menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

COGRAFYA - tarim hayvancilik (Bölüm 4)

COGRAFYA - tarim hayvancilik (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Türkiye'de kıyı bölgelerinde yaygın olan seracılık faaliyetlerinin iç kesimlere kıyasla daha yoğun gelişmesinin temel coğrafi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türkiye'de kıyı bölgelerinde yaygın olan seracılık faaliyetlerinin iç kesimlere kıyasla daha yoğun gelişmesinin temel coğrafi nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İç kesimlerdeki tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmış olması
    • B) Kıyı bölgelerinde kış mevsiminde donun görülmemesi veya çok sınırlı kalması
    • C) Kıyı bölgelerinde tarımsal kredi faizlerinin daha düşük uygulanması
    • D) İç kesimlerdeki toprakların verim açısından seracılığa elverişsiz olması
    • E) Kıyı bölgelerindeki tarım nüfusunun daha genç bir yapıya sahip olması

    Seracılık, kış aylarında taze sebze ve meyve üretimine olanak tanıyan bir tarım biçimidir. Kıyı bölgelerinde özellikle Akdeniz ikliminin etkisiyle kış sıcaklıkları ılıman seyreder ve don riski son derece düşüktür. Bu durum, sera içi ısıtma maliyetlerini minimize eder ve kış üretimini ekonomik kılar. Antalya, Mersin ve Muğla kıyıları bu açıdan en elverişli alanlardır. İç kesimlerde ise kışın uzun süreli don ve düşük sıcaklıklar, sera ısıtma maliyetlerini artırarak ekonomik verimliliği düşürür.

  2. 2. Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinde 'ahır hayvancılığı'nın 'mera hayvancılığı'na oranla giderek artmasının en önemli coğrafi-ekonomik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Besi hayvanı ithalatının tamamen sona ermesi
    • B) Kırsal nüfusun mutlak olarak artması
    • C) Mera ve çayır alanlarının tarla arazisine dönüştürülmesinin kolaylaşması
    • D) Tarımsal mekanizasyon ihtiyacının ortadan kalkması
    • E) Hayvancılık ürünleri ihracatının azalması

    Mera hayvancılığından ahır hayvancılığına geçiş sürecinde hayvanların otlatma için geniş alanlara ihtiyacı azalmaktadır. Bu dönüşüm, kullanılmayan ya da verimsizleşen mera ve çayır alanlarının farklı amaçlarla (tarla, yerleşim vb.) kullanılmasının önünü açmaktadır. Nitekim Türkiye'de mera alanları 20. yüzyıl boyunca büyük ölçüde daralmış, bu alanlar tarım arazisine veya yapılaşmaya dönüştürülmüştür. Diğer seçenekler bu nedensellik ilişkisini doğrudan yansıtmamaktadır.

  3. 3. Aşağıda Türkiye'nin çeşitli bölgelerine ait tarımsal özellikler verilmiştir. Hangi eşleştirme yanlıştır?

    • A) Güneydoğu Anadolu – GAP sayesinde pamuk ve soya fasulyesi üretiminin gelişmesi
    • B) Ege Bölgesi – Zeytinyağı, üzüm ve tütün üretiminde ön plana çıkması
    • C) Akdeniz Bölgesi – Çeltik ve çay üretiminin ekonomik açıdan belirleyici olması
    • D) İç Anadolu – Buğday ve şeker pancarı üretiminin baskın olması
    • E) Doğu Karadeniz – Çay ve fındık üretiminde ulusal ölçekte lider

    Çeltik (pirinç) üretimi Türkiye'de başta Trakya (Edirne), Bafra ve Çarşamba ovaları ile Gönen ovasında yoğunlaşmaktadır. Çay üretimi ise yalnızca Doğu Karadeniz'de (Rize, Artvin, Trabzon) yapılmaktadır. Akdeniz Bölgesi'nde bu ürünlerin ekonomik açıdan belirleyici olduğunu söylemek yanlıştır. Akdeniz Bölgesi'nde turunçgiller, muz, pamuk ve erken sebzecilik-seracılık öne çıkan tarımsal faaliyetlerdir.

  4. 4. Türkiye'de tarım arazilerinin işletme büyüklüğü açısından parçalı yapıda olması hangi faktörle en doğrudan ilişkilidir?

