menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - cok partili donem (Bölüm 3)

TARIH - cok partili donem (Bölüm 3)

Soru 1 / 25

Türkiye'de ilk genel seçimlerde (1946) uygulanan seçim sistemi aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Türkiye'de ilk genel seçimlerde (1946) uygulanan seçim sistemi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Nispi temsil sistemi
    • B) Gizli oy, gizli sayım
    • C) Açık oy, açık sayım
    • D) Açık oy, gizli sayım
    • E) Gizli oy, açık sayım

    1946 seçimleri, 'açık oy, açık tasnif' sistemiyle yapılmış; bu durum seçim güvenliğini tartışmaya açmış ve muhalefet partileri seçimlerin adil olmadığını ileri sürmüştür. Gizli oy ilkesi ancak 1950 seçimlerinde hayata geçirilmiştir.

  2. 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 27 Mayıs 1960 darbesinden önce iktidar olan Demokrat Parti kaç yıl kesintisiz iktidarda kalmıştır?

    • A) 12
    • B) 6
    • C) 10
    • D) 8
    • E) 14

    Demokrat Parti, 1950 seçimlerinde iktidara gelmiş ve 27 Mayıs 1960 askeri darbesine kadar 10 yıl boyunca kesintisiz olarak iktidarda kalmıştır. Bu süre zarfında 1950, 1954 ve 1957 olmak üzere üç seçim kazanmıştır.

  3. 3. Türkiye'de 1961-1980 yılları arasındaki dönem siyasi açıdan nasıl nitelendirilir?

    • A) Tek parti dönemi
    • B) Koalisyonlar ve siyasi istikrarsızlık dönemi
    • C) Millî Şef dönemi
    • D) Sosyal demokrat hegemonya dönemi
    • E) Güçlü merkez sağ iktidarlar dönemi

    1961-1980 dönemi, Türkiye'de siyasi kutuplaşmanın ve koalisyon hükümetlerinin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Bu süreçte kısa ömürlü koalisyon hükümetleri kurulmuş, siyasi şiddet tırmanmış ve ekonomik sorunlar derinleşmiştir.

  4. 4. Türkiye'de 1946 yılında yapılan genel seçimler, ülke tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu seçimlerin diğer seçimlerden farkını ortaya koyan en belirgin özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bağımsız adayların ilk kez seçimlere katılabilmesi
    • B) İlk kez çok partili ortamda gerçekleştirilmesi
    • C) Seçimlerde tek dereceli sisteme geçilmesi
    • D) İlk kez kadınların oy kullandığı seçim olması
    • E) Seçim sonuçlarının ilk kez yargı denetimine tabi tutulması

    1946 seçimleri, Türkiye'de çok partili hayata geçiş sürecinde gerçekleştirilen ilk seçimlerdir. Bu seçimlerin en belirgin özelliği, daha önce uygulanan iki dereceli seçim sisteminin kaldırılarak tek dereceli (doğrudan) seçim sistemine geçilmesidir. Yani seçmenler, milletvekili adaylarını doğrudan seçmiştir. Çok partili ortam 1946 öncesinde de (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka dönemleri) kısmen denenmişti; kadın seçim hakkı ise 1934'te tanınmıştı.

  5. 5. Demokrat Parti'nin 1950 seçimlerinde büyük bir zafer kazanmasının ardından iktidara gelmesi, Türk siyasi tarihinde köklü bir değişimi simgelemektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu seçim zaferinin temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilemez?

    • A) CHP iktidarının uzun süre tek parti yönetiminde kalması nedeniyle oluşan toplumsal bıkkınlık
    • B) Milli Şef dönemi uygulamalarına karşı biriken toplumsal muhalefetin seçimlere yansıması
    • C) İkinci Dünya Savaşı yıllarının ağır ekonomik koşullarına duyulan tepkinin DP lehine kullanılması
    • D) Demokrat Parti'nin liberal ekonomi politikalarıyla köylü ve esnafın desteğini kazanması
    • E) Marshall Yardımı kapsamında Türkiye'nin aldığı ekonomik destekle DP'nin güç kazanması

    Marshall Yardımı 1948'den itibaren CHP iktidarı döneminde Türkiye'ye gelmeye başlamış olup bu yardım doğrudan DP'ye değil, dönemin CHP hükümetine sağlanmıştır. Dolayısıyla Marshall Yardımı'nın DP'yi güçlendirdiği söylenemez; aksine bu yardım CHP iktidarı dönemine rastlamaktadır. Diğer seçenekler, 1950 seçimlerinde DP'nin başarısını açıklayan geçerli nedenlerdir: tek parti dönemi bıkkınlığı, liberal ekonomi vaatleri ve savaş yıllarının yarattığı ekonomik sıkıntılara tepki önemli etkenler arasındadır.

