menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

Genel Tekrar Testi - 113

Soru 1 / 25

Aşağıdaki ürünlerden hangisi Türkiye'de hem Karadeniz hem de Akdeniz kıyı kuşağında yaygın biçimde yetiştirilmektedir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki ürünlerden hangisi Türkiye'de hem Karadeniz hem de Akdeniz kıyı kuşağında yaygın biçimde yetiştirilmektedir?

    • A) Kivi
    • B) Fındık
    • C) Turunçgil
    • D) Muz
    • E) Çay

    Kivi,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Türkiye'de özellikle 1990'lardan itibaren hem Karadeniz kıyı kuşağında (Rize, Trabzon, Ordu) hem de Akdeniz kıyılarında (Antalya, Mersin) yetiştirilmeye başlanmıştır. Her iki bölgede de nemli iklim ve ılıman kış koşulları kivinin yetişmesine uygundur. Çay yalnızca Doğu Karadeniz'de, muz ve turunçgil ağırlıklı olarak Akdeniz kıyılarında, fındık ise Orta ve Batı Karadeniz'de yetiştirilmektedir. Bu nedenle her iki kıyı kuşağında da yaygın biçimde karşılaşılan ürün olarak kivi öne çıkmaktadır.

  2. 2. Türkiye'nin tarımsal ihracatında 'coğrafi işaret' tescilinin stratejik önemi değerlendirildiğinde, bu uygulamanın birincil ekonomik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarımsal üretimi belirli bölgelerde yoğunlaştırarak lojistik verimliliği artırmak
    • B) Küçük üreticilere doğrudan gelir transferi sağlamak
    • C) Üretim maliyetlerini düşürerek rekabet gücünü artırmak
    • D) İthal tarım ürünlerine karşı gümrük koruma mekanizması oluşturmak
    • E) Ürünlerin küresel pazarlarda taklit edilmesini hukuken kısıtlayarak katma değer oluşturmak

    Coğrafi‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ işaret, belirli bir yere özgü kalite, ün veya diğer özellikleriyle bağlantılı ürünleri tanımlayan ve yalnızca o yöre üreticilerinin kullanabileceği bir hukuki koruma aracıdır. Ekonomik açıdan birincil işlevi, tescilli ürünlerin taklitçiler tarafından üretilmesini ve satılmasını önleyerek özgün üreticilerin ürünlerini daha yüksek fiyatla pazarlamasına olanak tanımaktır. Anadolu'ya özgü Gemlik zeytini, Malatya kayısısı, Antep fıstığı gibi ürünlerin uluslararası pazardaki konumlanması bu açıdan örnek teşkil etmektedir.

  3. 3. Türkiye'de tarımsal sulama projelerinin (DSİ sulama alanları) büyük ölçüde tamamlandığı bir vadide; pamuk üretiminin artması, daha önce yaygın olan kuru tarım ürünlerinin (buğday, arpa) o alandaki payının azalması beklenebilir. Bu dönüşümün en olumsuz çevresel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bölgede tahıl fiyatlarının düşmesi
    • B) Aşırı sulama sonucu toprakta tuzlanma ve drenaj sorunlarının ortaya çıkması
    • C) Tarımsal mekanizasyonun hızlanması
    • D) Sulama kanallarının ulaşım altyapısına zarar vermesi
    • E) Bölgeye bağımlı kırsal nüfusun mutlak olarak azalması

    Sulama‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ projelerinin tamamlanmasıyla birlikte daha önce kuru tarıma dayalı arazilerde yoğun sulama başlamaktadır. Özellikle yüzey sulama yöntemlerinin kullanıldığı alanlarda aşırı sulama, toprak profilindeki tuz konsantrasyonunun yüzeye taşınmasına (sekonder tuzlanma) yol açar. Drenaj sisteminin yetersiz kalması halinde ise taban suyunun yükselmesi ve bataklıklaşma görülür. Bu olgular, GAP bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin birçok sulama sahasında belgelenmiş çevresel sorunlar arasındadır.

  4. 4. Hayvancılık coğrafyası açısından Türkiye'de manda yetiştiriciliğinin en yoğun olduğu alan ve bu yoğunlaşmanın temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle doğru olarak eşleştirilmiştir?

