menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - mudanya lozan (Bölüm 3)

TARIH - mudanya lozan (Bölüm 3)

Soru 1 / 25

Lozan Konferansı iki aşamada gerçekleşmiştir. İkinci aşamanın açılmasına neden olan temel kırılma noktası aşağıdakilerden hangisidir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Lozan Konferansı iki aşamada gerçekleşmiştir. İkinci aşamanın açılmasına neden olan temel kırılma noktası aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Türkiye'nin Yunanistan'dan savaş tazminatı talep etmesi
    • B) Kapitülasyonlar ve yabancı okullar konusunda uzlaşılamayarak konferansın Şubat 1923'te askıya alınması
    • C) Fransa ile Türkiye arasında petrol gelirlerinin paylaşımı konusundaki anlaşmazlık
    • D) İsmet Paşa'nın Lozan'dan ayrılarak Ankara'ya dönmesi ve yeni talimat beklemesi
    • E) Musul meselesi üzerinde anlaşmazlığa düşülmesi

    Lozan Konferansı'nın birinci aşaması Kasım 1922'de başlamış, Şubat 1923'te kapitülasyonlar, yabancı okullar ve azınlık hakları gibi konularda tam uzlaşı sağlanamadığı için konferans kesilmiştir. Haziran 1923'te yeniden toplanan ikinci aşamada müzakereler sürdürülmüş ve 24 Temmuz 1923'te antlaşma imzalanmıştır. Musul meselesi ise Lozan'da çözüme kavuşturulamamış, 9 ay içinde ikili görüşme yapılması kararlaştırılmıştır.

  2. 2. Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin Yunanistan'dan herhangi bir savaş tazminatı alamamasının temel gerekçesi olarak kabul edilen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Karaağaç ve çevresinin tazminat karşılığı Türkiye'ye bırakılması
    • B) Türkiye'nin Yunanistan'daki Rum mülklerini tazminat yerine sayması
    • C) İngiltere'nin Türkiye'nin tazminat talebini veto etmesi
    • D) Yunanistan'ın ekonomik açıdan çökmüş olması ve ödeme gücünden yoksun bulunması
    • E) Nüfus mübadelesi kapsamında Türkiye'nin tazminattan feragat etmesi

    Lozan müzakerelerinde Yunanistan'ın Türkiye'ye savaş tazminatı ödemesi gündeme gelmiş; ancak bunun yerine Karaağaç ve çevresi (Edirne'nin batısındaki stratejik bölge) sembolik bir tazminat karşılığı olarak Türkiye'ye bırakılmıştır. Böylece Türkiye nakit tazminat alamasa da Karaağaç'ı kazanmıştır. Bu toprak, Batı Trakya'ya geçişi kolaylaştıran önemli bir demiryolu kavşağını barındırmaktadır.

  3. 3. Lozan Antlaşması'nın Boğazlar rejimine ilişkin hükümleri değerlendirildiğinde, antlaşmanın Türkiye açısından yarattığı en önemli kısıtlama aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Boğazların yönetiminin Milletler Cemiyeti bünyesinde uluslararası bir komisyona devredilmesi ve Boğaz bölgesinin askerden arındırılması
    • B) Türkiye'nin Boğazlar üzerinde hiçbir egemenlik hakkı tanınmaması
    • C) Karadeniz'e kıyısı olmayan devletlerin Boğazlardan geçişinin yasaklanması
    • D) Türk savaş gemilerinin Boğazlardan geçişinin belirli koşullara bağlanması
    • E) Boğazlardaki gümrük ve vergi gelirlerinin İngiltere ile paylaşılması

    Lozan'da Boğazlar meselesi Türkiye'nin tam istediği biçimde sonuçlanmamıştır. Boğazların yönetimi, Türk başkanlığında olmakla birlikte yabancı üyeleri de içeren uluslararası bir Boğazlar Komisyonu'na bırakılmış; Boğaz çevresi askerden arındırılmıştır. Bu durum Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini kısıtlamıştır. Söz konusu eksiklik ancak 1936'daki Montrö Sözleşmesi ile giderilmiş, Boğazlar tam anlamıyla Türk egemenliğine geçmiştir.

