
    • E) Zarf – Sıfat

    Cümlede birinci 'erken', 'gelen' eylemini (sıfat-fiili) nitelendiren zaman zarfıdır. İkinci 'erken' ise 'gider' yüklemini nitelendiren yine zaman zarfıdır. Her ikisi de zarf işleviyle kullanılmıştır. 'Erken gelen' yapısında 'erken' sıfat gibi görünebilirse de burada sıfat-fiilin kendisini değil, eylemin gerçekleşme zamanını belirttiğinden zarftır. Bu soruyu yanıtlayan adayların büyük bölümü birinci 'erken'i sıfat sanarak yanılmaktadır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ilgeç (edat/son çekim edatı), bağlaç ve ünlem aynı anda bulunmaktadır?

    • A) Dur bir dakika, onunla birlikte mi gittin yoksa yalnız mı?
    • B) Gel de anlat bakalım, hem de hiç utanmadan.
    • C) Aman Allahım, hem zengin hem de akıllıymış.
    • D) Vay be, bu kadar paraya rağmen başarısız oldu.
    • E) Ah, ne kadar da yorulmuştum; ama devam ettim.

    C seçeneğinde: 'Vay be' ünlem, 'rağmen' ilgeç (son çekim edatı), 've' bağlacı bulunmamakla birlikte 've' yerine 'de' edatına dikkat edilmelidir. Gerçekte 'rağmen' son çekim edatı, 'vay be' ünlem sözcüğüdür. 've' bağlacı bu cümlede açık değil; ancak 'hem… hem de' bağlaçlı A seçeneğine bakıldığında ünlem 'Ah', bağlaç 'ama', ama ilgeç yoktur. C'de 'rağmen' ilgeç, 'Vay be' ünlem, 'de' pekiştirme bağlacı olarak üç tür birarada bulunmaktadır. Bu soruyu hatalı yanıtlayanlar genellikle A ya da E'yi seçmektedir.

  24. 24. 'Kitabı masanın üstüne bıraktı.' ve 'Masanın üstü tozlanmış.' cümlelerinde 'üst' sözcüğü hangi sözcük türlerini sırasıyla temsil etmektedir?

    • A) İlgeç – Ad
    • B) Ad – Ad
    • C) İlgeç – Sıfat
    • D) Zarf – Ad
    • E) Zarf – İlgeç

    Birinci cümlede 'masanın üstüne' yapısında 'üstüne' sözcüğü, 'masa' adıyla tamlama kurarak yönelme hâli ekiyle (-e) birlikte son çekim edatı (ilgeç) işlevi görmektedir; yer-yön ilişkisi kurmakta, bağımsız bir ad olarak değil ilgeç olarak işlev üstlenmektedir. İkinci cümlede ise 'masanın üstü' yapısında 'üst' sözcüğü iyelik ekiyle özgünleşmiş somut bir ad (isim) konumundadır; özne öbeğinin çekirdeğidir. Bu ayrım KPSS'de sıkça hata üretilen bir noktadır.

  25. 25. Aşağıdaki seçeneklerde altı çizili sözcüğün türüyle ilgili hangisinde yanlış bir tespit yapılmıştır?

    • A) 'Bu kalem kimin?' – 'bu': işaret sıfatı
    • B) 'Çalışkan öğrenci ödülü kazandı.' – 'çalışkan': niteleme sıfatı
    • C) 'Hiçbir şey söylemedi.' – 'hiçbir': belgisiz sıfat
    • D) 'Kaçıncı kattasın?' – 'kaçıncı': soru sıfatı
    • E) 'İki gözüm, bir başım var.' – 'bir': belgisiz sıfat

    'İki gözüm, bir başım var.' cümlesinde 'iki' sözcüğü sayı sıfatı olduğu gibi 'bir' sözcüğü de sayı sıfatıdır; belgisizlik değil kesin bir adet bildirmektedir. Belgisiz sıfat, belirsiz bir sayı ya da nitelik bildirir (bazı, birkaç, herhangi bir gibi). 'Bir başım' ifadesinde tek bir baş kastedildiğinden bu kesin sayı bildirimidir ve sözcük sayı sıfatı olarak tanımlanmalıdır. Diğer seçeneklerdeki tanımlamalar dilbilgisi açısından doğrudur.