    • A) Güneydoğu Anadolu – Hayvancılık kültürünün en köklü olduğu bölge olması
    • B) Afyonkarahisar ve çevresi ile bazı Karadeniz vadileri – Bataklık ve sazlık alanlarının mandanın ekolojik taleplerine uygun olması
    • C) Ege ovaları – Mandanın pamuk tarımında iş hayvanı olarak kullanılması
    • D) Marmara Bölgesi – Yakın pazarlara et ve süt ulaştırmanın kolaylığı
    • E) Doğu Anadolu yaylaları – Yüksek rakımın büyükbaş hayvancılığa elverişli olması

    Manda,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ rutubet ve bataklık ortamlara adaptasyon sağlamış bir evcil hayvandır. Türkiye'de manda yetiştiriciliği tarihsel olarak Afyonkarahisar (özellikle Dinar çevresi), bazı Karadeniz vadileri ve bataklık karakterdeki ova kenarlarında yoğunlaşmıştır. Bu alanlardaki nemli, sazlık ve bataklık karakterdeki habitatlar mandanın ekolojik gereksinimlerine uygundur. Manda sütünden yapılan kaymak ise Afyon mutfağının simgesi hâline gelmiştir. Diğer seçeneklerdeki coğrafi alanlar manda yetiştiriciliğiyle bağdaşmamaktadır.

  5. 5. Türkiye'de tarımsal nüfus oranının hızla azaldığı dönemlerde tarım sektörünün GSYH'ye katkısının da gerilediği gözlemlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu eş anlı gerilemeyi tek başına açıklayan en bütünsel yorumdur?

    • A) Devlet tarım sübvansiyonlarının kaldırılması verimliliği düşürerek üretim miktarını azaltmıştır.
    • B) Tarım sektöründen sanayi ve hizmet sektörlerine emek göçü, tarımsal üretim miktarını doğrudan azaltmıştır.
    • C) Tarım sektörünün ekonomideki göreceli payı küçülmüş, ancak mutlak üretim değeri düşmemiş; bu durum yapısal dönüşümün bir göstergesidir.
    • D) Tarımsal ihracat gelirlerinin azalması toplam GSYH'yi gerileterek tarımın payını düşürmüştür.
    • E) Tarım teknolojisine yetersiz yatırım yapılması rekabet gücünü yok etmiştir.

    Ekonomik‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ gelişme sürecinde tarım sektörünün GSYH içindeki payının gerilemesi, tipik bir yapısal dönüşüm (Petty-Clark yasası) olgusudur. Tarımsal nüfus azalırken makineleşme ve teknoloji sayesinde mutlak üretim miktarı azalmamakta, hatta artabilmektedir. Ancak sanayi ve hizmetler sektörü çok daha hızlı büyüdüğünden tarımın göreli payı düşer. Yani tarım sektörü küçülmemiş, ekonominin diğer bölümleri orantısız biçimde büyümüştür. Bu ayrım, tarım coğrafyası ve kalkınma iktisadı açısından kritik bir kavramsal noktadır.

  6. 6. Türkiye'de fındık üretiminin Orta ve Doğu Karadeniz kıyı şeridine bu denli sıkışmasının coğrafi açıklaması aşağıdakilerden hangisini kapsamaz?

    • A) Yazın görece serin ve nemli geçen iklim koşulları
    • B) Yıl boyunca dengeli dağılan yüksek yağış miktarı
    • C) Kıyıya yakın eğimli arazilerde siltli-killi toprakların birikmesi
    • D) Kıyıya paralel dağların iç kesimlerden gelen soğuk ve kuru hava kütlelerini engellemesi
    • E) Toprak pH'ının hafif asit karakterde olması

    Fındık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yetiştiriciliğinin Karadeniz kıyı kuşağında yoğunlaşması; yüksek ve dengeli yağış, nemli-serin yaz iklimi, dağların iç kesimden gelen kuru ve soğuk hava kütlelerini kesmesi ve hafif asidik toprak yapısı gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle açıklanır. Siltli-killi toprakların eğimli kıyı arazilerinde birikmesi ise fındık yetiştiriciliğini açıklayan bir faktör değildir; aksine bu tür alanlarda erozyon baskısı yüksektir ve drenaj sorunları görülebilir. Fındık, iyi drene olan, derin profilli kumlu-killi tın karakterdeki toprakları tercih eder.

  7. 7. Türkiye'de sulama amaçlı su kullanımının toplam su tüketimi içindeki payı yaklaşık yüzde yetmiş ile seksen arasında seyretmektedir. Bu veriye dayanarak yapılabilecek en doğru çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarım sektöründeki su verimliliğinin artırılmasının ulusal su güvenliğine katkısının sınırlı kalacağı
    • B) Su tasarrufu sağlayan sulama yöntemlerine (damla, yağmurlama) geçişin su kıtlığı riskini azaltmada kritik öneme sahip olduğu
    • C) Türkiye'de içme suyu sorununun tarımsal su kullanımından kaynaklandığı
    • D) Sanayi ve kentsel su tüketiminin kısılmasının su tasarrufunda tarımsal reformdan daha etkili olacağı
    • E) Türkiye'nin su kaynakları bakımından zengin olduğu için bu düzeyde tarımsal kullanımı sürdürebileceği

