COGRAFYA - turkiye i klimi (Bölüm 5)
COGRAFYA - turkiye i klimi (Bölüm 5)
Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin farklı bölgelerine ait bazı iklim göstergeleri verilmiştir: - Bölge 1: Vejetasyon süresi 11 ay, donlu gün sayısı <5, yağış rejimi kış-sonbahar ağırlıklı - Bölge 2: Vejetasyon süresi 5 ay, donlu gün sayısı >120, yağış rejimi ilkbahar-yaz ağırlıklı - Bölge 3: Vejetasyon süresi 8 ay, donlu gün sayısı 30-50, yağış rejimi her mevsim - Bölge 4: Vejetasyon süresi 7 ay, donlu gün sayısı 50-70, yağış rejimi ilkbahar ağırlıklı Bu bölgeler sırasıyla hangi iklim tiplerine karşılık gelmektedir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (17 soru)
1. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin farklı bölgelerine ait bazı iklim göstergeleri verilmiştir: - Bölge 1: Vejetasyon süresi 11 ay, donlu gün sayısı <5, yağış rejimi kış-sonbahar ağırlıklı - Bölge 2: Vejetasyon süresi 5 ay, donlu gün sayısı >120, yağış rejimi ilkbahar-yaz ağırlıklı - Bölge 3: Vejetasyon süresi 8 ay, donlu gün sayısı 30-50, yağış rejimi her mevsim - Bölge 4: Vejetasyon süresi 7 ay, donlu gün sayısı 50-70, yağış rejimi ilkbahar ağırlıklı Bu bölgeler sırasıyla hangi iklim tiplerine karşılık gelmektedir?
- A) İç Anadolu step – Doğu Anadolu karasal – Karadeniz – Akdeniz
- B) Akdeniz – Doğu Anadolu karasal – İç Anadolu step – Karadeniz
- C) Akdeniz – Doğu Anadolu karasal – Karadeniz – İç Anadolu step ✓
- D) Akdeniz – İç Anadolu step – Karadeniz – Doğu Anadolu karasal
- E) Karadeniz – İç Anadolu step – Akdeniz – Doğu Anadolu karasal
Bölge 1: 11 aylık vejetasyon, 5'ten az donlu gün, kış-sonbahar yağışı → Akdeniz iklimi (Antalya, Adana gibi kıyı kesimleri). Bölge 2: 5 aylık vejetasyon, 120'den fazla donlu gün, ilkbahar-yaz yağışı → Doğu Anadolu karasal iklimi (Erzurum, Kars gibi yüksek platolar). Bölge 3: 8 aylık vejetasyon, 30-50 donlu gün, her mevsim yağışlı → Karadeniz iklimi (ılıman, nemli, dört mevsim yağışlı). Bölge 4: 7 aylık vejetasyon, 50-70 donlu gün, ilkbahar ağırlıklı yağış → İç Anadolu step iklimi (Ankara, Konya gibi iç kesimler). Bu eşleştirme A şıkkında doğru olarak yer almaktadır.
2. Türkiye'de meteoroloji tarihinde kayıtlara geçmiş aşağıdaki ekstrem iklim olaylarından hangisinin oluşum mekanizması diğerlerinden yapısal olarak farklıdır?