    • A) Kırsal göçün tarımsal işgücü arzını azaltması
    • B) Tarım arazilerinin büyük bölümünün dağlık alanlarda yer alması
    • C) Toprak yapısının tarım makinelerinin kullanımını engellemesi
    • D) Miras hukuku kaynaklı arazilerin birden fazla mirasçıya bölünmesi
    • E) Tarımsal sulama altyapısının yetersiz gelişmesi

    Türkiye'de tarım işletmelerinin küçük ve parçalı yapıda olmasının en temel nedeni, miras hukukunun arazilerin her nesilde birden fazla mirasçı arasında paylaştırılmasına yol açmasıdır. Bu durum yüzyıllar içinde tarım parsellerinin ekonomik açıdan verimsiz birimlere küçülmesine neden olmuştur. Arazi toplulaştırma projeleri bu sorunu çözmek amacıyla uygulanmakla birlikte süreç hâlâ tamamlanamamıştır. Diğer seçenekler de tarımsal yapıyı etkileyen faktörler olmakla birlikte parçalılığın birincil nedeni değildir.

  5. 5. Türkiye'de yıldan yıla en fazla üretim dalgalanması görülen tarım ürünü grubu hangisidir ve bunun başlıca nedeni nedir?

    • A) Şeker pancarı – Şeker kotalarının üretimi kısıtlaması
    • B) Zeytin – Üretici fiyatlarının düşük seyretmesi
    • C) Tahıllar – Üretimin büyük ölçüde yağış miktarı ve dağılımına bağlı olması
    • D) Çay – İşleme kapasitesinin yetersizliği nedeniyle hasat kayıplarının yaşanması
    • E) Turunçgiller – Dış pazar talebinin her yıl önemli ölçüde değişmesi

    Türkiye'de tahıl üretimi, özellikle buğday ve arpa başta olmak üzere yağışa bağlı (kuru) tarım koşullarında gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle yıllık yağış miktarı ve dağılımındaki değişkenlik, tahıl verimini doğrudan ve belirleyici biçimde etkiler. Kurak geçen yıllarda üretim ciddi oranda düşerken yağışlı yıllarda belirgin artışlar yaşanır. Diğer ürün gruplarında da dalgalanmalar görülmekle birlikte, iklim bağımlılığı en yüksek ve üretim alanı en geniş grup olması nedeniyle tahıllar bu açıdan öne çıkmaktadır.

  6. 6. Türkiye hayvancılığında küçükbaş hayvan varlığının büyükbaş hayvan varlığına oranla daha hızlı azalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Mera alanlarının azalması ve yem bitkisi üretiminin yetersizliğinin koyun-keçiyi daha çok etkilemesi
    • B) Koyun etine yönelik iç talebin dramatik biçimde düşmesi
    • C) Büyükbaş hayvancılığın devlet sübvansiyonlarından daha fazla yararlanması
    • D) Küçükbaş hayvanlarda genetik verimin düşük kalması
    • E) Büyükbaş hayvanlarda et verimi ve süt üretiminin daha yüksek olması

    Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar, geleneksel olarak mera ve otlak alanlarında yayılarak beslenmektedir. Türkiye'de mera alanlarının tarla, yerleşim ve sanayi alanlarına dönüştürülmesiyle birlikte küçükbaş hayvancılığın otlatma tabanı daralmıştır. Ahır koşullarına uyum sağlamak büyükbaş hayvancılığa kıyasla daha maliyetli olduğundan, üreticiler çoğunlukla büyükbaş yetiştiriciliğine yönelmiştir. Bu yapısal dönüşüm, küçükbaş hayvan varlığının görece daha hızlı erimesine yol açmaktadır.

  7. 7. Türkiye'de tarımsal üretimde bölgeler arası uzmanlaşmanın (tarımsal bölgelenmenin) oluşmasında aşağıdaki faktörlerden hangisinin belirleyici rolü en azdır?

    • A) Tarımsal üretim yapan çiftçilerin etnik ve kültürel kökeni
    • B) Pazar erişimi ve ulaşım altyapısının bölgeden bölgeye değişmesi
    • C) İklim koşullarının bölgeden bölgeye farklılaşması
    • D) Toprak yapısı ve arazi şekillerinin bölgesel farklılıklar göstermesi
    • E) Sulama olanaklarının bölgesel dağılımı

    Tarımsal bölgelenme, yani belirli ürünlerin belirli coğrafi alanlarda yoğunlaşması; iklim, toprak yapısı, su kaynakları ve pazar erişimi gibi coğrafi-ekonomik faktörlerle açıklanır. Çiftçilerin etnik ya da kültürel kökeni, bireysel alışkanlıklar üzerinde küçük bir etki yaratabilse de tarımsal uzmanlaşmanın bölgesel coğrafi belirleyicileri arasında sistematik ve belirleyici bir etken olarak kabul edilmez. Diğer seçeneklerde yer alan faktörler, tarım coğrafyası literatüründe temel bölgelenme dinamikleri olarak yer almaktadır.

