TARIH - mudanya lozan (Bölüm 1)
TARIH - mudanya lozan (Bölüm 1)
Mudanya Ateşkes Antlaşması hangi tarihte imzalanmıştır?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Mudanya Ateşkes Antlaşması hangi tarihte imzalanmıştır?
- A) 20 Ocak 1921
- B) 30 Ekim 1918
- C) 16 Mart 1921
- D) 11 Ekim 1922 ✓
- E) 24 Temmuz 1923
Mudanya Ateşkes Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın askeri zaferinin ardından 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi, 24 Temmuz 1923 ise Lozan Antlaşması'nın tarihidir.
2. Mudanya Ateşkes Antlaşması'nı Türkiye adına hangi komutan imzalamıştır?
- A) İsmet Paşa ✓
- B) Kazım Karabekir Paşa
- C) Ali Fuat Cebesoy
- D) Mustafa Kemal Paşa
- E) Fevzi Çakmak Paşa
Mudanya Ateşkes Antlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adına Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) tarafından imzalanmıştır. İsmet Paşa daha sonra Lozan Konferansı'nda da baş delege olarak görev yapmıştır.
3. Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin Yunanistan'a bıraktığı ada aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İmroz
- B) Onikiadalar
- C) Midilli ✓
- D) Gökçeada
- E) Rodos
Lozan Antlaşması ile Midilli, Sakız, Sisam gibi Ege adaları Yunanistan'a bırakılmıştır. Rodos ve Onikiadalar İtalya'da kaldı; İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada ise Türkiye'ye bırakılan adalardandır.
4. Lozan Antlaşması'na göre Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesi hangi esasa göre yapılmıştır?
- A) Coğrafi bölge
- B) Irk
- C) Kültür
- D) Din ✓
- E) Dil
Lozan Antlaşması'nda öngörülen Türk-Yunan nüfus mübadelesi dil veya ırk esasına göre değil, din esasına göre gerçekleştirilmiştir. Buna göre Türkiye'deki Rum Ortodoks Hristiyanlar Yunanistan'a, Yunanistan'daki Müslümanlar ise Türkiye'ye göç etmiştir.
5. Lozan Antlaşması ile Boğazlar meselesinde hangi karar alınmıştır?
- A) Boğazlar Milletler Cemiyeti'nin kontrolüne verilmiştir.
- B) Boğazlar, uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılmıştır. ✓
- C) Boğazlar tamamen Türkiye'nin egemenliğine bırakılmıştır.
- D) Boğazlar üzerinde Sovyet Rusya'ya ortak yönetim hakkı tanınmıştır.
- E) Boğazlar İngiltere'nin gözetiminde tutulmuştur.
Lozan Antlaşması ile Boğazlar, içinde Türkiye'nin de bulunduğu uluslararası bir Boğazlar Komisyonu'nun denetimine bırakılmıştır. Bu durum Türkiye için eksiklik olarak görülmüş; tam egemenlik ancak 1936 Montrö Sözleşmesi ile sağlanmıştır.
6. Mudanya Ateşkesi'nin önemi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A) Büyük Taarruz'un başlangıcını oluşturur.
- B) Kapitülasyonların kaldırıldığını tescil eden belgedir.
- C) Osmanlı Devleti'nin resmen sona erdiğinin ilanıdır.
- D) Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan ilk antlaşmadır.
- E) Kurtuluş Savaşı'nın siyasi zaferini simgeler. ✓
Mudanya Ateşkesi, Büyük Taarruz ve ardından gelen askeri zaferin sona ermesinin ve Kurtuluş Savaşı'nın siyasi aşamasına geçilmesinin simgesidir. Lozan Konferansı'nın önünü açmış; askeri zafer bu antlaşmayla siyasi platforma taşınmıştır.
7. Lozan Antlaşması hangi tarihte imzalanmıştır?
- A) 11 Ekim 1922
- B) 24 Temmuz 1922
- C) 1 Kasım 1922
- D) 24 Temmuz 1923 ✓
- E) 29 Ekim 1923
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lozan şehrinde imzalanmıştır. 11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkesi'nin, 29 Ekim 1923 ise Cumhuriyet'in ilan edildiği tarihtir.
