menu
MemurOl
Tarih Testleri

Genel Tekrar Testi - 241

Soru 1 / 25

1876 Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında görev alan komisyonun başında bulunan ve süreçte belirleyici rol oynayan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. 1876 Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında görev alan komisyonun başında bulunan ve süreçte belirleyici rol oynayan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Namık Kemal
    • B) Ahmet Vefik Paşa
    • C) Midhat Paşa
    • D) Mustafa Reşit Paşa
    • E) Ali Paşa

    Kanun-i‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Esasi'nin hazırlanmasında en belirleyici rol Midhat Paşa'ya aittir. Anayasanın taslağını hazırlayan komisyona başkanlık etmiş ve Birinci Meşrutiyet'in mimarı olarak tarihe geçmiştir. Mustafa Reşit Paşa 1858'de vefat etmişti, Ali Paşa ise 1871'de ölmüştü. Namık Kemal fikir dünyasındaki katkısıyla öne çıkmış olmakla birlikte komisyonda doğrudan yer almamıştır. Midhat Paşa, ironik biçimde anayasal sürecin öncüsüyken Abdülhamit II tarafından sürgüne gönderilmiştir.

  2. 2. Tanzimat döneminde kurulan nizamiye mahkemeleri ile şer'iye mahkemelerinin birlikte varlığını sürdürmesi Osmanlı hukuk sisteminde hangi yapısal sorunu ortaya çıkarmıştır?

    • A) Osmanlı'da temyiz yargısının kurulamaması
    • B) Yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalkması
    • C) Yargı alanında ikili bir yapının (dualite) kalıcılaşması
    • D) Azınlıkların yargıdan bütünüyle dışlanması
    • E) Aşiret ve örf hukukunun resmi statü kazanması

    Tanzimat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ döneminde kurulan nizamiye mahkemeleri pozitif (Batı'dan uyarlanan) hukuku uygularken şer'iye mahkemeleri İslam hukukunu uygulamaya devam etmiştir. Bu iki sistemin yan yana varlığı hukuki ikili yapıyı (dualite) doğurmuştur. Hangi davanın hangi mahkemede görüleceği konusunda belirsizlikler ve çakışmalar yaşanmış, bu durum Cumhuriyet'in tek tipli laik mahkeme sistemini kurmasına kadar sürmüştür. Azınlıklar kendi cemaat mahkemelerine de sahipti, yargıdan dışlanmamışlardı.

  3. 3. 31 Mart Vakası'nın (1909) Osmanlı siyasi tarihi açısından önemi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde ifade edilir?

    • A) Osmanlı tarihinde ilk kez ordu komutanlarının siyasi otoriteyi ele geçirmesi
    • B) Osmanlı Devleti'nde ilk kez sivillerin ordu üzerinde denetim kurmasını sağlaması
    • C) İkinci Meşrutiyet'in sona erip Birinci Meşrutiyet'e dönüleceğinin ilan edilmesi
    • D) Müslüman din adamlarının öncülüğünde başarılı bir şeriat devleti kurma girişimi
    • E) Hareket Ordusu'nun isyanı bastırması ardından İttihatçıların iktidarını pekiştirmesi ve II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi

    31‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Mart Vakası, İkinci Meşrutiyet'e karşı çıkan ve şeriatın yeniden getirilmesini isteyen ayaklanmacı askerler ve medrese öğrencilerinin İstanbul'da başlattığı gerici isyandır. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu isyanı bastırmış, ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti bu gelişmeyi bir fırsat olarak değerlendirerek iktidarını güçlendirmiş ve II. Abdülhamit'i tahttan indirmiştir. Başarılı bir şeriat devleti girişimi değil, bastırılmış bir isyandır. İTC iktidarını pekiştirmiş, sivil-asker dengesi ise İTC lehine kaymaya devam etmiştir.

  4. 4. Tanzimat Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin dış borçlanma sürecine girişmesinin temel nedeni ve uzun vadeli sonucu açısından aşağıdaki seçeneklerden hangisi en doğru değerlendirmeyi içerir?