  8. 8. Aşağıdaki ürünlerden hangisi Türkiye'de hem Karadeniz hem de Akdeniz kıyı kuşağında yaygın biçimde yetiştirilmektedir?

    • A) Kivi
    • B) Fındık
    • C) Turunçgil
    • D) Muz
    • E) Çay

    Kivi, Türkiye'de özellikle 1990'lardan itibaren hem Karadeniz kıyı kuşağında (Rize, Trabzon, Ordu) hem de Akdeniz kıyılarında (Antalya, Mersin) yetiştirilmeye başlanmıştır. Her iki bölgede de nemli iklim ve ılıman kış koşulları kivinin yetişmesine uygundur. Çay yalnızca Doğu Karadeniz'de, muz ve turunçgil ağırlıklı olarak Akdeniz kıyılarında, fındık ise Orta ve Batı Karadeniz'de yetiştirilmektedir. Bu nedenle her iki kıyı kuşağında da yaygın biçimde karşılaşılan ürün olarak kivi öne çıkmaktadır.

  9. 9. Türkiye'nin tarımsal ihracatında 'coğrafi işaret' tescilinin stratejik önemi değerlendirildiğinde, bu uygulamanın birincil ekonomik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarımsal üretimi belirli bölgelerde yoğunlaştırarak lojistik verimliliği artırmak
    • B) Küçük üreticilere doğrudan gelir transferi sağlamak
    • C) Üretim maliyetlerini düşürerek rekabet gücünü artırmak
    • D) İthal tarım ürünlerine karşı gümrük koruma mekanizması oluşturmak
    • E) Ürünlerin küresel pazarlarda taklit edilmesini hukuken kısıtlayarak katma değer oluşturmak

    Coğrafi işaret, belirli bir yere özgü kalite, ün veya diğer özellikleriyle bağlantılı ürünleri tanımlayan ve yalnızca o yöre üreticilerinin kullanabileceği bir hukuki koruma aracıdır. Ekonomik açıdan birincil işlevi, tescilli ürünlerin taklitçiler tarafından üretilmesini ve satılmasını önleyerek özgün üreticilerin ürünlerini daha yüksek fiyatla pazarlamasına olanak tanımaktır. Anadolu'ya özgü Gemlik zeytini, Malatya kayısısı, Antep fıstığı gibi ürünlerin uluslararası pazardaki konumlanması bu açıdan örnek teşkil etmektedir.

  10. 10. Türkiye'de tarımsal sulama projelerinin (DSİ sulama alanları) büyük ölçüde tamamlandığı bir vadide; pamuk üretiminin artması, daha önce yaygın olan kuru tarım ürünlerinin (buğday, arpa) o alandaki payının azalması beklenebilir. Bu dönüşümün en olumsuz çevresel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bölgede tahıl fiyatlarının düşmesi
    • B) Aşırı sulama sonucu toprakta tuzlanma ve drenaj sorunlarının ortaya çıkması
    • C) Tarımsal mekanizasyonun hızlanması
    • D) Sulama kanallarının ulaşım altyapısına zarar vermesi
    • E) Bölgeye bağımlı kırsal nüfusun mutlak olarak azalması

    Sulama projelerinin tamamlanmasıyla birlikte daha önce kuru tarıma dayalı arazilerde yoğun sulama başlamaktadır. Özellikle yüzey sulama yöntemlerinin kullanıldığı alanlarda aşırı sulama, toprak profilindeki tuz konsantrasyonunun yüzeye taşınmasına (sekonder tuzlanma) yol açar. Drenaj sisteminin yetersiz kalması halinde ise taban suyunun yükselmesi ve bataklıklaşma görülür. Bu olgular, GAP bölgesi başta olmak üzere Türkiye'nin birçok sulama sahasında belgelenmiş çevresel sorunlar arasındadır.

  11. 11. Hayvancılık coğrafyası açısından Türkiye'de manda yetiştiriciliğinin en yoğun olduğu alan ve bu yoğunlaşmanın temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle doğru olarak eşleştirilmiştir?