8. Lozan Antlaşması görüşmelerinde Türkiye'nin baş delegesi kimdir?
- A) Rauf Orbay
- B) Mustafa Kemal Paşa
- C) İsmet Paşa ✓
- D) Ali Fuat Cebesoy
- E) Tevfik Paşa
Lozan Konferansı'nda Türkiye'yi İsmet Paşa (İnönü) temsil etmiş ve baş delege olarak antlaşmayı imzalamıştır. İsmet Paşa'nın kararlı tutumu, özellikle kapitülasyonlar ve Boğazlar gibi kritik konularda müzakere sürecini yönlendirmiştir.
9. Lozan Antlaşması ile aşağıdakilerden hangisi kesin olarak kaldırılmıştır?
- A) Boğazlar üzerindeki kısıtlamalar
- B) Azınlıklara tanınan tüm haklar
- C) Osmanlı hanedanının hakları
- D) Kapitülasyonlar ✓
- E) Duyun-u Umumiye
Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar kesin olarak ve tartışmasız biçimde kaldırılmıştır. Bu, Türkiye'nin tam bağımsızlığı açısından en önemli kazanımlardan biridir. Duyun-u Umumiye ise Osmanlı borçlarının düzenlenmesine ilişkin olup Lozan'da paylaşım esasları belirlendi, doğrudan kaldırılmadı.
10. Mudanya Ateşkes Antlaşması'na göre Doğu Trakya'nın yönetimi nasıl düzenlenmiştir?
- A) Doğu Trakya 30 gün içinde Türk yönetimine devredilecektir. ✓
- B) Doğu Trakya İtilaf Devletleri'nin yönetiminde kalmıştır.
- C) Doğu Trakya'da plebisit yapılması kararlaştırılmıştır.
- D) Doğu Trakya Milletler Cemiyeti manda yönetimine verilmiştir.
- E) Doğu Trakya Yunanistan'a bırakılmıştır.
Mudanya Ateşkes Antlaşması'na göre Yunan kuvvetleri Doğu Trakya'yı 30 gün içinde boşaltacak ve bölge İtilaf kuvvetleri aracılığıyla Türkiye'ye devredilecekti. Bu düzenleme Türkiye'nin Anadolu dışında da toprak kazanmasını sağlamıştır.
11. Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922) müzakerelerinde İngiltere, Fransa ve İtalya'nın ayrı ayrı temsil edilmesi, Yunanistan'ın ise yalnızca İngiliz delegasyonu aracılığıyla sürece dahil edilmesi; hangi temel diplomatik gerçekliğin ürünüdür?
- A) Yunanistan'ın Anadolu'daki askeri yenilgisinin ardından hukuki ehliyetini yitirmiş sayılması
- B) İtilaf devletlerinin kendi aralarında Yunanistan'ın taraf sıfatını tanımayan bir protokol imzalamış olması
- C) Fransız ve İtalyan hükümetlerinin Yunanistan'ı resmen işgalci güç ilan etmiş olması
- D) Yunanistan'ın fiilen savaşı kaybetmesi nedeniyle Batı Anadolu üzerindeki iddiasından vazgeçmiş görünmesinin İngiltere'yi tek muhatabı konumuna düşürmesi ✓
- E) Türk tarafının yalnızca İngiliz muhataplarıyla masaya oturacağını önceden şart koşmuş olması
Mudanya görüşmelerinde Yunanistan, İngiliz delegasyonu aracılığıyla sürece dahil edilmiştir. Bunun temel nedeni, Yunan ordusunun Büyük Taarruz sonunda fiilen dağılmış olması ve Batı Anadolu üzerindeki fiili varlığının sona ermesidir; bu durum İngiltere'yi Yunanistan adına tek gerçek muhatap konumuna getirmiştir. Fransa ve İtalya Anadolu'daki askerlerini çoktan çekmiş, Yunanistan'ı diplomatik olarak yalnız bırakmıştı. Hukuki ehliyet kaybı ya da protokol gibi formel düzenlemeler söz konusu değildir; mesele fiili güç dengesiyle ilgilidir.
