COGRAFYA - tarim hayvancilik (Bölüm 3)
COGRAFYA - tarim hayvancilik (Bölüm 3)
Türkiye'de narenciye tarımının Güneydoğu Anadolu'ya kıyasla Akdeniz kıyılarında çok daha yaygın olmasının temel fiziki nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Türkiye'de narenciye tarımının Güneydoğu Anadolu'ya kıyasla Akdeniz kıyılarında çok daha yaygın olmasının temel fiziki nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yaz yağışlarının fazla olması
- B) Kışların dondurucu soğuk olmaması ✓
- C) Akarsu ağının daha gelişmiş olması
- D) Toprak yapısının farklılığı
- E) Arazi eğiminin daha az olması
Narenciye, don olayına karşı son derece hassastır. Akdeniz kıyılarında kışlar ılık geçerken Güneydoğu Anadolu'da kışların soğuk olması ve zaman zaman don olaylarının yaşanması narenciye yetiştiriciliğini kısıtlar. Narenciye Akdeniz ikliminin hâkim olduğu alanlarda, özellikle don riskinin çok düşük olduğu kıyı kesimlerinde yetiştirilir.
2. Aşağıdaki hayvancılık türlerinden hangisi Türkiye'de ağırlıklı olarak dağlık ve sarp arazilerde geçimlik düzeyde sürdürülen ve et verimi açısından diğerlerine kıyasla düşük kalan türdür?
- A) Sığır yetiştiriciliği
- B) Kültür balıkçılığı
- C) Manda yetiştiriciliği
- D) Koyun yetiştiriciliği
- E) Kıl keçisi yetiştiriciliği ✓
Kıl keçisi; et ve süt verimi düşük, dağlık ve engebeli arazilerde yaşayabilen dayanıklı bir hayvandır. Türkiye'de kıl keçisi yetiştiriciliği genellikle Toros Dağları ve diğer dağlık bölgelerde küçük ölçekli ve geçimlik düzeyde yapılmaktadır. Kıl keçisi, kısmen orman tahribatına neden olduğu için son yıllarda yetiştiriciliği kısıtlanmıştır.
3. Türkiye'de tarımsal üretimde verimliliği artırmak amacıyla 1960'lı yıllardan itibaren başlatılan Yeşil Devrim sürecinde en fazla etkilenen ürün grubu hangisidir?
- A) Endüstri bitkileri
- B) Tahıllar (buğday, mısır) ✓
- C) Meyve ve sebze
- D) Yem bitkileri
- E) Baklagiller
Yeşil Devrim, yüksek verimli tohum çeşitlerinin geliştirilmesi, gübre kullanımının artırılması ve sulama olanaklarının genişletilmesiyle dünyada ve Türkiye'de en fazla tahıl üretimini etkilemiştir. Buğday ve mısırda hibrit tohumların kullanılması birim alan verimliliğini önemli ölçüde artırmıştır.
4. Türkiye'de bitkisel üretim miktarının en fazla olduğu ürün grubu hangisidir?
- A) Sebzeler ✓
- B) Yağlı tohumlar
- C) Meyveler
- D) Tahıllar
- E) Baklagiller
Türkiye'de toplam bitkisel üretim miktarına (ton) bakıldığında sebzeler ilk sırada yer almaktadır. Domates, biber, salatalık, patlıcan gibi sebzeler hem yurt içi tüketimde hem de ihracatta önemli paya sahiptir. Tahıllar ekim alanı bakımından birinci olsa da toplam üretim miktarı (ton) açısından sebzeler öne geçmektedir.