  6. 6. Adnan Menderes hükümeti döneminde (1950-1960) ekonomi politikası açısından yaşanan süreç incelendiğinde, aşağıdaki gelişmelerin hangisi diğerleriyle kronolojik sıralama bakımından doğru eşleştirilmemiştir?

    • A) 1955'te Varlık Vergisi'nin yeniden uygulamaya konularak azınlıkların vergilendirilmesi
    • B) 1958'de IMF ile varılan istikrar programı çerçevesinde alınan ekonomik kararlar
    • C) 1954 sonrasında dış ticaret açıklarının belirginleşmesi ve enflasyonun yükselişi
    • D) 1950-1953 arası dış yardım ve kredilerle desteklenen görece refah dönemi
    • E) 1950'lerin ikinci yarısında yabancı borçların döndürülmesinde yaşanan güçlükler

    Varlık Vergisi, CHP iktidarı döneminde 1942 yılında çıkarılmış ve büyük ölçüde gayrimüslim azınlıkları hedef alan bir uygulama olarak tarihte yerini almıştır. 1944'te kaldırılan bu vergi, DP iktidarı döneminde (1950-1960) hiçbir zaman yeniden uygulamaya konulmamıştır. Diğer seçeneklerdeki bilgiler DP dönemi ekonomik sürecini doğru biçimde yansıtmaktadır.

  7. 7. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından kurulan Milli Birlik Komitesi, ülke yönetimini devralmıştır. Bu süreçte gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, 1961 Anayasası'nın hazırlanma gerekçesiyle doğrudan ilişkilendirilemez?

    • A) 1924 Anayasası'nın getirdiği tek meclisli yapının ikili bir meclis sistemiyle değiştirilmek istenmesi
    • B) Atatürk'ün kurduğu CHP'nin iktidarda kalmasını kalıcı biçimde güvence altına almak
    • C) Temel hak ve özgürlüklerin daha güvenceli bir çerçeveye oturtulması gerekliliği
    • D) Siyasi iktidarın sınırlandırılması ve güçler ayrılığı ilkesinin pekiştirilmesi
    • E) Meclisin yasama tasarruflarını denetleyecek anayasal bir organın oluşturulması ihtiyacı

    1961 Anayasası'nın temel gerekçeleri arasında çoğunlukçu anlayışın sınırlandırılması, Anayasa Mahkemesi gibi denetim organlarının kurulması, iki meclisli bir yapıya geçilmesi (TBMM + Cumhuriyet Senatosu) ve özgürlüklerin güvence altına alınması yer almaktadır. Ancak belirli bir partinin iktidarda kalmasını güvence altına almak, anayasa yapım gerekçeleri arasında yer almamaktadır; üstelik bu iddia belirgin biçimde siyasi bir amaç taşır ve taraflı bir hedef olurdu. 1961 Anayasası özgürlükçü ve denge-denetleme odaklı bir anlayışla hazırlanmıştır.

  8. 8. Türk siyasi tarihinde 'koalisyon hükümetleri dönemi' olarak anılan 1960'lı yıllar, siyasi istikrarsızlıkla geçmiştir. Bu dönemde kurulan İnönü koalisyon hükümetlerinin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Koalisyonların ekonomik kriz gerekçesiyle meclis tarafından düşürülmesi
    • B) Her üç koalisyon hükümetinin de AP ile ortaklık kurularak oluşturulması
    • C) Koalisyonların yalnızca küçük sağ partilerle kurulabilmesi
    • D) İnönü'nün üç koalisyon hükümetinde de başbakanlık görevini üstlenmesi
    • E) CHP'nin sol eğilimi nedeniyle koalisyon ortaklarıyla sık sık çatışma yaşaması

    İsmet İnönü, 1961-1965 yılları arasında üç farklı koalisyon hükümetini kurmuş ve bu hükümetlerin hepsinde başbakanlık görevini üstlenmiştir. Birinci koalisyon CHP-AP ortaklığıyla (1961-1962), ikinci koalisyon CHP ile bazı küçük partilerin katılımıyla (1962-1963), üçüncü koalisyon ise CHP azınlık hükümeti biçiminde kurulmuştur. Dolayısıyla İnönü'nün her üç hükümette de başbakan olması bu dönemin en belirgin ortak özelliğidir.