12. Lozan Konferansı'nda Türk heyetinin, kapitülasyonların yalnızca kaldırılmasını değil; geçmişe etkili biçimde de geçersiz sayılmasını talep etmesi hangi hukuki ilkeyle çeliştiği için Batılı devletlerce reddedilmiştir?
- A) Uti possidetis juris ilkesi
- B) Rebus sic stantibus ilkesi
- C) Pacta sunt servanda ilkesi ✓
- D) Ex post facto yasak ilkesi
- E) Non bis in idem ilkesi
Kapitülasyonların geriye dönük olarak geçersiz sayılması talebi; Batılı devletlerce 'pacta sunt servanda' (sözleşmelere uyulmalıdır) ilkesi gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu ilkeye göre devletler kendi rızalarıyla imzaladıkları antlaşmalarla bağlıdır ve bu antlaşmalar geçmişe etkili olarak ihlal edilemez. Türk tarafı ise kapitülasyonları baştan itibaren eşitsiz ve gayrimeşru saydığı için bu ilkeyi kabul etmemiş; ancak sonuçta yalnızca ileriye dönük kaldırma sağlanabilmiştir. Rebus sic stantibus (koşulların değişmesi) da bu bağlamda tartışılmış olmakla birlikte, Batılı reddin dayandığı asıl ilke pacta sunt servanda'dır.
13. Lozan Antlaşması'nda Musul meselesinin kesin çözüme kavuşturulamamasının temel diplomatik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Musul halkının kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde yapılacak referanduma kadar statükonun korunmasına karar verilmesi
- B) Fransa'nın arabulucu sıfatıyla Musul'u geçici yönetimi altına alması
- C) Türk ve İngiliz delegasyonlarının dokuz aylık ikili müzakere süreci için uzlaşması, antlaşmaya bunun sonuçlandırılamaması hâlinde meselenin Milletler Cemiyeti'ne taşınacağını öngören bir madde eklenmesi ✓
- D) Türkiye'nin Musul üzerinde herhangi bir hak iddiasında bulunmamış olması
- E) İngiltere'nin Musul'u Milletler Cemiyeti'ne devretme önerisinin kabul görmesi
Lozan'da Musul sorunu çözülememiş; antlaşmaya göre Türkiye ile İngiltere, imzadan itibaren dokuz ay içinde ikili görüşmelerle meseleyi sonuçlandıracaktı. Görüşmeler (1924 Haliç Konferansı) başarısızlıkla sonuçlanınca konu Milletler Cemiyeti'ne taşındı; Cemiyet 1925'te Musul'u İngiliz mandası Irak'a bağladı. Türkiye bunu 1926 Ankara Antlaşması ile resmen kabul etmek zorunda kaldı. Bu süreç, Lozan'ın Musul'u askıya alan yapısından doğrudan kaynaklanmaktadır.
14. Lozan Barış Konferansı'nda (1922-23) İsmet Paşa liderliğindeki Türk heyetinin, Düyun-u Umumiye idaresinin kaldırılmasına ilişkin müzakerelerde öne sürdüğü temel hukuki argüman neydi ve bu argüman ne ölçüde kabul gördü?
- A) Osmanlı borçlarının hileli yollarla oluşturulduğu ve bu nedenle Türkiye tarafından tanınmaması gerektiği savunuldu; tümüyle reddedildi.
- B) Borçların savaş koşullarında zorla kabul ettirildiği ve egemenlik ilkesini ihlal ettiği öne sürüldü; Düyun-u Umumiye kaldırılmakla birlikte borç yükümlülükleri muhafaza edildi. ✓
- C) Osmanlı borçlarının savaş tazminatı niteliği taşıdığı ve galip devletlere yüklenmesi gerektiği ileri sürüldü; kısmen kabul gördü.
