menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Genel Tekrar Testi - 19

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öge dizilişi “özne – belirtili nesne – yer tamlayıcısı – yüklem” şeklindedir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öge dizilişi “özne – belirtili nesne – yer tamlayıcısı – yüklem” şeklindedir?

    • A) Sonbaharın Tatlı Esintisi, her sayfasında doğanın güzelliklerini anlatan yazarın büyük bir titizlikle kaleme aldığı bu eşsiz eserde yeni renklere bürünüyor.
    • B) Sanatseverler için hazırladığı bu özel sergide ressam, tuval üzerine aktardığı rüyaları izleyicilerin beğenisine sunuyor.
    • C) Modern mimarinin öncü isimlerinden olan tasarımcı, projenin taslak aşamalarını tüm teknik detaylarıyla paylaşıyor.
    • D) Çocuk edebiyatının usta kalemlerinden biri olan sanatçı, çocukların hayal dünyasını zenginleştiren sıcacık bir dünyayı son kitabında resmediyor.
    • E) Ormandaki Küçük Çam Ağacı, her eseriyle okurlarını hayran bırakan usta yazarın yazıp resimlediği dostluk dolu bu masalı çocuklara hediye ediyor.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki cümleyi ögelerine ayırdığımızda; 'hediye ediyor' yüklem, 'Ormandaki Küçük Çam Ağacı' özne, 'her eseriyle okurlarını hayran bırakan usta yazarın yazıp resimlediği dostluk dolu bu masalı' belirtili nesne, 'çocuklara' ise yer tamlayıcısıdır. Sıralama tam olarak 'özne - belirtili nesne - yer tamlayıcısı - yüklem' biçimindedir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  2. 2. Bazı zamirler özneyle birlikte kullanılıp öznenin anlamını güçlendirebilir. Aşağıdakilerin hangisinde buna uygun bir kullanım vardır?

    • A) Kıyıya taşınan tomrukları toplamak için herkes birbirine yardım ediyordu.
    • B) Ahmet, arkadaşlarının birkaçını maç yapmak için sahaya çağırmıştı.
    • C) Bu resmi ben kendim yaptım, diyen Melis herkesi şaşırtmıştı.
    • D) Sacit Bey, kimsenin sözünü dinlemeden toplantıyı bitirmişti.
    • E) Kimi o derste resim çiziyor, kimi çizdiği resmi boyamakla uğraşıyordu.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “ben kendim” sözünde dönüşlülük zamiri özneyle birlikte kullanılmış ve öznenin anlamını pekiştirmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi ek eylem almış bir fiilimsidir?

    • A) Karşılığını veremeyecek birine bir iyilik yapmadıkça mükemmel bir gün yaşamış olmazsın.
    • B) Bir mum, diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmiş sayılmaz.
    • C) Gerçek cömertlik, insanlara hiçbir zaman bilemeyecekleri bir iyilik yapmaktır.
    • D) Bir insanın gerçek zenginliği onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.
    • E) Yaşamımızdaki her etkinlik, ebediyen titreşecek bir tele dokunur.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde yüklem “yapmaktır” sözüdür. “Yapmak” isim-fiili ek eylem alarak yüklem olmuştur. Doğru cevap C seçeneğidir.

  4. 4. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini hiçbir şeyle ölçemeyiz; her zaman rehberlik ederler, bize her konuda ışık tutarlar. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?

    • A) "birikimlerini" yerine "tecrübelerini" sözcüğü getirilmelidir.
    • B) "ölçemeyiz" sözcüğünden sonra "onlar" (veya "öğretmenlerimiz") sözcüğü getirilmelidir.
    • C) "bilgi" sözcüğü "bilgilerini" şeklinde kullanılmalıdır.
    • D) Yüklemdeki "-ler" çoğul eki atılmalıdır.
    • E) "Öğretmenlerimizin" sözcüğü tekil yapılmalıdır.

