menu
MemurOl
Tarih Testleri

TARIH - osmanli kurulus yukselme (Bölüm 4)

TARIH - osmanli kurulus yukselme (Bölüm 4)

Soru 1 / 25

Osmanlı Devleti'nde 'istimalet' politikasının uygulanması, aşağıdaki hangi sonucu doğrudan ortaya çıkarmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Osmanlı Devleti'nde 'istimalet' politikasının uygulanması, aşağıdaki hangi sonucu doğrudan ortaya çıkarmıştır?

    • A) Rumeli beylerinin merkezi otorite karşısında özerklik kazanması
    • B) Fethedilen bölgelerdeki Hristiyan halkın gönüllü işbirliğini sağlayarak fetih sürecinin hızlanması
    • C) Tımar sisteminin Anadolu'da yaygınlaşması
    • D) Balkanlar'da Osmanlı karşıtı ittifakların zayıflatılması için Venedik ile antlaşma yapılması
    • E) Yeniçeri Ocağı'nın devşirme yöntemiyle güçlendirilmesi

    İstimalet, 'kolaylık gösterme, hoşgörü' anlamına gelir. Osmanlı'nın Balkan fetihlerinde yerel halka dini ve kültürel özgürlük tanıması, vergileri düşük tutması ve mülklere el koymaması, Bizans ve diğer Hristiyan yönetimlerin baskıcı tutumuna kıyasla büyük bir çekim gücü oluşturmuştur. Bu sayede pek çok bölge direnç göstermeksizin ya da sembolik dirençle Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Diğer şıklar istimalet politikasının doğrudan değil, dolaylı ya da hiç bağlantısı olmayan sonuçlarını yansıtmaktadır.

  2. 2. I. Murad döneminde kurulan Yeniçeri Ocağı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi, diğerleriyle kıyaslandığında tarihsel açıdan en kapsamlı ve doğru değerlendirmeyi içermektedir?

    • A) Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu, kapıkulu sisteminin doğmasına zemin hazırlamış; ancak bu süreçte tımar sipahilerinin önemi tamamen ortadan kalkmıştır.
    • B) Ocak, yalnızca Hristiyan tebaadan devşirilen çocuklardan oluştuğu için Osmanlı'nın hoşgörü politikasıyla çelişen tek askeri kurum olmuştur.
    • C) Devşirme sistemine dayanan Yeniçeri Ocağı, padişaha bağlılığı sayesinde Türk-Müslüman nüfusun siyasi ağırlığını azaltmış ve merkeziyetçiliği pekiştirmiştir.
    • D) Yeniçeri Ocağı'nın kurulmasıyla Osmanlı ordusu ilk kez düzenli bir piyade birliğine kavuşmuştur.
    • E) Yeniçeriler, tımar sisteminin dışında tutularak merkezi hazineden maaş almış; bu durum devlet otoritesinin güçlenmesine katkı sağlamıştır.

    B şıkkı en kapsamlı ve analitik değerlendirmedir. Devşirme kökenli Yeniçeriler, aile bağlarından ve toprak mülkiyetinden yoksun bırakılarak yalnızca padişaha sadık bir güç hâline getirilmiştir. Bu yapı, ileride güçlenebilecek Türk aristokrasisini ve aşiret liderlerini dengelemiş; merkeziyetçi devlet anlayışını desteklemiştir. A şıkkı yanıltıcıdır çünkü Osmanlı'da daha önce de piyade birlikler mevcuttu. C şıkkı doğru ama tek boyutludur. D şıkkı hatalıdır; devşirme Müslüman olmayan Hristiyan çocukları kapsar ancak bu hoşgörüyle 'çelişen tek kurum' nitelendirmesi yanlıştır. E şıkkı ise tımar sipahilerinin tamamen ortadan kalktığını ileri sürdüğü için hatalıdır.

  3. 3. Osmanlı Devleti'nde 'pencik' uygulaması ile 'devşirme' sistemi arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

    • A) Pencik uygulamasında esirler gönüllülük esasıyla Yeniçeri Ocağı'na alınırken, devşirmede zorunluluk söz konusudur.
    • B) Pencik yalnızca Rumeli'deki Hristiyanlar için geçerli iken devşirme Anadolu'daki gayrimüslimler için uygulanmıştır.
    • C) Devşirme sistemi daha erken bir dönemde ortaya çıkmış; pencik ise II. Murad döneminde devşirmenin yetersizliğini gidermek amacıyla geliştirilmiştir.
    • D) Her iki sistem de I. Murad döneminde aynı anda kurulmuş; birbirinin tamamlayıcısı olarak işlev görmüştür.
    • E) Devşirme sistemi Hristiyan tebaanın çocuklarından düzenli olarak yapılan seçimi kapsarken, pencik savaş esirlerinin beşte birinin devlet adına ayrılması esasına dayanmaktadır.

    Pencik, Türkçe-Farsça 'beşte bir' anlamına gelir. Savaşlarda ele geçirilen esirlerin beşte biri devlet adına ayrılır ve Yeniçeri ya da diğer kapıkulu birlikleri için kullanılırdı. Devşirme ise barış dönemlerinde Osmanlı tebaası olan Hristiyan çocukların belirli aralıklarla toplanması ve eğitilmesi esasına dayanır. İkisi ayrı kaynaklara dayanır: pencik esir kökenli, devşirme ise tebaa kökenlidir. E şıkkı yanlıştır; pencik, devşirmeden önce gelir ve geçici bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Devşirme, pencik sisteminin yetersizliği nedeniyle daha kurumsal bir alternatif olarak gelişmiştir.

