TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 3)
TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 3)
1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması'nın, sonraki dönemde Osmanlı Devleti açısından yol açtığı en kritik uzun vadeli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. 1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması'nın, sonraki dönemde Osmanlı Devleti açısından yol açtığı en kritik uzun vadeli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı'nın ilk kez kapitülasyon haklarını Rusya'ya tanımak zorunda kalması
- B) İstanbul Boğazı'nın Rus ticaret gemilerine kapatılması
- C) Rusya'nın Osmanlı'daki Ortodoks Hristiyanların hamisi sayılmasına zemin hazırlayan hükümlerin kabul edilmesi ✓
- D) Osmanlı'nın Karadeniz'deki ticaret tekelini tamamen yitirmesi
- E) Kırım'ın doğrudan Rus topraklarına katılması
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya, Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanların hamisi sayılma hakkını fiilen elde etmiştir. Bu hüküm, Rusya'nın ilerleyen dönemlerde Osmanlı iç işlerine müdahale için sürekli kullanacağı bir araç haline gelmiştir. Kırım'ın Rusya'ya katılması ise bu antlaşmayla değil, 1783'te ayrı bir gelişmeyle gerçekleşmiştir. Antlaşma, kapitülasyon değil; dini himaye hakkı açısından tarihsel öneme sahiptir.
2. Osmanlı Devleti'nde XVII. ve XVIII. yüzyıllarda görülen 'ayanlar'ın (taşra eşrafının) güçlenmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yeniçerilerin taşra yönetiminden çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmak için ayanların devlet tarafından resmen atanması
- B) Merkezi otoritenin zayıflaması ve mali sıkıntılar nedeniyle vergi toplama yetkisinin iltizam yoluyla yerel güçlere devredilmesi ✓
- C) Batılı devletlerin ayanlarla doğrudan ticaret antlaşmaları yaparak onları ekonomik açıdan desteklemesi
- D) Osmanlı'nın Anadolu'daki ticaret yollarını denetim altına almak amacıyla ayanları kasıtlı olarak güçlendirmesi
- E) Celali isyanlarını bastırmak amacıyla kurulan yerel milis güçlerinin zamanla kalıcı iktidar odaklarına dönüşmesi
Ayanların güçlenmesinin temel nedeni, Osmanlı merkezi yönetiminin mali buhranlar ve siyasi çalkantılar nedeniyle taşra üzerindeki denetimini yitirmesi ve vergi gelirlerini güvence altına almak için iltizam (vergi mültezimleri) sistemine başvurmasıdır. Bu sistem zamanla yerleşik yerel güçlerin elinde kaldıkça ayanlar ekonomik ve siyasi güç biriktirmiştir. E seçeneği kısmen doğruluk payı taşısa da temel ve birincil neden değildir.
3. Osmanlı Devleti'nde 'Lale Devri' (1718–1730) olarak adlandırılan dönemle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A) Çiçek aşısı uygulaması gibi bazı Batılı tıp yenilikleri bu dönemde gündeme gelmiştir.
- B) Avrupa'ya elçiler gönderilerek Batı'daki gelişmeler yakından incelenmiştir.
- C) Bu dönemde ilk Osmanlı matbaası kurulmuş ve ilk kez Türkçe eserler basılmıştır.
- D) Lale Devri'nde Osmanlı, kaybettiği Anadolu topraklarını Rusya'dan geri almayı başarmıştır. ✓
- E) Dönem, Patrona Halil İsyanı ile son bulmuş ve Damat İbrahim Paşa hayatını kaybetmiştir.
Lale Devri, Pasarofça Antlaşması'nın (1718) ardından görece barış ortamında kültürel ve sosyal açılımların yaşandığı bir dönemdir. Matbaanın kurulması, Avrupa'ya elçi gönderilmesi ve çeşitli yenilikler bu döneme aittir. Ancak dönem, Patrona Halil İsyanı (1730) ile son bulmuştur. D seçeneği tamamen yanlıştır; Osmanlı bu dönemde Rusya'dan Anadolu'da herhangi bir toprak geri almamıştır. Pasarofça ile Batı'da toprak kaybedilmiş, İran'la savaşlar sürmüştür.
