Genel Tekrar Testi - 196
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylem (fiil) anlamında darlık ya da genişlik yoktur?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylem (fiil) anlamında darlık ya da genişlik yoktur?
- A) Kitaplarını okuyarak kendini yetiştirdi.
- B) Adam, hırsızı görünce bağırdı ve kaçtı.
- C) Bütün gece ağladı, sabah olunca güldü. ✓
- D) Soruları cevaplayarak yarışmayı tamamladı.
- E) Bu meseleye bir çözüm getirilmelidir.
A seçeneğinde anlatım bozukluğu yoktur, eylemler anlamlarına uygun biçimde kullanılmıştır. D seçeneğinde ise 'kaçtı' yüklemi belirsizdir: hırsız mı kaçtı, adam mı kaçtı? Bu belirsizlik anlatım bozukluğu oluşturur. C seçeneğinde 'cevaplamak' ve 'tamamlamak' fiilleri arasında mantık bağı zayıftır. B seçeneğinde 'getirilmelidir' geniş kapsamlı bir ifade olup 'bulunmalıdır' daha yerinde olurdu. E'deki yapı ise doğrudur. En belirgin ve kesin olarak bozukluğu olmayan cümle A'dır.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama yanlışlığı yoktur?
- A) Bu projenin tamamlanmasının tahmini tarihi belirsizdir.
- B) Çocuğun büyümesinin süreci oldukça yavaş ilerledi.
- C) Cumartesi günü toplantısı ertelendi.
- D) Türkiye'nin nüfusunun artış hızı düşmektedir. ✓
- E) Sınavın bitişi saati henüz açıklanmadı.
A seçeneğinde 'Türkiye'nin nüfusunun artış hızı' tamlaması dil bilgisi açısından doğrudur ve anlatım bozukluğu içermez. B'de 'büyümesinin süreci' iç içe geçmiş gereksiz tamlama yığılmasıdır ('büyüme süreci' yeterliydi). C'de 'tamamlanmasının tahmini tarihi' yine aşırı tamlama yığılmasıdır. D'de 'sınavın bitişi saati' yerine 'sınavın bitiş saati' denilmeliydi; 'bitişi' yanlış çekimdir. E'de 'Cumartesi günü toplantısı' belirsiz bir kullanımdır, 'Cumartesi toplantısı' daha doğrudur.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'de/da' bağlacı anlam ilişkisi bakımından yanlış kullanılmıştır?
- A) Çok yoruldum, da erken uyudum. ✓
- B) Sen de gel, biz de gidelim.
- C) O da çalışıyor, sen de çalışıyorsun.
- D) Hava güzeldi, denize de girdik.
- E) Kitabı bitirdim, onu da rafına koydum.
A seçeneğinde 'de' bağlacı yanlış kullanılmıştır. 'Çok yoruldum da erken uyudum' cümlesinde 'da' bir sonuç-neden ilişkisi değil, 'üstelik, bir de' gibi ekleme ilişkisi kurmalıdır; oysa burada neden-sonuç ilişkisi söz konusudur, bu yüzden 'de' değil 'bu yüzden' ya da 'onun için' bağlacı kullanılmalıydı. Diğer seçeneklerde 'de' bağlacı ekleme ya da birliktelik anlamıyla doğru kullanılmıştır.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Ya beni dinlersin ya da bu işi bırakırsın, ikisi birden olmaz. ✓
- B) Hem şiir yazar hem roman okurdu.
- C) Hem çalışkan hem de zeki bir öğrenciydi.
- D) Ne kadar çalışırsa o kadar başarılı olur.
- E) Ya bugün gelir ya yarın gelir.
E seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Ya...ya da...' bağlacı zaten iki seçenekten birini öne sürmektedir; 'ikisi birden olmaz' ifadesi bu anlam çiftliğini gereksiz biçimde tekrar eder. Yani 'ya...ya da' bağlacı zaten seçeneklerden birinin geçerli olduğunu ifade eder, ayrıca 'ikisi birden olmaz' demek anlam tekrarıdır. Diğer seçeneklerde bağlaçlar işlevlerine uygun kullanılmıştır.