  9. 9. 12 Mart 1971 Muhtırası'nın 27 Mayıs 1960 darbesinden en temel farkını ortaya koyan özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 12 Mart'ın yalnızca tek bir kuvvet komutanı tarafından gerçekleştirilmesi
    • B) 12 Mart'ın ekonomik gerekçelerle değil yalnızca siyasi nedenlerle yapılması
    • C) 12 Mart'ta yönetime el konulmaması, parlamenter sistemin askıya alınmadan sürdürülmesi
    • D) 12 Mart'ta iktidar partisi liderinin yargılanarak idam edilmesi
    • E) 12 Mart'ta anayasanın tamamen yürürlükten kaldırılması

    27 Mayıs 1960'ta ordu doğrudan yönetime el koymuş, meclis kapatılmış, anayasa askıya alınmış ve yürütme gücü Milli Birlik Komitesi'ne devredilmiştir. Buna karşılık 12 Mart 1971'de ordu komutanları, dönemin Başbakanı Demirel'e bir muhtıra vererek hükümeti istifaya zorlamıştır; ancak meclis kapatılmamış ve sivil yönetim tamamen ortadan kaldırılmamıştır. Bu nedenle 12 Mart, 'muhtıra' ya da 'yarı darbe' olarak nitelendirilmektedir. Temel fark, parlamento ve anayasal düzenin fiilen askıya alınmamış olmasıdır.

  10. 10. 1970'li yıllarda Türk siyasetine damgasını vuran 'milliyetçi cephe' (MC) hükümetleri döneminde yaşanan gelişmeler değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu döneme ilişkin doğru bir tespittir?

    • A) Siyasi şiddetin bu dönemde tamamen bastırılarak iç güvenliğin sağlanması
    • B) AP, MSP, MHP ve CGP'nin bir araya gelmesiyle ideolojik açıdan heterojen bir koalisyon oluşturulması
    • C) MC hükümetlerinin ekonomik başarıları sayesinde iki kez üst üste seçim galibiyeti kazanması
    • D) MC hükümetlerinin CHP ile güçlü bir uzlaşı ortamı içinde çalışması
    • E) MC döneminde ülkücü ve dinci hareketlerin devlet kurumlarından tamamen tasfiye edilmesi

    Milliyetçi Cephe hükümetleri, 1975-1977 ve 1977-1978 yıllarında kurulmuş olup Süleyman Demirel liderliğindeki AP'nin yanı sıra Necmettin Erbakan'ın MSP'si, Alparslan Türkeş'in MHP'si ve küçük bir merkez sağ parti olan CGP'den oluşmuştur. Bu partiler milliyetçilik, İslamcılık ve muhafazakârlık gibi farklı ideolojileri temsil ettiğinden koalisyon yapısı son derece heterojendir. MC döneminde siyasi şiddet artmış, CHP muhalefeti sertleşmiş ve hükümetler ekonomik sıkıntılarla boğuşmuştur.

  11. 11. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından hazırlanan 1982 Anayasası'nın 1961 Anayasası'ndan temel bir farkı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) 1982 Anayasası'nın Anayasa Mahkemesi kurumunu ilk kez oluşturması
    • B) 1982 Anayasası'nın iki meclisli sistemi kaldırarak tek meclisli yapıya dönmesi
    • C) 1982 Anayasası'nın temel hak ve özgürlükleri daha ayrıntılı güvence altına alması
    • D) 1982 Anayasası'nın siyasi partilere daha geniş faaliyet serbestisi tanıması
    • E) 1982 Anayasası'nın cumhurbaşkanına 1961'e kıyasla daha kısıtlı yetkiler tanıması

    1961 Anayasası, TBMM ve Cumhuriyet Senatosu'ndan oluşan iki meclisli (bikameral) bir parlamento sistemi öngörmüştür. 1982 Anayasası ise Cumhuriyet Senatosu'nu kaldırarak tek meclisli (unikameral) sisteme geri dönmüş; yalnızca TBMM'yi yasama organı olarak belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi ilk olarak 1961 Anayasası ile kurulmuştur, 1982'de değil. Ayrıca 1982 Anayasası 1961'e kıyasla cumhurbaşkanına daha geniş yetkiler vermiş, siyasi partilere getirilen kısıtlamalar ise artırılmıştır.