  4. 4. Lozan Antlaşması ile belirlenen Türk-Yunan nüfus mübadelesi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Mübadele dini değil etnik kökene göre belirlenmiştir.
    • B) İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri mübadelenin dışında tutulmuştur.
    • C) İstanbul Rumları mübadeleye dahil edilmiş, Batı Trakya Türkleri dışarıda bırakılmıştır.
    • D) Mübadele gönüllülük esasına dayandırılmış, zorunlu göç öngörülmemiştir.
    • E) Mübadele yalnızca Ege adalarındaki nüfusları kapsamıştır.

    Lozan nüfus mübadelesi dini kimlik esas alınarak düzenlenmiştir: Anadolu'daki Ortodoks Hristiyanlar Yunanistan'a, Yunanistan'daki Müslümanlar Türkiye'ye gönderilmiştir. Mübadele zorunluydu. Önemli istisnalar arasında İstanbul'daki Rum Ortodoks nüfus ile İmroz ve Bozcaada sakinleri, ve Batı Trakya'daki Müslüman Türkler yer almaktaydı; bu gruplar mübadelenin dışında tutuldu. Dolayısıyla doğru ifade B şıkkıdır.

  5. 5. Lozan Konferansı'nda Türkiye'yi temsil eden İsmet Paşa'nın müzakere sürecinde ciddi bir dezavantaj oluşturan kişisel özelliği ve bu durumun nasıl aşıldığı konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) İsmet Paşa konferans boyunca Ankara ile hiç iletişim kuramadığından kararları tek başına almak zorunda kalmıştır.
    • B) İsmet Paşa diplomasi deneyiminden yoksun olduğundan Rıza Nur müzakereleri fiilen yönetmiştir.
    • C) İsmet Paşa Fransızca bilmediğinden çevirmenler aracılığıyla müzakere etmiş, bu durum süreçleri yavaşlatmıştır.
    • D) İsmet Paşa'nın işitme güçlüğü bulunuyordu; karşı tarafın söylediklerini tam anlayamamasını bu durumu lehine çevirerek zaman kazanma taktiği olarak kullandığı ileri sürülmektedir.
    • E) İsmet Paşa'nın asker kimliği, sivil diplomatik müzakerelerde onu etkisiz kılmıştır.

    İsmet Paşa'nın işitme güçlüğü tarihsel kaynaklarda sıkça yer almaktadır. Pek çok tarihçi, onun bu özelliğini zaman zaman stratejik biçimde kullandığını, duymadığını ya da anlamadığını söyleyerek tekrar talep ettiğini ve bu yolla müzakerelerde zaman kazandığını aktarmaktadır. Onun ısrarcı, sabırlı ve yıpratma taktiğine dayanan müzakere üslubu Lozan'ın kazanılmasında belirleyici olmuştur.

  6. 6. Misak-ı Millî sınırlarıyla kıyaslandığında Lozan Antlaşması'nın Türkiye açısından en önemli toprak kaybı olarak değerlendirilen konu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Onikiadalar'ın İtalya'da kalması
    • B) Musul vilayetinin antlaşma kapsamı dışında tutularak belirsizliğe sürüklenmesi
    • C) Kıbrıs'ın İngiltere'de kalması
    • D) Hatay'ın Fransa mandası altındaki Suriye'ye bağlanması
    • E) Batı Trakya'nın Yunanistan'da bırakılması

    Misak-ı Millî, Musul vilayetini Türk vatanının ayrılmaz parçası olarak belirlemiştir. Lozan'da bu mesele çözüme kavuşturulamadı; 9 ay içinde Türkiye ile İngiltere arasında ikili görüşme yapılması kararlaştırıldı. Görüşmelerden sonuç alınamadı ve sorun Milletler Cemiyeti'ne taşındı; Cemiyet 1925'te Musul'un Irak'ta (İngiltere mandası) kalmasına hükmetti. Bu sonuç, Misak-ı Millî hedefleri açısından Lozan'ın en ağır kaybı olarak değerlendirilmektedir.

