menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - ataturk i lke ve i nkilaplari (Bölüm 1)

TARIH - ataturk i lke ve i nkilaplari (Bölüm 1)

Soru 1 / 25

Türkiye Büyük Millet Meclisi hangi tarihte açılmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi hangi tarihte açılmıştır?

    • A) 19 Mayıs 1919
    • B) 24 Temmuz 1923
    • C) 1 Kasım 1922
    • D) 23 Nisan 1920
    • E) 29 Ekim 1923

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılmıştır. Bu tarih aynı zamanda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.

  2. 2. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk'ün belirlediği altı ilkeden (Altı Ok) biri değildir?

    • A) Federalizm
    • B) Halkçılık
    • C) Milliyetçilik
    • D) Cumhuriyetçilik
    • E) Laiklik

    Atatürk'ün altı temel ilkesi (Altı Ok): Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılık'tır. Federalizm bu ilkeler arasında yer almamaktadır; tam tersine Atatürk üniter devlet anlayışını benimsemiştir.

  3. 3. Türkiye Cumhuriyeti hangi tarihte ilan edilmiştir?

    • A) 23 Nisan 1920
    • B) 29 Ekim 1923
    • C) 24 Temmuz 1923
    • D) 1 Kasım 1922
    • E) 3 Mart 1924

    Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk oy birliğiyle Cumhurbaşkanı seçilmiştir. İsmet İnönü ise ilk Başbakan olarak göreve başlamıştır.

  4. 4. Halifeliğin kaldırıldığı yıl aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 1923
    • B) 1922
    • C) 1925
    • D) 1928
    • E) 1924

    Halifelik, 3 Mart 1924'te TBMM tarafından çıkarılan bir kanunla kaldırılmıştır. Aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu da kabul edilmiş, eğitim tek çatı altında toplanmıştır.

  5. 5. Aşağıdakilerden hangisi 1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu'nun temel amacını en iyi açıklamaktadır?

    • A) Kıyafette modernleşmeyi ve batılılaşmayı sağlamak
    • B) Kadınların kıyafetlerini düzenlemek
    • C) Dini simgeleri tamamen ortadan kaldırmak
    • D) Askeri üniformaları düzenlemek
    • E) Yabancı giyim kuşamını yasaklamak

    1925'te çıkarılan Şapka Kanunu ile fes yasaklanmış, şapka giyimi zorunlu hale getirilmiştir. Bu inkılabın temel amacı kıyafette modernleşmeyi ve Batılılaşmayı sağlamak, toplumsal görünümü çağdaş medeniyetler seviyesine taşımaktır.

  6. 6. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edildiği yıl hangi ülkenin medeni kanunundan yararlanılmıştır?

    • A) Almanya
    • B) Fransa
    • C) İsviçre
    • D) İngiltere
    • E) İtalya

    1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu, İsviçre Medeni Kanunu esas alınarak hazırlanmıştır. Bu kanunla birlikte çok eşlilik yasaklanmış, kadın-erkek eşitliği hukuki güvence altına alınmış ve mirasta eşit paylaşım ilkesi benimsenmiştir.

  7. 7. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk döneminde gerçekleştirilen eğitim alanındaki inkılaplardan biri değildir?

    • A) Üniversite öğreniminin zorunlu hale getirilmesi
    • B) Harf İnkılabı ile Latin alfabesine geçilmesi
    • C) Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılması
    • D) İstanbul Darülfünunu'nun İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürülmesi
    • E) Millet Mekteplerinin açılması

    Atatürk döneminde eğitim alanında Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Harf İnkılabı, Millet Mektepleri ve üniversite reformu gibi önemli adımlar atılmıştır. Ancak üniversite öğreniminin zorunlu hale getirilmesi bu dönemde yapılmış bir inkılap değildir.

  8. 8. Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı hangi yıl tanınmıştır?

    • A) 1930
    • B) 1934
    • C) 1946
    • D) 1938
    • E) 1923

    Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934'te tanınmıştır. Bu tarih bakımından Türkiye, pek çok Avrupa ülkesinden önce hareket etmiştir. 1930'da ise kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı verilmişti.

  9. 9. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk'ün 'Devletçilik' ilkesinin temel özelliklerinden biridir?