    • A) İlk dış borç 1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla eş zamanlı alınmış ve reformları finanse etmiştir
    • B) Kırım Savaşı sırasında başlayan borçlanma, 1881'de Düyun-u Umumiye'nin kurulmasıyla mali egemenliği fiilen zedelemiştir
    • C) Sanayileşme yatırımlarını finanse etmek için alınan borçlar Osmanlı'yı ekonomik bağımsızlığa taşımıştır
    • D) Dış borçlar yalnızca askeri modernleşmeye harcanmış ve ordu güçlendirilmiştir
    • E) Osmanlı'nın dış borç alma politikası Avrupa devletleriyle siyasi ilişkileri olumsuz etkilemiştir

    Osmanlı'nın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ilk dış borcu 1854'te Kırım Savaşı sırasında İngiltere'den alınmıştır (Tanzimat Fermanı'yla eş zamanlı değil). Giderek artan borçlar ve 1875'teki iflasın ardından 1881'de kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi, Osmanlı gelirlerinin önemli bir bölümünü doğrudan alacaklı Avrupalı devletlerin denetimine bırakmıştır. Bu gelişme Osmanlı mali egemenliğini fiilen kısıtlamış ve 'yarı sömürge' tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Borçlar sanayiye değil ağırlıklı olarak savaş giderlerine ve borç faizlerine harcanmıştır.

  5. 5. İkinci Meşrutiyet döneminde savunulan dört temel ideolojik akım eşleştirmesi yapıldığında hangisi yanlıştır?

    • A) İslamcılık - Halifelik etrafında tüm Müslümanların birliğinin sağlanması
    • B) Türkçülük - Türk dili ve kültürü temelinde millî bir kimlik oluşturulması
    • C) Batıcılık - Osmanlı kurumlarının yalnızca teknik alanlarda Batı'dan etkilenmesi
    • D) Osmanlıcılık - Tüm Osmanlı vatandaşlarının ortak kimlik etrafında birleştirilmesi
    • E) Turancılık - Orta Asya'dan Balkanlara uzanan tüm Türk topluluklarının birleştirilmesi

    Batıcılık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ akımı yalnızca teknik alanlarda Batı'dan etkilenmeyi değil, Batı uygarlığının siyasi, hukuki, kültürel ve sosyal kurumlarıyla topyekun benimsenmesini savunmaktaydı. Abdullah Cevdet gibi düşünürler bu kapsamlı Batılılaşmayı savunmuşlardır. Teknik modernleşmeyle yetinme fikri daha çok 18. ve 19. yüzyıl başı reformcularına özgüdür. Diğer eşleştirmeler (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Turancılık) dönemin ideolojik haritasını doğru biçimde yansıtmaktadır.

  6. 6. Meşrutiyet döneminde çıkarılan 1909 anayasa değişiklikleri değerlendirildiğinde, bu değişikliklerin 1876 Kanun-i Esasi'ye kıyasla padişahın yetkilerini nasıl dönüştürdüğü aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde özetlenir?

    • A) Padişahın meclisi süresiz tatil etme ve nazırları doğrudan atama yetkileri önemli ölçüde kısıtlanmıştır
    • B) Padişah, meclise karşı sorumlu olmakla birlikte yürütmenin başı olma niteliğini korumaya devam etmiştir
    • C) Padişahın yürütme üzerindeki tüm yetkileri kaldırılarak yalnızca sembolik bir konuma indirilmiştir
    • D) Padişahın veto yetkisi tamamen ortadan kaldırılmış ve kanunlar yalnızca meclis kararıyla yürürlüğe girmiştir
    • E) Heyeti Ayan'ın padişah tarafından atanması uygulaması kaldırılmış ve tüm meclis üyeleri seçimle belirlenmiştir

    1909‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ değişiklikleriyle padişahın en kritik yetkileri önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Meclisi 'süresiz' tatil etme yetkisi kaldırılmış veya koşullara bağlanmış, nazırların yalnızca padişaha değil aynı zamanda meclise karşı da sorumlu olması ilkesi güçlendirilmiş ve hükümetin kurulması meclise dayandırılmıştır. Ancak padişah tamamen sembolik bir konuma düşürülmemiştir; bazı yetkiler korunmuştur. Heyeti Ayan'ın atama usulü ve padişahın veto yetkisi 1909 değişikliklerinde tamamen kaldırılmamıştır.

