TURKCE - sozcuk turleri (Bölüm 6)
TURKCE - sozcuk turleri (Bölüm 6)
"Dün akşam sinemaya gittik." cümlesinde 'dün' sözcüğünün türü nedir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. "Dün akşam sinemaya gittik." cümlesinde 'dün' sözcüğünün türü nedir?
- A) Zamir
- B) İsim
- C) Zarf ✓
- D) Sıfat
- E) Edat
'Dün' sözcüğü 'gittik' fiilinin ne zaman gerçekleştiğini belirtmekte olup zaman zarfıdır. Zarflar fiillerin, sıfatların veya diğer zarfların anlamını zaman, yer, durum, miktar gibi açılardan belirten sözcüklerdir. 'Dün' burada fiilin zamanını göstermektedir.
2. "Bu işi sen yapmalısın." cümlesinde 'sen' sözcüğünün türü nedir?
- A) Dönüşlülük zamiri
- B) İşaret zamiri
- C) Kişi (şahıs) zamiri ✓
- D) Belirsizlik zamiri
- E) Soru zamiri
'Sen' sözcüğü konuşulan kişiyi (2. tekil şahsı) temsil eden kişi (şahıs) zamiridir. Türkçede kişi zamirleri 'ben, sen, o, biz, siz, onlar'dır. İşaret zamirleri 'bu, şu, o' gibi varlıkları göstererek yerini tutar; soru zamirleri 'kim, ne, hangisi' gibi sorular içerir; dönüşlülük zamiri 'kendi'dir.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük hem isim hem de sıfat işleviyle kullanılmıştır diyemeyiz?
- A) Genç insanlar bu projeye destek verdi; genç her zaman iyimserdir. (genç)
- B) Çocuklar bahçede koşup duruyordu; küçük olanı benden yardım istedi. (küçük)
- C) Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır; tatlı olan her şey zararlı değildir. (tatlı)
- D) Yaşlı adam, yaşlıların sorunlarını anlatan bir kitap yazmış. (yaşlı)
- E) Güzel bir tablo almak istiyorum ama güzel pahalı çıktı. (güzel) ✓
C seçeneğinde 'Güzel bir tablo almak istiyorum' cümlesinde 'güzel' sıfat işleviyle kullanılmıştır; 'güzel pahalı çıktı' cümlesinde ise 'güzel' zarf işleviyle kullanılmıştır ('çok' anlamında). Dolayısıyla bu sözcük isim işleviyle hiç kullanılmamıştır. Diğer seçeneklerde sözcükler hem sıfat hem isim işleviyle kullanılmış örnekler birlikte verilmiştir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'bir' sözcüğü, diğerlerinden farklı bir sözcük türünde kullanılmıştır?
- A) Kapıdan bir adam girdi, kimseye bakmadan geçti.
- B) Çantasından bir kitap çıkarıp masaya bıraktı.
- C) Bu şehirde bir gün mutlaka yaşamak istiyorum.
- D) Senden bir ricam olacak, umarım kırmazsın.
- E) O kadar yorulmuştum ki bir anda uyuyakalmışım. ✓
'D' seçeneğindeki 'bir anda' ifadesinde 'bir' sözcüğü sayı sıfatı değil, zaman zarfı olan 'bir anda' deyimsel kalıbının parçası olarak zarf niteliği kazanmıştır; 'aniden, birdenbire' anlamı taşır. Diğer seçeneklerin tamamında 'bir' sözcüğü belirsizlik sıfatı (belgisiz sıfat) ya da sayı sıfatı işleviyle kullanılmıştır.
5. Türkçede bazı sözcükler cümledeki kullanımına göre farklı türlere girebilir. Aşağıdakilerden hangisinde bu duruma örnek gösterilemez?
- A) Şimdi – Şimdi anlıyorum. / Şimdi çocuklar daha şımarık.
- B) Düz – Düz yolda yürüdü. / Düz söyle, dolambaçlı konuşma.