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde mantık hatası (çelişki) vardır?
- A) Hiç kimse bu soruyu cevap vermedi. ✓
- B) Bazı öğrenciler sınava geç geldi.
- C) Hiç kimse bu soruyu doğru cevaplayamadı.
- D) Herkes bu konuda farklı düşünüyor.
- E) Birkaç kişi salonu terk etti.
B seçeneğinde mantık hatası vardır. 'Hiç kimse cevap vermedi' ifadesi zaten olumsuz bir anlam taşımaktadır; 'vermedi' yüklemi de olumsuzdur. Bu iki olumsuzluk bir arada anlamı olumluya çevirir: 'hiç kimse vermedi' = 'herkes verdi' gibi bir anlam karmaşası doğar. Doğru kullanım 'Kimse bu soruyu cevaplamadı' ya da 'Hiç kimse bu soruyu cevaplamadı' şeklinde olabilir; ancak B'deki özel sorun 'cevap vermedi' yerine salt gramer açısından tutarsızlık değil, 'hiç kimse' ile aynı anlam alanının çakışmasıdır. Bu soru mantık açısından B'yi işaret etmektedir.
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Kitabı okuyunca çok etkilendim.
- B) Yorulunca dinlenmek gerekir.
- C) Kapıyı açınca onu orada gördü. ✓
- D) Hava karardıktan sonra yola çıktık.
- E) Sınava girecekler erken gelmeli.
B seçeneğinde özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. 'Kapıyı açınca' eyleminin öznesi ile 'onu orada gördü' eyleminin öznesi aynı kişi olmalıdır; ancak cümlede özne belirtilmediğinden kapıyı açanın kim olduğu belirsizleşmekte, iki ayrı kişinin söz konusu olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu yapı özne belirsizliğine (özne tutarsızlığına) yol açmaktadır. Diğer seçeneklerde özne anlaşılır biçimde bağlamdan çıkarılabilmektedir.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ilgi zamiri (ki)' yanlış kullanılmıştır?
- A) Benim ki seninkinden daha yeni.
- B) Komşununkiler her gün erken çıkar.
- C) Seninki buraya ait değil.
- D) Bizimki bu konuda hiç yorum yapmadı.
- E) Annemin ki masanın üstündedir. ✓
D seçeneğinde 'ki' ilgi zamiri yanlış kullanılmıştır. 'Annemin ki' yerine 'anneminkı' ya da 'annemininki' değil, doğru biçimi 'annemin ki' değil 'annemininki' ya da yalın hâliyle 'anneminki' olmalıdır. 'Annemin ki' şeklinde ayrı yazılması hem yazım hem de kullanım yanlışıdır; ilgi zamiri '-ki' eki iyelik grubuna bitişik yazılır. Diğer seçeneklerde 'ki' zamiri doğru biçimde kullanılmış ve yazılmıştır.
8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ile' bağlacından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Sabır ile azim başarıyı getirir.
- B) Müdür ile sekreter toplantıya katıldı. ✓
- C) Ahmet ile Mehmet birlikte geldiler.
- D) Kitaplar ile defterler çantanın içindeydi.
- E) Kalem ile defter masanın üstündedir.
C seçeneğinde 'ile' bağlacından kaynaklanan özne-yüklem uyumsuzluğu vardır. 'Müdür ile sekreter' çoğul bir özne oluşturduğundan yüklem 'katıldı' değil 'katıldılar' ya da anlam bütünlüğü korunarak 'müdür de sekreter de katıldı' şeklinde kurulmalıydı. Türkçede 'ile' bağlacıyla birleşen özneler genellikle çoğul yüklem alır; tekil yüklem kullanımı anlatım bozukluğu sayılır. Diğer seçeneklerde ise ya her iki yapı da doğru ya da yüklem durumu tartışmalı değildir.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'sözcük seçimi (anlambilimsel uyumsuzluk)' kaynaklı anlatım bozukluğu vardır?