    • A) Tüm ekonomik faaliyetlerin yalnızca devlet tarafından yürütülmesi
    • B) Ekonomik faaliyetlerin tamamen serbest piyasaya bırakılması
    • C) Özel girişime izin verilmeksizin planlı ekonomiye geçilmesi
    • D) Özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin ekonomiye müdahale etmesi
    • E) Yabancı yatırımların tamamen yasaklanması

    Atatürk'ün Devletçilik ilkesi, özel sektörün yetersiz ya da isteksiz kaldığı ekonomik alanlarda devletin devreye girmesini öngörür. Bu ilke ne tam anlamıyla devlet sosyalizmi ne de tam serbest piyasa anlayışıdır; ikisi arasında karma bir yaklaşımı temsil etmektedir. 1930'lu yılların ekonomik koşullarında sanayileşmeyi hızlandırmak amacıyla uygulamaya konulmuştur.

  10. 10. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışından (1920) Cumhuriyet'in ilanına (1923) kadar geçen süreçte Türkiye'nin hukuki statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

    • A) Bu dönemde Osmanlı hükümeti hukuken ortadan kalkmış, TBMM tek meşru otorite olarak tanınmıştır.
    • B) Bu dönemde Saltanat kaldırılmış, ancak Hilafet makamı devlet başkanlığı işlevini üstlenmiştir.
    • C) Bu dönemde TBMM, Misak-ı Millî sınırları içinde bağımsız bir cumhuriyet ilan etmiş; ancak bu cumhuriyet uluslararası arenada tanınmamıştır.
    • D) Bu dönemde Osmanlı hanedanının tüm yetkileri TBMM'ye devredilmiş, halifelik kurumu ise İstanbul'daki sembolik konumunu korumaya devam etmiştir.
    • E) Bu dönemde Osmanlı Devleti hukuken varlığını sürdürmüş, TBMM ise fiilen yürütme yetkisini kullanan alternatif bir yapı oluşturmuştur.

    TBMM 23 Nisan 1920'de açıldığında Osmanlı Devleti hukuken sona ermemişti; Osmanlı hükümeti İstanbul'da varlığını sürdürüyordu. TBMM, Anadolu'da fiilen egemenliği elinde bulunduran alternatif bir yönetim organıydı. Saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırılmış, Cumhuriyet ise 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir. Bu nedenle 1920-1923 arasında iki ayrı yapı eş zamanlı olarak var olmuştur.

  11. 11. Aşağıdakilerden hangisi Halifeliğin kaldırılmasının (3 Mart 1924) doğrudan sonuçlarından biri değildir?

    • A) Şer'iye mahkemelerinin kapatılması
    • B) Şeyhülislamlık makamının lağvedilmesi
    • C) Osmanlı hanedanına mensup kişilerin Türkiye'yi terk etmek zorunda kalması
    • D) Erken Cumhuriyet döneminde İslam dünyasıyla diplomatik ilişkilerin tamamen kesilmesi
    • E) Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yürürlüğe girmesi

    Halifeliğin kaldırıldığı 3 Mart 1924'te aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış, Şer'iye mahkemeleri ve Şeyhülislamlık makamı kaldırılmış, Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarılmıştır. Ancak Türkiye, İslam dünyasıyla diplomatik ilişkilerini kesmemiştir; bu gelişmeler arasında böyle bir sonuç doğrudan ortaya çıkmamıştır. Aksine Türkiye birçok Müslüman ülkeyle ilişkilerini sürdürmüştür.

  12. 12. Mustafa Kemal'in 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi ile 'egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir' anlayışı çerçevesinde değerlendirildiğinde, aşağıdaki gelişmelerin hangisi bu ilkeyle doğrudan çelişen bir uygulamayı temsil etmektedir?

    • A) Saltanatın kaldırılarak egemenliğin tek kişiden alınması
    • B) Seçimle oluşan meclisin hem yasama hem yürütme yetkisini kullanması
    • C) Çok partili siyasi hayata geçiş denemelerinin yapılması
    • D) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kapatılarak siyasi alandan uzaklaştırılması
    • E) 1924 Anayasası'nın TBMM tarafından kabul edilmesi

    Milli egemenlik ilkesi bağlamında düşünüldüğünde, belirli bir siyasi yapının tamamen tasfiye edilerek siyasi rekabetten uzaklaştırılması, teorik olarak 'milli iradenin' tüm siyasi aktörleri kapsayıp kapsamadığını sorgulatır. İTC'nin kapatılması, milli egemenlik söylemi içinde tartışmalı bir uygulamadır. Diğer seçenekler ise egemenliğin millete devredilmesini pekiştiren adımlardır. Bu soru, kavrama düzeyinde kritik bir ayrımı test etmektedir.