  7. 7. Lozan Antlaşması görüşmelerinde Türkiye, Osmanlı dönemine ait dış borçların (Düyun-u Umumiye) nasıl paylaştırılacağı meselesinde hangi tutumu benimsemiştir?

    • A) Osmanlı borçlarının tamamını üstlenerek alacaklı devletlerle uzun vadeli ödeme planı yapmayı kabul etmiştir.
    • B) Osmanlı borçlarını tanımayı kesinlikle reddetmiş ve bu borçların savaşı kazanan devletlerce üstlenilmesi gerektiğini savunmuştur.
    • C) Osmanlı borçları karşılığında Anadolu'daki yabancı şirket varlıklarının müsaderesini önermiştir.
    • D) Osmanlı borçlarının, Osmanlı topraklarını devralan devletler arasında orantılı biçimde bölüştürülmesini savunmuş; Türkiye'nin payını ödemeyi kabul etmiştir.
    • E) Osmanlı borçlarını yalnızca Almanya ve Avusturya'ya karşı tanımayı reddetmiş, diğer alacaklılara karşı yükümlülüğünü sürdürmüştür.

    Türkiye, Lozan'da Osmanlı borçlarını tamamen reddetmek yerine gerçekçi bir tutum benimsedi: Borçların Osmanlı'dan toprak devralan devletler arasında paylaştırılması ilkesini savundu. Buna göre her devlet, devraldığı toprakların ekonomik değeriyle orantılı bir borç yüklenecekti. Türkiye kendi payını kabul etti; uzun vadeli ve taksitli ödeme koşulları müzakere edildi. Bu yaklaşım, Türkiye'nin tüm borcu üstlenmesini engelledi.

  8. 8. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada İstanbul ve Boğazlar bölgesinin statüsüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) İstanbul'un yönetimi, antlaşmanın imzalanmasıyla TBMM hükümetine bırakılmış; ancak Boğazlar müttefik denetiminde kalmıştır.
    • B) Boğazlar, Milletler Cemiyeti'nin geçici denetimine alınmıştır.
    • C) Antlaşmayla birlikte İstanbul derhal Türk yönetimine devredilmiştir.
    • D) İstanbul ve Boğazlar müttefik işgali altında kalmaya devam etmiş; kesin statü Lozan'a bırakılmıştır.
    • E) İstanbul, Osmanlı hükümeti aracılığıyla idari açıdan Türkiye'ye iade edilmiştir.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması, Doğu Trakya'nın Türkiye'ye bırakılmasını kararlaştırmış; ancak İstanbul ve Boğazlar üzerinde kesin bir çözüm getirmemiştir. İstanbul ve Boğazlar, müttefik işgali altında kalmayı sürdürmüş; kalıcı statü Lozan Konferansı'na havale edilmiştir. İstanbul, Türk ordusu tarafından ancak 6 Ekim 1923'te, yani antlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından resmen teslim alınmıştır.

  9. 9. Lozan Antlaşması'nın azınlıklara ilişkin hükümlerine göre, İstanbul'daki Rum Ortodoks cemaati için tanınan ve diğer azınlıklara tanınmayan özel güvencenin temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İstanbul Rumlarına kendi mahkemelerini kurma ve ayrı vergi ödeme yetkisi verilmiştir.
    • B) İstanbul Rumlarına Türk nüfus sayımlarından muafiyet hakkı tanınmıştır.
    • C) İstanbul Rumları nüfus mübadelesinin dışında tutulmuş ve yerleşik oldukları yerde yaşamayı sürdürme hakkını elde etmiştir.
    • D) İstanbul Rumlarına Türk vatandaşlığından bağımsız ayrı bir hukuki statü tanınmıştır.
    • E) İstanbul Rum cemaatinin mülkleri uluslararası güvence altına alınmış ve müsadere edilemez sayılmıştır.