- A) Marmara'da Sibirya kökenli bir yüksek basıncın yerleşmesiyle birlikte karayel rüzgârlarının şiddetlenmesi ve sıcaklıkların hızla düşmesi
- B) Ege kıyılarında kuzeyden gelen soğuk hava ile Ege Denizi'nin ılıman sularından buharlaşan nemli havanın karşılaşmasıyla oluşan konvektif yağış
- C) Doğu Karadeniz'de aynı gün içinde 200 mm'yi aşan konvektif sağanak yağış
- D) Toros Dağları'nın kuzey eteklerinde föhn rüzgârının etkisiyle sıcaklığın kış ortasında aniden 15°C yükselmesi ✓
- E) İç Anadolu'da radyasyonel soğuma sonucu gece yarısı oluşan kırağı ve don olayı
A, C, D ve E seçeneklerinde iklim olayları farklı kaynaklı olmakla birlikte hepsi ısı enerjisi transferi, hava kütlesi hareketi ya da radyasyon dengesiyle doğrudan ilişkili dinamik veya termodinamik süreçler sonucunda oluşmaktadır. B seçeneğindeki föhn olayı ise temelde mekanik-dinamik bir süreçtir: havanın bir dağ sırasını aşarken yağış bırakması (koşullu adiabatik soğuma) ve öteki yamaca inerken kuru adiabatik ısınmasıyla oluşur. Bu süreç diğer olayların aksine ağırlıklı olarak topoğrafya kaynaklı mekanik bir etkiyle gerçekleşir; konveksiyon, radyasyon veya doğrudan hava kütlesi adveksiyonuyla değil, orografik etkiyle açıklanır. Bu nedenle oluşum mekanizması yapısal olarak diğerlerinden farklıdır.
3. Türkiye'de kuzey yamaçların güney yamaçlara kıyasla daha nemli ve sık ormanlık olmasının temel nedeni, güneş ışınlarının kuzey yamaçlara daha küçük açıyla düşmesidir. Bu durum hangi iklim faktörünün etkisini doğrudan yansıtmaktadır ve hangi bölgede bu zıtlık en belirgin biçimde gözlemlenir?
- A) Bakı – Karadeniz Bölgesi dağlık kesimleri ✓
- B) Enlem – Akdeniz Bölgesi
- C) Rüzgâr yönü – Ege Bölgesi kıyıları
- D) Denizden uzaklık – İç Anadolu
- E) Yükselti – Doğu Anadolu Bölgesi
Bakı, bir yamaçın veya arazinin hangi yönü baktığını ifade eder ve bu durum güneş ışınlarının geliş açısını doğrudan etkiler. Kuzey bakılı yamaclar güneş ışınlarını küçük açıyla aldığından daha az ısınır, buharlaşma daha az olur ve nem korunur. Karadeniz Bölgesi'nin dağlık kesimlerinde (özellikle Kuzey Anadolu dağlarında) kuzey ve güney yamaclar arasındaki vejetasyon ve nem farkı Türkiye'nin en belirgin örneğini oluşturur. Bu durum aynı zamanda orografik etkiyle de iç içe geçmektedir.
4. Türkiye'de 'kontinentalite indeksi' değerleri batıdan doğuya ve kıyıdan iç kesimlere doğru artış göstermektedir. Aşağıdaki istasyonlara ait yıllık sıcaklık farklılıkları ve yağış rejimleri incelendiğinde hangisi bu indeksin en yüksek olduğu alana karşılık gelmez?
- A) Ankara – dört mevsim belirgin, bozkır vejetasyonu, yarı kurak
- B) Rize – yıl boyunca bol yağış, ılıman kış, sıcaklık farkı düşük ✓
- C) Erzurum – uzun ve sert kış, kısa yaz, step vejetasyonu
- D) Konya – yazları sıcak ve kurak, yağışlar ilkbahar ve kışa yoğunlaşmış
- E) Kars – yıllık sıcaklık farkı 40°C'ye yakın, karasal iklim
Kontinentalite indeksi, bir bölgenin kara ikliminin ne ölçüde egemen olduğunu gösterir; yüksek yıllık sıcaklık farkı, düşük yağış ve kurak yaz bu indeksin yüksekliğine işaret eder. Rize, Karadeniz kıyısında yer alır; yıl boyunca bol yağış alır (yıllık 2.000–2.500 mm), kış sıcaklıkları ılımandır, yıllık sıcaklık farkı küçüktür. Bu özellikler okyanus etkisini yansıtır ve düşük bir kontinentalite indeksine karşılık gelir. Dolayısıyla Rize, bu indeksin yüksek olduğu alana karşılık gelmez.