  13. 13. 1925'te çıkarılan Şapka Kanunu ve ardından gelen kıyafet inkılabı değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu inkılabın temel amacını en doğru biçimde açıklar?

    • A) Toplumsal kimliği laik ve ulus temelli bir çerçevede yeniden tanımlamayı amaçlayan bir simge devrimi niteliği taşımaktadır.
    • B) Yalnızca görünüm değişikliğini hedefleyen sembolik bir reformdur.
    • C) Cumhuriyet'in ilanından önce atılan adımların bir parçası olarak fesin İngiliz kaynaklı olduğu vurgusunu öne çıkarmıştır.
    • D) Batılı devletlerin siyasi baskıları sonucunda zorunlu hale gelen bir modernleşme adımıdır.
    • E) Ekonomik kalkınmayı hızlandırmak amacıyla geleneksel üretim biçimlerini değiştirmeye yönelik bir uygulamadır.

    Şapka inkılabı, yalnızca bir giysi değişikliği değil; kimlik, aidiyet ve medeniyete ilişkin bir tutum beyanıdır. Fes, Osmanlı-İslam kimliğinin sembolü hâline gelmiş bir başlıktı. Şapkayla birlikte birey ve toplum, Batılı/ulus kimliğiyle tanımlanmaya başlandı. Ayrıca fes Osmanlı'ya da özgün değildir; Kuzey Afrika kökenlidir. Bu inkılab, görünürde sembolik ama özünde ideolojik ve sosyolojik bir dönüşümü temsil eder.

  14. 14. Türk Medeni Kanunu'nun 1926'da İsviçre'den alınarak uygulamaya konulmasının, Türkiye'deki hukuki dönüşüme katkısı bakımından en belirleyici özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Aile, miras ve mülkiyet hukukunu dinî referanslardan arındırarak laik ve eşitlikçi bir zemine oturtması
    • B) Ticaret hukukunu uluslararası standartlarla uyumlu hale getirerek yabancı yatırımları artırması
    • C) Kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyarak siyasi eşitliği sağlaması
    • D) Ceza hukukunu laikleştirerek din kaynaklı cezaları tamamen ortadan kaldırması
    • E) Osmanlı döneminden miras kalan tüm hukuki düzenlemeleri tek bir kanunla yürürlükten kaldırması

    Medeni Kanun; evlilik, boşanma, miras ve mülkiyet gibi gündelik yaşamı en derinden etkileyen alanlarda şeriat hükümlerinin yerini seküler hükümlerle doldurdu. Kadına birden fazla eşle evlilik (çok eşlilik) yasaklandı, miras hukukunda eşitlik ilkesi benimsendi. Seçme-seçilme hakkı ise Medeni Kanun'la değil 1930 ve 1934 yıllarında ayrı düzenlemelerle tanındı. Ceza hukuku için İtalyan Ceza Kanunu esas alınmıştır.

  15. 15. Atatürk'ün 'Altı Ok' olarak bilinen Cumhuriyet Halk Partisi ilkeleri 1937'de anayasaya girmiştir. Buna göre 'devletçilik' ilkesinin, dönemin koşullarına özgü en belirleyici gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İttihat ve Terakki dönemindeki millî iktisat politikasının bir devamı olarak yalnızca ticaret alanında uygulanması
    • B) Batılı devletlerin dayatmaları sonucunda liberal ekonomi modelinden uzaklaşılması
    • C) Sovyet sosyalizmine özgü planlı ekonomi modelinin Türkiye'ye birebir uyarlanmak istenmesi
    • D) Sermaye birikimi yetersizliği ve özel sektörün gelişmemişliği nedeniyle devletin yatırımcı konumuna geçmek zorunda kalması
    • E) Özel girişimciliğin kalıcı olarak yasaklanarak tüm üretim araçlarının devlet mülkiyetine alınması

    Türkiye'de özel sermaye yetersizdi ve girişimci sınıf henüz oluşmamıştı. Bu koşullarda kalkınmayı sağlayabilecek yatırımları yalnızca devlet üstlenebilirdi. Türk devletçiliği, Sovyet tipi sosyalizmden farklıdır; özel mülkiyet ve özel girişim kabul edilmiş, devlet 'yol açıcı' konumda kalmıştır. 1933'te başlayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı bu anlayışın somut ürünüdür. Seçenek A ve B devletçiliği sosyalizmle karıştırmaktadır.