    Toplam‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ su tüketiminin yüzde yetmişi ile sekseninin tarım sektöründen kaynaklandığı bir tabloda, su verimliliğini artırmanın en etkili yolu tarımsal sulamada dönüşüm sağlamaktır. Salma sulama yerine damla sulama ve yağmurlama gibi modern yöntemlere geçiş, su kullanım verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Sanayi ve kentsel tüketimin toplam içindeki payı görece düşük olduğundan bu alanlardaki tasarrufun genel su güvenliğine katkısı sınırlı kalacaktır. Türkiye'nin kişi başı kullanılabilir su miktarının su stresi eşiğine yaklaşması, tarımsal su yönetimini stratejik bir politika önceliği hâline getirmektedir.

  8. 8. Türkiye'de tarımsal üretimde sulama olanakları ile ürün çeşitliliği arasındaki ilişki düşünüldüğünde, aşağıdaki havzaların hangisinde sulama potansiyelinin en yüksek olmasına karşın birim alanda ürün çeşitliliğinin en düşük kaldığı söylenebilir?

    • A) Gediz Havzası
    • B) Büyük Menderes Havzası
    • C) Konya Kapalı Havzası
    • D) Fırat Havzası
    • E) Seyhan-Ceyhan Havzası

    Konya‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kapalı Havzası, GAP'tan sonra Türkiye'nin en büyük sulama projelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır (KOP - Konya Ovası Projesi). Ancak iç bölgede kıta ikliminin hâkim olması, kışların sert geçmesi ve vejetasyon süresinin kısalığı nedeniyle ağırlıklı olarak tahıl ve şeker pancarı gibi sınırlı sayıda ürün yetiştirilmektedir. Buna karşılık Büyük Menderes, Gediz ve Seyhan-Ceyhan havzalarında Akdeniz ve geçiş ikliminin etkisiyle çok sayıda ürün üretilebilmektedir.

  9. 9. Türkiye'de kıl keçisi yetiştiriciliğinin son on yılda önemli ölçüde gerilediği bilinmektedir. Bu gerilemede etkili olan temel faktörlerin başında aşağıdakilerden hangisi gösterilmektedir?

    • A) Doğu Anadolu'daki mera alanlarının hızla genişlemesi
    • B) Kıl keçisine yönelik salgın hastalıkların yaygınlaşması
    • C) Kıl keçisi sütünün endüstride kullanım alanı bulmaması
    • D) Ormanlık alanlarda otlatma yasağının getirilmesi ve yerine tiftik/süt keçisi yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi
    • E) Kıl keçisi etinin piyasa değerinin düşmesi

    Kıl‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ keçisi, otlatma alışkanlıkları nedeniyle orman örtüsüne ciddi zarar vermektedir. Türkiye'de 1950'lerden itibaren ormanlık alanlarda keçi otlatmasına kısıtlamalar getirilmiş, devlet politikaları tiftik ve kültür ırkı keçi yetiştiriciliğine yönelmiştir. Bu politika değişikliği, kıl keçisi varlığını köklü biçimde azaltmıştır. Diğer seçenekler kısmi doğruluk içerse de belirleyici etken hukuki düzenlemeler ve teşvik politikalarıdır.

  10. 10. Türkiye'de aşağıdaki ürünlerden hangisi, hem yetiştirildiği coğrafi alan hem de üretim miktarı bakımından diğerlerine kıyasla en yüksek coğrafi yoğunlaşma (bölgesel uzmanlaşma) göstermektedir?

    • A) Ayçiçeği
    • B) Mısır
    • C) Buğday
    • D) Fındık
    • E) Patates

    Fındık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ üretimi, Türkiye genelinde Doğu Karadeniz kıyı kuşağında (özellikle Ordu, Giresun, Trabzon, Sakarya) son derece belirgin bir coğrafi yoğunlaşma sergilemektedir. Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık %70'ini bu dar kıyı şeridinden sağlamaktadır. Buğday ve ayçiçeği ülke geneline yayılmış, mısır birkaç farklı bölgede üretilmekte, patates ise çok sayıda ilde yetiştirilmektedir. Fındık; iklim, topografya ve toprak koşullarının bütünlüklü etkisiyle en yüksek bölgesel uzmanlaşmayı gösteren üründür.

  11. 11. Türkiye'nin hayvansal protein üretimi ile bitkisel protein üretimi kıyaslandığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi coğrafi verilerle en tutarlı sonucu vermektedir?