5. Türkiye'de Akdeniz ikliminin görüldüğü kıyı kesimlerinde yazın yağış miktarı çok düşük olmasına karşın bitki örtüsü tamamen kurumaz; maki ve kızılçam gibi bitkiler varlığını sürdürür. Bu durumu açıklayan en kapsamlı mekanizma hangisidir?
- A) Güneydoğu'dan gelen tropikal hava kütlelerinin nem içermesi
- B) Yaz mevsiminde denizel esintilerin nem taşıması
- C) Bitkilerin derin kök yapısıyla yeraltı suyuna ulaşması ve sklerofil adaptasyonları ✓
- D) Yağışın düzenli aralıklarla dağılması
- E) Yaz mevsiminde sıcaklığın ani düşüşlerle serinlemesi
Akdeniz ikliminde yazın yağış neredeyse hiç düşmez; bu dönemde Azor Yüksek Basıncı'nın etkisiyle alçalıcı hava hareketleri hâkimdir. Buna karşın maki ve kızılçam gibi bitkiler hayatta kalabilir çünkü sklerofil (sert, kalın, mumlu yapraklı) adaptasyonlar terlemeyi minimize eder ve derin kökler kapilariteyle yeraltı suyuna ulaşır. A seçeneğindeki denizel esintiler nem taşısa da bu yağışa dönüşmez; C ve D seçenekleri iklim gerçekleriyle çelişir; E seçeneği Akdeniz iklimine ait değildir.
6. Aşağıdaki tabloda dört istasyona ait bazı iklim verileri verilmiştir: İstasyon 1: En sıcak ay 28°C, en soğuk ay 6°C, yıllık yağış 620 mm, yağışın %70'i kış-ilkbaharda İstasyon 2: En sıcak ay 22°C, en soğuk ay –8°C, yıllık yağış 380 mm, yağışlar yıla düzenli dağılmış İstasyon 3: En sıcak ay 25°C, en soğuk ay 12°C, yıllık yağış 1.850 mm, yıl boyu yağışlı İstasyon 4: En sıcak ay 30°C, en soğuk ay –12°C, yıllık yağış 410 mm, yağışın %45'i ilkbaharda Bu istasyonları doğru sırayla Antalya – Ankara – Rize – Erzurum olarak eşleştiren seçenek hangisidir?
- A) 1-Antalya, 4-Ankara, 3-Rize, 2-Erzurum
- B) 3-Antalya, 1-Ankara, 4-Rize, 2-Erzurum
- C) 2-Antalya, 1-Ankara, 4-Erzurum, 3-Rize
- D) 1-Ankara, 2-Antalya, 3-Erzurum, 4-Rize
- E) 1-Antalya, 2-Ankara, 3-Rize, 4-Erzurum ✓
İstasyon 1: Kış-ilkbahar ağırlıklı yağış, ılıman kış (+6°C), sıcak yaz → Akdeniz iklimi → Antalya. İstasyon 2: Yıla düzenli dağılmış yağış, karasal özellik, soğuk kış (–8°C), nispeten düşük yağış → İç Anadolu karasalı → Ankara. İstasyon 3: Yıl boyu çok yağışlı (1.850 mm), ılıman kış (+12°C) → Karadeniz iklimi → Rize. İstasyon 4: Çok soğuk kış (–12°C), yüksek yaz sıcaklığı (30°C), büyük yıllık sıcaklık farkı, ilkbahar yağışları ağırlıklı → Doğu Anadolu karasalı → Erzurum. Bu eşleştirme A seçeneğiyle örtüşmektedir.
7. Türkiye'de föhn rüzgârı etkisiyle sıcaklık ve nem koşullarında dramatik değişimler yaşanabilmektedir. Bu rüzgârın oluşum mekanizması düşünüldüğünde, Türkiye'de föhn etkisine en sık maruz kalan kesim hangisidir ve bu alanda ekonomik açıdan hangi olumsuz sonuç en kritik düzeydedir?
