TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 9)
TURKCE - sozcukte anlam (Bölüm 9)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'eş anlam' ilişkisi kurulmamıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasında 'eş anlam' ilişkisi kurulmamıştır?
- A) Bu yol dik; yani sarp bir geçitti.
- B) Etkinlik iptal edildi, yani ertelendi. ✓
- C) Konuşması çok açık, net biçimde anlatıyordu.
- D) Yanı sıra, yani bununla birlikte bu kadar çalıştı.
- E) Adam çok hırslı, kısacası açgözlüydü.
'İptal etmek' ile 'ertelemek' eş anlamlı değildir; birincisi bir şeyi tamamen kaldırmak, ikincisi ise daha sonraki bir tarihe bırakmak anlamına gelir. Bu iki sözcük arasında anlam farkı bulunduğundan eş anlam ilişkisi değil, anlam yanılgısı söz konusudur. Diğer seçeneklerde 'dik-sarp', 'hırslı-açgözlü', 'açık-net' gerçekten eş anlamlı ya da yakın anlamlıdır.
2. Aşağıdakilerin hangisinde 'zaman' anlamı taşıyan bir sözcük yoktur?
- A) Kapıya yaklaştığımda durdu. ✓
- B) Günler geçtikçe onu daha çok özledim.
- C) Saat başı haber bültenlerini izlerdi.
- D) Mevsimler değişse de o hep aynı kaldı.
- E) Haftalar önce bu konuyu kapattık.
D seçeneğinde 'kapıya yaklaştığımda' ifadesi bir eylemi niteleyen zarf tümleci olmakla birlikte 'kapı' sözcüğü mekân bildirir; cümlede 'zaman' anlamı taşıyan ayrı bir sözcük bulunmamaktadır. A'da 'günler', B'de 'mevsimler', C'de 'saat başı', E'de 'haftalar' zaman anlamı taşır.
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde 'ad aktarması (mecazımürsel)' sanatı yapılmıştır?
- A) Yıllar seni yavaş yavaş tüketiyor.
- B) Kalbim sevinçten uçuyordu.
- C) Bütün köy bu habere üzüldü. ✓
- D) Gözlerin iki yıldız gibi parlıyor.
- E) Hayat ağır bir yük gibi omuzlarıma çöktü.
Ad aktarması (mecazımürsel), bir kavramı onunla ilgili başka bir kavramın adıyla ifade etme sanatıdır. B seçeneğinde 'köy' sözcüğü ile asıl kastedilen 'köyde yaşayan insanlar'dır; yani yer adı orada yaşayan insanların yerine kullanılmıştır. A'da teşbih (benzetme), C'de kişileştirme, D'de benzetme, E'de ise mecaz anlam kullanımı söz konusudur.
4. Türkçede bazı sözcükler birden fazla anlam taşır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'çekmek' fiili 'katlanmak, tahammül etmek' anlamında kullanılmıştır?
- A) Dişini çektirdi.
- B) Yıllarca sefalet çekti. ✓
- C) İpi geride çekti.
- D) Fotoğrafını çekti.
- E) Arabayı garaja çekti.
B seçeneğinde 'sefalet çekmek' ifadesi 'yoksulluk ve sıkıntıya katlanmak, acı çekmek' anlamında kullanılmıştır. A'da 'bir şeyi sürükleyerek götürmek', C'de 'fotoğraf almak', D'de 'diş söktürmek', E'de ise 'bir şeyi geriye doğru hareket ettirmek' anlamlarında kullanılmıştır.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'dolaylı anlatım' yoktur?
- A) Bu sessizlik bir şeylerin habercisiydi.
- B) Konuşmaları buz gibi soğuktu.
- C) Başarısız oldu, sınıfta kaldı. ✓
- D) Yüreği burkulmuş gibi yürüyordu.
- E) Sanki içim sıkışıp kalmış gibiydi.
C seçeneğinde 'başarısız oldu, sınıfta kaldı' ifadeleri gerçek ve doğrudan anlamlarıyla kullanılmıştır; herhangi bir mecaz, benzetme ya da dolaylı anlatım içermez. A'da 'sanki...gibiydi' ile dolaylı anlatım, B'de 'sessizliğin habercisi' kişileştirme yoluyla dolaylı anlatım, D'de 'yüreği burkulmuş gibi' benzetme, E'de 'buz gibi soğuk' benzetme içermektedir.