  7. 7. 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı'nın temel amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) Vergi toplamanın belirli kurallara bağlanması
    • B) Askerlik hizmetinin belirli esaslara bağlanması
    • C) Can, mal ve namus güvenliğinin devlet güvencesi altına alınması
    • D) Müslim-gayrimüslim ayrımı gözetmeksizin tüm tebaaya eşit haklar tanınması
    • E) Osmanlı Devleti'nde saltanat sisteminin kaldırılması

    Tanzimat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu), can, mal ve namus güvenliği, vergi düzenlemesi ve askerlik gibi alanlarda reformlar öngörmüştür. Ancak saltanat sistemini kaldırma gibi bir hedef hiçbir zaman bu fermanın kapsamında değildir; Osmanlı monarşik yapısı bu dönemde de varlığını sürdürmüştür. Dolayısıyla doğru cevap C şıkkıdır.

  8. 8. Islahat Fermanı'nın (1856) Tanzimat Fermanı'ndan (1839) en belirgin farkı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İlk kez anayasal bir düzen öngörmesi
    • B) Gayrimüslimlere tanınan hakların daha ayrıntılı ve kapsamlı biçimde düzenlenmesi
    • C) Yabancı devlet borçlanmasının yasal çerçeveye oturtulması
    • D) Padişahın yetkilerini önemli ölçüde kısıtlaması
    • E) Osmanlı Devleti'nde ilk kez meclis kurulmasını öngörmesi

    Islahat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Fermanı, Kırım Savaşı'nın ardından büyük güçlerin baskısıyla ilan edilmiş ve özellikle gayrimüslimlere tanınan hakları Tanzimat Fermanı'na kıyasla çok daha ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Gayrimüslimlerin devlet memurluğuna girebilmesi, askerlik ve yargı alanındaki eşitlik gibi konular bu fermanda açıkça yer almıştır. Diğer şıklardaki düzenlemeler bu fermanın doğrudan içeriği değildir.

  9. 9. Osmanlı Devleti'nde kurulan ilk meclis olan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye'nin temel işlevi nedir?

    • A) Dış borçların denetimini yapmak
    • B) Osmanlı topraklarında yargı birliğini sağlamak
    • C) Kanun ve nizamname hazırlamak
    • D) Azınlıkların şikâyetlerini doğrudan karara bağlamak
    • E) Taşra yöneticilerini denetlemek

    1838‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yılında kurulan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye, Tanzimat döneminin ön hazırlık kurumu niteliğinde olup temel işlevi kanun ve nizamname hazırlamaktır. Bu meclis, Osmanlı bürokrasisinde yasama işlevinin örgütlü hâle getirilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdır. Yargısal kararlar vermek ya da dış borçları denetlemek bu kurumun asıl görevi değildir.

  10. 10. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat döneminde gerçekleştirilen eğitim alanındaki yeniliklerden biri değildir?

    • A) Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılması
    • B) Darülfünun'un kurulması
    • C) Mekteb-i Maarif-i Adliye'nin açılması
    • D) Encümen-i Daniş'in kurulması
    • E) Rüştiye okullarının yaygınlaştırılması

    Tevhid-i‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Tedrisat Kanunu 1924 yılında, yani Türkiye Cumhuriyeti döneminde çıkarılmış olup eğitimde birliği sağlamayı amaçlamıştır. Tanzimat dönemiyle doğrudan ilgisi yoktur. Darülfünun, rüştiyeler, Mekteb-i Maarif-i Adliye ve Encümen-i Daniş ise doğrudan Tanzimat döneminde gerçekleştirilen eğitim alanındaki yeniliklerdir.

  11. 11. Osmanlı Devleti'nde 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında en etkin rolü oynayan isim aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ali Paşa
    • B) Kâmil Paşa
    • C) Mustafa Reşit Paşa
    • D) Midhat Paşa
    • E) Fuat Paşa

    1876‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kanun-i Esasisi'nin hazırlanmasında en etkin rol Midhat Paşa'ya aittir. Anayasanın baş mimarı olarak bilinen Midhat Paşa, Osmanlı meşrutiyet hareketinin önde gelen isimlerinden biridir. Mustafa Reşit Paşa Tanzimat Fermanı'nın, Ali Paşa ile Fuat Paşa ise Islahat Fermanı sürecinin önemli isimleridir. Kâmil Paşa ise II. Meşrutiyet döneminin sadrazamlarından biridir.

  12. 12. I. Meşrutiyet'in ilan edilmesinde aşağıdaki gelişmelerden hangisi doğrudan belirleyici olmuştur?