- D) İngiliz ve Fransız bankaların borçlardan haksız komisyon aldığı ispatlandı; bu nedenle borçların silinmesine karar verildi.
- E) Osmanlı borçlarının Türkiye Cumhuriyeti'nin halefiyet ilkesi çerçevesinde devralamayacağı savunuldu; Batılılar bu ilkeyi kabul etti.
Türk heyeti, Düyun-u Umumiye'nin Osmanlı'nın mali egemenliğini ihlal ettiğini ve borçların emperyalist baskıyla kabul ettirildiğini savundu. Uzun pazarlıklar sonucunda Düyun-u Umumiye idaresi kaldırıldı; ancak Osmanlı borçlarının tümden silinmesi mümkün olmadı. Borçlar, Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında bölüşüldü ve Türkiye üzerine düşen payı taksitler hâlinde ödemeyi kabul etti. Bu sonuç, Türk tarafının tam istediği değil, önemli bir uzlaşıydı: egemenlik kazanıldı ama mali yükümlülükler tamamen bertaraf edilemedi.
15. Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından (11 Ekim 1922) yalnızca on dört gün sonra Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922); bu iki olay arasındaki ilişki açısından en isabetli yorum hangisidir?
- A) Mustafa Kemal, Mudanya'da kazanılan diplomatik prestiji kullanarak Saltanatı kaldırmak için gerekli meclis çoğunluğunu sağladı ve böylece Lozan'a gidecek heyetin Osmanlı yerine yalnızca TBMM adına konuşmasını güvence altına aldı. ✓
- B) Mudanya, Osmanlı Devleti'ni fiilen sona erdirdiği için Saltanatın kaldırılması teknik bir düzeltmeden ibaretti.
- C) İki olay arasında doğrudan bir nedensellik bağı yoktur; Saltanatın kaldırılması Temsil Heyeti'nin 1919'dan beri planladığı bağımsız bir süreçtir.
- D) İtilaf devletleri, Lozan görüşmelerine yalnızca ulusal hükümetle muhatap olmak istediklerini açıkladığı için Saltanat ilga edilmek zorunda kalındı.
- E) Saltanatın kaldırılması Mudanya'nın bir ön koşuluydu; ancak kamuoyundan gizlendi.
Mudanya zaferinin ardından İtilaf devletleri hem TBMM hükümetini hem de İstanbul'daki Osmanlı hükümetini Lozan'a davet etti. Bu durum, iki ayrı Türk heyetinin çelişkili tutumlarla konferansa katılacağı anlamına geliyordu. Mustafa Kemal, Mudanya'nın yarattığı siyasi momentum ve meclisteki güçlenmiş konumunu kullanarak Saltanatı kaldırdı; böylece Osmanlı hükümeti tasfiye edildi ve Lozan'a yalnızca TBMM heyeti gidebildi. Bu, hem iç siyasi bir hamle hem de Lozan müzakerelerine zemin hazırlayan stratejik bir adımdı.
16. Lozan Antlaşması'nda Boğazlar rejimine ilişkin düzenleme, 1936 Montrö Sözleşmesi'yle köklü biçimde değiştirilmiştir. Bu değişikliğin gerçekleşmesini mümkün kılan temel konjonktürel faktör neydi?