6. Aşağıda verilen sözcüklerden hangisi yapısı itibarıyla diğerlerinden farklıdır?
- A) Dansçı
- B) Yazıcı
- C) Öğretmen ✓
- D) Oyuncu
- E) Gözlemci
A, B, D ve E seçeneklerindeki sözcükler 'gözlem+ci', 'yaz+ıcı', 'oyun+cu', 'dans+çı' biçiminde Türkçe yapım ekleriyle oluşturulmuştur ve meslek/uğraş bildiren ek almış Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerdir. C seçeneğindeki 'öğretmen' ise 'öğret+men' biçiminde farklı bir yapım ekiyle (-men/-man) türetilmiştir. Anlam açısından ise 'öğretmen' sözcüğü alıştırma/eğitim yoluyla şekillendiren kişiyi ifade eder ve ek bakımından diğerlerinden ayrışır.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'somutlaştırma' (soyut bir kavramın somutmuş gibi anlatılması) söz konusudur?
- A) Özgürlük vazgeçilemez bir haktır.
- B) Sevinci gözlerinden okunuyordu.
- C) Endişe her insanın yaşadığı bir duygudur.
- D) Mutluluk kısa, acı uzun sürer.
- E) Acısı yüreğine çökmüş bir taş gibiydi. ✓
C seçeneğinde 'acı' soyut bir kavramken 'yüreğine çökmüş bir taş' ifadesiyle elle tutulur, ağırlık hissettiren somut bir nesneyle özdeşleştirilmiştir. Bu durum somutlaştırma sanatına örnektir. B'de 'gözlerinden okunmak' da bir tür somutlaştırma sayılabilir ancak 'taş gibi çökmek' daha belirgin ve kalıplaşmamış bir somutlaştırmadır. A, D ve E'de soyut kavramlar soyut düzeyde ele alınmıştır.
8. Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde verilen sözcük çifti arasında 'zıt anlam' ilişkisi yoktur?
- A) Özgün – taklit
- B) İlkel – gelişmiş
- C) Umursamaz – titiz
- D) Cömert – eli sıkı
- E) Alçakgönüllü – mütevazı ✓
D seçeneğinde 'alçakgönüllü' ve 'mütevazı' sözcükleri zıt anlamlı değil, eş anlamlıdır; her ikisi de 'kendini beğenmemiş, gösterişsiz, tevazu sahibi' anlamına gelir. A'da 'ilkel-gelişmiş', B'de 'cömert-eli sıkı', C'de 'özgün-taklit', E'de 'umursamaz-titiz' çiftleri zıt anlam taşımaktadır.
9. Aşağıdaki dizelerin hangisinde sözcük, hem gerçek hem de mecaz anlamı aynı anda yüklenecek biçimde (şiirsel çift anlam) kullanılmıştır?
- A) Yüreğim taş kesildi bu haberlere.
- B) Dağlar ne kadar yüce, ne kadar ulu.
- C) Eli uzun biri bu işi halleder.
- D) Karardı gökyüzü, karardı içim. ✓
- E) Söndü ocağımız, kül oldu evimiz.
D seçeneğinde 'karardı' sözcüğü aynı dizede iki kez kullanılmıştır: 'Karardı gökyüzü' ifadesinde gerçek anlamıyla (gökyüzünün kararması), 'karardı içim' ifadesinde ise mecaz anlamıyla (üzüntü, umutsuzluk) kullanılmıştır. Bu yapı 'tevriyeli' ya da 'şiirsel çift anlam' taşıyan bir kullanımdır. Diğer seçeneklerde sözcük ya yalnızca mecaz ya da yalnızca gerçek anlamda kullanılmıştır.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, 'ad aktarması (mecaz-ı mürsel)' yoluyla anlam kazanmıştır?
- A) Ahmet çok keskin bir zekâya sahip.
- B) Hayat acı bir kahvedir bazen.
- C) Kalbim seni hiç bırakmaz.
- D) Gözleri yıldız gibi parlıyordu.
- E) Tüm sınıf sınava çalışıyordu. ✓
'Tüm sınıf sınava çalışıyordu' cümlesinde 'sınıf' sözcüğü mekânın (sınıf odası) değil, o mekândaki insanları (öğrencileri) karşılamak için kullanılmıştır. Bu, içindekiler yerine kabı koymak şeklinde tanımlanan ad aktarmasıdır. A'da benzetme yoluyla anlam genişlemesi (teşbih), C'de duygu organı yerine bütünü simgeleme, D'de açık istiare, E'de benzetme vardır.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'vermek' fiili sözlüksel anlamına en uzak biçimde kullanılmıştır?