- A) Karadeniz kıyıları – turizmin olumsuz etkilenmesi
- B) Ege kıyıları – zeytinliklerin dondan zarar görmesi
- C) Doğu Anadolu havzaları – erken kar erimesi ve sel riski ✓
- D) Güneydoğu Anadolu – tarım ürünlerinin yanması
- E) Marmara kıyıları – balıkçılık faaliyetlerinin aksaması
Föhn, dağ yamaçlarını aşan havanın rüzgar altı yamacına inerken kuru adyabatik ısınmayla sıcaklığının artması ve neminin düşmesi sonucu oluşan sıcak ve kuru rüzgârdır. Türkiye'de özellikle Doğu Anadolu'daki kapalı havzalarda (Muş, Erzincan, Iğdır) Kuzeydoğu'dan gelen soğuk hava kütlelerinin sıradağları aşmasıyla föhn olayları yaşanır. En kritik ekonomik etki ise ilkbaharda kar örtüsünü hızla eritip ani yüksek debili sel akışlarına ve tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açmasıdır. Iğdır Ovası bu açıdan özellikle savunmasız bir kesimdir.
8. Türkiye'de yağış rejimi incelendiğinde Karadeniz Bölgesi'nin yıl boyu yağış almasına karşın Güneydoğu Anadolu'nun kurak bir yaz geçirmesinin temel dinamiklerinden biri, farklı dönemlerde bölgeye egemen olan hava kütlesi karakteridir. Bu bağlamda Güneydoğu Anadolu'da yazın yağışın son derece az olmasının birincil nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bölgede subtropikal jet akımının yüksek irtifada nem taşımasına rağmen yeryüzüne ulaşamaması
- B) Bölgenin yükseltisinin düşük olması nedeniyle orografik yağışların meydana gelememesi
- C) Bölgenin denizden uzak olması nedeniyle nem taşıyan rüzgârların bölgeye ulaşamaması
- D) Azor Yüksek Basıncı'nın kuzey Afrika üzerinden genişleyerek bölge üzerinde alçalıcı hava hareketi oluşturması ✓
- E) Kuzey kutup kökenli hava kütlelerinin bölgeye ulaşmasının engellenmesi
Güneydoğu Anadolu, yazın Akdeniz'e benzer biçimde subtropikal yüksek basıncın (Azor Kökenli Yüksek Basınç ve kuzey Afrika antisiklonu) etkisi altına girer. Bu sisteme bağlı alçalıcı hava hareketleri yoğunlaşmayı engeller, bulut oluşumu ve yağış minimuma iner. Bölgenin denizden uzaklığı ek bir faktördür, ancak temel dinamik yüksek basınç kuşağının egemenliğidir. Karadeniz ise yıl boyunca cephesel sistemler ve orografik etki (Kuzey Anadolu dağları) nedeniyle yağış alır; yazın subtropikal yüksek basıncın etkisi daha zayıf kalır.
9. Türkiye iklim haritaları incelendiğinde İç Anadolu'nun step (bozkır) iklimi yaşamasına karşın aynı enlemde yer alan Karadeniz Bölgesi'nin nemli orman iklimine sahip olduğu görülmektedir. Bu farklılığı yaratan coğrafi mekanizmalar sentezlendiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu zıtlığın oluşmasına katkıda bulunmayan bir faktördür?