5. Türkiye'nin tarım arazilerinin yaklaşık yüzde kaçı sulanabilir nitelikteyken, bu potansiyelin ne kadarı fiilen sulanmaktadır? (Yaklaşık değerler)
- A) Tamamı sulanabilir, yarısı sulanıyor
- B) Beşte biri sulanabilir, tamamı sulanıyor
- C) Yarısı sulanabilir, tamamı sulanıyor
- D) Üçte biri sulanabilir, yarısından azı sulanıyor ✓
- E) Dörtte biri sulanabilir, tamamı sulanıyor
Türkiye'nin tarım arazilerinin yaklaşık üçte biri teknik ve ekonomik açıdan sulanabilir niteliktedir. Ancak bu potansiyelin yalnızca yarısından daha azı fiilen sulanmaktadır. Sulama altyapısının geliştirilmesi Türk tarımının önündeki en temel sorunlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
6. Türkiye'de seracılığın en yoğun geliştiği il olan Antalya'da bu sektörün bu denli güçlü olmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kışın bile ılık iklim koşulları ✓
- B) Verimli toprak yapısı
- C) Geniş sulama olanakları
- D) Yakın ihracat limanlarına erişim
- E) Ucuz işgücü varlığı
Antalya'da seracılığın bu denli gelişmesinin temel fiziki nedeni, Akdeniz ikliminin etkisiyle kışların ılık geçmesidir. Bu sayede ısıtma maliyetleri minimize edilir ve yıl boyunca üretim yapılabilir. Kışın soğuk olan bölgelerde sera ısıtma masrafları çok yüksek olacağından ekonomik avantaj kaybolur. Diğer seçenekler destekleyici faktörler olsa da belirleyici neden iklimdir.
7. Hayvancılık sektöründe 'ıslah çalışmaları' kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade etmektedir?
- A) Yerli hayvan ırklarının verimli yabancı ırklarla melezlenerek geliştirilmesi ✓
- B) Hasta hayvanların tedavisine yönelik veterinerlik hizmetleri
- C) Yem üretiminin artırılması
- D) Çiftlik binalarının modernleştirilmesi
- E) Mera alanlarının temizlenerek otlatmaya açılması
Hayvancılıkta ıslah çalışmaları; et, süt ve yapağı gibi verimler bakımından düşük performanslı yerli ırklarının, yüksek verimli yabancı kültür ırklarıyla çaprazlanarak (melezleme) üretiminin artırılması işlemidir. Türkiye'de Hollanda sığırı gibi kültür ırklarının yerli ırklarla melezlenmesi bu çalışmaların en bilinen örneğidir.
8. Türkiye'de tarımda çalışan nüfusun toplam istihdam içindeki payı son 50 yılda hızla düşmüştür. Bu düşüşün en önemli nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Sanayileşme ve kentleşme sürecinin hız kazanması ✓
- B) Tarımsal ihracatın azalması
- C) Kırsal nüfusun yaşlanması
- D) Tarım arazilerinin azalması
- E) Tarımsal üretimin düşmesi
Türkiye'de sanayileşme ve kentleşme süreci, özellikle 1950'lerden itibaren hız kazanmış; sanayi ve hizmet sektöründe iş olanakları artmıştır. Bu durum kırsal nüfusun şehirlere göç etmesine neden olmuş ve tarımda çalışan nüfus oranı hızla düşmüştür. Aynı dönemde tarımsal mekanizasyon da emek talebini azaltmıştır.
9. Türkiye'de balıkçılık sektörü değerlendirildiğinde, avlanan balık miktarı bakımından en önemli deniz aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Akdeniz
- B) İç sular (göl ve akarsular)
- C) Karadeniz ✓
- D) Marmara Denizi
- E) Ege Denizi
Türkiye'de su ürünleri üretiminin büyük bölümü Karadeniz'den sağlanmaktadır. Karadeniz, özellikle hamsi başta olmak üzere çok sayıda balık türü bakımından oldukça zengindir. Hamsi, Türkiye'de en çok avlanan balık türüdür ve büyük çoğunluğu Karadeniz'den elde edilmektedir. Akdeniz ve Ege daha çok kültür balıkçılığı açısından önem taşımaktadır.
10. Türkiye'de tarımsal arazinin büyük bölümünün küçük işletmeler elinde olması aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açmaz?
- A) Birim maliyetlerin yükselmesi
- B) Tarımsal mekanizasyonun güçleşmesi
- C) Tarımsal girdi kullanımında israfın artması
- D) Tarımsal ihracatın tamamen durması ✓
- E) Modern sulama sistemlerinin kurulmasının zorlaşması
Küçük tarım işletmeleri; mekanizasyonu güçleştirir, birim maliyetleri artırır, modern sulama sistemlerinin kurulmasını zorlaştırır ve girdi israfına yol açar. Ancak küçük işletme yapısı tarımsal ihracatı 'tamamen durdurmaz'; ihracat kooperatif örgütlenmesi ve aracı ihracatçılar aracılığıyla sürdürülebilir. Dolayısıyla D seçeneği bu durumun doğrudan sonucu değildir.