    • A) Bitkisel protein üretimi ağırlıklı olarak dış satıma yönelirken hayvansal protein iç tüketimle sınırlı kalmaktadır.
    • B) Hayvansal protein açığı yalnızca Doğu Anadolu'dan karşılanmaktadır çünkü mera varlığı orada en fazladır.
    • C) Karadeniz Bölgesi, hem bitkisel hem hayvansal protein üretiminde ülkenin lider bölgesidir.
    • D) Türkiye'de baklagil üretiminin artmasıyla hayvansal protein üretimi orantılı biçimde azalmaktadır.
    • E) Doğu ve İç Anadolu'nun mera ekosistemi hayvansal proteine katkı sunarken tahıl havzaları ve Ege-Akdeniz kuşağı bitkisel proteinin temel kaynağını oluşturmaktadır.

    Türkiye'nin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarım coğrafyasında belirgin bir bölgesel işbölümü söz konusudur: Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek yaylalarında mera hayvancılığı (sığır, koyun) hâkimdir ve hayvansal proteinin önemli bölümü bu alanlardan sağlanır. Buna karşılık İç Anadolu tahıl havzaları, Ege'de baklagil-yağlı tohumlar ve Akdeniz'de sebze-meyve ile bitkisel protein kaynakları şekillenmektedir. Diğer seçenekler ya abartılı genellemeler içermekte ya da veri dışı çıkarımlar sunmaktadır.

  12. 12. Türkiye'de sulamalı tarım alanlarının genişlemesinin, tatlı su kaynaklarının tükenmesi üzerindeki etkisini anlatan en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye'deki tarımsal sulama, tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde yetmişini oluşturmakta ve özellikle Konya ve Harran ovalarında ciddi yeraltı suyu çekimi sorunlarına yol açmaktadır.
    • B) Sulamalı tarım yalnızca yüzey su kaynaklarını etkilemekte, yeraltı sularına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
    • C) Yağışların tarımsal sulama ihtiyacını karşılaması nedeniyle Türkiye'de yeraltı suyu kullanımı tartışmalı değildir.
    • D) Sulamalı tarımın artması yeraltı su seviyelerini yükseltmekte, dolayısıyla tatlı su kaynaklarını beslemektedir.
    • E) Tarımsal sulama, toplam tatlı su kullanımının küçük bir bölümünü oluşturduğundan su kaynakları üzerindeki baskı sınırlıdır.

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarımsal sulama, toplam tatlı su tüketiminin yaklaşık %70-75'ini oluşturmaktadır. Bu oran küresel ortalamalarla da örtüşmektedir. Konya Ovası başta olmak üzere sulama altyapısının genişlediği Güneydoğu Anadolu'da (Harran Ovası) yeraltı suyu seviyeleri ciddi biçimde düşmektedir. Konya'da bazı kuyularda su seviyesinin onlarca metre gerilediği belgelenmiştir. Bu gerçek, C seçeneğini doğrulamaktadır; diğer seçenekler olgusal açıdan yanlış ya da yanıltıcıdır.

  13. 13. Türkiye'de bitkisel yağ üretimi için kullanılan başlıca yağlı tohumlar olan ayçiçeği, zeytin ve pamuk için doğru bir bölgesel eşleştirme yapıldığında aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgi içermektedir?

    • A) Zeytin yetiştiriciliği Ege ve Akdeniz kıyılarında yoğunlaşmış olup Türkiye dünya zeytin üretiminde ilk beş ülke arasında yer almaktadır.
    • B) Susam üretimi özellikle Karadeniz kıyı kesiminde gerçekleştirilmekte olup Türkiye susam ihracatında dünya lideridir.
    • C) Pamuk yetiştiriciliği Çukurova, Ege Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu'nun sulanan ovalarında yoğunlaşmaktadır.
    • D) Fıstık (yerfıstığı) üretimi ağırlıklı olarak Adana çevresinde ve Akdeniz Bölgesi'nin sıcak ova kesimlerinde yapılmaktadır.
    • E) Ayçiçeği üretiminin en fazla yapıldığı bölge, Trakya ve Karadeniz'in batı kesimleridir.

    Susam‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ üretimi Türkiye'de ağırlıklı olarak İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu'nun sıcak ve kurak bölgelerinde (özellikle Şanlıurfa çevresi) gerçekleştirilmektedir; Karadeniz kıyı kesimleriyle ilişkilendirilmesi coğrafi açıdan yanlıştır. Ayrıca Türkiye susam ihracatında dünya lideri değildir; bu alanda Etiyopya ve Tanzanya ön plana çıkmaktadır. Diğer seçeneklerdeki bilgiler büyük ölçüde doğrudur.