  16. 16. Lozan Antlaşması (1923) ile Misak-ı Millî (1920) karşılaştırıldığında, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğru yorumu yansıtır?

    • A) Lozan yalnızca askerî bir ateşkes antlaşması niteliğindedir; siyasi sonuçlar daha sonra Montrö Sözleşmesi ile netleşmiştir.
    • B) Lozan, Misak-ı Millî hedeflerini büyük ölçüde karşılamış; ancak Musul, Batı Trakya ve Ege adaları konularında kısmi sapmalar yaşanmıştır.
    • C) Lozan, Misak-ı Millî'nin tüm maddelerini tam anlamıyla hayata geçirmiş; dolayısıyla Kurtuluş Savaşı'nın hedefleri eksiksiz gerçekleşmiştir.
    • D) Lozan, emperyalist devletlerin baskısıyla kabul edilmiş ve Misak-ı Millî hedeflerinden tamamen vazgeçilmiştir.
    • E) Lozan, Sevr'in yalnızca sınır maddelerini değiştirmiş; kapitülasyonlar ve azınlık hakları gibi konularda Sevr'deki hükümleri aynen benimsemiştir.

    Misak-ı Millî'de Musul'un Türkiye'de kalması öngörülmüş, ancak bu konu Lozan'da İngiltere ile dokuz aylık müzakereye bırakılmış ve 1926'da Milletler Cemiyeti kararıyla Irak'a verilmiştir. Batı Trakya'da plebisit yapılması istenmiş; ancak Yunan yönetimi altında kalmaya devam etmiştir. Buna karşın kapitülasyonlar kaldırılmış, Türk Boğazları üzerindeki egemenlik büyük ölçüde sağlanmış ve Türkiye uluslararası alanda tanınmıştır. Lozan, kısmi sapmalarla birlikte Misak-ı Millî'ye oldukça yakın bir sonuçtur.

  17. 17. Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924) ile eğitim alanında gerçekleştirilen dönüşümün özü düşünüldüğünde, aşağıdaki sonuçlardan hangisi bu kanunun dolaylı etkisi olarak değerlendirilemez?

    • A) Medreselerin kapatılarak eğitim kurumlarının Millî Eğitim Bakanlığı çatısı altında toplanması
    • B) Farklı toplum kesimlerinin benzer müfredatla yetişmesinin toplumsal bütünleşmeye katkı sağlaması
    • C) Din eğitiminin kamusal eğitim sisteminden tamamen ve kalıcı biçimde çıkarılması
    • D) Yabancı okul ve azınlık okulları üzerinde devlet denetiminin güçlendirilmesi
    • E) Eğitimde ikiliğin sona erdirilmesinin milliyetçi ve laik kimlik inşasını desteklemesi

    Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitimi tek çatı altında toplayarak medrese-mektep ikiliğine son vermiştir. Ancak din eğitiminin kamusal sistemden 'kalıcı ve tamamen' çıkarıldığı iddiası yanıltıcıdır. Nitekim farklı dönemlerde ilahiyat fakülteleri açılmış, din dersleri müfredata eklenmiş ve çıkarılmıştır. Dolayısıyla bu seçenek, kanunun doğrudan ya da sürdürülebilir bir sonucu değil, abartılmış bir yorumudur. Diğer seçenekler kanunun gerçekçi ve belgelenmiş sonuçlarına işaret eder.