- C) Hızlı – Hızlı araba tehlikelidir. / Hızlı gidiyordu.
- D) Erken – Erken kalktı. / Erken saatlerde yola çıktılar.
- E) Kitap – Kitap okuyan çocuk zekidir. / Bu çocuk çok kitap. ✓
D seçeneğindeki 'kitap' sözcüğü ilk cümlede isim, ikinci cümlede ise yüklem olarak kullanılmış görünse de 'Bu çocuk çok kitap' cümlesi dilbilgisel açıdan eksik/halk ağzı bir kullanımdır ve standart KPSS soru formatında isim → sıfat dönüşümüne örnek oluşturmaz; sözcük türü değişmesi belgelenebilir biçimde gerçekleşmemektedir. Diğer seçeneklerin tamamında sözcük farklı cümlelerde farklı türlere (sıfat/zarf, isim/zarf gibi) geçmiştir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zamir (adıl) türleri açısından bir yanlışlık yapılmıştır?
- A) 'Bunu sana söylemiştim' cümlesinde 'bunu' işaret zamiridir.
- B) 'Nereye gittiğini bilmiyorum' cümlesinde 'nereye' soru zamiridir.
- C) 'Kimse gelmedi' cümlesinde 'kimse' belgisiz zamirdir.
- D) 'Hepsi katılmak istedi' cümlesinde 'hepsi' iyelik zamiridir. ✓
- E) 'Onlar bu konuda kararsız kaldı' cümlesinde 'onlar' kişi zamiridir.
C seçeneğinde 'hepsi' sözcüğü iyelik zamiri değil, belgisiz zamirdir. İyelik zamirleri, varlıkların birine ait olduğunu gösteren zamirlerdir (benimki, seninki gibi). 'Hepsi' ise bütünlük ifade eden belgisiz (belirsizlik) zamiri grubuna girer. Bu karıştırma, KPSS sorularında sıkça tuzak olarak kullanılır.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf (belirteç) türleri açısından bilgi yanlıştır?
- A) 'Maalesef geç kaldım' cümlesinde 'maalesef' durum zarfıdır. ✓
- B) 'Nasıl bu kadar sabırlı olabiliyorsun?' cümlesinde 'nasıl' soru zarfıdır.
- C) 'Dün burada kimseyi görmedim' cümlesinde 'dün' zaman zarfıdır.
- D) 'Hiç düşünmeden konuştu' cümlesinde 'hiç' miktar zarfıdır.
- E) 'Yukarı bak, çatı akıyor' cümlesinde 'yukarı' yer-yön zarfıdır.
'Maalesef' sözcüğü bir durumu ya da eylemin nasıl gerçekleştiğini değil, konuşmacının tutumunu ve duygusunu belirten bir sözcüktür; bu nedenle durum zarfı değil, 'azımsama/üzüntü' bildiren modal zarf ya da söylem zarfı (cümle zarfı) olarak değerlendirilir. KPSS ve dilbilgisi kaynaklarında bu tür sözcükler çoğunlukla ayrı bir grup olarak ele alınır. Durum zarfları eylemin nasıl gerçekleştiğini gösterir ('hızlıca gitti', 'sessizce oturdu' gibi). 'Maalesef' ise eylemin gerçekleşme biçimini değil konuşmacının pişmanlığını yansıtır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç (bağlayıcı) işlevinde kullanılan bir sözcük, başka bir sözcük türüyle karıştırılmıştır?
- A) 'Çok çalıştı, fakat başaramadı' – 'fakat' bağlaçtır.
- B) 'Daha iyi çalış ki kazanasın' – 'ki' zarftır. ✓
- C) 'Hem güzel hem de zekidir' – 'hem...hem de' bağlaçtır.
- D) 'Geldim ancak onu bulamadım' – 'ancak' bağlaçtır.
- E) 'Ya gel ya da git' – 'ya...ya da' bağlaçtır.