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ virgülle ayrılan ikinci bölümdeki 'rehberlik ederler' eyleminin öznesi yoktur. İlk cümlenin öznesi gizli 'biz'dir. İkinci cümlenin başına 'onlar' ya da 'öğretmenlerimiz' öznesi getirilmelidir. Bu nedenle B seçeneğindeki değişiklik anlatım bozukluğunu giderir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  5. 5. Geçişsiz fiillerin edilgen çatı eki almasıyla kurulan cümlelerde herhangi bir özne (gerçek veya sözde özne) bulunmaz. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala örnek bir kullanım vardır?

    • A) Bahçedeki kurumuş yaprakların toplanması görevi bana verildi.
    • B) Sıcak yaz gecelerinde bu parkta geç saatlere kadar oturulur.
    • C) Okuldaki eski sıraların tamamı bodrum kata indirildi.
    • D) Gelecek yılın bütçe planlaması uzmanlarca hazırlandı.
    • E) Alınan yeni kararlar panoda duyuruldu.

    'Oturmak'‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eylemi nesne alamayan geçişsiz bir fiildir. Eyleme edilgenlik eki '-ul-' getirilerek 'oturulur' şeklinde edilgen yapıldığında cümlede ne gerçek ne de sözde özne bulunur; cümle tamamen öznesizdir. Diğer şıklarda ise sırasıyla 'Bahçedeki kurumuş yaprakların toplanması görevi', 'Okuldaki eski sıraların tamamı', 'Gelecek yılın bütçe planlaması' ve 'Alınan yeni kararlar' sözde özne görevindedir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  6. 6. Roman yazmayı "insan ruhunun derinliklerine inme" şeklinde tanımlayan yazar; özgün bir biçimde kaleme aldığı eserlerini, geçmişten günümüze taşımış usta edebiyatçılarımızdan biridir. Bu cümleyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi _söylenemez_?

    • A) Yükleminin yerine göre kurallı bir cümledir.
    • B) Yapı bakımından girişik birleşik cümledir.
    • C) Birden fazla yan cümlecik (fiilimsi) içermektedir.
    • D) Anlamca olumlu bir cümledir.
    • E) Yükleminin türüne göre fiil cümlesidir.

    Cümlenin‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ yüklemi 'edebiyatçılarımızdan biridir' söz grubudur. 'Biri' sözcüğü zamir kökenli bir isim unsurudur ve ek eylem alarak yüklem olmuştur. Dolayısıyla bu cümle yükleminin türüne göre bir isim (ad) cümlesidir, fiil cümlesi değildir. Doğru cevap E seçeneğidir.

  7. 7. Aşağıdakilerin hangisinde “-de” durum ekini almış sözcük ek eylem alarak cümlenin yüklemi olmuştur?

    • A) Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek
    • B) Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek!
    • C) Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
    • D) Sen de geçebilirsin yârdan, anadan, serden…
    • E) Senin de destanını okuyalım ezberden…

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'yaştasın' sözcüğü 'yaş-ta-sın' biçimindedir. '-ta' bulunma durum eki almış sözcük, ek eylemin kişi ekiyle yüklem olmuştur.

  8. 8. (I) Çalışma odanızdaki masa, siz özenle düzenlemezseniz kendi kendine dağılır; her eşyayı titizlikle yerine yerleştiren biri olsanız bile zamanla tozlanıp kirlenecektir. (II) Büyük bir emekle inşa ettiğimiz, düzene soktuğumuz her mekan veya nesne zamanla yıpranır, çürür ya da düzenini yitirir. (III) Bu durum, dışarıdan müdahale edilmediğinde her sistemin en düzensiz ve en düşük enerjili hale evrileceğini öngören 'entropi' yasasının doğal bir sonucudur. (IV) Biyolojik yaşam ise fizik kurallarına meydan okuyan benzersiz bir metabolik dengedir. (V) Bu temel yasayı kavradığınızda, 'artık öğrendiklerim bana yeter' diyerek konfor alanımıza çekildiğimiz an neden kişisel ve entelektüel olarak gerilemeye başlayacağımız da netlik kazanır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV
    • E) V