  14. 14. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre tarım sektörünün GSYİH içindeki payı son elli yılda belirgin biçimde gerilemiştir. Bu gerilemenin coğrafi ve yapısal sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi analitik açıdan en doğrudur?

    • A) Tarım sektörünün küçülmesi, Türkiye'nin tarım ürünleri ithalatçısı konumuna girmesinin temel nedenidir.
    • B) GSYİH içindeki tarım payının gerilemesi, kırsal nüfusun artmasının doğal bir sonucudur.
    • C) Tarımın GSYİH payının azalması yalnızca Batı Anadolu'daki kentleşmeyle açıklanabilir; Doğu Anadolu'da tarımın payı artmaktadır.
    • D) Tarımın GSYİH payının düşmesi, hizmet ve sanayi sektörlerinin görece daha hızlı büyümesinden kaynaklanmakta; bu süreç kırdan kente göçü ve tarım dışı istihdamı hızlandırmaktadır.
    • E) Tarımın GSYİH payının gerilemesi, tarımsal üretim miktarının da mutlak olarak gerilediğini göstermektedir.

    Tarım‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ sektörünün GSYİH içindeki payının uzun dönemde gerilemesi, tarımın mutlak olarak küçüldüğü anlamına gelmez; sanayi ve hizmet sektörlerinin çok daha yüksek büyüme hızı bu göreli küçülmeyi yaratmaktadır. Bu yapısal dönüşüm, kırdan kente göçü besleyen en önemli ekonomik güçtür ve kentleşme oranını yükseltmektedir. A seçeneği bu ilişkiyi yanlış yorumlamakta, C seçeneği bölgesel bir genelleme yapmakta, D seçeneği nedensellik kurmakta ama doğrulanabilir değildir, E seçeneği ise nedenselliği tersine çevirmektedir.

  15. 15. Aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisi, Türkiye'de hem taze tüketim hem de sanayi işleme (konserve, salça, dondurulmuş) payı en dengeli dağılım gösteren ve aynı zamanda en fazla sulak alan gerektiren üründür?

    • A) Zeytin
    • B) Buğday
    • C) Üzüm
    • D) Domates
    • E) Elma

    Domates;‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ hem sofralık taze tüketim hem de salça, konserve, ketçap gibi sanayi işleme alanlarında en dengeli kullanım oranına sahip üründür. Türkiye, domates üretiminde Çin ve Hindistan'ın ardından dünya sıralamasında üst basamaklarda yer almaktadır. Domates tarımı yoğun sulama gerektiren bir üretimdir ve Akdeniz ile Ege'nin sulanan ovalarında yoğunlaşmaktadır. Üzüm de sanayi/taze dağılımı açısından güçlü bir adaydır; ancak sulama yoğunluğu ve sanayi çeşitliliği açısından domates öne çıkmaktadır.

  16. 16. Türkiye'de tarım işletmelerinin ortalama büyüklüğünün düşük kalması (yaklaşık 5-6 hektar), tarımsal verimliliği olumsuz etkilemektedir. Bu sorununun temel coğrafi ve sosyal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye'deki tarım arazilerinin jeomorfolojik yapı nedeniyle büyük düzlüklere izin vermemesi
    • B) Uluslararası tarım anlaşmalarının Türkiye'deki arazi büyüklüğünü sınırlandırması
    • C) Kırsal nüfusun hızla artması ve yeni tarım arazisi açılması için yer kalmaması
    • D) Devlet politikalarının büyük çiftlikleri vergilendirerek küçük işletmeleri teşvik etmesi
    • E) Tarım arazilerinin miras hukuku aracılığıyla kuşaktan kuşağa bölünerek parçalanması ve topraksız köylü sorununun bir türlü çözülememesi

    Türkiye'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarım arazilerinin küçük ve parçalı yapısının en temel nedeni miras hukukunun tarla bölünmesine yol açmasıdır. Her kuşakta araziler mirasçılar arasında paylaşılmakta, bu süreç parsellerin ekonomik açıdan işlenemeyecek kadar küçülmesine neden olmaktadır. Bu sorun 1950'lerden bu yana arazi toplulaştırma projeleriyle kısmen giderilmeye çalışılmaktadır. Jeomorfoloji bazı bölgelerde kısıtlayıcı olsa da ana etken sosyo-hukuki yapıdır. Diğer seçenekler coğrafi gerçeklerle örtüşmemektedir.