- A) Ağaç meyve verdi.
- B) Yol sola vermektedir. ✓
- C) Sınıfta hesap verdi.
- D) Kitabı arkadaşına verdi.
- E) Hediyeyi masaya bırakıp verdi.
'Vermek' fiilinin sözlüksel (temel) anlamı 'bir şeyi başkasına uzatmak, teslim etmek'tir. A, B, D ve E seçeneklerinde bu temel anlama yakın ya da bu anlamdan türemiş aktarmalı kullanımlar vardır. C seçeneğinde ise 'yol sola vermektedir' ifadesiyle 'vermek' fiili tamamen farklı bir anlam alanına, yani 'yönelmek, eğilmek' anlamına geçmiştir. Bu kullanım temel anlamla semantik bağını en çok koparmış olandır.
12. Aşağıdakilerin hangisinde sözcüğün kazandığı yeni anlam, 'anlam daralması' değil 'anlam iyileşmesi (ameliyorasyonu)' ile açıklanabilir?
- A) 'Bacı' sözcüğünün önce her kadın için kullanılırken artık yalnızca kardeş için kullanılması.
- B) 'Yabancı' sözcüğünün başlangıçta 'yaban eri, vahşi' anlamından bugünkü daha tarafsız kullanıma geçmesi. ✓
- C) 'Pehlivanın' sözcüğünün önce 'kahraman' anlamından 'güreşçi'ye daralması.
- D) 'Bey' sözcüğünün tarihsel süreçte saygınlık kazanarak ön plana çıkması.
- E) 'Oğlan' sözcüğünün 'genç erkek' anlamından 'çocuk' anlamına kayması.
Anlam iyileşmesi (ameliyorasyon), bir sözcüğün olumsuz ya da küçümseyici anlamından daha tarafsız ya da olumlu bir anlama geçmesidir. D seçeneğinde 'yabancı' sözcüğü 'vahşi, barbar' gibi olumsuz bir çağrışımdan daha nötr bir 'tanımadık kişi' anlamına ilerlemiştir. C seçeneği de iyileşmeye örnektir ancak burada 'bey' saygınlık kazanmıştır ve bu daha güçlü bir anlam iyileşmesidir. D'deki geçiş daha tipik ve soru kökündeki tanımla birebir örtüşür.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı sözcük iki farklı cümlede hem olumlu hem de olumsuz çağrışım taşıyabilecek biçimde (bağlama göre anlam değişimi) kullanılmıştır?
- A) İşçi çok 'çalışkan' biri. / Makine gece gündüz 'çalışıyor'.
- B) Yönetici çok 'katı' kurallar koydu. / Madde 'katı' hâle geçti.
- C) Adam oldukça 'sert' bir karaktere sahip. / Beton 'sert' bir malzemedir. ✓
- D) Çocuk 'masum' bakışlarla baktı. / Sanık mahkemece 'masum' bulundu.
- E) Kadın 'derin' düşüncelere daldı. / Göl çok 'derin'di.
'Sert' sözcüğü A seçeneğinde iki farklı bağlamda incelendiğinde, 'sert bir karakter' ifadesi bağlama göre hem olumsuz (acımasız, otoriter) hem de olumlu (kararlı, güçlü) çağrışım taşıyabilirken; 'beton sert bir malzemedir' ifadesi nötr, fiziksel bir anlam taşır. Dolayısıyla aynı sözcük iki farklı cümlede bağlama göre anlam değişimine en açık biçimde bu seçenekte kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde çift kutuplu çağrışım bu ölçüde belirgin değildir.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcükler arasındaki anlam ilişkisi diğerlerinden farklıdır?
- A) Dün gece hiç uyumadım; bu sabah gözlerim yanıyor.
- B) Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. ✓
- C) Yıllarca emek verdi, sonunda meyvesini topladı.
- D) Çok yedi, midesi ağırlaştı.
- E) Bütün gün çalıştı, akşam yatağa yıkıldı.
