menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 7)

TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 7)

Soru 1 / 25

Osmanlı Devleti'nde 17. yüzyılda yaşanan 'Celali İsyanları'nın temel nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Osmanlı Devleti'nde 17. yüzyılda yaşanan 'Celali İsyanları'nın temel nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

    • A) Vergi yükünün artmasıyla yoksullaşan köylü ve şehir halkının isyanı
    • B) Kuraklık ve kıtlığın Anadolu'da büyük göç dalgalarına yol açması
    • C) Tımar sisteminin çöküşüyle topraksız kalan sipahi sınıfının baskısı
    • D) Devşirme sisteminin kaldırılmasıyla kapıkulu ocaklarında yaşanan boşluk
    • E) Uzun süren savaşların yol açtığı ekonomik bozulma ve enflasyon

    Celali İsyanları'nın nedenleri arasında tımar sisteminin bozulması, ekonomik sıkıntılar, iklimsel felaketler (küçük buz çağı) ve vergi baskısı sayılabilir. Devşirme sisteminin kaldırılması ise Celali İsyanları döneminde değil, çok daha sonraki bir süreçte gerçekleşmiştir. 17. yüzyılda devşirme sistemi hâlâ işlemekteydi; üstelik kapıkulu ocaklarının zaten devşirme dışından da doldurulmaya başlanması isyan nedenlerinden biri sayılabilecek bir 'kaldırılma' olarak değil, sistem çöküşü olarak değerlendirilir. Bu nedenle C şıkkı, Celali İsyanları'nın doğrudan nedenleri arasında gösterilemez.

  2. 2. Karlofça Antlaşması (1699) ile Osmanlı Devleti'nin Macaristan'ı Avusturya'ya bırakması, hangi açıdan tarihi bir kırılma noktası olarak değerlendirilir?

    • A) Osmanlı'nın ilk kez bir Müslüman topluluğu başka bir devlete devretmesi
    • B) Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki kalıcı varlığının sona ermesi ve ilk büyük toprak kaybı
    • C) Avrupa devletlerinin Osmanlı'ya karşı ilk kez ortak cephe (Kutsal İttifak) kurması
    • D) Ordu modernizasyonunu zorunlu kılan ilk antlaşma olması
    • E) Osmanlı'nın Hristiyan devletlerce eşit bir ortak olarak tanınması

    Karlofça Antlaşması, Osmanlı'nın savaş masasında değil müzakere masasında büyük toprak teslim ettiği ilk antlaşma niteliğiyle önemli bir kırılmayı temsil eder. Macaristan, Erdel ve Podolya gibi geniş toprakların elden çıkması Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki kalıcı hâkimiyetini noktalamıştır. A şıkkı yanlıştır; Macaristan'ın nüfusu Müslüman değildi. C şıkkındaki Kutsal İttifak antlaşmadan önce (1684) kurulmuştu, bu nedenle Karlofça'nın sebebi değil öncülüdür. Antlaşma, Osmanlı'nın artık toprak kazanan değil kaybeden taraf olduğunu tescil eden ilk büyük belgedir.

  3. 3. III. Selim döneminde kurulan 'Nizam-ı Cedid' ordusunun kısa sürede feshedilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ordunun Osmanlı-Fransız ittifakı bozulunca mali desteğini yitirmesi
    • B) II. Mahmud'un tahta geçişiyle birlikte reformları iptal etmesi
    • C) Nizam-ı Cedid askerlerinin 1807-1808 Osmanlı-Rus Savaşı'nda başarısız olması
    • D) Yeniçerilerin ve tutucu çevrelerin bu yeniliği kendi varlıklarına tehdit olarak görmesi
    • E) Avrupa'dan getirilen subayların Osmanlı askeri kültürüyle uyumsuzluğu

    Nizam-ı Cedid, Batılı tarzda eğitilen ve donatılan modern bir ordu oluşturma girişimiydi. Yeniçeriler bu yeni yapıyı hem varlıklarına yönelik doğrudan bir tehdit hem de 'gavur adetlerinin' benimsenmesi olarak gördü. Ulema ve ayanların da desteğiyle Kabakçı Mustafa İsyanı (1807) patlak verdi ve III. Selim tahttan indirilerek Nizam-ı Cedid lağvedildi. E şıkkı yanlıştır; Nizam-ı Cedid'i fesheden II. Mahmud değil, Kabakçı Mustafa İsyanı'nın sonucunda kurulan yönetimdir. II. Mahmud ilerleyen dönemde reformları kendisi sürdürmüştür.