  17. 17. Türkiye'de transhumance (yayla göçü) hayvancılığının görüldüğü alanlar ile sedanter (yerleşik) hayvancılığın yoğunlaştığı alanların karşılaştırılmasında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Transhumance'ın gerilemesinde ulaşım altyapısının gelişmesi, yaylacılığı ekonomik açıdan cazip olmaktan çıkarması belirleyici rol oynamıştır.
    • B) Doğu Anadolu'da transhumance yalnızca koyun yetiştiriciliğiyle sınırlı olup sığır bu sistemin dışında kalmaktadır.
    • C) Transhumance hayvancılık Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Toros yayla kuşaklarında belirgin biçimde sürmektedir.
    • D) Sedanter hayvancılık, besi ve süt sığırcılığı biçiminde özellikle Marmara, İç Anadolu ve Ege çevresinde gelişmiştir.
    • E) Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde kıl keçisi ve koyun sürüleriyle mevsimlik göç hâlâ sürmektedir.

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Anadolu'da transhumance sistemi yalnızca koyun değil, aynı zamanda sığır ve manda sürülerini de kapsamaktadır. Özellikle Erzurum-Kars yaylalarında mevsimlik sığır göçü tarihsel olarak yaygın bir uygulamadır. D seçeneği bu yüzden yanlış bir bilgi içermektedir. Diğer seçenekler Türkiye'nin hayvancılık coğrafyasıyla uyumlu doğru ifadelerdir.

  18. 18. GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) tamamlandığında bölgede beklenen tarımsal dönüşüme ilişkin aşağıdaki öngörülerden hangisi coğrafi ve ekonomik açıdan en gerçekçidir?

    • A) GAP sulamalarının tamamlanması Güneydoğu'daki iklimi köklü biçimde değiştirecek ve bölgede turunçgil yetiştiriciliğini mümkün kılacaktır.
    • B) GAP'ın ekonomik getirisi, sulama maliyetlerini hiçbir zaman karşılayamayacak düzeyde kalacaktır.
    • C) GAP sulamaları Güneydoğu Anadolu'yu pamuk, buğday ve mısırın yanı sıra sebze ve meyve üretiminde de önemli bir merkeze dönüştürecek; ancak tuzlanma ve drenaj sorunları üretim artışını sınırlayabilecektir.
    • D) Sulama altyapısı tamamlandığında bölgede hayvancılık tamamen son bulacak, tüm üreticiler bitkisel üretime geçecektir.
    • E) GAP, Fırat ve Dicle havzalarının tüm topraklarını suladığında Türkiye otomatik olarak tarım ürünleri ihraç eden dünyanın lider ülkesi hâline gelecektir.

    GAP,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Türkiye'nin en büyük kalkınma projesi olarak Güneydoğu Anadolu'da yaklaşık 1,7 milyon hektar alanı sulamayı hedeflemektedir. Proje tamamlandığında pamuk, hububat, sebze ve meyve üretiminde ciddi artış beklenmektedir. Ancak sulama projelerinin tipik riskleri olan tuzlanma, alkalizasyon ve drenaj yetersizliği sorunları, bölgenin yarı kurak iklim koşullarında üretim artışının önünde ciddi bir engel oluşturabilmektedir. Bu gerçekçi ve dengeli değerlendirme A seçeneğinde verilmektedir. Diğer seçenekler abartılı, olgusal olarak yanlış ya da temelsiz çıkarımlar içermektedir.

  19. 19. Türkiye'de seracılığın en yoğun geliştiği bölgeler ve bu yoğunlaşmanın coğrafi nedenleri doğru eşleştirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu bütünlüklü ilişkiyi en iyi açıklamaktadır?

    • A) Doğu Karadeniz kıyı şeridi, yüksek nem ve ılıman kış koşulları sayesinde Türkiye'nin sera sebzeciliği merkezi hâline gelmiştir.
    • B) Marmara Bölgesi, büyük kentlere olan yakınlığı ve soğuk kış koşullarının sera ihtiyacını artırması nedeniyle seracılıkta liderdir.
    • C) Ege Bölgesi, büyük sera alanları kurulmasına elverişli düz topografyası sayesinde seracılıkta birinci sıraya yerleşmiştir.
    • D) İç Anadolu'nun yüksek yaylalarında don olaylarına karşı koru yüksek cam sera sistemleri geliştirildiği için bu bölge seracılıkta öne çıkmaktadır.
    • E) Akdeniz Bölgesi (özellikle Antalya), kış aylarında dahi ılık seyreden iklimi, güneşlenme süresi ve pazar yakınlığı (ihracat) nedeniyle seracılıkta açık ara lider konumdadır.