E seçeneğinde 'Daha iyi çalış ki kazanasın' cümlesindeki 'ki' sözcüğü amaç yan cümlesi kuran bir bağlaçtır, zarf değildir. Bağlaç olduğu için iki yargıyı birbirine bağlamaktadır. 'ki' sözcüğü cümle içindeki konumuna ve işlevine göre bağlaç, ünlem ya da iyelik eki olabilir; ancak bu cümlede kesinlikle bağlaç görevindedir. Sorudaki yanlışlık, 'ki'nin zarf olarak gösterilmesidir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük sıfat (ön ad) değil isim göreviyle kullanılmıştır?
- A) İhtiyarlar parkta oturmuş sohbet ediyordu. (ihtiyarlar) ✓
- B) Soğuk hava gripten korunmayı zorlaştırır.
- C) Mavi gözlü çocuk bana baktı.
- D) Masanın üzerindeki eski bir anı taşıyordu.
- E) Uzun boylu adam kapıda bekliyordu.
E seçeneğinde 'ihtiyarlar' sözcüğü, bir ismi nitelendiren sıfat değil; cümlede özne işlevinde kullanılan, çoğul ek almış bir isimdir. Sıfatlar, Türkçede tek başına kullanıldığında isim işlevi kazanabilir; ancak 'ihtiyarlar' burada doğrudan isim olarak işlev görmektedir. Diğer seçeneklerde altı çizili sözcükler (mavi, uzun boylu, eski, soğuk) bir ismi nitelendirdiğinden sıfat görevindedir.
10. Türkçede bazı edatlar (ilgeçler) cümledeki kullanıma göre farklı anlamlar yüklenebilir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gibi' sözcüğü edat olarak değil, zarf olarak kullanılmıştır?
- A) Öyle görünüyor ki gibi bir şeyler söyledi.
- B) Seninle konuşur gibi davrandı. ✓
- C) Annen gibi davranmaya çalışıyorsun.
- D) Güneş gibi parlıyor.
- E) Aslan gibi güçlüydü.
B seçeneğinde 'konuşur gibi davrandı' ifadesinde 'gibi' sözcüğü, bir eylemden (konuşur) sonra gelerek eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatan bir zarf-fiil eki gibi işlev kazanmıştır; buradaki 'gibi' bir isim ya da isim grubunu değil, fiil tabanını aldığı için zarf işlevli sayılır. Diğer seçeneklerde 'gibi' bir isim tamlamasının ya da ismin ardından gelerek benzetme ilgisi kuran edat görevindedir.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem (ünlem sözcüğü) yanlış tanımlanmıştır?
- A) 'Haydi, artık çıkalım!' – 'Haydi' bir çağrı/istek ünlemidir.
- B) 'Bravo, harika bir performanstı!' – 'Bravo' bir onay/alkış ünlemidir.
- C) 'Of, ne kadar yoruldum!' – 'Of' bir duygu ünlemidir.
- D) 'Ah, keşke o günler geri gelseydi!' – 'Ah' bir duygu ünlemidir.
- E) 'Eh, idare eder sayılır' – 'Eh' bir soru ünlemidir. ✓
E seçeneğinde 'Eh, idare eder sayılır' cümlesindeki 'eh' sözcüğü bir soru ünlemi değildir. 'Eh', karşılaşılan bir durumu olduğu gibi kabullenen, 'ne yapalım, böyle işte' anlamı taşıyan bir yetersizlik/kabullenme ünlemidir. Soru ünlemleri 'ha?, ne?, hani?' gibi gerçek bir soru ya da şaşkınlık içeren sözcüklerdir. Bu yanlış etiketleme, ünlem alt türlerinin karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, birden fazla sözcük türü özelliği taşımaktadır? A) 'Güzel' konuşmak her zaman işe yarar. B) Sabahın 'erken' saatlerinde yola çıktık. C) 'Böyle' davrananları anlamak güçtür. D) 'Hızlı' araç kullananlar ceza alır. E) 'Şimdi' ne yapacağını bilmiyordu.
- A) 'Güzel' konuşmak her zaman işe yarar.