    • A) Mısır'ın İngiltere tarafından işgal edilmesi
    • B) Osmanlı Devleti'nin dış borçlarını ödeyememesi
    • C) Balkanlardaki isyanların büyümesi ve Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine müdahale tehdidi
    • D) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetime el koyması
    • E) Osmanlı-Rus Savaşı'nın (1877-78) kaybedilmesi

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Meşrutiyet'in ilanında (1876) Balkanlardaki isyanların büyümesi ve Avrupa devletlerinin Osmanlı iç işlerine müdahale etme tehdidi belirleyici etken olmuştur. II. Abdülhamit, meşrutiyeti ilan ederek Avrupa'nın müdahale gerekçesini ortadan kaldırmayı ve reformcu bir görüntü çizmeyi amaçlamıştır. İttihat ve Terakki'nin yönetime el koyması ise II. Meşrutiyet'e (1908) ilişkin bir gelişmedir.

  13. 13. II. Abdülhamit'in 1878'de Meclis-i Mebusan'ı tatil etmesinin resmi gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Avrupa devletlerinin meclisin kapatılması yönünde baskı uygulaması
    • B) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin meclisi ele geçirmesi
    • C) Osmanlı-Rus Savaşı'nın yarattığı olağanüstü koşullar
    • D) Meclisin anayasaya aykırı kararlar alması
    • E) Mebusan meclisinin padişahı tahttan indirme girişimi

    II.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Abdülhamit, Meclis-i Mebusan'ı 1878'de Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) yarattığı savaş koşullarını gerekçe göstererek tatil etmiştir. Kanun-i Esasi, padişaha olağanüstü durumlarda meclisi tatil etme yetkisi tanımaktaydı. Bu tatil 30 yıl sürmüş ve II. Meşrutiyet'in ilanına (1908) kadar meclis toplanamamıştır.

  14. 14. Tanzimat döneminde kurulan Şura-yı Devlet (Danıştay) aşağıdaki işlevlerden hangisini üstlenmiştir?

    • A) Osmanlı topraklarına göç eden yabancıların işlemlerini yürütmek
    • B) Vilayetlerdeki yöneticileri atamak
    • C) Dini meselelerde fetva makamı olarak görev yapmak
    • D) Hazine gelirlerini denetlemek
    • E) Kanun taslaklarını hazırlamak ve devlet işlerinde danışma organı olarak hizmet etmek

    1868‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yılında Ali Paşa döneminde kurulan Şura-yı Devlet (Danıştay), kanun taslaklarını incelemek, hazırlamak ve yürütme organına danışmanlık yapmak amacıyla oluşturulmuştur. Fransız Conseil d'État kurumundan esinlenerek tasarlanan bu kurum, idare hukuku alanında da önemli bir işlev üstlenmiştir. Fetva, dini meseleler veya taşra atamaları bu kurumun faaliyet alanı dışındadır.

  15. 15. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin temel siyasi talebi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleriyle tam bir entegrasyonu
    • B) Anayasal monarşi ve meşruti yönetim kurulması
    • C) Tanzimat bürokratlarının uyguladığı reform anlayışını sürdürmek
    • D) Ordu reformlarına öncelik tanıyarak devlet yapısını güçlendirmek
    • E) Hilafet makamının güçlendirilmesi ve İslam birliğinin sağlanması

    Namık‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kemal, Ziya Paşa ve diğer Yeni Osmanlılar, Tanzimat döneminin tepeden inmeci bürokrasi anlayışına karşı çıkarak anayasal monarşi ve meşruti yönetim kurulmasını savunmuşlardır. Bu hareket, I. Meşrutiyet'in fikri zeminini hazırlamış; özgürlük, vatan ve anayasa kavramlarını Osmanlı siyasi söylemine taşımıştır. Diğer şıklar bu hareketin öncelikli talepleri arasında yer almamaktadır.

  16. 16. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin uyguladığı 'baskı altında anayasal yönetim' anlayışı sonucunda aşağıdakilerden hangisi ortaya çıkmıştır?