A, C, D ve E seçeneklerinde cümle içindeki olaylar arasında doğrudan 'neden-sonuç' ilişkisi kurulmaktadır (uyumamak → göz yanması; çalışmak → yorgunluk; emek vermek → sonuç almak; çok yemek → mide ağırlaşması). B seçeneğinde ise 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz' bir atasözüdür ve anlam ilişkisi neden-sonuç değil, 'koşulluluk/önce-sonra varsayım' ilişkisine dayanır. Aynı zamanda mecaz (alegorik) bir anlam taşır.
15. Aşağıdaki sözcük çiftlerinin hangisinde ilk sözcük ikincisini kapsayan bir 'üst anlam (hiperonimik)' ilişkisi taşımaz?
- A) Meyve – elma
- B) Kalem – kırtasiye ✓
- C) Araç – otomobil
- D) Kitap – roman
- E) Duygu – korku
Üst anlam (hiponimi/hiperonimik) ilişkisinde ilk sözcük ikincisini kapsamalı, ikinci sözcük birincinin bir alt türü olmalıdır. A'da araç → otomobil, B'de duygu → korku, C'de kitap → roman, D'de meyve → elma doğru üst anlam ilişkilerini gösterir. E seçeneğinde ise 'kalem' kırtasiyenin bir türüdür; yani kalem kırtasiyeyi değil, kırtasiye kalemi kapsar. İlişki tersine kurulmuştur. Bu nedenle E, üst anlam ilişkisi taşımayan seçenektir.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, 'terim anlamı' dışında kullanılmıştır?
- A) Cümledeki özne belirtisizdir.
- B) Mahkeme sanığı tahliye etti.
- C) Denklemin köklerini bulmak gerekiyor.
- D) Şairin şiirinde redif kullanımı oldukça başarılıydı.
- E) Adamın kalbi art arda iki kez durdu. ✓
A seçeneğinde 'redif' edebiyat terimi, B'de 'tahliye' hukuk terimi, C'de 'kök' matematik terimi, E'de 'özne' dil bilgisi terimidir. D seçeneğinde 'kalp' sözcüğü anatomik bir organ olarak kullanılmıştır ve bu, tıp terimi sayılabilir; ancak 'kalp durdu' ifadesi günlük dilde de kullanılan yaygın bir anlatım olduğundan terim anlamının dışına taşmıştır. Öte yandan bu soru bağlamında D'deki kullanım en fazla gündelik/mecaz alana yakın olan kullanımdır ve tıbbi terim sınırlarının dışında değerlendirilebilir.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye 'pekiştirme' değil 'sınırlama' anlamı katmaktadır?
- A) O yalnızca beni seviyor. ✓
- B) Bu çok güzel bir eser.
- C) Gerçekten harika bir performans sergiledi.
- D) Kesinlikle haklısın bu konuda.
- E) Tam da istediğim buydu.
'Yalnızca' sözcüğü A seçeneğinde anlama 'başkasını değil, sadece beni' şeklinde bir sınırlama katar; yani kapsamı daraltır. B'de 'tam da' pekiştirme, C'de 'çok' derece bildirerek pekiştirme, D'de 'gerçekten' doğrulama ve pekiştirme, E'de 'kesinlikle' pekiştirme işlevi görür. Dolayısıyla yalnızca A'da sınırlama (kısıtlama, tahsis) anlamı söz konusudur.
18. Aşağıdakilerin hangisinde verilen sözcük çifti arasında 'eş seslilik (sesteş)' değil 'çok anlamlılık (polisemi)' ilişkisi vardır?
- A) Gül (çiçek) – gül (fiil: gülmek)
- B) Kar (yağış) – kar (kazanç)
- C) Bağ (üzüm bağı) – bağ (ip, bağlantı) ✓
- D) Yüz (sayı) – yüz (organ)
- E) Kır (renk) – kır (doğa alanı)
Çok anlamlılıkta (polisemi) sözcüğün birden fazla anlamı ortak bir kökten gelir ve anlamlar arasında tarihsel/mantıksal bağ vardır. Eş seslilikte ise anlamlar arasında köken ya da anlam bağı yoktur, yalnızca ses benzerliği vardır. C seçeneğinde 'bağ' sözcüğünün 'üzüm bağı' ve 'ip/bağlantı' anlamları arasında tarihsel olarak 'bağlamak' eyleminden gelen kökensel bir ilişki kurulabilir; her iki anlam da 'tutmak, birbirine bağlamak' çağrışımını taşır. Diğer seçeneklerdeki çiftler köken ve anlam bakımından birbirinden bağımsızdır, dolayısıyla eş seslidir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün anlamı, yalnızca bağlamdan (sözdizimsel çevreden) çıkarılabilir; sözcüğün sözlük anlamı tek başına yetersiz kalır?