- A) Milletler Cemiyeti'nin Lozan rejimini kendiliğinden geçersiz ilan etmesi
- B) İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve ardından gelen uluslararası güvenlik bunalımının büyük güçleri yeni düzenlemelere razı etmesi, Türkiye'nin ise bu ortamda Batı desteğini siyasi bir koz olarak kullanması ✓
- C) Sovyetler Birliği'nin Boğazlar üzerinde ortak egemenlik talep etmesi ve bu talebin Batılı devletleri Türkiye'ye taviz vermeye zorlaması
- D) Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'na katılarak Boğazlar üzerinde fiili kontrol kurması
- E) Lozan Antlaşması'nın 12. yılında otomatik revizyon hükmünü işletmesi
1930'ların ortasında İtalya'nın Habeşistan'ı işgali (1935-36) uluslararası kolektif güvenlik sistemini sarstı ve büyük güçler arasında yeniden silahlanma ve ittifak arayışlarını hızlandırdı. Türkiye bu konjonktürü ustaca değerlendirdi: hem İngiltere ve Fransa'yı Sovyet tehdidine karşı güvence olarak gösterdi hem de Almanya'nın yükselen tehdidini bahane etti. 1936 Montrö Konferansı'nda Türkiye, Boğazlar'daki yeniden silahlanma ve egemenlik haklarını geri kazandı; uluslararası komisyon kaldırılarak denetim Türkiye'ye verildi. Lozan'da otomatik revizyon hükmü yoktur; bu değişim tamamen siyasi konjonktürün ürünüdür.
17. Lozan Antlaşması müzakerelerinde İsmet Paşa'nın sağırlığını diplomatik bir avantaja dönüştürdüğü yönünde yaygın bir kanaat vardır. Bu değerlendirmenin ötesinde, İsmet Paşa'nın müzakere taktikleri incelendiğinde hangi yaklaşımın Türk tarafına en somut diplomatik kazanımı sağladığı söylenebilir?
- A) Sovyetler Birliği ile yakınlaşma tehdidini sürekli gündemde tutarak İngiliz delegasyonunu tavize zorlamak
- B) Fransız ve İtalyan delegasyonlarını özel kanallarla kazanarak İngiliz tarafını azınlıkta bırakmak
- C) Görüşmeleri kasıtlı olarak tıkayarak İngiltere ile Fransa arasındaki çıkar çatışmalarının derinleşmesini beklemek
- D) Kapitülasyonlar ve azınlık hakları gibi egemenlik meselelerinde hiçbir esneklik göstermeyerek büyük güçleri fiili durumu kabul etmeye zorlamak ✓
- E) Görüşmeleri çökme noktasına taşıyıp ardından ani geri adımlarla karşı tarafı dengesizleştirmek
İsmet Paşa'nın en belirleyici taktiği, egemenlikle doğrudan ilişkili konularda (kapitülasyonlar, yabancı okullar, azınlık statüsü, Düyun-u Umumiye) mutlak bir esneksizlik sergilemekti. Karşı taraf bu konularda yumuşama beklerken İsmet Paşa görüşmelerin çökmesini göze alarak diretmeyi sürdürdü; nitekim Şubat 1923'te konferans fiilen kesildi. Bu inadın sonucunda İngiltere ve müttefikleri, Türkiye'nin askeri zaferinin yarattığı fiili durumu diplomatik zemine taşımak zorunda kaldı. Sovyet kartı da kullanılmış olmakla birlikte, en tutarlı ve sonuç doğuran taktik egemenlik meselelerindeki sıfır taviz tutumuydu.
18. Lozan Antlaşması'nın (24 Temmuz 1923) Sevr Antlaşması'ndan (10 Ağustos 1920) en köklü biçimde ayrıştığı hukuki unsur; Türkiye'nin Sevr'de kabul etmek zorunda kaldığı ama Lozan'da tamamen ortadan kaldırdığı hangi denetim mekanizmasıdır?
- A) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sayı ve donanım bakımından sınırlandırılması
- B) Uluslararası tahkim zorunluluğu
- C) İstanbul ve Boğazlar üzerindeki ortak müttefik idaresi
- D) Azınlıkların Milletler Cemiyeti denetimine tabi tutulması
- E) Kapitülasyonlar ve bununla bağlantılı yabancı yargı yetkisi ✓
Sevr'in en ağır ve kalıcı egemenlik kısıtlaması, yüzyıllardır süregelen kapitülasyonların genişletilerek sürdürülmesi ve yabancı ülkelerin kendi vatandaşları üzerinde Osmanlı mahkemelerinden bağımsız yargı yetkisi kullanmasıydı. Bu sistem mali, ticari ve yargısal egemenliği fiilen ortadan kaldırıyordu. Lozan'da kapitülasyonlar tamamen ve kayıtsız şartsız kaldırıldı; yabancı yargı yetkisi sona erdi, karma mahkemeler düşürüldü. Azınlık denetimi, askerî kısıtlamalar ve Boğazlar rejimi de Lozan'da değişti; ancak hiçbirinin Sevr'e kıyasla bu denli köklü ve meşruiyet zedeleyici bir denetim boyutu yoktu.