    Lozan Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen Türk-Yunan nüfus mübadelesi, kural olarak zorunlu ve dini kimliğe dayalıydı. Ancak İstanbul'daki Rum Ortodokslar (1918 öncesinde İstanbul'da yerleşik olanlar) ile İmroz ve Bozcaada sakinleri bu zorunlu mübadelenin dışında bırakıldı. Karşılıklı olarak Batı Trakya'daki Müslümanlar da mübadeleden muaf tutuldu. Bu düzenleme, söz konusu toplulukların yaşadıkları yerde kalmalarına olanak tanıdı.

  10. 10. Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde TBMM'nin İtilaf Devletleri'nden herhangi biriyle ayrı barış görüşmesi yürütmesi, diğer İtilaf güçleri üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmuştur. Bu çerçevede Fransa ile imzalanan ve İtilaf cephesinde çatlak yaratan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Alexandroupoli Protokolü (1922)
    • B) Moskova Antlaşması (1921)
    • C) Kars Antlaşması (1921)
    • D) Ankara Antlaşması (1921)
    • E) Sevr Antlaşması (1920)

    Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması (Franklin-Bouillon Antlaşması), Fransa ile TBMM hükümeti arasında akdedilmiştir. Bu antlaşmayla Fransa, Güney Cephesi'nden çekilmiş ve TBMM hükümetini fiilen tanımıştır. Böylece İtilaf cephesindeki birlik bozulmuş; İngiltere tek başına Türkiye'ye karşı tavır sergilemeye devam eden güç konumuna düşmüştür. Antlaşma, Lozan'a giden süreçte Türk diplomasisinin en önemli başarılarından biri olarak değerlendirilmektedir.

  11. 11. Lozan Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında daha önce imzalanmış olan hangi antlaşmanın hükümlerini hukuken geçersiz kılmıştır?

    • A) San Remo Konferansı kararları (1920)
    • B) Sevr Antlaşması (1920)
    • C) Brest-Litovsk Antlaşması (1918)
    • D) Mondros Ateşkes Antlaşması (1918)
    • E) Londra Konferansı tutanakları (1921)

    Sevr Antlaşması (Ağustos 1920), Osmanlı hükümeti tarafından imzalanmış; ancak TBMM tarafından hiçbir zaman tanınmamış ve onaylanmamıştır. Antlaşma, Türkiye'yi küçük bir İç Anadolu devletine dönüştürmeyi öngörüyordu. Kurtuluş Savaşı'ndaki zaferler sonucunda Lozan Antlaşması (1923) Sevr'i tümüyle hükümsüz kılmış ve gerçek anlamda uygulanmadan tarihe karışmasına yol açmıştır. Lozan, Türk tarafının savaşta kazandığı haklarını uluslararası hukukta tescil eden belgedir.

  12. 12. Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra Türkiye, Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini ancak 1936'da hangi uluslararası sözleşmeyle yeniden tesis etmiştir? Bu sözleşmenin Lozan'dan farklılaştığı temel nokta aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Sadabat Paktı; Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki yargı yetkisini kapsaması
    • B) Cenevre Protokolü; yabancı savaş gemilerinin Boğazlardan geçişinin yasaklanması
    • C) Briand-Kellogg Paktı; savaş döneminde Boğaz geçişlerinin Türkiye'nin takdirine bırakılması
    • D) Montrö Sözleşmesi; uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak yönetimin tamamen Türkiye'ye devredilmesi ve Boğaz bölgesinin yeniden silahlandırılmasına izin verilmesi
    • E) Paris Antlaşması; Türkiye'nin NATO üyeliğini güvence altına alması

    1936 Montrö Sözleşmesi, Lozan'la kurulan uluslararası Boğazlar Komisyonu'nu kaldırmış ve Boğazların yönetimini tamamen Türkiye'ye devretmiştir. Aynı zamanda Türkiye'nin Boğaz bölgesini yeniden silahlandırmasına olanak tanımış; ticaret gemileri ile savaş gemilerinin geçişini farklı koşullara bağlayan ayrıntılı hükümler içermiştir. Montrö, Lozan'ın Boğazlar konusundaki eksikliğini gideren ve Türkiye'nin tam egemenliğini tesis eden belgedir.