    • A) Osmanlı Devleti'nde tam anlamıyla çok partili demokratik bir düzen kurulmuştur
    • B) Padişahlık makamı sembolik bir statüye indirgenmiştir
    • C) Fiilen tek parti hâkimiyetine dayalı, kısıtlayıcı bir siyasi ortam oluşmuştur
    • D) Azınlık grupları geniş özerklikler kazanmıştır
    • E) Osmanlı Devleti Avrupa devletleriyle eşit statüye kavuşmuştur

    1908'de‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ilan edilen II. Meşrutiyet başlangıçta geniş bir özgürlük ortamı yaratmış gibi görünse de kısa süre içinde İttihat ve Terakki Cemiyeti, ülkede fiilen tek parti iktidarına dayalı ve baskıcı bir yönetim anlayışı yerleştirmiştir. 31 Mart Vakası'nın ardından güçlenen İTC, muhalefeti bastırmış; tam anlamıyla demokratik bir ortam hiçbir zaman kurulamamıştır.

  17. 17. Osmanlı Devleti'nde 1869 yılında çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin önemi aşağıdakilerden hangisiyle doğru biçimde açıklanmaktadır?

    • A) Dini eğitimi devlet kontrolüne alarak laikleştirme sürecini başlatması
    • B) Yalnızca gayrimüslimlere yönelik eğitim kurumlarını düzenlemesi
    • C) Osmanlı eğitim sistemi üzerindeki yabancı denetimi resmîleştirmesi
    • D) Osmanlı tarihinde ilk kez zorunlu ilköğretimi öngörmesi
    • E) Medreselerin tamamen kapatılarak modern okul sistemine geçilmesi

    1869‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi, Osmanlı tarihinin bu alandaki en kapsamlı eğitim düzenlemesidir ve ilk kez zorunlu ilköğretimi öngörmesi bakımından önemlidir. Bunun yanı sıra sıbyan okullarından yükseköğretime uzanan kademeli bir eğitim sistemi tasarlamış; laik devlet okullarını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Medreselerin tamamen kapatılması ise bu nizamnameyle değil, Cumhuriyet dönemiyle ilgili bir gelişmedir.

  18. 18. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Tanzimat döneminin toplumsal yapısını değiştirme açısından en sınırlı etkiye sahip olmuştur?

    • A) Vilayet meclislerinde farklı din ve etnik gruplardan temsilcilere yer açılması
    • B) Kıyafet ve semboller aracılığıyla dini kimliğe dayalı toplumsal ayrımların kaldırılması
    • C) Kapütülasyonlar çerçevesinde yabancı ülkelerin Osmanlı topraklarında kendi okullarını açması
    • D) Müslim-gayrimüslim ayrımı gözetilmeksizin aynı mahkemelerde yargılanmaya başlanması
    • E) Gayrimüslimlerin taşrada kendi topluluk meclislerini sürdürmesi

    Yabancı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ülkelerin Osmanlı topraklarında okullar açması, Tanzimat reformlarının değil kapütülasyon düzeninin bir ürünüdür. Bu durum Osmanlı toplumsal yapısını dönüştürmek bir yana, onu daha da parçalamış ve yabancı nüfuzu artırmıştır. Diğer şıklardaki gelişmeler ise Tanzimat'ın farklı toplumsal katmanları birbirine yakınlaştırma hedefi doğrultusunda şekillenmiş, sınırlı da olsa bu amaca hizmet etmiştir.

  19. 19. 1876 Kanun-i Esasisi'ne göre aşağıdaki yetkilerden hangisi padişaha tanınmamıştır?

    • A) Meclisi tatil etmek
    • B) Doğrudan ve tek başına kanun çıkarmak
    • C) Meclisi feshetmek ve yeni seçim çağrısında bulunmak
    • D) Sadrazamı ve bakanları atamak
    • E) Kanunları onaylamak ya da geri göndermek

    1876‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Kanun-i Esasisi, yasama yetkisini teorik düzeyde Meclis-i Umumi'ye (Ayan Meclisi ve Meclis-i Mebusan) bırakmıştır. Padişah tek başına ve doğrudan kanun çıkarma yetkisine sahip değildir. Ancak ferman ve irade yetkileri devam etmiştir. Meclisi tatil etmek, sadrazam atamak, kanunları onaylamak veya geri göndermek ile meclis feshini onaylamak padişahın anayasal yetkileri arasındadır.