  4. 4. Osmanlı Devleti'nde 'İltizam sistemi'nin yaygınlaşmasının ekonomik sonuçları değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu sistemin en belirgin olumsuz etkisidir?

    • A) Tımar sistemini ortadan kaldırarak sipahi sınıfının büyümesine yol açması
    • B) Lonca teşkilatlarının çöküşünü hızlandırarak sanayinin duraklamasına neden olması
    • C) Mültezim kârını artırmak için reayaya aşırı vergi yüklemesi ve üretimin düşmesi
    • D) Yabancı tüccarlara tanınan kapitülasyonların etkisini güçlendirmesi
    • E) Devlet gelirlerinin tahmin edilebilirliğinin tamamen ortadan kalkması

    İltizam sisteminde devlet, vergi toplama hakkını ihale yoluyla mültezimlere devrederdi. Mültezim, devlete önceden belirlenmiş bir meblağ öder; fazlasını kâr olarak alırdı. Bu durum mültezimleri reayadan olabildiğince fazla vergi toplamaya yönelterek köylünün yoksullaşmasına, üretimin düşmesine ve Anadolu'da büyük sosyal gerginliklere (Celali İsyanları gibi) zemin hazırladı. A şıkkı kısmen doğru olsa da sistemin amacı devlete öngörülebilir gelir sağlamaktı, tam bir belirsizlik değildi. C şıkkı yanlıştır; iltizam sistemi tımar sisteminin çöküşüyle eş zamanlı gelişmiştir, sipahilerin büyümesine değil azalmasına yol açmıştır.

  5. 5. Osmanlı tarihinde 'Küçük Kaynarca Antlaşması' (1774), aşağıdaki hangi açıdan diğer 18. yüzyıl antlaşmalarından daha köklü sonuçlar doğurmuştur?

    • A) Kırım'ın doğrudan Rusya'ya ilhak edilmesi
    • B) Osmanlı'nın ilk kez Karadeniz'de bir liman şehrini kaybetmesi
    • C) Osmanlı'nın ilk kez bir Avrupa devletine savaş tazminatı ödemesi
    • D) Rusya'ya Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanlar üzerinde koruyuculuk hakkı tanınması
    • E) Osmanlı'nın Karadeniz'de ticaret yapma hakkını Rusya'ya devretmesi

    Küçük Kaynarca Antlaşması, Rusya'ya Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanları 'koruma' hakkını tanıması nedeniyle diğer antlaşmalardan çok daha kalıcı sonuçlar doğurmuştur. Bu madde, Rusya'nın ilerleyen yüzyılda Osmanlı'nın iç işlerine sürekli müdahale etmesinin yasal kılıfı haline geldi. Kırım ise antlaşmayla doğrudan Rusya'ya verilmedi (C şıkkı yanlış); önce bağımsız ilan edildi, 1783'te Rusya tarafından ilhak edildi. Antlaşmanın en uzun vadeli mirası, Rusya'nın 'koruyuculuk' iddiasıyla Balkanlardaki Hristiyan halklar üzerinde sürekli baskı kurabilmesiydi.

  6. 6. Osmanlı Devleti'nde 'Lale Devri' (1718-1730) reformlarının toplumsal muhalefetle karşılaşmasının en temel nedeni nedir?

    • A) Matbaa, çiçekçilik ve mimariye harcanan kaynakların askeri yenilgiyi derinleştirmesi
    • B) Damat İbrahim Paşa'nın Venedik ile imzaladığı ticareti kısıtlayan antlaşmalar
    • C) Fransa ile kurulan ittifakın Osmanlı'nın Avrupa'daki topraklarını tehlikeye atması
    • D) Saray ve elitin Avrupai yaşam tarzını benimsemesinin geniş halk kesimleri tarafından israf ve dinden uzaklaşma olarak algılanması
    • E) Reformların yalnızca askeri alanda yapılmasının sosyal dengesizliğe yol açması

    Lale Devri, Osmanlı'da görece barış ortamında Batı'ya açılma ve sanat-kültür alanında modernleşme girişimlerini kapsar. Ancak saray çevresinin ve üst sınıfların benimsediği bu yaşam tarzı, eğlence kültürü ve gösteriş; halk, esnaf ve yeniçeriler tarafından dini değerlerden uzaklaşma ve israf olarak yorumlandı. Patrona Halil İsyanı (1730) bu hoşnutsuzluğun patlamasıyla sonuçlandı ve Damat İbrahim Paşa öldürüldü. B şıkkı kısmen doğru bir eleştiriyi yansıtsa da isyanın psikolojik ve ideolojik kökleri, kaynakların yanlış dağılımından çok algısal bir meşruiyet krizine dayanmaktadır.