- A) Karadeniz kıyısına düşen yağışların Kuzey Anadolu dağlarının kuzey yamaçlarında orografik etki sonucu artması
- B) İç Anadolu'nun yükseltisi nedeniyle kış sıcaklıklarının düşük olması ve soğuk hava birikimi yaşanması ✓
- C) İç Anadolu'nun çanak şeklindeki topoğrafyasının sıcak kuru havanın birikmesine zemin hazırlaması
- D) Kuzey Anadolu dağlarının Karadeniz'den gelen nemli hava kütlelerini İç Anadolu'ya geçirmeden engellemesi
- E) Karadeniz'in yüzey sıcaklığının kışın bile görece yüksek kalarak hava kütlelerine nem kazandırması
Sorunun anahtarı 'katkıda bulunmayan faktör' ifadesindedir. A, C, D ve E seçeneklerinin tamamı, Karadeniz – İç Anadolu iklim zıtlığının oluşumunu doğrudan açıklayan mekanizmalardır: dağ bariyeri (A), Karadeniz'in ılıtıcı etkisi (C), topoğrafyanın kuru havayı biriktirmesi (D) ve orografik yağış (E). B seçeneği ise İç Anadolu'nun soğuk kış özelliğinden bahseder; bu durum karasal iklim özelliğini açıklar ancak nem-yağış zıtlığını değil sıcaklık özelliğini yansıtır. Karadeniz ile arasındaki iklim farkı; nem, yağış ve bitki örtüsü temelli olduğundan B bu zıtlığa katkıda bulunmaz.
10. Türkiye'de sıcaklık terselmesi (inversiyon) olayları özellikle hangi koşulların bir arada bulunduğu durumlarda sıklıkla gözlemlenir ve bu olay hangi somut iklimsel/çevresel sonucu en doğrudan doğurur?
- A) Yüksek nem + yüksek sıcaklık → konvektif yağış
- B) Kuvvetli rüzgâr + yüksek nem → hortum oluşumu
- C) Yoğun bulut örtüsü + güçlü rüzgâr → yamaç yangınları
- D) Dağ zirvelerinde fırtına + vadi tabanında sıcak hava → föhn oluşumu
- E) Açık gece + sakin hava + kapalı havza topoğrafyası → vadilerde don olayı ve hava kirliliğinin artması ✓
Sıcaklık terselmesi (inversiyon), normalde yükseldikçe soğuması gereken havanın belirli bir yüksekliğin üzerinde aksine ısınması durumudur. Yayıma inversiyonu özellikle açık, bulutsuz gecelerde Dünya yüzeyinin hızla soğumasıyla oluşur; sakin hava bu soğumayı şiddetlendirir. Çanak veya vadi topografyası soğuk havanın topoğrafik çukurlarda birikmesine zemin hazırlar. Sonuçta: (1) tarım alanlarında beklenmedik don olayları yaşanır, (2) kirleticiler karışamadığı için yoğunlaşır ve şehirlerde hava kirliliği kritik düzeye çıkar. Erzurum, Muş ve Burdur gibi kapalı havzalar bu olaya sık sahne olmaktadır.
11. Türkiye'de yıllık ortalama yağışın en yüksek olduğu bölge Karadeniz Bölgesi'dir; ancak tarımsal su açığı (potansiyel evapotranspirasyon – yağış) değerleri incelendiğinde Karadeniz kıyısı değil İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tarım alanları sulama açısından en kritik konumdadır. Bu paradoksal durumun en doğru açıklaması hangisidir?
- A) İç Anadolu'da yağışlar çok kısa sürelidir, bu nedenle toprak tarafından emilemez
- B) İç Anadolu ve Güneydoğu'da yağış hiç düşmemektedir
- C) Güneydoğu Anadolu'nun kumlu toprak yapısı suyu tutamamaktadır
- D) Karadeniz kıyısında tarım yapılmadığından su açığı hesaplanmaz
- E) Karadeniz'de yağış yıl boyunca sürmekle birlikte, yüksek sıcaklık ile güneşlenme süresi evapotranspirasyon talebini yağışın çok üstüne çıkarmaz; İç ve Güneydoğu'da ise az yağışa ek olarak yüksek sıcaklık ve uzun güneşlenme, buharlaşma talebi yağışı aşar ✓
Tarımsal su açığı salt yağış miktarıyla değil, yağış ile potansiyel evapotranspirasyon (PET) arasındaki farkla belirlenir. Karadeniz Bölgesi'nde yağış yüksek ama PET de orta düzeyde kaldığından net su açığı sınırlıdır. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da ise yağış düşük (300–500 mm), yaz sıcaklıkları yüksek, güneşlenme süresi uzundur; PET değerleri 900–1.200 mm'ye ulaşır. Bu büyük fark tarımsal sulama zorunluluğunu doğurur. GAP Projesi'nin Güneydoğu'ya odaklanması da bu nedenle mantıklıdır.