  4. 4. Aşağıdaki gelişmeleri kronolojik sıraya koyduğunuzda, Osmanlı'nın Balkan hâkimiyetini kalıcılaştıran dönüm noktasını en iyi ifade eden sıralama hangisidir? I. Edirne'nin fethi II. I. Kosova Savaşı III. Sırpsındığı Muharebesi IV. I. Murat'ın şehit düşmesi V. Rumeli Hisarçığı'nın inşası

    • A) I – II – III – V – IV
    • B) III – I – IV – II – V
    • C) III – I – II – IV – V
    • D) III – II – I – IV – V
    • E) I – III – II – IV – V

    Doğru kronolojik sıra: III. Sırpsındığı (1364) – I. Edirne'nin Fethi (1369) – II. I. Kosova Savaşı (1389) – IV. I. Murat'ın şehit düşmesi (1389, Kosova'da) – V. Rumeli Hisarçığı'nın inşası (1452, II. Mehmed döneminde). Bu sıralama, Osmanlı'nın Balkan yayılmasının aşamalarını göstermektedir. Sırpsındığı, Osmanlı'nın Haçlı ittifakını büyük bir asimetrik zaferle yenmesinin ilk büyük örneğidir. Edirne'nin başkent yapılması ise kalıcılığın simgesidir. Rumeli Hisarçığı, İstanbul kuşatması hazırlığının parçasıdır.

  5. 5. Osmanlı tarihçilerinin 'fetret devri' olarak adlandırdığı dönem (1402–1413) incelendiğinde, bu sürecin Osmanlı devlet yapısı açısından ortaya koyduğu en kritik yapısal zafiyet aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bizans İmparatorluğu'nun bu dönemde topraklarını geri almayı başarması
    • B) Merkezi ordunun dağılmasıyla yeniçerilerin tasfiye edilmesi
    • C) Anadolu beyliklerinin Osmanlı topraklarını tamamen geri alması
    • D) Veliaht belirleme ve taht geçişini düzenleyen kurumsal bir mekanizmanın yokluğu
    • E) Balkanlardaki Hristiyan prensliklerinin Osmanlı'dan bağımsızlıklarını kazanması

    Fetret Devri (1402–1413), Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilmesinin ardından oğulları arasındaki taht kavgasıyla geçen on bir yıllık iç savaş dönemidir. Bu süreç, Osmanlı'da taht geçişini düzenleyen anayasal ya da kurumsal bir yapının olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Veraset sistemi 'ekber ve erşed' (en büyük ve en olgun) ilkesiyle fiilen Kanuni dönemine kadar netleşmemiş, öncesinde ise güçlü olan şehzade tahtı almıştır. Diğer şıklar tarihsel olarak ya yanlış ya da Fetret Devri'nin temel göstergesi değildir; örneğin Bizans bu dönemde toprak kazanımı sağlamamıştır.

  6. 6. II. Mehmed'in İstanbul'u fethetmeden önce Rumeli Hisarı'nı (Boğazkesen) inşa ettirmesinin stratejik gerekçesi aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bütünlüklü olarak açıklanmıştır?

    • A) Balkanlar'daki Haçlı ittifaklarının Boğaz üzerinden İstanbul'a asker taşımasını önlemek
    • B) Bizans'ın Trabzon İmparatorluğu ile olan bağlantısını koparmak ve ittifak kurmasını önlemek
    • C) Osmanlı donanmasının Karadeniz'e güvenli geçişini sağlamak ve Cenevizlilere karşı üs oluşturmak
    • D) Venediklilerin Karadeniz ticaretini engellemek ve Osmanlı gümrük gelirlerini artırmak
    • E) Anadolu Hisarı ile birlikte İstanbul Boğazı'nın tam kontrolünü sağlayarak şehre denizden yardım ve ikmal ulaşmasını kesmek

    Rumeli Hisarı (1452), Boğaz'ın en dar noktasında inşa edilmiştir. Karşı yakada daha önce yapılmış Anadolu Hisarı (1394, I. Bayezid) ile birlikte Boğaz'ın tamamı Osmanlı kontrolüne geçmiştir. Böylece Karadeniz'den İstanbul'a gelen Ceneviz, Venedik veya diğer devletlerin yardım gemileri denetim altına alınmıştır. Bu, sadece askeri bir hamle değil; İstanbul'u uluslararası destek ağından koparan diplomatik-stratejik bir hamleydi. A şıkkındaki ticari gerekçe ikincil öneme sahiptir. C, D ve E şıkları kısmen doğru unsurlar içerse de asıl stratejik gerekçe olan İstanbul'un denizden yalıtılmasını tam olarak yansıtmamaktadır.