4. Osmanlı tarihçisi Mustafa Naima, duraklama döneminin nedenlerini açıklarken 'devlet-i aliyye'nin çözülmesini döngüsel bir tarih anlayışıyla ele almıştır. Bu anlayışa göre aşağıdakilerden hangisi Naima'nın yaklaşımına en uygun açıklamadır?
- A) Osmanlı'nın çöküşü, Batı karşısındaki teknolojik geri kalmışlığın kaçınılmaz sonucudur.
- B) Ekonomik buhranlar olmadan siyasi çöküş yaşanamayacağından Osmanlı'nın gerileme nedeni tamamen mali krizlerdir.
- C) Osmanlı'nın duraklama nedeni temelde din adamlarının siyasi nüfuzunun artmasıdır.
- D) Devletlerin doğması, büyümesi ve çökmesi bir doğa yasası gibi işler; Osmanlı da bu döngünün gerileme evresine girmiştir. ✓
- E) Yönetici sınıfın ahlaki yozlaşması, diğer tüm nedenlerin önünde tutulmalıdır ve tek başına yeterli bir açıklamadır.
Osmanlı tarihçisi Naima, İbn Haldun'un medeniyetlerin doğup gelişip çöktüğünü anlatan asabiyet teorisinden etkilenmiştir. Bu döngüsel tarih anlayışına göre devletler de canlı organizmalar gibi doğar, büyür ve solar. Naima, Osmanlı'nın gerileme sürecini bu çerçevede yorumlamış; dönemi kaçınılmaz bir tarihsel evrenin ürünü olarak ele almıştır. Diğer seçenekler tek nedensellik iddiası taşıdığından Naima'nın çok boyutlu döngüsel yaklaşımını yansıtmaz.
5. Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyılda meydana gelen 'kapıkulu isyanları'nın siyasi sonuçları değerlendirildiğinde, bu isyanların en belirgin uzun vadeli etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Devşirme sisteminin kaldırılarak Anadolu Türklerinden oluşan yeni bir ordunun kurulması
- B) Yeniçerilerin devlet üzerindeki siyasi baskı gücünün kalıcı biçimde artması ve padişahları tahttan indirme alışkanlığının yerleşmesi ✓
- C) Kapıkulu askerlerinin ücretlerinin düşürülmesi yoluyla hazinede tasarruf sağlanması
- D) Sadrazamlık makamının güçlenerek padişah üzerinde belirleyici bir otorite kazanması
- E) İsyanların ardından yayımlanan fermanlarla merkezi yönetimin taşra üzerindeki denetimini artırması
XVII. yüzyılda Osmanlı tarihinde yeniçeriler pek çok padişahı tahttan indirmiş (örneğin Genç Osman 1622'de öldürülmüş, IV. Murad tahta isyan baskısıyla oturmuştur). Bu süreç, yeniçerilerin siyasi bir aktöre dönüşmesine ve padişah otoritesini fiilen kısıtlamasına yol açmıştır. Bu durum, Osmanlı merkezi yönetiminin zayıflamasının hem nedeni hem de göstergesidir. Devşirme sistemi bu isyanlar sonucu değil; farklı nedenlerle bozulmuştur.
6. Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında imzalanan 1699 Karlofça Antlaşması'nda Osmanlı'nın masaya oturma biçimi, önceki dönemlerden belirgin şekilde farklılaşmıştır. Bu farkı en doğru şekilde açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı, ilk kez bir antlaşmada Arapça yerine Latince metin esas alınarak müzakere yürütmüştür.
- B) Osmanlı, ilk kez bir barış antlaşmasını galip taraf sıfatıyla imzalamıştır.