  7. 7. 17. yüzyılda Osmanlı bürokrasisinde kaleme alınan 'layiha' (ıslahat raporu) geleneğinin en önemli özelliği nedir ve bu durum ne anlam ifade eder?

    • A) Merkezi otoritenin taşra üzerindeki denetimini artırma amacıyla kaleme alınmış olması
    • B) Osmanlı'nın duraklama sorununu yalnızca mali bir sorun olarak tanımlaması
    • C) Batılı devlet modelinin sistematik biçimde incelendiğini ve uygulandığını kanıtlaması
    • D) Layihaların padişah fermanı hükmünde olması ve doğrudan uygulamaya konulması
    • E) Osmanlı aydın-bürokratlarının devlet sorunlarını fark ettiğini, ancak çözüm önerilerinin büyük çoğunluğunun geleneksel düzene dönüşü öngördüğünü göstermesi

    Koçi Bey, Katip Çelebi ve Mustafa Naima gibi düşünürlerin kaleme aldığı layihalar, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu sorunları analiz eden önemli belgelerdir. Ancak bu raporların büyük çoğunluğu, çözümü 'altın çağa' yani Kanuni dönemi kurumlarına geri dönmekte aramış; yapısal dönüşüm yerine 'bozulan düzenin iadesi'ni önermiştir. Bu yaklaşım, sorunların farkında olunduğunu ama zihinsel çerçevenin henüz köklü bir reforma izin vermediğini gösterir. B şıkkı bu ikili gerçekliği en doğru biçimde yansıtmaktadır. C şıkkı yanlıştır; Batılı model sistematik biçimde ancak 18. yüzyılda incelenmeye başlanmıştır.

  8. 8. Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonların 16. yüzyılda ticari ayrıcalık olarak başlayıp zamanla ekonomik bağımlılığa dönüşmesinin temel açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Loncaların baskısıyla yerli üretimin korunamaması ve Avrupa mallarının pazarı ele geçirmesi
    • B) Osmanlı'nın tarım ekonomisine yönelmesiyle sanayi kapasitesini Avrupalılara devretmesi
    • C) Osmanlı'nın güçlü olduğu dönemde stratejik olarak verdiği ticari ayrıcalıkların, denge bozuldukça Avrupa ekonomik üstünlüğünü pekiştiren araçlara dönüşmesi
    • D) Avrupa devletlerinin kapitülasyonları askeri baskıyla genişletmesi
    • E) Kapitülasyonların başlangıçtan itibaren Osmanlı aleyhine koşullar içermesi

    Kapitülasyonlar, 16. yüzyılda Osmanlı'nın güçlü konumundan verdiği jedikod ticari ayrıcalıklardı; dönemin şartlarında Osmanlı bu anlaşmalardan da yarar sağlamaktaydı. Ancak 17-18. yüzyıllarda Avrupa'da gerçekleşen sanayi ve ticari devrim, güç dengesini kökten değiştirdi. Yabancı tüccarlar düşük vergiyle Osmanlı pazarlarına ucuz mal sürerken yerli üretim çöktü; Osmanlı ise artan vergi yüküne rağmen aynı imtiyazları sürdürmek zorunda kaldı. D şıkkı yanlıştır; kapitülasyonlar ilk verildiğinde gerçekten stratejik hesaplarla verilmiş, başlangıçta sömürücü bir nitelik taşımamıştır. Dönüşüm, şartların değişmesiyle gerçekleşmiştir.

  9. 9. II. Mahmud'un 'Vaka-i Hayriye' (1826) olarak adlandırılan yeniçeri ocağını kaldırması girişiminin, III. Selim'in aynı yöndeki girişiminden farklı olarak başarıya ulaşmasının temel nedeni nedir?

    • A) Nizam-ı Cedid'in yeniçerilere karşı savaş alanında üstünlüğünü kanıtlamış olması
    • B) II. Mahmud'un Avrupa devletlerinden askeri destek alması
    • C) Ayanların yeniçeri karşıtı cephede II. Mahmud ile ittifak kurması
    • D) Yeniçerilerin 1826 öncesinde güç ve prestijini büyük ölçüde yitirmiş olması ve II. Mahmud'un dini meşruiyeti ustaca kullanması
    • E) III. Selim'in başarısız olduğu için yeniçerilerin güveninin artmış ve dikkatinin dağılmış olması

    II. Mahmud, Vaka-i Hayriye'yi uzun ve dikkatli bir hazırlık sürecinin ardından gerçekleştirdi. Yeniçeriler, 17-18. yüzyıl boyunca yaşanan askeri başarısızlıklar ve iç isyanlarla prestijlerini yitirmişti; toplumun gözünde artık 'koruyucu' değil, 'baş belası' haline gelmişlerdi. II. Mahmud, ulema desteğini önceden sağladı ve yeni ordunun kuruluşunu İslami bir meşruiyet çerçevesinde sundu. III. Selim'in aksine, kamuoyunda yeniçeri karşıtı geniş bir zemini önceden hazırladı. C şıkkı yanlıştır; Nizam-ı Cedid 1807'de zaten lağvedilmişti ve savaş alanında yeniçerilere karşı doğrudan bir üstünlük kanıtlamamıştı.

