TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 8)
TARIH - osmanli duraklama gerileme (Bölüm 8)
Osmanlı tarih yazımında 'duraklama dönemi' kavramı tartışmalı olmaya devam etmektedir. Bu kavrama yönelik en güçlü eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
1. Osmanlı tarih yazımında 'duraklama dönemi' kavramı tartışmalı olmaya devam etmektedir. Bu kavrama yönelik en güçlü eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı Devleti'nin bu dönemde hiçbir toprak kaybetmediği ve kavramın temelsiz olduğu
- B) Duraklama döneminin yalnızca Anadolu'yu kapsayıp Balkanlar'ı dışarıda bırakması
- C) Duraklama döneminin XVI. yüzyılın başında başladığı, Kanuni dönemini de kapsadığı
- D) Kavramın Osmanlı tarihçileri tarafından değil yalnızca Avrupalı tarihçilerce üretilmiş olması
- E) Kavramın Osmanlı'nın fetih yapmayı sürdürdüğü bir dönem için mutlak bir gerilemeyi ima etmesi ve geriye dönük kurgulanmış olması ✓
Çağdaş tarihçiler, 'duraklama dönemi' kavramının Osmanlı'nın aslında Girit, Kıbrıs ve Kuzey Afrika'da fetihler yaptığı XVI-XVII. yüzyılları haksız biçimde gerileme olarak damgaladığını vurgular. Bu periodizasyon daha çok sonraki Tanzimat reformcuları ve milliyetçi tarih yazımı tarafından geriye dönük olarak kurgulanmış olup tarihsel gerçekliği tam yansıtmamaktadır.
2. Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyılda yaşanan Yeniçeri isyanlarının ortak özelliği değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu isyanların temel çıkış noktasını en doğru biçimde açıklar?
- A) Yeniçerilerin Osmanlı'nın Batı'ya açılmasına ideolojik olarak karşı çıkması
- B) Yeniçerilerin Şii tarikatlara bağlı olması nedeniyle Sünni padişahlara karşı çıkması
- C) Yeniçerilerin Anadolu'daki Celali reisleriyle koordineli hareket ederek merkezi yönetimi devirmeye çalışması
- D) Ulufelerinin zamanında ya da tam değerinde ödenmemesi ve ekonomik çıkarlarının tehdit altına girmesi ✓
- E) Devşirme sisteminin yeniden işletilmesi talebinin hükümetçe reddedilmesi
XVII. yüzyıl Yeniçeri isyanlarının büyük bölümü, ulufenin ödenmemesi veya akçenin değer kaybı nedeniyle gerçek ücretin erimesi gibi doğrudan ekonomik şikayetlere dayanıyordu. Yeniçeriler ayrıca ticari çıkarları tehdit eden vergi düzenlemelerine de karşı çıktı. Bu isyanlar ideolojik değil, büyük ölçüde maddi çıkar odaklıydı.
3. Aşağıdaki antlaşma-sonuç eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A) Prut Antlaşması (1711) – Osmanlı'nın Azak Kalesi'ni Rusya'dan geri alması
- B) Karlofça Antlaşması (1699) – Macaristan'ın Avusturya'ya bırakılması
- C) Pasarofça Antlaşması (1718) – Osmanlı'nın Sırbistan ve Eflak'ı Avusturya'ya kaptırması
- D) Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) – Osmanlı'nın Kırım'ı doğrudan Rusya'ya bağlaması ✓
- E) Zitvatorok Antlaşması (1606) – Osmanlı'nın Avusturya ile eşit statüde muhatap olduğunu kabul etmesi
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) ile Kırım bağımsız ilan edildi, ancak Rusya'ya doğrudan bağlanmadı. Kırım'ın Rusya tarafından ilhakı 1783'te gerçekleşti. Antlaşmayla Osmanlı, Rusya'nın Ortodoks Hristiyanlar üzerindeki koruyuculuk iddiasını kabul etmek zorunda kaldı; bu durum daha sonra Rus müdahalelerine zemin hazırladı. Diğer seçenekler doğrudur.
4. Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte XVIII. yüzyılda ortaya çıkan ayanların yükselişi, aşağıdaki gelişmelerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
- A) Avrupa'lı güçlerin ayanları destekleyerek Osmanlı'nın iç işlerine müdahale etmesi
- B) Merkezi devletin vergi toplama ve asker temin işlevlerini fiilen yerel güç odaklarına devretmek zorunda kalması ✓
- C) Osmanlı'nın taşraya özerklik tanıyan anayasal düzenlemeler yapması
- D) Yeniçerilerin taşrada da örgütlenerek yerel yönetimleri ele geçirmesi
- E) Osmanlı'nın fetih politikasından vazgeçerek taşra yönetimine kaynak aktarması
Merkezi yönetimin zayıflamasıyla birlikte hazine, savaş masraflarını karşılamak için vergi toplamayı ve asker devşirmeyi fiilen ayanlar gibi yerel güç odaklarına bırakmak durumunda kaldı. Ayanlar bu boşluğu doldurarak hem ekonomik hem de siyasi güç biriktirdi. 1808'deki Sened-i İttifak bu gerçekliğin resmi belgesi oldu; Osmanlı merkezi yönetimi, ayanların gücünü resmen tanımak zorunda kaldı.
5. Osmanlı Devleti'nde 'Kadızadeliler hareketi' olarak bilinen dini-siyasi hareket, aşağıdaki padişahlardan hangisinin döneminde ortaya çıkmış ve etkili olmuştur?
- A) I. Ahmet
- B) IV. Murat ✓
- C) III. Mehmet
- D) III. Murat
- E) II. Osman
Kadızadeliler hareketi, IV. Murat döneminde (1623–1640) ortaya çıkmış; vaiz Kadızade Mehmet Efendi önderliğinde dini yeniliklere ve 'bidat'lara karşı çıkan muhafazakâr bir harekettir. Tekkeleri, kahvehaneleri ve müzik meclislerini İslam'a aykırı ilan ettiler. Hareket IV. Murat'ın otoriter yönetim anlayışıyla örtüştüğü için bu dönemde güç kazanmıştır.
6. Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin bozulmasının aşağıdaki sonuçlarından hangisi, merkezi otoritenin zayıflamasıyla doğrudan ilişkilendirilemez?
- A) Devlet gelirlerinin malikâne sistemiyle uzun vadeli kiraya verilmesi
- B) Yeniçeri ocağına Müslüman Türk kökenli kişilerin kaydının artması
- C) Eyaletlerdeki tımar sahiplerinin yerini mültezim ve âyanların alması
- D) Kapıkulu askerlerinin devşirme usulünden alınmayıp paralı asker hâline gelmesi ✓
- E) Sancak sisteminin işlevsizleşmesiyle taşra yönetiminin denetimden çıkması
Kapıkulu askerlerinin devşirme yerine paralı asker hâline gelmesi, tımar sisteminin değil Yeniçeri Ocağı'nın bozulmasıyla ilgili bir süreçtir. Tımar sisteminin çöküşü; âyanların güçlenmesi, mültezimlik sisteminin yaygınlaşması, malikâne uygulaması ve taşra denetiminin kaybedilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle A şıkkı, tımar sisteminin bozulmasının değil farklı bir kurumsal çöküşün sonucudur.
7. Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın (1639) önemi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru biçimde açıklanabilir?
- A) İki devlet arasındaki sınırları büyük ölçüde bugünkü Türkiye-İran sınırı olarak belirlemesi ✓
- B) Osmanlı'nın Azerbaycan ve Tebriz üzerindeki egemenliğini kesinleştirmesi
- C) Safevi Devleti'nin Sünni mezhebini resmen tanımasını sağlaması
- D) Osmanlı'nın Basra Körfezi üzerindeki deniz hâkimiyetini güvence altına alması
- E) Osmanlı'nın Safevi topraklarında kalıcı hâkimiyet kurduğunu resmileştirmesi
Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639), Osmanlı-Safevi savaşlarını sona erdiren ve iki devlet arasındaki sınırı belirleyen önemli bir andlaşmadır. Bu sınır, bugünkü Türkiye-Irak ve Türkiye-İran sınırlarının temelini oluşturmaktadır. Azerbaycan ve Tebriz Safeviler'de kaldı; dolayısıyla C şıkkı yanlıştır. Antlaşma mezhepsel bir tanımayı içermemekte, Basra Körfezi'ne dair bir hüküm de taşımamaktadır.
8. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşanan Celâli İsyanları'nın temel nedenleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A) Nüfus artışına karşın tarımsal üretimin ve istihdamın yetersiz kalması
- B) Yeniçerilerin Anadolu'ya yayılarak vergi toplama yetkisi elde etmesi ✓
- C) Medrese mezunlarının kadı ve müderris olamaması nedeniyle düzenbaz (suhte) olarak adlandırılmaları
- D) Tımar sisteminin çöküşüyle topraksız kalan sipahilerin eşkıyalığa yönelmesi
- E) Amerikan gümüşünün Avrupa üzerinden Osmanlı pazarlarına girerek fiyat kargaşasına yol açması
Celâli İsyanları'nın nedenleri arasında tımar sisteminin bozulması (topraksız kalan askerler), suhte isyanları, Avrupa'dan gelen ucuz gümüşün neden olduğu enflasyon ve nüfus baskısı sayılabilir. Yeniçerilerin Anadolu'ya yayılarak vergi toplaması ise Celâlilerin doğrudan nedenlerinden değil, farklı bir kurumsal bozulma sürecinin parçasıdır. Bu nedenle C şıkkı doğru yanıttır.
9. Osmanlı Devleti'nde 'Köprülüler dönemi' olarak bilinen dönemde gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisi, bu dönemin 'geçici toparlanma' olarak değerlendirilmesinin temel gerekçesini oluşturmaktadır?
- A) Avrupa devletleriyle imzalanan yeni ticaret antlaşmalarıyla ekonominin canlandırılması
- B) Yeniçeri Ocağı'nın devşirme sistemine tamamen geri döndürülmesi
- C) Şeyhülislamlık kurumunun siyasi etkisinin tamamen kırılarak laikleşme adımları atılması
- D) Yapısal reformlar yerine sert otorite ve mali baskıyla düzenin geçici olarak sağlanması ✓
- E) Eski tımar sisteminin yeniden ihya edilerek sipahi sınıfının güçlendirilmesi
Köprülüler dönemi (1656–1703), Köprülü Mehmet Paşa ile başlayan ve devleti geçici olarak toparlamayı başaran bir sadrazamlar silsilesini kapsar. Ancak bu dönemdeki başarılar; tımar sistemini yeniden canlandırmak, devşirme sistemini restore etmek gibi yapısal reformlarla değil, idam, sürgün ve ağır vergilendirme gibi otoriter tedbirlerle sağlandı. Yapısal köklü bir reform gerçekleştirilmediği için bu toparlanma kalıcı olmadı ve gerileme sürdü.
10. Osmanlı Devleti'nde 'Lale Devri' (1718–1730) döneminde aşağıdakilerin hangisi gerçekleşmemiştir?
- A) Avrupa başkentlerine ilk kez sürekli Osmanlı elçilerinin gönderilmesi
- B) Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılarak Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulması ✓
- C) Kâğıt, kumaş ve çini imalathanelerinin açılması
- D) Çiçek aşısı uygulamasının İstanbul'da yaygınlaştırılmaya başlanması
- E) İlk Osmanlı matbaasının İbrahim Müteferrika tarafından kurulması
Lale Devri'nde matbaa kurulmuş (1727), Avrupa'ya elçiler gönderilmiş, Batı'dan çeşitli teknikler alınmaya çalışılmış ve ilk sivil sanayi girişimleri başlatılmıştır. Ancak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ve Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulması bu dönemde gerçekleşmemiştir; bu adım ancak II. Mahmut döneminde (1826'da Vaka-i Hayriye ile) atılmıştır. Lale Devri, 1730'daki Patrona Halil İsyanı ile sona ermiştir.