- C) Osmanlı, galip devletlerin sunduğu teklifleri büyük ölçüde kabul etmek zorunda kalan mağlup taraf konumunda müzakereye oturmuştur. ✓
- D) Osmanlı, ilk kez bir Hristiyan devletin toprak taleplerini yazılı olarak kabul etmiştir.
- E) Karlofça, Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki topraklarının tamamını geri aldığı tek antlaşmadır.
Osmanlı, geleneksel olarak barış antlaşmalarını kazanan ya da en azından eşit konumda imzalardı. Ancak Karlofça'da Osmanlı, ağır askeri yenilgilerin ardından büyük toprak kayıplarını kabul etmek durumunda kalmıştır. Macaristan ve Erdel Avusturya'ya, Mora Venedik'e, Podolya Polonya'ya bırakılmıştır. Bu antlaşma, Osmanlı'nın tarihsel olarak ilk kez geri çekilmeye mecbur kaldığı ve müzakere gücünü fiilen yitirdiği masanın sembolüdür.
7. XVII. yüzyılda Osmanlı'da 'suhte isyanları' olarak da anılan medrese öğrencisi ayaklanmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Mezun olan medrese öğrencilerinin beklediği kadılık ve müderrislik kadrolarını bulamaması ve işsizlik sorunu ✓
- B) Safevilerin Anadolu'daki Şii propagandasına katılan medrese öğrencilerinin isyanı
- C) Medreselerin ders programlarına fen bilimleri eklenmesine karşı çıkan öğrencilerin tepkisi
- D) Yeniçeri Ocağı'nın medreseleri kapatma girişimine karşı düzenlenen örgütlü bir direnişin tırmanması
- E) Osmanlı'nın Celali isyancılarına yönelik sert politikasını protesto eden öğrencilerin eylemi
Suhte (softalar) isyanları, XVI. ve XVII. yüzyıllarda medrese öğrencilerinin mezuniyet sonrası iş bulamadıkları dönemlerde baş göstermiştir. Devlet kadrolarındaki tıkanma, kayırmacılık ve ilmiye sınıfının bozulması nedeniyle mezun olan suhteler görev alamaz olmuş; bu işsiz ve eğitimli kitle zaman zaman Anadolu'da ciddi toplumsal huzursuzluk yaratan isyanlara karışmıştır. Bu durum, Osmanlı bürokratik yapısının ve ilmiye sisteminin bozulmasının somut bir yansımasıdır.
8. Osmanlı Devleti'nde coğrafi keşiflerin yol açtığı ekonomik dönüşümün en önemli dolaylı etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Baharat yolunun önemini tamamen yitirmesiyle Osmanlı İpek Yolu gelirlerinin Safeviler'e transferi
- B) Osmanlı'nın Hint Okyanusu ticaretini tamamen yitirmesi ve deniz gücünün çökmesi
- C) Amerika'dan getirilen altın ve gümüşün Osmanlı'ya doğrudan ihraç edilmesiyle para arzının kontrolden çıkması
- D) Osmanlı'nın Venedik üzerindeki ticaret tekelini pekiştirmesi ve Akdeniz gelirlerinin artması
- E) Ticaret yollarının Akdeniz'den Atlantik'e kaymasıyla Osmanlı topraklarından geçen transit ticaretin zayıflaması ve gümrük gelirlerinin erimesi ✓
Coğrafi keşiflerle birlikte Portekizli denizcilerin Afrika'yı dolaşarak Hindistan'a açılan yolu bulması, Avrupalı tüccarların Akdeniz ve Osmanlı toprakları üzerinden yaptığı transit ticareti önemli ölçüde azaltmıştır. Osmanlı'nın bu transit ticaretten aldığı gümrük gelirleri dolayısıyla erimeye başlamıştır. Amerikan gümüşünün etkisi ise başta İspanya ve Portekiz üzerinden hissedilmiş; Osmanlı'ya fiyat enflasyonu olarak yansımıştır. Ancak en doğrudan ve belirgin etki ticaret yollarının kaymasıdır.
9. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde görülen 'Celali İsyanları'nın uzun süre bastırılamamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Anadolu'da çok sayıda kaleye sahip olunması
- B) Devşirme sisteminin tamamen ortadan kalkması
- C) Yeniçeri ocağının isyancılarla iş birliği yapması
- D) İsyancıların Avrupa devletlerinden destek alması
- E) Merkezi otoritenin zayıflaması ve tımarlı sipahi düzeninin bozulması ✓
Celali İsyanları; tımar sisteminin bozulması, işsiz kalan levent ve sekban sınıflarının çoğalması ve merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte önlenemez bir hal almıştır. Tımarların dirlik sahiplerine değil, devlet adamlarına peşkeş çekilmesi sonucunda ortaya çıkan topraksız, işsiz askeri sınıf isyanların temel kaynağını oluşturmuştur.
10. Osmanlı Devleti'nde 'Sokullu Mehmed Paşa dönemi'nin duraklama döneminden sayılmamasının en güçlü gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Bu dönemde hiç savaş yapılmamış olması
- B) Yeniçeri ocağının ıslah edilmiş olması
- C) Doğu Avrupa'da yeni fetihler gerçekleştirilmiş olması
- D) Sokullu'nun Kanuni Sultan Süleyman döneminde yetişmiş olması
- E) Devletin güçlü bir sadrazam tarafından etkin biçimde yönetilmesi ve toprak kayıplarının yaşanmaması ✓
Sokullu Mehmed Paşa, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde (1565-1579) yönetimi fiilen elinde tutmuş; bu süreçte devlet düzeni korunmuş, büyük toprak kayıpları yaşanmamış ve çeşitli projeler (Don-Volga, Süveyş kanalı girişimleri) hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Duraklama döneminin belirleyici özelliği olan kurumsal çözülme bu dönemde henüz belirginleşmemişti.
11. Osmanlı Devleti'nde 'Ekber ve Erşed' sistemine geçilmesinin doğrudan sonucu olarak aşağıdakilerden hangisi ortaya çıkmıştır?
- A) Sadrazamlık kurumunun ortadan kalkması
- B) Şehzadelerin yönetim deneyimi kazanamaması ✓
- C) Yeniçerilerin şehzadeleri desteklemesi
- D) Hanedan üyelerinin taşraya gönderilmesi
- E) Veraset kavgalarının artması
Sancağa çıkma geleneği kaldırılıp şehzadelerin 'kafes' hayatına çekilmesiyle birlikte yönetime hazırlıksız, tecrübesiz padişahlar tahta geçmeye başlamıştır. Ekber ve Erşed sistemi, şehzade katli sorununu çözerken devlet yönetiminde deneyimsiz hükümdar sorununu doğurmuştur. Bu durum saray kadınlarının ve kapıkulu askeri sınıfının nüfuzunu artırmıştır.
12. Aşağıdaki gelişmelerin hangisi Osmanlı'da 'duraklama döneminin' değil, 'gerileme döneminin' belirgin özelliği olarak kabul edilir?
- A) İlk kez büyük toprak parçalarının antlaşmayla kaybedilmesi ✓
- B) Celali İsyanlarının baş göstermesi
- C) Rüşvet ve iltimasın yaygınlaşması
- D) Tımar sisteminin bozulması
- E) Veziriazamlık makamının güçlenmesi
Karlofça Antlaşması (1699) ile Osmanlı Devleti, ilk kez büyük toprak parçalarını (Macaristan, Transilvanya, Podolya, Mora) antlaşma yoluyla kaybetmiştir. Bu gelişme gerileme döneminin başlangıcı olarak kabul edilir. Duraklama döneminde savaşlar genellikle elde tutma ya da denge savaşları biçiminde seyretmiş; yüzyılın büyük seferleri ciddi bir toprak kaybıyla sonuçlanmamıştı.