  7. 7. Osmanlı'da 'tımar sistemi' ile Avrupa'daki 'feodal sistem' karşılaştırıldığında, iki sistem arasındaki en temel yapısal fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Avrupa feodalizminde merkezi otorite güçlüyken, Osmanlı tımar sisteminde toprak beyleri padişahtan bağımsız hareket edebiliyordu.
    • B) Feodal sistemde lord ile serf arasında karşılıklı yükümlülüklere dayanan bir hukuki ilişki varken, tımar sisteminde sipahi ile köylü arasında bu nitelikte bir bağ bulunmamaktadır.
    • C) Tımar sistemi yalnızca Anadolu'da uygulanmış, Rumeli'de farklı bir arazi düzeni benimsenmiştir.
    • D) Tımar sahipleri toprağın mülkiyetine değil yalnızca gelir hakkına sahipken, Avrupa'da feodal lordlar toprak üzerinde kalıtsal mülkiyet hakkına sahipti.
    • E) Tımar sisteminde toprak askerler arasında kalıtsal olarak paylaşılırken, feodal sistemde toprağın mülkiyeti devlete aittir.

    Tımar sisteminin Avrupa feodalizminden en temel farkı mülkiyet yapısıdır. Osmanlı'da tüm topraklar teorik olarak devlete (miri arazi) aittir; sipahi yalnızca o topraktan elde edilen vergi gelirini belirli koşullarla kullanma hakkına sahiptir. Bu hak kalıtsal değil, hizmet karşılığı verilir ve hizmet sona erince geri alınır. Avrupa feodalizminde ise lord, toprağın gerçek mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak babadan oğula geçer. Bu yapısal fark, Osmanlı'da güçlü bir merkezi otoritenin korunmasına zemin hazırlamış; Avrupa'da ise merkezi otoriteyi zayıflatan bir aristokrasi sınıfının doğmasına yol açmıştır. E şıkkı iki sistemi tam tersine çevirdiği için yanlıştır.

  8. 8. Yıldırım Bayezid'in Niğbolu Savaşı'ndan (1396) kısa süre sonra İstanbul'u kuşatması ve ardından Ankara Savaşı'nda (1402) Timur'a yenilmesi bir arada değerlendirildiğinde, bu süreç Osmanlı dış politikası açısından hangi yapısal çelişkiyi gözler önüne sermektedir?

    • A) Osmanlı'nın diplomatik araçlara başvurmak yerine yalnızca askeri güce güvenmesi
    • B) Aynı anda hem Batı'ya (İstanbul/Haçlılar) hem Doğu'ya (Timur) karşı iki cepheli bir strateji izlemenin yarattığı kapasite aşımı ve önceliklendirme zaafiyeti
    • C) Osmanlı'nın deniz gücünü ihmal ederek kara savaşlarına odaklanması
    • D) Balkanlardaki fetihlerin Anadolu birliğinin sağlanmasından önce gerçekleştirilmesiyle oluşan stratejik dengesizlik
    • E) Yeniçeri ordusunun iki cepheli savaşa teknolojik olarak hazırlıksız kalması

    Bayezid, Niğbolu'da Haçlı ordusunu yenerek Batı'daki en büyük tehdidi geçici olarak bertaraf etmiş; ardından İstanbul kuşatmasını sürdürmüştür. Ancak Timur'un Anadolu'ya yönelmesi karşısında kuşatmayı yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Bu durum, devletin hem Batı'da İstanbul'u fethetme hem de Doğu'da Timur'la baş etme kapasitesini aynı anda taşıyamayacağını ortaya koymaktadır. Stratejik seçim yapmak yerine iki büyük hedefe aynı anda yönelmek, Ankara yenilgisinin önemli bir nedenini oluşturmuştur. C şıkkı da kısmen doğrudur ancak soru iki olayın birlikte değerlendirilmesini istediğinden B şıkkı daha kapsamlı ve doğrudan bir analiz sunmaktadır.

  9. 9. Osmanlı Devleti'nde 'divan-ı hümayun' kurumunun Orhan Bey dönemindeki işleyişiyle Fatih Sultan Mehmed dönemindeki işleyişi karşılaştırıldığında, tespit edilebilecek en önemli yapısal değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Fatih'in divana katılımı kafes arkasından izleme uygulamasına geçmesiyle padişahın divan üzerindeki doğrudan denetimi zayıflamış; idari ağırlık sadrazama kaymıştır.
    • B) Divan-ı hümayun, Orhan Bey döneminde bağımsız bir yargı organı olarak faaliyet göstermiş; Fatih ise bu bağımsızlığı ortadan kaldırmıştır.
    • C) Orhan Bey döneminde divan yalnızca askeri kararlar için toplanırken, Fatih döneminde yargı ve maliye de kapsam içine alınmıştır.
    • D) Fatih döneminde divan üyelerinin sayısı azaltılmış, böylece karar alma süreci hızlandırılmıştır.
    • E) Fatih döneminde divan toplantılarının sayısı artırılmış, yargı yetkisi ise sadrazama devredilmiştir.