12. Türkiye'nin iklim değişikliğine bağlı riskleri değerlendirildiğinde, aşağıdaki öngörülerden hangisi atmosfer bilimleri ve hidroloji perspektifinden bakıldığında diğerlerine göre en az desteklenen ve en tartışmalı olan ifadedir?
- A) Karadeniz Bölgesi'nde yağış miktarı ve rejimi değişmeyeceğinden bölge iklim değişikliğinden etkilenmeyecektir ✓
- B) Akdeniz ve Ege kıyılarında yaz kuraklık süresi uzayacak, yangın riskli sezon genişleyecektir
- C) Güneydoğu Anadolu'da tarımsal kuraklık dönemleri uzayacak ve sulama ihtiyacı artacaktır
- D) İç Anadolu'da aşırı sıcaklık olayları ve şiddetli konvektif yağışlar daha sık yaşanacaktır
- E) Doğu Anadolu'da kar yağışlı gün sayısı ve kar örtüsü kalıcılığı azalacak, bu da bahar sel riskini geçici olarak artıracaktır
İklim değişikliğine ilişkin bilimsel konsensüs, Türkiye'nin tüm bölgelerinin —Karadeniz dahil— bu süreçten etkileneceğini öngörmektedir. Karadeniz Bölgesi'nde yağış miktarı ve mevsimselliğinde değişimler, deniz yüzeyi sıcaklığının artması, ekstrem yağış olayları (ani seller), orman yangını riskinde artış beklenmektedir. C seçeneğindeki 'değişmeyecektir' ve 'etkilenmeyecektir' ifadeleri bilimsel kanıtlarla çelişir ve en az desteklenen öngörüyü oluşturmaktadır. Diğer seçenekler (A, B, D, E) güncel IPCC raporları ve Türkiye iklim projeksiyonlarıyla uyumludur.
13. Türkiye'nin doğu kesimlerinde kışın yüksek basınç alanı yerleşirken batı kesimlerinde alçak basınç sistemleri hâkim olabilmektedir. Bu koşullar altında oluşan hava hareketi örüntüsü ve bunun Anadolu üzerindeki yağış dağılımına etkisi hangisi olur?
- A) Batı rüzgârları İç Anadolu'ya yoğun kar yağışı taşırken Karadeniz kıyısı yüksek basıncın etkisinde kalır
- B) Batıdan doğuya doğru siklonik hava; Akdeniz'den gelen ılık ve nemli hava kütlesi cephesel yağış oluşturarak Güneydoğu'ya taşınır
- C) Doğu Anadolu yüksek basıncı çöker, siklonal faaliyet İç Anadolu'da gelişir ve kuvvetli konvektif yağış oluşur
- D) Doğudan batıya doğru hava akışı; Ege ve Marmara'ya kuzey yönlü soğuk ve kuru hava taşır, yağışları azaltır
- E) Doğu Anadolu'daki soğuk ve yoğun hava kütlesi batıya akarak Ege'de sert poyraz koşulları oluşturur; İç Anadolu'da karasal kuru soğuk hâkim kalır ✓
Türkiye'nin doğusunda kışın Sibirya Yüksek Basıncı'nın bir kolu yerleşir ve bölgedeki soğuk, yoğun hava kütleleri rüzgâr basınç gradyanına uyarak batıya doğru hareket eder. Bu hava hareketi İç Anadolu ve Ege-Marmara üzerinde poyraz (kuzey-kuzeydoğu yönlü) soğuk ve kuru hava etkisine yol açar. İç Anadolu ise kaynak bölgeye yakın olduğundan karasal kuru soğuk hava altında kalır. Akdeniz kökenli nemli hava sistemleri bu dönemde daha güneyde konumlanır. C seçeneği bu dinamiği en doğru biçimde açıklamaktadır.