13. XVII. yüzyılda Osmanlı hazinesinin gelirlerini en çok azaltan iç etken aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Avrupa'dan sanayi ürünleri ithalinin artması
- B) Hristiyan tebaanın büyük bölümünün göç etmesi
- C) Tımar sisteminin bozulması sonucu vergi gelirlerinin azalması ve iltizam usulünün yaygınlaşmasıyla hazineye ulaşan payın düşmesi ✓
- D) Uzun savaşlar nedeniyle ordunun büyümesi ve gider artışı
- E) Ticaret yollarının değişmesiyle dış ticaret gelirlerinin düşmesi
Tımar sisteminin çözülmesiyle dirliklerden elde edilen devlet gelirleri iltizam sistemine kaymış; mültezimler topladıkları vergilerin büyük bölümünü kendi ellerinde tutmuştur. Hazineye giren pay giderek azalmış, bu durum hem ordu beslemede hem de devlet hizmetlerinde ciddi güçlüklere yol açmıştır. Ticaret yollarının değişmesi de etkili olmakla birlikte, iç mali yapının bozulması daha doğrudan ve belirleyici bir etkendir.
14. Osmanlı Devleti'nde 'Kapıkulu askerlerinin' sayısının giderek artmasının duraklama dönemi üzerindeki en önemli olumsuz etkisi nedir?
- A) Hazine üzerindeki mali yükün ağırlaşması ve ulufe ödemelerinde güçlükler yaşanması ✓
- B) Devşirme sisteminin hızlanması
- C) Tımar sistemine duyulan gereksinimin azalması
- D) Anadolu'da güvenliğin sağlanması
- E) Ordunun savaş gücünün artması
Kapıkulu sayısının Kanuni dönemindeki yaklaşık 12.000-15.000'den XVII. yüzyılda 80.000-90.000'e çıkması, hazineye devasa bir yük bindirmiştir. Ulufe ödemelerinde yaşanan gecikmeler yeniçeri isyanlarını tetiklemiş, hazine bu yükü karşılamak için sikkeyi tağşiş etmek (ayarını bozmak) zorunda kalmış, bu da enflasyona ve ekonomik istikrarsızlığa yol açmıştır.
15. Osmanlı'da 'Köprülüler Dönemi' reformlarının kalıcı olmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı ordusunun bu dönemde büyük yenilgiler alması
- B) Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki baskısını artırması
- C) Köprülü ailesi vezirlerinin Osmanlı kökenli olmaması
- D) Köprülü vezirlerinin çok kısa süre görev yapması
- E) Yapılan düzenlemelerin kurumsal ve sistemik değil, kişiye bağlı otoriter yöntemlerle hayata geçirilmesi ✓
Köprülü Mehmed Paşa ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa sert otoriter yöntemlerle (toplu idam, sürgün) düzeni geçici olarak yeniden kurmuşlardır. Ancak bu iyileşme, kurumların köklü biçimde yeniden yapılandırılmasına değil, bireysel karizma ve şiddete dayandığından; güçlü vezirler görevden ayrıldığında sorunlar yeniden baş göstermiştir. Nitekim II. Viyana bozgunu (1683) Köprülüler döneminin hemen ardından gelmiştir.
16. Aşağıdaki antlaşmaların hangisi Osmanlı Devleti'nin gerileme döneminin başladığını simgeleyen antlaşma olarak tarihçiler tarafından genel kabul görmektedir ve bu antlaşmanın önemi nedir?