    Osmanlı'nın ilk dönemlerinde padişahlar divan toplantılarına bizzat başkanlık etmiştir. Fatih Sultan Mehmed ise divana katılmak yerine kafes arkasında oturarak toplantıları gizlice izleyen bir uygulama başlatmıştır (perde arkası uygulaması). Bu değişiklik iki önemli sonuç doğurmuştur: Birincisi, padişahın 'erişilmez ve kutsal' imgesini güçlendirmiştir. İkincisi, divana fiilen başkanlık eden sadrazamın ağırlığını artırmış ve gelecekte padişah-sadrazam dengesini sadrazam lehine değiştirebilecek bir yapısal zemin hazırlamıştır. Bu gelişme Osmanlı merkezi yönetiminin en kritik kurumsal dönüşümlerinden biridir.

  10. 10. Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecinde Anadolu'daki diğer Türkmen beylikleriyle karşılaştırıldığında, Osmanlı'nın kalıcı bir devlete dönüşmesini açıklayan faktörler arasında hangisi tarih yazımında en tartışmalı ve en az belgelenmiş olanıdır?

    • A) Kayı boyuna mensup Osman Gazi'nin Türkmen geleneklerine göre diğer beyliklere üstün gelecek özel bir 'kut' taşıdığına dair inanç
    • B) Osmanlı'nın uç bölgesinde konuşlanması ve sürekli fetih olanaklarına sahip olması
    • C) Orhan Bey döneminde vezirlik, kadılık ve defterdarlık gibi kurumların oluşturulmasıyla idari yapının kurumsallaşması
    • D) Bizans sınır aristokrasisinden devralınan kurumsal deneyim ve yerel işbirliği ağlarının Osmanlı yönetimine entegre edilmesi
    • E) Osmanlı hanedanının güçlü bir gazâ ideolojisini meşruiyet zemini olarak kullanması

    C şıkkında belirtilen 'kut' inancı (ilahi hükümdarlık kılığı, göksel iktidar meşruiyeti) erken Türk-İslam devlet geleneğinde mevcuttur; ancak Osmanlı kuruluş tarihyazımında bu unsur büyük ölçüde geriye dönük olarak kurgulanmış ve belgelenmesi oldukça zordur. Osman Gazi dönemine ait doğrudan Osmanlı kaynakları son derece sınırlıdır; erken dönem kronikler 14. yüzyıldan çok sonra kaleme alınmıştır. Diğer şıklar (uç konumu, gazâ ideolojisi, kurumsal gelişim, yerel ittifaklar) daha somut tarihsel kanıtlarla desteklenebilir bulgulardır. Tarihçi Paul Wittek'in gazâ tezi de dahil birçok kuruluş teorisi, erken dönem kaynaklarının yetersizliği nedeniyle hâlâ tartışmalıdır.

  11. 11. I. Bayezid'in Anadolu beyliklerini ilhak etme politikası ile II. Murad'ın bu beyliklere yönelik daha temkinli tutumu karşılaştırıldığında, iki yaklaşım arasındaki stratejik farklılığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle daha doğru açıklanabilir?

    • A) II. Murad'ın askeri kapasitesinin Bayezid'e kıyasla yetersiz kalması
    • B) II. Murad döneminde Balkanlardaki Haçlı baskısının tüm askeri kaynakları batı cephesine yönlendirmesi
    • C) Anadolu beyliklerinin Fetret Devri'nde elde ettikleri bağımsızlığı uluslararası tanınma yoluyla pekiştirmeleri
    • D) Osmanlı ulemasının Anadolu Müslümanlarına karşı savaşı dinen meşrulaştırmayı reddetmesi
    • E) Bayezid'in Ankara yenilgisinin ardından çöken Osmanlı otoritesini yeniden inşa etme zorunluluğunun II. Murad'ı daha uzlaşmacı bir politikaya yöneltmesi ve Ankara'nın yarattığı kurumsal hafızanın etkisi

    Ankara Savaşı (1402) Osmanlı'nın Anadolu üzerindeki hâkimiyetini çökertti; Timur, ilhak edilmiş beylikleri eski hanedanlarına iade etti. Bu tablo, Bayezid'in hızlı ilhak politikasının ne denli kırılgan bir yapı ortaya koyduğunu gösterdi. II. Murad, bu kurumsal hafızanın da etkisiyle Anadolu beyliklerine karşı daha kademeli ve diplomatik bir politika izledi; güç kullanmak yerine evlilik ittifakları ve vasal ilişkilerini tercih etti. D şıkkı tarihsel olarak kısmen doğrudur (Varna 1444, II. Kosova 1448 gibi seferler); ancak sorunun odağı olan iki politika arasındaki 'temel stratejik neden' olarak Ankara deneyiminin yarattığı kurumsal hafıza çok daha belirleyicidir.