  20. 20. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, bu süreçlerin Osmanlı Devleti açısından ortak temel sorunu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Reformların Avrupa'nın dış baskısına yanıt olarak şekillenmesi, toplumsal tabandan kopuk kalması ve tutarlı bir uygulama zemini bulamaması
    • B) Azınlıkların kazandığı hakları reddetmesi ve uygulanan reformlara karşı koyması
    • C) Yapılan reformların İslam hukukuyla çatışması nedeniyle ulemanın her aşamada reformları engellemesi
    • D) Yabancı devletlerin Osmanlı reformlarını tanımaması ve yeni krizlere zemin hazırlaması
    • E) Ordu reformlarının gerçekleştirilememesi nedeniyle devletin askeri açıdan zayıf kalması

    Hem‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Tanzimat hem de Meşrutiyet dönemlerinin temel kısıtı, reformların büyük ölçüde Avrupa'nın baskısına ya da dış krizlere yanıt olarak yapılması, geniş toplum kesimlerinden yeterli destek görmemesi ve uygulamada ciddi tutarsızlıklar yaşanmasıdır. Taşra yönetiminde eski alışkanlıklar sürmüş, reformların ötesine geçen fiili dönüşümler oldukça sınırlı kalmıştır. Bu yapısal sorun, söz konusu dönemin reformcu potansiyelini önemli ölçüde zayıflatmıştır.

  21. 21. Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra Osmanlı yönetimi, gayrimüslim tebaanın haklarını güvence altına almak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapmıştır. Ancak bu dönemde bazı Balkan toplulukları Osmanlı yönetimine karşı isyanlarını sürdürmüştür. Bu durum aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanabilir?

    • A) Tanzimat yöneticilerinin reformları yalnızca Müslüman ahali için tasarlamış olması
    • B) Tanzimat'ın yabancı devletlerin baskısıyla ilan edilmiş olmasının iç politikada geçerliliğini ortadan kaldırması
    • C) Balkan milletlerinin Osmanlı'nın ekonomik politikalarına değil yalnızca dini baskıya karşı çıkması
    • D) Islahat Fermanı'nın Tanzimat Fermanı'nın tüm hükümlerini hükümsüz kılması
    • E) Tanzimat reformlarının uygulamada tutarsız kalması ve milliyetçi hareketlerin yalnızca siyasi eşitlik değil bağımsızlık talep etmesi

    Tanzimat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ reformları hukuki eşitlik vaat etse de uygulamada yetersiz kalmış; bunun ötesinde Balkan milliyetçilikleri artık eşitlik değil ulusal bağımsızlık talep eder hâle gelmişti. Fransız Devrimi'nden beslenen milliyetçilik ideolojisi, 'iyi yönetilen bir imparatorluk' yerine 'kendi devletini kurmak' hedefini ön plana çıkarmıştır. Dolayısıyla reformların içeriği değil isyancıların nihai amacı farklıydı.

  22. 22. Mustafa Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı'nı hazırlarken Batılı devletlerin garantörlüğünü de gözetmiştir. Buna karşın sonraki dönemde Batılı devletler Osmanlı iç işlerine müdahaleyi artırmıştır. Bu çelişkili durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Batılı devletlerin Tanzimat Fermanı'nı tanımaması ve onu yalnızca iç bir belge sayması
    • B) Reformların Batılı devletlere Osmanlı azınlıkları üzerinde meşru bir koruyuculuk zemini sunması
    • C) Tanzimat'ın Osmanlı maliyesini güçlendirerek Batılı devletlerin ekonomik çıkarlarını tehdit etmesi
    • D) Islahat Fermanı'nın Batılı devletlerin baskısıyla Tanzimat'ın yerini almasının Osmanlı egemenliğini fiilen bitirmesi
    • E) Mustafa Reşit Paşa'nın reformları samimi biçimde değil yalnızca dış baskıları savuşturmak için kaleme almış olması

    Tanzimat‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ve özellikle 1856 Islahat Fermanı, gayrimüslim hakları konusunda uluslararası hukukta bir emsal oluşturmuş; Avrupalı büyük devletler bu düzenlemeleri azınlıkları 'koruma' gerekçesiyle iç işlere müdahalelerinin meşru dayanağı olarak kullanmıştır. Reformları kalkan olarak sunan Osmanlı, paradoks biçimde daha fazla dış müdahaleye kapı aralamıştır.

  23. 23. 1876 Kanun-ı Esasi'sinin 113. maddesi, padişaha olağanüstü hâllerde kişileri sürgüne gönderme yetkisi tanımaktaydı. II. Abdülhamit bu maddeyi kullanarak Mithat Paşa'yı sürgüne göndermiş ve parlamentoyu kapatmıştır. Bu gelişme anayasal yönetim açısından hangi temel sorunu gözler önüne sermektedir?