  10. 10. Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyılda Rusya ile imzaladığı antlaşmaların kronolojik sırasına bakıldığında, hangi genel eğilim dikkat çekmektedir?

    • A) Osmanlı-Rus antlaşmaları yalnızca Balkanlar'daki toprak sorunlarını ele almıştır
    • B) Antlaşmaların her birinde Rusya'nın talepleri azalmış, Osmanlı daha az taviz vermiştir
    • C) Her antlaşma, Osmanlı'nın askeri modernizasyonu karşılığında imzalanmıştır
    • D) Her yeni antlaşmayla Osmanlı'nın Rusya'ya verdiği toprak ve ayrıcalıklar kümülatif olarak artmış, Rusya'nın Osmanlı iç işlerine müdahale zemini genişlemiştir
    • E) Her antlaşmayla Osmanlı'nın Karadeniz'deki ticaret hakları genişlemiştir

    Prut (1711), Belgrad (1739), Küçük Kaynarca (1774), Yaş (1792) ve ardından gelen antlaşmalar incelendiğinde açık bir eğilim görülür: Osmanlı her seferinde Rusya'ya yeni topraklar (Kırım, Kuzey Karadeniz kıyıları), ticaret ve seyrüsefer hakları ile Ortodoks Hristiyanlar üzerinde koruyuculuk gibi yeni ayrıcalıklar tanımıştır. Bu birikim, Rusya'yı 19. yüzyılda Osmanlı iç işlerine sürekli müdahil olan bir güce dönüştürmüştür. B şıkkı tam tersini iddia etmekte olup yanlıştır. D şıkkı da yanlıştır; antlaşmalar Karadeniz, Kafkasya ve Tuna havzasını da kapsamaktadır.

  11. 11. Osmanlı tarih yazımında 'duraklama dönemi' kavramının günümüz tarihçilerince sorgulanmasının temel gerekçesi nedir?

    • A) Bu dönemin aslında büyük toprak fetihlerinin yaşandığı bir yüzyıl olması
    • B) Söz konusu dönemde Osmanlı nüfusunun ve ekonomisinin büyümüş olması
    • C) Kavramın Osmanlı'nın doğrusal bir yükseliş-duraklama-gerileme şemasına uymadığını gösteren karmaşık siyasi, kültürel ve ekonomik değişimleri göz ardı etmesi
    • D) 17. yüzyılda Osmanlı'nın hiçbir toprak kaybetmemiş olması
    • E) 'Duraklama' kavramının Batılı tarihçiler tarafından uydurulmuş olması ve Osmanlı kaynaklarında yer almaması

    Günümüz tarih yazımında 'yükseliş-duraklama-gerileme' şeması giderek daha fazla eleştirilmektedir. Bu şema, 19. yüzyıl Osmanlı aydınlarının ürettiği ve Batılı 'düşüş' anlatısıyla örtüşen bir çerçevedir. Oysa 17. yüzyıl Osmanlı'sı; farklı bölgelerde farklı dinamikler barındıran, kültürel açıdan üretken, bazı alanlarda güçlü bazılarında zayıflayan karmaşık bir siyasi yapıydı. 'Duraklama' kavramı bu çeşitliliği silerek tek düze bir 'çöküş' izlenimi yaratmaktadır. B şıkkı kısmen doğru bir noktaya değinse de asıl eleştiri kavramın kimden geldiğiyle değil, Osmanlı tarihini aşırı basitleştirmesiyle ilgilidir.

  12. 12. Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin çöküşünün ordunun yapısını nasıl etkilediği düşünüldüğünde, aşağıdaki nedensellik zincirlerinden hangisi tarihsel açıdan en doğrudur?