- A) Küçük Kaynarca Antlaşması – Rusya'nın Osmanlı iç işlerine müdahale hakkı kazanması
- B) Belgrat Antlaşması – Tuna'nın sınır olarak kabul edilmesi
- C) Zitvatorok Antlaşması – Avusturya ile eşit statüde diplomatik ilişki kurulması
- D) Karlofça Antlaşması – İlk kez büyük çaplı toprak kaybının yaşanması ✓
- E) Pasarofça Antlaşması – Osmanlı'nın Avrupa'da savunmaya çekilmesi
Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı Devleti'nin Kutsal İttifak'a karşı aldığı II. Viyana bozgununun ardından imzalanmış; Macaristan, Transilvanya, Podolya ve Mora gibi büyük toprak parçaları resmen terk edilmiştir. Bu antlaşma, geri alınamayacağı peşinen kabul edilen toprak kayıplarının ilkini temsil ettiğinden gerileme döneminin başlangıcı olarak kabul edilir. Zitvatorok ise duraklama döneminin başlangıcına işaret eden diplomatik eşitliğin ilk simgesidir.
17. Osmanlı Devleti'nde 'Kadızadeliler hareketi'nin duraklama dönemiyle ilişkisi değerlendirildiğinde, bu hareket en doğru biçimde nasıl tanımlanabilir?
- A) Yeniçerilerin iktidara ortak olmak için geliştirdiği ideolojik bir dayanak
- B) Osmanlı'nın Batı etkisine karşı geliştirdiği sistematik bir dış politika doktrini
- C) Toplumsal kargaşa ortamında tutucu dini çevrelerin yeniliklere ve bazı geleneksel uygulamalara (kahve, tütün, müzik) karşı çıkmasıyla şekillenen ve değişime direnen bir toplumsal akım ✓
- D) Devlet kurumlarının ıslahını savunan aydın yenilikçi bir reform hareketi
- E) Celali İsyanlarını dini meşruiyet zeminine oturtmaya çalışan bir hareket
Kadızadeliler, XVII. yüzyılda Kadızade Mehmed Efendi önderliğinde gelişen muhafazakâr bir dini harekettir. Kahvehane, tütün ve müzik gibi yeniliklere karşı çıkmış, mevlevihane ve tekkeleri bid'at olarak nitelendirmiştir. Bu hareket, kriz döneminde toplumun bir kesiminin çözümü köklü reforma değil, geriye dönüşte aramasını simgeler. Dönüşüme ve yeniliğe direniş, Osmanlı'nın gerekli uyarlamaları yapmasını geciktirmiştir.
18. Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında imzalanan Zitvatorok Antlaşması'nın (1606) önemi nedir?
- A) Avusturya arşidükünün ilk kez Osmanlı padişahıyla protokolde eşit sayılması ve haraç ödemelerinin sona ermesi ✓
- B) Osmanlı'nın Tuna hattını savunma sınırı ilan etmesi
- C) Osmanlı'nın Macaristan'ı resmen kaybetmesi
- D) İki devlet arasındaki ilk kalıcı barışın imzalanması
- E) Osmanlı'nın Erdel'den çekilmeyi kabul etmesi
Zitvatorok Antlaşması'na göre Avusturya İmparatoru artık Osmanlı padişahıyla protokolde eşit bir statüye kavuşmuş ve yıllık haraç uygulaması tek seferlik sembolik bir ödemeyle sonlandırılmıştır. Bu durum, Osmanlı'nın 'cihan padişahlığı' iddiasının pratik zemininin sarsılmaya başladığını gösteren önemli bir diplomatik kırılma noktasıdır. Duraklama döneminin başlangıcının simgesi olarak tarihe geçmiştir.
19. Duraklama döneminde Osmanlı'da ticaret kapitülasyonlarının genişletilmesinin ekonomik sonuçları değerlendirildiğinde, en belirleyici uzun vadeli etki hangisidir?