- B) Sabahın 'erken' saatlerinde yola çıktık.
- C) 'Şimdi' ne yapacağını bilmiyordu.
- D) 'Böyle' davrananları anlamak güçtür. ✓
- E) 'Hızlı' araç kullananlar ceza alır.
'Böyle' sözcüğü bu cümlede hem zamir (davrananları → kimi? böyle davrananları) hem de zarf (nasıl davrananları → böyle) işlevi görebilecek bir yapıya sahiptir; ancak asıl çözümleme şudur: 'böyle' burada sıfat-fiil olan 'davrananları' sözcüğünü nitelediği için zarf işlevi üstlenir, öte yandan gösterme zamiri kökenli olduğu için işaret zamiri özelliği de taşır. Diğer seçeneklerdeki sözcükler yalnızca tek bir türde (sıfat ya da zarf) görev üstlenmektedir.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi, ait olduğu cümlede hem özne hem de nesne işlevi üstlenmiştir? A) Erken kalkmak sağlığa faydalıdır. B) Kitap okumayı çok severim. C) Çalışmak, başarıyı beraberinde getirir. D) Onu görmek beni mutlu etmedi. E) Yazmayı bırakmak istemiyordu.
- A) Yazmayı bırakmak istemiyordu.
- B) Erken kalkmak sağlığa faydalıdır.
- C) Kitap okumayı çok severim.
- D) Çalışmak, başarıyı beraberinde getirir.
- E) Onu görmek beni mutlu etmedi. ✓
D seçeneğinde 'onu görmek' ifadesi isim-fiil grubudur. Bu grup cümlede 'beni mutlu etmedi' yükleminin öznesi konumundadır. Aynı zamanda 'onu görmek' ifadesinin içindeki 'onu' sözcüğü, görmek fiilimsi eyleminin nesnesidir. Yani fiilimsi grubu hem cümlenin öznesi işlevini üstlenir hem de kendi içinde bir nesne barındırır. Bu iki işlevsellik aynı fiilimsi yapı üzerinde en belirgin biçimde D seçeneğinde görülmektedir.
14. Aşağıdaki cümlelerde kullanılan 'kendi' sözcüğünün işlevi incelendiğinde, hangisinin diğerlerinden farklı bir sözcük türünde kullanıldığı görülür? A) Kendi işini kendin yapmalısın. B) Kendisi bu haberi duyunca şaşırdı. C) Kendi evinin değerini bilmiyordu. D) Bunu kendi söyledi, ben değil. E) Kendine güvenen insan başarır.
- A) Bunu kendi söyledi, ben değil.
- B) Kendi işini kendin yapmalısın.
- C) Kendisi bu haberi duyunca şaşırdı.
- D) Kendi evinin değerini bilmiyordu. ✓
- E) Kendine güvenen insan başarır.
C seçeneğinde 'kendi' sözcüğü 'evinin' ismine doğrudan bağlanarak onu nitelemiş, yani sıfat görevinde kullanılmıştır ('kendi evi' → hangi ev? kendi evi). Diğer seçeneklerde ise 'kendi/kendisi/kendin/kendine' biçimleri dönüşlülük zamiri olarak kullanılmıştır; bu biçimlerin hepsi bir ismin yerini tutmakta ya da fiil üzerindeki dönüşlülük ilişkisini kurmaktadır. Dolayısıyla C, zamir değil sıfat olarak kullanılan tek seçenektir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem bağlaç hem de zarf görevinde kullanılabilecek bir sözcük, yalnızca bağlaç işleviyle kullanılmıştır? A) Hem çalışıyor hem de okuyordu. B) Ya erken gelirsin ya da hiç gelme. C) Daha önce bu yolu hiç denemedim. D) Artık buraya gelmeyeceğini söyledi. E) Bile bile hata yapıyordu.
- A) Daha önce bu yolu hiç denemedim.
- B) Artık buraya gelmeyeceğini söyledi.
- C) Hem çalışıyor hem de okuyordu. ✓
- D) Ya erken gelirsin ya da hiç gelme.