    • A) Güneydoğu Anadolu – Hayvancılık kültürünün en köklü olduğu bölge olması
    • B) Afyonkarahisar ve çevresi ile bazı Karadeniz vadileri – Bataklık ve sazlık alanlarının mandanın ekolojik taleplerine uygun olması
    • C) Ege ovaları – Mandanın pamuk tarımında iş hayvanı olarak kullanılması
    • D) Marmara Bölgesi – Yakın pazarlara et ve süt ulaştırmanın kolaylığı
    • E) Doğu Anadolu yaylaları – Yüksek rakımın büyükbaş hayvancılığa elverişli olması

    Manda, rutubet ve bataklık ortamlara adaptasyon sağlamış bir evcil hayvandır. Türkiye'de manda yetiştiriciliği tarihsel olarak Afyonkarahisar (özellikle Dinar çevresi), bazı Karadeniz vadileri ve bataklık karakterdeki ova kenarlarında yoğunlaşmıştır. Bu alanlardaki nemli, sazlık ve bataklık karakterdeki habitatlar mandanın ekolojik gereksinimlerine uygundur. Manda sütünden yapılan kaymak ise Afyon mutfağının simgesi hâline gelmiştir. Diğer seçeneklerdeki coğrafi alanlar manda yetiştiriciliğiyle bağdaşmamaktadır.

  12. 12. Türkiye'de tarımsal nüfus oranının hızla azaldığı dönemlerde tarım sektörünün GSYH'ye katkısının da gerilediği gözlemlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu eş anlı gerilemeyi tek başına açıklayan en bütünsel yorumdur?

    • A) Devlet tarım sübvansiyonlarının kaldırılması verimliliği düşürerek üretim miktarını azaltmıştır.
    • B) Tarım sektöründen sanayi ve hizmet sektörlerine emek göçü, tarımsal üretim miktarını doğrudan azaltmıştır.
    • C) Tarım sektörünün ekonomideki göreceli payı küçülmüş, ancak mutlak üretim değeri düşmemiş; bu durum yapısal dönüşümün bir göstergesidir.
    • D) Tarımsal ihracat gelirlerinin azalması toplam GSYH'yi gerileterek tarımın payını düşürmüştür.
    • E) Tarım teknolojisine yetersiz yatırım yapılması rekabet gücünü yok etmiştir.

    Ekonomik gelişme sürecinde tarım sektörünün GSYH içindeki payının gerilemesi, tipik bir yapısal dönüşüm (Petty-Clark yasası) olgusudur. Tarımsal nüfus azalırken makineleşme ve teknoloji sayesinde mutlak üretim miktarı azalmamakta, hatta artabilmektedir. Ancak sanayi ve hizmetler sektörü çok daha hızlı büyüdüğünden tarımın göreli payı düşer. Yani tarım sektörü küçülmemiş, ekonominin diğer bölümleri orantısız biçimde büyümüştür. Bu ayrım, tarım coğrafyası ve kalkınma iktisadı açısından kritik bir kavramsal noktadır.

  13. 13. Türkiye'de fındık üretiminin Orta ve Doğu Karadeniz kıyı şeridine bu denli sıkışmasının coğrafi açıklaması aşağıdakilerden hangisini kapsamaz?

    • A) Yazın görece serin ve nemli geçen iklim koşulları
    • B) Yıl boyunca dengeli dağılan yüksek yağış miktarı
    • C) Kıyıya yakın eğimli arazilerde siltli-killi toprakların birikmesi
    • D) Kıyıya paralel dağların iç kesimlerden gelen soğuk ve kuru hava kütlelerini engellemesi
    • E) Toprak pH'ının hafif asit karakterde olması

    Fındık yetiştiriciliğinin Karadeniz kıyı kuşağında yoğunlaşması; yüksek ve dengeli yağış, nemli-serin yaz iklimi, dağların iç kesimden gelen kuru ve soğuk hava kütlelerini kesmesi ve hafif asidik toprak yapısı gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle açıklanır. Siltli-killi toprakların eğimli kıyı arazilerinde birikmesi ise fındık yetiştiriciliğini açıklayan bir faktör değildir; aksine bu tür alanlarda erozyon baskısı yüksektir ve drenaj sorunları görülebilir. Fındık, iyi drene olan, derin profilli kumlu-killi tın karakterdeki toprakları tercih eder.