    Paragraf‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ genel olarak entropi yasasını, nesnelerin kendi haline bırakıldığında bozulacağını ve bu fizik yasasının kişisel konfor alanındaki gerilemelere olan etkisini anlatmaktadır. Ancak IV. cümlede konuyla ilgisiz bir şekilde doğrudan biyolojik yaşamın metabolik dengesine geçilmiş ve akış bölünmüştür. Dolayısıyla IV. cümle akışı bozmaktadır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  9. 9. Edilgen çatılı fiillerde eylemi gerçekleştiren gerçek özne değil, yapılan işten etkilenen sözde özne bulunur. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde yüklem, özne-yüklem ilişkisi (çatı) bakımından "Abanın kadri yağmurda bilinir." atasözüyle özdeştir?

    • A) Rüzgâr eken fırtına biçer.
    • B) Mum dibine ışık vermez.
    • C) Gülü seven dikenine katlanır.
    • D) Demir tavında dövülür.
    • E) İyilik eden iyilik bulur.

    'Abanın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ kadri yağmurda bilinir' atasözünün yüklemi olan 'bilinir' edilgen çatılıdır (bil-in-ir). D seçeneğindeki 'Demir tavında dövülür' atasözünün yüklemi 'dövülür' de edilgen çatılıdır (döv-ül-ür). Her iki cümlede de eylemin kimin tarafından yapıldığı belli değildir ve nesne durumundaki ögeler sözde özne olmuştur. Diğer atasözlerinin yüklemleri ise etken çatılıdır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  10. 10. Sanat eleştirmeni de nihayetinde kişisel beğenileri, öznel fikirleri olan bir bireydir. İncelediği eserleri kendi penceresinden süzerek yorumlaması son derece doğaldır. ----- Çünkü nesnellik yalnızca pozitif bilimlerin sınırları dahilindedir. Sanatsal değerlendirmede ise mutlak bir bilimsellik aranamaz. 'Değişmez doğruluk' ile 'sanat eleştirisi' yan yana gelemeyecek iki alandır. Bu yüzden eleştirel yazılarda eleştirmenin kendi hisleri başroldedir ve biz orada sanatçıdan ziyade eleştirmenin kendi portresini görürüz. Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A) Eleştirmen böylece inceleme yaparken kendi değer yargılarını tamamen silmiş olur.
    • B) Dolayısıyla bir eleştirmenin bütünüyle tarafsız kalabilmesi mümkün değildir.
    • C) Buna rağmen eleştirmenin nesnel ölçütleri elden bırakmaması beklenir.
    • D) Başarılı bir eleştirmen, araştırmalarını bir laboratuvar titizliğiyle yürütmelidir.
    • E) Eleştirinin inandırıcılığı, yazarın kendi duygularını gizlemesine bağlıdır.

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eleştirmenin öznelliği, kişisel zevkleri ve tarafsız olamayacağı vurgulanmaktadır. Boşluktan hemen sonra gelen 'Çünkü nesnellik yalnızca pozitif bilimlerin sınırları dahilindedir.' ifadesi, öncesinde 'tarafsız kalamayacağı' yönündeki bir yargıyı zorunlu kılar. B seçeneğindeki 'bütünüyle tarafsız kalabilmesi mümkün değildir' yargısı bu akışa tam uyum sağlar. Doğru cevap B seçeneğidir.

  11. 11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde söyleyen kişinin öznel değerlendirmesi vardır?