11. Türkiye'de tarım arazilerinin kullanımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Nadas alanları, tarla tarımı yapılan araziler içinde değerlendirilir.
- B) Bağ ve bahçe arazilerinin oranı, çayır ve mera arazilerinden fazladır. ✓
- C) Çayır ve mera arazileri, toplam tarım arazilerinin önemli bir bölümünü kaplar.
- D) Tarla tarımı yapılan araziler, toplam tarım arazilerinin büyük bölümünü oluşturur.
- E) Türkiye'nin toplam yüzölçümünün yaklaşık üçte biri tarım arazisi niteliği taşır.
Türkiye'de çayır ve mera arazileri yaklaşık 14-15 milyon hektar iken bağ ve bahçe arazileri bunun çok altında kalır. Dolayısıyla bağ ve bahçe arazilerinin oranı çayır-mera arazilerinden fazla değil, aksine daha azdır. Bu nedenle B şıkkı yanlıştır. Nadas alanları tarla tarımı kapsamında sayılır, bu doğrudur.
12. Türkiye'de aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisi hem iç tüketim hem de ihracat açısından büyük önem taşımasına rağmen üretiminin büyük çoğunluğu Ege Bölgesi'nde gerçekleşmektedir?
- A) Tütün
- B) Üzüm
- C) İncir ✓
- D) Zeytin
- E) Pamuk
İncir üretiminin büyük çoğunluğu Ege Bölgesi'nde, özellikle Aydın çevresinde gerçekleşmektedir. Türkiye, dünya incir üretiminde ve ihracatında lider konumdadır ve bu ürün hem iç tüketim hem de ihracat açısından kritik önem taşır. Zeytin da Ege'de üretilse de üretim çok daha geniş bir alana (Marmara, Akdeniz) yayılmıştır. Pamuk Ege'de üretilmekle birlikte Çukurova da önemli üretim merkezidir. İncir ise üretiminin bu denli Ege'ye özgü olmasıyla ayrışır.
13. Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri incelendiğinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Tavukçuluk başta olmak üzere kanatlı hayvancılık, yem bitkileri üretimine olan bağımlılığı nedeniyle İç Anadolu'da yoğunlaşmıştır.
- B) Küçükbaş hayvancılık, büyükbaş hayvancılığa göre daha çok Karadeniz Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır.
- C) Arıcılık faaliyetleri açısından Muğla ili, üretilen bal miktarı bakımından Türkiye'de önemli bir konuma sahiptir. ✓
- D) Türkiye'de koyun sayısı tarihsel süreçte sürekli artış göstererek bugünkü düzeyine ulaşmıştır.
- E) Manda yetiştiriciliği, son yıllarda artış göstererek büyükbaş hayvan varlığı içindeki payını yükseltmiştir.
Muğla ili, florası ve bitki çeşitliliği bakımından arıcılığa son derece elverişlidir ve Türkiye'nin en fazla bal üreten illeri arasında yer almaktadır. Küçükbaş hayvancılık Karadeniz'de değil, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da yoğundur. Manda yetiştiriciliği Türkiye'de gerileme eğilimindedir. Kanatlı hayvancılık İç Anadolu'da değil, Marmara ve Ege gibi pazar yakınlığı yüksek bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Koyun sayısı da tarihsel süreçte dalgalanmalar göstermiş, özellikle 1980 sonrası belirgin düşüş yaşanmıştır.
14. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, ürün ile Türkiye'deki başlıca üretim merkezi bakımından yanlış verilmiştir?
- A) Fındık – Ordu, Giresun
- B) Çay – Rize, Artvin
- C) Narenciye – Mersin, Adana ✓
- D) Şeker pancarı – Konya, Ankara
- E) Antep fıstığı – Şanlıurfa, Gaziantep
Narenciye üretiminin ana merkezi Akdeniz Bölgesi'dir; Mersin önemli bir üretici il olmakla birlikte, Adana narenciye üretiminde Mersin kadar belirleyici değildir. Ancak bu seçenekler arasındaki en belirgin yanlışlık değerlendirildiğinde, diğer tüm eşleştirmeler büyük ölçüde doğrudur. Şeker pancarı üretimi ise Konya ve Ankara'nın yanı sıra Bursa, Kayseri, Erzurum gibi illerde de yapılmaktadır; ancak Konya-Ankara eşleştirmesi yanlış sayılabilecek düzeyde değildir. Narenciye için Adana'nın Mersin ile aynı düzeyde önemli merkez olarak gösterilmesi yanıltıcıdır, Akdeniz'in batı kesimleri (Antalya) çok daha belirleyicidir.