11. Osmanlı Devleti'nde 'Edirne Vakası' (1703) ve 'Patrona Halil İsyanı' (1730) karşılaştırıldığında her iki olayın ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Her iki isyanın da padişahın tahttan indirilmesiyle sonuçlanması ✓
- B) Her ikisinin de Batılılaşma karşıtı bir ideolojik zemine sahip olması
- C) Her ikisinin de ulema sınıfının öncülüğünde gerçekleşmesi
- D) Her ikisinin de devşirme kökenli askeri zümreler tarafından başlatılması
- E) Her iki isyanın da İstanbul dışında başlayıp payitahta yayılması
Edirne Vakası'nda II. Mustafa tahttan indirilerek yerine III. Ahmet geçirilmiş; Patrona Halil İsyanı'nda ise III. Ahmet tahttan indirilerek I. Mahmut tahta çıkarılmıştır. Dolayısıyla her iki olayın da padişah değişikliğiyle sonuçlanması ortak özellikleridir. Edirne Vakası ağırlıklı olarak yeniçeri-ulema ittifakıyla gerçekleşmiş, Patrona Halil İsyanı ise esnaf-yeniçeri tabanına dayanmaktadır; ikisi de aynı ideolojik zemine sahip değildir.
12. Osmanlı Devleti'nin Karlofça Antlaşması'nı (1699) imzalamasının, daha önceki antlaşmalardan (Zuhab, Kasr-ı Şirin vb.) temel farkı nedir?
- A) Antlaşmayla kaybedilen toprakların daha sonra geri alınmış olması
- B) İlk kez bir Avrupalı devletle antlaşma imzalanmış olması
- C) Osmanlı'nın ilk kez büyük ölçekli toprak kayıplarını resmen kabul etmesi ✓
- D) Antlaşmanın bir yabancı devletin arabuluculuğuyla imzalanmış olması
- E) Osmanlı'nın ilk kez savaş tazminatı ödemek zorunda kalması
Karlofça Antlaşması (1699), Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıdır; çünkü Osmanlı ilk kez bu ölçekte, kalıcı nitelikte ve büyük toprak parçalarını (Mora, Macaristan, Transilvanya, Podolya) Avrupalı devletlere bırakan bir antlaşmayı kabul etmiştir. Önceki antlaşmalarda sınır düzenlemeleri söz konusuydu; ancak bu denli kapsamlı bir toprak yitimi yaşanmamıştı. Arabuluculuk gerçek olmakla birlikte antlaşmanın asıl önemi toprak kayıplarının boyutunda yatmaktadır.
13. Osmanlı'da 'ayan'ların güçlenmesine zemin hazırlayan aşağıdaki gelişmelerin hangisi diğerlerinden önce gerçekleşmiştir?
- A) Tımar sisteminin işlevsiz hâle gelmesi ✓
- B) Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesi
- C) Yeniçeri Ocağı'nın mali özerklik kazanması
- D) Malikâne sistemine geçilmesi
- E) Sened-i İttifak'ın imzalanması
Âyanların güçlenmesinin en temel zemini, tımar sisteminin çöküşüdür. Tımar sistemi XVI. yüzyılın sonlarından itibaren bozulmaya başlamış; bu çöküş XVII. yüzyılda hızlanmıştır. Malikâne sistemi 1695'te getirilmiş, Sened-i İttifak 1808'de imzalanmış, Tanzimat ise 1839'da ilan edilmiştir. Dolayısıyla tımar sisteminin işlevsizleşmesi kronolojik olarak diğer gelişmelerden öncedir ve âyanların güçlenmesinin temel nedenidir.
14. XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Osmanlı ekonomisinde görülen 'kapitülasyonların derinleşmesi' olgusunun aşağıdaki sonuçlarından hangisi ekonomik açıdan en belirleyici olmuştur?
- A) Osmanlı'nın yabancı ülkelere harp tazminatı ödemek zorunda kalması
- B) Osmanlı tüccarlarının Avrupa'da ticaret yapmasının yasaklanması
- C) Osmanlı'nın ham madde ihracatını tamamen durdurarak sanayi malı ithalatına yönelmesi
- D) Yabancı bankaların Osmanlı'da şube açmasının yasal güvence altına alınması
- E) Yabancı tüccarların Osmanlı'dan daha düşük gümrük vergisiyle mal satması sonucu yerli üretimin çökmesi ✓
Kapitülasyonlar başlangıçta siyasi amaçlı ticari ayrıcalıklar olarak verilmişti; ancak XVII-XVIII. yüzyıllarda bu ayrıcalıklar derinleştikçe yabancı tüccarlar %3 gibi çok düşük gümrük oranlarından yararlandı. Osmanlı tüccarları ise %12 civarında iç gümrüğe tabi tutuldu. Bu durum, yerli üretimi ve esnafı rekabet edemez hale getirerek Osmanlı'nın bir hammadde ihracatçısı ve sanayi malı ithalatçısı konumuna sürüklenmesinde belirleyici rol oynadı.