  12. 12. Türkiye'de 1983 seçimleri öncesinde askeri yönetimin siyasi partilere yönelik tutumu değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu dönemi doğru biçimde yansıtmaktadır?

    • A) Eski siyasi liderlerin seçim kampanyalarına serbestçe katılabilmesi
    • B) Milli Güvenlik Konseyi'nin tüm siyasi partilere eşit ve serbest katılım hakkı tanıması
    • C) Seçim sonuçlarının MGK tarafından iptal edilerek yenilenmesi
    • D) Seçimlere katılacak partilerin MGK tarafından onaylanması zorunluluğunun getirilmesi
    • E) 1983 seçimlerinin yalnızca iki partinin katılımıyla sınırlandırılması

    1983 seçimleri öncesinde Milli Güvenlik Konseyi, seçimlere katılacak siyasi partileri onaylama yetkisini kullanmış ve bazı partilerin seçimlere girmesine izin vermemiştir. MGK onayından geçen üç parti (ANAP, HP ve MDP) seçimlere katılabilmiştir. Eski siyasi liderlerin büyük çoğunluğuna siyasi yasak getirilmiş, kampanya sürecinde de çeşitli kısıtlamalar uygulanmıştır. Bu nedenle 1983 seçimleri, siyasi açıdan kısıtlayıcı bir ortamda gerçekleştirilmiştir.

  13. 13. Turgut Özal döneminde (1983-1993) uygulanan ekonomi politikaları, önceki dönemlerden belirgin biçimde ayrılmaktadır. Bu politikaların özünü oluşturan anlayış aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde tanımlanır?

    • A) Dışa açık, ihracata dayalı büyüme modelinin ve serbest piyasa anlayışının benimsenmesi
    • B) Tarım sektörünün desteklenmesini ön plana alan bir kalkınma stratejisinin izlenmesi
    • C) Karma ekonomi anlayışının pekiştirilerek kamu ve özel sektör yatırımlarının dengelenmesi
    • D) İthal ikameci sanayi anlayışının sürdürülerek yerli üretimin korunması
    • E) Devletçi sanayileşme politikalarının güçlendirilerek KİT'lerin etkinliğinin artırılması

    Özal dönemi ekonomi politikasının temel eksenini, 24 Ocak 1980 kararlarıyla başlayan ve Özal'ın önce ekonomi koordinatörü, ardından başbakan ve cumhurbaşkanı olarak sürdürdüğü neo-liberal dönüşüm oluşturmaktadır. Bu dönemde ithalat serbestleştirilmiş, ihracat teşvik edilmiş, döviz kuru serbest piyasa koşullarına bırakılmış, KİT'lerin özelleştirilmesi gündeme gelmiş ve sermaye hareketleri serbestleştirilmiştir. Yani genel anlayış, dışa açık ve ihracata yönelik serbest piyasa ekonomisidir.

  14. 14. 1990'lı yıllarda Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmeler değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu döneme ilişkin yanlış bir değerlendirmedir?

    • A) Güneydoğu'da PKK kaynaklı terörün tırmandığı bir güvenlik ortamının yaşanması
    • B) 1994 ekonomik krizinin yüksek enflasyon ve TL'nin büyük değer kaybıyla birlikte yaşanması
    • C) DYP-SHP koalisyonunun 1991-1995 arasında kesintisiz iktidarını sürdürmesi
    • D) Koalisyon hükümetlerinin sık sık değişmesiyle siyasi istikrarsızlığın derinleşmesi
    • E) Refah Partisi'nin 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara'yı kazanması

    DYP-SHP (sonradan CHP) koalisyonu 1991 seçimlerinin ardından kurulmuş olmakla birlikte, bu hükümet 1995 sonuna kadar kesintisiz biçimde iktidarda kalmamıştır. Özellikle 1993'te Cumhurbaşkanı Özal'ın vefatı ve Çiller'in DYP liderliğine gelmesiyle koalisyon içinde çeşitli krizler yaşanmış, ardından 1994'te ekonomik kriz patlak vermiştir. Öte yandan 'kesintisiz' ifadesi yanıltıcıdır; koalisyon ciddi krizlerle sarsılmıştır. 1995 seçimleriyle de farklı koalisyon arayışları başlamıştır. Diğer seçenekler bu döneme ilişkin doğru tespitler içermektedir.