- A) Çocuk okula gitti.
- B) Masa ahşaptan yapılmıştır.
- C) Kitabı raftan aldı.
- D) Doktor hastayı iyi etti. ✓
- E) Uçak indi.
'İyi etmek' ifadesinde 'iyi' sözcüğü sözlükte 'kötünün karşıtı, olumlu, sağlıklı' gibi anlamlar taşır. Ancak 'doktor hastayı iyi etti' cümlesinde bu sözcük 'iyileştirmek, tedavi etmek' anlamını kazanır; bu anlam sözcüğün sözlük tanımında doğrudan yer almaz, bağlamdan (doktor-hasta ilişkisi, ettirgen yapı) üretilir. Diğer seçeneklerde sözcükler sözlükteki birincil anlamlarıyla kullanılmıştır.
20. Bir sözcüğün mecaz anlam kazanmasında 'benzerlik ilişkisi' temel alınıyorsa bu 'istiare (eğretileme)', 'yakınlık/bitişiklik ilişkisi' temel alınıyorsa bu 'mecaz-ı mürsel (ad aktarması)' olarak adlandırılır. Aşağıdakilerin hangisinde bu iki ilişki bir arada, aynı cümle içinde kullanılmıştır?
- A) Ankara bu konuda sessiz kaldı, Brüksel ise sert bir dil kullandı. ✓
- B) Aslan yürekli adamlar bu zorluğa katlanır.
- C) Dağlar şaha kalktı, ovalar ağladı.
- D) Eller kaldırıldı, kararın lehinde oy verildi.
- E) Mehmet'in gözleri güneş gibi parlıyordu.
A seçeneğinde 'Ankara' başkent yer adıyla hükümet/yetkili makamı karşılamaktadır; bu ad aktarmasıdır (yakınlık/mekân ilişkisi). 'Brüksel' de aynı şekilde AB kurumlarını karşılar. 'Sert bir dil kullandı' ifadesinde ise 'dil' sözcüğü konuşmayı temsil etmek için kullanılmış olup bu da ad aktarmasıdır; ancak 'sert dil' içinde 'sert' sözcüğü benzerlik ilişkisiyle (sert madde → sert tavır) istiare işlevi görür. Dolayısıyla A cümlesinde her iki mecaz türü bir arada yer almaktadır.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün taşıdığı anlam, Türkçe sözcük anlam sınıflandırmasında 'yan anlam' olarak değil, doğrudan 'temel anlam' olarak değerlendirilmesi gereken bir kullanıma örnektir?
- A) Ağır bir hastalıkla mücadele etti.
- B) Bu karar çok ağır sonuçlar doğurdu.
- C) Kaya ağır bir taştır. ✓
- D) Adam ağır ağır yürüdü.
- E) Ağır başlı biri olduğu söyleniyor.
'Ağır' sözcüğünün temel (sözlük) anlamı 'fiziksel kütlesi fazla olan, tartısı yüksek olan' şeklindedir. B seçeneğinde 'Kaya ağır bir taştır' cümlesiyle bu fiziksel, somut anlam doğrudan kullanılmıştır. A'da 'sonuçlar ağır' ifadesi ciddiyeti ve zorluğu, C'de hareketi yavaşlığı, D'de hastalığın şiddetini, E'de kişiliğin temkinliliğini anlatmak için 'ağır' sözcüğü mecaz/yan anlama kaymıştır. Yalnızca B'de sözcük fiziksel ağırlık, yani temel anlamıyla kullanılmıştır.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı bir anlam özelliği taşımaktadır? A) Adamın yüzü hiç kızarmadı. B) Çocuğun yüzü güldü sonunda. C) Bu işin yüzü açık değil. D) Yüzü olan adam mı yapardı bunu? E) Hastalık yüzünden okula gidemedi.
- A) Yüzü olan adam mı yapardı bunu?
- B) Adamın yüzü hiç kızarmadı.
- C) Bu işin yüzü açık değil.
- D) Hastalık yüzünden okula gidemedi. ✓
- E) Çocuğun yüzü güldü sonunda.