  13. 13. Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması sürecinde İtilaf Devletleri'nin Türk tarafına sunduğu teklifte, Doğu Trakya'nın Türkiye'ye bırakılması karşılığında Türk kuvvetlerinden ne yapması talep edilmiştir?

    • A) Doğu Trakya'da Yunan sivillerin güvenliğini garanti altına alması
    • B) İstanbul'u derhal işgal etmemesi ve müttefik kuvvetlerin çekilmesini beklemesi
    • C) Boğazların yönetimini geçici olarak İngilizlere bırakması
    • D) Boğazlara asker konuşlandırmaması
    • E) Yunan kuvvetleriyle ayrı bir ikili antlaşma imzalaması

    Mudanya Ateşkesi'nde (11 Ekim 1922) İtilaf Devletleri, Doğu Trakya'nın Türkiye'ye devrini kabul ederken Türk kuvvetlerinin İstanbul ve Boğazlar bölgesine girmemesini, müttefik kuvvetler çekilmeden bu bölgeleri işgal etmemesini talep etmiştir. Bu sayede fiilî barış sağlanana kadar geçiş dönemi yönetimi belirli ilkeler çerçevesinde düzenlenmiştir.

  14. 14. Lozan Antlaşması'nda Boğazlar meselesinin çözümüne ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A) Boğazlar silahsızlandırılmış ve uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılmıştır.
    • B) Türkiye, Boğazları dilediği zaman kapatma yetkisine sahip kılınmıştır.
    • C) Boğazların yönetimi yalnızca İngiltere ve Türkiye arasında paylaştırılmıştır.
    • D) Boğazlar, Milletler Cemiyeti gözetiminde Yunanistan ile ortak yönetilecektir.
    • E) Boğazlar Türkiye'nin tam egemenliğine bırakılmış, yabancı savaş gemilerinin geçişi yasaklanmıştır.

    Lozan Antlaşması'nda Boğazlar silahsızlandırılmış ve başkanlığını Türkiye'nin yaptığı ancak yabancı üyeleri de içeren uluslararası bir Boğazlar Komisyonu'nun denetimine bırakılmıştır. Türkiye'nin tam egemenliği bu konuda kısıtlanmıştır; tam egemenlik ancak 1936 Montrö Sözleşmesi ile sağlanacaktır.

  15. 15. Lozan Konferansı'nda Türk heyetinin başında bulunan İsmet Paşa, aşağıdaki konulardan hangisinde İtilaf Devletleri'nin tekliflerini kesinlikle reddetmiş ve bu durum konferansın geçici olarak kesintiye uğramasına neden olmuştur?

    • A) Nüfus mübadelesinin kapsamı meselesi
    • B) Ermenistan'a toprak verilmesi teklifi
    • C) Boğazların silahsızlandırılması talebi
    • D) Kapitülasyonların kaldırılması meselesi
    • E) Osmanlı borçlarının paylaştırılması sorunu

    Lozan Konferansı Şubat 1923'te İtilaf Devletleri'nin kapitülasyonların kısmen sürdürülmesi yönündeki ısrarı nedeniyle geçici olarak kesintiye uğramıştır. İsmet Paşa, kapitülasyonların tam anlamıyla kaldırılmasını Türkiye'nin vazgeçilmez şartı olarak sunmuş; bu konuda herhangi bir uzlaşmaya yanaşmamıştır. Konferans Nisan 1923'te yeniden başlamış ve Temmuz 1923'te antlaşma imzalanmıştır.