  15. 15. 28 Şubat 1997 süreci, Türk siyasi tarihinde 'postmodern darbe' ya da 'yumuşak darbe' olarak nitelendirilmektedir. Bu sürecin kendine özgü niteliğini en doğru biçimde açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ordunun iktidar partisiyle müzakere masasına oturarak ortak bir program hazırlaması
    • B) Ordu birliklerinin Ankara'ya yürüyerek parlamento binasını işgal etmesi
    • C) MGK kararlarının hükümet üzerinde baskı aracına dönüştürülmesi ve sivil toplum desteğiyle hükümetin istifaya zorlanması
    • D) Anayasa Mahkemesi'nin Refah Partisi'ni kapatarak hükümetin otomatik olarak düşmesi
    • E) Cumhurbaşkanı'nın başbakanı görevden alarak yeni bir hükümet kurulmasını emretmesi

    28 Şubat süreci, doğrudan askeri bir müdahale ya da fiili darbe niteliği taşımamaktadır. Bunun yerine Milli Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 tarihli toplantısında alınan ve başta laiklik olmak üzere çeşitli konularda hükümetten taleplerde bulunan kararlar, Başbakan Erbakan üzerinde yoğun bir baskı aracına dönüştürülmüştür. Medya, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının da bu sürece dahil edilmesiyle oluşturulan baskı ortamı, Erbakan'ın Haziran 1997'de istifa etmesine yol açmıştır. Bu nedenle süreç 'postmodern darbe' olarak adlandırılmaktadır.

  16. 16. 2001 ekonomik krizinin Türk siyasi tarihine en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisi olmuştur?

    • A) Ekonomik krizin yalnızca bankacılık sektörünü etkilemesi ve siyasi yapıya yansımaması
    • B) Krizin ağır ekonomik sonuçlarının toplumsal tepkiye dönüşmesi ve 2002 seçimlerinde köklü bir siyasi yenilenimenin yaşanması
    • C) Meclisteki mevcut koalisyon hükümetinin güçlenerek erken seçime gitmeyi reddetmesi
    • D) Krizin ardından DSP'nin oylarını artırarak tek başına iktidara gelmesi
    • E) IMF programının hükümet tarafından reddedilmesi ve bağımsız ekonomi politikasına geçilmesi

    Şubat 2001'de patlak veren ekonomik kriz, DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin yönetiminde yaşanmıştır. Kriz; yüzde yüzü aşan enflasyon, ciddi işsizlik artışı ve TL'nin sert değer kaybı gibi ağır ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu ortamda toplumsal güven sarsılmış ve mevcut partilere olan destek dramatik biçimde gerilemiştir. 2002 seçimlerinde DSP, MHP ve ANAP yüzde on seçim barajını aşamayarak meclise girememiş; mecliste daha önce temsil edilmemiş olan AKP tek başına iktidar olmuştur. Bu durum, Türk siyasetinde yaşanan köklü bir yenilenmenin simgesi olarak değerlendirilmektedir.

  17. 17. Türkiye'de siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin tarihsel süreç incelendiğinde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

    • A) Milli Nizam Partisi - 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılarak Erbakan'ın siyasi yasakla karşılaşması
    • B) Refah Partisi - 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik karşıtı faaliyetler gerekçesiyle kapatılması
    • C) Demokrat Parti - 1960 darbesinin ardından Yassıada mahkemelerince kapatılması
    • D) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası - 1925'te Şeyh Said isyanıyla ilişkilendirilerek kapatılması
    • E) Serbest Cumhuriyet Fırkası - 1930'da kendi kendini feshetmesi

    Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Milli Birlik Komitesi'nin aldığı kararla feshedilmiştir. Yassıada mahkemeleri (Yüksek Adalet Divanı) ise Menderes ve arkadaşlarını yargılamak için kurulmuş olup partinin kapatılması bu mahkemeler tarafından değil, doğrudan askeri yönetim tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle 'Yassıada mahkemelerince kapatılması' ifadesi teknik olarak yanlıştır. Diğer eşleştirmeler tarihsel açıdan doğrudur.