  14. 14. Türkiye'de sulama amaçlı su kullanımının toplam su tüketimi içindeki payı yaklaşık yüzde yetmiş ile seksen arasında seyretmektedir. Bu veriye dayanarak yapılabilecek en doğru çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tarım sektöründeki su verimliliğinin artırılmasının ulusal su güvenliğine katkısının sınırlı kalacağı
    • B) Su tasarrufu sağlayan sulama yöntemlerine (damla, yağmurlama) geçişin su kıtlığı riskini azaltmada kritik öneme sahip olduğu
    • C) Türkiye'de içme suyu sorununun tarımsal su kullanımından kaynaklandığı
    • D) Sanayi ve kentsel su tüketiminin kısılmasının su tasarrufunda tarımsal reformdan daha etkili olacağı
    • E) Türkiye'nin su kaynakları bakımından zengin olduğu için bu düzeyde tarımsal kullanımı sürdürebileceği

    Toplam su tüketiminin yüzde yetmişi ile sekseninin tarım sektöründen kaynaklandığı bir tabloda, su verimliliğini artırmanın en etkili yolu tarımsal sulamada dönüşüm sağlamaktır. Salma sulama yerine damla sulama ve yağmurlama gibi modern yöntemlere geçiş, su kullanım verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Sanayi ve kentsel tüketimin toplam içindeki payı görece düşük olduğundan bu alanlardaki tasarrufun genel su güvenliğine katkısı sınırlı kalacaktır. Türkiye'nin kişi başı kullanılabilir su miktarının su stresi eşiğine yaklaşması, tarımsal su yönetimini stratejik bir politika önceliği hâline getirmektedir.

  15. 15. Türkiye'de tarımsal üretimde sulama olanakları ile ürün çeşitliliği arasındaki ilişki düşünüldüğünde, aşağıdaki havzaların hangisinde sulama potansiyelinin en yüksek olmasına karşın birim alanda ürün çeşitliliğinin en düşük kaldığı söylenebilir?

    • A) Gediz Havzası
    • B) Büyük Menderes Havzası
    • C) Konya Kapalı Havzası
    • D) Fırat Havzası
    • E) Seyhan-Ceyhan Havzası

    Konya Kapalı Havzası, GAP'tan sonra Türkiye'nin en büyük sulama projelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır (KOP - Konya Ovası Projesi). Ancak iç bölgede kıta ikliminin hâkim olması, kışların sert geçmesi ve vejetasyon süresinin kısalığı nedeniyle ağırlıklı olarak tahıl ve şeker pancarı gibi sınırlı sayıda ürün yetiştirilmektedir. Buna karşılık Büyük Menderes, Gediz ve Seyhan-Ceyhan havzalarında Akdeniz ve geçiş ikliminin etkisiyle çok sayıda ürün üretilebilmektedir.

  16. 16. Türkiye'de kıl keçisi yetiştiriciliğinin son on yılda önemli ölçüde gerilediği bilinmektedir. Bu gerilemede etkili olan temel faktörlerin başında aşağıdakilerden hangisi gösterilmektedir?

    • A) Doğu Anadolu'daki mera alanlarının hızla genişlemesi
    • B) Kıl keçisine yönelik salgın hastalıkların yaygınlaşması
    • C) Kıl keçisi sütünün endüstride kullanım alanı bulmaması
    • D) Ormanlık alanlarda otlatma yasağının getirilmesi ve yerine tiftik/süt keçisi yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi
    • E) Kıl keçisi etinin piyasa değerinin düşmesi

    Kıl keçisi, otlatma alışkanlıkları nedeniyle orman örtüsüne ciddi zarar vermektedir. Türkiye'de 1950'lerden itibaren ormanlık alanlarda keçi otlatmasına kısıtlamalar getirilmiş, devlet politikaları tiftik ve kültür ırkı keçi yetiştiriciliğine yönelmiştir. Bu politika değişikliği, kıl keçisi varlığını köklü biçimde azaltmıştır. Diğer seçenekler kısmi doğruluk içerse de belirleyici etken hukuki düzenlemeler ve teşvik politikalarıdır.

  17. 17. Türkiye'de aşağıdaki ürünlerden hangisi, hem yetiştirildiği coğrafi alan hem de üretim miktarı bakımından diğerlerine kıyasla en yüksek coğrafi yoğunlaşma (bölgesel uzmanlaşma) göstermektedir?