    • A) Tımar sistemi lağvedildi → Ayanlar ortaya çıktı → Celali İsyanları tetiklendi
    • B) Tımar gelirleri azaldı → Sipahiler silahlanamadı → Osmanlı ateşli silah kullanımına geçti
    • C) Sipahiler maaşa bağlandı → Tımar sistemi kaldırıldı → Yeniçeriler güçlendi
    • D) Tımar toprakları vakıflara devredildi → Tarım üretimi arttı → Sipahi ihtiyacı azaldı
    • E) Tımar toprakları mültezimlere devredildi → Sipahi sayısı düştü → Devlet paralı asker ve kapıkulu ocaklarına daha fazla bağımlı hale geldi → Hazine üzerindeki yük arttı

    Tımar sistemi, devletin merkezi bütçe harcamadan savaşçı yetiştirdiği kadim bir düzenekti. Sisteme dahil olan sipahiler, tımar geliriyle geçimlerini ve savaş hazırlıklarını kendileri sağlardı. 16-17. yüzyıllarda bu toprakların giderek artan biçimde iltizama verilmesi, sipahi sayısını dramatik biçimde düşürdü. Devlet ise bu boşluğu doldurmak için kapıkulu ocaklarını (yeniçeriler dahil) genişletti; bu da hazineye büyük yük bindirdi ve kısır döngüyü pekiştirdi. C şıkkı nedensellik sırasını tersine çevirmektedir. D şıkkı bazı doğru unsurlar içerse de tımar sisteminin doğrudan 'lağvedilmesi' değil, fiilen işlevsizleşmesi söz konusudur.

  13. 13. Osmanlı Devleti'nde 'Gerileme Dönemi'nde (18. yüzyıl) yapılan ıslahat girişimlerinin ortak bir zaafiyeti olarak aşağıdakilerden hangisi öne çıkmaktadır?

    • A) Islahatların tamamının yabancı uzmanlar tarafından tasarlanması ve Osmanlı bürokrasisinin dışlanması
    • B) Islahatların her seferinde yeniçeriler tarafından değil, taşra ayanları tarafından engellenmesi
    • C) Islahatların yalnızca dini kurumları hedef alması ve ekonomiyle ilgilenmemesi
    • D) Islahat girişimlerinin Avrupalı devletlerin baskısıyla başlatılması ve dayatma niteliği taşıması
    • E) Islahatların büyük çoğunluğunun askeri alanda yoğunlaşması ve ekonomik, kurumsal köklü dönüşümleri ihmal etmesi

    18. yüzyıl Osmanlı ıslahatlarının (Humbaracı Ahmed Paşa reformları, Nizam-ı Cedid vb.) odak noktası ağırlıklı olarak ordunun yeniden yapılandırılmasıydı. Bu yaklaşım, dönemi kurtaracak askeri üstünlüğü sağlamak için anlaşılır bir tercihti. Ancak tarihçiler bu dönemin temel zaafiyetini, ekonomik yapının, vergi sisteminin, ticaret düzeninin ve yerel yönetim kurumlarının köklü biçimde dönüştürülememesinde bulmaktadır. Askeri reform diğer alanlardaki yapısal sorunları çözmediğinden uzun vadede yeterli olmamıştır. D şıkkı 19. yüzyıl için daha uygun bir değerlendirmedir; 18. yüzyılda ıslahatlar büyük ölçüde içsel motivasyonla gerçekleşmiştir.

  14. 14. Osmanlı Devleti'nde 'Divan-ı Hümayun'un işlevini fiilen yitirip 'Babıali'nin öne çıkmasının en önemli siyasi sonucu nedir?

    • A) Veziriazamın ve bürokratik hiyerarşinin padişah denetiminin dışına çıkarak bağımsız siyaset üretmesinin önünün açılması
    • B) Yeniçerilerin devlet kararlarında söz sahibi olduğu dönemin kapanması
    • C) Taşra yöneticilerinin Osmanlı merkezi siyasetinde belirleyici konuma gelmesi
    • D) Osmanlı'nın Avrupa diplomasisinde daha etkin bir aktöre dönüşmesi
    • E) Padişahın mutlak iktidarının pekişmesi ve bürokratik denetimin güçlenmesi

    Klasik dönemde Divan-ı Hümayun padişah denetiminde devlet işlerinin yürütüldüğü üst kurumdu. 17. yüzyıldan itibaren Divan fiilen işlevsizleşirken Babıali (Sadrazam'ın makamı) devlet yönetiminin gerçek merkezi haline geldi. Bu dönüşüm, özellikle zayıf padişahlar döneminde güçlü sadrazamların kendi siyasi gündemlerini izlemesine ve sultanın bireysel denetiminin zayıflamasına zemin hazırladı. Köprülüler gibi güçlü sadrazamlar bu ortamda yönetimi fiilen kendi ellerinde topladı. A şıkkı tam tersini ifade etmekte olup yanlıştır; Babıali'nin güçlenmesi padişah iktidarının göreceli zayıflamasıyla birlikte gerçekleşmiştir.