- E) Bile bile hata yapıyordu.
'Hem' sözcüğü Türkçede hem bağlaç hem de zarf olarak işlev görebilir ('Hem doktor hem mühendis' → bağlaç; 'Hem ne istiyorsun?' → zarf/pekiştirme). A seçeneğinde 'hem...hem de' yapısı iki eylemi birbirine bağlayan bağlaç görevindedir, zarf işlevi yoktur. B'deki 'ya...ya da' da bağlaçtır; ancak soru 'hem' sözcüğünü soruyor. C'deki 'daha' zarf, D'deki 'artık' zarf, E'deki 'bile bile' ise zarf işlevli yinelemeli yapıdır. Dolayısıyla 'hem...hem de' bağlacının salt bağlaç işleviyle kullanıldığı A doğru yanıttır.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki sözdizimsel konumu nedeniyle farklı bir sözcük türüne geçiş yapmıştır (sözcük türü kayması)? A) Yaşlı adam yavaş yavaş yürüdü. B) 'Güzel' i herkes sever. C) Sabah erken kalktık. D) İyi insan her yerde bulunur. E) Hızlı koşanlar yarışı kazandı.
- A) Hızlı koşanlar yarışı kazandı.
- B) 'Güzel'i herkes sever. ✓
- C) Sabah erken kalktık.
- D) Yaşlı adam yavaş yavaş yürüdü.
- E) İyi insan her yerde bulunur.
B seçeneğinde 'güzel' sözcüğü sıfat kökenlidir; ancak bu cümlede belirtme hâl eki (-i) alarak 'güzel'i biçiminde kullanılmış ve nesne işlevi üstlenmiştir. Bu durum, sıfatın isim gibi çekimlenerek isim görevine geçmesidir; buna sözcük türü kayması (ad aktarması yoluyla tür değiştirme) denir. Diğer seçeneklerde sözcükler kendi doğal kategorilerinde (sıfat, zarf) kullanılmış, herhangi bir tür kayması yaşanmamıştır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yer alan ilgeç (edat/son çekim edatı), cümleden çıkarıldığında cümlenin dilbilgisel yapısı bozulmaz fakat anlam ilişkisi köklü biçimde değişir? A) Sınava kadar her gün çalıştı. B) Seninle gelmek istiyorum. C) Ona göre bu iş kolaydır. D) Sabaha karşı uyuyakaldı. E) Bu kitabı senin için aldım.
- A) Ona göre bu iş kolaydır. ✓
- B) Sınava kadar her gün çalıştı.
- C) Bu kitabı senin için aldım.
- D) Seninle gelmek istiyorum.
- E) Sabaha karşı uyuyakaldı.
C seçeneğinde 'göre' ilgeci, 'ona göre' tamlamasında öznel bir bakış açısı ilişkisi kurar. 'Göre' çıkarıldığında 'ona bu iş kolaydır' cümlesi sözdizimsel açıdan tamamen bozulur çünkü 'ona' yönelme hâlindeki sözcük yükleme bağlanamaz. Bu en kritik örnektir. Ancak asıl çelişkili seçenek D'dir: 'Sabaha karşı' tamlamasından 'karşı' kaldırılırsa 'sabaha uyuyakaldı' cümlesi yönelme hâliyle ayakta durabilir görünse de 'sabaha doğru' zaman anlamı tamamen yok olur. Sorunun odağı anlam ilişkisinin köklü değişimi olduğundan, 'göre' ilgecinin çıkarılmasıyla bakış açısı/öznel yorum anlamının tamamen ortadan kalktığı C seçeneği doğrudur.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde '-dik' ekini alan sözcük, sıfat-fiil (ortaç) değil, isim-fiil (ad-eylem) görevinde kullanılmıştır? A) Gördüğüm manzara beni büyüledi. B) Bildiğim kadarıyla o burada değil. C) Tanıdığım insanlar onu çok severdi. D) Söylediğini kimse anlamadı. E) Geçtiğimiz yıl çok şey yaşadık.