    Türkiye'nin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seracılık merkezi Antalya ve çevresidir. Akdeniz Bölgesi'nde kış ayları bile 10-15°C üzerinde seyreden sıcaklıklar, yüksek güneşlenme süreleri ve Avrupa pazarına coğrafi yakınlık (ihracat avantajı) serayı hem düşük maliyetli hem de verimli kılmaktadır. Türkiye'deki toplam sera alanının büyük çoğunluğu Antalya ilinde yer almaktadır. Diğer seçeneklerde yer alan bölgeler seracılıkla kısmen ilişkilendirilebilir olsa da liderlik konumu tartışmasız Akdeniz Bölgesi'ndedir.

  20. 20. Türkiye'de tarım arazisi varlığı ile tarımsal istihdam oranı arasındaki ilişkiyi doğru yorumlayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarım arazisi bolluğu ile tarımsal istihdam her zaman eş anlı gelişir; bu nedenle Konya, tarımsal istihdam oranı en yüksek ildir.
    • B) Türkiye'de tarım arazisi arttıkça kentleşme oranı da artmakta, bu durum kırsal nüfusu beslemektedir.
    • C) Tarım arazisi miktarı ile tarımsal istihdam oranı arasında doğrusal bir ilişki bulunmamakta; mekanizasyon düzeyi, arazi büyüklüğü ve pazara erişim gibi faktörler bu ilişkiyi karmaşıklaştırmaktadır.
    • D) Tarımsal istihdam oranı en yüksek bölgeler, makineleşmenin en ilerlediği ve büyük tarım işletmelerinin yoğunlaştığı Batı Anadolu bölgeleridir.
    • E) Tarım arazisi miktarı en fazla olan bölgeler, tarımsal istihdamın da en yüksek olduğu bölgelerdir; bu ilişki birebir doğrusal bir seyir izler.

    Tarım‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ arazisi miktarı ile tarımsal istihdam arasındaki ilişki doğrusal değildir. Örneğin İç Anadolu'da geniş tarım arazileri bulunmasına karşın yüksek mekanizasyon (traktör, hasat makinesi kullanımı) işgücü ihtiyacını azaltmaktadır. Öte yandan, küçük ölçekli ve yoğun emek gerektiren seracılık, fındık ve çay tarımının yapıldığı illerde arazi küçük olsa bile istihdam yoğundur. Bu ilişkiyi mekanizasyon düzeyi, işletme ölçeği ve ürün tipi belirlemektedir; dolayısıyla C seçeneği analitik açıdan en doğru yanıttır.

  21. 21. Türkiye'de çay tarımının yalnızca Doğu Karadeniz kıyı şeridinde (Rize, Artvin kıyıları) başarıyla yapılabilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yıl boyu bol ve düzenli yağış (2.000 mm üzeri), asidik-geçirgen toprak yapısı ve dondan görece korunaklı kıyı mikroiklimiyle birleşen ekolojik koşulların yalnızca bu dar kuşakta sağlanması
    • B) Bu bölgenin deniz seviyesinden yüksek olması ve yüksek UV ışınımına maruz kalması
    • C) Bölgedeki ucuz işgücü ve geleneksel üretim bilgisinin çay tarımını kârlı kılması
    • D) Devletin yalnızca bu bölgede çay tarımına izin vermesi ve diğer bölgelerde yasak getirmesi
    • E) Bölgenin Kafkasya'ya coğrafi yakınlığı ve ticaret yolları üzerinde bulunması

    Çay‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ bitkisi (Camellia sinensis) yetişmek için yıl boyunca düzenli ve bol yağış (minimum 1.500-2.000 mm), hafif asidik ve iyi drene olan topraklar ile dondan görece korunaklı mikro iklim koşulları gerektirmektedir. Doğu Karadeniz kıyı şeridi bu koşulları Türkiye'de eşsiz biçimde karşılamaktadır. Özellikle Rize'nin dağ etekleri her üç koşulu da bir arada sunar. Batı Karadeniz kıyılarında yağış miktarı azalmakta, iç kesimlerde ise kış soğukları ve kuru dönemler çay tarımını imkânsız kılmaktadır. Diğer seçenekler yardımcı faktörler içerse de belirleyici neden iklim-toprak ekolojisinin bu dar kuşağa özgü olmasıdır.

  22. 22. Türkiye'de bölgeden bölgeye değişen tarımsal ürün deseni incelendiğinde, hangi faktörler topluluğu ürün tercihini en kapsamlı biçimde belirlemektedir?

