COGRAFYA - nufus yerlesme (Bölüm 5)
COGRAFYA - nufus yerlesme (Bölüm 5)
Türkiye'de doğurganlık hızının bölgeden bölgeye önemli farklılıklar göstermesi, tek bir politika aracıyla ele alınamayacak çok boyutlu bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Güneydoğu Anadolu'da TDH'nin hâlâ 3,5'in üzerinde kalmasını açıklamaya çalışan 'kalıntı doğurganlık' (residual fertility) yaklaşımı, standart demografik geçiş teorisini hangi açıdan tamamlar ya da eleştirir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (1 soru)
1. Türkiye'de doğurganlık hızının bölgeden bölgeye önemli farklılıklar göstermesi, tek bir politika aracıyla ele alınamayacak çok boyutlu bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Güneydoğu Anadolu'da TDH'nin hâlâ 3,5'in üzerinde kalmasını açıklamaya çalışan 'kalıntı doğurganlık' (residual fertility) yaklaşımı, standart demografik geçiş teorisini hangi açıdan tamamlar ya da eleştirir?
- A) Kalıntı doğurganlık, ekonomik kalkınmanın yeterli olduğu her yerde doğurganlığın mutlaka düşeceğini öngören deterministik geçiş modelini destekler.
- B) Kalıntı doğurganlık, demografik geçişin sanayi öncesi toplumlar için değil yalnızca sanayileşmiş Batı toplumları için geçerli olduğunu kanıtlar.
- C) Kalıntı doğurganlık, yüksek çocuk ölümlerinin hâlâ sigorta güdüsüyle doğurganlığı yüksek tuttuğunu kanıtladığından geçiş teorisiyle tamamen örtüşür.
- D) Kalıntı doğurganlık, kültürel faktörlerin doğurganlık üzerindeki etkisinin yalnızca kısa vadede belirleyici olduğunu göstererek uzun vadede ekonomik gelişmenin önceliğini pekiştirir.
- E) Kalıntı doğurganlık, ekonomik gelişmenin doğurganlığı düşürmek için tek başına yeterli olmadığını; eğitim, cinsiyet eşitliği ve kültürel normlardaki dönüşümlerin ek açıklayıcı güce sahip olduğunu ileri sürerek geçiş teorisini tamamlar. ✓
Standart demografik geçiş teorisi, sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte doğurganlığın kaçınılmaz olarak düşeceğini öngörür; ancak Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerinde göreli ekonomik iyileşmeye rağmen TDH yüksek kalmaya devam etmektedir. 'Kalıntı doğurganlık' kavramı, bu kalıcı yüksekliğin ekonomik değişkenlerin yanı sıra cinsiyet eşitsizliği, kadın eğitim düzeyi, evlilik örüntüleri, aşiret ve akrabalık yapıları ile dini-kültürel normlarla açıklanması gerektiğini vurgular. Bu yaklaşım geçiş teorisini reddetmez; ancak onun tek nedensellik içeren mekanik yorumunu sorgulayarak çok değişkenli bir demografik analiz çerçevesi önerir. Bu nedenle B şıkkı en doğru yanıttır.