19. Lozan görüşmelerinde Türk-Yunan nüfus mübadelesi meselesinde 'zorunlu mübadele' ilkesinin benimsenmesine karşı çıkan ve 'gönüllülük esası'nı savunan taraf ile bu itirazın neden sonuçsuz kaldığına ilişkin en doğru değerlendirme hangisidir?
- A) Nansen Komisyonu gönüllülük esasını önerdi; ancak Türk tarafının bunu reddetmesi üzerine zorunlu mübadele benimsendi.
- B) Yunanistan zorunlu mübadeleye karşı çıktı; ancak Türk tarafının üstün askeri konumu nedeniyle bu itirazdan vazgeçmek zorunda kaldı.
- C) Yunan hükümeti başlangıçta gönüllülük esasını savundu; ancak Anadolu'dan göç etmek zorunda kalan yaklaşık 1,2 milyon mültecinin yol açtığı insani ve mali kriz, zorunlu mübadelenin daha öngörülebilir bir demografik tablo yaratacağını kabul ettirdi. ✓
- D) İngiltere zorunlu mübadeleye karşıydı; Fransa'nın baskısıyla gönüllü ilkesinden vazgeçildi.
- E) Ekümenik Patrikane ve Rum Ortodoks cemaati zorunlu mübadeleye karşı çıktı; fakat büyük güçler pasif kaldığı için bu itiraz dikkate alınmadı.
Yunan hükümeti başlangıçta zorunlu mübadele yerine gönüllülük ilkesini tercih etti; zira bu sayede Rum cemaatinin Anadolu'da bir kısmını tutabileceğini umuyordu. Ancak Büyük Taarruz'un ardından Ege ve Anadolu'dan kaçan yaklaşık 1-1,2 milyon Rum mülteci fiilen göç etmişti bile; gönüllülük esasının bu kitleye uygulanması imkânsızdı. Yunanistan bu insani ve mali felaketi kontrollü bir demografik düzene kavuşturmak için zorunlu mübadeleyi kabul etti. Fridtjof Nansen'in aracılığı süreci kolaylaştırdı; ancak temel baskı faktörü Yunan tarafının mülteci kriziyle başa çıkamama gerçeğiydi.
20. Lozan Antlaşması'nın 38-44. maddeleri azınlıkların korunmasına ilişkin hükümler içermektedir. Bu hükümler çerçevesinde 'Türkiye'deki gayrimüslim azınlıklar' ile 'Yunanistan'daki Müslüman azınlık' arasındaki asimetrik tanımlamanın, sonraki on yıllarda hangi somut hukuki ve demografik sonucu doğurduğu en doğru biçimde ifade edilmiştir?
- A) Dini kimlik kriteri, Yunanistan'daki Türk/Müslüman azınlık ile Türkiye'deki Rum/Hristiyan azınlığın iç içe geçmesine yol açtı; bu durum 1955 İstanbul pogromu gibi olaylarda azınlıkların antlaşma güvencelerini fiilen kullanamamasının zeminini hazırladı. ✓
- B) Dini kimlik temelli tanımlama yalnızca anlık bir uzlaşıydı; 1930 Türk-Yunan Dostluk Antlaşması bu tanımlamayı etnik kimliğe dayalı olarak revize etti.
- C) Lozan'daki azınlık hükümleri Milletler Cemiyeti güvencesiyle desteklendiğinden, Cemiyet'in dağılmasına (1946) kadar tam anlamıyla işletildi.