- A) Anadolu'da sanayi üretiminin hızla gelişmesi
- B) Akdeniz ticaret yollarının yeniden Osmanlı denetimine girmesi
- C) Yabancı tüccarların Osmanlı'da gümrük avantajı kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmesi ve yerli ticaretin çökmesi ✓
- D) Osmanlı tüccarlarının Avrupa pazarlarına daha kolay girmesi
- E) Osmanlı'nın hammadde ihracatını artırarak dış ticaret fazlası vermesi
Kapitülasyonlar başlangıçta Fransa gibi müttefik devletlere verilen siyasi tavizler niteliğindeydi. Ancak zamanla kalıcı hale gelen bu ayrıcalıklar, yabancı tüccarların düşük gümrükle Osmanlı iç pazarlarına girmesine olanak tanımıştır. Yerli tüccarlar bu rekabet karşısında tutunamayarak zayıflamış, ticari denge Osmanlı aleyhine bozulmuş ve sanayi öncesi dönemde bile ekonomik bağımlılık tohumları atılmıştır.
20. XVII. yüzyılda Osmanlı ordusundaki 'tüfek kullanan piyade' sayısının artmasına karşın ordunun savaş gücünün düşmesinin temel açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı tüfeklerinin Avrupalı rakiplerine göre teknik olarak geri kalması
- B) Yeniçeri ocağına disiplinsiz ve meslekten olmayan kişilerin alınmasıyla ocağın profesyonel niteliğini yitirmesi ✓
- C) Tüfek cephesinin coğrafi nedenlerle Osmanlı'ya geç ulaşması
- D) Ordu komutanlığına tecrübesiz şehzadelerin getirilmesi
- E) Piyade savaşından atlı savaşa geri dönülmesi
Başlangıçta sıkı bir eğitim ve disiplin sürecinden geçirilen yeniçeriler, zaman içinde ocağa esnaf, zanaatkâr ve köylülerin kaydedilmesiyle birlikte bu niteliğini yitirmiştir. Yeniçeriler ticaretle uğraşmaya başlamış, kışlalardan uzaklaşmış ve savaş disiplinleri çökmüştür. Sayısal artış, nitelik kaybını telafi edememiş; aksine mali yükü ağırlaştırırken savaş kapasitesini düşürmüştür.
21. Osmanlı Devleti'nde 'iltizam sistemi'nin yaygınlaşmasının taşra yönetimine en dolaysız olumsuz etkisi nedir?
- A) Taşrada tımarların daha adil biçimde dağıtılması
- B) Yerel yöneticilerin merkeze bağımlılığının güçlenmesi
- C) Merkezi yönetimin taşra üzerindeki denetiminin artması
- D) Mültezimlerin halkı ağır vergi baskısıyla ezmesi ve köylünün toprağı terk etmesi ✓
- E) Tarımsal üretimin artması ve ihracatın canlanması
Mültezimler, ödedikleri ihale bedelini en kısa sürede geri kazanmak amacıyla halkı aşırı biçimde vergilendirmiştir. Bu baskı, köylünün toprağını terk ederek şehirlere ya da dağlara sığınmasına yol açmış; tarım alanları atıl kalmış ve devletin vergi tabanı daralmıştır. Celali İsyanlarının beslendiği ekonomik yoksunluk ortamının oluşmasında iltizam baskısının doğrudan payı büyüktür.
22. Osmanlı tarihinde 'Lale Devri' (1718-1730) gerileme dönemi içinde değerlendirilir. Bu dönemin Osmanlı modernleşme tarihi açısından belirleyici özelliği nedir?
- A) Yeniçeri ocağının lağvedilerek yerine modern bir ordunun kurulması
- B) Seçici ve yüzeysel Batılılaşma girişimlerinin başlaması; ancak toplumsal ve kurumsal dönüşüm yerine kültürel-estetik yeniliklerin ön plana çıkması ✓
- C) Batı askeri tekniklerinin doğrudan ve eksiksiz biçimde uygulamaya konulması
- D) Islahat çalışmalarının geniş halk kesimleri tarafından benimsenmesi
- E) Osmanlı'nın Avrupa ile siyasi ilişkilerini tamamen kesmesi
Lale Devri'nde İbrahim Paşa ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öncülüğünde matbaa kurulması, Batı'ya elçiler gönderilmesi, çiçekçilik ve mimari gibi alanlarda Batı etkisinin benimsenmesi gibi adımlar atılmıştır. Ancak bu değişim, devlet ve toplum yapısını köklü biçimde dönüştürmek yerine saray çevresinin kültürel zevklerini yansıtan seçici ve yüzeysel bir nitelik taşımıştır. Patrona Halil İsyanı (1730) bu yarım kalan sürecin sonu olmuştur.