  12. 12. Osmanlı'da 'ulema' sınıfının yükselme dönemindeki işlevi düşünüldüğünde, bu sınıfın devlet aygıtına entegrasyonunun en kritik siyasal sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Dini meşruiyetin kurumsal olarak devlet otoritesine eklemlenmesi ve şeyhülislamlık makamı üzerinden padişah kararlarının İslam hukuku çerçevesinde onaylanır hâle gelmesi
    • B) Ulemanın Osmanlı saray bürokrasisini doğrudan yönetmesi ve veziriazamların atanmasında belirleyici rol oynaması
    • C) Ulemanın kadılık görevi aracılığıyla taşrada hem yargı hem vergi toplama işlevini üstlenmesi
    • D) Ulemanın medreseler aracılığıyla devşirme kökenli bürokratların eğitimini üstlenerek Yeniçeri Ocağı üzerinde ideolojik denetim kurması
    • E) Osmanlı'nın Sünni İslam yorumunu Balkan fetihlerinde propaganda aracı olarak kullanması

    Osmanlı devletinin İslami meşruiyet zeminine yerleşmesi, ulemanın devlet yapısıyla kurumsal bütünleşmesiyle mümkün olmuştur. Özellikle şeyhülislamlık makamının güçlenmesiyle birlikte padişah kararları, savaş ilanları ve idam hükümleri gibi kritik eylemler fetva aracılığıyla İslam hukukuna uygunluk kazanmıştır. Bu yapı çift taraflıdır: ulema devlet desteğiyle güç kazanmış, devlet de dini otorite aracılığıyla meşruiyet üretmiştir. C şıkkı hatalıdır çünkü medreseler devşirme eğitimini değil, geleneksel İslami eğitimi yürütürdü; devşirmeler Enderun'da yetiştirilirdi. E şıkkı da abartılıdır; ulema güçlü ama doğrudan yönetici değildi.

  13. 13. Osmanlı Devleti'nin yükselme döneminde izlediği 'klasik dönem' vergi politikası değerlendirildiğinde, aşağıdaki hangi ifade Osmanlı mali sisteminin iç tutarlılığını doğru biçimde yansıtmaktadır?

    • A) Osmanlı, İslam hukukunun öngördüğü vergi türlerini (öşür, haraç, cizye) Avrupa'dan devralınan tahrir geleneğiyle birleştirerek özgün bir vergi kadastrosu geliştirmiştir.
    • B) Müslüman ve gayrimüslim tebaa aynı vergi yükümlülüklerine tabi tutulmuş; böylece vergi adaleti sağlanmıştır.
    • C) Osmanlı vergi sistemi, eyaletlerin kendi kaynaklarına dayanmasını engelleyerek güçlü bir merkezi mali yapı oluşturmuştur.
    • D) Tımar düzeni, merkezi hazineye gelir aktarmadığından Osmanlı'nın büyük çaplı deniz seferlerini yürütmesi mali açıdan mümkün olmamıştır.
    • E) Osmanlı'nın temel vergi kaynağı cizye olmuş; bu nedenle Balkan fetihlerinin ardından Müslümanlaştırma politikası bilinçli olarak reddedilmiştir.

    A şıkkı, Osmanlı mali sisteminin iki temel bileşenini doğru biçimde tanımlamaktadır: İslam hukukundan gelen vergi kategorileri (öşür: onda bir tarım vergisi; haraç: gayrimüslim ya da fethedilen arazilerden alınan toprak vergisi; cizye: gayrimüslimlerden alınan kişi başı vergi) ve tahrir yöntemi (tüm hane ve gelir kaynaklarının sistematik biçimde defterlere kaydedilmesi). Bu ikisinin bireşimi, Osmanlı'ya hem dini meşruiyet hem de idari etkinlik sağlamıştır. B şıkkı yanlıştır; cizye yalnızca gayrimüslimlere uygulanmıştır. C şıkkı nedensellik bağı bakımından hatalıdır. D şıkkı yanlıştır; merkezin avarız ve gümrük gelirleri gibi başka mali kaynakları da mevcuttu.

  14. 14. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinin ardından Bizans kurumlarını ve devlet töresini Osmanlı yönetimine entegre ettiği bilinmektedir. Bu 'sentez' politikasının en somut kurumsal yansıması aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Rum Ortodoks Kilisesi'ne tanınan millet statüsü ve patrikhanenin yeniden örgütlenerek Osmanlı idari yapısına dahil edilmesi
    • B) Bizans'ın çift başlı kartal armasının Osmanlı hanedan simgesi olarak kullanılmaya başlanması
    • C) Bizans saray protokolünün aynen benimsenerek Osmanlı divanında uygulanmaya konulması
    • D) Bizans'ın eyalet yönetim birimlerinin (thema) doğrudan Osmanlı sancak sistemine dönüştürülmesi
    • E) Bizans altın para birimi olan hiperpiron'un Osmanlı gümüş akçesiyle eş değer tutularak ortak bir para sistemine geçilmesi

    Fatih, İstanbul'un fethinin ardından Rum Ortodoks cemaatini 'millet' olarak tanımış ve Gennadios Scholarios'u yeni patrik olarak atamıştır. Bu hamleyle Patrikane, dini otorite olmaktan öte, Osmanlı taşra yönetiminde kendi cemaati üzerinde yargı, eğitim ve sivil düzenleme yetkilerine sahip bir idari birime dönüştürülmüştür. Bu, Osmanlı'nın fethettiği toplulukları direniş odağına dönüştürmek yerine devlet yapısına entegre etme politikasının kurumsal doruk noktasıdır. A ve C şıkları tarihsel olarak doğrulanmamıştır. D şıkkı kısmen doğru bir izlenim verse de thema-sancak dönüşümü doğrudan ve birebir olmamıştır. E şıkkı tarihsel olarak gerçekleşmemiştir.