    • A) Halil İnalcık’ın eserlerine bir bütün olarak bakıldığında onun Osmanlı tarihinin hemen hemen bütün dönemleri üzerine araştırmalar yaptığı görülüyor.
    • B) İnalcık’ın eserleri temelde kurumlar tarihi, devlet yapısı ve felsefesi, hukuk, ticaret, toplumsal tabakalar, üretim, vergi, bürokrasi, demografik yapı, şehir tarihi kapsamında Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihini aydınlatmaya dönük çalışmaları kapsayıcı şekilde gruplandırılıyor.
    • C) Halil İnalcık, Osmanlı sosyal ve ekonomik meselelerinin hiçbirinin dayandığı hukuki temellerinden soyutlanarak incelenemeyeceğini savunarak akademik hayatının daha ilk dönemlerinden itibaren Osmanlı hukuku üzerinde araştırmalar yaptı.
    • D) Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik tarihi bağlamında araştırmalar yaptığı bir diğer alan olarak Osmanlı şehir tarihiyle ilgilenen İnalcık, özellikle 1950’lerde Bursa kadı sicilleri üzerinde yaptığı araştırmalarında, Bursa kadı sicillerine ait 300’den fazla belgeyi neşretti.
    • E) Bilge âlim Halil İnalcık, ardında Bulgar Meselesi, Tarihli Suret-i Defter-i Sancak-ı Arvanid gibi 25 eser bırakmıştır.

    E‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde Halil İnalcık için “Bilge âlim” denmesi kişisel beğeni ve değerlendirme içerir. Diğer seçenekler daha çok nesnel bilgi verme amacı taşır. Doğru cevap E seçeneğidir.

  12. 12. Okura ulaşmış bir yapıt tümüyle yazarın _değildir_ artık. Bir bakıma aynı eser de sayılmaz. Doğru ya da yanlış, öznel ya da nesnel her türlü yoruma açık olması nedeniyle, çoğu kez yazarın bile zihninden geçirmediği gizli anlamlarla yüklü karmaşık bir yapıdır o. Burada nihai söz okurundur her zaman. Son söz okurun olduğu için de yazarın, yapıtını savunma, onun tam kendi dilediği biçimde değerlendirilmesini sağlama yolunda harcadığı gayretler, başarısızlığa adanmış çabalardır genellikle. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A) Okurun bir eseri anlamak için yazarın, yapıtı hakkındaki görüşlerine ihtiyacı var mıdır?
    • B) Yazarlar niçin kendi yapıtlarıyla ilgili değerlendirmelerden tedirginlik duyarlar?
    • C) Sizce okur bir yapıt için gerçek bir eleştirmen sayılabilir mi?
    • D) Yazarın, yazıp bitirdikten sonra kendi eseriyle ilgili savunma ya da değerlendirme yapması uygun mudur?
    • E) Okur, yapıtın yazarının farkına varamadığı incelikleri kavrayıp onu zenginleştirebilir mi?

    Parçada,‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ eserin yayımlandıktan sonra okuyucunun yorumuna açık olduğu ve yazarının onu savunma veya kendi istediği gibi yönlendirme çabalarının başarısızlığa mahkum olduğu anlatılmaktadır. Bu yönüyle parça, yazarın eseri bittikten sonra savunma yapmasının uygunluğu veya gerekliliği üzerine sorulmuş bir soruya cevaptır. Doğru cevap D seçeneğidir.

  13. 13. • Zekâ, insana doğuştan bahşedilen sabit bir yetenek midir yoksa sonradan mı kazanılır? • Akıl neyi ifade eder ve süreçlerini nasıl yönetir? • Zekâ, kendi fonksiyonlarını nasıl bir yöntemle icra eder? • Mutlak gerçeğe sadece rasyonel düşünce ve veriyle varılabileceği iddiası doğru mudur? Aşağıdaki araştırma sonuçlarından hangisi bu sorulardan herhangi biriyle ilişkili _değildir_?