- A) Tanıdığım insanlar onu çok severdi.
- B) Gördüğüm manzara beni büyüledi.
- C) Bildiğim kadarıyla o burada değil.
- D) Söylediğini kimse anlamadı. ✓
- E) Geçtiğimiz yıl çok şey yaşadık.
D seçeneğinde 'söylediğini' sözcüğü '-dik' ekini almış olsa da bu sözcük bir ismi nitelemiyor; aksine cümlede 'kimse anlamadı' yükleminin nesnesi konumunda kullanılmıştır ve belirtme hâl eki (-i) almıştır. Bu yapı, fiilimsi grubunun isim görevinde kullanılması, yani isim-fiil işlevidir. Diğer seçeneklerde '-dik' eki alan sözcükler sırasıyla 'manzara', 'kadarıyla', 'insanlar', 'yıl' gibi isimleri nitelediği için sıfat-fiil (ortaç) görevindedir.
19. Aşağıdaki cümlelerde geçen 'da/de' sözcüklerinden hangisi, bağlaç değil; pekiştirme ya da sınırlama işlevi taşıyan bir edat niteliğindedir? A) Kardeşim de sınavı kazandı. B) O da bilmiyordu bunu. C) Ne kadar da güzel bir gün! D) Hem sen hem de ben gideceğiz. E) Öğretmen de öğrenci de yorulmuştu.
- A) Ne kadar da güzel bir gün! ✓
- B) Öğretmen de öğrenci de yorulmuştu.
- C) Hem sen hem de ben gideceğiz.
- D) O da bilmiyordu bunu.
- E) Kardeşim de sınavı kazandı.
C seçeneğinde 'da' sözcüğü iki öğeyi birbirine bağlamaz; 'ne kadar' yapısıyla birlikte anlama hayret/pekiştirme vurgusu katar. Bu kullanımda 'da' bağlaç değil, güçlendirme (pekiştirme) edatıdır. Diğer seçeneklerde 'de/da': A'da özneye ekleme yapar (bağlaç), B'de özneyi pekiştirir gibi görünse de katma anlamıyla bağlaç sayılır, D'de 'hem...hem de' ikileşik bağlacının parçasıdır, E'de sıralama bağlacıdır. C'deki kullanım, duygusal pekiştirme işleviyle dilbilgisel açıdan en belirgin farklılaşmayı gösterir.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem, cümlenin herhangi bir ögesiyle sözdizimsel ilişki kurmadan yalnızca duygu değeri taşımaktadır? (Yani cümlenin hiçbir temel ya da yardımcı ögesi konumunda değildir.) A) Vay, ne büyük bir hata yaptın! B) Bravo, bu soruyu doğru çözdün! C) Eyvah! Anahtarları içeride unuttum. D) Haydi, şimdi hep birlikte söyleyelim. E) Aman, dikkatli ol arabalara karşı.
- A) Vay, ne büyük bir hata yaptın!
- B) Bravo, bu soruyu doğru çözdün!
- C) Haydi, şimdi hep birlikte söyleyelim.
- D) Aman, dikkatli ol arabalara karşı.
- E) Eyvah! Anahtarları içeride unuttum. ✓
C seçeneğinde 'eyvah' ünlemi, ardından gelen cümleyle sözdizimsel bir bağ kurmaz; cümlenin ne öznesi ne nesnesi ne de zarfıdır. Yalnızca konuşanın içinde bulunduğu üzüntü/pişmanlık/şaşkınlık duygusunu dışa vuran saf bir ünlemdir. D seçeneğindeki 'haydi' ise yönlendirme/çağrı işlevi nedeniyle fiilimsi bir değer taşıyıp cümleyi etkiler. A ve B'deki ünlemler hitap veya beğeni bildirirken cümleyle dolaylı ilişki kurar. E'deki 'aman' uyarı değeri taşıyarak cümleyle bağlantılıdır. C'deki kullanım en saf ünlem işlevini göstermektedir.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, morfolojik yapısı (biçimbilimsel yapısı) itibarıyla türemiş sözcük olmasına karşın sözcük türü bakımından kök sözcükle aynı kategoride yer alır? A) Çocuksu davranışlarından bıktım. B) Kişisel gelişime önem vermelisin. C) Yazarlık kolay bir meslek değildir. D) Anlamsız sorular sormaktan kaçının. E) Güzellik geçici, karakter kalıcıdır.