  18. 18. Atatürk'ün 1927'de TBMM'de okuduğu 'Nutuk', yalnızca tarihsel bir belge değil, aynı zamanda siyasi bir metin olarak da değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin dayandığı en güçlü gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Nutuk'un Kurtuluş Savaşı'nı yalnızca askeri boyutuyla ele alması ve siyasi gelişmeleri dışarıda bırakması
    • B) Nutuk'un 1919-1927 arasındaki tüm olayları tarafsız ve birincil kaynak niteliğinde aktarması
    • C) Nutuk'un bazı rakip ya da eleştirel isimleri olumsuz bir perspektiften konumlandırarak tek-parti döneminin siyasi söylemini pekiştirmesi
    • D) Nutuk'un yalnızca Mustafa Kemal'in askeri kararlarını meşrulaştırmak amacıyla yazılmış olması
    • E) Nutuk'un İngilizce'ye çevrilmemiş olması nedeniyle yalnızca iç kamuoyuna yönelik olması

    Nutuk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluş sürecini Atatürk'ün kendi perspektifinden anlatan kapsamlı bir belgedir. Ancak Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin bu dönemde siyasi açıdan tasfiye edildiği göz önüne alındığında, metnin siyasi muarızları belirli bir çerçevede konumlandırarak dönemin iktidar söylemini meşrulaştırdığı görülmektedir. Bu nedenle tarihçiler Nutuk'u birincil kaynak olarak kullanırken eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir.

  19. 19. Türkiye'de çok partili sisteme geçiş denemeleri incelendiğinde, 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile 1930'da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası arasındaki en temel ortaklık aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Her iki partinin de Cumhuriyet'in temel ilkelerine doğrudan karşı çıkan bir program benimsemesi
    • B) Her iki partinin de dini muhalefetin örgütlenmesine zemin hazırladığı gerekçesiyle kapatılması
    • C) Her iki partinin de Atatürk'ün onayı olmaksızın kurularak muhalefet pratiği geliştirmesi
    • D) Her iki partinin de yabancı güçler tarafından desteklendiğinin kanıtlanması üzerine feshedilmesi
    • E) Her iki partinin de iktidara rakip olma potansiyelini gösterdikten kısa süre sonra siyasi baskıyla ya da çeşitli gerekçelerle kapatılması

    TCF, Şeyh Said İsyanı'yla ilişkilendirilmesi gerekçesiyle 1925'te kapatılmıştır. SCF ise 1930'da Atatürk'ün isteğiyle kurulmuş; ancak beklenmedik bir halk desteği toplayarak güçlenince Ali Fethi Okyar partisini kendisi feshetti. Her iki deneyim de çok partili sisteme geçiş koşullarının henüz oluşmadığını ya da iktidarın buna hazır olmadığını göstermektedir. Her iki partinin ortak noktası, kısa ömürlü ve sonunda kapatılmak zorunda kalınan muhalefet girişimleri olmalarıdır. SCF'nin dini çevrelerle organik bağı kanıtlanmamıştır; A seçeneği yanıltıcıdır.

  20. 20. Mustafa Kemal, Samsun'a çıkışından (19 Mayıs 1919) kısa süre sonra İstanbul'a çağrılmış; ancak geri dönmek yerine askerlik görevinden istifa etmiştir. Bu kararın temel siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İtilaf devletlerinin Anadolu'daki işgal bölgelerini genişletmesine zemin hazırlanması
    • B) Osmanlı hükümetiyle tüm ilişkilerin fiilen kesilmesi ve meşruiyetin Anadolu halkına dayandırılması
    • C) Mustafa Kemal'in sivil kimliğiyle siyasete girmesini önleyen hukuki engellerin ortadan kalkması
    • D) Mondros Ateşkesi hükümlerinin Anadolu'da uygulanmasının kolaylaşması
    • E) Temsil Heyeti'nin kuruluşunun geciktirilmesi ve kongreler sürecinin sekteye uğraması

    Mustafa Kemal'in askerlik görevinden istifa etmesi, onun artık Osmanlı devlet hiyerarşisinin dışına çıktığını ve otoritesini doğrudan Anadolu halkından aldığını simgeliyordu. Bu adım, kurtuluş hareketinin meşruiyet zeminini İstanbul'dan Anadolu'ya taşıdı ve 'milli egemenlik' ilkesinin pratik bir yansıması oldu. D şıkkı yüzeysel bakışta cazip görünse de Mustafa Kemal sivil kimliğiyle değil, milli hareketin önderi sıfatıyla siyasete girmiştir; asıl kırılma noktası meşruiyet kaynağının değişmesidir.