  16. 16. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanırken Yunanistan'ın antlaşmayı başlangıçta imzalamamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yunanistan'ın İngiltere'nin garantisi olmadan antlaşmaya güvenmemesi
    • B) Yunanistan'ın İzmir bölgesinde fiilen denetim altında tuttuğu toprakları kaybetmek istememesi
    • C) Doğu Trakya'yı Türkiye'ye bırakmayı kabul etmek istememesi
    • D) Yunanistan'ın antlaşma şartlarını bizzat Türkiye ile müzakere etmek istemesi
    • E) İtilaf Devletleri'nin Yunanistan'ı müzakere sürecinin dışında tutması

    Mudanya müzakerelerinde Yunanistan, Doğu Trakya'nın Türkiye'ye devredilmesi şartını başlangıçta reddetmiştir. Yunan hükümeti bu toprak kaybını içine sindirememiş ve antlaşmayı ilk etapta imzalamaktan kaçınmıştır. Ancak İtilaf Devletleri'nin baskısıyla Yunanistan da antlaşmayı kabul etmek zorunda kalmıştır.

  17. 17. Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin Osmanlı dış borçlarından üstlendiği pay aşağıdaki ilkelerin hangisine göre belirlenmiştir?

    • A) Borçlar, savaşta kazanan devletlerin Türkiye'ye olan tazminat yükümlülükleriyle mahsup edilmiştir.
    • B) Borçlar, Osmanlı'dan toprak alan devletler arasında elde edilen toprakların Osmanlı bütçesine katkısı esas alınarak paylaştırılmıştır.
    • C) Borçlar, Osmanlı'dan toprak alan devletler arasında nüfus oranına göre paylaştırılmıştır.
    • D) Türkiye, tüm Osmanlı borçlarını tek başına üstlenmiştir.
    • E) Tüm borçlar Milletler Cemiyeti tarafından üstlenilmiş, Türkiye borçtan muaf tutulmuştur.

    Lozan'da Osmanlı dış borçları, Osmanlı'dan toprak kazanan devletler arasında söz konusu toprakların Osmanlı bütçesine olan tarihî katkısı esas alınarak paylaştırılmıştır. Türkiye kendi payına düşen miktarı üstlenmiş; bu paylaşım ilkesi, borç müzakerelerinin en çok zaman alan konularından biri olmuştur.

  18. 18. Lozan Antlaşması'nda Türk-Yunan nüfus mübadelesi düzenlenmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi mübadeleden muaf tutulmuştur?

    • A) Anadolu'daki tüm Hristiyanlar ve Yunanistan'daki tüm Müslümanlar
    • B) Kapadokya Rumları ve Selanik Müslümanları
    • C) Kıbrıs Rumları ve Makedonya Müslümanları
    • D) Ege adalarındaki Rum Ortodoks nüfus ve Batı Trakya'daki Müslüman nüfus
    • E) İstanbul Rumları ve Batı Trakya Müslümanları

    Lozan nüfus mübadelesinde temel kriter dini kimlik olmuştur; Türkiye'deki Rum Ortodokslar Yunanistan'a, Yunanistan'daki Müslümanlar Türkiye'ye gönderilmiştir. Ancak İstanbul'da yerleşik Rum Ortodoks nüfus ile Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesindeki Müslüman nüfus bu zorunlu mübadelenin dışında tutulmuştur.

  19. 19. Mudanya Ateşkesi imzalanmadan kısa süre önce Türk kuvvetlerinin Çanakkale'deki İngiliz mevzilerine yaklaşması üzerine yaşanan 'Çanak Krizi'nin Türk Kurtuluş Savaşı açısından önemi nedir?

    • A) Yunanistan'ın İngiltere'den destek talep etmesini önlemiştir.
    • B) TBMM'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini fiilen tesis etmesini sağlamıştır.
    • C) İngiltere'nin Fransız ve İtalyan müttefiklerinden yalnız kalmasına ve ateşkes müzakerelerine razı olmasına katkı sağlamıştır.
    • D) İngiltere'nin Türkiye'ye savaş ilan etmesine zemin hazırlamıştır.
    • E) Türkiye'nin İngiltere ile ayrı bir ateşkes imzalamasını zorunlu kılmıştır.