- A) Anlamsız sorular sormaktan kaçının.
- B) Güzellik geçici, karakter kalıcıdır.
- C) Çocuksu davranışlarından bıktım. ✓
- D) Yazarlık kolay bir meslek değildir.
- E) Kişisel gelişime önem vermelisin.
A seçeneğinde 'çocuksu' sözcüğü 'çocuk' ismine '-su/-sı' sıfat yapım eki getirilerek türetilmiştir. Kök sözcük 'çocuk' isimdir; türemiş sözcük 'çocuksu' ise sıfattır. Yani kök ve türev farklı kategorilerdedir. Bu seçenek soruyu tersinden doğrular — aslında soru, kök ve türevin AYNI kategoride kalmasını soruyor. B'de 'kişisel': 'kişi' (isim) → 'kişisel' (sıfat), farklı kategori. C'de 'yazarlık': 'yazar' (isim) → 'yazarlık' (isim), AYNI kategori — her ikisi de isimdir. Dolayısıyla morfolojik olarak türemiş olmasına karşın kökle aynı sözcük türünde kalan 'yazarlık' doğru yanıttır ve cevap C'dir. (Düzeltme: answer değeri 2 olmalıdır.)
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük isim (ad) değildir? "Çocuklar bahçede _oyun_ oynuyordu." "Annem bana güzel bir _hediye_ aldı." "_Güzel_ insanlar her yerde sevilir." "_Kitap_ okumak çok faydalıdır." "Masanın üstünde bir _kalem_ vardı."
- A) kitap
- B) güzel ✓
- C) kalem
- D) oyun
- E) hediye
"Güzel" sözcüğü bu cümlede "insanlar" ismini nitelediği için sıfat görevindedir, isim değildir. Diğer seçeneklerdeki sözcükler (oyun, hediye, kitap, kalem) cümlede isim olarak kullanılmıştır.
23. "Dün marketten aldığım elmalar çok tatlıydı." cümlesinde kaç tane isim vardır?
- A) 2 ✓
- B) 4
- C) 1
- D) 3
- E) 5
Cümlede geçen isimler: "market" (marketten) ve "elma" (elmalar) olmak üzere 2 isim bulunmaktadır. "Dün" zarf, "aldığım" fiilimsi, "tatlı" sıfattır.
24. "O kitabı ben de okudum." cümlesinde "ben" sözcüğü hangi tür zamirdir?
- A) Belgisiz zamir
- B) İşaret zamiri
- C) Dönüşlülük zamiri
- D) Soru zamiri
- E) Kişi (şahıs) zamiri ✓
"Ben" sözcüğü birinci tekil şahsı karşılayan kişi (şahıs) zamiridir. Kişi zamirleri: ben, sen, o, biz, siz, onlar şeklinde sıralanır ve konuşmada kişilerin yerini tutar.
25. "Hızlı araba" ve "Araba hızlı." cümlelerinde "hızlı" sözcüğü sırasıyla hangi görevleri üstlenmektedir?
- A) İsim – Sıfat
- B) Sıfat – Yüklem (sıfat) ✓
- C) Zarf – Sıfat
- D) Zarf – Zarf
- E) Sıfat – Sıfat
"Hızlı araba" tamlamasında "hızlı" arabayı nitelediği için sıfattır. "Araba hızlı." cümlesinde ise "hızlı" yüklem görevindedir; ancak sözcük türü olarak sıfat olmaya devam eder. Yani sıfat – yüklem (sıfat) şeklinde belirtmek doğrudur.