  21. 21. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi, Lozan Antlaşması'nın (1923) Sevr Antlaşması'ndan (1920) farkını doğru biçimde ortaya koymaktadır?

    • A) Sevr'de Osmanlı azınlıklarına geniş özerklik tanınmışken Lozan'da azınlık hakları karşılıklı nüfus mübadelesiyle sınırlandırılmıştır.
    • B) Sevr'de Boğazlar uluslararası komisyona bırakılmışken Lozan'da Türkiye'nin egemenliğine verilmiştir.
    • C) Sevr'de kapitülasyonlar kaldırılmışken Lozan'da yeni koşullarla yeniden düzenlenmiştir.
    • D) Sevr Osmanlı Devleti tarafından onaylanmışken Lozan yalnızca TBMM tarafından onaylanmıştır.
    • E) Sevr'de Yunanistan'a İzmir ve çevresi verilmişken Lozan'da bu topraklar Türkiye'ye iade edilmiştir.

    Lozan'da İzmir ve çevresinin kesin olarak Türkiye'ye iade edilmesi, Sevr'den en belirgin toprak farkını oluşturur. A şıkkı yanıltıcıdır: Lozan'da Boğazlar bir komisyona bırakılmış, tam Türk egemenliğine ancak 1936 Montrö Sözleşmesi'yle kavuşulmuştur. C şıkkında azınlıklara özerklik değil, koruma hakları verilmişti; nüfus mübadelesi de Lozan'ın ayrı bir maddesidir. D şıkkı terstir: Kapitülasyonlar Lozan'da kaldırılmış, Sevr'de ise varlığını sürdürmüştür. E şıkkı yanıltıcıdır: Sevr Osmanlı delegelerince imzalanmış fakat Osmanlı Meclisi'nce onaylanmamıştır.

  22. 22. Türkiye'de 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları karşılaştırıldığında, 'yargı bağımsızlığı' ilkesi bakımından aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

    • A) 1982 Anayasası, yargı denetimini yürütme organına bağlayarak 1961 modelinden ayrışmıştır.
    • B) 1924 Anayasası yargı bağımsızlığını açıkça düzenlemiş; 1961 ve 1982 Anayasaları bu ilkeyi kurumsal güvencelerle pekiştirmiştir.
    • C) 1961 Anayasası yargı bağımsızlığını 1924'e kıyasla zayıflatmış; 1982 ise bunu yeniden tesis etmiştir.
    • D) 1924 Anayasası'nda yasama ve yürütme ayrımı tam sağlanamamış; yargı bağımsızlığı 1961'de Anayasa Mahkemesi ve HSYK kurulmasıyla güçlendirilmiştir.
    • E) Her üç anayasada da yargı bağımsızlığı eşit düzeyde güvence altına alınmış, yalnızca yargı organlarının adları değiştirilmiştir.

    1924 Anayasası, 'kuvvetler birliği' ilkesini benimsemiş ve yasama ile yürütmeyi TBMM bünyesinde toplamıştır; yargı bağımsızlığı teoride yer alsa da kurumsal güvenceden yoksundu. 1961 Anayasası ise Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Yüksek Kurulu (HSYK) gibi bağımsız yargı kurumlarını ilk kez oluşturarak bu ilkeyi somutlaştırdı. Bu tarihsel süreklilik ve kopuş ilişkisini doğru kuran seçenek C'dir. Diğer şıklar ya tarihsel süreci tersine çevirmekte ya da kurumsal dönüşümleri görmezden gelmektedir.

  23. 23. Türk inkılabında 'devletçilik' ilkesi, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisiyle daha belirgin hale gelmiştir. Ancak Türk devletçiliği ile dönemin bazı Avrupa ülkelerindeki devletçilik anlayışı arasında temel bir ayrım gözetilmektedir. Bu ayrım en doğru biçimde aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?

    • A) Türk devletçiliği yalnızca tarım sektörüne uygulanmış; sanayi alanında liberal politikalar sürdürülmüştür.
    • B) Türk devletçiliği özel girişimin yetersiz kaldığı alanlarda devleti ikame edici bir araç olarak benimsemiş; ideolojik bir sınıf çatışması aracı olarak tasarlanmamıştır.
    • C) Türk devletçiliği, kapitalist sistemin çöküşüne olan inancın bir ürünüyken Avrupa modelleri kapitalizmi koruma amacı gütmüştür.
    • D) Türk devletçiliği yabancı sermayeye tamamen kapıları kapatmış; Avrupa modelleri ise yabancı yatırımı teşvik etmiştir.
    • E) Türk devletçiliği özel mülkiyeti ortadan kaldırmayı hedeflerken Avrupa'daki modeller özel mülkiyeti korumuştur.