    • A) Zekânın insanın genetik bir yeteneği olmadığı, çabayla elde edildiği, normal koşullarda en içgüdüsel davranışlardan ve somut olandan soyut olana doğru geliştiği, bilişsel zekânın 20 yaşına kadar gelişimini tamamladığı, 20 yaşından sonra ise duygusal zekânın gelişmeye devam ettiği ve bunun yaşam boyu sürdüğü ortaya konmuştur.
    • B) Zihinsel etkinliklerin bir bütünlük ve belli ilişkiler sistemi içinde kavranılması, nesne ve oluşların adlandırılması, aralarında anlamlı bağlantılar kurulması, insanın kendi davranışlarını bilip tayin etmesi, iyi-kötü ayrımını yapabilmesi, doğruyu yanlışı ayırt edebilmesi kabiliyetinin ve dirayetinin adı olan aklın, zekânın sunduğu verileri ve bilgileri işleyerek, süzerek işlem yaptığı saptanmıştır.
    • C) Akıl ve aklın enerjisi olan bilginin mutlak gerçeğe yönelme ve yürüme eğiliminde olduğu ancak yürüyüşün hedefe ulaşabilmesi için akıl ve bilginin yeterli olamadığı bunları tamamlayan “sezgi”nin de şart olduğu, mutlak gerçeği algılayabilecek duyusal zenginliğe ancak güçlü bir sezgiyle ulaşabildiği örneklerle açıklanmıştır.
    • D) Bir düşünce yeteneği olan ve aklın kullanacağı düşünceleri üreten zekânın, insanı olaylara ve durumlara adapte ederek, alışılmamış durumlara uyum sağlamasını gerçekleştirerek, soyut-somut-sözel sorunları algılayıp ayrıştırarak, onlar üzerinde yargılama yaparak bütün bunları ise akıl-irade-bilinç bağlantılarını kullanarak gerçekleştirdiği dile getirilmiştir.
    • E) Aklın durağan olmadığı, doğru ve sağlam bilgilerle beslenmesinin, denemelerden yapılan çıkarımlarla donatılmasının işlem gücünü yükselttiği, hızlı ve isabetli karar vermeyi sağladığı dolayısıyla insanın olgunlaşma yolunda zekasını geliştirmeye ve aklını güçlendirmeye mecbur olduğu dile getirilmiştir.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneği 'Zekâ sonradan mı kazanılır?' sorusuna; B seçeneği 'Akıl süreçlerini nasıl yönetir?' sorusuna; C seçeneği 'Mutlak gerçeğe sadece rasyonel düşünceyle ulaşılabilir mi?' sorusuna (sezginin gerekliliğini vurgulayarak); D seçeneği ise 'Zekâ fonksiyonlarını nasıl icra eder?' sorusuna cevap vermektedir. E seçeneğindeki aklın dinamikliği ve geliştirilmesi gerektiği çıkarımı ise yukarıdaki sorulardan hiçbirinin doğrudan cevabı değildir. Dolayısıyla doğru cevap E seçeneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, cümlenin öznelerini bağlamıştır?

    • A) Şiirin gerek ahengi gerek teması okuru şiire çeken bir yapıdaydı.
    • B) Dostlarını gerekli durumlarda uyarın ve eleştirin.
    • C) Ya sözel bölümü ya da eşit ağırlığı tercih edeceğim.
    • D) Hem Paris’te hem de Tokyo’da yüksek lisans yapmış.
    • E) Ne şehrin ne kasabasının havasını tercih ederim buraya.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “ahengi” ve “teması” sözcükleri birlikte özne grubunu oluşturur; “gerek ... gerek” bağlacı bu özneleri bağlamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne adlaşmış sıfattır?

    • A) Dağlarda rüzgâr sert esiyor ama vadide hava durgun.
    • B) Gezginler kasabanın dar sokaklarında fotoğraf çekiyorlar.
    • C) Gönüllüler köy okullarının duvarlarını boyayacakmış.
    • D) Eskileri satıp yenilerini almalısın kendine.
    • E) Rüzgâr dindi mi denizin dalgası yatışır.