- A) Sabah erken kalktığı için gün içinde yoruldu.
- B) Bu haberi duyunca sevinçten bağırdı.
- C) Toplantı salonunda yoğun bir sessizlik hakimdi. ✓
- D) Öğrenciler sınavdan sonra çok rahatladı.
- E) Hava soğudu, herkes montlarını giydi.
A seçeneğinde anlambilimsel uyumsuzluk vardır. 'Yoğun' sözcüğü somut ya da soyut yoğunluk gerektiren bağlamlarda kullanılır; 'sessizlik' ise yokluk anlamı taşıdığından 'yoğun sessizlik' çelişkili bir ifadedir. Sessizlik 'derin, ağır, tam' gibi nitelendirilebilir; 'yoğun' ise madde yoğunluğu ya da sıklık çağrışımı yaptığından sessizlikle bağdaşmaz. Bu tür çelişkili nitelendirmeler anlambilimsel uyumsuzluk kapsamında değerlendirilir. Diğer seçeneklerde sözcük seçimleri anlam uygunluğu açısından doğrudur.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'taşıt' sözcüğü yanlış kullanılmıştır?
- A) Taşıt çantama bütün eşyalarımı yerleştirdim. ✓
- B) Bu taşıt, çok sayıda yolcuyu taşıyabilme kapasitesine sahiptir.
- C) Taşıtların bakımını düzenli olarak yaptırmalısınız.
- D) Bu taşıt, şehir içi ulaşımda sıklıkla tercih edilmektedir.
- E) Taşıt kiralama şirketleri son yıllarda büyük gelir elde etmiştir.
'Taşıt' sözcüğü ulaşım aracı anlamında kullanılır; eşya taşımak için kullanılan çanta gibi nesnelere değil, araçlara karşılık gelir. E seçeneğinde 'taşıt çantası' ifadesi anlam bakımından yanlıştır; burada 'bavul', 'çanta' gibi sözcükler kullanılmalıydı. Diğer seçeneklerde 'taşıt' doğru ve yerinde kullanılmıştır.
11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'deyim' yanlış anlamıyla kullanılmıştır?
- A) Toplantıda söz alan müdür, çok geçmeden lafı dolandırmaya başladı.
- B) Çocuk, oyun oynarken bacağını kırdı ve hastaneye kaldırıldı. ✓
- C) Öğretmen, başarısız öğrenciye göz yumdu.
- D) Kardeşim sınav sonuçlarını öğrenince göğsü kabardı.
- E) Komşumuz bu işten elini eteğini çekti.
E seçeneğinde 'bacağını kırdı' ifadesi mecaz anlamda değil gerçek (temel) anlamda kullanılmıştır; bu nedenle deyim özelliği taşımaz. Deyimler, gerçek anlamlarından uzaklaşmış kalıplaşmış söz öbekleridir. Diğer seçeneklerdeki ifadeler ('lafı dolandırmak', 'göğsü kabarmak', 'elini eteğini çekmek', 'göz yummak') birer deyimdir.
12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mantık yanlışı (çelişki) vardır?
- A) Yaşlı adam, genç çocuklarıyla parka gitti.
- B) Bugün hem yağmur yağdı hem de hava sıcaktı.
- C) Yeni doğmuş bebek, dün sabah hastanede vefat etti. ✓
- D) Çocuklar, bahçede top oynayarak vakit geçirdi.
- E) Bu spor ayakkabılar, hem hafif hem de dayanıklıdır.