14. Aşağıdaki alternatif açıklamalar Türkiye'de görülen kuraklık türlerini tanımlamaktadır. Hangisi 'tarımsal kuraklık' ile 'hidrolojik kuraklık'ı birbirinden ayıran kritik farkı en doğru biçimde ifade etmektedir?
- A) Tarımsal kuraklık sulama eksikliğiyle, hidrolojik kuraklık aşırı buharlaşmayla tanımlanır
- B) Her iki kuraklık türü de yağış miktarının sıfıra düşmesini gerektirir
- C) Tarımsal kuraklık kışın, hidrolojik kuraklık yazın yaşanır
- D) Tarımsal kuraklık toprak nem içeriğinin bitki su ihtiyacının altına düşmesiyle; hidrolojik kuraklık ise yüzey ve yeraltı su kaynaklarının (akarsu, rezervuar, akifer) uzun süreli normalin altında kalmasıyla karakterize edilir ✓
- E) Tarımsal kuraklık yağış yokluğuyla, hidrolojik kuraklık sıcaklık artışıyla tanımlanır
Kuraklık türleri arasındaki ayrım hidroloji biliminde kritiktir. Meteorolojik kuraklık yağışın uzun dönem ortalamanın belirgin biçimde altına düşmesiyle başlar. Tarımsal kuraklık, toprak nem açığının bitkilerin su stresine girmesine yol açacak düzeye ulaşmasıyla tanımlanır; kısa süreli ama yoğun yağış eksikliğinden kaynaklanabilir. Hidrolojik kuraklık ise daha uzun süreçleri kapsar; akarsu akışları, göl seviyeleri ve yeraltı su tablasının uzun süre normalin altında kalmasıyla ortaya çıkar. Meteorolojik kuraklık erken, tarımsal kuraklık orta, hidrolojik kuraklık geç tepki veren bir süreçtir.
15. Türkiye'de orografik (dağ etkisi) yağışların dağılımı incelendiğinde Güneydoğu Toroslar'ın kuzey eteklerinin yağış gölgesi bölgesi niteliği taşıdığı görülmektedir. Bu durumun en önemli tarımsal ve hidrolojik sonucu hangisidir?
- A) Yağış gölgesi bölgesinde nem yüksek olduğu için çeltik tarımı yaygınlaşır
- B) Fırat ve Dicle'nin kaynak alanlarında kar birikimi artar, akarsu debileri yükselir
- C) Güneydoğu Anadolu Platosu'nda yağış yetersizliği nedeniyle büyük akarsuların (Fırat, Dicle) beslenme kapasitesi düşer ve tarımsal sulama zorunlu hale gelir; bu da GAP gibi büyük sulama altyapılarının oluşturulmasını gerektirir ✓
- D) Güneydoğu Toroslar'ın kuzey eteklerinde orman alanları genişler ve biyoçeşitlilik artar
- E) Güneydoğu Toroslar'ın kuzey eteklerindeki step iklimi Akdeniz iklimiyle yer değiştirir
Güneydoğu Toroslar, Akdeniz'den gelen nemli hava kütlelerinin yükseldiği ve yağış bıraktığı rüzgâr üstü cephedir. Dağların kuzey yamaçlarına inen hava, yağışını bırakmış ve kuru adyabatik ısınmayla ısınmış olarak Güneydoğu Anadolu Platosu'na ulaşır; bu alan yağış gölgesinde kalır. Dolayısıyla platoda yağış düşük (400–600 mm), buharlaşma talebi yüksektir. Fırat ve Dicle havzaları bu nedenle büyük sulama projeleri olmaksızın verimli tarıma açılamaz. GAP Projesi (22 baraj, 19 hidroelektrik santral), tam da bu hidrolojik yetersizliği gidermek amacıyla tasarlanmıştır.