15. Osmanlı Devleti'nde 'Devşirme sisteminin bozulması'nın kurumsal sonuçları değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu bozulmanın doğrudan bir sonucu olarak gösterilemez?
- A) Yeniçeri Ocağı'na Müslüman Türk çocukların alınmaya başlanması
- B) Ocak mensuplarının kendi çocuklarını Yeniçeri defterine kaydettirmesi
- C) Sipahi sınıfının güçlenip merkezi otorite üzerinde baskı kurması ✓
- D) Yeniçerilerin esnaf ve zanaatkârlıkla geçimini sağlamaya başlaması
- E) Yeniçeri sayısının fiili savaşan asker yerine kadrolu maaşlıya dönüşerek şişmesi
Devşirme sisteminin bozulmasının sonuçları arasında ocağa Müslüman Türklerin alınması, çocukların kayıtlara geçirilmesi, yeniçerilerin sivil meslek edinmesi ve kadro şişmesi sayılabilir. Sipahi sınıfının merkezi otorite üzerinde baskı kurması ise devşirme sisteminin değil tımar sisteminin bozulmasıyla ilgili bir gelişmedir. Sipahiler kapıkulu değil eyalet kuvvetleri olduğundan devşirme sisteminin çöküşüyle doğrudan bağlantılandırılamaz.
16. Osmanlı tarihinde 'Sokullu Mehmet Paşa dönemi' (1565–1579) ile 'Köprülüler dönemi' (1656–1703) karşılaştırıldığında, bu iki dönemin ortak özelliği olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Her iki dönemde de güçlü sadrazamların padişahın yerini işlevsel olarak doldurması ✓
- B) Her iki dönemde de Avrupa'ya yönelik büyük fetihler gerçekleştirilmesi
- C) Her iki dönemde de divan-ı hümayunun etkinliğinin artırılmış olması
- D) Her iki dönemde de Osmanlı Devleti'nin toprak genişlemesine devam etmesi
- E) Her iki dönemde de Yeniçeri Ocağı'nın tamamen ıslah edilerek eski gücüne kavuşması
Sokullu Mehmet Paşa dönemi, II. Selim ve III. Murat gibi devlet işleriyle fazla ilgilenmeyen padişahlar döneminde güçlü bir sadrazamın idareyi etkin biçimde yürüttüğünü gösterir. Köprülüler döneminde de dört güçlü sadrazam, IV. Mehmet başta olmak üzere birkaç padişah döneminde iktidarı fiilen elinde tutmuştur. Her iki dönemde de sadrazamlar işlevsel olarak padişahın yerini doldurmuştur. Yeniçeri ıslahı veya büyük fetihler bu iki dönemin ortak paydası değildir.
17. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'nın (1774) aşağıdaki hükümlerinden hangisi, antlaşmanın 'Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri' olarak nitelendirilmesinin en temel gerekçesidir?
- A) Rusya'nın Boğazlardan serbestçe geçiş hakkı elde etmesi
- B) Osmanlı'nın Eflak ve Boğdan üzerindeki egemenliğini yitirmesi
- C) Osmanlı'nın Kırım'ı Rusya'ya bırakması
- D) Osmanlı'nın ilk kez büyük miktarda savaş tazminatı ödemek zorunda kalması
- E) Rusya'nın Ortodoks Hristiyanların hamisi olarak tanınması ve Osmanlı iç işlerine müdahale kapısının açılması ✓
Küçük Kaynarca Antlaşması'nın (1774) en kritik maddesi, Rusya'nın Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hristiyanların hamisi sayılmasıdır. Bu hüküm, Rusya'ya Osmanlı'nın iç işlerine sürekli müdahale etme hakkı tanıdı ve sonraki yüzyılda Balkan milliyetçiliğinin önünü açtı. Kırım ise bu antlaşmayla Osmanlı'dan ayrılmamış, ancak bağımsız ilan edilmiş; Rusya'ya ilhak ancak 1783'te gerçekleşmiştir. Antlaşmanın dönüm noktası niteliği, tazminat veya sınır değişikliklerinden çok bu hamicilik hükmünden kaynaklanmaktadır.