    • A) Ayçiçeği
    • B) Mısır
    • C) Buğday
    • D) Fındık
    • E) Patates

    Fındık üretimi, Türkiye genelinde Doğu Karadeniz kıyı kuşağında (özellikle Ordu, Giresun, Trabzon, Sakarya) son derece belirgin bir coğrafi yoğunlaşma sergilemektedir. Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık %70'ini bu dar kıyı şeridinden sağlamaktadır. Buğday ve ayçiçeği ülke geneline yayılmış, mısır birkaç farklı bölgede üretilmekte, patates ise çok sayıda ilde yetiştirilmektedir. Fındık; iklim, topografya ve toprak koşullarının bütünlüklü etkisiyle en yüksek bölgesel uzmanlaşmayı gösteren üründür.

  18. 18. Türkiye'nin hayvansal protein üretimi ile bitkisel protein üretimi kıyaslandığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi coğrafi verilerle en tutarlı sonucu vermektedir?

    • A) Bitkisel protein üretimi ağırlıklı olarak dış satıma yönelirken hayvansal protein iç tüketimle sınırlı kalmaktadır.
    • B) Hayvansal protein açığı yalnızca Doğu Anadolu'dan karşılanmaktadır çünkü mera varlığı orada en fazladır.
    • C) Karadeniz Bölgesi, hem bitkisel hem hayvansal protein üretiminde ülkenin lider bölgesidir.
    • D) Türkiye'de baklagil üretiminin artmasıyla hayvansal protein üretimi orantılı biçimde azalmaktadır.
    • E) Doğu ve İç Anadolu'nun mera ekosistemi hayvansal proteine katkı sunarken tahıl havzaları ve Ege-Akdeniz kuşağı bitkisel proteinin temel kaynağını oluşturmaktadır.

    Türkiye'nin tarım coğrafyasında belirgin bir bölgesel işbölümü söz konusudur: Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek yaylalarında mera hayvancılığı (sığır, koyun) hâkimdir ve hayvansal proteinin önemli bölümü bu alanlardan sağlanır. Buna karşılık İç Anadolu tahıl havzaları, Ege'de baklagil-yağlı tohumlar ve Akdeniz'de sebze-meyve ile bitkisel protein kaynakları şekillenmektedir. Diğer seçenekler ya abartılı genellemeler içermekte ya da veri dışı çıkarımlar sunmaktadır.

  19. 19. Türkiye'de sulamalı tarım alanlarının genişlemesinin, tatlı su kaynaklarının tükenmesi üzerindeki etkisini anlatan en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye'deki tarımsal sulama, tatlı su kullanımının yaklaşık yüzde yetmişini oluşturmakta ve özellikle Konya ve Harran ovalarında ciddi yeraltı suyu çekimi sorunlarına yol açmaktadır.
    • B) Sulamalı tarım yalnızca yüzey su kaynaklarını etkilemekte, yeraltı sularına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
    • C) Yağışların tarımsal sulama ihtiyacını karşılaması nedeniyle Türkiye'de yeraltı suyu kullanımı tartışmalı değildir.
    • D) Sulamalı tarımın artması yeraltı su seviyelerini yükseltmekte, dolayısıyla tatlı su kaynaklarını beslemektedir.
    • E) Tarımsal sulama, toplam tatlı su kullanımının küçük bir bölümünü oluşturduğundan su kaynakları üzerindeki baskı sınırlıdır.

    Türkiye'de tarımsal sulama, toplam tatlı su tüketiminin yaklaşık %70-75'ini oluşturmaktadır. Bu oran küresel ortalamalarla da örtüşmektedir. Konya Ovası başta olmak üzere sulama altyapısının genişlediği Güneydoğu Anadolu'da (Harran Ovası) yeraltı suyu seviyeleri ciddi biçimde düşmektedir. Konya'da bazı kuyularda su seviyesinin onlarca metre gerilediği belgelenmiştir. Bu gerçek, C seçeneğini doğrulamaktadır; diğer seçenekler olgusal açıdan yanlış ya da yanıltıcıdır.

  20. 20. Türkiye'de bitkisel yağ üretimi için kullanılan başlıca yağlı tohumlar olan ayçiçeği, zeytin ve pamuk için doğru bir bölgesel eşleştirme yapıldığında aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgi içermektedir?