  18. 18. Türkiye'de çok partili dönem boyunca gerçekleştirilen seçim sistemi değişiklikleri incelendiğinde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) 1946 seçimleri - Çoğunluk sisteminin nispi temsil sistemiyle değiştirilmesi
    • B) 1995 seçimleri - Yüzde on ülke barajının kaldırılarak yüzde beşe indirilmesi
    • C) 1965 seçimleri - Milli bakiye sistemiyle birlikte nispi temsilin uygulamaya girmesi
    • D) 1950 seçimleri - Nispi temsil sistemi uygulanması
    • E) 1983 seçimleri - Yüzde beş ülke barajının ilk kez hayata geçirilmesi

    1965 seçimlerinde Türkiye, salt çoğunluk sisteminden nispi temsil sistemine geçmiş ve buna ek olarak 'd'Hondt yöntemiyle birlikte milli bakiye sistemi' uygulamaya girmiştir. Bu sayede küçük partiler daha fazla temsil imkânı bulmuştur. 1950 seçimlerinde çoğunluk listesi sistemi uygulanmıştır. 1983 seçimlerinde yüzde on ülke barajı getirilmiştir (yüzde beş değil). 1995 ve sonrasında yüzde on baraj korunmuştur. 1946'da ise tek dereceli sisteme geçilmiştir, nispi temsile değil.

  19. 19. Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçişin temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilen 1945 Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarısı tartışmaları, hangi gelişmeye zemin hazırlamıştır?

    • A) Demokrat Parti'nin kurulmasına
    • B) Hürriyet Partisi'nin kurulmasına
    • C) Türkiye İşçi Partisi'nin kurulmasına
    • D) Milli Kalkınma Partisi'nin kurulmasına
    • E) Cumhuriyet Halk Partisi'nin bölünmesine

    Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarısı, büyük toprak sahiplerinin topraklarına el konulması meselesini gündeme getirmiş ve CHP içinde ciddi bir muhalefet doğurmuştur. Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Şevket İnce'nin tasarıya karşı çıkması ve akabinde 'Dörtlü Takrir' metnini sunmaları, sonunda bu isimlerin partiden ihracına, ardından da 1946'da Demokrat Parti'nin kurulmasına yol açmıştır.

  20. 20. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti'nin büyük bir zafer kazanmasında etkili olan seçim sistemindeki değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Seçimlerin yargı denetiminde yapılmaya başlanması
    • B) Kadınlara seçme hakkının tanınması
    • C) Seçme yaşının 18'e indirilmesi
    • D) Orantılı temsil sisteminin benimsenmesi
    • E) Çift dereceli seçim sisteminden tek dereceli sisteme geçilmesi

    1946 seçimleri çift dereceli ve açık oy-gizli tasnif esasıyla yapılmış, bu durum seçim güvenilirliğini tartışmalı kılmıştır. 1950 seçimlerine gelindiğinde tek dereceli, gizli oy-açık tasnif sistemine geçilmiş, böylece halkın iradesi daha doğrudan yansımıştır. Bu değişiklik demokratikleşme sürecinin önemli bir adımı olmakla birlikte DP'nin sandıktan galip çıkmasında belirleyici rol oynamıştır. Seçimlerin yargı denetiminde yapılması da aynı dönemde hayata geçirilmiş olmakla birlikte soruda asıl etken olan seçim sisteminin değişikliği B şıkkında verilmiştir.

  21. 21. Demokrat Parti iktidarı döneminde 1954'te çıkarılan 'Matbuat Kanunu' ve akabinde uygulanan basın kısıtlamaları, hangi anayasal ilkeyle doğrudan çelişmiştir?

    • A) Kuvvetler ayrılığı ilkesi
    • B) Basın özgürlüğü güvencesi
    • C) Laiklik ilkesi
    • D) Eşitlik ilkesi
    • E) Yargı bağımsızlığı ilkesi

    1954 yılında çıkarılan basın kanunu değişiklikleriyle hükümeti eleştiren gazeteciler 'hakaret' ve 'asılsız haber' gibi gerekçelerle yargılanabilir hale getirilmiştir. Bu düzenleme, 1924 Anayasası'nın güvence altına aldığı basın özgürlüğüyle çelişmiş; Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Cahit Yalçın gibi köklü gazeteciler davalarla karşılaşmıştır. Basın özgürlüğüne getirilen bu kısıtlamalar, muhalefet partilerinin ve aydın kesimin DP'ye yönelik eleştirilerinin odak noktalarından biri olmuştur.

  22. 22. 1960 askeri müdahalesinin ardından kurulan Milli Birlik Komitesi'nin en önemli icraatlarından biri olarak kabul edilen 1961 Anayasası hangi temel yeniliği getirmiştir?