    Kemalist devletçilik, Sovyet sosyalizmi veya faşist ekonomi modellerinden ayrışır: amacı sınıf çatışmasına dayalı bir dönüşüm değil, özel sektörün henüz gelişmediği ya da sermaye birikiminin yetersiz olduğu alanlarda devleti geçici ve tamamlayıcı bir aktör olarak konumlandırmaktır. 1931'de CHP programına giren devletçilik ilkesi, 'ne tam liberalizm ne tam sosyalizm' şeklinde tanımlanmıştır. Bu karma ve pragmatik nitelik, Türk devletçiliğini ideolojik olarak köklü Avrupa modellerinden ayıran temel özelliktir.

  24. 24. Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) ile Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) arasındaki yaklaşık 16 aylık süreçte halifelik makamının varlığını sürdürmesi, aşağıdaki gelişmelerden hangisini doğrudan mümkün kılmıştır?

    • A) İtilaf devletlerinin Anadolu'daki Müslüman topluluklar üzerindeki etkisini zayıflatmasını
    • B) Şeyhülislamlığın lağvedilerek din işlerinin tamamen devlet denetimine alınmasını
    • C) Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, İstanbul'daki yabancı elçilikler nezdinde meşruiyetini kanıtlamasını
    • D) Cumhuriyetin ilanına kadar geçen süreçte iç kamuoyunun dini hassasiyetlerini gözeterek kademeli bir geçiş sağlanmasını
    • E) Lozan müzakerelerinde Türk heyetinin dini otorite üzerinden uluslararası baskıya karşı koz elde etmesini

    Saltanat kaldırıldıktan sonra halifeliğin 16 ay daha tutulması bilinçli bir kademeli stratejidir. Toplumun köklü dini hassasiyetleri göz önüne alınarak ani bir kırılma yerine aşamalı bir dönüşüm benimsenmiştir. Bu süre zarfında Cumhuriyet ilan edilmiş (29 Ekim 1923), yeni siyasi düzen yerleşiklik kazanmış; ardından halifelik de kaldırılmıştır. B şıkkı tarihsel açıdan çekici görünse de Lozan müzakereleri (1922-1923) büyük ölçüde saltanat sonrası döneme denk gelir ve Türk heyeti Lozan'da halifeliği bir koz olarak kullanmamıştır. Asıl işlev iç meşruiyet yönetimidir.

  25. 25. Takrir-i Sükun Kanunu (4 Mart 1925) ile İstiklal Mahkemelerinin yeniden devreye sokulması, yalnızca Şeyh Said İsyanı'nı bastırmakla kalmamış; inkılap sürecinde başka sonuçlar da doğurmuştur. Bu çerçevede aşağıdakilerden hangisi söz konusu dönemin doğrudan bir ürünüdür?

    • A) Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurularak şeyhülislamlığın yerine ikame edilmesi
    • B) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılması ve çok partili hayata ilk denemenin sona ermesi
    • C) Cumhurbaşkanlığı makamının anayasal güvenceye kavuşturulması
    • D) Hilafetin kaldırılması kararının TBMM'de daha hızlı geçmesinin sağlanması
    • E) Harf inkılabının ivedilikle gündeme alınarak hayata geçirilmesi

    Takrir-i Sükun Kanunu kapsamında kurulan İstiklal Mahkemeleri, yalnızca isyancıları yargılamakla kalmamış; muhalefet organlarına da uygulanmıştır. Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi isimler yargılanmış ve 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Said İsyanı'na zemin hazırladığı gerekçesiyle Haziran 1925'te kapatılmıştır. Bu gelişme, Türkiye'deki ilk çok partili hayat deneyiminin sona ermesi anlamına gelir. Halifeliğin kaldırılması (Mart 1924) ise Takrir-i Sükun'dan önce gerçekleştiği için B şıkkı kronolojik açıdan yanlıştır.