18. Osmanlı Devleti'nde 'Müsadere sistemi'nin uygulanmasının ekonomik sonuçları değerlendirildiğinde, bu sistemin aşağıdakilerden hangisine yol açtığı savunulabilir?
- A) Servetin görünür birikiminden kaçınılmasına ve uzun vadeli yatırım kültürünün gelişememesine ✓
- B) Büyük tüccarların servetlerini kayıtlı hale getirerek vergi tabanının genişlemesine
- C) Büyük çaplı ticaret şirketlerinin kurularak Avrupalı rakiplere karşı rekabet edilmesine
- D) Esnaf loncalarının devlet denetiminden çıkarak serbest ticaret yapmalarına
- E) Yabancı tüccarların Osmanlı'daki faaliyetlerinin kısıtlanmasına
Müsadere sistemi, ölen devlet görevlilerinin ve zengin kişilerin mülklerine el konulmasını ifade eder. Bu uygulama, servet biriktirmenin tehlikeli görüldüğü bir ortam yarattı; büyük tüccarlar ve yöneticiler servetlerini taşınmaz yatırımlara, ticari genişlemeye değil; gayrimenkul, mücevher veya gizli depolama yollarıyla saklama eğilimine yöneldi. Bu durum uzun vadeli yatırım kültürünün ve büyük ticaret sermayesinin oluşmasını engelledi; Osmanlı ekonomisinin yapısal zafiyetlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
19. XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde 'ayan'ların siyasi güçleri zirveye ulaşmış ve 1808'de Sened-i İttifak imzalanmıştır. Bu belge, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisiyle en doğru biçimde tanımlanabilir?
- A) Avrupa'daki Magna Carta'ya benzer biçimde halkın temel haklarını güvence altına alan ilk Osmanlı belgesi
- B) Yeniçeri Ocağı'nın taşra üzerindeki tahakkümünü sona erdiren askeri bir düzenleme
- C) Osmanlı'da ilk anayasal düzenleme olup padişahın yetkilerini dini açıdan sınırlandırmıştır
- D) Âyanların ayrıcalıklarını merkezi yönetimin onayıyla tanıyan ve âyanla padişah arasındaki karşılıklı yükümlülükleri belirleyen bir belge ✓
- E) Osmanlı'da ilk kez meclis sistemini öngören ve âyanları yasama organı olarak tanımlayan bir sözleşme
Sened-i İttifak (1808), II. Mahmut ile âyanlar arasında imzalanmıştır. Belge, âyanların varlığını ve ayrıcalıklarını merkezi hükümetin tanıması karşılığında âyanların devlete bağlılığını ve asker-vergi yükümlülüklerini içermektedir. İngiliz Magna Carta'sına benzetilse de Magna Carta halkın haklarını kral karşısında güvence altına alırken, Sened-i İttifak yerel güçlerle merkezin karşılıklı yükümlülüklerini düzenlemektedir; halk haklarını koruma amacı taşımamaktadır. Meclis veya anayasal yapıyı öngören bir metin de değildir.
20. Osmanlı Devleti'nde 17. yüzyılda yaşanan Celali İsyanları'nın uzun vadeli en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Tımar sisteminin işlerliğini kaybetmesi
- B) Devşirme sisteminin uygulanamaması
- C) Anadolu'da demografik yapının bozulması ve tarım alanlarının terk edilmesiyle vergi tabanının kalıcı olarak daralması ✓
- D) Merkezi otoritenin geçici olarak zayıflaması
- E) Yeniçeri Ocağı'nın disiplininin sarsılması
Celali İsyanları'nın kısa vadeli sonuçları merkezi otoritenin sarsılması ve yeniçeri disiplininin bozulması olsa da uzun vadeli en kritik etkisi 'büyük kaçgun' denen demografik çöküştür. Anadolu köylülerinin isyanlardan kaçarak şehirlere ya da ücra bölgelere göçü, tarım arazilerinin ekimsiz kalmasına, nüfusun erimesine ve devletin tımar-vergi dengesinin kalıcı biçimde bozulmasına yol açmıştır. Bu durum, diğer şıklarda sayılan gelişmelerin temel nedeni konumundadır ve çarpan etkisiyle Osmanlı mali yapısını onlarca yıl etkilemiştir.