  15. 15. Osmanlı Devleti'nde 1595 yılında uygulamaya konulan ve padişahın şehzadeleri Anadolu sancaklarına göndermek yerine sarayda kapalı bir ortamda (kafes) yetiştirmesi usulüne geçilmesinin temel sonuçlarından biri aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tahta çıkan padişahların devlet yönetimi konusunda deneyimsiz kalması
    • B) Veraset sisteminin saltanatın babadan oğula geçmesi esasına dayanması
    • C) Şehzadelerin taşra yönetiminde söz sahibi olma imkânı bulması
    • D) Yeniçeri Ocağı'nın saray üzerindeki etkisinin azalması
    • E) Sadrazamlık kurumunun önemini yitirmesi

    Kanuni dönemine kadar şehzadeler sancağa çıkarak yönetim ve askerlik deneyimi kazanırdı. 1595'ten itibaren uygulanan kafes usulüyle şehzadeler sarayın iç bölümünde kısıtlı bir hayat sürdü. Bu durum padişahların taht deneyimsiz geçmesine yol açarak yönetim zaafiyetine neden oldu ve valide sultanlar ile saray çevresinin etkinliğini artırdı.

  16. 16. Osmanlı tarihçileri XVII. yüzyıldan itibaren kaleme aldıkları ıslahat layihalarında devletin bozulmasını (fesad) farklı nedenlere bağlamıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu layihalarda ileri sürülen görüşler arasında yer almaz?

    • A) Devşirme sisteminin bozularak orduya liyakatsiz kişilerin alınması
    • B) Tımar sisteminin işlevini yitirmesi ve tımarlı sipahilerin çökmesi
    • C) Rüşvet ve kayırmacılığın devlet kademelerinde yaygınlaşması
    • D) Avrupa'daki Sanayi Devrimi'nin yarattığı rekabet karşısında OsmanlI sanayisinin gerilemiş olması
    • E) Saray kadınlarının ve valide sultanların yönetime aşırı müdahalesi

    XVII. yüzyıl ıslahat layihaları (Koçi Bey Risalesi, Ayn Ali Risalesi vb.) devşirme bozulması, tımar sistemi, saray müdahalesi ve rüşveti eleştirmiştir. Ancak Sanayi Devrimi XVIII. yüzyılın sonlarına aittir; XVII. yüzyıl yazarları bu olguyu bilemezdi. Dolayısıyla Sanayi Devrimi kaynaklı bir rekabet argümanı bu dönem layihalarında yer almaz.

  17. 17. 1683 İkinci Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Osmanlı Devleti, 1699'da Karlofça Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır. Bu antlaşmanın daha önceki Osmanlı antlaşmalarından temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlı Devleti'nin ilk kez kapitülasyon tanıması
    • B) Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleriyle ilk ittifak antlaşmasını imzalaması
    • C) Osmanlı Devleti'nin savaş tazminatı ödemeyi ilk kez kabul etmesi
    • D) Osmanlı Devleti'nin ilk kez büyük toprak kayıplarını resmen kabul etmesi
    • E) Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki tüm topraklarını yitirmesi

    Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı'nın duraklama değil artık gerileme dönemine girdiğinin somut göstergesidir. Mora, Hırvatistan ve Macaristan gibi geniş topraklar kaybedilmiş; Osmanlı ilk kez müzakere masasında büyük toprak kayıplarını resmen kabul etmiştir. Kapitülasyonlar çok daha önceden verilmişti; Balkanların tümü henüz yitirilmemişti.

  18. 18. Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyılda yaşanan Celali İsyanları'nın uzun vadeli ekonomik sonuçlarından biri olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

    • A) İç güvenliğin sağlanmasıyla iç ticaret yollarının canlanması
    • B) Anadolu'da tarım üretiminin artması ve vergi gelirlerinin yükselmesi
    • C) Anadolu'da yeni tımar dağıtımlarıyla sipahi sınıfının güçlenmesi
    • D) Merkezi yönetimin güçlenerek taşra üzerindeki denetiminin artması
    • E) Köylünün toprağı terk etmesiyle yaşanan 'büyük kaçgunluk' ve üretim düşüşü

    Celali İsyanları döneminde Anadolu'da büyük bir köy boşalması yaşandı; tarihçilerin 'büyük kaçgunluk' adını verdiği bu süreçte köylüler kasabalara veya dağlara sığındı. Tarım arazileri ekilmez hale geldi, tımar gelirleri düştü, merkezi hazineye vergi akışı azaldı. Bu durum hem ekonomik hem de askeri çöküşü hızlandırdı.