    C‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki cümlenin yüklemi 'boyayacakmış' fiilidir. Boyayacak olan kim? 'Gönüllüler' (Özne). 'Gönüllü' sözcüğü niteleme sıfatıyken önündeki 'insanlar' ismi düşmüş ve 'Gönüllüler' şeklinde adlaşmış sıfat durumuna gelmiştir. Dolayısıyla özne adlaşmış sıfattır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  16. 16. Gazeteci: (I) ---- Ressam: — Sanatımda soyut arayışlara yönelmem ve nesnelerin ötesindeki anlamı arama tutkum beni bu noktaya getirdi. Benim için resim, sadece dünyayı taklit etmek değil, onun ardındaki saklı düzeni ve duyguyu dışa vurma aracıdır. Gazeteci: (II) ---- Ressam: — Geometrik formları tercih etmem, evrendeki kusursuz dengeyi ve matematiksel uyumu yansıtma arzumdan doğuyor. Tıpkı doğadaki gizli düzen gibi, resimdeki her bir çizgi ve renk de izleyiciye her bakışta yeni bir ritim, yeni bir derinlik sunabilir. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

    • A) I. Geleneksel Türk resim sanatının günümüzdeki temsilcisi olmayı nasıl başardınız? II. Eserlerinizde canlı renkler kullanmanızın özel bir nedeni var mı?
    • B) I. Sanat hayatınız boyunca karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? II. Sergilerinizde neden sadece yağlı boya tablolar yer alıyor?
    • C) I. Resimlerinizde görünen gerçekliğin ötesine geçme çabanızı neye bağlıyorsunuz? II. Çalışmalarınızda geometrik formları kullanmanızın altında yatan sebep nedir?
    • D) I. Resim yapmaya başlarken ilham aldığınız doğa manzaraları nelerdir? II. Eserlerinizde insan figürlerine yer vermemenizin nedeni nedir?
    • E) I. Sanatınızın felsefi altyapısını oluştururken hangi düşünürlerden etkilendiniz? II. Tablolarınızın bu kadar yüksek fiyatlara satılmasını neye bağlıyorsunuz?

    Ressamın‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ I. cevabında 'soyut arayışlar, nesnelerin ötesindeki anlamı arama' ifadeleri, C seçeneğindeki I. sorunun ('gerçekliğin ötesine geçme çabası') tam karşılığıdır. Ressamın II. cevabındaki 'Geometrik formları tercih etmem...' açıklaması da C seçeneğindeki II. sorunun ('geometrik formları kullanmanızın altında yatan sebep') doğrudan cevabıdır. Dolayısıyla doğru sıralama C seçeneğidir.

  17. 17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yüklem adıldan oluşmuştur?

    • A) Namık Kemal, edebiyatımızın kendi özgü şahsiyetlerinden biridir.
    • B) Gençlerimizin bir kısmının klasiklerimize verdiği değer bu kadar mıdır?
    • C) İnsana lütfedilen değerlerin belki de en değerlisi akıldır.
    • D) Öykülerinin temel konusuydu balıkçıların geçim mücadelesi.
    • E) Onun, eserlerinde yer alan karakterlerin kişilikleri oldukça derindir.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde yüklem “biridir” sözüdür. “Biri” belgisiz zamir olduğu için bu cümlede yüklem adıl görevindedir. Doğru cevap A seçeneğidir.

  18. 18. Her sanat yapıtı, nesnelerin estetik biçimlenmesiyle oluşur. Bu, roman için de böyle. Peki, bir romanın var kılınması ne demek? Romanı oluşturan ögelerin ayrıştırılmasıyla, o ögelerin üstünde durmakla, o ögeleri belirtmekle roman gerçekte var kılınır. Bu kitapta yapılan budur. Bu parçada kaç tane ek fiil kullanılmıştır?