21. Osmanlı'da tımar sisteminin çözülmesini açıklayan aşağıdaki nedenler zincirinde boş bırakılan halkayı tamamlayan en doğru seçenek hangisidir? 'Uzun savaşlar → Piyade ağırlıklı ordu ihtiyacı → Kapıkulu sayısının artırılması → ________ → Tımar gelirlerinin hazineye aktarılması → Dirlik sahipsiz kalması'
- A) Tımarlı sipahilerin savaş dışı bırakılarak işlevini yitirmesi ✓
- B) Uzak seferlerin masraflarının artması
- C) Rüşvet ve iltizamın yaygınlaşması
- D) Devşirme sisteminin bozulması
- E) Yeniçerilerin esnaf loncalarına girmesi
Zincirin mantığı şöyledir: Uzun savaşlar ateşli silahların ve piyade birliklerinin önemini artırdı, bu da kapıkulu sayısının genişletilmesini zorunlu kıldı. Ancak bu genişleme, ordunun omurgasını oluşturan ve kendi geçimini topraktan sağlayan tımarlı sipahilerin gereksiz kılınması anlamına geliyordu. Sipahiler devre dışı bırakılınca tımar gelirleri hazine kontrolüne geçti, dirlikler sahipsiz kaldı ve iltizama verildi. Bu nedenle zincirin eksik halkası 'tımarlı sipahilerin işlevini yitirmesi'dir. Diğer seçenekler bu zincirin farklı noktalarındaki yan etkilerdir, ama nedensel zincirin tam ortasındaki halkayı değil.
22. Aşağıdaki antlaşmalar kronolojik sıraya konulduğunda Osmanlı'nın Batı karşısındaki diplomatik konumunun dönüşümünü en iyi hangisi ifade eder?
- A) Bu antlaşmaların hiçbiri toprak kaybına neden olmamıştır.
- B) Osmanlı, tüm antlaşmalarda eşit koşullarda müzakere etmiştir.
- C) Zsitvatorok (1606) → Karlofça (1699) → Pasarofça (1718) sürecinde Osmanlı, muhatap taraftan hükmedilen tarafa geçmiştir. ✓
- D) Pasarofça, Osmanlı açısından Karlofça'dan daha avantajlı bir antlaşmadır.
- E) Karlofça'dan itibaren Osmanlı tamamen savaş dışı kalmıştır.
Zsitvatorok (1606) antlaşmasında Osmanlı, Avusturya ile ilk kez eşit statüde müzakere masasına oturdu; bu bile bir kırılmaydı. Karlofça (1699)'da Osmanlı tarihinin en büyük toprak kayıplarını yaşadı (Macaristan, Transilvanya, Mora vb.) ve pasif dikte edilen taraf hâline geldi. Pasarofça (1718)'da ise daha da geniş topraklar (Sırbistan'ın bir kısmı, Eflak) Avusturya'ya bırakıldı. Bu üçlü sıralama, Osmanlı'nın 'hükmedenden hükmedilene' dönüşümünü antlaşmalar üzerinden somutlaştırmaktadır. D şıkkı yanlıştır çünkü Pasarofça daha ağır koşullar içermektedir.
23. Osmanlı tarihçisi Kâtip Çelebi'nin 17. yüzyılda kaleme aldığı 'Düsturü'l-Amel li-Islahi'l-Halel' adlı eserinde öne sürdüğü temel tez ile aşağıdaki modern tarih yorumlarından hangisi en çok örtüşmektedir?
- A) Batılı müdahale olmadan Osmanlı kendi kendini düzeltemezdi.
- B) Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması tek başına çöküşü önleyebilirdi.