    • A) Zeytin yetiştiriciliği Ege ve Akdeniz kıyılarında yoğunlaşmış olup Türkiye dünya zeytin üretiminde ilk beş ülke arasında yer almaktadır.
    • B) Susam üretimi özellikle Karadeniz kıyı kesiminde gerçekleştirilmekte olup Türkiye susam ihracatında dünya lideridir.
    • C) Pamuk yetiştiriciliği Çukurova, Ege Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu'nun sulanan ovalarında yoğunlaşmaktadır.
    • D) Fıstık (yerfıstığı) üretimi ağırlıklı olarak Adana çevresinde ve Akdeniz Bölgesi'nin sıcak ova kesimlerinde yapılmaktadır.
    • E) Ayçiçeği üretiminin en fazla yapıldığı bölge, Trakya ve Karadeniz'in batı kesimleridir.

    Susam üretimi Türkiye'de ağırlıklı olarak İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu'nun sıcak ve kurak bölgelerinde (özellikle Şanlıurfa çevresi) gerçekleştirilmektedir; Karadeniz kıyı kesimleriyle ilişkilendirilmesi coğrafi açıdan yanlıştır. Ayrıca Türkiye susam ihracatında dünya lideri değildir; bu alanda Etiyopya ve Tanzanya ön plana çıkmaktadır. Diğer seçeneklerdeki bilgiler büyük ölçüde doğrudur.

  21. 21. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre tarım sektörünün GSYİH içindeki payı son elli yılda belirgin biçimde gerilemiştir. Bu gerilemenin coğrafi ve yapısal sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi analitik açıdan en doğrudur?

    • A) Tarım sektörünün küçülmesi, Türkiye'nin tarım ürünleri ithalatçısı konumuna girmesinin temel nedenidir.
    • B) GSYİH içindeki tarım payının gerilemesi, kırsal nüfusun artmasının doğal bir sonucudur.
    • C) Tarımın GSYİH payının azalması yalnızca Batı Anadolu'daki kentleşmeyle açıklanabilir; Doğu Anadolu'da tarımın payı artmaktadır.
    • D) Tarımın GSYİH payının düşmesi, hizmet ve sanayi sektörlerinin görece daha hızlı büyümesinden kaynaklanmakta; bu süreç kırdan kente göçü ve tarım dışı istihdamı hızlandırmaktadır.
    • E) Tarımın GSYİH payının gerilemesi, tarımsal üretim miktarının da mutlak olarak gerilediğini göstermektedir.

    Tarım sektörünün GSYİH içindeki payının uzun dönemde gerilemesi, tarımın mutlak olarak küçüldüğü anlamına gelmez; sanayi ve hizmet sektörlerinin çok daha yüksek büyüme hızı bu göreli küçülmeyi yaratmaktadır. Bu yapısal dönüşüm, kırdan kente göçü besleyen en önemli ekonomik güçtür ve kentleşme oranını yükseltmektedir. A seçeneği bu ilişkiyi yanlış yorumlamakta, C seçeneği bölgesel bir genelleme yapmakta, D seçeneği nedensellik kurmakta ama doğrulanabilir değildir, E seçeneği ise nedenselliği tersine çevirmektedir.

  22. 22. Aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisi, Türkiye'de hem taze tüketim hem de sanayi işleme (konserve, salça, dondurulmuş) payı en dengeli dağılım gösteren ve aynı zamanda en fazla sulak alan gerektiren üründür?

    • A) Zeytin
    • B) Buğday
    • C) Üzüm
    • D) Domates
    • E) Elma

    Domates; hem sofralık taze tüketim hem de salça, konserve, ketçap gibi sanayi işleme alanlarında en dengeli kullanım oranına sahip üründür. Türkiye, domates üretiminde Çin ve Hindistan'ın ardından dünya sıralamasında üst basamaklarda yer almaktadır. Domates tarımı yoğun sulama gerektiren bir üretimdir ve Akdeniz ile Ege'nin sulanan ovalarında yoğunlaşmaktadır. Üzüm de sanayi/taze dağılımı açısından güçlü bir adaydır; ancak sulama yoğunluğu ve sanayi çeşitliliği açısından domates öne çıkmaktadır.