    • A) 1
    • B) 2
    • C) 3
    • D) 4
    • E) 5

    Parçada‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ “böyle(dir)”, “ne demek(tir)” ve “budur” kullanımlarında ek fiil vardır. Bu nedenle toplam üç ek fiil kullanılmıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  19. 19. Felsefenin bilgi dünyasını inceleyen dalı olan epistemoloji; insan bilgisinin yapısını, sınırlarını, geçerlilik ölçütlerini ve doğruluğunu sorgular. Bu entelektüel arayış tarih boyunca pek coğu farklı felsefi ekolü doğurmuştur. Söz gelimi kurduğu okulun kapısına 'Geometri bilmeyen buraya adım atamaz.' kuralını koyan Platon zihinsel süreçlere ve aklın gücüne inanırken; 'Ey akıl, beni geçersiz kılmak için sunduğun tüm kanıtları yine benim gözlemlerimden alıyorsun.' diyen Epikuros duyusal algılara ve deneyimlere güvenir. Bu parçadan hareketle sözü edilen filozoflar, bilgi felsefesinin hangi temel sorusuna yanıt aramışlardır?

    • A) Bilginin tanımı ve mahiyeti nedir?
    • B) Mutlak bilginin sınırları nelerdir?
    • C) Doğru bilginin kaynağı nedir?
    • D) Nesnel ve genelgeçer bir bilgi mümkün müdür?
    • E) Bilgi zihinden bağımsız bir gerçekliği yansıtabilir mi?

    Metinde‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ Platon'un geometri ve aklın gücünü (Rasyonalizm), Epikuros'un ise duyuları, gözlemi ve deneyimi (Empirizm) bilginin çıkış noktası olarak gördükleri anlatılmaktadır. Bu iki yaklaşım doğrudan epistemolojideki 'Bilginin kaynağı nedir?' (Bilgi akıldan mı gelir yoksa duyulardan mı?) sorusuna verilmiş yanıtlardır. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.

  20. 20. (I) İlkokula başladığım yıllarda Çalıkuşu bir gazetede bölüm bölüm yayımlanıyordu. (II) Babam her akşam bizi etrafına toplardı. (III) Hep beraber romanın o günkü bölümünü okurduk. (IV) Böylece edebiyatla ilk tanışmam başlıyordu. (V) Zaten ortaokula gidince okulun zengin kütüphanesinde bol bol okuma fırsatı buldum. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangi ikisi nesne-yüklem ilişkisi yönüyle _özdeştir_?

    • A) II. ve IV.
    • B) III. ve IV.
    • C) I. ve II.
    • D) IV. ve V.
    • E) I. ve IV.

    I.‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ cümlenin yüklemi 'yayımlanıyordu' ve IV. cümlenin yüklemi 'başlıyordu' geçişsiz fiillerdir. Dolayısıyla I. ve IV. cümleler nesne-yüklem ilişkisi yönüyle özdeştir (geçişsizdir). II. 'toplardı', III. 'okurduk', V. 'buldum' fiilleri ise geçişlidir.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemden önceki sözlerin tamamı zarf tümlecidir?

    • A) İnsanların, sadece dış görünüşleriyle neden bu kadar önemseneceğine bir türlü anlam veremiyorum.
    • B) Bilimin gelişimi bazen asırlar boyu süren sessiz dönemlerden sonra aniden hızlanıyor.
    • C) Romanınızda kurguladığınız karakterlerin ve olayların toplumsal gerçeklerle örtüşmesine özen gösterin.
    • D) Ünlü bir sahne sanatçısı edasıyla çevresindekileri kendine hayran bırakacak tavırlar sergileyerek ilerliyordu.
    • E) Geçmiş yıllara ait hatıraları, zihninizde, tüm detaylarıyla kolayca canlandırabilirsiniz.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde yer alan cümlenin yüklemi 'ilerliyordu' eylemidir. Yükleme sorulan 'Nasıl ilerliyordu?' sorusuna 'Ünlü bir sahne sanatçısı edasıyla çevresindekileri kendine hayran bırakacak tavırlar sergileyerek' cevabı alınmaktadır. Bu kısmın tamamı durum bildiren bir zarf tümlecidir. Cümle sadece zarf tümleci ve yüklemden oluştuğu için yüklemden önceki tüm sözler zarf tümleci görevindedir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  22. 22. Aşağıdaki dizelerin hangisinde yüklem nesne-yüklem ilişkisi (geçişlilik) yönüyle diğerlerinden farklıdir?