  19. 19. Osmanlı Devleti'nde devşirme sistemi zamanla bozulmaya başlamış ve yeniçerilerin kışlaya esnaf ve tüccar alması ile yeniçeri çocuklarının ocağa kaydedilmesi yaygınlaşmıştır. Bu gelişmenin doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kapıkulu sayısının azalması nedeniyle Anadolu askerlerine duyulan ihtiyacın artması
    • B) Sadrazamlık makamının yeniçeri ağaları tarafından ele geçirilmesi
    • C) Yeniçerilerin Müslüman ve Türk kökenli ailelerden oluşması nedeniyle askeri disiplinin güçlenmesi
    • D) Yeniçerilerin devlete bağlılık yerine esnaf ve lonca çıkarlarını savunur hale gelmesi
    • E) Devşirme sisteminin tamamen sona ermesiyle Hristiyan devşirme alımının durması

    Devşirme sisteminin bozulmasıyla ocağa sızan sivil unsurlar, mesleki çıkarlarını askeri disiplinin önünde tutmaya başladı. Ticari faaliyetlerle geçimini sağlayan yeniçeriler savaştan kaçındı, reform girişimlerine şiddetle karşı çıktı ve ulufelerini artırmak için sık sık isyan etti. Bu yapı, Osmanlı ordusunun modernleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri haline geldi.

  20. 20. XVI. yüzyılda Portekiz ve İspanya'nın yeni ticaret yolları bulmasının Osmanlı ekonomisine etkisi değerlendirildiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

    • A) Yeni deniz yolları uzun vadede Osmanlı transit ticaret gelirlerini azaltmış, ancak iç üretim bu kaybı telafi etmiştir
    • B) Ümit Burnu yolunun açılması Akdeniz ticaretini anlık olarak yok etmiş, Osmanlı gelirleri hızla sıfıra düşmüştür
    • C) Osmanlı Devleti yeni ticaret yollarını etkisiz kılmak amacıyla Portekiz'le ittifak yapmıştır
    • D) Osmanlı, Hint Okyanusu ticaretini tamamen yitirdiği için malî çöküş kaçınılmaz olmuştur
    • E) Yeni ticaret yolları Akdeniz ticaretini kademeli olarak zayıflatmış ve Osmanlı'nın transit gelirlerini olumsuz etkilemiştir

    Ümit Burnu yolunun bulunması (1498) Akdeniz'i anında önemsiz kılmamış, ancak kademeli olarak Osmanlı'nın Asya-Avrupa ticaretindeki aracılık rolünü zayıflatmıştır. Osmanlı iç üretiminin bu kaybı telafi ettiği de doğru değildir; özellikle XVI. yüzyılın sonlarından itibaren gümrük ve transit gelirlerindeki düşüş hazine açığını büyütmüştür. Portekizle ittifak ise hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

  21. 21. Osmanlı Devleti'nde 'Kadınlar Saltanatı' olarak adlandırılan dönemin belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlı tarihinde ilk kez kadın padişahların yönetime geçmesi
    • B) Haremin lağvedilerek kadınların devlet kadrolarında görev alması
    • C) Valide sultanların ve haseki sultanların saray entrikalarıyla devlet işlerine yoğun biçimde müdahil olması
    • D) Osmanlı kadınlarının Batılı tarzda eğitim alarak yönetime katılması
    • E) Avrupa'lı prenslerin Osmanlı sarayına girerek yönetime ortak olması

    Kadınlar Saltanatı (yaklaşık 1550-1656), Kösem Sultan ve Hürrem Sultan gibi güçlü valide ve haseki sultanların zayıf padişahlar döneminde devlet işlerine fiilen müdahale ettiği süreçtir. Osmanlı'da hiçbir zaman resmen kadın padişah olmamıştır. Bu dönemdeki etki, saray içi ittifaklar ve sadrazam atamaları üzerinden dolaylı biçimde gerçekleşmiştir.