    Çanak Krizi sürecinde İngiltere Fransız ve İtalyan müttefiklerinin desteğini alamamış; bu devletler Türkiye ile çatışmaya girmek istememiştir. Fransa ve İtalya'nın tutumu İngiltere'yi yalnız bırakmış, bu da İngiltere'nin Mudanya ateşkes görüşmelerini kabul etmesini hızlandırmıştır. Bu kriz, İtilaf Devletleri'nin ortak tutum alamayacağını açıkça ortaya koymuştur.

  20. 20. Lozan Antlaşması'nda Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınır aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. Hangisi doğrudur?

    • A) İki ülke arasındaki sınır, 1913 Bükreş Antlaşması esas alınarak çizilmiştir.
    • B) Doğu Trakya ikiye bölünmüş, Edirne Yunanistan'da kalmıştır.
    • C) Meriç Nehri esas alınmış, nehrin her iki yakası da Türkiye'de kalmıştır.
    • D) Ege adaları dahil tüm Doğu Trakya Yunanistan'a verilmiştir.
    • E) Meriç Nehri sınır olarak belirlenmiş; Karaağaç ise Türkiye'ye bırakılmıştır.

    Lozan Antlaşması'nda Türk-Yunan sınırı Meriç Nehri boyunca belirlenmiştir. Buna göre Karaağaç ve çevresi, Türkiye'nin savaş tazminatı yerine Yunanistan'dan aldığı bir toprak parçası olarak Türkiye'ye bırakılmıştır. Bugün Edirne'ye bağlı olan Karaağaç, bu antlaşmayla Türk topraklarına katılmıştır.

  21. 21. Lozan Konferansı'na Türkiye adına hem TBMM Hükümeti hem de İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti'nin davet edilmesinin yarattığı sorunun çözümü aşağıdakilerden hangisiyle sağlanmıştır?

    • A) İngiltere'nin Osmanlı Hükümeti'nin davetini geri almasıyla
    • B) TBMM'nin saltanatı kaldırarak Osmanlı Hükümeti'ni sona erdirmesiyle
    • C) Lozan Konferansı'nın başka bir tarihe ertelenmesiyle
    • D) Osmanlı Hükümeti'nin konferanstan çekilmesiyle
    • E) İki hükümetin ortak bir heyet oluşturarak konferansa katılmasıyla

    Lozan Konferansı'na her iki Türk hükümetinin çağrılması, TBMM'yi harekete geçirmiştir. TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırarak Osmanlı Hükümeti'ni hukuken sona erdirmiş; böylece konferansa yalnızca TBMM Hükümeti'nin temsilci göndereceği netleşmiştir. Bu gelişme, Türk siyasi tarihinin dönüm noktalarından birini oluşturmaktadır.

  22. 22. Lozan Antlaşması'nın Türkiye açısından en önemli kazanımlarından biri olarak değerlendirilen kapitülasyonların kaldırılmasının tarihsel arka planı düşünüldüğünde, bu kapitülasyonlar ilk kez hangi antlaşmayla verilmiştir?

    • A) 1878 Berlin Antlaşması
    • B) 1535 Fransız-Osmanlı Dostluk ve Ticaret Antlaşması
    • C) 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması
    • D) 1699 Karlofça Antlaşması
    • E) 1856 Paris Antlaşması

    Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti'nin yabancı devlet vatandaşlarına tanıdığı hukuki ayrıcalıklardır. Bu ayrıcalıklar ilk kez 1535 yılında Fransa'ya Kanuni Sultan Süleyman döneminde tanınmış ve zamanla Osmanlı egemenliğini zedeleyen bir yapıya dönüşmüştür. Lozan ile bu ayrıcalıklar tümüyle ortadan kaldırılmış, Türkiye tam hukuki bağımsızlığını kazanmıştır.