15. Türkiye'de sulama yapılan tarım arazilerinin dağılışına bakıldığında aşağıdaki bölgelerden hangisinin sulanan alan oranı en yüksek düzeyde beklenir?
- A) Güneydoğu Anadolu Bölgesi ✓
- B) Doğu Anadolu Bölgesi
- C) Akdeniz Bölgesi
- D) İç Anadolu Bölgesi
- E) Karadeniz Bölgesi
GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamında gerçekleştirilen sulama yatırımları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sulanan tarım arazisi oranını büyük ölçüde artırmıştır. Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki barajlar aracılığıyla milyonlarca hektar tarım arazisi sulamaya açılmış; bu durum bölgeyi Türkiye'nin en büyük sulama yatırımının yapıldığı bölgesi konumuna getirmiştir. Karadeniz yağışlı olduğundan sulamaya ihtiyaç görece azdır; Doğu Anadolu sulama altyapısı bakımından geridedir.
16. Türkiye'de tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı son 50 yılda belirgin biçimde azalmıştır. Bu değişimde etkili olan temel faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A) Sanayileşme ve kentleşme süreçleri
- B) İç göç hareketlerinin hızlanması
- C) Kırsal kesimdeki eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
- D) Tarımda makineleşmenin artması
- E) Tarımsal destekleme politikalarının güçlendirilmesi ✓
Tarımsal destekleme politikalarının güçlendirilmesi, kırsal kesimdeki nüfusu toprakla buluşturan, yerinde tutmaya yönelik bir politika aracıdır. Bu politika tarımsal nüfusun azalmasını teşvik etmez, aksine azalma eğilimini yavaşlatabilir. Diğer seçeneklerin tümü tarımsal nüfusu azaltan etkenler arasındadır: makineleşme iş gücü talebini düşürür, sanayileşme-kentleşme kentlere göç çeker, hizmet yetersizlikleri kırı itici kılar, iç göçler ise kırsal nüfusu doğrudan kentlere taşır.
17. Türkiye'de bitkisel üretim açısından "değişen tarım" kavramı ele alındığında, aşağıdaki gelişmelerden hangisi bu kavramla doğrudan ilişkilendirilemez?
- A) Nadaslı tarımın yaygınlaşarak nadas alanlarının genişlemesi ✓
- B) Geleneksel hububat ekim alanlarının bir kısmının endüstri bitkilerine bırakılması
- C) Organik tarım uygulamalarının yaygınlaşması
- D) Seracılık faaliyetlerinin Akdeniz kıyılarında hızla artması
- E) Tıbbi ve aromatik bitki üretiminin önem kazanması
Nadaslı tarımın yaygınlaşması ve nadas alanlarının genişlemesi, modernleşme ve değişim değil; aksine geleneksel, düşük verimli tarım anlayışının sürmesi anlamına gelir. Değişen tarım kavramı; daha yüksek katma değerli ürünlere geçiş, teknoloji kullanımı, organik tarım, seracılık ve çeşitlendirme gibi olguları kapsar. Nadas alanlarının azaltılması, değişen tarımın hedefleri arasındadır; genişlemesi ise bu kavramla çelişir.
18. Türkiye'de hayvancılık ve tarım ilişkisi değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Entegre tarım-hayvancılık işletmeleri, hem bitkisel hem de hayvansal üretimde verimliliği artırır.
- B) Türkiye'de yem bitkileri ekim alanlarının toplam tarım arazileri içindeki payı oldukça yüksektir. ✓
- C) Hayvancılık faaliyetleri, yüksek dağlık alanlarda tarımın yerini büyük ölçüde alabilmektedir.
- D) Yem bitkileri üretiminin artması, hayvancılığın gelişimine doğrudan katkı sağlar.
- E) Çayır ve mera alanlarının azalması, hayvancılık sektörünü olumsuz etkilemektedir.