  15. 15. Aşağıdaki Osmanlı-Venedik ilişkilerine ait gelişmeler, Osmanlı'nın deniz gücünü geliştirme süreciyle ilişkilendirildiğinde, hangi çıkarım en tutarlı analitik değerlendirmeyi ortaya koymaktadır? I. 1416 Gelibolu Deniz Savaşı'nda Venedik, Osmanlı donanmasını yenmiştir. II. Fatih döneminde (1463–1479) Osmanlı-Venedik Savaşı gerçekleşmiştir. III. II. Bayezid döneminde Kemal Reis komutasında Osmanlı donanması Akdeniz'de etkin olmaya başlamıştır. IV. Preveze Deniz Muharebesi (1538) Osmanlı'nın Akdeniz üstünlüğünü pekiştirmiştir.

    • A) Osmanlı'nın deniz gücü, kara kuvvetleriyle eş zamanlı gelişmiş; Gelibolu yenilgisi bu süreci yavaşlatmamıştır.
    • B) Gelibolu yenilgisi, Osmanlı'nın deniz gücü gelişiminde geçici bir sapma olmakla birlikte; Fatih ve II. Bayezid dönemlerindeki yatırımlar, Preveze'de zirveye ulaşan kümülatif bir kapasite artışını yansıtmaktadır.
    • C) Venedik ile sürdürülen savaşlar, Osmanlı donanmasını güçlendirmiş; fakat bu güçlenme kara ordusunun kapasitesini zayıflatmıştır.
    • D) Preveze zaferi, Osmanlı'nın kara gücünü denize taşımasıyla değil; tamamen yeni inşa edilen kadırga teknolojisiyle açıklanmalıdır.
    • E) I'den IV'e giden süreç, Osmanlı'nın yaklaşık 120 yılda deniz gücünde yapısal bir dönüşüm yaşadığını; ancak bu dönüşümün kapasite birikiminden çok bürokratik reformla gerçekleştiğini göstermektedir.

    C şıkkı, verilen dört gelişmeyi en tutarlı biçimde birleştiren analizdir. Gelibolu (1416) yenilgisi Osmanlı'nın denizde henüz olgun olmadığını göstermiştir. Ancak bu yenilgi, denizcilikten vazgeçilmesine değil; tersine daha sistemli bir deniz yatırımına zemin hazırlamıştır. Fatih'in Venedik ile uzun soluklu deniz savaşı (1463–1479), Osmanlı donanmasının kapasitesini zorlamış ve hızlı gelişmesini sağlamıştır. II. Bayezid'in Kemal Reis aracılığıyla Akdeniz'de etkin politikalar izlemesi, birikimi olgunlaştırmıştır. Preveze ise bu 120 yıllık birikim sürecinin doruk noktasıdır. B şıkkı 'bürokratik reformla gerçekleşti' iddiasıyla yanıltıcıdır; kapasite birikimi de belirleyici rol oynamıştır.

  16. 16. Osmanlı Devleti'nde 'istimâlet' politikasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Devşirme sisteminin Balkanlar'da uygulanmasını meşrulaştırmak
    • B) Fethedilen bölge halklarının gönlünü kazanarak kalıcı hâkimiyet sağlamak
    • C) Anadolu beyliklerini Osmanlı bünyesine katmak için kullanılan askerî strateji
    • D) Yeniçeri ordusunu yeni fetihler için motive etmek
    • E) Fethedilen bölgelerin halkını zorla İslamlaştırmak

    İstimâlet, 'gönül alma, hoşgörü' anlamına gelir. Osmanlılar Balkanlar'daki fetihlerde yerel halkı zorlamak yerine vergi muafiyeti, din ve örf serbestisi tanıyarak halkın desteğini kazanmayı amaçlamıştır. Bu politika sayesinde pek çok bölge savaşmadan teslim olmuş, Osmanlı kalıcı bir hâkimiyet kurabilmiştir. Diğer şıklar istimâletin tanımıyla örtüşmez.

  17. 17. Osmanlı'da 'tımar sistemi' ile 'iltizam sistemi' arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Tımarda sipahi hem askerlik hem vergi toplama yükümlüsüyken, iltizamda mültezim yalnızca vergi toplamakla yükümlüdür
    • B) Tımar sisteminde devlete vergi ödenmez, iltizamda ödenir
    • C) Tımar yalnızca Anadolu'da, iltizam yalnızca Rumeli'de uygulanmıştır
    • D) İltizam sistemi Yükselme Dönemi'nin tipik uygulaması olup tımara göre daha erken ortaya çıkmıştır
    • E) Tımarda toprak devlete, iltizamda toprağın mülkiyeti kişiye aittir

    Tımar sisteminde sipahiye belirli bir bölgenin vergi geliri devlet adına toplaması şartıyla verilir ve sipahi bu gelirle kendi at, silah ve askerini temin ederek sefere katılmak zorundadır; dolayısıyla hem mali hem askerî işlev üstlenir. İltizam sisteminde ise mültezim vergi gelirini peşin öder, devlet anlık nakit elde eder; mültezim sadece kâr amacıyla hareket eder, askerî yükümlülük yoktur. Diğer seçeneklerdeki bilgiler hatalıdır.