- C) Osmanlı'nın gerileme süreci 18. yüzyılda başlamıştır.
- D) Kurumsal yozlaşma ve mali dengesizlik, askeri yetersizliğin önünde gelir. ✓
- E) Osmanlı çöküşü yalnızca askeri yenilgilerle açıklanabilir.
Kâtip Çelebi, eserinde kurumsal aksaklıkları ve mali çürümeyi merkeze alarak Osmanlı'nın sorunlarının salt askeri olmadığını, devlet mekanizmasının bütününde bir işlev bozukluğu yaşandığını savunmuştur. Bu yaklaşım, modern tarih yazımında özellikle Douglas Howard, Cemal Kafadar ve Baki Tezcan gibi tarihçilerin geliştirdiği 'kurumsal çöküş' modeliyle örtüşmektedir. A şıkkı tek nedenli açıklamayı, C şıkkı kronolojik yanılgıyı, D şıkkı dışsal müdahale vurgusunu, E şıkkı ise indirgemeci bir çözüm önerisini temsil eder; bunların hiçbiri Kâtip Çelebi'nin çok boyutlu analizi ile uyuşmaz.
24. 17.-18. yüzyıl Osmanlı taşrasında ayan ve hanedanların güçlenmesini açıklayan nedenler arasında aşağıdakilerin hangisi doğrudan ilişkilidir ancak diğerleriyle kıyaslandığında en belirleyici yapısal neden olduğu tartışmalıdır?
- A) Yeniçerilerin taşraya yerleşmesi
- B) İltizam sisteminin yaygınlaşarak malikane uygulamasına dönüşmesi ve bu sayede yerel güçlerin uzun vadeli vergi geliri kontrolü elde etmesi ✓
- C) Osmanlı merkezinin reform yapamaması
- D) Osmanlı'nın sürekli dış savaşlarla meşgul olması
- E) Avrupa ile artan ticaretin yerel tüccarları güçlendirmesi
Ayanların güçlenmesinde birden çok etken rol oynamıştır. Ancak akademik tartışmada en yapısal ve kalıcı neden olarak öne çıkan, iltizam sisteminin malikaneye dönüşmesidir. Malikane, yerel güçlere vergi toplama hakkını ömür boyu ve miras yoluyla devredebilir biçimde tanımaktaydı. Bu sayede ayanlar, merkeze olan mali bağımlılıklarını tersine çevirerek kendi silahlı güçlerini ve idari ağlarını oluşturdular. A şıkkı (dış savaşlar) ve E şıkkı (reform yetersizliği) bağlamsal arka plana, C şıkkı bir sonuca, D şıkkı ise bölgesel farklılıklar gösteren bir etkene işaret eder. En sistematik ve genel geçer açıklama B şıkkındadır.
25. Osmanlı Devleti'nde 'islahat' kavramı 17. yüzyıl başlarında yeniden düzenleme anlamında kullanılırken 18. yüzyıl sonunda farklı bir anlam kazanmıştır. Bu anlam kaymasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Osmanlı aydınlarının Batı dillerini öğrenmesi
- B) Dini otoritenin reform söylemini benimsemesi
- C) Matbaanın yaygınlaşmasıyla yeni fikirlerin hızla yayılması
- D) Padişahların daha aktif siyasi rol üstlenmesi
- E) Referans noktasının 'Kanuni dönemi ideali'nden 'Avrupai kurumlar'a kayması ✓
17. yüzyıl Osmanlı ıslahat literatüründe (Koçi Bey, Kâtip Çelebi) 'ıslahat', esas itibarıyla 'eski düzenin yeniden tesisi', yani Kanuni döneminin altın çağına geri dönme çabası olarak tanımlanmıştır. Oysa 18. yüzyıl sonunda ve 19. yüzyılda özellikle III. Selim ile başlayan Nizam-ı Cedid sürecinde referans noktası kayarak Batı kurumlarına ve tekniklerine yöneldi. Bu dönüşüm, Osmanlı reform düşüncesinde epistemolojik bir kırılmayı temsil eder. Diğer şıklar önemli olgulara işaret etse de doğrudan anlam kaymasının nedenini değil, bağlamını ya da sonuçlarını açıklar.