    • A) Bölgenin deniz seviyesinden yüksekliği ve tarih boyunca oluşan geleneksel tarım pratikleri
    • B) İklim koşulları, toprak özellikleri, su kaynakları, pazar erişimi, ulaşım altyapısı ve geleneksel tarım kültürünün birlikte işlediği çok etkenli sistem
    • C) Yalnızca yağış miktarı ve sıcaklık ortalamaları
    • D) Uluslararası tarım ticareti koşulları ve ihracat fiyatları
    • E) Devlet sübvansiyon politikaları; iklim ve toprak koşullarının etkisi ikincil düzeyde kalmaktadır.

    Tarımsal‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ürün deseni, tek bir faktörle açıklanamayan çok boyutlu bir coğrafi olgudur. İklim (sıcaklık, yağış, don riski, güneşlenme süresi), toprak özellikleri (pH, doku, verimlilik), sulama olanaklarının varlığı ya da yokluğu, pazarlara ve limanlara yakınlık, ulaşım altyapısının durumu ve toplulukların kuşaklar boyu geliştirdiği tarım kültürü bir arada ürün tercihini şekillendirmektedir. KPSS-düzeyinde analiz sorularında bu bütünleşik yaklaşım beklenmekte; tek etkenli açıklamalar (A, C, D, E) yetersiz kalmaktadır.

  23. 23. Türkiye'de sulama alanlarının genişletilmesiyle birlikte bazı bölgelerde taban suyunun yükselmesi ve toprak tuzlanması sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunun ortaya çıkmasında aşağıdaki faktörlerin hangisi belirleyici rol oynamaz?

    • A) Sulama suyunun aşırı ve kontrolsüz uygulanması
    • B) Yüzey sulama yöntemlerinin yaygın kullanılması
    • C) Bölgede yıllık yağış miktarının fazla olması
    • D) Drenaj sistemlerinin yetersiz kurulması
    • E) Geçirimsiz kil tabakalarının toprak profilinde bulunması

    Taban‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ suyu yükselmesi ve toprak tuzlanması; drenaj yetersizliği, geçirimsiz tabakalar, yüzey sulama yöntemleri ve aşırı sulama ile doğrudan ilişkilidir. Yıllık yağışın fazla olması ise topraktaki tuzları yıkayarak uzaklaştırır; dolayısıyla tuzlanmayı artırmaz, aksine önleyici bir etki yapar. Bu nedenle D seçeneği belirleyici rol oynamaz.

  24. 24. Türkiye'de bitkisel üretim değeri açısından değerlendirildiğinde, Ege Bölgesi'nin diğer bölgelerden farklılaşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Seracılık faaliyetlerinin Türkiye'nin en yüksek düzeyine ulaşmış olması
    • B) Yağışların düzenli dağılımı sayesinde sulama gereksiniminin bulunmaması
    • C) Hayvancılık gelirinin bitkisel üretim gelirini geride bırakması
    • D) İhracata yönelik endüstri bitkilerinin ve kuru meyvelerin yoğun yetiştirilmesi
    • E) Bölgede tahıl tarımına ayrılan alanların geniş tutulması

    Ege‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Bölgesi; incir, üzüm, zeytin, tütün, pamuk gibi ihracata yönelik endüstri bitkilerinde ve kuru meyvelerde Türkiye'nin önde gelen bölgesidir. Bu ürünlerin yüksek katma değeri, bölgenin bitkisel üretim değerini ön plana çıkarır. Seracılık Akdeniz Bölgesi'nde daha yoğundur. Tahıl ağırlıklı yapı İç Anadolu için geçerlidir.

  25. 25. Türkiye'de fındık üretimi, ekim alanı ve üretim miktarı bakımından büyük ölçüde Doğu Karadeniz kıyılarına özgüdür. Bu durumu açıklamada aşağıdaki faktörlerden hangisi diğerlerine kıyasla daha az etkilidir?

    • A) Karadeniz ikliminin yaz aylarında aşırı sıcaklıktan uzak serin bir ortam sunması
    • B) Bölge nüfusunun tarihsel olarak fındık tarımına yönelik deneyim ve kültür geliştirmiş olması
    • C) Dağlık arazi yapısının alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilmesini kısıtlaması
    • D) Yüksek nem ve bol yağışın fındık için uygun ortam oluşturması
    • E) Bölgede geniş düzlüklerin bulunmasının mekanizasyona imkân tanıması

    Doğu‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Karadeniz'in engebeli ve dağlık yapısı geniş düzlüklerin oluşmasını engeller. Bu nedenle bölgede mekanizasyona dayalı geniş ölçekli tarım yapılamaz. Fındık; eğimli arazilerde, nemli iklimde ve emek-yoğun bir üretim anlayışıyla yetiştirilmektedir. Geniş düzlükler ve mekanizasyon, fındık tarımının bu bölgede yoğunlaşmasını açıklayan faktörler arasında yer almaz.