  18. 18. I. Murat döneminde kurulan Yeniçeri Ocağı'nın kuruluş sürecini diğer dönem uygulamalarından ayıran en belirleyici özellik aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kapıkulu sisteminin temeli olarak doğrudan padişaha bağlı, maaşlı ve sürekli bir ordu oluşturulması
    • B) Anadolu beyliklerinden toplanan askerlerle oluşturulması
    • C) Tımarlı sipahilerin devre dışı bırakılarak yerlerini alması
    • D) İlk kez Türk çocuklarının askere alınması
    • E) Haçlı ordularına karşı savunma amacıyla kurulmuş olması

    Yeniçeriler, devşirme yoluyla toplanan gayrimüslim çocukların Türk-İslam kültürüyle yetiştirilmesiyle oluşturulmuştur. Kapıkulu sisteminin çekirdeğini teşkil ederler; doğrudan padişaha bağlıdırlar, sefere gitsin ya da gitmesin maaş alırlar (maaşlı-düzenli ordu). Bu özellikleri, çağdaş Avrupa'da bile nadir görülen kalıcı merkezi ordu anlayışını yansıtır. Tımarlı sipahiler bu süreçte devre dışı bırakılmamış, paralel yapılar olarak varlığını sürdürmüştür.

  19. 19. Osmanlı'nın Balkanlarda kalıcı hâkimiyet kurmasında aşağıdaki faktörlerden hangisi diğerlerine kıyasla yapısal (kurumsal) bir nitelik taşır?

    • A) Bizans'ın iç çatışmalarından yararlanılması
    • B) Haçlı Seferlerinin Batı Avrupa'da kaynakları tüketmesi
    • C) Venedik ve Ceneviz tüccarlarıyla yapılan ticaret antlaşmaları
    • D) Sırp ve Bulgar krallıklarının kendi aralarındaki çatışmaları
    • E) Fethedilen topraklarda iskân politikasının sistemli biçimde uygulanarak demografik denge kurulması

    Osmanlılar fethettiği Balkan topraklarına Anadolu'dan Türkmen nüfusu iskân etmiş (sürgün ve iskân politikası), bölgenin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirmiştir. Bu kurumsal-yapısal bir politikadır; anlık koşullara değil, uzun vadeli stratejik hesaplara dayanır. Diğer şıklar konjonktürel ya da dışsal (Osmanlı'nın kontrolünde olmayan) faktörlerdir ve kalıcı hâkimiyetin açıklaması olarak yetersiz kalır.

  20. 20. Fatih Sultan Mehmed'in 'Kanunname-i Âl-i Osman' adlı eseriyle getirdiği en tartışmalı düzenleme aşağıdakilerden hangisidir ve bu düzenlemenin temel gerekçesi nedir?

    • A) Tımar sisteminin anayasal güvenceye kavuşturulması; sipahi sınıfını korumak
    • B) Devşirme sisteminin zorunlu kılınması; orduyu güçlendirmek
    • C) Kardeş katli uygulamasının yasallaştırılması; taht kavgalarının yol açtığı iç savaşları önlemek
    • D) Sadrazamlık makamının kalıcı hale getirilmesi; padişahın yükünü hafifletmek
    • E) Divan-ı Hümayun'un kaldırılması; merkezi otoriteyi tek elde toplamak

    Fatih'in kanunnamesindeki kardeş katli maddesi, 'nizâm-ı âlem' (düzenin korunması) gerekçesiyle öz kardeşlerin öldürülmesini devlet yararına meşru saymıştır. Bu hüküm, tahta geçen padişahın taht rakiplerini ortadan kaldırmasını hukuken onaylamış; ancak aynı zamanda dönemin en sert eleştirilerine de konu olmuştur. Diğer şıklarda yer alan uygulamalar Osmanlı tarihinde var olmakla birlikte bu kanunnamenin özgün ve tartışmalı içeriğiyle örtüşmez.

  21. 21. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Osmanlı'nın Anadolu siyasetinde 'ilhak' yerine 'himaye ve vassallık' yolunu tercih ettiğinin en güçlü kanıtıdır?

    • A) Germiyanoğulları topraklarının çeyiz yoluyla alınması
    • B) Karaman Beyliği'nin defalarca yenilmesine karşın bir süre varlığını sürdürmesi
    • C) Timur'un Anadolu beyliklerini yeniden kurmasından sonra Osmanlı'nın bu beylikleri tekrar fethetmesi
    • D) Anadolu birliğinin II. Murat döneminde tamamlanması
    • E) Karamanoğlu İbrahim Bey'in Fatih'e tabi olması

    Osmanlı, Karaman Beyliği'ni defalarca askeri olarak yenmiş; ancak bölgenin engebeli coğrafyası, nüfusun direnç potansiyeli ve doğu cephesindeki tehditler nedeniyle tamamen ilhak etmek yerine zaman zaman vassallık ilişkisiyle idare etmiştir. Bu örünek, Osmanlı'nın gerektiğinde esnek bir siyaset izlediğini gösterir. Diğer seçenekler ilhak yolunun örnekleridir ya da doğrudan vassallık ilişkisini göstermez.

  22. 22. Osmanlı'nın Yükselme Dönemi'nde Venedik ile imzalanan antlaşmalar incelendiğinde, aşağıdaki yargılardan hangisi bu ilişkinin niteliğini en doğru biçimde özetler?