    • A) Mithat Paşa'nın anayasayı hazırlarken kendi iktidarını güvence altına alan maddeler koymuş olması
    • B) Parlamentonun savaş döneminde toplanmak zorunda kalmasının işlevselliğini engellemiş olması
    • C) Kanun-ı Esasi'nin yalnızca Müslüman milletvekilleri temsil etmesi nedeniyle meşruiyetten yoksun olması
    • D) Kanun-ı Esasi'nin yabancı anayasalardan kopya edilmesi nedeniyle Osmanlı gerçekliğine uymaması
    • E) Anayasanın yürütme erkini kısıtlayan bir denge-denetim mekanizmasından yoksun olması

    Kanun-ı‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Esasi, padişaha geniş yetkiler tanımış; yargı bağımsızlığı ve meclisin yürütme üzerindeki denetimi kurumsal olarak güvence altına alınamamıştır. 113. madde gibi istisnai hükümler anayasanın kendi kendini sınırlayan maddelerini işlevsiz kılmış, böylece padişah anayasal bir kılıfla keyfi uygulamalara zemin bulmuştur. Bu durum liberal anayasacılıkta 'kâğıt üzerinde anayasa' sorununu örneklemektedir.

  24. 24. Tanzimat döneminde kurulan Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye ile Meşrutiyet döneminde oluşturulan Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan karşılaştırıldığında bu kurumlar arasındaki en belirleyici yapısal fark nedir?

    • A) Meclis-i Vâlâ'nın yalnızca gayrimüslim temsilcilerden oluşması, Meşrutiyet meclislerinin ise karma yapıda olması
    • B) Meşrutiyet meclislerinin yürütme organını denetleme yetkisine sahip olmaması, Meclis-i Vâlâ'nın ise bu yetkiyi kullanması
    • C) Meclis-i Vâlâ'nın üyelerinin padişah tarafından atanması, Heyet-i Mebusan'ın ise seçimle oluşturularak halk iradesine dayanması
    • D) Meclis-i Vâlâ'nın yalnızca yargı işlevine sahip olması, Meşrutiyet meclislerinin ise hem yasama hem yargı yetkisini elinde tutması
    • E) Meclis-i Vâlâ'nın doğrudan vergi belirleme yetkisine sahip olması, Meşrutiyet meclislerinin ise bütçe üzerinde söz hakkı bulunmaması

    Meclis-i‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Vâlâ, padişah tarafından atanan bürokratlardan oluşan danışma ve denetim organıydı; meşruiyetini halk iradesinden değil padişahtan alıyordu. Heyet-i Mebusan ise seçimle oluşturuluyor ve teorik düzeyde ulusal egemenliğe dayanıyordu. Bu fark, Tanzimat'taki 'yukarıdan reform' anlayışından Meşrutiyet'teki 'temsili yönetim' anlayışına geçişin simgesidir.

  25. 25. II. Meşrutiyet'in ilanının ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1909'da Kanun-ı Esasi'de köklü değişiklikler yapmıştır. Bu değişikliklerin en önemli siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Seçim sisteminin iki turlu yapıdan tek turlu yapıya dönüştürülerek İTC'nin oy tabanının genişletilmesi
    • B) Padişahın meclisi feshetme ve nazırları tek başına atama yetkilerinin kısıtlanarak parlamenter dengenin güçlendirilmesi
    • C) Gayrimüslim milletvekillerinin meclisten çıkarılarak saf Türk milliyetçiliğine dayalı bir parlamentonun oluşturulması
    • D) Şeyhülislamlık makamının anayasal güvenceden yoksun bırakılarak laikleşme sürecinin başlatılması
    • E) Padişahlık kurumunun tamamen kaldırılarak yerine cumhurbaşkanlığı sisteminin getirilmesi

    1909‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ anayasa değişiklikleriyle padişahın mutlak veto hakkı kaldırılmış, hükümeti meclis güvenine bağlayan düzenlemeler yapılmış ve padişahın nazırları tek başına azletme yetkisi sınırlandırılmıştır. Bu adımlar Osmanlı anayasal gelişiminde gerçek anlamda parlamenter monarşiye en yakın dönemi temsil etmektedir. Ancak İTC'nin fiilî hâkimiyeti parlamenter sistemin ruhunu zedelemiştir.