  22. 22. Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyılda görülen fiyat devriminin (enflasyon) en önemli kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Amerika'dan Avrupa'ya akan gümüşün Osmanlı pazarlarına sızarak akçenin değerini düşürmesi
    • B) Venedik'in Osmanlı ticaret yollarını tamamen ele geçirerek fiyatları yapay biçimde yükseltmesi
    • C) Osmanlı'nın Avrupa'ya ödediği savaş tazminatlarının iç piyasayı doğrudan etkilemesi
    • D) Osmanlı'nın tarımsal üretimi aşırı artırarak dış piyasalara ihracat yapması
    • E) Osmanlı'nın İran'la yaptığı savaşların yarattığı borçlanma sonucu para basımını durdurması

    XVI. yüzyılda Amerika'dan Avrupa'ya akan büyük miktarda gümüş, Osmanlı ticaret ağları aracılığıyla İmparatorluğa sızdı ve paranın satın alma gücünü düşürdü. Osmanlı akçesi ciddi değer kaybına uğradı, fiyatlar yükseldi. Bu 'Fiyat Devrimi' tımarlı sipahilerin ve sabit gelirli kesimlerin satın alma gücünü azaltarak toplumsal çalkantıları körükledi.

  23. 23. Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin bozulmasının askeri alandaki en doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Osmanlı'nın müttefik devletlerden paralı asker kiralama zorunluluğuna girmesi
    • B) Tımarlı sipahilerin sayısının ve kalitesinin düşmesiyle geleneksel atlı ordunun işlevsizleşmesi
    • C) Deniz kuvvetlerinin bütçesinin kara ordusuna aktarılması
    • D) Kapıkulu askerlerinin lağvedilerek yerini düzensiz aşiret kuvvetlerinin alması
    • E) Yeniçeri sayısının azalması nedeniyle savaşlarda mağlubiyetlerin artması

    Tımar sistemi, hem sipahilerin geçimini hem de seferberlik için gerekli atlı kuvvetlerin finansmanını sağlıyordu. Tımarların iltizama dönüştürülmesi ve suistimalle dağıtılması, tımarlı sipahi sayısını dramatik biçimde düşürdü. Osmanlı ordusu giderek daha fazla maaşlı kapıkulu birliklere dayandı; bu da hazine üzerindeki baskıyı artırdı ve orduyu siyasi baskıya açık hale getirdi.

  24. 24. Köprülüler dönemi (1656-1683) Osmanlı tarihinde genellikle bir 'toparlanma' evresi olarak değerlendirilmektedir. Bu dönemi diğer XVII. yüzyıl sadrazamlıklarından ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılarak modern bir ordunun kurulmuş olması
    • B) Avrupa devletleriyle kalıcı barış antlaşmaları yapılarak dış tehdidin ortadan kaldırılması
    • C) Osmanlı ekonomisinin Batı Avrupa ile entegre edilerek ticaret açığının kapatılması
    • D) Osmanlı Devleti'nin Avrupa tarzı kurumsal reformlar yaparak yapısal dönüşüm geçirmesi
    • E) Güçlü ve deneyimli sadrazamların yetki kullanarak merkezi otoriteyi geçici olarak yeniden tesis etmesi

    Köprülü Mehmed Paşa ve ardından gelen oğulları, padişahtan fiilî yetki devralarak güçlü bir sadrazamlık modeli oluşturdular. İç isyanları bastırdılar, orduyu sefere hazırladılar ve bürokraside disiplini yeniden sağladılar. Ancak bu toparlanma kurumsal bir dönüşüm değil, güçlü kişiliklere dayanan geçici bir düzeltmeydi; Köprülüler'in sahneden çekilmesiyle sorunlar yeniden su yüzüne çıktı.

  25. 25. Osmanlı Devleti'nde iltizam sisteminin yaygınlaşmasının taşra yönetimine etkisi düşünüldüğünde, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?

    • A) İltizam sistemi, devletin taşra üzerindeki denetimini güçlendirerek vergi gelirlerini artırdı
    • B) Mültezimlerin yerel yatırımlar yapması sayesinde Anadolu'da tarımsal verimlilik yükseldi
    • C) Mültezimlerin çoğunluğunun gayrimüslimlerden oluşması nedeniyle vergi gelirleri yurt dışına aktarıldı
    • D) İltizam uygulaması, tımar sisteminin yarattığı bölgesel eşitsizlikleri gidererek geliri dengeli dağıttı
    • E) İltizamcıların (mültezimler) kısa vadeli kâr güdüsüyle köylüyü aşırı vergilendirmesi, üretimi ve nüfusu olumsuz etkiledi

    İltizam sisteminde mültezim, belirli bir bölgenin vergi toplama hakkını önceden ödeyerek satın alırdı. Sözleşme süresi dolmadan yatırdığı parayı geri kazanmak ve kâr etmek zorunda olan mültezim, köylüyü yasal sınırların çok üzerinde vergilendirdi. Bu durum köylünün toprağı terk etmesine, tarımsal üretimin gerilemesine ve taşrada güvensizliğin artmasına yol açtı.