    • A) Yorgun gemiler yanaşır limana akşam olunca
    • B) Gözlerinde birikmiş yaşları sildi mendiliyle
    • C) Ağır adımlarla yürüdü karanlık yolda
    • D) Kuşlar uçuşur gökyüzünde kanat çırparak
    • E) Rüzgârın sesi duyulur uzak tepelerden

    B‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğindeki 'sildi' yüklemi nesne alabildiği için ('neyi sildi?' -> 'gözlerinde birikmiş yaşları') geçişli bir fiildir. A, C, D ve E seçeneklerindeki fiiller ('yanaşır', 'yürüdü', 'uçuşur', 'duyulur') ise nesne alamadıkları için geçişsizdir. Doğru cevap B seçeneğidir.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, cümlenin nesnelerini birbirine bağlamıştır?

    • A) Düğünüme seni de kardeşini de davet ettim.
    • B) Hem arkadaşlarıyla muhabbet ediyor hem de ders çalışıyordu.
    • C) Ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün.
    • D) Ne ağlamak ne de uyumak öfkemi yatıştırmıştı o gün.
    • E) Garson siparişlere yetişmek için bir o masaya bir bu masaya koşuyor.

    A‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde “seni” ve “kardeşini” sözcükleri cümlenin nesneleridir; “de ... de” bağlacı bu iki nesneyi bağlamıştır. Doğru cevap A seçeneğidir.

  24. 24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemden önce gelen sözcüklerin tümü özne görevindedir?

    • A) Kendisinin başaramadığı işleri başkalarından bekleyenlerin eleştirileri hiçbir zaman yapıcı değildir.
    • B) İkili ilişkilerimizde ön yargılardan, bencilce yaklaşımlardan kaçınmalıyız.
    • C) Bize göre makul olan bir fikir başkaları tarafından saçma bulunabilir.
    • D) Her ulusun kendine özgü sanatsal değerlerinin bulunduğu bilinmektedir.
    • E) Sanatçının, eserlerini özgürce üretmesinde toplumun hoşgörüsü de etkilidir.

    D‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ seçeneğinde yer alan 'bilinmektedir' yüklemdir. Bilinen ne? 'Her ulusun kendine özgü sanatsal değerlerinin bulunduğu' (Özne). Yüklemden önce gelen kelime grubunun tamamı özne öbeğidir, araya başka hiçbir öge girmemiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.

  25. 25. Cumhuriyet Dönemi'nin hececi şairleri dil tartışmalarına aktif olarak katılmış ve dilimizin sadeleştirilmesi için gerekli olduğunu savunmuşlardır. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Tamlanan eksikliği
    • B) Çatı uyumsuzluğu
    • C) İyelik ekinin gereksiz kullanımı
    • D) Tamlayan eksikliği
    • E) Özne-yüklem uyumsuzluğu

    Cümlede‍​‌​‌​​‌‌​‌​​​​‌‌​‌​​‌​‌‌​​‌‌​​‌​​​‌‌​‌‌​‍ ikinci yargıda geçen 'gerekli olduğunu' ifadesinin başına bir tamlayan getirilmelidir ('ve bu çalışmaların dilimizin sadeleştirilmesi için...'). Tamlayan öğesi ('bu çalışmaların') cümlede yer almadığı için anlatım bozukluğu meydana gelmiştir. Doğru cevap D seçeneğidir.