  23. 23. Türkiye'de tarım işletmelerinin ortalama büyüklüğünün düşük kalması (yaklaşık 5-6 hektar), tarımsal verimliliği olumsuz etkilemektedir. Bu sorununun temel coğrafi ve sosyal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye'deki tarım arazilerinin jeomorfolojik yapı nedeniyle büyük düzlüklere izin vermemesi
    • B) Uluslararası tarım anlaşmalarının Türkiye'deki arazi büyüklüğünü sınırlandırması
    • C) Kırsal nüfusun hızla artması ve yeni tarım arazisi açılması için yer kalmaması
    • D) Devlet politikalarının büyük çiftlikleri vergilendirerek küçük işletmeleri teşvik etmesi
    • E) Tarım arazilerinin miras hukuku aracılığıyla kuşaktan kuşağa bölünerek parçalanması ve topraksız köylü sorununun bir türlü çözülememesi

    Türkiye'de tarım arazilerinin küçük ve parçalı yapısının en temel nedeni miras hukukunun tarla bölünmesine yol açmasıdır. Her kuşakta araziler mirasçılar arasında paylaşılmakta, bu süreç parsellerin ekonomik açıdan işlenemeyecek kadar küçülmesine neden olmaktadır. Bu sorun 1950'lerden bu yana arazi toplulaştırma projeleriyle kısmen giderilmeye çalışılmaktadır. Jeomorfoloji bazı bölgelerde kısıtlayıcı olsa da ana etken sosyo-hukuki yapıdır. Diğer seçenekler coğrafi gerçeklerle örtüşmemektedir.

  24. 24. Türkiye'de transhumance (yayla göçü) hayvancılığının görüldüğü alanlar ile sedanter (yerleşik) hayvancılığın yoğunlaştığı alanların karşılaştırılmasında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Transhumance'ın gerilemesinde ulaşım altyapısının gelişmesi, yaylacılığı ekonomik açıdan cazip olmaktan çıkarması belirleyici rol oynamıştır.
    • B) Doğu Anadolu'da transhumance yalnızca koyun yetiştiriciliğiyle sınırlı olup sığır bu sistemin dışında kalmaktadır.
    • C) Transhumance hayvancılık Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Toros yayla kuşaklarında belirgin biçimde sürmektedir.
    • D) Sedanter hayvancılık, besi ve süt sığırcılığı biçiminde özellikle Marmara, İç Anadolu ve Ege çevresinde gelişmiştir.
    • E) Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde kıl keçisi ve koyun sürüleriyle mevsimlik göç hâlâ sürmektedir.

    Doğu Anadolu'da transhumance sistemi yalnızca koyun değil, aynı zamanda sığır ve manda sürülerini de kapsamaktadır. Özellikle Erzurum-Kars yaylalarında mevsimlik sığır göçü tarihsel olarak yaygın bir uygulamadır. D seçeneği bu yüzden yanlış bir bilgi içermektedir. Diğer seçenekler Türkiye'nin hayvancılık coğrafyasıyla uyumlu doğru ifadelerdir.

  25. 25. GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) tamamlandığında bölgede beklenen tarımsal dönüşüme ilişkin aşağıdaki öngörülerden hangisi coğrafi ve ekonomik açıdan en gerçekçidir?

    • A) GAP sulamalarının tamamlanması Güneydoğu'daki iklimi köklü biçimde değiştirecek ve bölgede turunçgil yetiştiriciliğini mümkün kılacaktır.
    • B) GAP'ın ekonomik getirisi, sulama maliyetlerini hiçbir zaman karşılayamayacak düzeyde kalacaktır.
    • C) GAP sulamaları Güneydoğu Anadolu'yu pamuk, buğday ve mısırın yanı sıra sebze ve meyve üretiminde de önemli bir merkeze dönüştürecek; ancak tuzlanma ve drenaj sorunları üretim artışını sınırlayabilecektir.
    • D) Sulama altyapısı tamamlandığında bölgede hayvancılık tamamen son bulacak, tüm üreticiler bitkisel üretime geçecektir.
    • E) GAP, Fırat ve Dicle havzalarının tüm topraklarını suladığında Türkiye otomatik olarak tarım ürünleri ihraç eden dünyanın lider ülkesi hâline gelecektir.

    GAP, Türkiye'nin en büyük kalkınma projesi olarak Güneydoğu Anadolu'da yaklaşık 1,7 milyon hektar alanı sulamayı hedeflemektedir. Proje tamamlandığında pamuk, hububat, sebze ve meyve üretiminde ciddi artış beklenmektedir. Ancak sulama projelerinin tipik riskleri olan tuzlanma, alkalizasyon ve drenaj yetersizliği sorunları, bölgenin yarı kurak iklim koşullarında üretim artışının önünde ciddi bir engel oluşturabilmektedir. Bu gerçekçi ve dengeli değerlendirme A seçeneğinde verilmektedir. Diğer seçenekler abartılı, olgusal olarak yanlış ya da temelsiz çıkarımlar içermektedir.