C seçeneğinde mantık yanlışı vardır. 'Yeni doğmuş bebek' ifadesiyle çok kısa süre önce dünyaya geldiği belirtilen birinin 'dün sabah vefat etmesi' mantıksal açıdan çelişkili değildir; ancak asıl çelişki 'vefat etti' sözcüğündedir. 'Vefat etmek' büyüklere, yani yetişkinlere kullanılan bir sözcüktür; bebekler için 'hayatını kaybetti' ya da 'öldü' denilmelidir. Bu, sözcük seçiminden doğan bir anlatım bozukluğudur. Diğer cümlelerde böyle bir sorun yoktur.
13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük (sözcük fazlalığı) kullanılmıştır?
- A) Yarın sabah erkenden yola çıkacağız.
- B) Uzman doktor, hastanın durumunu ayrıntılı biçimde inceledi.
- C) Halk kitaplığı, tüm vatandaşlara açık bir kurumdur. ✓
- D) Trafik kazasında araç tamamen hasar gördü.
- E) Sabah ezanı okunduğunda camiden seslerin geldiğini duydum.
'Halk' sözcüğü zaten 'herkes, tüm insanlar' anlamını içermektedir. 'Halk kitaplığı' ifadesinden sonra 'tüm vatandaşlara açık' demek anlam tekrarına yol açar çünkü halk kitaplıkları zaten herkese açık olduğu için tanımlanır. Ancak asıl bozukluk D seçeneğinde değil, dikkat edilirse anlam bakımından daha belirgin bir yanlışlık C'dedir: 'Yarın sabah erkenden' ifadesinde 'sabah' sözcüğü zaten erken bir zaman dilimini çağrıştırdığından 'erkenden' sözcüğü gereksizdir. Bu soruda D seçeneğindeki 'tüm vatandaşlara açık' bölümü 'halk' sözcüğüyle çakışmaktadır ve bu en belirgin sözcük fazlalığıdır.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam belirsizliği (çok anlamlılıktan kaynaklanan) yoktur?
- A) Hocamın konuşması herkesi etkiledi.
- B) Öğretmen sınıfa girince öğrenciler ayağa kalktı. ✓
- C) Ahmet, arabayı tamirciye bırakarak eve döndü.
- D) Güzel kızın annesiyle konuştum.
- E) Çantasını kaybeden çocuğun durumuna üzüldüm.
C seçeneğinde herhangi bir belirsizlik yoktur; 'öğretmen sınıfa girince öğrenciler ayağa kalktı' cümlesi tek bir anlama gelmektedir. A seçeneğinde 'güzel' sıfatının 'kız'ı mı yoksa 'annesini' mi nitelediği belirsizdir. B seçeneğinde 'eve dönen'in Ahmet mi yoksa tamirci mi olduğu anlaşılmaz. D seçeneğinde 'hocamın konuşması'nın hocamın yaptığı konuşma mı yoksa hoca hakkındaki konuşma mı olduğu belirsizdir. E seçeneğinde 'çantasını kaybeden'in çocuk mu yoksa başkası mı olduğu tartışmalıdır.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'saat' sözcüğü yanlış kullanılmıştır?
- A) Saat onda buluşalım.
- B) Duvar saati üç saat vurdu. ✓
- C) Saatim bozulduğu için derse geç kaldım.
- D) Toplantı iki saat sürdü.
- E) Bu saatte uyumak sağlıklı değildir.
E seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. Duvar saatleri 'çalmak' ya da 'vurmak' fiilini kullanır; ancak 'üç saat vurdu' ifadesi yanlıştır. 'Saat' burada hem zaman dilimi hem de 'kaç olduğu' anlamına gelecek şekilde karıştırılmıştır. Doğru ifade 'duvar saati üç kez vurdu' ya da 'saat üçü vurdu' olmalıdır. 'Üç saat vurdu' ifadesi ise saatin üç saat boyunca vurduğu gibi yanlış bir anlam doğurur.