16. Türkiye'de 'sert kışların' görüldüğü yıllarla 'ılık kışların' görüldüğü yıllar arasındaki temel atmosferik fark, büyük ölçüde Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) indeksiyle ilişkilendirilmektedir. Pozitif NAO fazında Türkiye ikliminde beklenen tablo aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Türkiye'de kış yağışları artar, sıcaklıklar normalin üzerinde seyreder
- B) Kuzey Avrupa'da fırtınalar yoğunlaşır, batı rüzgârları güçlenir ve Akdeniz havzasında —Türkiye dahil— kış yağışları azalır, ılık hava egemen olur ✓
- C) Akdeniz'de alçak basınç sistemleri güçlenir ve Türkiye'ye yoğun yağış taşıyan cepheler peş peşe geçer
- D) Türkiye'de yaz kuraklığı derinleşir, kış normalden yağışlı geçer
- E) Sibirya Yüksek Basıncı güçlenir ve Türkiye'ye soğuk hava akışı yoğunlaşır
Kuzey Atlantik Salınımı (NAO), İzlanda alçak basıncı ile Azor yüksek basıncı arasındaki basınç farkını ifade eder. Pozitif NAO fazında bu fark büyür; İzlanda alçağı derin, Azor yüksek basıncı güçlüdür. Bu durum batı rüzgârlarını kuzey Avrupa'ya yönlendirir ve fırtınaları bu hatta kilitler. Akdeniz havzasına yönelik cephesel sistemler seyrekleşir; Türkiye kış mevsiminde normalden az yağış ve görece ılık hava alır. Negatif NAO fazında ise tam tersi yaşanır: cephesel sistemler güneye kayar, Türkiye soğuk ve yağışlı kış geçirir.
17. Türkiye'de mikro iklim farklılıkları özellikle Ege Bölgesi'ndeki körfez ve vadi yapılarında belirgindir. Büyük Menderes, Gediz ve Bakırçay vadilerinin deniz etkisini iç kesimlere taşımasında belirleyici olan mekanizma ile bu durumun zeytincilik üzerindeki etkisinin doğru bütünleşik analizi hangisidir?
- A) Vadi tabanları soğuk hava birikimi nedeniyle zeytin tarımına elverişsizdir; zeytinler yamaçlara yoğunlaşır
- B) Ege vadilerindeki kuvvetli rüzgârlar don riskini arttırır ve zeytinlerin verimini düşürür
- C) Denize dik uzanan vadiler, Ege deniz etkisini (ılık ve nemli hava, yüksek güneşlenme, hafifletilmiş don riski) iç kesimlere taşır; bu da zeytinin doğal yayılış sınırını ve tarımsal üretim alanını genişletir; ancak vadi tabanlarında baskı inversiyonu don olaylarını lokal artırabileceğinden bahçeler genellikle hafif yamaçlara yerleştirilir ✓
- D) Vadiler yükseltinin arttığı alanlardır; bu nedenle sıcaklık düşer ve zeytincilik mümkün olmaz
- E) Vadi boyunca ilerleyen deniz etkisi yalnızca kıyıdan 10 km'ye kadar hissedilir; daha içeride iklim tamamen karasala dönüşür
Ege Bölgesi'nde Büyük Menderes, Gediz ve Bakırçay vadileri denize dik konumlanmıştır; bu yapı Ege'nin ılıman ve nemli havasının vadiler boyunca iç kesimlere sokulmasına (kanal etkisi) izin verir. Bu mekanizma zeytin tarımının coğrafi sınırını önemli ölçüde genişletir; zira zeytin –7°C'nin altındaki don sıcaklıklarına karşı duyarlıdır. Öte yandan vadi tabanları gece radyatif soğuma ile soğuk hava birikime sahne olabilir (inversiyon), bu nedenle geleneksel zeytin bahçeleri genellikle orta yamaçlara konumlanır. C seçeneği bu çok boyutlu ilişkiyi en kapsamlı biçimde ele almaktadır.