- D) Dini kimlik üzerinden yapılan tanımlama, etnik ve dilsel farklılıkları göz ardı ettiği için Lozan sonrasında her iki ülkede de azınlıkların asimilasyonu kolaylaştı ve antlaşma kâğıt üzerinde kaldı.
- E) Türkiye'deki azınlıkların dini değil etnik temelde tanımlanmış olması, Kürt ve Ermeni toplulukların hukuki güvence altına alınmasını sağladı.
Lozan'da azınlıklar dini kimlik üzerinden tanımlandı: Türkiye'dekiler 'gayrimüslim', Yunanistan'dakiler 'Müslüman' olarak sınıflandırıldı. Bu yaklaşım etnik ve dilsel farkları örten bir soyutlama yarattı. Pratik sonucu ise kritik anlarda azınlıkların antlaşma güvencelerini hayata geçirememesiydi. 1955 İstanbul pogromu, Rum Ortodoks nüfusunun Lozan güvenceleri bulunmasına karşın sistematik şiddete maruz kalması bakımından bu çelişkinin en çarpıcı örneğidir. Ata Türklerin İstanbul'daki Rum nüfusu 1923'teki yaklaşık 100.000'den 1960'lara gelindiğinde birkaç bine düşmüştür; antlaşma hükümleri fiilen işlevsiz kalmıştır.
21. Mudanya Mütarekesi hangi tarihte imzalanmıştır?
- A) 11 Ekim 1921
- B) 30 Ekim 1918
- C) 1 Kasım 1922
- D) 11 Ekim 1922 ✓
- E) 24 Temmuz 1923
Mudanya Mütarekesi, 11 Ekim 1922'de Türk, İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilciler arasında imzalanmıştır. 30 Ekim 1918 Mondros, 24 Temmuz 1923 ise Lozan Antlaşması'nın tarihidir.
22. Mudanya Mütarekesi'ni Türkiye adına kim imzalamıştır?
- A) Mustafa Kemal Paşa
- B) Refet Bele
- C) Kâzım Karabekir Paşa
- D) Ali Fuat Cebesoy
- E) İsmet Paşa ✓
Mudanya Mütarekesi Türkiye adına İsmet Paşa (İnönü) tarafından imzalanmıştır. İsmet Paşa aynı zamanda Lozan Antlaşması'nı da imzalamıştır.
23. Mudanya Mütarekesi'ne göre Doğu Trakya'nın boşaltılması için Yunanistan'a kaç günlük süre tanınmıştır?
- A) 45 gün
- B) 30 gün
- C) 15 gün ✓
- D) 10 gün
- E) 7 gün
Mudanya Mütarekesi'ne göre Yunanistan, Doğu Trakya'yı 15 gün içinde boşaltacak; bu bölge İtilaf Devletleri'ne teslim edilecek, ardından Türk yönetimine bırakılacaktı.
24. Lozan Antlaşması'nı Türkiye adına kim imzalamıştır?
- A) Ali Fuat Cebesoy
- B) Fevzi Çakmak
- C) Rauf Orbay
- D) Mustafa Kemal Paşa
- E) İsmet Paşa ✓
Lozan Antlaşması Türkiye adına İsmet Paşa (İnönü) tarafından imzalanmıştır. İsmet Paşa, Mudanya Mütarekesi'ni de imzalamış olup Türk diplomasisinin bu kritik döneminin simgesi hâline gelmiştir.
25. Lozan Antlaşması'na göre aşağıdaki topraklardan hangisi Türkiye'ye bırakılmıştır?
- A) Doğu Trakya ✓
- B) Meis Adası
- C) Onikiadalar
- D) Rodos
- E) Kıbrıs
Lozan Antlaşması'na göre Doğu Trakya Türkiye'ye bırakılmıştır. Onikiadalar ve Rodos İtalya'ya, Kıbrıs İngiltere'ye bırakılmış; Meis ise İtalya'da kalmıştır.