16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'ile' bağlacının yanlış kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Hız ile dikkatsizlik kazaların başlıca nedenidir. ✓
- B) Kardeşim ile ben her sabah yürüyüşe çıkarız.
- C) Kitap ile defterleri rafına yerleştirdi.
- D) Öğretmen ile öğrenciler uyum içinde çalıştı.
- E) Kalem ile kağıdı çantama koydum.
B seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Hız ile dikkatsizlik' ifadesi aslında birbiriyle çelişen iki kavramı birbirine bağlamaktadır. Kazalara yol açan etken 'hız' değil 'aşırı hız' ya da 'hız ihlali'dir; düz 'hız' yol açmaz. Ancak daha önemli bozukluk, 'hız ile dikkatsizlik kazaların başlıca nedenidir' cümlesinde iki ögenin tek yüklemle karşılanmasında değil, 'ile' bağlacıyla birleştirilen iki ögenin mantıksal açıdan birbirini karşılamamasındadır. Cümledeki asıl bozukluk ise 'ile' bağlacıyla kurulan öznenin çoğul anlam taşımasına karşın yüklemin tekil çekimlenmesidir: 'nedenidir' yerine 'nedenleridir' olmalıdır.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'etmek' ve 'yapmak' yardımcı fiillerinin karıştırılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Bu hatayı bir daha itiraf yapmayacağım. ✓
- B) Bu konuyu bir daha müzakere etmeliyiz.
- C) Randevumuzu yarın için iptal ettik.
- D) Projeyi zamanında teslim etmek zorundayız.
- E) Toplantıda önemli kararlar aldık.
D seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'İtiraf yapmak' söz dizimi Türkçede yanlıştır; doğrusu 'itiraf etmek'tir. Türkçede bazı eylem adları yalnızca 'etmek' ile, bazıları ise yalnızca 'yapmak' ile birleşerek birleşik fiil oluşturur. 'İtiraf', 'kabul', 'ret', 'teklif' gibi sözcükler 'etmek' ile kullanılır. 'İtiraf yapmak' biçimi yabancı dil etkisiyle ortaya çıkmış yanlış bir kullanımdır. Diğer seçeneklerde yardımcı fiil doğru biçimde kullanılmıştır.
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlamasının yanlış kurulmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Ahmet'in kitabını raftan aldım.
- B) Çocukların oyun alanı yenilendi.
- C) Okulun bahçesi geniş ve bakımlıdır.
- D) Türkiye'nin başkenti Ankara'dır.
- E) Bu filmin konusu çok ilginçtir. ✓
B seçeneğinde anlatım bozukluğu yoktur; ancak bu soru dikkat gerektirir. Gerçek bozukluk örneği soruda yer almayabilir ve öğrencinin tüm seçenekleri doğru analiz etmesi beklenir. B seçeneği incelendiğinde 'Bu filmin konusu' tamlamasının eksiksiz kurulduğu görülür. Benzer şekilde diğer seçenekler de doğru kurulmuştur. Bu sorunun amacı, öğrencinin tüm seçenekleri tek tek inceleyerek anlatım bozukluğu olmayan bir cümleyi tespit edebilmesini sağlamaktır. B seçeneği tüm dilbilgisi kurallarına uygundur ve herhangi bir bozukluk taşımaz; ancak diğer seçenekler de yapısal açıdan sorunsuz göründüğünden doğru seçenek belirlenmesi dikkat gerektirir.
19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'gibi' edatının yanlış ya da gereksiz kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Sanki yağmur yağacakmış gibi bir hava var. ✓
- B) Ona senin gibi bir insan lazım.
- C) Bu yemek tuzlu gibi geliyor bana.
- D) Aslan gibi güçlü bir sporcu.
- E) Bu çocuk tıpkı babası gibi davranıyor.
C seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Sanki' sözcüğü ile 'gibi' edatı aynı görevi üstlenen iki unsurdur; ikisi birlikte kullanıldığında anlam tekrarı oluşur. 'Sanki yağmur yağacakmış gibi bir hava var' cümlesinde 'sanki...gibi' yapısı çifte benzetme oluşturmakta ve bu gereksiz yinelemeye yol açmaktadır. Doğru kullanım ya 'Sanki yağmur yağacakmış bir hava var' ya da 'Yağmur yağacakmış gibi bir hava var' olmalıdır.
20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin geçişlilik özelliğiyle bağdaşmayan bir kullanım vardır?
- A) Çocuk, bisikleti park etti.
- B) Annem her sabah çiçekleri suluyor.
- C) Öğrenci soruyu tahtaya yazdı.
- D) Şef, ekibini toplantıya çağırdı.
- E) Hava bugün çok güzel açtı. ✓
C seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. 'Açmak' fiili geçişli bir eylemdir; yani bir nesne gerektirir. 'Hava bugün çok güzel açtı' cümlesinde ise 'açmak' fiili geçişsiz bir eylem gibi, yani nesnesiz kullanılmıştır. Ancak buradaki kullanım aslında dilde yerleşmiş ve kabul görmüş bir kullanım biçimidir (örnek: 'hava açtı', 'gül açtı'). Bununla birlikte biçimsel dilbilgisi açısından 'açmak' fiilinin nesnesiz kullanımı tartışmalıdır. Bu soru, eylemin geçişlilik özelliğini kavrama düzeyini ölçmektedir.
21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde pekiştirme sıfatının yanlış kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
- A) Odanın duvarları bembeyaz boyandı.
- B) Yüzü kapkara bir adamla karşılaştım.
- C) Sınavdan önce upuzun bir kuyruk oluştu.
- D) Çocuğun gözleri masmavi parıldıyordu.
- E) Elma, çok kıpkırmızı ve lezzetliydi. ✓
E seçeneğinde anlatım bozukluğu vardır. Pekiştirme sıfatları ('bembeyaz', 'masmavi', 'kapkara', 'kıpkırmızı') zaten sıfatın anlamını güçlendirip pekiştirdiği için önlerine 'çok' zarfı getirmek gereksiz ve yanlıştır. 'Çok kıpkırmızı' ifadesi sözcük fazlalığı içermektedir; çünkü 'kıpkırmızı' zaten 'çok kırmızı' anlamına gelir. Diğer seçeneklerde pekiştirme sıfatları doğru ve yerinde kullanılmıştır.
22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla anlatım bozukluğu iç içe geçmiş biçimde bulunmaktadır?
- A) Konuşmacı salonu hem doldurdu hem de coşturdu.
- B) Hasta, doktorun söylediklerini not ederek dinledi ve uyguladı. ✓
- C) Sergi, sanatçıların eserleri ve biyografileri hakkında bilgi veriyordu.
- D) Bu romanın yazarını ve konusunu merak ediyorum.
- E) Çocuk, annesini hem özlüyor hem de ona kızgınlık duyuyordu.
C seçeneğinde iki ayrı bozukluk iç içedir. Birincisi, anlamca çelişen eylemler bir arada kullanılmıştır: 'not ederek dinledi' ifadesi not almanın dinlemeye eşlik ettiğini ima eder; bu durum belirli bağlamlarda sorgulanabilir olmakla birlikte asıl sorun şudur: 'dinledi ve uyguladı' yüklemlerine 'not ederek' zarfı bağlandığında 'not ederek uyguladı' anlamı çıkar ve bu anlamsızdır — ortak zarf birden fazla eyleme bağlanamaz. İkincisi, 'dinledi ve uyguladı' eylemlerinde yüklem ortaklığı vardır ama 'not ederek' zarfı yalnızca 'dinledi' eylemine bağlanabilir; zincirleme kullanım anlam kaymasına (yüklem ortaklığı bozukluğuna) yol açar.
23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'tamlayan aktarma yanlışlığı' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?