A, B, C ve D seçeneklerinde 'yüz' sözcüğü farklı mecaz anlamlarla kullanılmış olmakla birlikte hepsi birer isim olarak işlev görmektedir. E seçeneğinde ise 'yüzünden' sözcüğü artık bir isim olmaktan çıkmış, 'nedeniyle, dolayısıyla' anlamında bir ilgeç (edat) işlevi üstlenmiştir. Bu sözcük soyutlaşarak anlam kaymasına uğramış ve dilbilgisel kategorisi değişmiştir. Dolayısıyla E, diğerlerinden farklı bir anlam özelliği taşır.
23. I. Komşunun bahçesindeki elma ağacı bu yıl iyi tutmuş. II. Balıkçı, oltayı tam yere tutturdu. III. Vali, kaçakçılara karşı sert bir tutum sergiledi. IV. Köyde haberler ağızdan ağıza tuttu. V. Çocuğun ateşi sabaha karşı tuttu. Yukarıdaki cümlelerde altı çizili 'tutmak' fiilinin aldığı anlamlar düşünüldüğünde hangi iki cümlede sözcük birbirine en yakın anlamda kullanılmıştır?
- A) II. ve III.
- B) I. ve II.
- C) III. ve V.
- D) I. ve IV. ✓
- E) II. ve V.
I. cümlede 'tutmak', bitki ya da ekinin verimli olması, istenilen gelişimi göstermesi anlamındadır. IV. cümlede ise haberin yayılması, benimsenmesi, kabullenilmesi söz konusudur. Her iki cümlede de 'tutmak' fiili 'bir şeyin benimsenerek yaygınlaşması / gelişerek yerleşmesi' anlamında müteşekkildir. II. cümle 'bir yere isabet ettirmek', V. cümle 'yükselmek, sürmek', III. cümle ise isim türetmede kullanılmıştır. Dolayısıyla en yakın anlam I ve IV arasındadır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük, hem temel hem de yan anlam özelliklerini eş zamanlı taşıyacak biçimde kullanılmıştır?
- A) Soğuk bakışlarla karşıladılar onu toplantıda.
- B) Dağların başı sisli, yollar kapalıydı.
- C) Yaşlı çınar, köyün ortasında dimdik duruyordu. ✓
- D) Kırık kalple baktı pencereden dışarıya.
- E) Adamın burnu büyümüş, kimseyi tanımıyor artık.
C seçeneğinde 'dimdik duruyordu' ifadesi hem fiziksel olarak ağacın dik duruşunu (temel anlam) hem de yaşlılığa rağmen sağlamlığını, vakurluğunu (yan/mecaz anlam) aynı anda çağrıştırmaktadır. Bu sözcük kullanımı çift anlam katmanını eş zamanlı taşır. Diğer seçeneklerde sözcükler ya salt mecaz anlamda (B, D, E) ya da salt temel veya belirli bir mecaz anlamda (A) kullanılmıştır; iki anlam katmanı aynı anda etkin değildir.
25. Aşağıdaki dizelerin hangisinde altı çizili sözcük, gerçek anlamından en uzak biçimde kullanılmıştır?
- A) Gönlümün içinde bir şehir kurdum / Sokaklarında yalnız ben dolaşırım.
- B) Zamanın dişleri geçmiş üzerinden / Yıllar yemiş her taşını köyümün. ✓
- C) Gözlerimin içinde yaşıyorsun hâlâ / Çıkamıyorum bu hapisten bir türlü.
- D) Eller yabancı, eller soğuk, eller hain / Düşmanın elinden dost olmaz.
- E) Dağlar kadar derdi vardı adamın / Sırtına yükledi hepsini sessizce.
D seçeneğinde 'zamanın dişleri' ve 'yıllar yemiş' ifadelerinde soyut bir kavram olan 'zaman' ve 'yıllar', canlı bir varlığa ait somut organlar ve eylemlerle nitelendirilmiştir. Bu kişileştirme ve somutlaştırma, sözcüklerin gerçek anlamından en radikal biçimde uzaklaşmasına yol açar. Dişler ve yemek eylemleri burada tümüyle aktarmalı anlamda işlemekte; aşınma, eskime, tahrip gibi soyut süreci somutlaştırmaktadır. Diğer seçeneklerde mecaz kullanım daha az katman içermektedir.