    • A) İki taraf arasında yalnızca dinî gerilime dayalı, kalıcı bir düşmanlık söz konusudur
    • B) Osmanlı her zaman üstün konumdayken Venedik savunma pozisyonunda kalmıştır
    • C) Venedik, Osmanlı ile ittifak kurmak yerine daima Haçlı cephesini tercih etmiştir
    • D) İlişki, dönemin koşullarına göre savaş ve ticaret antlaşmalarının iç içe geçtiği pragmatik bir denge üzerine kuruludur
    • E) Osmanlı hiçbir zaman Venedik'e kapitülasyon vermemiştir

    Osmanlı-Venedik ilişkileri ideolojik değil pragmatiktir. İki taraf zaman zaman savaşmış (Mora, Ege adaları), zaman zaman ticaret antlaşmaları imzalamıştır. Venedik'in Osmanlı'ya karşı tek başına Haçlı cephesi oluşturması neredeyse imkânsızdı; ekonomik çıkarlar siyasi hesapların önüne geçmiştir. Osmanlı'nın Venedik'e 1479'da kapitülasyon vermesi de bu pragmatizmin somut kanıtıdır. Dolayısıyla ilişkiyi tek boyutlu düşmanlık ya da mutlak üstünlük çerçevesinde değerlendirmek hatalıdır.

  23. 23. Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde 'kul sistemi' (gulam/devşirme) ile geleneksel Türk-Müslüman aristokrasisinin birlikte varolması hangi temel gerilimi yaratmıştır?

    • A) Şeyhülislamların devşirme sistemine dini itirazları nedeniyle çıkan hukuk krizleri
    • B) Tımarlı sipahilerin Balkan fethini reddetmesi
    • C) Devşirme kökenli vezirler ile Türk-Müslüman kökenli vezirler arasındaki iktidar mücadelesi
    • D) Türkmen aşiretlerinin devşirme çocuklarına askerlik öğretmeyi reddetmesi
    • E) Yeniçerilerin Anadolu'da tımar topraklarını ele geçirme girişimleri

    Kul sistemi, padişahın kişisel sadakatine dayalı bir yönetici sınıfı yaratmıştır. Ancak bu, geleneksel Türk-Müslüman beylerini ve onların toplumsal statüsünü tehdit etmiştir. Özellikle Çandarlı ailesinin Fatih tarafından tasfiyesi bu gerilimin doruk noktasıdır; Fatih, Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirerek devşirme kökenlilere sadrazamlık yolunu açmıştır. Bu gerilim 15-16. yüzyıl Osmanlı siyasetinin yapısal bir özelliğidir.

  24. 24. Osmanlı'da 'örfi hukuk' ile 'şer'i hukuk' ikiliğinin ortaya çıkmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Ulema sınıfının şer'i mahkemeleri denetleme yetkisini kaybetmesi
    • B) Padişahların İslam hukukunu uygulamak istememesi
    • C) Haçlı saldırıları nedeniyle şer'i mahkemelerin işlevsiz kalması
    • D) Devşirme kökenli vezirler aracılığıyla Hristiyan hukukunun sisteme sızması
    • E) İslam hukukunun kamu yönetimi, vergi ve ceza hukuku gibi alanlarda yeterli düzenlemeler içermemesi nedeniyle padişahın bu boşlukları kanunlarla doldurması

    Şer'i hukuk, ibadet, aile, miras ve kişisel statü gibi alanlarda kapsamlıdır; ancak devletin yönetim, maliye ve ceza gibi kamusal alanlarındaki ihtiyaçları karşılamak için yeterli olmamıştır. Bu boşluğu doldurmak amacıyla padişah, 'örf' yetkisine dayanarak kanunnameler çıkarmıştır. Fatih ve Kanuni'nin kanunnameleri bu ikiliğin en olgun örnekleridir. Diğer şıklar tarihsel gerçeklikle örtüşmez.

  25. 25. Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı'nın Haçlı kuvvetlerini Niğbolu'da (1396) ağır biçimde yenmesine karşın Timur'a Ankara'da (1402) yenilmesi, Osmanlı'nın hangi yapısal zaafiyetini ortaya koymuştur?

    • A) Donanmanın Karadeniz'de yetersiz kalması
    • B) Devşirme sisteminin henüz tam olarak oturmaması
    • C) Türkmen aşiret güçlerine olan bağımlılık ve bu güçlerin kalıcı bağlılıklarının sağlanamamış olması
    • D) İstanbul'un fethedilmemiş olmasının lojistik dezavantaj yaratması
    • E) Yeniçeri ordusunun sayıca yetersizliği

    Ankara Savaşı'nda Timur, Bayezid'in ordusundaki Anadolu beyliklerine mensup Türkmen kuvvetlerini saf değiştirmeye ikna etti. Bu kuvvetler savaş sırasında Timur saflarına geçince Osmanlı ordusu çöktü. Bu durum, Osmanlı'nın henüz yükselen devlet evresinde Anadolu'daki yerel güçler üzerindeki denetiminin kırılgan olduğunu göstermektedir. Niğbolu'da Haçlılara karşı parlak zafer kazanılmış olması bu zaafiyeti örtüyor, Timur bu gedikten yararlanmıştır.