  23. 23. Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın ardından Doğu Trakya'nın Türkiye'ye devri için belirlenen süre ve bu süreçte bölgenin yönetimi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) 30 gün; bölge bu süre içinde müttefik kuvvetlerin geçici yönetiminde kalmıştır.
    • B) 15 gün; bölge bu süre içinde Yunan yönetiminde kalmıştır.
    • C) 45 gün; bölge bu süre içinde Türk ve Yunan karma yönetimince idare edilmiştir.
    • D) 90 gün; bölge bu süre içinde İngiliz askeri yönetimince idare edilmiştir.
    • E) 60 gün; bölge bu süre içinde Milletler Cemiyeti komisyonunca yönetilmiştir.

    Mudanya Ateşkesi'ne göre Doğu Trakya, 30 gün içinde Yunanistan'dan alınarak Türkiye'ye devredilecekti. Bu geçiş sürecinde bölgenin yönetimi müttefik kuvvetlerin geçici denetimine bırakılmıştır. Belirlenen süre içinde Yunan kuvvetleri bölgeden çekilmiş ve Türk jandarması bölgeye girmiştir.

  24. 24. Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye'nin Musul meselesindeki tutumu ve bu meselenin akıbeti aşağıdakilerden hangisinde doğru biçimde özetlenmiştir?

    • A) Musul, Lozan'da Türkiye ile Irak arasında paylaştırılmıştır.
    • B) Musul meselesi Lozan'da kesin olarak İngiltere lehine çözülmüş; Türkiye bu karara başından itibaren itiraz etmemiştir.
    • C) Musul, Lozan'da Türkiye'ye bırakılmış; ancak daha sonra İngiltere bölgeyi fiilen işgal etmiştir.
    • D) Musul, 1926'da yapılan halk oylamasıyla Irak'a bırakılmıştır.
    • E) Musul meselesi Lozan'da çözüme kavuşturulamamış; dokuz aylık ikili görüşme süreci sonunda Milletler Cemiyeti hakemliğine başvurulmuş ve Musul İngiliz mandası Irak'a bırakılmıştır.

    Lozan'da Musul meselesi çözüme kavuşturulamamış; Türkiye ile İngiltere arasında dokuz aylık ikili görüşme yapılması kararlaştırılmıştır. Görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine mesele Milletler Cemiyeti'ne taşınmış, Cemiyet 1925'te Musul'un İngiliz mandası altındaki Irak'a bırakılması yönünde karar vermiştir. Türkiye bu kararı 1926 Ankara Antlaşması ile kabul etmek zorunda kalmıştır.

  25. 25. Aşağıdakilerden hangisi Lozan Antlaşması'nın Sevr Antlaşması'ndan temel farkını en doğru biçimde ifade etmektedir?

    • A) Lozan, Osmanlı Devleti ile değil TBMM Hükümeti ile imzalandığından uluslararası hukuki geçerliliği Sevr'den üstündür.
    • B) Sevr'de Boğazlar meselesi çözümsüz kalırken Lozan Boğazları kesin olarak Türkiye'nin egemenliğine bırakmıştır.
    • C) Lozan, Sevr'e kıyasla Türkiye'ye daha az toprak bıraktığından daha ağır koşullar içermektedir.
    • D) Sevr galip devletlerin Osmanlı'ya dikte ettirdiği ve hiçbir zaman yürürlüğe girmemiş bir antlaşmayken, Lozan Türkiye'nin savaş alanında elde ettiği zaferin diplomatik belgesidir.
    • E) Lozan, Sevr'in aksine Ermeni yurdunun kurulmasına dair hükümler içermektedir.

    Sevr Antlaşması (1920), galip devletlerin Osmanlı temsilcilerine imzalattığı ancak TBMM tarafından tanınmayan ve hiçbir zaman yürürlüğe girmemiş bir antlaşmadır. Lozan ise Kurtuluş Savaşı'nın askerî zaferini diplomatik alana taşıyan, egemen ve bağımsız Türkiye'nin uluslararası alanda tanınmasını sağlayan bir antlaşmadır. Bu temel fark, Lozan'ı Türk diplomasi tarihinin en önemli belgelerinden biri yapmaktadır.