    • A) Siyasi partilerin anayasal güvenceye alınması
    • B) Anayasa Mahkemesi'nin kurulması
    • C) Tek meclisli parlamenter sisteme geçilmesi
    • D) Başbakanlık kurumunun kaldırılması
    • E) Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi

    1961 Anayasası, Türk anayasa tarihinin en köklü yeniliklerinden birini getirerek Anayasa Mahkemesi'ni kurmuştur. Bu mahkeme, yasaların anayasaya uygunluğunu denetleme yetkisine sahip olup hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bunun yanı sıra 1961 Anayasası, çift meclisli yapıyı (TBMM + Cumhuriyet Senatosu) benimsemiş, temel hak ve özgürlükleri genişletmiş, özerk radyo-televizyon kurumu ile Devlet Planlama Teşkilatı gibi anayasal kuruluşların önünü açmıştır. Cumhurbaşkanı halk tarafından değil, parlamento tarafından seçilmeye devam etmiştir.

  23. 23. Adnan Menderes'in idam edildiği 1961 yılında kurulan ve Demokrat Parti'nin devamı niteliğinde kabul edilen siyasi parti aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Adalet Partisi
    • B) Türkiye Birlik Partisi
    • C) Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi
    • D) Yeni Türkiye Partisi
    • E) Millet Partisi

    Demokrat Parti, 1960 darbesiyle kapatılmış ve liderler Yassıada'da yargılanmıştır. Bu boşluğu doldurmak üzere 1961'de kurulan Adalet Partisi, DP'nin seçmen tabanını ve ideolojik mirasını devralan bir çizgide ilerlemiştir. Başlangıçta Ragıp Gümüşpala'nın genel başkanlığını yaptığı AP, daha sonra Süleyman Demirel önderliğinde yükselişe geçmiş ve 1965 seçimlerini büyük bir zaferle kazanmıştır. Yeni Türkiye Partisi de benzer bir seçmen kitlesine seslenmiş; ancak asıl DP mirasının AP'de toplandığı kabul görmektedir.

  24. 24. Türkiye'de 1965-1971 yılları arasında yaşanan siyasi çalkantıların temel nedenlerinden biri olan 'koalisyon hükümetleri dönemi' hangi seçimler arası süreçte yaşanmıştır?

    • A) 1950-1954 seçimleri arası
    • B) 1965-1969 seçimleri arası
    • C) 1954-1957 seçimleri arası
    • D) 1969-1973 seçimleri arası
    • E) 1961-1965 seçimleri arası

    1961 seçimlerinde hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde edememiş; AP, CHP, YTP ve CKMP parlamentoda pay sahibi olmuştur. Bu tablo, birden fazla koalisyon hükümetinin kurulup kısa sürede düşmesine neden olmuştur: İnönü başkanlığında üç ayrı koalisyon hükümeti kurulmuş, ardından İsmet Paşa görevi bırakmak zorunda kalmıştır. Bu istikrarsız dönem, 1965 seçimlerinde Demirel önderliğindeki Adalet Partisi'nin %52,9 oyla tek başına iktidar olmasıyla son bulmuştur.

  25. 25. 12 Mart 1971 muhtırası aşağıdaki gelişmelerden hangisinin doğrudan sonucunda verilmiştir?

    • A) Artan anarşi ortamı ve hükümetin çaresizliği karşısında ordunun müdahalesi
    • B) Kıbrıs meselesi nedeniyle dış baskıların artması
    • C) CHP ile AP arasındaki koalisyon müzakerelerinin çökmesi
    • D) Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan tıkanıklık
    • E) TİP'in Mecliste güçlenmesinden duyulan kaygı

    1960'ların sonundan itibaren Türkiye'de üniversitelerde ve sokaklarda sol-sağ çatışmaları giderek şiddetlenmiştir. Devrimci Halk Kurtuluş Ordusu gibi silahlı grupların banka soygunları, adam kaçırma ve bombalı saldırılar gerçekleştirdiği bu ortamda Demirel hükümeti düzeni sağlamakta yetersiz kalmıştır. 12 Mart 1971'de Türk Silahlı Kuvvetleri komutanları, ülkenin anarşiye sürüklendiğini ve hükümetin çözdüğünü öne sürerek Cumhurbaşkanı ve Meclis başkanlarına muhtıra vererek Demirel'i istifaya zorlamıştır. Bu nedenle B şıkkı doğru yanıttır.