23. XVII-XVIII. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nde merkez ile taşra arasındaki ilişki incelendiğinde, ayanların ortaya çıkışını açıklayan en kapsamlı yorum aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Ayanlar yalnızca ekonomik güce sahip olup siyasi bir etkinlikleri bulunmamaktaydı.
- B) Ayanlar, merkezi yönetimin güçlendirmek amacıyla taşraya gönderdiği bürokratlar olduğundan güç kazanmıştır.
- C) Ayanlar, halkın temsilcisi sıfatıyla merkezi yönetim tarafından seçimle belirlenen kişilerdir.
- D) Merkezi otoritenin zayıflaması, taşrada ortaya çıkan otorite boşluğunu yerel güç odaklarının doldurmasına zemin hazırlamış ve bu kişiler hem idari hem ekonomik gücü elde etmiştir. ✓
- E) Ayanların güçlenmesi, Osmanlı'nın bilinçli olarak uyguladığı 'adem-i merkeziyetçi' bir politikanın sonucudur.
Tımar düzeninin çöküşü, kapıkulu bürokrasisinin taşrayı denetleme kapasitesinin düşmesi ve iltizam sistemiyle servetlenen yerel güçlerin ortaya çıkması birleşince 'ayan' denen yerel liderler hem ekonomik hem de siyasi açıdan güçlenmiştir. Bu süreç, Sened-i İttifak'ta (1808) sembolik doruk noktasına ulaşmış; merkez, taşra güç sahiplerini resmen tanımak zorunda kalmıştır. Bu durum Osmanlı merkeziyetçiliğinin fiilen sarsılmış olduğunun açık göstergesidir.
24. Osmanlı Devleti'nde 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması'nın en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı'nın ilk kez savaş tazminatı ödemesi
- B) Avrupa devletleriyle ilk ittifak antlaşmasının yapılması
- C) Osmanlı'nın ilk kez büyük toprak kayıplarını kabul etmesi ✓
- D) Osmanlı'nın denge politikasını resmen benimsemesi
- E) Kapitülasyonların kalıcı hale getirilmesi
Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı'nın toprak kazanmak bir yana, büyük çaplı toprak kayıplarını antlaşmayla resmen kabul ettiği ilk belgedir; Macaristan, Transilvanya ve Podolya gibi geniş topraklar elden çıkmıştır. Bu nedenle Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası sayılır. Tazminat ödemesi ve kapitülasyonların kalıcılaşması bu antlaşmanın doğrudan sonuçları değildir.
25. Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Devleti'nde 'Köprülüler Dönemi'nin (1656-1703) temel özelliği olarak değerlendirilemez?
- A) Batı tarzı kurumların sistematik biçimde ülkeye aktarılması ✓
- B) Devlet otoritesinin sadrazamlar aracılığıyla yeniden tesisi
- C) Ordu ve maliyede geçici bir toparlanmanın yaşanması
- D) Sadrazamların padişah yetkilerini fiilen kullanması
- E) Yeniçeri ve sipahi isyanlarının bastırılması
Köprülüler Dönemi, güçlü sadrazamlar aracılığıyla devlet otoritesinin yeniden kurulduğu ve isyanların bastırıldığı bir toparlanma sürecidir. Ancak bu dönemde Batı kurumlarının sistematik olarak aktarılması söz konusu değildir; bu süreç ancak Lale Devri ve ardından gelen Tanzimat süreciyle başlayacaktır. Diğer seçenekler Köprülüler Dönemi'nin gerçek özelliklerini yansıtmaktadır.