Türkiye'de yem bitkileri ekim alanlarının toplam tarım arazileri içindeki payı, gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum Türk hayvancılığının yapısal sorunlarından biri olarak değerlendirilmekte; yetersiz yem bitkisi üretimi, hayvancılıkta dışa bağımlılığı artırmaktadır. C şıkkındaki "oldukça yüksektir" ifadesi gerçekle çelişmektedir; yem bitkileri alanları artış eğiliminde olsa da pay düşük kalmaya devam etmektedir.
19. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde geleneksel olarak hangi tarım sistemi yaygınlaşmış ve bu sistemin temel özelliği nedir?
- A) Bataklık tarımı – Yazın kuruyan akarsuların delta alanlarında oluşan verimli bataklıklar kullanılır.
- B) Kuru tarım – Yağışların mevsimsiz dağılımına uyum sağlamak amacıyla sulama yapılmaksızın yürütülür. ✓
- C) Seracılık – Yıl boyu yüksek nem nedeniyle açık alanda tarım yapılamaz.
- D) Sürekli tahıl tarımı – Toprak dinlendirilmeksizin her yıl ürün alınır.
- E) Yoğun pirinç tarımı – Teraslı tarım alanlarında su tutularak yapılır.
Akdeniz ikliminde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Bu mevsimsiz yağış dağılımına uyum sağlayan geleneksel tarım sistemi kuru tarımdır; başta zeytin, üzüm, incir gibi kökleri derine gidebilen ürünler yağışsız dönemleri kendi su rezervleriyle atlatır. Sulama yapılmaksızın yürütülen bu sistem, Akdeniz havzasının temel tarımsal karakteristiklerinden biridir. Seracılık modern bir uygulamadır ve Akdeniz iklimine özgü değildir; koşul da yanlış tanımlanmıştır.
20. Türkiye'de coğrafi işaret tescili almış tarım ürünleri düşünüldüğünde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
- A) Amasya elması – Amasya
- B) Trabzon hurması – Rize ✓
- C) Maraş dondurması – Kahramanmaraş
- D) Antep fıstığı – Gaziantep
- E) Erzincan tulum peyniri – Erzincan
Trabzon hurması, adını Trabzon'dan almaktadır ve coğrafi işaret kaydı Trabzon iline aittir. Rize ile ilişkilendirilmesi yanlıştır. Diğer eşleştirmelerin tümü doğrudur: Antep fıstığı Gaziantep'e, Amasya elması Amasya'ya, Maraş dondurması Kahramanmaraş'a ve Erzincan tulum peyniri Erzincan'a aittir. Coğrafi işaret, bir ürünün belirli bir yere özgü niteliklerini koruma altına alan hukuki bir statüdür.
21. Türkiye'de tarım arazilerinin toprak verimliliği açısından değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Karasal iklimin egemen olduğu alanlarda tuzlu ve alkali topraklar oluşmaz.
- B) Akdeniz Bölgesi'nde terra rossa toprakları derin ve humusça zengin yapısıyla tarıma en elverişli toprak tipidir.
- C) Volkanik kökenli topraklar yalnızca Doğu Anadolu'da görülür ve bu topraklar tarımsal açıdan değersizdir.
- D) Karadeniz Bölgesi, toprak verimliliği bakımından Türkiye'nin en zengin tarım arazilerine ev sahipliği yapar.
- E) Alüvyal ovalar, genellikle Türkiye'nin en verimli tarım arazileri arasında sayılır. ✓
Alüvyal topraklar, akarsuların taşıdığı ince malzemenin ovalarda birikmesiyle oluşur; organik madde ve mineral bakımından zengin, derin ve işlenmeye elverişli yapısıyla Türkiye'nin en verimli tarım toprakları arasında gösterilir. Çukurova, Gediz, Büyük Menderes ve Konya ovaları bu topraklara iyi örnektir. Terra rossa toprakları ise sığ ve humus bakımından fakir olup Akdeniz'deki kireçtaşı anayakasından türemiştir; oldukça verimli sayılmaz. Karasal iklimlerde tuzlu-alkali toprak oluşumu görülebilir, bu nedenle E şıkkı da yanlıştır.