- A) Sokaklardaki köpeklerin toplanması için çalışmalar başlatıldı.
- B) Çocukların oyun oynaması için parklar düzenlenmelidir.
- C) Şehrin tarihi dokusunu korumak büyük önem taşımaktadır.
- D) Bu sorunun çözümünü bulmak oldukça güçtür. ✓
- E) Çevre kirliliğinin önüne geçmek için tedbir alınmalıdır.
'Bu sorunun çözümünü bulmak' yapısında tamlayan yanlış aktarılmıştır. 'Sorunun çözümü' tamlaması 'bulunmak' eylemine bağlandığında anlam örtüşmesi sağlanır, yani 'çözümünü bulmak' değil 'çözümünü ortaya koymak' ya da doğrudan 'bu sorunu çözmek' denilmeliydi. 'Çözümünü bulmak' ifadesi 'çözümün çözümünü bulmak' gibi anlam yinelemesine (pleonazma'ya yakın bir anlam ağırlığına) yol açar zira 'çözüm' zaten 'bulma' eylemini içerir. Doğrusu 'Bu sorunu çözmek oldukça güçtür.' biçiminde olmalıdır.
24. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç yanlış kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
- A) Kimi zaman mutlu kimi zaman üzgün görünüyor.
- B) Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın, ikisi de olur. ✓
- C) Ne kadar uğraşsam da başaramıyorum gibi hissediyorum.
- D) Geç kalmasına karşın toplantıya yetiştirdi kendini.
- E) Hem tembel hem de çalışkan öğrenciler bu sınıfa alındı.
'Ya...ya da...' bağlacı dışlayıcı seçenek bildirir; yani iki durumdan yalnızca birinin gerçekleşeceğini ifade eder. B seçeneğinde ise 'Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın, ikisi de olur.' denilerek bu dışlayıcı anlam işlevsiz kılınmıştır. 'İkisi de olur' ifadesi bağlacın temel anlamıyla doğrudan çelişmektedir. Dışlayıcı bağlaçla kurulan yapıya 'ikisi de olur' eklenmesi hem mantık hem de dil bilgisi açısından anlatım bozukluğu oluşturur. Doğrusu ya 'Ya erken gelirsin ya da geç kalırsın.' olmalı ya da 'İkisi de olabilir: erken gelirsin ya da geç kalırsın.' biçiminde yeniden kurulmalıdır.
25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'nesne eksikliği' nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur?
- A) Öğretmen, sınavdan önce öğrencilerine tavsiyede bulundu ve güven verdi. ✓
- B) Annem, her gün komşularıyla görüşür ve zaman geçirir.
- C) Hoca, öğrencilerini sınava hazırladı ve başarılı kıldı.
- D) Yönetici, çalışanlarına maaşlarını zamanında ödeyeceğini söyledi.
- E) Müdür, toplantıda öğretmenlere davranışlarını hatırlattı.
C seçeneğinde 'öğretmen...tavsiyede bulundu ve güven verdi' yüklemleri ortak bir nesneyle ('öğrencilerine') kullanılmıştır. Ancak 'güven vermek' eylemi '-e' yönelme hâl ekiyle (öğrencilerine) kullanılabilirken 'tavsiyede bulunmak' eylemi de aynı dolaylı tümleçle kurulur. Sorun şurada doğar: 'güven verdi' eyleminin uygun nesnesi 'öğrencilerine güven' değil, doğrudan 'öğrencileri' biçiminde belirtme hâl ekiyle kurulmalıydı ('öğrencilerini güvenlendirdi' ya da 'onlara güven aşıladı'). Dolaylı tümleç olan '-e/a' ekli öğe, 'tavsiyede bulunmak' eylemine uygun düşer; ancak 'güven vermek' eylemi kip olarak farklı yapı gerektirir; bu nedenle ortak dolaylı tümleçle oluşturulan yüklem ortaklığı anlatım bozukluğuna yol açar.