22. Türkiye'de 20. yüzyılın ortasından itibaren tarımda makineleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte ortaya çıkan en önemli olumsuz sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tarımsal ihracatın durma noktasına gelmesi
- B) Bitkisel üretimde verimin ani ve kalıcı düşüşü
- C) Nadaslı tarımın tamamen ortadan kalkması
- D) Kırsal nüfusun kentlere göç ederek hızlı ve plansız kentleşmeye yol açması ✓
- E) Küçük ölçekli işletmelerin büyük çiftliklere dönüşerek arazi mülkiyetinde tekelleşmesi
Tarımda makineleşme, özellikle 1950'li yıllarda traktör kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kırsal iş gücü talebini hızla düşürmüştür. İş bulamayan ya da geçimini sağlayamayan kırsal nüfus kentlere göç etmek zorunda kalmış; bu durum başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde gecekondulaşma ve plansız kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. Bu süreç Türkiye'nin en önemli demografik dönüşümlerinden biri olarak değerlendirilir. Diğer şıklar ya abartılı ya da gerçekleşmemiş sonuçları ifade etmektedir.
23. Aşağıdaki bölge ve hayvancılık türü eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A) Doğu Anadolu – Büyükbaş ve küçükbaş karma hayvancılık
- B) Güneydoğu Anadolu – Küçükbaş hayvancılık
- C) Ege – Küçükbaş hayvancılık ve ipekböcekçiliği ✓
- D) Marmara – Besi hayvancılığı ve kanatlı hayvancılık
- E) Karadeniz – Büyükbaş hayvancılık ve süt sığırcılığı
İpekböcekçiliği Ege Bölgesi ile değil, Marmara Bölgesi'yle (özellikle Bursa) özdeşleşmiştir. Bursa, Türkiye'nin ipekböcekçiliği ve ipekli dokuma geleneğinin merkezidir. Ege Bölgesi'nde küçükbaş hayvancılık yapılmakla birlikte ipekböcekçiliği bu bölgenin öne çıkan hayvancılık faaliyeti değildir. Diğer eşleştirmelerin tümü genel olarak doğrudur: Doğu Anadolu'da karma hayvancılık, Karadeniz'de büyükbaş-süt sığırcılığı, Marmara'da besi ve kanatlı, Güneydoğu'da küçükbaş ağırlıklıdır.
24. Türkiye'de son yıllarda seracılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı başlıca alan olan "plastik seracılık kuşağı" hangi kıyı kesiminde oluşmuştur ve bu yoğunlaşmayı sağlayan coğrafi faktörün temel özelliği nedir?
- A) Marmara kıyıları – Büyük pazarlara yakınlık, nakliye maliyetini en aza indirir.
- B) Güneydoğu kıyıları – Yaz aylarında aşırı sıcaklık, doğal sera etkisi yaratır.
- C) Ege kıyıları – Rüzgardan korunaklı körfezler, seraların ısı kaybını önler.
- D) Akdeniz kıyıları – Kışları ılık geçen iklim, enerji maliyetini düşürerek yıl boyu üretim olanağı tanır. ✓
- E) Karadeniz kıyıları – Bol yağış, ürünlerin sulama ihtiyacını azaltır.
Türkiye'deki seracılığın coğrafi merkezi Akdeniz kıyıları, özellikle Antalya-Mersin hattıdır. Bu bölgede kış aylarında sıcaklıkların nadiren 0°C'nin altına inmesi, seraların ısıtma ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırır. Bu durum enerji maliyetlerini düşürür ve özellikle kış aylarında Avrupa pazarlarına yaş sebze-meyve ihraç etme avantajı sağlar. Ege'de de seracılık yapılmakla birlikte asıl yoğunlaşma Akdeniz kıyısındadır. Güneydoğu Anadolu'nun denize kıyısı yoktur.
25. Türkiye'de yağışa bağlı tarım yapılan alanlar ile sulu tarım yapılan alanlardaki ürün deseni karşılaştırıldığında, aşağıdaki ürünlerden hangisi yalnızca sulu tarım koşullarında ekonomik verimle yetiştirilebilir?
- A) Arpa
- B) Pamuk ✓
- C) Nohut
- D) Buğday
- E) Çavdar
Pamuk, vejetasyon döneminde uzun süre yüksek sıcaklık ve bol suya ihtiyaç duyar. Kuraklığa karşı toleransı son derece düşük olduğundan ekonomik verimle üretilebilmesi için sulama zorunludur. Buğday, arpa, nohut ve çavdar ise yağışa bağlı (kuru) tarımla da yetiştirilebilir. Türkiye'de pamuk üretimi; sulama altyapısının geliştiği GAP, Gediz, Büyük Menderes ve Çukurova ovalarında yoğunlaşmaktadır.